İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nebahat Baysal Gül Başvurusu (B. No: 2016/14634)

1. Başvuru, gözaltı sürecindeki nezarethane şartları nedeniyle

Başvuru No2016/14634Tarih28 Mayıs 2019Okuma13 dk · 2.520 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nebahat Baysal Gül Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/14634
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.520 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sürecindeki nezarethane şartları nedeniyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/2/2019 tarihinde kötü

muamele yasağının ihlal edildiği şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi

kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun kötü muamele yasağına ilişkin

kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Fetulahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında

16/7/2016 tarihinde gözaltına alınarak Uşak ili Kaçakçılık ve Organize Suçlarla

Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü nezarethanesine yerleştirilmiştir. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde

nezarethaneden çıkarılmıştır.

7. Başvurucu, Uşak Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihinde

tutuklanmıştır. Tutuklama kararı verilene kadar sorgu işlemleri süresince

başvurucu iki gün Adliye nezarethanesinde tutulmuştur. Tutuklandıktan sonra

21/7/2016 başvurucu, Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir.

8. Başvurucu 16/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurucu 22/12/2016 tarihinde tahliye edilmiştir.

10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/8/2018 tarihinde

başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup bu karar,

verildiği tarihte kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

11.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

1. (Değişik: 10/6/1994 -

4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:

a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995

tarihli ve E.1995/27, K.1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler

hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı

olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından

açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

…

2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve

işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır…”

12. 2577 sayılı Kanun'un

"Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar

başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.

13. 5271 sayılı Kanun’un "Gözaltı

İşlemlerinin Denetimi" kenar başlıklı 92. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet

başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin

gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri,

varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve

sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler;

sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler."

14.

1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma

Yönetmeliği’nin 4., 11. 25. ve 26. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

" Madde 4 - …

Nezarethane: Şüpheli veya sanıkların

haklarındaki işlemlerin tamamlanıp adlî mercilere sevk edilinceye kadar

bekletilmesi amacıyla yapılmış yerleri,

…

ifade eder.

...

Madde 11 - Üst araması

yapılan kişinin nezarethaneye girişi, bu Yönetmeliğe ekliNezarethaneye

Alınanların Kaydına Ait Defter"e (EK-B)

kaydedilerek sağlanır.

Nezarethane işlemlerinde;

a) Aynı suçla ilgisi olanlar, birbirine hasım

olanlar, erkek ve kadınlar bir araya konulmazlar, çocuklar yetişkinlerden ayrı

tutulurlar.

b) Nezarethanede zarurî hâller dışında beşten

fazla kişi bir arada bulundurulmaz.

c) Tuvalet, temizlik gibi zorunlu ihtiyaçların

giderilmesi görevli memurun gözetiminde sağlanır.

d) Yiyecek ve içecekler önceden kontrol

edilir.

e) Gözaltına alınan kişi saldırgan bir tutum

sergilemeye başladığı veya kendisine zarar vermeye kalkıştığı takdirde önce

sözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün olmadığı takdirde,

hareketini giderecek derecede kuvvet kullanılabilir. Ancak zarurî olmadıkça

gerek kendisinin gerek başkasının hayatı, vücut bütünlüğü veya sağlığı

tehlikeye girmedikçe kuvvet kullanılmaz.

f) Saldırgan tutum ve davranışları kontrol

altına alınamayan kişiler tıbbî müdahalede bulunulması için sağlık

kuruluşlarına gönderilir.

g) Gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarını

koruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilir. Gözetleme

işlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.

h) Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil,

sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi, yakalandığının yakınlarına haber

verilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçe ödeneklerinden

karşılanır.

...

Madde 25 -

Nezarethaneler en az 7 metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde ve

duvarlar arasında en az 2 metre mesafe olacak şekilde düzenlenir. Yeterli doğal

ışıklandırma ve havalandırma imkânları sağlanır. Ancak, şüpheli sayısının

çokluğu sebebiyle nezarethane imkânlarının yetersiz olması durumunda,

nezarethaneler için öngörülen fizikî şartlara sahip başka yerler de

kullanılabilir.

Nezarethanelerde gözaltına alınan kişilerin

yatmaları ve oturmaları için yeteri kadar sabit ve dayanıklı oturma yerleri

bulundurulur.

Mevsim ve gözaltı yerlerinin maddî şartları da

dikkate alınarak, geceyi gözaltında geçirecek şahıslar için yeterli miktarda

battaniye ve yatak temin edilir.

Tuvalet, banyo ve temizlik ihtiyaçlarının

giderilmesi için gerekli tedbirler alınır.

Nezarethane girişine, onaylanmış nezarethane

talimatı asılır.

İç ve dış emniyeti sağlanmış, özel surette

hazırlanmış, teknik donanımlı, bağımsız yerlerin ifade alma odası olarak

kullanılmasına özen gösterilir.

Mevcut nezarethane ve ifade alma odalarının

standartlara uygun hâle getirilmesi bütçe imkânları çerçevesinde sağlanır.”

...

Madde 26 – Nezarethane ve ifade alma

odalarının standartlara uygunluğunu sağlamak amacı ile kolluk kuvvetlerinin

yetkili birimleri tarafından denetleme yapılır.

Cumhuriyet başsavcıları veya

görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak,

gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma

odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini,

gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu

Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere kaydederler.

Yetkili ve görevli mercilerin mevzuatta

öngörülen denetim yetkileri saklıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu,KOM

Şubedeki nezarethanenin mevsim koşullarına göre aşırı sıcak, oksijensiz

olduğunu, beslenme imkânının kötü olduğunu, Adliye nezarethanesinin ise soğuk

olduğunu, bu yerde sadece bir sandalyenin bulunduğunu, uyuma imkânı olmadığını

belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

19. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir

(İsmail Buğra İşlek, B. No:

2013/1177, 26/3/2013, § 17; Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

20. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlali tespit ederek ihlalin

sonuçlarını giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla

ulaşılabilir nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de

işlerliğe sahip bulunması gerekmektedir (Fatma

Yıldırım, B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39). Bununla birlikte soyut

olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya

ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz (Sait Orçan, B.

No: 2016/29085, 19/7/2017, § 36). Ayrıca yasal düzenlemeyle oluşturulan ve

kanunun objektif anlamına bakıldığında var olduğu hususunda bir tereddüt

uyandırmayan bir hukuksal yolun fiilen denenmemiş veya kullanılmamış olması,

söz konusu yolun etkili olmadığı veya bulunmadığı sonucuna ulaşılabilmesi

bakımından yeterli olmaz.

21. Başvurucunun başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun

özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 27, 28). Ancak somut

olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının tüketilmesinin yarar

sağlamayacağı durumda veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde anılan yollar

tüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz, B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33).

22. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının mutlak nitelikli olmasından ötürü bu

yasak açısından sağlanması gereken başvuru yolunun etkili olduğundan söz edilebilmesi

için bunun ihlali önleyici ve bazı durumlarda cezalandırıcı olabilmesi, ayrıca

gerektiğinde tamamlayıcı bir unsur olarak makul bir tazmin imkânı sunabilmesi

gerekmektedir. Aksi takdirde bu tür ihlaller açısından sadece tazmin yollarının

öngörülmüş olması, bu tür muamelelere maruz kalan kişilere yapılanları

(kısmen/zımnen) meşrulaştırmış ve devletin tutma koşullarını Anayasa'nın

güvence altına aldığı standartlara yükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez bir

şekilde azaltmış olacaktır. Bu nedenle somut başvuruda olduğu gibi insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda tutulma

şikâyetleri açısından ancak tutulma koşullarının iyileştirilmesi/düzeltilmesi

ve ayrıca bu koşullardan kaynaklanan zararların tazmin edilmesini sağlayacak

bir başvuru yolunun etkililiğinden söz edilebilir. Öte yandan devlet tarafından

tazmin edici bir hukuk yoluna ilaveten bu tür muamelelerin tamamını süratle

sona erdirecek etkili bir mekanizma kurulması gerekmektedir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015,

§§ 72, 73).

23. Bununla birlikte kişinin ihlal iddialarına konu yerden

ayrılmış olması durumunda tutma hâli de sona ereceği için tutmadan kaynaklanan

ihlalin devam ettiğinden söz edilemez. Kişinin tutuklanmasıyla birlikte ya da

gözaltı sürecinin sonunda salıverilmesiyle birlikte gözaltı sürecindeki tutma

hâli sona erer. Gözaltı sürecinden sonra kişinin tutuklanması ihlal iddiasına

ilişkin tutma hâlinin devam ettiğini göstermez. Zira kişi tutuklandıktan sonra

ceza infaz kurumuna gönderilmekte ve dolayısıyla tutma koşulları değişmektedir.

Ayrıca ceza infaz kurumundaki tutma hâlinde kişilerin tutma koşullarına ilişkin

olarak infaz hâkimliklerine başvurma imkânı bulunmaktadır. Bu itibarla gözaltı

süreci sona eren kişiler yönünden artık mevcut ihlali önleyici ya da tutma

koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarına

başvurulması anlamını yitirmekte, bu durumda uğranılan zararları tazmin edici

mekanizmaların varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla gözaltı süreci

sona erenlerin nezarethaneden ayrıldıkları tarihe kadar maruz kaldıkları tutma

koşullarına ilişkin şikâyetleri bakımından etkili hukuk mekanizmasının tazminat

yolu olduğu söylenebilir (benzer yöndeki karar için B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 49).

24. Somut olayda başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltına

alınmış, nezarethanede kalmış ve 19/7/2016 tarihinde nezarethaneden çıkmıştır.

Adli mercilere sevk edildikten sonra sorgu işlemleri boyunca Adliye

nezarethanesinde tutulmuştur. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanarak Uşak E

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Somut olayda başvurucu, gözaltı

sürecinde kamu görevlileri tarafından -kişisel kusur/amaç, saik, kasıt ile-

kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmemiş salt tutulma koşullarından

şikâyetçi olmuştur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarından

(Alparslan Altan [GK], B. No:

2016/15586, 11/1/2018, §§ 183-185) farklı olarak salt tutulma koşulları

nedeniyle kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmaline ilişkin adli ve/veya idari

bir soruşturma yürütülmesi için adli makamları harekete geçirmek üzere başvuru

yapılması tüketilmesi gereken bir yol değildir. Dolayısıyla başvurucu açısından

tutuklama kararından önceki tutma koşulları nedeniyle uğradığı maddi ve manevi

zararların giderilmesini temin edici bir mekanizmanın bireysel başvurudan

önceki süreçte Türk hukukunda mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekir.

25. Bu noktada Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un

2. maddesi karşısında tazminata hükmedildiğini gösteren kararların var

olmamasının olumsuz tutulma koşulları nedeniyle uğranılan zararın tazmini için

etkili bir başvuru yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşılabilmesi bakımından tek

başına belirleyici olmaması gerekir. Nitekim teoride böyle bir yolun var olup

olmadığı irdelenmeden salt bu güne kadar böyle bir

davanın açıldığını ve tazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir mahkeme

kararının bulunmadığına dayanılarak tazminata ilişkin etkili bir başvuru

yolunun bulunmadığının söylenmesi hatalı sonuçlara ulaşılmasına sebep olabilir.

Bu bakımdan etkili bir başvuru yolunun bulunmadığının ifade edilebilmesi için

öncelikle ulusal hukukun incelenmesi ve gözaltı süreci sona eren kişinin

başvurabileceği bir tazminat yolunun teorik düzeyde mevcut olup olmadığına bakılması

gerekir. Öte yandan teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bir başvuru

yolunun sırf -bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemiş olması bu

yolun etkisiz olduğu biçiminde yorumlanmamalıdır. Bu durumda asıl dikkate

alınması gereken şey, tazminat ödendiğini gösteren karardan ziyade tazminat

ödenemeyeceğini ifade eden kararın var olup olmadığıdır. Teorik düzeyde

tazminat için elverişli bir başvuru yolunun fiilen etkisiz olduğu sonucuna

ancak mahkemelerin ilgili yolun tutulma koşulları nedeniyle oluşan zararların

giderilmesini kapsamadığı temeline dayalı olarak reddetmeleri hâlinde

varılabilir (gerekli değişikliklerle birlikte bkz. B.T., § 52).

26. Gözaltında tutma, yargısal nitelik taşıyan bir karara

dayanmaktadır. Ancak gözaltı işleminin gerçekleştiği nezarethanelerin yönetim,

denetim ve işletilmesinin idare tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğu

açıktır. Nezarethane koşullarının ilgili ulusal ve uluslararası hukukta

belirtilen standartlara uygun hâlde bulundurulması idarenin sorumluluğundadır.

27. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, idari işlem ve

eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel

olanlar tarafından idari yargıda tam yargı davası açılabileceği belirtilmiştir.

Buna göre idarenin işlem ve eylemlerinden kaynaklanan her türlü zararın idari

yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilmesi mümkündür. Anılan kuralda

idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığından

idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem sebebiyle oluşan zararın tazmininin

bu kurala dayanılarak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasıyla

istenebilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir idari

eyleme ilişkin zararın idari yargıda dava konusu edilebilmesi için 2577 sayılı

Kanun'un 2. maddesinin yeterli bir yasal zemin oluşturduğu görülmektedir. Bu

durumda nezarethanedeki tutulma koşullarının hukuka uygun olmaması nedeniyle

doğan zararların 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargıda tam

yargı davasına konu edilmesinin olanaklı olduğu sonucuna varılmaktadır (gerekli

değişikliklerle birlikte bkz. B.T., § 54).

28. Bu bağlamda idari yargıda açılacak tam yargı davasında idare

mahkemesinin tutulma koşullarının ilgili ulusal ve uluslararası hukuka uygun

olup olmadığını denetlemesi ve bu çerçevede tutulma koşullarının hukuka aykırı

olduğunu tespit etmesi hâlinde -zararın ve bu zararla tutulma koşulları

arasında illiyet bağının da bulunması kaydıyla- tazminata hükmetme yetkisini

haiz olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 55).

29. Öte yandan idari yargı mercileri, bulundukları yerde

nezarethanelerin fiziki koşullarını değerlendirme bakımından Anayasa

Mahkemesine göre daha avantajlı durumdadır. Nezarethanelerin fiziki

koşullarının ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğu Anayasa Mahkemesi

tarafından kural olarak dosya üzerinden incelenirken derece mahkemelerinin olay

mahallinde keşif yapma, bilirkişi raporu alma gibi birçok imkânı bulunmaktadır.

Dolayısıyla nezarethane fiziki koşullarına ilişkin öncelikli olarak idari yargı

mercileri tarafından bir inceleme yapılması sadece ikincillik ilkesine uygun

bir yaklaşım olmakla kalmayıp aynı zamanda bunun başvurucu bakımından lehe bir

durum oluşturacağı da tartışmasızdır (gerekli değişikliklerle birlikte bkz.

B.T., § 56).

30. Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkate

alındığında ulaşılabilir ve tutulma koşullarının standartlara uygun olmaması

sebebiyle doğan maddi ve manevi zararların karşılanması bakımından başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz olduğu görülen tam yargı davası başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

32. Bununla birlikte bu aşama itibarıyla oluşan durum nedeniyle

eldeki başvuru ve eldeki başvuruyla aynı nitelikte olup Anayasa Mahkemesinde

derdest olan başvurulara konu olaylar yönünden işbu kararın ardından açılması

muhtemel idari davaların süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa

kavuşturulması zorunluluğu doğmuş bulunmaktadır. Öncelikle vurgulanmalıdır ki

idari yargı yerlerinde açılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek

ve idari davaların süresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek idari yargı

mercilerinin takdirindedir. Ancak eldeki başvuru ve bununla aynı nitelikte olup

henüz derdest olan başvurular hakkında verilen başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararlarından

sonra idari yargıya başvuran kişiler yönünden dava açma sürelerinin bu

kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde

değerlendirilmesi gerektiği de tabiidir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Nebahat

BAYSAL GÜL

Vekili : Av. Karar Koray ATAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/14634, 28 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. Kaya
  16. Baysal Gül
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/14634
Tarih
28 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Elvan Türker Karagülle ve Mert Er Karagülle Başvurusu (B. No: 2016/7416)
  • Ahmet Hüsrev Altan Başvurusu (B. No: 2016/23668)
  • Bahattin Öztürk Başvurusu (B. No: 2015/2024)
  • Murat Aksoy Başvurusu (B. No: 2016/30112)
  • Mehmet Murat Sabuncu Başvurusu (B. No: 2016/50969)
  • Ahmet Yıldırım Başvurusu (B. No: 2016/5061)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.