İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nasrullah Kuran Başvurusu (B. No: 2018/6319)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan

Başvuru No2018/6319Tarih23 Şubat 2022Okuma13 dk · 2.519 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nasrullah Kuran Başvurusu (5)

Karar tarihi
23 Şubat 2022
Başvuru Numarası
2018/6319
R.G. Tarih ve Sayı
5/4/2022-31800
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.519 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan

başvurucuya disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuruya konu olayların meydana geldiği

tarihte terör suçlarından hükümlü olarak Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

(Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

9. Başvurucu 20/10/2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna

hitaben bir dilekçe yazmıştır. Başvurucu; önder olarak nitelendirdiği Abdullah

Öcalan'ın (A.Ö.) bulunduğu ceza infaz kurumunda tecrit edildiğini, A.Ö.nün

üzerindeki tecritin kaldırılması, sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması

amacıyla 21/10/2017-23/10/2017 tarihleri arasında açlık grevi yapacağını

belirtmiştir. Disiplin cezası kararından anlaşıldığına göre başvurucu ile birlikte

terör suçlarından tutuklu ya da hükümlü olan sekiz kişi daha benzer

gerekçelerle ve aynı tarihlerde açlık grevi yapacaklarını Ceza İnfaz Kurumuna

bildirmiştir. Başvurucu ve diğer mahpusların açlık grevine başlaması üzerine

haklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı

(Disiplin Kurulu) 27/10/2017 tarihinde başvurucu ve diğer mahpusların 2 ay

süreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplin

cezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir. Disiplin Kurulu, açlık grevi

nedeniyle başvurucu ve diğer yedi mahpusun eyleminin 13/12/2004 tarihli ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'daki disiplin

cezası olarak karşılığının 1 ile 3 ay arası bazı etkinliklerden yoksun bırakma

cezasını gerektirdiğini hatırlatmıştır. Bununla birlikte Disiplin Kurulu,

başvurucu ve diğer mahpusların daha önce yaptıkları bir eylemden dolayı verilen

başka bir disiplin cezası kesinleştikten sonra söz konusu cezanın kaldırılması

için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir suç

işlediklerini tespit etmiş ve haklarında bir üst cezanın uygulanması

gerektiğine karar vermiştir. Disiplin Kurulu, mahpusların eylemine karşılık

olan bir üst cezanın ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma olduğunu

belirtmiş ancak Ceza İnfaz Kurumunda ücret karşılığı çalışan mahpusun

bulunmaması nedeniyle başvurucu ve diğer mahpuslara iki üst disiplin cezası

olan 2 ay süreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma cezasının

verilmesine karar vermiştir.

11. Disiplin Kurulu; eylemin esasına yönelik olarak ise

başvurucu ve diğer mahpusların açlık grevine başladığının tespit edildiğini,

söz konusu eylemin disiplin cezasını gerektirdiğini belirtmiştir. Başvurucu söz

konusu karara karşı Silivri 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette

bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, disiplin soruşturması için öngörülen sürelere

uyularak disiplin soruşturmasının bitirildiğini, eylemin sübutuna ve cezanın

uygulanış şekline ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek

başvurucunun şikâyetini reddetmiştir.

12. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir.

Silivri Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun

olduğundan bahisle itirazı reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya 6/2/2018

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 27/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının olay tarihindeki hâli şöyledir:

"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli

bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık

derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır."

15. 5275 sayılı Kanun'un 38. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Çocuklar haricindeki

hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre

şunlardır:

a) Kınama.

b) Bazı etkinliklere katılmaktan

alıkoyma.

c) Ücret karşılığı çalışılan işten

yoksun bırakma.

d) Haberleşme veya iletişim araçlarından

yoksun bırakma veya kısıtlama.

e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma.

f) Hücreye koyma."

16. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (g) bendi şöyledir:

"(2) Bazı etkinliklere katılmaktan

alıkoyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

…

g) Açlık grevi yapmak. "

17. 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(2) Bir eylemden dolayı verilen

disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması

için dördüncü fıkrada belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin

cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst

ceza uygulanır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 23/2/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. İfade

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan

Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, her iki ceza infaz kurumunda

da tecrit koşullarında barındırıldığını, ailesiyle görüşmesinin tamamen

yasaklandığını, avukatıyla görüşmesinin ise bazen tamamen yasaklandığını, bazen

sınırlı koşullarda yaptırıldığını belirtmiştir. Bu açıklamalar sonrasında

başvurucu, başta İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda uygulanan tecrit olmak

üzere tüm ceza infaz kurumlarında uygulanan tecritlere karşı tepkisini dile

getirmek amacıyla başvuruya konu açlık grevini yaptığını ifade etmiştir.

21. Bundan başka başvurucu; üç gün süren açlık grevinin

Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini tehdit etmediğini, disiplin cezası ile

cezalandırılmasının orantısız bir müdahale olduğunu açıklamış ve ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu son olarak disiplin

cezasına konu eylemin ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezasını

gerektirdiğini ancak kendisine haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun

bırakma disiplin cezasının tatbik edildiğini, kanunilik ilkesine aykırı

bir uygulama yapıldığını, keyfî hareket edildiğini savunmuş ve haberleşme

özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. Bakanlık görüşünde, başvurucunun eyleminin niteliğine

dair bazı açıklamalar yapılmış; bunun yanında somut olayla bağlantılı olarak

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına değinilmiş ve

inceleme yapılırken tüm açıklamaların dikkate alınması gerektiği

belirtilmiştir.

23. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

hatlarıyla başvuru formunda belirttiği hukuki iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında yapılan açlık grevlerinin bir

ifade yöntemi olabileceğini kabul etmiştir (Mehmet Ayata, B. No:

2013/2920, 7/7/2015, § 24; Kahraman Güvenç (3), B. No: 2013/3551,

14/4/2016, § 31). Bu kapsamda başvurucunun açlık grevine başvurması nedeniyle

hakkında verilen disiplin cezasının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

25. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

27. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifade

özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38). Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan

temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir

(Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).

28. Başvurucunun açlık grevine başvurması nedeniyle

hakkında disiplin cezası uygulanmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

olduğu kabul edilmelidir (Mehmet Ayata, § 29; Kahraman Güvenç (3), §

36).

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

29. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

30. Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı

ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle

sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda

bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması

gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir

gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama

getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29). Bununla birlikte ifade özgürlüğüne

müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesi gözönünde

bulundurulmalıdır. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin Anayasa'ya

uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanması ve

demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmaması gerekmektedir.

31. Buna göre öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup

bulunmadığı incelenmelidir. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer

ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna varılabilecektir (kanunilik şartına başka bağlamlarda dikkat çeken

kararlar için bkz. Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 82; Halk

Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/19270, 11/7/2019, §

35; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36; Hayriye

Özdemir, B. No: 2013/3434, 25/6/2015, §§ 56-61; Hüseyin Ercan, B.

No: 2018/11352, 8/9/2021, §§ 35, 36).

32. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilik ölçütünün ilk olarak şeklî bir

kanunun varlığını gerekli kıldığını belirtmiştir (Tuğba Arslan, § 96; Fikriye

Aytin ve diğerleri, B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 34). Bir yasama işlemi

olarak kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) iradesinin ürünüdür ve TBMM

tarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılan

işlemlerdir. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler alanında önemli bir güvence

sağlar (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No:

2014/920, 25/5/2017, § 54; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK],

B. No: 2014/19270, 11/7/2019, § 36).

33. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

34. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve

özellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin

yorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen

hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derece

mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çeliştiği veya kanun metni

dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna

ulaşıldığı hâllerde ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni dayanağının

bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Hüseyin Ercan, § 36; mahkemeye

erişim hakkı yönünden benzer değerlendirme için bkz. Ziya Özden, B. No:

2016/67737, 19/11/2019, § 59).

35. Başvurucu hakkında açlık grevi yapması nedeniyle

disiplin cezası uygulanmıştır (bkz. § 10). 5275 sayılı Kanun incelendiğinde

başvurucunun eyleminin karşılığında bazı etkinliklerden alıkoyma disiplin

cezasının öngörüldüğü anlaşılmıştır(bkz. § 16). Ancak eylemi gerçekleştiren

mahpusun daha önce bir disiplin cezası alması ve ceza kesinleşip infaz

edildikten sonra cezanın kaldırılması için öngörülen süre içinde mahpusun disiplin

cezasını gerektiren yeni bir eylem işlemesi durumunda hakkında bir üst disiplin

cezasının uygulanabileceği belirtilmiştir (bkz. § 17). Disiplin Kurulu

başvurucunun başvuruya konu eyleminin bu nitelikte olduğunu kabul etmiştir

(bkz. § 10).

36. 5275 sayılı Kanun'da açlık grevi yapma eylemi için

öngörülen bir üst disiplin cezası, ücret karşılığında çalışılan işten yoksun

bırakmadır (bkz. § 15). Ancak Disiplin Kurulu, Kurumda ücret karşılığı bir işte

çalışan mahpusun bulunmadığını belirtmiş; bu gerekçeyle başvurucu hakkında

eyleminin karşılığı olan disiplin cezasının iki üst disiplin cezası

niteliğindeki haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplin

cezasını uygulamıştır (bkz. § 10).

37. Başvurucunun temel şikâyetlerinden biri eyleminin

karşılığında uygulanan disiplin cezasının iki üstünde yer alan disiplin

cezasının kanuni temeli olmamasına rağmen tarafına uygulanmasıdır (bkz. § 21).

Açlık grevi yapan mahpuslara eylemin disiplin cezasını gerektirdiğinin kabulü

hâlinde uygulanacak disiplin cezası bazı etkinliklere katılmaktan alıkoymadır.

5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen

şartların varlığı hâlinde ise mahpuslara ücret karşılığında çalışılan işten

yoksun bırakma disiplin cezası verilebilecektir. Ancak ilgili mevzuat

incelendiğinde bir disiplin eylemine 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda iki üst

disiplin cezasının uygulanması imkânının idareye tanındığı tespit edilmemiştir.

38. Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme

yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi,

kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu

doğrultuda kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin bu

ilkeye saygılı hareket etmeleri, suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin

sınırlarının yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme

organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın düzenleyici

işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, cezaları uygulamakla görevli

idarelerin ve işlemin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı organlarının ise

kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi

gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Karlis A.Ş., B. No: 2013/849,

15/4/2014, § 33; Cem Burak Karataş [GK], B. No: 2014/19152, 18/10/2017,§

96).

39. Dolayısıyla somut olayda 5275 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen şartların varlığı hâlinde

Kanun'da, bir üst disiplin ceza uygulanmasına imkân verilmesine rağmen iki üst

disiplin ceza uygulanmasına olanak tanınmadığı, idarenin kanuna dayanmayarak

eylemin karşılığı olan disiplin cezasının iki üstü niteliğindeki cezayı başvurucu

hakkında uyguladığı anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucu hakkında açlık grevi

eylemine haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplin cezası

uygulanmasının kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının veya demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırı olup olmadığının değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000 TL tazminat

talebinde bulunmuştur.

43. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

44. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak

başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Silivri

1. İnfaz Hâkimliğine (E.2017/6402, K.2017/7066 sayılı karar) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 23/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Nasrullah KURAN Vekili : Av. Rezan SARICA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/6319, 23 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Adli Yardım
  13. B. İfade
  14. C. 6216 Sayılı
  15. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  18. F. 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  19. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/6319
Tarih
23 Şubat 2022

İlgili Kararlar

  • Kayseri Yeni Haber Radyo Televizyon Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2019/21340)
  • Tülay Gül Başvurusu (B. No: 2019/14704)
  • Ümit Karaduman Başvurusu (B. No: 2020/20874)
  • Fener Bozkurt ve Siraç Bozkurt Başvurusu (B. No: 2019/22743)
  • Fayık Özdemir ve Mehet Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/25890)
  • Nihat Karagöz Başvurusu (B. No: 2019/21436)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.