İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Gürkan Başvurusu (B. No: 2013/7304)

1. Başvurucu çift taraflı maddi

Başvuru No2013/7304Tarih15 Nisan 2015Okuma13 dk · 2.597 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Gürkan Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2013/7304
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.597 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu çift taraflı maddi

hasarlı trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağının iptali için açmış

olduğu davanın mahkemenin görevli olmadığından bahisle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/9/2013 tarihinde

Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 10/10/2012

tarihinde Kars ilinde çift taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasına

karışmıştır. Olay yerine gelen polis ekibi “maddi

hasarlı trafik kazası tespit tutanağı” düzenlemiş ve tutanakta

başvurucunun da kazada kusurlu olduğu belirtilmiştir.

6. Başvurucu kendisinin olayda

kusursuz olduğunu ileri sürerek tutanağın iptali için Kars 1. Sulh Ceza

Mahkemesine 22/7/2013 tarihinde itirazda bulunmuştur.

7. Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesi,

23/7/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Mahkeme, başvurucu aleyhine

bir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur

değerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli

olmadığı, olayla ilgili olarak ilerde çıkacak ceza veya hukuk uyuşmazlıklarında

ilgili mahkemelerce kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği, ayrıca

başvurucunun kaza kusur oranına karşı hukuk mahkemesinde talepte bulunabileceği

gerekçelerine dayanmıştır.

8. İtiraz üzerine Kars 2.

Asliye Ceza Mahkemesi, 13/8/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Karar

başvurucuya 21/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

9. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru 20/9/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

10. 13/10/1983 tarihli ve 2918

sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Trafik

kazalarına el koyma ve bilirkişilik:” kenar başlıklı 83. maddesi

şöyledir:

“Trafik kazalarına;

a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,

b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek

trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur.

Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı

karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli

genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.

…

Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse,

trafik kazalarında bilirkişilik yapar.

…”

11. 2918 sayılı Kanun’un

Kanunu’nun 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile

değiştirilen “Bu Kanundaki suçlarla ilgili

davalara bakacak mahkemeler ve yetkileri” kenar başlıklı 112.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması hariç olmak

üzere bu Kanundaki; hafif para cezasını veya bununla birlikte hafif hapis

cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılması

cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların bulunmadığı

yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılır.”

12. 18/7/1997 tarihli

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Trafik

Kazalarına El Konulması” kenar başlıklı 154. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esas

ve usuller uygulanır.

a) Trafik kazalarına;

1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,

2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “Kaza

Tespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma),

el konulur.

Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile el

koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak

mahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına

gönderilir.”

13. Karayolları Trafik

Yönetmeliğinin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerde

aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır.

a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi

1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz ve

deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar,

gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve

olay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olay

yerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir.

Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek,

dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda

düzenlenir.

Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanakta

yer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgili

taraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce

belirlenir.

2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası ve

genel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.

Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafif

yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de düzenlenebilir.

Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığı

trafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.

3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur

oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını

ihlal ettiğini belirtirler.

…”

14. Karayolları Trafik

Yönetmeliğinin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.

maddesinin ilgili kısmının önceki hali şöyledir:

“3) Tutanak düzenleyenler, taraflar için kusur oranı belirtirler(…)”

15. Anayasa’nın “Uyuşmazlık Mahkemesi” kenar başlıklı 156.

maddesi şöyledir:

“Uyuşmazlık Mahkemesi, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri

arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve

seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa

Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.

Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev

uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.”

16. Uyuşmazlık Mahkemesinin

9/4/2012 tarih E.2012/102, K.2012/92 sayılı kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Bu düzenlemelere göre, maddi hasarlı kaza tespit

tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların

çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idari

işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek

uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan,

maddi hasarlı kaza tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerinde

görülmesi olanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacı vekili tarafından; maddi hasarlı trafik kaza

tespit tutanağına itirazen açılan ve idari yargı

yerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargı

yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır…”

17. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin

20/5/2013 tarih E.2013/3973, K.2013/7268 sayılı kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın

tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine

ilişkindir.

Kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli

olan resmi belge niteliğindedir. Kaza tespit

tutanağında belirtilen olgu ile bilirkişi raporunun çelişmesi halinde bu

çelişkinin giderilmesi gerekir. Somut olayda resmi görevlilerce düzenlenen

08.09.2010 tarihli kaza tutanağında davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu,

davalı araç sürücüsünün geçme kurallarına riayet etmemekten kusurlu olduğu

belirtilmiştir.

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ve

hükme esas alınan 17.10.2012 günlü bilirkişi raporunda ise davalı araç

sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan % 75,

davacı araç sürücüsünün ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan % 25

oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi

raporu arasında çelişki bulunması halinde bunun giderilmesi gerekir. Kaza

tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden eksik

inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi veya

Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur

konusunda uzman bilirkişiden dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki

bilirkişi raporunun da irdelendiği tarafların olaydaki kusur durumları yönünden

ayrıntılı, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli kaza tespit tutanağı ile

bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gideren bir rapor alınarak sonucuna göre

karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru

görülmemiştir.”

18. Yargıtay 17. Hukuk

Dairesinin 23/10/2013 tarih E.2013/14278, K.2013/14207 sayılı kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine

ilişkindir. Kaza tespit tutanağında çevreden alınan bilgiye göre davalı sürücü

Murat Aslan'ın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu bu nedenle %100 kusurlu olduğu

belirtilmiş, davacı vekili %100 kusura dayanarak işbu davayı açmıştır. Davalı İsmayil vekili, sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğine dair

delil olmadığını, davacı tarafın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğunu, davalı

sürücünün yeşil ışıkta geçtiğini belirterek delil listesi ibraz etmiş ve

tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekili tarafından

bildirilen tanıklar dinlenmeden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış

hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi sabit olana kadar geçerli kaza

tutanağı dışında ışık ihlaline ilişkin delil olmadığından davalı Murat Aslan'ın

kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçtiği ve %100 kusurlu olduğu kabul

edilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davalı İsmayil vekili tarafından bildirilen tanıkların ve tutanak

tanıklarının (gerektiğinde) usulüne uygun biçimde dinlenmeleri daha sonra kusur

tespitini yapan bilirkişiden tarafların kusur durumunda değişiklik olup

olmayacağı hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi

gerekirken yazılı olduğu biçimde davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına

yol açacak şekilde bildirilen tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması doğru

görülmemiştir.”

19. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

4/10/2012 tarih E.2011/13761, K.2012/14278 sayılı kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Dosya içeriğine göre; davalı cevap dilekçesiyle kazada

davacının da kusuru olduğunu ileri sürerek kaza tespit tutanağına itiraz etmiş

ve delilleri arasında bilirkişi incelemesi talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece

kusura ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan dava dilekçesinde ileri sürülen

olgulara göre maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin eksik incelemeyle hüküm

kurulması doğru olmamıştır.

Bu belirlemelere göre yerel mahkemece yapılacak iş; tarafların

kusur durumu usulünce belirlendikten sonra, uğranılan maddi zarara ilişkin

bilirkişi raporu alınmalı, sonucuna göre maddi ve manevi tazminat hususunda bir

karar verilmelidir. Tarafların kusur durumu belirlenmeden eksik incelemeyle

karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.”

20. Yargıtay 11. Hukuk

Dairesinin 30/1/2007 tarih E.2006/13872, K.2007/1062 sayılı kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava, haksız eyleme dayalı ve 2918 sayılı Karayolları

Trafik Kanunu kapsamında kalan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, kaza ile ilgili olarak kusur raporu alınmaksızın

karar verilmiş ise de; 2918 Sayılı KTK’nun

83 ncü maddesine göre düzenlenen trafik kaza tespit

tutanağı, tarafların kusurları bakımından hüküm kurmaya yeterli olmayıp, HUMK’un 275 ve 276 ncı maddeleri

gereğince seçilecek uzman bilirkişi aracılığıyla, tarafların kusur

derecelerinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde

eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 15/4/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/9/2013 tarihli ve 2013/7304

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu,

i. Çift taraflı ve maddi

hasarlı bir trafik kazasına karıştığını, kendisinin olayda tamamen kusursuz

olduğunu, olay yerine gelen polis ekibinin “maddi

hasarlı trafik kazası tespit tutanağı” düzenlediğini ve tutanakta

kendisinin de kusurlu olduğu tespitini yaptıklarını,

ii. Kaza tespit tutanağının

iptal edilmesi için Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesine başvurduğunu, Uyuşmazlık

Mahkemesi kararına göre bu tür davalara bakma görevinin sulh ceza mahkemelerine

ait olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığından bahisle

itirazı reddettiğini,

iii. Bu nedenlerle Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin, 37. maddesinde

güvence altına alınan kanuni hâkim güvencesinin, 40. maddesinde yer alan temel

hak ve hürriyetlerin korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu yargılanmanın yenilenmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Her ne kadar başvurucu İlk

Derece Mahkemesinin görevli olmadığından bahisle kaza tespit tutanağına yaptığı

itirazı reddetmesi nedeniyle Anayasa’nın 36., 37. ve 40. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de şikayetlerin özü başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına ilişkindir. Bu nedenle başvurunun, mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24.).

28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”

ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

29. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan

etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiştir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50).

30. Başvurucu, Uyuşmazlık

Mahkemesinin kararına rağmen Sulh Ceza Mahkemesinin kaza tespit tutanağının

iptali talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhine bir idari yaptırım

kararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine

karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgili

olarak çıkacak uyuşmazlıklarda yargılamayı yapacak olan yargı yeri tarafından

kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği gerekçeleri ile talebi

reddetmiştir.

31. 2918 Sayılı Kanun ve

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre maddi hasarlı kaza

tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki

uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi belge niteliğindedir. Bu sebeple sonraki bilirkişi

incelemelerinde de esas alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinin

tanık anlatımları ve diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. Karayolları

Trafik Yönetmeliği’ne göre kaza tespit tutanaklarında 21/3/2012 tarihinden önce

kusur oranına ilişkin görüş yer almaktaydı. Fakat Karayolları Trafik

Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikten sonra tutanakta taraflar için kusur oranı

belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal

ettiği belirtilmekle yetinilmektedir. Öte yandan 21/3/2012 tarihinden önce,

kaza tespit tutanağında yer verilen kusur durumuna ilişkin görüşler bilirkişi

görüşü olarak kabul edilmemekte, çıkacak uyuşmazlıklarda kusur durumunun ayrıca

bilirkişi aracılığıyla saptanması gerekmekteydi. Başka bir deyişle kaza tespit

tutanağı yalnızca ispat vasıtası olarak önem taşımaktadır.

32. Kaza tespit tutanaklarına

karşı kanunda doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmiş değildir. Uygulamada,

tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kaza

tespit tutanağına itiraz hâkime veya Cumhuriyet savcısına yapılmaktadır. Ayrıca

doktrinde, henüz dava söz konusu değilse, kaza ile ilgili delillerin tespiti

maksadıyla delil tespiti isteyerek, kaza yerindeki maddi deliller ile varsa

tanık anlatımlarının tespiti ve kusur durumunun belirlenmesinin istenebileceği

kabul edilmiştir (bkz. Hasan Tahsin Gökcan, Karayolları Trafik Kanununa Göre Hukuki Sorumluluk,

Tazminat, Sigorta ve Rücu Davaları, Ankara, 2014, s.1450-1465).

Bundan başka Yargıtay da kaza tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmak

için yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi durumu

belirleyen kanıt olduğunu kabul etmektedir.

33. Somut olayda başvurucu, Sulh

Ceza Mahkemesinden kaza tespit tutanağının iptali talebinin reddedilmesinin

mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

34. Yukarda anlatılanlar

ışığında ilk olarak, başvurucunun ileri sürdüğü Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı

uyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından kesindir ve söz konusu

kararda somut uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna karar

verilmiştir (§ 18). İkinci olarak başvurucunun karıştığı maddi hasarlı trafik

kazası nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesine dayanarak sigorta

şirketinden veya karşı taraftan istemesi mümkün olduğu halde hukuk

mahkemelerinde böyle bir dava açmamıştır. Başvurucunun, açacağı böyle bir

davada kaza tespit tutanağında belirtilen kusur oranına itiraz ederek bir

bilirkişi raporu ile kusur oranının yeniden tespitini istemesinin mümkün olduğu

anlaşılmaktadır (§ 20-23).

35. Buna karşın başvuruya konu

kaza nedeniyle henüz ne bir ceza soruşturması başlatılmış ne de bir hukuk

davası açılmıştır. Yargıtay içtihatlarına göre tek başına hüküm kurmak için

yeterli olmayan ve yalnızca ispat vasıtası olan kaza tespit tutanağının

tutulması ve iptal isteminin reddedilmesinden dolayı, başvurucunun güncel bir

hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez. Başvuru tarihi itibariyle işlemin

mağduru olmayan başvurucunun, bu işlem aleyhine bireysel başvuru yapma hakkı

bulunmamaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

Başvurunun,

“kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Mustafa GÜRKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7304, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Dursun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7304
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Targan Tolga Yungul Başvurusu (B. No: 2013/1386)
  • Nihat Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/1997)
  • Yusuf Karabaş Başvurusu (B. No: 2013/1615)
  • M.g. Başvurusu (B. No: 2013/1847)
  • Ali Öksüz Başvurusu (B. No: 2013/6385)
  • Mehmet Koray Eryaşa Başvurusu (B. No: 2013/6693)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.