İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Demirci Başvurusu (B. No: 2014/12191)

1. Başvuru, itirazın iptali davasında delillerin değerlendirilmesi

Başvuru No2014/12191Tarih8 Aralık 2016Okuma16 dk · 3.238 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Demirci Başvurusu

Karar tarihi
8 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/12191
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.238 kelime·16 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, itirazın iptali davasında delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar

verilmesi ve derece mahkemesi kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle aynı hak kapsamında

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2014 tarihinde Bafra

Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüşsunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun “müşteri” sıfatıyla tarafı olduğu kredi

sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin bir kısım borcunun geri ödenmemesi

nedeniyle başvurucu ve diğer borçlular hakkında ilgili Banka tarafından icra

takibi başlatılmıştır.

8. Borçluların ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devamı

için alacaklı banka tarafından Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Bafra 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 13/7/2015 tarihinde

itirazın iptali davası açılmıştır.

9. Mahkeme, 6/12/2005 tarihli ve

E.2005/330, K.2005/638 sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne ve itirazın

iptaline karar vermiş, bu karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29/1/2007 tarihli

ve E.2006/6531, K.2007/477 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesi olarak

alacaklı Banka personeli hakkında kredi kullandırımı

sırasında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Bafra Ağır Ceza Mahkemesinde

görülmekte olan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği gösterilmiştir.

10. Mahkeme, uyma kararı verdiği bozma ilamı doğrultusunda ceza

dosyasının sonucunu bekledikten sonra 19/3/2013

tarihli ve E.2007/564, K.2013/68 sayılı karar ile önceki hüküm doğrultusunda davanın

kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuyu icra inkâr

tazminatı ödemeye mahkûm etmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Yapılan yargılamaya, taraflar arasında tanzim

edilen ve imzaları taraflarca ikrar edilen 13.08.1998 tarihli kredi

sözleşmesine, söz konusu sözleşme gereğince kredinin çekilerek kullanılmış

olmasına, davalı K. Pazarlama A.Ş. vekilince ileri sürülen ödeme keyfiyetinin

kanıtlanamamış bulunmasına, davalı borçluların “aracın alınmadığına ilişkin def’iyi” davacı alacaklıya karşı ileri sürmelerinin hem

davanın mahiyeti ve hem de yanlar arasında tanzim olunan sözleşmenin 3. maddesi

hükmü gereğince hukuki sonuç doğurmayacağına, davacı bankadan çekilen kredi

nedeni ile davalıların davacı bankaya karşı kredi sözleşmesinden kaynaklanan

hukuki sorumluluklarının devam ediyor olmasına, yapılan yargılama ile tekmil

dosya kapsamına göre;

Davalı-borçlu Mustafa Demirci'nin davacı bankaya hitaben tanzim ve imza

ettiği 13.08.1998 tarihli dilekçesi ile açılacak taşıt kredisi tutarının tamamı

olan 7 milyarTL’nin diğer davalı müteselsilkefil

K. Pazarlama A.Ş. ye ödenmesini talep ettiği, davalı K. Pazarlama A.Ş. nin de davacı bankaya hitaben düzenlediği aynı tarihli

dilekçe ile şasi ve motor numarasını belirttiği beyaz renkli iveco kamyonu Mustafa Demirci'ye vermeyi taahhüt ettiği,

taraflar arasında düzenlenen 13.08.1998 tarihli kredi sözleşmesi ile davalı

H.Y. ve K. Pazarlama A.Ş. nin müşterek borçlu ve

müteselsil kefil sıfatı ile borcun 9.575.667.000 TL lik

kısmı ile sorumlu oldukları, davacı banka tarafından toplam 9.575.667.000 TL

kredi verildiği, 1.063.963.000 TL nin ödendiği, takip

tarihi olan 15.03.2005 tarihi itibari ile davalı borçlu Mustafa Demirci'nin ve

kefil H.Y.'nin 64.983.27 TL, davalı K. Pazarlama A.Ş.

nin ise salt kefalet limiti olan 9.575.66 YTL ile

kredi borcundan sorumlu oldukları ... [anlaşılmıştır].

...

Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu, Yargıtay bozma

ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay 19.Hukuk Dairesi

bozma ilamı gerekçesi kapsamında mahkememizce bekletici mesele yapılan Bafra

Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/45 esas sayılı ceza dava dosyasında yargılanan

sanıklar hakkında mahkemece zamanaşımı nedeni ile mahkumiyet hükmü kurulmadığı,

bu bağlamda yargılanan sanıklar yönünden mahkememizi bağlayabilecek bir

mahkumiyet hükmünün mevcut olmadığı, dosyada zamanaşımı nedeni ile ortadan

kaldırma kararı verildiği, yukarıda gerekçede ayrıntılı şekilde açıklandığı

üzere ve yine mahkememizce bozma sonrasında yapılan araştırmada taşıt

kredisinin hiç bir taksidinin borçlu ve kefillerce

ödenmediğinin anlaşılması karşısında davalı K. Pazarlama A.Ş. yönünden

mahkememizce verilen 2005/330 esas 2005/638 karar sayılı ilamının kesinleştiği,

diğer davalılar yönünden ise, davalı Mustafa Demirci'nin başvurusu üzerine

davaya dayanak olan kredi sözleşmesinin imzalandığı, kredi sözleşmesindeki

imzaların davalılarca inkar edilmediği, taraflar arasında aktedilen

kredi sözleşmesi gereğince kredinin kullanıldığının sabit olduğu, kredi borçlusu

olan Mustafa Demirci'nin aracı alamadığına ilişkin savunmasını alacaklı olan

davacı bankaya karşı ileri sürmesinin mümkün bulunmadığı, bu hususun davalılar

arasındaki iç ilişkide değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup tüm dosya

kapsamı, 07.11.2005 tarihli gerekçesi tatminkar bilirkişi raporu hükme esas

alınmak sureti ile bilirkişi raporu doğrultusunda davalıların çekilen krediden

sorumlu oldukları ve alacaklı bankanın takip tarihi olan 15/03/2005 tarihi

itibari ile davalılar Mustafa Demirci ve H.Y.'den

toplam 64983,27 YTL alacağı olduğu anlaşılmış olup, davanın kısmen kabul,

kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve yine davacı banka lehine dava tarihi

itibari ile yürürlükte bulunan İİK.nun

67/2. maddesi gereğince alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına

hükmedil[miştir].”

11. Söz konusu karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/12/2013 tarihli ve E.2013/15407, K.2013/19718 sayılı

ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda

inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir

isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere

ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılar vekilinin yerinde

olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün

ONANMASINA ... oybirliğiyle

karar verildi.”

12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 7/4/2014 tarihli ve E.2014/4171, K.2014/6604 sayılı ilamı

ile reddedilmiştir. Anılan ilamın ilgili kısmı şöyledir:

“Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan

davalılar Mustafa Demirci ile H.Y. vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE ... oybirliğiyle karar

verildi.”

13. Nihai karar başvurucuya 19/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 18/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı

İcra ve İflâs Kanunu’nun 67. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden

itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde

alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar

verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer

tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin

tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın

(Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak

üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.”

15. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı

mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi şöyledir:

“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili

zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın

hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar

ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.

Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya

tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz

bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar

ve ziyanı tenkis edebilir.”

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 8/12/2016 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, bir bayiden kamyon almak amacıyla alacaklı

bankadan kullandığı kredinin bilgisi dışında ilgili bayiye ödendiğini ancak kendisine

kamyon teslim edilmediğini, buna rağmen kredi borcundan sorumlu tutularak

hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe itirazı üzerine aleyhine açılan

itirazın iptali davasında Mahkemece, itirazın iptali ve takibin devamına karar

verildiğini, teslim edilmeyen emtia (kamyon) sebebiyle borçtan sorumlu

tutulmasının ve kararla birlikte icra inkar tazminatına mahkûm edilmesinin

hukuka aykırı olduğunu, olayda alacaklı bankanın müterafik

kusuru bulunduğunun dikkate alınmamasının da hatalı olduğunu, Mahkeme kararının

yeterli gerekçe içermediğini, yargılama sürecinde sunduğu savunma ve delillerin

kararda değerlendirilmediğini, temyiz ve karar düzeltme istemlerinin de merci

tarafından gerekçesiz reddedildiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını, uzun yargılama sebebiyle ekonomik zararı arttığından aile

hayatının olumsuz etkilendiğini belirterek Anayasa’nın 10.,

36., 40., 41. ve 141. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal edildiğini

ileri sürmüş; tedbir ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20. Başvurucu, başvuru konusu karar ile Anayasa’nın 10., 40. ve 41. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyetinin özü tarafı olduğu hukuk

davasında yargılama süreci ve sonucunun adil olmadığına ilişkindir.

21. Bu bakımdan başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilerek yargılamanın makul sürede

tamamlanamadığına ilişkin iddiası makul sürede yargılanma hakkı, Derece

Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğuna ilişkin iddiası ise gerekçeli karar

hakkı yönünden incelenmiştir. Başvurucunun diğer iddiaları da yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddialar başlığı altında

değerlendirilmiştir.

a. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu; Mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediğini,

yargılama sürecinde sunduğu savunma ve delillerin kararda

değerlendirilmediğini, temyiz ve karar düzeltme istemlerinin de merci

tarafından gerekçesiz reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

25. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013

§ 38).

26. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§ 31).

27. Mahkemeler “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme” yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmanın yanı sıra

tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun bir

biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda

toplumun kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin

sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat

ve diğerleri, § 34).

28. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

29. Somut davada Mahkeme, başvurucu ile alacaklı Banka arasında

tanzim edilen kredi sözleşmesini, alacaklı bankaya hitaben yazılmış 13/8/1998 tarihli dilekçeyle başvurucunun açılacak taşıt

kredisi tutarının tamamının diğer davalı müteselsil kefil K. Pazarlama A.Ş.ye

ödenmesini talep ettiğini ve başvurucunun savunmalarını destekleyen ceza

mahkemesince verilmiş bir karar bulunmadığını dikkate alarak çekilen kredi

nedeni ile başvurucunun alacaklı bankaya karşı kredi sözleşmesinden kaynaklanan

hukuki sorumluluğunun devam ettiği sonucuna vardığını gerekçeli kararda

belirtmiştir (bkz. § 10).

30. Bu bakımdan gerekçeli kararın, davaya konu olay ve olguların

Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun temyiz ve

karar düzeltme istemleri İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçenin

benimsendiği belirtilerek Yargıtayca reddedilmiştir

(bkz. §§ 11, 12). Dolayısıyla temyiz mercii kararlarının gerekçesiz olduğundan

da söz edilemez.

31. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddialar

32. Başvurucu, teslim edilmeyen emtia sebebiyle borçtan sorumlu

tutulmasının ve kararla birlikte icra inkar

tazminatına mahkûm edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, olayda alacaklı bankanın

müterafik kusuru bulunduğunun dikkate alınmamasının

da hatalı olduğunu, belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

34. Somut davada, başvurucunun “müşteri” sıfatıyla tarafı olduğu

kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin bir kısım borcunun geri

ödenmemesi nedeniyle başvurucu ve diğer borçlular hakkında alacaklı banka

tarafından icra takibi başlatılmış, borçluların ödeme emrine itirazı üzerine

duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmıştır. Başvurucu davaya

cevabında, kamyon satın almak için kredi sözleşmesi imzaladığını ancak sonradan

vazgeçmesi nedeniyle aracı almadığını, kendisine kamyon teslim edilmemiş

olduğuna göre kredi borcundan sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.

35. Yargılama sonunda Mahkeme, başvurucu ile alacaklı banka

arasında tanzim edilen ve imzaları taraflarca ikrar edilen kredi sözleşmesinde

“satın alınacak araçla ilgili olarak müşteri (başvurucu) ile satıcı arasında

çıkabilecek uyuşmazlıklardan dolayı bankanın hiçbir sorumluluğu bulunmadığına”

ilişkin hüküm bulunduğunu, alacaklı bankaya hitaben yazdığı 13/8/1998

tarihli dilekçeyle başvurucunun, açılacak taşıt kredisi tutarının tamamının

diğer davalı müteselsil kefil K. Pazarlama A.Ş.ye ödenmesini talep ettiğini, bu

hususların yanı sıra başvurucunun savunmalarını destekleyen ceza mahkemesince

verilmiş bir karar bulunmadığını dikkate alarak aracın teslim alınmadığına ilişkin

def’inin alacaklı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği ve dolayısıyla çekilen

kredi nedeni ile başvurucunun bankaya karşı kredi sözleşmesinden kaynaklanan

hukuki sorumluluğunun devam ettiği sonucuna vararak davanın kabulüne karar

vermiştir (bkz. § 10). Mahkeme ayrıca ödeme emrine itirazın haksızlığına karar

verilmiş olması nedeniyle başvurucuyu icra inkar

tazminatı ödemeye mahkûm etmiştir.

36. Mahkemece dosya kapsamındaki delillere göre hukuki

sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede ve dava konusu borçtan

başvurucunun sorumlu olduğuna karar verilerek icra inkâr tazminatına

hükmedilmesinde herhangi bir keyfîlik tespit

edilmemiştir.

37. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

38. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi

delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan

delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

39. Açıklanan nedenlerle yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığına ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu, tarafı olduğu davada yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Başvurucu yaklaşık dokuz yıl süren yargılamada makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

43. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 34-59) ve bu

kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren

Gürdal ve diğerleri, B. No: 2013/1115, 5/12/2013;

Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

44. Başvuru konusu olay, tüketici mahkemesi sıfatıyla asliye

hukuk mahkemesinde açılan itirazın iptali davasına ilişkindir. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

süresinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarih, somut başvuru açısından

13/7/2005'dir.

45. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 19. Hukuk Dairesincekarar düzeltme

isteminin reddedildiği 7/4/2014'tür.

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

başvurucuya karşı13/7/2005 tarihinde açılan davada Mahkemece 6/12/2005

tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın dava konusu

olayla bağlantılı ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği gerekçesiyle

bozulması üzerine ilgili ceza davasının bekletici mesele yapıldığı, 19/3/2013

tarihinde bireysel başvuruya konu ikinci kararın verildiği, Yargıtay 19. Hukuk

Dairesince 11/12/2013 tarihinde bu hükmün onandığı, başvurucunun karar düzeltme

talebinin ise aynı Dairenin 7/4/2014 tarihli ilamı ile reddedildiği ve hükmün

bu tarih itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla uzun süre bekletici

mesele yapılan ceza dosyasının sonucunun beklenmesiyle geçirilenyargılama

süreci yaklaşık dokuz yılda tamamlanmıştır.

47. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu

itirazın iptali davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık sayılabilecek

nitelikte olmakla birlikte başvurucunun tutum ve davranışlarıyla yargılamanın

uzamasına sebebiyet vermediği gözönünde bulundurulduğunda

somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve yaklaşık dokuz yılda sonuçlanan yargılama süresinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmuştur.

51. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

dokuz yıl süren yargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Kamil KAYA Başvurucu : Mustafa DEMİRCİ Vekili : Av. Fatih ÖZAYDIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12191, 8 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12191
Tarih
8 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Suat Çalışkan Başvurusu (B. No: 2014/18250)
  • Gökhan Doğru Başvurusu (B. No: 2014/15460)
  • Ahmet Edip Demiralp Başvurusu (B. No: 2014/9124)
  • İsmail Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/2627)
  • Yusuf Karasüllü Başvurusu (B. No: 2014/7195)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/14825)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.