İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Murat Tuncer Başvurusu (B. No: 2013/5619)

1. Başvurucu çift taraflı maddi

Başvuru No2013/5619Tarih15 Nisan 2015Okuma14 dk · 2.777 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Murat Tuncer Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2013/5619
R.G. Tarih- Sayı
20/6/2015-29392
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.777 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu çift taraflı maddi

hasarlı trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağının iptali için açmış olduğu

davanın mahkemenin görevli olmadığından bahisle reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/7/2013 tarihinde

İstanbul Anadolu 39. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 15/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından

6/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 6/11/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı

görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 19/1/2015 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 29/1/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 30/3/2013

tarihinde İstanbul ilinde çift taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasına

karışmıştır. Olay yerine gelen polis ekibi tarafından “maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı”

düzenlemiş ve tutanakta başvurucunun da kazada kusurlu olduğu belirtilmiştir.

9. Başvurucu kendisinin olayda

kusursuz olduğunu ileri sürerek tutanağın iptali için İstanbul Anadolu 39. Sulh

Ceza Mahkemesine 18/4/2013 tarihinde itirazda bulunmuştur.

10. İstanbul Anadolu 39. Sulh

Ceza Mahkemesi, 22/4/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Mahkeme,

başvurucu aleyhine bir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza tespit

tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza

mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgili olarak ileride yapılacak

yargılama sırasında yargılamayı yapan yargı yeri tarafından kusura ilişkin

bilirkişi raporu alınabileceği, ayrıca başvurucunun sulh hukuk mahkemesinden

delil tespiti yolu ile kusur oranının tespit edilmesini isteyebileceği

gerekçelerine dayanmıştır.

11. İtiraz üzerine İstanbul

Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesi, 6/6/2013 tarihli kararı ile itirazı

reddetmiştir. Karar başvurucuya 14/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru 15/7/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

13. 13/10/1983 tarihli ve 2918

sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Trafik

kazalarına el koyma ve bilirkişilik:” kenar başlıklı 83. maddesi

şöyledir:

“Trafik kazalarına;

a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,

b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek

trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur.

Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı

karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli

genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.

…

Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse,

trafik kazalarında bilirkişilik yapar.

…”

14. 2918 sayılı Kanun’un

Kanunu’nun 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile

değiştirilen “Bu Kanundaki suçlarla ilgili

davalara bakacak mahkemeler ve yetkileri” kenar başlıklı 112.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması hariç olmak

üzere bu Kanundaki; hafif para cezasını veya bununla birlikte hafif hapis

cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılması

cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların

bulunmadığı yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılır.”

15. 18/7/1997 tarihli

Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Trafik

Kazalarına El Konulması” kenar başlıklı 154. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esas

ve usuller uygulanır.

a) Trafik kazalarına;

1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,

2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “Kaza

Tespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma),

el konulur.

Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile el

koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak

mahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına

gönderilir.”

16. Karayolları Trafik

Yönetmeliği’nin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerde

aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır.

a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi

1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz ve

deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar,

gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve

olay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olay

yerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir.

Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek,

dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda

düzenlenir.

Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanakta

yer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgili

taraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce

belirlenir.

2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası ve

genel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.

Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafif

yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de

düzenlenebilir.

Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığı

trafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.

3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur

oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını

ihlal ettiğini belirtirler.

…”

17. Karayolları Trafik

Yönetmeliği’nin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.

maddesinin ilgili kısmının önceki hali şöyledir:

“3) Tutanak düzenleyenler, taraflar için kusur oranı belirtirler(…)”

18. Anayasa’nın “Uyuşmazlık Mahkemesi” kenar başlıklı 156.

maddesi şöyledir:

“Uyuşmazlık Mahkemesi, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri

arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.

…”

19. Uyuşmazlık Mahkemesinin

9/4/2012 tarihli ve E.2012/102, K.2012/92 sayılı kararının gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“… Bu düzenlemelere göre, maddi hasarlı kaza tespit

tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların

çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idari

işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek

uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan,

maddi hasarlı kaza tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerinde

görülmesi olanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacı vekili tarafından; maddi hasarlı trafik

kaza tespit tutanağına itirazen açılan ve idari yargı

yerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin

görevli olduğu sonucuna varılmıştır…”

20. Yargıtay 17. Hukuk

Dairesinin 20/5/2013 tarihli ve E.2013/3973, K.2013/7268 sayılı kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın

tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine

ilişkindir.

Kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli

olan resmi belge niteliğindedir. Kaza tespit

tutanağında belirtilen olgu ile bilirkişi raporunun çelişmesi halinde bu

çelişkinin giderilmesi gerekir. Somut olayda resmi görevlilerce düzenlenen

08.09.2010 tarihli kaza tutanağında davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu,

davalı araç sürücüsünün geçme kurallarına riayet etmemekten kusurlu olduğu

belirtilmiştir.

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ve

hükme esas alınan 17.10.2012 günlü bilirkişi raporunda ise davalı araç

sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan % 75,

davacı araç sürücüsünün ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan % 25

oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi

raporu arasında çelişki bulunması halinde bunun giderilmesi gerekir. Kaza

tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden eksik

inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi veya

Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur

konusunda uzman bilirkişiden dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki

bilirkişi raporunun da irdelendiği tarafların olaydaki kusur durumları yönünden

ayrıntılı, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli kaza tespit tutanağı ile

bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gideren bir rapor alınarak sonucuna göre

karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru

görülmemiştir.”

21. Yargıtay 17. Hukuk

Dairesinin 23/10/2013 tarihli ve E.2013/14278, K.2013/14207 sayılı kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine

ilişkindir. Kaza tespit tutanağında çevreden alınan bilgiye göre davalı sürücü

Murat Aslan'ın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu bu nedenle %100 kusurlu olduğu

belirtilmiş, davacı vekili %100 kusura dayanarak işbu davayı açmıştır. Davalı İsmayil vekili, sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğine dair

delil olmadığını, davacı tarafın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğunu, davalı

sürücünün yeşil ışıkta geçtiğini belirterek delil listesi ibraz etmiş ve

tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekili tarafından

bildirilen tanıklar dinlenmeden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış

hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi sabit olana kadar geçerli kaza

tutanağı dışında ışık ihlaline ilişkin delil olmadığından davalı Murat Aslan'ın

kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçtiği ve %100 kusurlu olduğu kabul

edilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davalı İsmayil vekili tarafından bildirilen tanıkların ve tutanak

tanıklarının (gerektiğinde) usulüne uygun biçimde dinlenmeleri daha sonra kusur

tespitini yapan bilirkişiden tarafların kusur durumunda değişiklik olup

olmayacağı hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi

gerekirken yazılı olduğu biçimde davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına

yol açacak şekilde bildirilen tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması doğru

görülmemiştir.”

22. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

4/10/2012 tarihli ve E.2011/13761, K.2012/14278 sayılı kararının gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Dosya içeriğine göre; davalı cevap dilekçesiyle kazada

davacının da kusuru olduğunu ileri sürerek kaza tespit tutanağına itiraz etmiş

ve delilleri arasında bilirkişi incelemesi talep etmiş olmasına rağmen,

mahkemece kusura ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan dava dilekçesinde

ileri sürülen olgulara göre maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin eksik

incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Bu belirlemelere göre yerel mahkemece yapılacak iş;

tarafların kusur durumu usulünce belirlendikten sonra, uğranılan maddi zarara

ilişkin bilirkişi raporu alınmalı, sonucuna göre maddi ve manevi tazminat

hususunda bir karar verilmelidir. Tarafların kusur durumu belirlenmeden eksik

incelemeyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.”

23. Yargıtay 11. Hukuk

Dairesinin 30/1/2007 tarihli ve E.2006/13872, K.2007/1062 sayılı kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dava, haksız eyleme dayalı ve 2918 sayılı Karayolları

Trafik Kanunu kapsamında kalan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, kaza ile ilgili olarak kusur raporu alınmaksızın

karar verilmiş ise de; 2918 Sayılı KTK’nun

83 ncü maddesine göre düzenlenen trafik kaza tespit

tutanağı, tarafların kusurları bakımından hüküm kurmaya yeterli olmayıp, HUMK’un 275 ve 276 ncı maddeleri

gereğince seçilecek uzman bilirkişi aracılığıyla, tarafların kusur

derecelerinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde

eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 15/4/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/7/2013 tarih ve 2013/5619

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu,

i. 30/3/2013 tarihinde İstanbul

ilinde çift taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştığını, kendisinin

olayda tamamen kusursuz olduğunu, olay yerine gelen polis ekibinin “maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı”

düzenlediğini ve tutanakta kendisinin de kusurlu olduğu tespitini yaptıklarını,

ii. Aracında oluşan zararın

Trafik Kasko Sigortasından karşılanacağını bu sebeple herhangi bir dava açmak

istemediğini, buna karşın kendisine kusur tevzi edilmesi nedeniyle bir sonraki

trafik sigortasında kazasızlık indiriminden faydalanamayacağını ve bu nedenle

zarara gireceğini, yalnızca kaza tespit tutanağının iptal edilmesini

istediğini,

iii. Uyuşmazlık Mahkemesi

kararına göre bu tür davalara bakma görevinin sulh ceza mahkemelerine ait

olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığından bahisle itirazı

reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini, tutanağın

iptal edilmesi için hukuk sisteminde başka bir yol da olmadığını ileri

sürmüştür.

Başvurucu yargılamanın yenilenmesi ve uğradığı

zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Başvurucunun iddialarına

karşı Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun sulh hukuk mahkemesinde delil

tespiti yoluna gidebileceği halde gitmemiş olması nedeniyle başvuru yollarının

tüketilmemiş olduğu ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde ayrıca Uyuşmazlık

Mahkemesinin kararlarının uyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından

kesin olduğu ve başvurucunun dile getirdiği kararda Uyuşmazlık Mahkemesinin

somut uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna karar verdiği

ileri sürülmüş bu sebeplerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu

değerlendirilmiştir.

27. Bakanlık görüşüne karşı

başvurucu, sulh hukuk mahkemesinde açılacak tespit davalarında yalnızca delil

tespiti yapılabileceğini, kusur tespitinin yapılamayacağını, kaza tespit

tutanağının iptali için başka bir yargı merciinin bulunmadığını belirtmiş

ayrıca sulh ceza mahkemesinin davayı reddetmesi ve geçen süre içerisinde

sigorta şirketinden kaza nedeniyle oluşan maddi hasar bedelini talep etme

süresi olan iki yıllık sürenin geçirilmiş olması nedeniyle 3.000,00 TL zararın

oluştuğunu ileri sürmüştür.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

29. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

31. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

32. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”

ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

33. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan

etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiştir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95, 28/10/1999,

§ 50).

34. Başvurucu, Uyuşmazlık

Mahkemesi kararına rağmen Sulh Ceza Mahkemesinin kaza tespit tutanağının iptali

talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhine bir idari yaptırım kararı

bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine karşı

itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgili olarak

çıkacak uyuşmazlıklarda yargılamayı yapacak olan yargı yeri tarafından kusura ilişkin

bilirkişi raporu alınabileceği gerekçeleri ile talebi reddetmiştir.

35. 2918 sayılı Kanun’un ve

Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine göre maddi hasarlı kaza

tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların

çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi

belge niteliğindedir. Bu sebeple sonraki bilirkişi incelemelerinde de esas

alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinin tanık anlatımları ve

diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre

kaza tespit tutanaklarında 21/3/2012 tarihinden önce kusur oranına ilişkin

görüş yer almaktaydı. Fakat Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde yapılan

değişiklikten sonra tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece

kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiği belirtilmekle

yetinilmektedir. Öte yandan 21/3/2012 tarihinden önce, kaza tespit tutanağında

yer verilen kusur durumuna ilişkin görüşler bilirkişi görüşü olarak kabul

edilmemekte, çıkacak uyuşmazlıklarda kusur durumunun ayrıca bilirkişi

aracılığıyla saptanması gerekmekteydi. Başka bir deyişle kaza tespit tutanağı

yalnızca ispat vasıtası olarak önem taşımaktadır.

36. Kaza tespit tutanaklarına

karşı kanunda doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmiş değildir. Uygulamada,

tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kaza

tespit tutanağına itiraz mahkemeye veya Cumhuriyet savcılığına yapılmaktadır.

Ayrıca doktrinde, henüz dava söz konusu değilse, kaza ile ilgili delillerin

tespiti maksadıyla delil tespit davası açılarak, kaza yerindeki maddi deliller

ile varsa tanık anlatımlarının tespiti ve kusur durumunun belirlenmesinin

istenebileceği kabul edilmiştir (bkz. Hasan Tahsin Gökcan,

Karayolları Trafik Kanununa Göre Hukuki

Sorumluluk, Tazminat, Sigorta ve Rücu Davaları, Ankara, 2014,

s.1450-1465). Bundan başka Yargıtay da kaza tespit tutanaklarının tek başına

hüküm kurmak için yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi

durumu belirleyen kanıt olduğunu kabul etmektedir.

37. Somut olayda başvurucu, Sulh

Ceza Mahkemesinden kaza tespit tutanağının iptali talebinin reddedilmesinin

mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Başvurucu, aracında oluşan zararın trafik kasko sigortasından karşılanacağını

bu sebeple herhangi bir dava açmak istemediğini, buna karşın kendisine kusur

tevzi edilmesi nedeniyle bir sonraki trafik sigortasında kazasızlık

indiriminden faydalanamayacağını ve bu nedenle zarara gireceğini ileri

sürmüştür.

38. Yukarda anlatılanlar

ışığında ilk olarak, başvurucunun ileri sürdüğü Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı

uyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından kesindir ve söz konusu

kararda somut uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna karar

verilmiştir (§ 18). İkinci olarak başvurucunun karıştığı maddi hasarlı trafik

kazası nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesine dayanarak sigorta

şirketinden veya karşı taraftan istemesi mümkün olduğu halde hukuk

mahkemelerinde böyle bir dava açmamıştır. Başvurucunun, açacağı böyle bir

davada kaza tespit tutanağında belirtilen kusur oranına itiraz ederek bir

bilirkişi raporu ile kusur oranının yeniden tespitini istemesinin mümkün olduğu

anlaşılmaktadır (§ 20-23).

39. Buna karşın başvuruya konu

kaza nedeniyle henüz ne bir ceza soruşturması başlatılmış ne de bir hukuk

davası açılmıştır. Başvurucu bir sonraki yıl kazasızlık indiriminden

faydalanamayacağını bu sebeple ilerde zarara uğrayacağını ileri sürmüştür.

Yargıtay içtihatlarına göre tek başına hüküm kurmak için yeterli olmayan ve

yalnızca ispat vasıtası olan kaza tespit tutanağının tutulması ve iptal

isteminin reddedilmesinden dolayı, başvurucunun güncel bir hakkının ihlal

edildiğinden söz edilemez. Başvuru tarihi itibariyle işlemin mağduru olmayan

başvurucunun, bu işlem aleyhine bireysel başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

Başvurunun,

“kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Mustafa Murat TUNCER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5619, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Dursun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5619
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Güneş Başvurusu (B. No: 2013/5707)
  • Abdul Cemal Kırçuvaloğlu Başvurusu (B. No: 2014/13205)
  • Abdullah Baykal Başvurusu (B. No: 2014/17718)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/1640)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/1592)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/2060)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.