İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necmettin Keskin Başvurusu (B. No: 2014/288)

1. Başvurucu, oğlunun

Başvuru No2014/288Tarih22 Haziran 2015Okuma14 dk · 2.835 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Necmettin Keskin Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/288
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.835 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, oğlunun

kullandığı traktörün köprüden geçerken dere yatağına düşmesi sonucu hayatını

kaybetmesinden dolayı uğradığı zararın tazmini istemiyle 29/7/2008 tarihinde

Ankara 5. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında yargılamanın halen

devam ettiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararıyla

aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin tahsili amacıyla doğrudan gelir

desteği ödemesine haciz konulması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin tespitiyle meydana gelen zararının tazminini

ve tahsil edilen harcın iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/1/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 9/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun oğlu, 8/9/2008

tarihinde kullanmakta olduğu traktörle köprüden geçmekte iken aracı yolda

tutamaması üzerine dere yatağına düşmesi sonucu hayatını kaybetmiştir.

8. Başvurucu ve eşi kendi

adlarına asaleten, diğer çocukları adına da velayeten,

olayın meydana gelmesinde köprünün bakım ve gözetiminden sorumlu İdarenin

kusuru olduğundan bahisle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının tazmini

istemiyle Ankara Valiliği aleyhine 29/7/2008 tarihinde Ankara 5. İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır.

9. Mahkemenin 25/2/2010 tarihli

ve E.2009/202, K.2010/257 sayılı kararıyla, Ankara Adli Tıp Kurumuna yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, kazanın oluşumuna tamamen

sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının neden olduğunun, yolun bakım

ve onarımından sorumlu idari kuruluşun kusurunun bulunmadığının belirtildiği,

bu haliyle zarardan dolayı İdarenin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine, Danıştay

Sekizinci Dairesinin 21/12/2010 tarihli ve E.2010/8364, K.2010/7139 sayılı

ilâmıyla "dosya içeriğindeki bilgi ve

belgelerden kazanın meydana geldiği tarihte köprüde araçların dere yatağına

düşmesini engelleyici herhangi bir koruyucu önlemin alınmamış olduğu

görülmektedir. Mahkemenin temyize konu kararına dayanak teşkil eden Ankara Adli

Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunda ise yolda bariyer gibi

koruyucu önlemin alınmamış olmasına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye

gidilmeksizin kusur tespiti yapılmıştır. Olayda, sürücünün kusurunun varlığı

idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmayacağından, ek bilirkişi incelemesi

yaptırılarak idarenin hizmet kusurunun ortaya konulması gerekmektedir. Bu

durumda, köprüdeki eksiklikler değerlendirilmeksizin salt sürücünün kusuruna

dayalı olarak maddi ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin Mahkeme

kararında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle İlk Derece

Mahkemesinin kararı bozulmuştur.

11. Mahkemece bozmaya uyularak

yapılan yargılamada, 14/5/2012 tarihli ve E.2011/395, K.2012/869 sayılı

kararla; ek bilirkişi raporunun alındığı, buna göre olayda başvurucunun oğlunun

kusur oranının %75, idarenin kusur oranının ise %25 olduğunun belirtildiği, bu

oran dikkate alınmak suretiyle hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan

miktarlar uygun bulunarak başvurucu için 2.972,00 TL maddi, başvurucunun eşi

için 3.282,00 TL maddi tazminatın ödenmesine; manevi tazminat yönünden ise

başvurucuya 8.000,00 TL, başvurucunun eşi için 5.000,00 TL ve vefat edenin

kardeşi için 5.000,00 TL’nin ödenmesine karar verilmiş, fazlaya ilişkin faiz,

maddi ve manevi tazminat istemleri reddedilmiş ve 2.315,90 TL yargılama

giderinin davanın sonuçlanış biçimine göre takdiren

2.123,00 TL’sinin davanın adli yardım talepli olması nedeniyle davacılara

tamamlattırılmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, 7/6/2013

tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesine sunduğu dilekçeyle adli yardım talepli

olarak görülen davada ödenmeyen harç alacağının aleyhine tahakkuk

ettirilmesinden vazgeçilmesini talep etmiş, Mahkemece 21/6/2013 tarihli kararla

talep konusu hususun temyiz incelemesinde ileri sürülecek hususlardan olduğu,

başvurucunun isteminin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle

talebin reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucu, 8/1/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Kararın temyizi üzerine,

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 26/2/2015 tarihli ve

E.2013/7677, K.2015/1167 sayılı ilamıyla; incelenen kararın usul ve yasaya

uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hüküm onanmıştır.

15. Başvurucu, 22/5/2015

tarihinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olup, yargımla süreci halen devam

etmektedir.

B. İlgili

Hukuk

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller”

kenar başlıklı 31. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet,

üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri,

feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,

yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların

mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak

hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. (Ek cümle:

5/4/1990 - 3622/11 md.;

Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı

ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim

tarafından re'sen yapılır.”

17. 2577 sayılı Kanun’un 52.

maddesi şöyledir:

“1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/21 md.) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini

durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin

durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu

veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar

verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994 - 4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da

istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin

durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci

maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır. (3)

2. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.

3. İdareden ve adli yardımdan yararlaranlardan

teminat alınmaz.

4. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden

durdurur.”

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama

giderlerinden sorumluluk” kenar başlıklı 326. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(2) Davada iki

taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini

tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.

(3) Aleyhine hüküm

verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında

paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu

tutulmalarına da karar verebilir.”

19. 2577 sayılı Kanun'un 1.

maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları,

20. maddesinin (5) numaralı fıkrası, 49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile

60. maddesi (bkz. B. No: 2013/8905, 8/9/2014, §§ 10-13).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 8/1/2014 tarih ve 2014/288

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, oğlunun

kullandığı traktörün köprüden geçerken dere yatağına düşmesi sonucu hayatını

kaybetmesinden dolayı uğradığı zararın tazmini istemiyle 29/7/2008 tarihinde Ankara

5. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında İlk Derece Mahkemesi kararı

kesinleşmediği halde eksik harç tamamlama gerekçesiyle doğrudan gelir desteği

ödemesine haciz konulduğunu, yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, 29/7/2008 tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesinde açtığı

tam yargı davasında İlk Derece Mahkemesinin kararı kesinleşmediği halde eksik

harç tamamlama gerekçesiyle doğrudan gelir desteği ödemesine haciz konulduğunu,

yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını, belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları, yargılama sürecinin adil olmadığına

ilişkin olduğundan, başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası kapsamında nitelendirilmiştir. Başvurucunun, makul sürede yargılama

yapılmadığı yönündeki iddiası ise ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

23. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır."

24. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir"

25. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekir.

26. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

27. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

28. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi

zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek

için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

29. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

30. Somut olayda, başvurucunun,

oğlunun kullandığı traktörün köprüden geçerken dere yatağına düşmesi sonucu

hayatını kaybetmesinden dolayı uğradığı zararın tazmini istemiyle 29/7/2008

tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında İlk Derece

Mahkemesince, 14/5/2012 tarihli kararla davanın kısmen reddine ve 2.315,90 TL

yargılama giderinin davanın sonuçlanış biçimine göre takdiren

2.123,00 TL’sinin davanın adli yardım talepli olması nedeniyle başvurucuya

tamamlattırılmasına karar verilmiş, başvurucunun kararı temyiz ettiği, İlk

Derece Mahkemesi kararının yürütmesinin durdurulması isteminde bulunmadığı,

kararın onanmasına karar verildiği, başvurucunun karar düzeltme isteminde

bulunduğu, yargılama sürecinin halen devam ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla,

Derece Mahkemesince verilen kararın icrasına başlanması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucunun bu iddialarının

temyiz incelemesinde karşılanması imkânı bulunduğu ve başvurucunun 2577 sayılı

Kanun’un 52. maddesi uyarınca bu konuda temyiz dilekçesinde herhangi bir

talepte bulunmadığı anlaşıldığından, anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince

incelenmesi, bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, Derece Mahkemesince verilen kararın icrasına başlanması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın Süresinin Makul Olmadığı İddiası

32. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, oğlunun

kullandığı traktörün köprüden geçerken dere yatağına düşmesi sonucu hayatını kaybetmesinden

dolayı uğradığı zararın tazmini istemiyle 29/7/2008 tarihinde Ankara 5. İdare

Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

34. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması

kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen

güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir kararın

iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın,

başvurucunun oğlunun geçirdiği kaza sonucunda hayatını kaybetmesi üzerine

olayın meydana gelmesinde İdarenin hizmet kusurunun olduğu iddiasıyla uğranılan

zararın tazmini istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

37. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

29/7/2008 tarihidir.

38. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

39. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucunun, oğlunun kullandığı traktörün köprüden

geçerken dere yatağına düşmesi sonucu hayatını kaybetmesinden dolayı

uğradıkları zararın tazmini istemiyle eşi ve çocuklarıyla birlikte 29/7/2008

tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtığı, Mahkemece

25/2/2010 tarihli kararla olayın meydana gelmesinde İdarenin kusurunun

bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, temyiz üzerine Danıştay Sekizinci

Dairesinin 21/12/2010 tarihli ilâmıyla, ek bilirkişi incelemesi yaptırılarak

İdarenin hizmet kusurunun ortaya konulması gerektiği belirtilerek İlk Derece

Mahkemesi kararının bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak 14/5/2012 tarihli kararla

davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Danıştay Onbeşinci Dairesinde temyiz incelemesinin halen devam

ettiği anlaşılmıştır.

40. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 19).

41. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı

makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

42. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamaya ilişkin üç yılı aşkın

bir sürenin temyiz incelemesinde geçtiği ve söz konusu yaklaşık yedi yıldır

devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. Başvurucu, makul sürede

yargılanma hakkının ihlali nedeniyle 2.445,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi

tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının "başvuru yollarının

tüketilmemesi" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Danıştay Onbeşinci

Dairesine gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Necmettin KESKİN Vekili : Av. Fatih TEPEAŞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/288, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. E. Kararın bir örneğinin Danıştay Onbeşinci
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/288
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Remzi Polge Başvurusu (B. No: 2013/2166)
  • Hayrettin Savaş Başvurusu (B. No: 2013/9810)
  • Hüseyin Barış Başvurusu (B. No: 2014/2848)
  • Oktay Kaya Başvurusu (B. No: 2014/3917)
  • Tacettin Özmen Başvurusu (B. No: 2014/489)
  • Ayhan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/7718)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.