İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necati Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15635)

1. Başvuru, müşterek malik olunan taşınmazda yapılan kazı

Başvuru No2014/15635Tarih8 Aralık 2016Okuma32 dk · 6.491 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Necati Yıldız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/15635
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.491 kelime·32 dk okuma·37 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, müşterek malik olunan taşınmazda yapılan kazı

çalışmaları sırasında bulunan tarihi eserler için ikramiye ödenmemesi sebebiyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının, arkeolojik sit alanı ilan edilen

taşınmazın kamulaştırılmaması ve takas talebinden sonuç alınamaması sebebiyle

mülkiyet hakkının, aynı durumda olan başka kişilere ikramiye ödenmesi sebebiyle

eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuruculardan Necati Yıldız adına yapılan başvuru

22/9/2014, diğer başvurucular adına yapılan başvuru ise 11/11/2014 tarihlerinde

hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde bir kısım eksik belgelerin tamamlanmasından sonra başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında görüş

sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların müştereken maliki bulundukları Hakkâri ili

Merkez ilçesi Dağgöl Mahallesi Kale Dibi Mevkii 131

ada 47 parsel sayılı taşınmazda müşterek maliklerden Necdet Yıldız tarafından

ev yapmak amacıyla temel kazısı yapılması sırasında "Hakkâri Stelleri" olarak adlandırılan ve 13 adet stelden oluşan tarihi eser niteliğinde yapılar bulunmuş ve

11/8/1998 tarihinde durum Hakkâri Valiliğine bildirilmiştir.

8. Yapılan ilk incelemelerde arkeolog H.B. tarafından düzenlenen

18/8/1998 tarihli ve 37 sayılı raporda, bir kısmı toprak üzerinde görülen

taşların in-sitü (özgün durum) olmayıp daha önceki

dönemlerde bir yerden alınarak burada toplanmış olduğunun tespit edilmesi

üzerine taşınır nitelikte olup az bir işçilikle çalınma ihtimalinin bulunması

da dikkate alınarak bulundukları yerden toplanıp koruma altına alınmasına karar

verildiği ve bu kapsamda çalışmalar yapıldığı belirtilmiştir.

9. Bu aşamadan sonra Prof. Dr. V.S. tarafından Kültür

Bakanlığına hitaben düzenlenen 15/10/1998 ve 19/10/1998 tarihli yazılarda,

bulunan ünik karakterde 13 adet taş stelin Van Müze

Müdürlüğü ve Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi uzmanlarından

oluşan heyet tarafından kent içinde güvenli bir yere taşındığı, kabaca İ.Ö.

1000 yıllarına ilişkin oldukları anlaşılan stellerin

yalnızca Anadolu için değil tüm yakın doğu arkeolojisi açısından eşsiz olduğu

ve başvuruculara ikramiye ödenebileceği ifade edilmiştir.

10. Bu arada Kültür Bakanlığı Diyarbakır Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kurulunun 11/11/1999 tarihli ve 2275 sayılı kararıyla,

başvurucuların müştereken maliki bulundukları taşınmazı kapsayan alan 1. derece

arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Bu

kapsamda, başvuruculara ait taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilmiş ise de

kamulaştırma işlemleri tamamlanamamış, başvurucular tarafından 19/9/2002

tarihinde Kültür Bakanlığı aleyhine Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesinde 131 ada

47 parsel sayılı taşınmaz yönünden kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat

davası açılmıştır. Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/1/2003 tarihli ve

E.2002/301, K.2003/13 sayılı kararı ile taşınmazın sit alanı ilan edilmesinin

başlı başına taşınmaza el atıldığı anlamına gelmediği, taşınmaza fiilen ve

sahiplenmek maksadıyla el atılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir. Kültür Bakanlığının 8/7/2003 tarihli yazısı kapsamında taşınmaz sahiplerinin

Kesin İnşaat Yasağı Getirilen Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat

Varlıklarının Bulunduğu Sit Alanlarındaki Taşınmaz Malların Hazineye Ait

Taşınmaz Malları ile Değiştirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri

çerçevesinde başvurmaları halinde konunun değerlendirileceği başvuruculara

7/8/2003 tarihli ve 217 sayılı yazı ile bildirilmiştir. Başvurucular tarafından

8/3/2011 tarihinde kendilerine ait taşınmazın Hazineye ait başka taşınmazlarla

takas edilmesi hususunda başvuruda bulunulmuştur. Takas başvurusunun tamamlanıp

tamamlanmadığına ilişkin olarak başvuru dosyası kapsamında bilgi verilmemiştir.

11. Öte yandan Van Müze Müdürlüğü tarafından başvuruculara

ödenecek ikramiye bedelinin belirlenmesi amacıyla 7/12/1998 tarihinde

oluşturulan değerlendirme heyeti tarafından düzenlenen 7/12/1998 tarihli

tutanakta, 13 adet stel için toplam 3.375 TL değer

takdiri yapıldığı belirtilmiştir.

12. Van Valiliğince, belirlenen bedel üzerinden ikramiye ödenip

ödenmeyeceği hususunda tereddüte düşülmesi üzerine

Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 13/4/1999 tarihli

yazısıyla, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kanunu ile 11/8/1984 tarihli ve 18486 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Bulanlara, Haber Verenlere ve

Yakalayan Kamu Görevlilerine Verilecek İkramiye ile İlgili Yönetmelik (ikramiye

ile ilgili Yönetmelik) hükümleri uyarınca işlem yapılmasının uygun olacağını

belirten Hukuk Müşavirliğinin 19/2/1999 ve 19/3/1999 tarihli görüş yazıları

doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

13. Bu kapsamda, Van Müze Müdürünün, stellerin

"in-sitü" (özgün durum) durumda bulunmadığı

ve daha önceki dönemlerde bir yerden alınarak buluntu yerine gayri muntazam

olarak yan yana ve üst üste toplandığı, stellerin

taşınır kültür varlığı grubunda olması gerektiği ve ikramiye ödenebileceği

yönündeki 3/5/1999 tarihli ve 295 sayılı görüşü doğrultusunda işlem tesis

edilebileceği değerlendirilmiştir.

14. Müşterek maliklerden Necdet Yıldız 10/8/1999, 19/10/2000 ve

24/11/2000 tarihli dilekçelerle, steller için takdir

edilen bedelin düşük olduğunu ve itiraz ettiğini belirterek oluşturulacak üst

kurul tarafından yeniden değer tespiti yapılmasını talep etmiştir.

15. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün

13/12/2000 tarihli ve 13671 sayılı kararı kapsamında oluşturulan komisyon

tarafından yeniden yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 5/4/2001 tarihli

değerlendirme raporunda steller için 22.300 TL değer

takdir edilmiştir.

16. Hakkâri

Valiliğinin 9/12/2001 tarihli ve 366 sayılı yazısı ile ikramiye ödemesi için

ödenek talep edilmiş; Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünün

11/2/2002 tarihli ve 1762 sayılı yazısı ile 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile

ikramiyeyle ilgili Yönetmelik'in 5. maddesi uyarınca ikramiye ödenmesine imkân

bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum, 20/9/2002 tarihli yazı ile müşterek

maliklerden Necdet Yıldız'a bildirilmiştir.

17. Başvurucular 5/6/2002 tarihli 2002/8835-8836 sayılı

dilekçeler ile Kültür Bakanlığına idari başvuruda bulunmuşlar, 2863 sayılı

Kanun ve ikramiye ile ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca ikramiye ödenmesi

gerektiğini ve her iki raporda tespit edilen bedeller arasında ciddi fark

olduğunu belirterek yeniden inceleme yapılmasını ve ikramiyeödenmesini

talep etmişlerdir. Başvuru 26/7/2002 tarihinde reddedilmiştir.

18. Başvurucular, müşterek maliki bulundukları taşınmazda Necdet

Yıldız tarafından bulunan stellerin paha biçilemez

değerde bulunduğunu, daha önce belirlenen bedellerin hatalı tespit edildiğini, stellerin taşınır kültür varlığı olduğu hususunun taraflar

arasında tartışmasız olduğunu, uyuşmazlığın eserlerin değerine ilişkin

bulunduğunu, ikramiye ödenmesine ilişkin başvurunun reddinin hukuka aykırı

olduğunu belirterek Necdet Yıldız tarafından bulunan steller

için 450.000 TL, daha sonra yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkan tarihi

eserler için 50.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL ikramiyenin ödenmesine

karar verilmesi istemiyle Kültür Bakanlığı aleyhine 19/9/2002 tarihinde Van

İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

19. Mahkemenin 21/10/2003 tarihli ve E.2002/971, K.2003/747 ile

19/3/2004 tarihli ve E.2004/56, K.2004/227 sayılı kararları ile dava dilekçesi

ve eklerinden taşınmazın maliki olarak davacılardan farklı kişilerin görülmesi,

davacıların dava konusu taşınmaz ile hukuki bağlarını ortaya koyacak belgelerin

sunulmaması, hangi davacı için ne kadar tazminat istendiğinin belirtilmemesi,

daha sonraki kazılarda elde edildiği belirtilen eserlere ilişkin bilgi ve belge

sunulmamış olması gibi sebeplerle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1/d bendine dayalı olarak dava

dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.

20. Eksiklikler tamamlanmak suretiyle yeniden verilen dava

dilekçesi üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 29/5/2007 tarihli ve

E.2004/509, K.2007/1204 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Dava konusu olayda, davacılar

tarafından bulunan eserlerin stel olduğu, ilgili

mevzuatta stellerin taşınmaz kültür varlığı olarak

nitelendirildiği tartışmasız olmakla birlikte, bulunan eserlerin in sitü (özgün konum) durumda bulunup bulunmadığı hususu

tartışma konusu olup, bu durumun stellerin Yasa

kapsamında taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirilip

değerlendirilemeyeceği tartışmasına yol açtığı, eserler bulunduğunda yapılan

ilk incelemeler sonucunda arkeologlar tarafından -stellerin

in-sitü (özgün konum) durumunda bulunmadığı ve daha

önceki dönemlerde bir yerden alınarak buluntu yerine getirildiği- dolayısıyla

taşınır kültür varlığı olarak nitelendirilmeleri gerektiği yönünde görüş

bildirilmekle birlikte, 1999 yılında yapılan kazı çalışmalarına katılan Prof.

Dr. V.S.in yazdığı “Hakkâri TAŞLARI” adlı eserinde taşların in sitü (özgün konum) durumda olduğu belirtilmekle stellerin, Yasa kapsamında değerlendirilmesi gereken

taşınmaz kültür varlığı olduğu tartışmasız hale gelmektedir.

Bu durumda, yukarıda belirtilen Yasa ve

yönetmelik uyarınca, yalnızca taşınır kültür varlıklarını bulan ve haber

verenlere ikramiye ödenmesi mümkün olup, kazılarda ortaya çıkan taşınır kültür

varlıkları için herhangi bir ikramiye ödenmesi söz konusu olmadığından, Yasada

taşınmaz kültür varlığı olarak belirtilen steller ve

daha sonra yapılan kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan eserler için

davacılara ikramiye ödenmesine yasal olanak bulunmadığı sonuç ve kanaatine

varılmıştır."

21. Temyiz üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 10/2/2010 tarihli

ve E.2008/1699, K.2010/1247 sayılı ilamıyla, gerekçeli kararda davacı Necdet

Yıldız'ın vekilinin hatalı şekilde tüm davacıların vekili olarak gösterilmesi,

başvurucular vekilinin kararda isminin belirtilmemiş bulunması ve kendisine

gerekçeli kararın tebliğ edilmemiş olması sebebiyle hükmün bozulmasına karar

verilmiştir.

22. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda

28/10/2010 tarihli ve E.2010/2462, K.2010/1760 sayılı karar ile 29/5/2007

tarihli ilk kararda belirtilen aynı gerekçelerle davanın reddine karar

verilmiştir.

23. Temyiz üzerine karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 16/4/2012 tarihli ve E.2011/12365, K.2012/2728 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

24. Karar düzeltme istemi ise Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 18/6/2014 tarihli ve E.2013/666, K.2014/6901 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

25. Karar, başvurucular vekiline 22/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucular vekilince Necati Yıldız yönünden 22/9/2014,

diğer başvurucular yönünden ise 11/11/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

27. 2863 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.)"Kültür varlıkları"; tarih öncesi ve tarihi

devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih

öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel

açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün

taşınır ve taşınmaz varlıklardır."

28. 2863 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat

varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde

kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve

zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde

muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.

...

Böyle

bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya

haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli

tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en

yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile

Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.

İhbar

alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre, en kısa zamanda gerekli

işlemleri yapar."

29. 2863 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait

taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin

mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak

olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet

malı niteliğindedir."

30. 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

"Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat

varlıkları şunlardır:

a)

Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış

taşınmazlar,

b)

Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür

ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,

c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür

varlıkları,

d)

Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu

olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi

olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek

alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.

Ancak,

Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve

özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan

taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.

Kaya

mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar,

höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve

isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar;

harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve

kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol

kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili

taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler,

yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller;

imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane,

tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı

çarşılar, sandukalar, steller,

sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar;

külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler,

peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.

Tarihi

mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile

benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir."

31. 2863 sayılı Kanun'un 20. maddesi şöyledir:

"Taşınmaz kültür varlıkları ve

parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları esastır. Ancak, bu taşınmaz

kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri

itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Bölge Kurullarının uygun görüşü ve gereken

emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen

yere nakledilebilir. Kültür varlığının nakli dolayısıyla taşınmazın maliki bir

zarara maruz kalmışsa, Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bir

komisyonun tespit edeceği tazminat zarar görene ödenir."

32. 2863 sayılı Kanun'un 24. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Devlet malı niteliğini taşıyan korunması

gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının Devlet elinde ve müzelerde

bulundurulması ve bunların korunup değerlendirilmeleri Devlete aittir. Bu gibi

varlıklardan gerçek ve tüzelkişilerin ellerinde bulunanlar, değeri ödenerek

Bakanlık tarafından satın alınabilir."

33. 2863 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Dördüncü maddeye göre Kültür ve Turizm

Bakanlığına bildirilen taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile 23 üncü maddede

belirlenen korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları, Kültür ve

Turizm Bakanlığı tarafından bilimsel esaslara göre tasnif ve tescile tabi

tutulurlar. Bunlardan Devlet müzelerinde bulunması gerekli görülenler, usulüne

uygun olarak müzelere alınırlar.

...

Tasnif

ve tescil dışı bırakılan ve müzelere alınması gerekli görülmeyenler,

sahiplerine bir belge ile iade olunurlar. Belge ile iade olunan kültür

varlıkları üzerinde, sahipleri her türlü tasarrufta bulunabilirler. Bir yıl

içinde sahipleri tarafından alınmayanlar, müzelerde saklanabilir veya usulüne

uygun olarak Devletçe satılabilir."

34. 2863 sayılı Kanun'un 64. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer

üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür varlıklarını 4 üncü

maddede yazılı makam ve mercilere, aynı maddede yazılı süreler içerisinde haber

verenlere:

a)

Bulunan varlık, bunların mülkü içinde ise bu Kanunun 24 üncü ve 25 inci

maddeleri uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.

b)

Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca

varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin % 80'i ikramiye

olarak bulan ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır.

c)

Kültür varlığı Devlete ait arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin % 40'ı

bulana ikramiye olarak verilir.

...

f)

Yukarıdaki fıkralardan herhangi biri uyarınca kültür varlıklarını bulan, haber

veren veya yakalayan kişiler birden fazla ise verilecek ikramiyeler bunlar

arasında eşit olarak paylaştırılır.

..."

35. İkramiye ile ilgili Yönetmelik'in 3. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde

yerüstünde, yeraltında ve sualtında taşınır kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu

bilenler veya varlığından yeni haberdar olan malik veya zilyetlerden; bunu en

geç üç gün içinde en yakın müzeye, köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki

idare amirlerine haber verenlere;

a)

Varlık, bulanın mülkü içinde ise; "Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve

Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında

Yönetmelik" gereğince tespit edilecek değeri usulüne göre ödenerek

müzelerce satın alınır. Ayrıca ikramiye verilmez.

b)

Varlık başkasının mülkü içinde ise ilgili Yönetmeliğine göre takdir edilecek

bedelin % 80'i ikramiye olarak bulan ile mülk sahibi arasında eşit olarak

paylaştırılır.

c)

Varlık Devlete ait arazide bulunmuş ise, ilgili Yönetmeliğine göre takdir

olunacak bedelin % 40'ı bulana ikramiye olarak ödenir.

d)

Nerede bulunursa bulunsun haber verilen varlık, korunması gerekli nitelikte

kültür ve tabiat varlığı olmadığı takdirde sahiplerine, müzelerce verilecek bir

belge ile iade olunur. Bu belge iade olunan varlık ile sahibini açıkça

tanımlayabilecek nitelikte düzenlenir.

Belge

ile iade olunan varlıklar üzerinde sahipleri her türlü tasarrufta

bulunabilirler. Bir yıl içinde sahiplerince alınmayan varlıklar müzelerde

saklanabilir veya usulüne uygun olarak Devletçe satılabilirler."

36. İkramiye ile ilgili Yönetmelik'in 5. maddesi şöyledir:

"Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları

ile, nerede bulunursa bulunsun varlığı Bakanlıkça daha önceden bilinen taşınır

kültür ve tabiat varlıkları için ihbar ikramiyesi ödenmez."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 8/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

38. Başvuruculardan Necati Yıldız adına sunulan 22/9/2014

tarihli bireysel başvuru formunda, müştereken malik olunan taşınmazda bulunan steller için ikramiye ödenmesi talebiyle açılan davada

verilen kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, yargılamanın yaklaşık on

iki yılda tamamlanarak makul bir sürede sonuçlandırılmadığı, ikramiye

ödenmemesi sebebiyle maddi zarara sebebiyet verildiği, temel hak ve

hürriyetlerin korunmasında etkili bir başvuru yolunun sunulmadığı, aynı durumda

olan bir kısım üçüncü kişilere ikramiye ödendiği belirtilerek mülkiyet, adil

yargılanma, etkili başvuru hakları ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ileri

sürülmüş; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi, stellerin

bilimsel ölçütler uyarınca değerlerinin belirlenerek ödenmesi, taşınmazda

bulunan eserler için maddi tazminat ve uğranılan manevi zararlar nedeniyle

manevi tazminat ödenmesi talep edilmiştir.

39. Başvuruculardan Necati Yıldız ve diğer başvurucular adına

sunulan 11/11/2014 tarihli bireysel başvuru formunda ise başvurucuların

müştereken maliki bulundukları taşınmazda bulunan steller

için tasnif, nitelendirme, değer tespiti ve ikramiye tutarını belirleme usulüne

karşı itirazların dile getirilebileceği etkili hukuk yolların bulunmaması

sebebiyle etkili başvuru hakkının; ikramiye ödenmemesi, stellerin

bulunduğu taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmesi ve

kamulaştırma kararı alınmasına rağmen herhangi bir kamulaştırma bedelinin

ödenmemesi, taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen ortadan kalkmış

olması sebebiyle mülkiyet hakkının; ikramiye ödenmesi talebiyle açılan davanın

makul sürede sonuçlanmaması sebebiyle adil yargılanma hakkının; başvurucularla

aynı durumda bulunan üçüncü kişilere ikramiye ödemeleri yapılmasına rağmen

başvuruculara ikramiye ödenmemesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

ileri sürülmüş; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi, stellerin bilimsel ölçütler uyarınca değerlerinin

belirlenerek ödenmesi, taşınmazda bulunan eserler ile sit alanı ilan edilen

taşınmaz için maddi tazminat, makul olmayan idari ve yargı süreci sebebiyle

manevi tazminat ödenmesi talep edilmiştir.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

41. Öncelikli olarak başvurucular vekilince 22/9/2014 tarihinde

başvuruculardan yalnızca Necati Yıldız adına başvuru formu sunulduğu; diğer

başvurucular yönünden ise bir kısım ihlal iddiaları da eklenmek suretiyle

11/11/2014 tarihinde ayrıca başvuru formu sunulmuş olduğu dikkate alınarak

başvuru dilekçelerinin ayrı başlıklar altında incelenmesi uygun görülmüştür.

42. Başvurucu Necati Yıldız yönünden mülkiyet ve adil yargılanma

haklarıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin de ihlal edildiği ileri

sürülmüştür. Ancak, başvurucuya eşitlik ilkesiyle ilgili olarak Anayasa’nın 10.

maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarak ayrı muamele

yapıldığından bahsedilmediği, hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kalındığına dair somut bir bilgi veya belge sunulmadığı görülmektedir. Bu

durumda başvurucunun şikâyetlerinin özü itibarıyla müştereken malik olunan

taşınmazda bulunan steller için ikramiye ödenmesi

talebiyle açılan davanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak reddedilmesi,

ikramiye ödenmemesinin maddi olarak zarara sebebiyet verdiği, yargılamanın

makul bir sürede sonuçlandırılmadığı hususlarına ilişkin olduğu ve bahsedilen

şikâyetlerin mülkiyet ve adil yargılanma haklarına yönelik bulunduğu

anlaşılmıştır. Bu bakımdan ikramiye ödenmesi talebiyle açılan davanın hukuka ve

hakkaniyete aykırı olarak reddedildiği iddiasının adil yargılanma hakkı

kapsamında yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönünden, yargılamanın uzun

sürdüğü yönündeki iddianın yine adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede

yargılanma hakkı yönünden, ikramiye ödenmemesinin maddi olarak zarara sebebiyet

verdiği iddiasının ise mülkiyet hakkı yönünden incelenmesi uygun görülmüş;

eşitlik ilkesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

43. Öte yandan kültür varlıklarının tasnif, nitelendirme ve

değer biçme aşamalarına itirazlar bakımından etkili hukuk yollarının

bulunmadığı iddia edilmiş ise de anılan ihlal iddiası yönünden takdir edilen

ikramiye bedeline itiraz edilmesi üzerine oluşturulan komisyonca yeniden

inceleme yapılarak yeni bir bedel belirlenmesi (bkz. § 14, 15), ikramiye

ödenmesine imkân bulunmadığının bildirilmesi üzerine yeniden inceleme yapılması

hususundaki başvurular (bkz. § 17) ve konuya ilişkin olarak tamamlanan idari

yargı mercilerindeki süreç (bkz. § 18 vd.) değerlendirilmek suretiyle

başvurulabilecek iç hukuk yolları dikkate alındığında etkili başvuru yolları

yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. 11/11/2014 Tarihinde Sunulan Başvuru Formu

Yönünden İnceleme

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde bireysel başvuru yapılması gerekir.

45. Kabul edilebilirlik şartlarından biri olan otuz günlük süre

kuralı başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür.

46. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11.

maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde

tebligat vekile yapılır ve tebliğ edilen evrakın içeriğine göre bir kanun

yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarih

itibarıyla işlemeye başlar (Yasin Yaman, B.

No: 2012/1075, 12/2/2013, § 24).

47. Somut olayda başvurucularca Van İdare Mahkemesinde açılan

dava sonunda nihai olarak 28/10/2010 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir. Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü

Dairesince hükmün onandığı, karar düzeltme isteminin ise 18/6/2014 tarihinde

reddedildiği anlaşılmaktadır. Başvuru formu ve eklerine göre karar düzeltme

isteminin reddine ilişkin kararın 22/8/2014 tarihinde başvurucuların vekiline

tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

48. Bu aşamadan sonra başvurucular vekilince 22/9/2014 tarihinde

yalnızca başvuruculardan Necati Yıldız adına başvuru formu düzenlenerek

bireysel başvuruda bulunulduğu, diğer başvuruculardan bahsedilmediği

anlaşılmaktadır. 11/11/2014 tarihinde Mahkememize gönderilen başvurucular

listesi ve başvuru dilekçesinde ise başvurucu Necati Yıldız ile birlikte diğer

başvurucuların isimlerine yer verildiği ayrıca taşınmazın 1. derece arkeolojik

sit alanı olarak ilan edilmesi, kamulaştırma bedeli ödenmemesi ve taşınmaz

üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen ortadan kaldırılmış olmasına bağlı

olarak bir kısım yeni ihlal iddialarının ileri sürüldüğü görülmüştür.

49. Bu durumda, başvuru formu ve eklerinden anlaşıldığı üzere

karar düzeltme talebinin reddine ilişkin nihai kararın 22/8/2014 tarihinde

öğrenilmesinden sonra otuz günlük başvuru süresi içinde 22/9/2014 tarihinde

bireysel başvuru hakkının kullanılmasında süre yönünden sorun görülmemekle

birlikte, Necati Yıldız dışında kalan diğer başvurucular yönünden ve bir kısım

yeni ihlal iddiaları ilk kez dile getirilmek suretiyle otuz günlük başvuru

süresi geçtikten sonra 11/11/2014 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı

bulunduğu değerlendirilmiştir.

50. Açıklanan nedenlerle, Necati Yıldız dışında kalan diğer

başvurucular yönünden ve taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan

edilmesi, kamulaştırma bedeli ödenmemesi ve taşınmaz üzerindeki tasarruf

yetkilerinin tamamen ortadan kaldırılmış olmasına bağlı olarak ilk kez ileri

sürülen ihlal iddialarına ilişkin olarak yapılan 11/11/2014 tarihli başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. 22/9/2014 Tarihinde Başvurucu Necati Yıldız

Adına Sunulan Başvuru Formu Yönünden İnceleme

i. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

51. Başvurucu, müşterek malik olunan taşınmazda bulunan steller için ikramiye ödenmemesinin maddi olarak zarara

sebebiyet verdiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

52. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bir anayasal hak ihlali

iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer

alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren

korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (Ahmet Sağlam, § 31).

53. Anayasa'nın 35. maddesi ile Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli

ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı

olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence

kapsamına girdiğine kuşku yoktur. Buna göre somut olayda, Anayasa'nın 35.

maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir

hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun,

Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir

menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi

gerekir (İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30, 31).

54. Nitekim, bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali

iddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin

bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu,

B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

55. Öte yandan "sahip olunan şey" kavramı, Sözleşme ve

Anayasa'daki düzenlenmeler açısından özerk bir kavram olarak ele alınıp

değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmeler gerek Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından

mevzuattan bağımsız olarak değerlendirilmektedir (Selçuk Emiroğlu,§ 27).

56.Belli durumlarda bir "ekonomik değer" veya icrası

mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti", Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet

hakkının güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya

konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir

kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve

istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki

bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta

mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin

kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve

Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37).

57. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında

olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde

iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanıma mevzuat

hükümleri ve yargı kararları ile yapılabilecektir (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

58. Somut olayda başvurucu müşterek maliki olduğu taşınmazda

bulunan ve "Hakkâri Stelleri" olarak

adlandırılan tarihi eser niteliğindeki yapılar sebebiyle kendisine ikramiye

ödenmesi gerektiğini belirterek idari makamlara yapılan başvurudan sonuç

alınamaması üzerine İdare Mahkemesinden talepte bulunmuştur. Bu durumda,

ikramiye ödenmemesi sebebiyle maddi yönden zarara uğradığı ve mülkiyet hakkının

ihlal edildiğinden şikâyet eden başvurucunun öncelikle böyle bir hakkının var

olduğunu veya en azından meşru bir beklenti kapsamında mülkiyet hakkının

bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir.

59. Başvurucu tarafından ikramiye ödemesine dayanak olarak

gösterilen tarihi eser niteliğindeki yapıların başvuru ve diğer müşterek

maliklerin mülkiyetinde bulunduğuanlaşılan özel hukuk

hükümlerine tabi taşınmazda ortaya çıktığı hususunda tartışma bulunmamaktadır.

2863 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel

kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride

meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat

varlıklarının Devlet malı niteliğinde bulunduğu düzenlenmiştir. Bu bakımdan,

mevzuat hükümleri uyarınca başvurucunun müşterek mülkiyetinde bulunduğu

anlaşılan taşınmazda bulunan tarihi eser niteliğindeki yapıların taşınır veya

taşınmaz kültür varlığı olmasına bağlı bulunmaksızın mülkiyetinin Devlete ait

olduğu tartışmasız olup esasen başvurucunun uyuşmazlığa konu yapıların kendisi

ve müşterek maliklere ait olduğu yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır.

60. Öte yandan başvurucu, müşterek mülkiyetinde bulunan

taşınmazda bulunan tarihi eser niteliğindeki yapılar sebebiyle kendisine

ikramiye ödenmesi gerektiğini belirterek bu"alacağı"

elde edilememiş olması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal ettiğini ileri

sürmüştür. Bu bakımdan, bu aşamada başvurucunun alacağa yönelik beklentisinin

mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar kapsamında desteklenip desteklenmediği

hususu irdelenerek iddiaların Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında güvence

sağlayabilecek yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi

gerekmektedir.

61. Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunması

halinde izlenecek yöntem ve yapılması mümkün ödemelere ilişkin düzenlemeler

2863 sayılı Kanun ve bu Kanun kapsamında çıkartılan ikramiye ile ilgili

Yönetmelik hükümleri kapsamında düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanun'da korunması

gereken kültür ve tabiat varlıkları taşınır ve taşınmaz varlıklar olmalarına

göre farklı düzenlemelere tabi tutularak korunması gereken taşınmaz kültür

varlıklarının hangileri olduğu Kanun'un 6. maddesinde, korunması gereken

taşınır kültür ve tabiat varlıklarının hangileri olduğu ise Kanun'un 23.

maddesinde belirtilmiştir. Somut olayda, başvurucunun müşterek maliki olduğu

taşınmazda bulunan tarihi eser niteliğindeki yapıların niteliği itibarıyla

"stel" olduğu ve "Hakkâri Stelleri" olarak isimlendirildiği görülmektedir. 2863

sayılı Kanun'un 6. maddesinin (d) bendinde "stellerin"

korunması gereken taşınmaz kültür varlığı örnekleri arasında sayıldığı

görülmüştür.

62. 2863 sayılı Kanun'un 20. maddesinde taşınmaz kültür varlığı

ve parçalarının bulundukları yerde korunmalarının esas olduğu belirtilmiş,

zorunluluk bulunması veya özelliği itibarıyla nakli gerekli ise başka bir yere

naklin mümkün olduğu, bu durumda nakil sebebiyle taşınmazın malikinin bir

zarara uğraması söz konusu ise bu zararın tazmini yönündentazminat

ödeneceği belirtilmiştir. 2863 sayılı Kanun kapsamında taşınmaz kültür ve

tabiat varlıklarının bulunması hâlinde buna bağlı olarak ikramiye veya tazminat

ödenmesine ilişkin başka bir yasal düzenlemenin bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

63. Öte yandan aynı Kanun'un 24. maddesinde korunması gereken

taşınır kültür ve tabiat varlıklarının Devlet elinde ve müzelerde

bulundurulmasının korunup değerlendirilmesinin Devlete ait olduğu, bu varlıklardan

gerçek kişilerin ellerinde bulunanların değeri ödenerek satın alınabileceği

düzenlenmiş; Kanun'un 64. maddesinde ise taşınır kültür varlıklarını bulanlara

verilecek ikramiyeye ilişkin ayrıca düzenleme yapılmıştır. Buna göre taşınır

kültür varlığının bulan kişinin kendi mülkiyetinde olan yerde bulunması hâlinde

taşınır kültür ve tabiat varlığının değeri ödenerek satın alınmasına ilişkin

Kanun'un 24. maddesinin ve taşınır kültür ve tabiat varlığının müzelere

alınmasına ilişkin Kanun'un 25. maddesinin uygulama alanı bulacağı, bunun

dışında ikramiye ödenmeyeceği açıkça belirtilmiş; bulunan varlığın Devlete veya

bulan dışındaki üçüncü kişilere ait bir arazide bulunması hâlinde ise ikramiye

ödenebileceği belirtilerek ödemenin yöntemine ilişkin düzenlemelere ayrıca yer

verilmiştir.

64. 2863 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan ikramiye ile ilgili

Yönetmelik'in 1. maddesinde Yönetmelik'in amacının ülke sınırları içinde

bulunan taşınır kültür ve tabiat varlıklarını bulanlara, haber verenlere ve

bunları yakalayan kamu görevlilerine ödenecek ikramiyenin tahakkuk ve

tediyesine ilişkin işlemleri belirlemek olduğu vurgulanmış; taşınır kültür ve

tabiat varlıklarına ilişkin olarak ödenecek ikramiyeye ilişkin esaslar

Yönetmelik'in 3. maddesinde düzenlenmiş ve aynı Yönetmelik'in 5. maddesinde ise

"İkramiye Ödenmeyecek Haller" kenar başlığı altında taşınmaz kültür

ve tabiat varlıkları için ikramiye ödenmeyeceğinin ayrıca düzenlendiği

görülmüştür.

65. Bu durumda, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, bulunan

kültür ve tabiat varlıklarından yalnızca taşınır vasfı bulunanlar için ikramiye

ödenmesine ilişkin düzenlemelere yer verildiği, 2863 sayılı Kanun'da taşınmaz

kültür ve tabiat varlıklarının bulunması halinde bu durum sebebiyle ikramiye

ödenmesine yönelik bir düzenleme bulunmadığı gibi ikramiye ile ilgili

Yönetmelik'te taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları için ikramiye

ödenmeyeceğinin ayrıca ve açıkça düzenlendiği görülmüştür. Diğer yandan,

taşınır kültür ve tabiat varlıkları yönünden ise ayrım yapıldığı, taşınır

kültür ve tabiat varlığının bulanın kendi mülkiyetinde olan bir taşınmazda

bulunması hâlinde 2863 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında taşınır kültür ve

tabiat varlığının değeri ödenerek satın alınması usulünün öngörüldüğü, bunun

dışında ikramiye ödenmeyeceğininaçıkça belirtildiği;

bulunan varlığın Devlete veya bulan dışındaki üçüncü kişilere ait bir arazide

bulunması halinde ise ikramiye ödenebileceği belirtilmiştir.

66. Somut olayda, 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (d) bendi

kapsamında "steller" korunması gereken

taşınmaz kültür varlığı örnekleri arasında sayılmış ise de İlk Derece

Mahkemesince, bulunan kültür varlıklarının in-sitü

(özgün konum) durumunda olup olmadığının ve buradan hareketle taşınır veya

taşınmaz kültür varlığı niteliğinde sayılıp sayılamayacağı hususunun ayrıca

tartışma konusu olduğu ifade edilerek bu kapsamda ayrıca değerlendirme yapılmış

ve bulunan kültür varlıklarının in-sitü (özgün konum)

durumda olduğu ve bu yön itibarıyla da kültür varlıklarının taşınmaz kültür

varlığı niteliğinde kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yine, bulunan

kültür varlıklarının başvurucunun müşterek mülkiyetinde olan taşınmazda

bulunduğu hususunun da taraflar arasında tartışmalı olmadığı

değerlendirilmiştir.

67. Öte yandan başvurucu tarafından müşterek mülkiyetinde olan

taşınmazda bulunan taşınmaz kültür varlıklarının bulunması sebebiyle ikramiye

ödenmesi hususuna ilişkin olarak yerleşik bir yargı içtihadına dayanılmadığı

gibi bu yönde bir yargısal içtihat da ortaya konulmamıştır. Bulunan kültür ve

tabiat varlıkları sebebiyle ikramiye ödenmesi istemiyle idare mahkemelerinde

açılan pek çok davanın temyiz incelemesinde 2863 sayılı Kanun kapsamında

taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları örneklerinin neler olduğunun ayrı ayrı

sayıldığı, ikramiye ödenmesine ilişkin mevzuat hükümlerinin taşınır kültür ve

tabiat varlıkları için öngörülmüş olup taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları

yönünden ikramiye ödenmemesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir (bkz. Danıştay Ondördüncü Dairesinin

20/2/2014 tarihli ve E.2013/9390, K.2014/2440; Danıştay Altıncı Dairesinin

19/4/2006 tarihli ve E.2004/1132, K.2006/2113; 28/6/2010 tarihli ve

E.2008/9622, K.2010/6767 sayılı kararları).

68. Sonuç olarak müşterek malik olunan taşınmazda bulunan ve

taşınmaz vasfında olduğu belirlenen kültür varlıkları sebebiyle ikramiye

ödenmesi yönündeki beklentinin ilgili mevzuat hükümleri yönünden yeterli bir

temele dayanmadığı, ikramiye ödemesi yapılmasının şartları bulunduğu, şartların

oluşup oluşmadığının derece mahkemelerince değerlendirileceği, başvurucunun

iddia ettiği alacağın başvurucuyu meşru bir beklentiye sevkedecek

mevzuat hükümleri veya yargı içtihatları tarafından desteklenmediği,

dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına

ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

69. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddialar

70. Başvurucu, müştereken malik olunan taşınmazda bulunan steller için ikramiye ödenmesi talebiyle açılan davada

verilen kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

71. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

72. Başvuru konusu olayda, müşterek malik olunan taşınmazda

bulunan steller sebebiyle ikramiye ödenmesinin mümkün

olup olmadığı ve ödenecek ikramiye tutarının belirlenmesine ilişkin idari süreç

ve Kültür Bakanlığınca nihai olarak ikramiye ödenmesinin mümkün olmadığının

bildirilmesi üzerine, başvurucular tarafından ikramiye ödenmesi istemiyle Van

İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemece tarafların iddia ve delilleri

değerlendirilerek bulunan eserlerin stel olduğu,

ilgili mevzuatta stellerin taşınmaz kültür varlığı

olarak nitelendirildiği, ayrıca mevcut deliller dikkate alındığında eserlerin

in-sitü (özgün konum) durumda olduğunun da

anlaşıldığı, bu durumda eserlerin 2863 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi

gereken taşınmaz kültür varlığı olduğunun tartışmasız hâle geldiği, 2863 sayılı

Kanun ve ikramiye ile ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca başvuruculara

ikramiye ödenmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar

verilmiştir (bkz. §§ 20, 22). Temyiz üzerine hüküm, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 16/4/2012 tarihli ilamı ile onanmış,

karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 18/6/2014 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

73. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığına

ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmakta olup

Derece Mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

74. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Makul Sürede Yargılanma Hakkına İlişkin

İddia

75. Başvurucunun,

yargılamanın uzun sürdüğü ve makul sürede sonuçlanmadığı iddiasına ilişkin

başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

76. Başvurucu, ikramiye ödenmesi talebiyle idari yargıda açılan

davanın yaklaşık on iki yılda sonuçlandığını ve bu sürenin makul olmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

77. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalar ile hukuk

sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince kamu hukuku alanına dâhil olan

ancak sonucu itibarıyla medeni haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici

olan uyuşmazlıkları konu alan davaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince

makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

olduğu kabul edilerek bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının

tespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı

belirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–64; Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

78. Başvuruya konu davanın, müşterek malik olunan taşınmazda

bulunan kültür varlıkları sebebiyle ikramiye ödenmesi talebine ilişkin olarak

açıldığı anlaşılmaktadır. Medeni hak ve yükümlülükleri konu alan davalarda

yargılama faaliyetinin makul süre değerlendirmesi için başlangıcı, kural olarak

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı

tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 50). Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara

başvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir

işlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan

başvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru

tarihi olup somut başvuru açısından bu tarih 5/6/2002 tarihidir.

79. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuruda sürenin bitiş

tarihi, başvurucunun karar düzeltme talebinin Danıştay Ondördüncü

Dairesince reddedildiği 18/6/2014 tarihidir.

80. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, ilk

olarak 5/6/2002tarihinde ikramiye ödenmesi istemiyle ve ikramiyenin tutarına ilişkin

olarak Kültür Bakanlığına başvurulduğu; istemin reddi üzerine Van İdare

Mahkemesinde 19/9/2002 tarihinde dava açıldığı; Mahkemenin 21/10/2003 ve

19/3/2004 tarihli kararlarıyla dava dilekçesi ve eklerindeki bir kısım

eksiklikler sebebiyle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1/d bendine dayalı

olarak dava dilekçelerinin reddedildiği; eksiklikler tamamlanmak suretiyle

yeniden verilen dava dilekçesi üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece

29/5/2007 tarihinde davanın reddedildiği; temyiz üzerine başvurucu vekilinin

gerekçeli kararda gösterilmemesi ve kendisine gerekçeli kararın tebliğ

edilmemiş olması sebebiyle hükmün 10/2/2010 tarihinde bozulduğu; bozma ilamına

uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince 28/10/2010 tarihinde

davanın reddine karar verildiği, temyiz üzerine 16/4/2012 tarihinde hükmün

onanmasına karar verildiği ve karar düzeltme isteminin de 18/6/2014 tarihinde

reddedildiği anlaşılmıştır.

81. Başvuru konusu yargılama süreci incelendiğinde, başvuruya

konu uyuşmazlığın niteliği ve taraf sayısının çokluğu dikkate alındığında

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğu değerlendirilebilir ve dava

dilekçesi ile eklerinde davacı taraftan kaynaklı sebeplerle eksiklikler

bulunduğu kabul edilebilir ise de 19/9/2002 tarihinde açılan davada 1 yıl sonra

ilk inceleme aşamasından itibaren davanın her aşamasında gözetilmesi gereken

dava dilekçesinin reddine ilişkin kararların verilmesi noktasında, usule

ilişkin bu karar sonucu davanın esastan görüşülmeye geçilmesinde gecikmelerin

yaşandığı, eksikliklerin tamamlanmasından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan

yargılamanın yaklaşık 3 yıl sürdüğü, İlk Derece Mahkemesince yazılan gerekçeli

kararda bir kısım eksiklikler bulunması sebebiyle tebligat işlemlerinin

yapılmasında gecikmelerin yaşandığı, yine bu eksiklikler sebebiyle İlk Derece

Mahkemesince 29/5/2007 tarihinde verilen kararın yaklaşık 3 yıl sonra 10/2/2010

tarihinde usule ilişkin sebeplerle temyiz incelemesinde bozulduğu, bozma

ilamına uyularak verilen 28/10/2010 tarihli kararın temyiz ve karar düzeltme

aşamalarından geçmek suretiyle yaklaşık 4 yıl sonra 18/6/2014 tarihinde

kesinleştiği anlaşılmakla, bu tespitler ışığında özellikle yargı sisteminin

yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya

ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Bu durumda, başvurucunun tutum ve davranışlarının ve usule

ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasının yargılamanın önemli ölçüde

uzamasına sebep olduğunun söylenemeyeceği, somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, makul sürede yargılanma hakkı

kapsamında dikkate alınması gereken toplam 12 yıllık sürede makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

82. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

83.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

84. Başvurucu tüm başvuru kapsamında, yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi, stellerin bilimsel

ölçütler uyarınca değerlerinin belirlenerek ödenmesi, taşınmazda bulunan

eserler için 5.000.000 TL maddi ve uğranılan manevi zararlar nedeniyle

2.000.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

85. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

86. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 10.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

87. İhlal kararı nedeniyle maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında

illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış

olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

88. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. 11/11/2014 tarihli başvuru formu kapsamında, başvurucu

Necati Yıldız dışında kalan diğer başvurucular yönünden ileri sürülen iddialar

ile taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmesi,

kamulaştırma bedeli ödenmemesi ve taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkilerinin

tamamen ortadan kaldırılmış olmasına bağlı olarak ileri sürülen iddiaların süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Necati Yıldız yönünden mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Başvurucu Necati Yıldız yönünden yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Başvurucu Necati Yıldız yönünden makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Necati Yıldız'a 10.500 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucu Necati Yıldız'a ÖDENMESİNE, diğer

başvurucular yönünden yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Necati

YILDIZ

2. Naif

YILDIZ

3. Hasan

YILDIZ

4. Fikri

YILDIZ

5. Hüseyin

YILDIZ

6. Murat

YILDIZ

7. Kibar

YILDIZ

8. Ali

YILDIZ

9. Sinan

YILDIZ

10. Necip

YILDIZ

11. İsa

YILDIZ

12. Nezahat ERİK

13. Hemi YILDIZ

14. Naciye

YILDIZ

15. Davut

YILDIZ

16. Sabiha

BOYAR

17. Sıtkiya YILDIZ

18. Ruken YILDIZ

19. Esma

YILDIZ

20. Sakine

YÜZER

21. Beyaz

ERİK

22. Emine

YILDIZ

23. Fatma

YILDIZ

24. Mehmet

YILDIZ

25. Şükrü

YILDIZ

26. Basri

YILDIZ

27. Gönül

YILDIZ

Vekili : Av. Rojbin TUĞAN KALKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15635, 8 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–64; Selahattin
  12. C. Başvurucu Necati Yıldız'a 10.500 TL manevi tazminat
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Necipoğlu
  16. Karaman Odabaşı
  17. Yıldız
  18. Yıldız
  19. Yıldız
  20. Yıldız
  21. Yıldız
  22. Yıldız
  23. Yıldız
  24. Yıldız
  25. Yıldız
  26. Yıldız
  27. Yıldız
  28. Yıldız
  29. Yıldız
  30. Boyar
  31. Yıldız
  32. Yüzer
  33. Erik
  34. Yıldız
  35. Yıldız
  36. Yıldız
  37. Yıldız
  38. Yıldız
  39. Yıldız
  40. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15635
Tarih
8 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Hayrettin Öztekin Başvurusu (B. No: 2014/19805)
  • Ayşegül Tümel Başvurusu (B. No: 2014/17947)
  • Şahap Sicimoğlu Başvurusu (B. No: 2014/10497)
  • Ümit Abukan Başvurusu (B. No: 2014/5905)
  • Ebru Güden Başvurusu (B. No: 2014/13933)
  • Hakan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/8804)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.