İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nedret Başaran Başvurusu (B. No: 2017/30316)

1. Başvuru, imar planında taşınmazın kamu hizmeti alanına

Başvuru No2017/30316Tarih2 Aralık 2020Okuma12 dk · 2.431 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nedret Başaran Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/30316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.431 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, imar planında taşınmazın kamu hizmeti alanına

ayrılmasına rağmen kamulaştırılmaması ve imar kısıtlılığından kaynaklanan değer

kaybının giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun hissedarı olduğu İstanbul'un Pendik

ilçesi 3.960 ada 11 parsel numaralı ve 8.108 metrekare (m²) yüz ölçümlü

taşınmazın bir kısmı 10/7/2012 tasdik tarihli ve 1/1000 ölçekli revizyon

uygulama imar planıyla sosyal ve kültürel tesis alanı, bir kısmı da atık

su ve yağmur suyu alanı vasfıyla kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.

Başvurucu bu taşınmazın imar planlarında yaklaşık yirmi beş yıldır kısıtlı

durumda olduğunu beyan etmektedir ancak başvuru formunda buna ilişkin bir bilgi

ya da belge bulunmamaktadır.

9. Başvuru formu ve eklerinden 10/7/2012 tarihinde

onaylanan uygulama imar planıyla taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmış

olduğu anlaşılmaktadır.

10. Bu taşınmaza ilişkin olarak açılan ortaklığın

giderilmesi davasında İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 7/11/2013

tarihli kararı ile taşınmazdaki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar

verilmiştir. İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2014/55 sayılı dosyasında

da ilgili taşınmazın satışına esas olmak üzere kıymet takdiri yapılmıştır.

11. Hazine tarafından yapılan kıymet takdirine itirazda

bulunulmuştur. Başvurucu bu davada, taşınmaz üzerinde kısıtlılık

olmadığı durumda oluşacak bedele göre yeniden kıymet takdiri yapılmasını talep

etmiştir.

12. İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesince (Sulh

Hukuk Mahkemesi) kıymet takdirinin belirlenmesi için bilirkişi görüşüne

başvurulmuştur. 27/10/2014 tarihli bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde

kısıtlılık olmaması, bitişik parseldeki gibi konut alanı olması durumunda

taşınmazın m² değerinin 2.050 TL olacağı ancak imar planında kamu hizmeti alanı

olarak ayrıldığından m² birim fiyatının 1.000 TL olduğu belirtilmiştir. Bu

rapor uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi kıymet takdirinin iptaliyle taşınmazın

satışa esas değerinin 8.108.000 TL olarak tespitine kesin olarak karar

vermiştir.

13. Açık artırma sonucunda taşınmaz 900 TL m² değeri

üzerinden toplam 7.300.000 TL bedelle 14/7/2015 tarihinde ihale alıcısına ihale

edilmiştir.

14. Başvurucu; imar planında konut alanında kalan

bölgedeki emsal taşınmazların m² değerlerinin 2.050 TL olduğu, imar planında

taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılması nedeniyle değerinin yarısından daha

az bir bedelle satıldığı gerekçesiyle Pendik Belediyesi aleyhine 9/9/2015

tarihinde İstanbul 12. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.

15. Mahkeme 14/12/2016 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararda; başvurucunun maddi zararının karşılanabilmesi için zararın

belirlenebilir olması, diğer bir deyişle muhtemel zararın olmaması gerektiği

vurgulanmıştır. Buna göre taşınmazın kısıtlı olmasından kaynaklandığı ileri

sürülen maddi zarar isteminin muhtemel zarara yönelik olduğu, ortada

belirlenebilir bir zararın bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun anılan

karara yönelik istinaf talebi İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava

Dairesinin 23/5/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

16. Nihai karar 16/6/2017 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 17/7/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B.

No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 2/12/22020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kamu Hizmeti

Alanına Ayrılan Taşınmazın Uzunca Bir Süredir Kamulaştırılmaması Nedeniyle

Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu; imar planında taşınmazın kamu hizmeti

alanına ayrılması ile taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlandığını,

buna rağmen uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen taşınmazının

kamulaştırılmadığını ve kısıtlılığın giderilmesi yönünde başka bir işlem de

yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu anılan durumun taşınmazdan tam anlamıyla

yararlanmasını engellemesi ve taşınmazın değerini olumsuz yönde etkilemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir.

22. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

23. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz

edilebilmesi için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia

eden kişinin başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş

olması gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma

Yıldırım, B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39).

24. Somut olayda, paydaş olduğu taşınmazın imar planında

kamu hizmetine ayrılması nedeniyle zarara uğradığını iddia eden başvurucunun

zararının tazmini ya da taşınmazın gerçek bedeli üzerinden kamulaştırılması

amacıyla idareye karşı dava açma hakkı mevcuttur. Hâl böyle iken başvurucu,

bireysel başvuruya konu ettiği Mahkemenin E.2015/243, K.2016/2003 sayılı

dosyasında taşınmazın uzun zaman önce kamu hizmetine ayrıldığını iddia etmekle

birlikte bu husustan kaynaklanan zararlarına ilişkin bir talepte bulunmamıştır.

Başvurucu, bu davada taşınmazın imar planındaki mevcut durumunun ortaklığın

giderilmesi davası sonrasında yapılan ihale bedelini olumsuz olarak etkilediği

iddiasıyla yalnızca ihale bedeli nedeniyle oluşan zararlarının tazminini

istemiştir. Derece mahkemeleri de uyuşmazlığı yalnızca başvurucunun talebi

doğrultusunda ihale bedeli ile sınırlı olarak incelemiş ve başvurucunun

talebinin muhtemel bir zarara yönelik olup ortada belirlenebilir somut bir

zarar bulunmadığından bu talebi reddetmiştir. Bu hâlde başvurucunun uzunca bir

süre önce imar planında kamuya tahsis edilmesine rağmen taşınmazının

kamulaştırılmadığı ya da bu süre içinde meydana gelen zararının karşılanmadığı

yönündeki iddialarını yargılama konusu yapmadığı bir davadan sonra mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerini Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda mülkiyet hakkının ihlali iddiası

kapsamında uğranılan zararların giderilmesi şikâyetleri yönünden başvuru

yollarının usulünce tüketildiği söylenemez. Dolayısıyla etkin ve erişilebilir

bir çözüm imkânı sunan bu hukuk yollarına başvurulmaksızın yapılan başvurunun

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Taşınmazdaki

Değer Kaybının Tazmin Edilmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, taşınmaz üzerinde kısıtlılık olmaması

durumunda m² fiyatının 2.050 TL olacağını, taşınmazın kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle m² değerinin 1.000 TL olarak takdir edildiğini ve bu

hususun kıymet takdirine itiraz davasında alınan bilirkişi raporunda ifade

edildiğini vurgulamıştır. Taşınmazdaki değer kaybının imar uygulaması sonucunda

meydana geldiğinden yakınan başvurucu, bu zararın tazmin edilmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

28. Somut olayda imar planında kamu hizmetine ayrılan

ancak fiilen el konulmaması nedeniyle henüz arsa niteliğinde olan ve ortaklığın

giderilmesi davası neticesinde açık ihale usulü ile satılan taşınmazdaki payın

Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır. Başvurucu, ihale

bedelinin taşınmazın imar durumu nedeniyle olması gereken miktara

ulaşamamasından kaynaklı olarak mal varlığında bir azalma meydana geldiğini

iddia etmektedir. Başvurucunun önceden sahip olduğu taşınmaza ilişkin değer

azlığının da bu bağlamda mülk teşkil ettiği tartışmasızdır.

29. Anayasa Mahkemesi uygulama imar planında bir

taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasının şikâyet edildiği Hüseyin Ünal

(aynı kararda bkz. § 41) başvurusunda taşınmazın kamulaştırılmadığı

süreçte müdahalenin yol açtığı kısıtlamaları gözeterek müdahaleyi mülkiyetten

barışçıl yararlanmaya ilişkin genel kural çerçevesinde incelemiştir. Başvuru

konusu olayda da bu ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

30. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet

hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek

yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546,

2/2/2017, § 62).

31. Somut olayda 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde uygulanan söz konusu müdahalenin

ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerine dayandığı

anlaşılmaktadır.

32. 3194 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un yerleşme

yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına

uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun'un

belirtilen amacı çerçevesinde arazi ve arsaların düzenlemesi sırasında

taşınmazın imar durumunun sosyal ve kültürel tesis alanı ile atık su ve

yağmur suyu alanı olarak belirlenmesi yönündeki müdahalenin kamu yararına

dayalı meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmelidir.

33. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir.

34. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik

ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca

daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

35. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde

bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven,

B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501,

6/7/2017, § 71).

36. Anayasa Mahkemesi Hüseyin Ünal başvurusunda ölçülülük

yönünden yapılan değerlendirmede uygulama imar planının onaylanmasından

itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen imar planında kamu hizmetine

ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminat da ödenmemesinin

başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatine ulaşmıştır. Bu

sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında

olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

37. Somut olay ise çeşitli yönleriyle anılan başvurudan

farklılaşmaktadır. Şöyle ki Hüseyin Ünal başvurusunda uygulama imar

planında kamu hizmetine ayrıldığı hâlde taşınmazın uzun süre

kamulaştırılmamasından şikâyet edilmiştir. Bu başvuruda ise başvurucunun

şikâyeti yalnızca bu durumun ortaklığın giderilmesi davası sonucunda düzenlenen

ihale bedeline olan olumsuz etkisine ilişkindir.

38. Kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin

gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak

için geniş bir takdir alanı kullanmaları doğaldır (benzer yönde bkz. AYM,

E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Öte yandan imar planlarının hukuk kurallarına

uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, bu alanda uzmanlaşmış derece

mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında

delillerin değerlendirilmesi veya hukuk kurallarının yorumlanması ile ilgili

görevi ise yalnızca açık keyfîlik veya bariz takdir hatası içeren kararlar ile

sınırlıdır. İdare takdir hakkı kapsamında uyuşmazlık konusu taşınmazı uygulama

imar planında kamu hizmeti alanına dâhil etmiştir. Anılan imar

uygulamasına yönelik olarak başvurucu ya da diğer malikler tarafından dava

açıldığı yönünde bir iddia da mevcut değildir.

39. Başvurucu, esas olarak devamı yönünde herhangi bir

şikâyetinin bulunmadığı imar durumunun taşınmazın satışı aşamasında zarara

neden olduğunu ayrıca taşınmaz uygulama imar planında kamu hizmetine tahsis

edilmemiş olsaydı konut alanında kalan komşu parseller gibi iki kat değerli

olacağını iddia etmektedir. Bu hâlde taşınmazın mevcut imar durumunun başvurucu

yönünden katlanılabilir olup olmadığı ve mevcut niteliği ile taşınmazın ihalede

oluşan değerine gerçekten olumsuz etki edip etmediği müdahalenin ölçülülüğü

bakımından önem arz etmektedir.

40. Başvurucu, taşınmazın uzun yıllar önce kamu hizmetine

tahsis edildiğini ileri sürmekle birlikte bu hususta herhangi bir bilgi ve

belge sunmamıştır. Başvurucu tarafından açılan tazminat davasına ilişkin dava

dosyasının incelemesinde de bu hususu destekleyecek bir bilgiye

ulaşılamamıştır. Bu itibarla taşınmazın bireysel başvuru dosyasında bulunan 10/7/2012

tasdik tarihli ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planıyla kamu hizmeti

alanına ayrıldığı kabul edilmelidir. Anılan tarih ile taşınmazın satışı

arasında beş yıllık süre dolmamıştır. Anayasa Mahkemesi Hüseyin Ünal

başvurusunda uygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla

süre geçmesine rağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın

kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminat da ödenmemesinin mülkiyet hakkını

ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Somut olayda beş yıllık süre geçmediğinden

başvurucunun imar uygulamasından kaynaklanan kısıtlılıklara katlanma

yükümlülüğü bulunmakta olup bu yükümlülüğün başvurucu yönünden aşırı ve olağan

dışı bir nitelikte olduğu söylenemez.

41. Başka bir açıdan taşınmaz arsa vasfında olup tapuda

çok sayıda paydaş adına kayıtlıdır. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu'nun 698. maddesinde paydaşların her birinin malın paylaşılmasını

isteyebileceği düzenlenmiş olup paylı mülkiyeti sürdürme hususunda bir

yükümlülük bulunmadığı sürece paydaşların herhangi bir zamanda ortaklığın

giderilmesi davasını açması yönünde bir engel bulunmamaktadır. Bu hâlde

uyuşmazlığa konu taşınmazın ortaklığın giderilmesine ilişkin dava sonucunda

ihale ile satılması başvurucu yönünden öngörülemez değildir. Taşınmazdaki

ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmekle taşınmaz, satış

memurluğu tarafından ihaleye çıkarılmıştır. Bu amaçla kıymet takdiri yapılmış

ve belirlenen bedele itiraz edilmesi üzerine Sulh Hukuk Mahkemesince yeni bir

kıymet takdiri yapılmıştır. Mahkemece belirlenen bu bedel üzerinden ilana

çıkılmış ve ilanda belirtilen gün ve saatte ihale gerçekleşmiştir. 9/6/1932

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde

yapılan açık ihalede taşınmaz en çok pey süren katılımcıya satılmıştır. Öte

yandan bir taşınmazın değeri ancak o taşınmaza ilişkin objektif kriterler

doğrultusunda belirlenebilecek bir husustur. Uygulama imar planında komşu

taşınmazın farklı bir nitelikte yer alması mümkün olup idarenin imar planının

uygulandığı alandaki bütün taşınmazları aynı vasıfla plana alması çağdaş

şehircilik ilkeleri ve imar planlaması ile bağdaşmamaktadır. Taşınmazın

satışına ilişkin ihale başvurucu da dâhil olmak üzere herkese açık olup satış

bedeli ilgili Kanun'un öngördüğü usule uygun olarak ve rekabetçi bir ortamda

katılımcılar tarafından sürülen peyler sonucunda oluşmuştur. Başka bir ifade

ile taşınmazın ihale bedeli serbest piyasa şartlarına göre oluşmuştur.

Dolayısıyla taşınmazın sahip olduğu objektif koşullar dikkate alınarak

belirlenen bedel üzerinden yapılan bir satışta taşınmazın uygulama imar

planında kamu hizmetine ayrılmış olmasının ihale bedeline açık bir etkisinin

bulunduğu ve bu etkinin başvurucu yönünden ağır ve katlanılamaz bir hâl

aldığını söylemek mümkün değildir.

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlalin

bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamu hizmetine ayrılan taşınmazın uzunca bir

süredir kamulaştırılmaması dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Taşınmazdaki değer kaybının tazmin edilmemesi

dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucu : Nedret BAŞARAN Vekili : Av. Ertunç Korhan ERKOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/30316, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Kamu Hizmeti
  14. B. Taşınmazdaki
  15. A. 1. Kamu hizmetine ayrılan taşınmazın uzunca bir
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/30316
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Cesur İpek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/9347)
  • Elif Server Alp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37702)
  • Nilgül Uyğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26695)
  • Ayşe Çiçek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/24191)
  • Sevda Keleş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/29780)
  • İsmail Eröztekin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/17610)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.