İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Türk Başvurusu (B. No: 2014/19248)

1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek

Başvuru No2014/19248Tarih5 Nisan 2017Okuma16 dk · 3.152 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Türk Başvurusu (3)

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/19248
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.152 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu tarafından posta yolu ile gönderilmek

istenen ve içeriğinde başvurucuya göre geçmişte yaşanan olayların anlatıldığı

mektubun ceza infaz kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlâl edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu hakkında Diyarbakır (kapatılan) 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/12/1999 tarihli kararıyla 36 yıl hapis cezası verilmiştir.

10. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

(Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile

göndermek istediği mektup, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının

(Disiplin Kurulu) 5/9/2014 tarihli ve 2014/115 numaralı kararıyla

alıkonulmuştur.

11. Anayasa Mahkemesi Komisyonlar Başraportörlüğünün

yazısı üzerine mektubun onaylı bir sureti Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından

24/7/2015 tarihinde gönderilmiştir.

12. Başvurucu tarafından başka bir ceza infaz kurumunda hükümlü

olan kişiye gönderilmek istenen zarf içerisinde üç farklı kişi tarafından

yazılmış dört adet mektup bulunmaktadır. Mektuplar birkaç kelime dışında Türkçe

yazılmıştır ve toplam yirmi sayfadan oluşmaktadır. Mektuplarda anlatılan

olaylarda, mektubu kaleme alan kişilerin farklı tarihlerde içinde bulundukları

silahlı çatışma ortamları ve yaşadıkları olaylar anlatılmıştır. Geçmişte

yaşandığı iddia edilen olaylara ilişkin ayrıntılar içeren bu yazılar mektubu

kaleme alanların diliyle doğrudan anlatılmıştır.

13. Söz konusu mektuplarda yer alan bazı kısımlar şöyledir:

".. 27 Ocak 1998'de Tokat'ta dördüncü kez

yaralanacaktım. Ancak bu kez aldığım kurşun yarası önceki yaralanmalarıma

nazaran daha ağır olmasa da esir olmama neden olacak ve .. yaralanmalarımın en

ağırı olacaktı. Bir özgürlük savaşçısı için esir düşmenin ne demek olduğunu

ancak esir düşen özgürlük savaşçısı bilir. Bu acının tarifi yok. Henüz bunun

için sözcükler türetilmemiş.

Ocak ayıydı. Kış üslenmemiz deşifre olduğundan

üslenme yerini değiştirmek zorundaydık. .. Yolumuz umduğumuzdan da uzun sürdüğü

için erzağımız bitmişti. .. Saat dokuza doğru on iki

gündür temizlemediğim silahımı temizlemeye hazırlanıyordum. .. Bu havada ve

gündüz hareket etmemizin doğru olmadığını, çevre köylerde bulunan karakollardan

mutlaka görüleceğimizi, bunun da düşmanın operasyonunu beraberinde getireceğini

söyledim.

.. Tepeyi aşıp vadiye indiğimizde yoğun ayak

izlerini gördük. Ayakkabı izlerinden asker olduğunu anladık. .. Pusuya

düşmüştük. İlk ateşle birlikte baldırımdan yaralanmıştım. Ben de kısa sürede

kendimi toparlayarak karşılık vermiştim. Ama açıktaydım. Etrafta beni koruyacak

bir şey yoktu. ..

Bulunduğum yerden ateş açılmadığını gören

düşman güçleri yaşamımı yitirdiğimi düşünmüş olacaklar ki, rahat bir şekilde üstüme

geldiler. .. Saldırı işkencesinin etkisiyle bayılmıştım. Tekrar kendime

geldiğimde ayaklarımdan tutup yerde sürüklediler. Esir düştüğümü anladım. Ve

bir özgürlük savaşçısının yaşayabileceği en büyük acıyı o anda yaşadım.

Yapacağım tek şey kalmıştı; esir de düşsem ve ne olursa olsun bugüne kadar

olduğu gibi bundan sonra da ideallerime değerlerime layık olmaktı, yaşamaktı. O

anda bir kez daha söz verdim. .."

"Takvimler Ekim ayının ikisini

gösteriyordu. .. ağaçlar sararan yapraklarını dökmüş yeni bir mevsimin çoktan

başladığını gösteriyordu. Bu da eylemsizlik ve hareketsizliğin yani gerillanın

sıkıldığı pek de sevmediği bir sürecin başlaması demekti. Ancak hala bölgede

düşman güçleri vardı ve sık sık çatışmalar yaşanıyordu. Bir yerde yılın rövanşı

alınmak isteniyordu. Bizim tabur Kulp tarafındandı. Düşmanın yoğun

operasyonlarından dolayı, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tepe nöbetini devir

alamaya gittiğimizde, arkadaşlar ne olursa olsun bu tepeyi bırakmamamızı

tembihlemişlerdi. Sabah saat on civarı Gomak tepesi

ve çevresinde çatışmalar başlamıştı. .. çatışmanın başlamasından kısa bir süre

sonra telsizden tepeyi bırakıp Gomak boğazına

gitmemiz isteniyordu. .. Boğazda taburdan sadece birkaç arkadaş vardı. ..

Yapılacak tek şey vardı. Düşen tepeyi geri

almak yoksa taburun hepsi imha olabilirdi. Bu tür durumlarda iş gönüllüğe bağlı

olduğunu biliyorduk. Ben ve iki arkadaş gönüllü olarak tepeyi geri almak için

saldırıya geçmeyi önerdik. Önerimiz kabul edildi. Arkadaşlar biksiyi bırakıp daha hafif ve kullanışlı olduğundan kleş almamı önerdiler. Bu öneriyi kabul etmeyerek biksi ile gideceğimi söyledim. .. Kendal

arkadaş hem biksinin şeridini tutuyor hem de

tarıyordu. Bir arkadaş ta diğer yanımda sloganlarla birlikte öne fırladık.

Açığa çıkmamızla yağmur gibi kurşun üzerimize yağdırılmaya başlandı. Biz de hız

kesmeden rastgele tarıyorduk. .."

".. İlk yaralanmam 94 Temmuzunda oldu.

Baharla birlikte düşman güçleri Lice, Genç Kulp üçgeninde bulunan bölgeye büyük

bir güçle saldırı düzenlemişti. .. Düşmanın bölgeye yığdığı büyük güçle

birlikte artık bölgede gündüz düşman, gece ise gerilla hakimdi.

.. Bir Temmuz günüydü. Serhıldan

arkadaş sorumluluğunda yedi kişilik bir grupla beraber akşamdan

hazırlıklarımızı yapıp gelecek düşman gücüne pusu kuracağımız yere gitmiştik. Yapacağımız

eylemin önemi tüm arkadaşlarda bir heyecan yaratmış olsa da, yılların getirdiği

deneyimle arkadaşlar rahat, adeta günlük bir yapıyormuş gibiydiler. Benim ise

sivil hayatta gördüğüm bu düşman güçlerinin bende yarattığı farklı duyguların

yanında, düşmanla ilk yakın çatışmam olacağından dolayı heyecanım had

safhadaydı. Adeta yüreğim yerinden fırlayacak gibiydi. .. Hepimiz daha önce

belirlenen yerlerimizi aldık ve işin en zor yanı olan beklemeye başladık.

Artık hepimiz onları görüyorduk. Giderek

yaklaşıyorlardı. Öndekinin tüm ayrıntılarını görebiliyorduk. Elinde G3, bombaatar, cihaz ve sırtında çantasıyla tepenin çıplak

yerine ulaşmıştı. ..

Düşman güçleri ilk şaşkınlıklarının ardından

grubumuzu arkadan sarmak için harekete geçtiğini gören Serhıldan

arkadaş, düşmanın bu girişimini önlemek için daha hakim bir yeri işaret ederek biksiyi oraya götürmemi istedi. .. Düşmanı durdurup

arkadaşların güvenliği için biksiye ihtiyaç vardı.

Ben de hemen silahımı alıp söylenen yere yöneliyordum ki, düştüğümü gören

Garzan arkadaş yaralandığımı anlamış ve yardıma koşmak için yanıma fırladığı

anda kendisi de gırtlağından vurulmuştu. Garzan arkadaşın vurulduğunu

gördüğümde yanına fırladım. Ancak yanına gittiğimde şehit düştüğünü gördüm. ..

Yoğun operasyonlardan dolayı daha alanda eylem yapamamıştık. İlk eylemi yapmış,

ilk şehidi vermiş, ilk silahı kaldırmıştık. ..

.. tüm alanı düşman güçleri sarmıştı.

Arkadaşların aldığı karar ise bundan sonra düşman güçleri sahadan atılıncaya

kadar her yerde ve yoğun bir saldırı içinde olunacaktı. .. Bir gerilla ölümü

bekleyemez. Bir çare, bir çözüm arar. .. Sabah erkenden yoluma devam ettikten

sonra bir iki saat sonra sesler duymaya başladım. Yapabileceğim, gidebileceğim

bir yer yoktu. Onun için olduğum yerde, bir çalının içine girerek mevzilendim.

Silahımın emniyetini açtım. Bombamı da hazırlayıp yanıma koydum. Gelenler

düşmansa çatışabileceğim kadar çatışacak, sonra da bombayı kendimde

patlatacaktım. .."

" .. Gece yarısından önce herkes yatmaya

odasına çekildiğinde, evin salonunda fırsat bu fırsat diyerek raporumu yazmaya

başladım. Bölgeden kısa bir süre önce haber gelmişti. Önderliğe Batman

faaliyetlerine ilişkin rapor yazacaktık. Evdeki çocuklardan aldığım harita metod deftere ağır ağır raporumu yazmaya başladım. Genel değerlendirmelerden

sonra kendime ait bilgileri yazmayı da gerekli gördüm. 73 Tutak Ağrı

doğumluyum. 91 yılında partiyle tanıştığımda liseyi yeni bitirmiştim. Aynı

yılın sonunda katılım için başvurmuştum. Doğu Kürdistan üzeri Xakurke'ye gönderilmiştim. .."

14. Başvurucu ayrıca "Merhaba Hatice Heval"

başlıklı bir yazıyı da zarfın içerisine koymuştur. Yazının ilgili kısımları

şöyledir:

"Mektuplara cevap yazmıştım. ..

Talimatını hayata geçirip ark.lara yazdık ve sonucu

yolluyoruz. Sadece 4 ark. Yazdı. Diğerleri de ekleyecek bir şeyimiz yok deyip

biraz da kolaycılığa kaçtılar. .. Her türlü tasarruf zaten size ait.

Başka da can sağlığı, iyiyiz. Ağır bir

süreçten geçtik. Ortalık biraz duruldu ama bu kaos sürecek gibi. .."

15. Disiplin Kurulunun 5/9/2014 tarihli kararında, 13/12/2004

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki

Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına yer verilmiş ve şu gerekçeyle

mektup alıkonulmuştur:

"Mektubun içeriğinde

'Yasadışı örgüt mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan, yanlış beyan, yasadışı

örgüt mensuplarını övücü ve yüceltici ifadeler taşıması nedeniyle'

alıkonulmasına karar verilmiştir."

16. Başvurucu bu karara

karşı Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde itiraz başvurusunda

bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 22/9/2014 tarihli ve E.2014/1567, K.2014/1624

sayılı kararla başvurucunun itirazını reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"İtiraza konu Sakıncalı Mektup

Değerlendirme Kararında Murat TÜRK'ün Hatice A.' a

göndermek istediği mektubun C.G.T.İ.H.K' nun 68-3

maddesine göre incelenip mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının

örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan ifadeler içermesi nedeniyle

alıkonulmasına karar verildiği görülmüştür.

AİHM'in yerleşik uygulaması, mahkumların genel olarak özgürlük hakkı hariç

AİHS ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden yararlanmaya devam

ettikleri yönündedir.

Bu anlamda AİHS'in

8. maddesine göre "Herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve

haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Alınan haklar

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun ve

düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkaların hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla, hukuka

uygun olarak yapılan ve demoktratik bir toplumda

gerekli bulunan müdahalelerin dışında kamu makamları tarafından hiçbir müdahale

yapılamayacağı" hüküm altına alınmıştır.

Bununla birlikte AİHM'e

göre şiddete çağrı ve teşvik, kin ve nefret söylemi, hakaret ise ifade

özgürlüğünün koruması altında değildir. Herhangi bir beyanın şiddete çağrı ve

teşvik, kin ve nefret söylemi ve hakaret kapsamında olup olmadığı, beyanın

genelinden, nerede ve nasıl söylendiğine, kimin tarafından söylendiğine, söylem

ve eylemin pratikte bir karşılığı olup olmadığına, söylemin etkinliği açısından

yakın tehlike kavramının değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Türkiye'nin taraf olduğu AİHS hüküm ve

ilkelerine uygun olarak yürürlüğe konulan 5275 Sayılı CGTİHK' nun 68/3. maddesinde de "Kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine neden olan kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri tehdit ve hakaret

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümleye verilmez,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez." düzenlemesi yer almaktadır.

Yukarıda izah edilen terör kavramı ve yasa

maddesi hükümlerine göre yapılan değerlendirmede, mektubun muhatabı olan Hatice

A.'nın .. G. Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda PKK

Terör Örgütü hükümlüleri ile aynı örgüt içerisinde kaldığı anlaşılmış olup;

Hükümlü Murat TÜRK tarafından gönderilmek

istenilen zarf içerisinde bulunan 3 adet el yazısı mektubun D. Ö., A. S. ve A.

R. A. isimli kişilerce kaleme alındığı, içerik itibariyle özetle örgütsel

haberleşme ve eğitim amaçlı olarak ve ayrıca ceza infaz kurumlarında bulunan

yasadışı PKK örgütü mensuplarına psikolojik ve moral destek amacı taşıyan

metinler olduğu, A. R. A.'ye ait mektupta ise eylem

günlüklerinin anlatıldığı, Murat TÜRK' ün arkasına el yazısı ile "Merhaba

Hatice Heval" başlığını taşıyan yazıda ise

"talimatını hayata geçirip ark.lara yazdık,

sonucu yolluyoruz, sadece 4 ark. yazdı, diğerleri de ekleyecek bir şeyimiz yok

diye birazda kolaycılığa kaçtılar, her türlü tasarruf size ait, ağır bir

süreçten geçtik; ortalık duruldu gibi ama bu kaos daha sürecek" şeklinde

beyanlar ihtiva ettiği, bu haliyle mektubun tamamiyle

örgütsel haberleşme, yasadışı örgüt mensupları arasında psikolojik ve moral

desteği ile propaganda amaçlı olarak düzenlenip yazıldığı anlaşılmış,

Bu haliyle söz konusu mektup ve yazışmaların örgüt

mensuplarının mektuplaşması niteliği taşıdığı anlaşılmış olup, mektuplaşmanın

amacı ve içeriği nazara alındığında 5275 sayılı CGTİHK' nın

68/3 maddesinde belirtilen "kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine neden olma" hali söz

konusu olduğundan itiraza konu kararın yerinde ve hukuka uygun olduğu, itirazın

reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak .. hüküm kurulmuştur..."

17. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 3/11/2014 tarihli ve

2014/1363 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye

atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

18. Nihai karar 12/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 9/12/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz

kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere dayanak oluşturan

mevzuata (Ahmet Temiz, B. No:

2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, alıkonulan mektubun şiddeti övme ve teşvik etme

ya da örgüt içi haberleşme gibi amaçlar taşımadığını, çatışmalarda yer alan

kişilerin anılarının aktarıldığını, bir zamanlar örgüt üyesi olan kişilerin

yaralanma hikayelerini kaleme aldıklarını ve bu kişilerin anılarını

kitaplaştırarak moral bulmalarının haklı görülecek bir beklenti olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu, ifade hürriyeti kapsamında kalan ve suç unsuru içermeyen

mektuba el konulmasının ölçülü olmadığını ve bu şekildeki bir müdahalenin

demokratik toplumda gereklilik unsurunu taşımadığını, ayrıca Mahkeme

kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasanın 10., 20., 22., 26., 27.

ve 141. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Ceza İnfaz Kurumu idaresince sakıncalı görülerek alıkonulması

nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hakkındadır. Bu sebeple

başvurucunun bütün iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa'nın 22. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının

ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği

esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, .. veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı

olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. .."

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının

salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara

yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan

başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

25. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34).

26. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu, başvurucunun mektubunun

sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla

anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine

bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

27. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,

§ 36).

28. Somut olayda, 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin,

hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının

kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet

Temiz, §§ 37-46). Öte yandan, haberleşme hürriyetinin düzenlendiği

Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine

bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek

hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak

olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar

getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,

30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,

B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

29. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde ceza

infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği

söylenebilir.

30. Somut olayda başvurucunun göndermek istediği mektubun

sakıncalı bulunarak Disiplin Kurulu Başkanlığınca alıkonulma sebebi, anılan

mektubun içeriğinde bir terör örgütü mensubunun gerçekleştirdiği terör

eylemlerini övücü ve yüceltici ifadelerin bulunması olarak gösterilmiştir. Bu

kapsamda başvurucunun mektubunun, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

Başkanlığınca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza

infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun

da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 47-50).

31. Başvurucu, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'nun 125. ve 59. maddeleri gereğince devletin şahsiyetine karşı cürüm

işlediği gerekçesiyle 36 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

32. Somut olayda, başvurucu tarafından gönderilmek istenen

zarfın içerisinde örgüt mensubu oldukları anlaşılan kişiler tarafından kaleme

alınmış dört farklı mektup bulunmaktadır. Söz konusu mektuplarda, güvenlik

güçleri ile örgüt üyeleri arasında geçmişte yaşanan silahlı çatışmalara ilişkin

anlatımlarda bulunulmuştur.

33. Başvurucu, başka bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak

bulunan Hatice A.ya göndermek istediği zarfın

içerisinde bulunan dört adet mektuba ilave olarak yazdığı yazıda, talimatı

hayata geçirdiklerini ve sonucunu yolladıklarını ifade etmiştir. Bu kapsamda

başvurucunun, geçmişte yaşanan silahlı çatışmaları kaleme alan örgüt

mensuplarının mektuplarını bir zarf içerisinde mektup olarak göndermek istediği

anlaşılmaktadır.

34. Disiplin Kurulu kararı incelendiğinde, 5275 sayılı Kanun'un

68. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında mektubun;

i. terör örgütü

mensuplarının örgütsel olarak haberleşmelerine neden olduğu,

ii. kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek

yalan - yanlış beyan içerdiği,

iii. yasa dışı örgüt mensuplarını övücü ve

yüceltici ifadeler taşıdığı gerekçeleriyle alıkonulmasına karar verildiği

görülmektedir.

35. Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu manada başvuruya konu mektubun içeriği

dikkate alındığında, ceza infaz kurumu idaresinin mektubun alıkonulmasına

ilişkin gerekçeleri herhangi bir mahkeme kararında olması gereken gerekçe kadar

detaylı olmayabilir. Nitekim ceza infaz kurumlarından gönderilmek istenen

mektupların sayıca fazla olması, mektupları okuyup değerlendirme imkanının

zaman yönünden kısıtlılığı gibi hususlar dikkate alındığında kanuna aykırı

olduğu bariz olan mektuplar hakkında detaylı bir gerekçe sunulmaması tek başına

ilgili gerekçenin yeterli olmadığı sonucuna ulaştırmayacaktır (Murat Türk, B. No: 2013/9133, 24/3/2016, §

44).

36. Sakıncalı olduğuna karar verilen mektupta başvurucu, mektup

alıcısını da kapsar şekilde içinde bulunduğu topluluğun varlığına işaret ederek

verilen talimatı hayata geçirdiklerini ve arkadaş olarak nitelediği kişilerce

mektupların bu kapsamda yazıldığını belirtmiştir (bkz. § 14).

37. Ayrıca mektuplarda güvenlik güçlerinin "düşman"

olarak nitelendirildiği, silahlı çatışmalara girerek hayatını kaybeden terör

örgütü mensuplarından "şehit" olarak bahsedildiği ve hükümlülerin

kendilerinden özgürlük savaşçısı -gerilla- olarak bahsettikleri, mektuplarda

kullanılan üslup göz önüne alındığında mektubun şiddeti meşru gösteren, şiddete

teşvik edici, motivasyon sağlayıcı ve özendirici bir şekilde kaleme alındığı

görülmektedir. Ayrıca mektuplarda, eski olayların kendi bakış açılarından

aktarıldığı iddia edilse de, bu aktarım sadece kolluk kuvvetlerine karşı bir

öfke uyandırmakla kalmamakta aynı zamanda mektupları okuyanları silahlı bir

örgütün dağ kadrosuna katılmaya teşvik etmektedir. Dolayısıyla yasa dışı somut

eylemleri meşrulaştırıp bu eylemlere katılanların yüceltildiği mektuplarda,

başvurucunun mektup alıcısına bu eylemlere katılanların yaşadıkları ile ilgili

bilgileri aktardığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında, bu içeriğe sahip

mektuplarla en azından örgüt içi ilişkilerin ve/veya örgütsel haber akışının

canlı tutulmaya çalışıldığı sonucuna ulaşılması mümkündür.

38. Buna göre haberleşme hürriyetine yönelik kısıtlamanın,

Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamu düzeninin korunması

ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.

39. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü kabul edilebilir

makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulduğu sonucuna

varılmıştır. Ayrıca mektubun gönderilme sebebi dikkate alındığında,

başvurucunun göndermek istediği mektuba tamamen el konulması suretiyle

haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, amaçlanan hedefler açısından

orantısız olduğu söylenemez. Sonuç olarak somut olayda haberleşme hürriyetine

yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan

206,10 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucudan TAHSİLİNE, 5/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Murat TÜRK

Vekili

:

Av. Ramazan

DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19248, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun, açıkça
  11. Yıldırım
  12. Özgüldür
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Demir
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19248
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Mükerrem Erol Başvurusu (B. No: 2014/12595)
  • Mehmet Şükrü Karabulut Başvurusu (B. No: 2015/3243)
  • Hüsamettin Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/730)
  • Dilfürüz Akagündüz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14837)
  • Fatma Şahin Başvurusu (B. No: 2014/17967)
  • Mehmet Ekim Menemencioğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10524)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.