İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nevzat Çetin Başvurusu (B. No: 2014/15248)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

Başvuru No2014/15248Tarih16 Şubat 2017Okuma11 dk · 2.132 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nevzat Çetin Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/15248
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.132 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

itirazın etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; özel yetkili mahkemede yargılama yapılması ve yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 19/3/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve 23/3/2008

tarihinde tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250.

madde ile görevli) 7/7/2008 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında,

"Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kamu görevlisini kasten

öldürme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işlediği iddiasıyla

kamu davası açılmıştır. Dava, (kapatılan) Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK

mülga 250. madde ile görevli) E.2008/390 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

9. Başvurucu hakkında, "terör örgütüne üye olma"

suçunu işlediği iddiasıyla açılan ve yargılaması (kapatılan) Diyarbakır 5. Ağır

Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) E.2008/347 sayılı

dosyasında devam eden kamu davası, 30/10/2008 tarihli karar ile (kapatılan)

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli)

E.2008/390 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya E.2008/390 sayılı

dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.

10. Başvurucu hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

(CMK mülga 250. madde ile görevli) 19/8/2010 tarihli iddianamesi ile "kamu

görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu işlediği iddiasıyla kamu

davası açılmış, bu dava da (kapatılan) Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK mülga 250. madde ile görevli) 3/9/2010 tarihli kararı ile Mahkemenin

E.2008/390 sayılı dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya E.2008/390 sayılı

dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.

11. Mahkeme, 27/11/2012 tarihli kararıyla başvurucunun; Devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan bir kez ağırlaştırılmış müebbet

hapis, kamu görevlisini kasten öldürme suçundan iki kez müebbet hapis, kamu

görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 10 yıl 10 ay hapis, kamu

görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs suçundan bir kez 16 yıl 8 ay hapis, 6136

sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 562 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 11/6/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu; hakkında yürütülen yargılamada kanuni tutukluluk

süresinin aşıldığını, tutukluluğa itiraz yolunu etkin olarak kullanamadığını

belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Bireysel başvuruların 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013,

§§ 18, 19).

16. Kişi, serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya

para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç

şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir.

Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Nitekim

gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Yargıtay mahkûmiyet kararı

sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir sanığın söz konusu mahkûmiyet kararından

sonraki tutulmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca mahkûmiyet sonrası tutma olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

17. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,

§ 66)

18. Bu kapsamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda, yapılacak bireysel başvurunun

ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma dışında,

nihayet bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresi

içinde yapılması gerekir. AİHM de mahkûmiyet kararından itibaren altı ay içinde

yapılmayan “bir suç isnadına bağlı” tutma kapsamındaki başvurunun süresinde

olmadığını belirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atalay Öztürk/Türkiye (k.k.),

B. No: 54890/09, 7/1/2014, §§ 37-41).

19. Başvurucu hakkında yürütülen yargılamada, (kapatılan)

Diyarbakır6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli)

27/11/2012 tarihli kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş; temyiz

üzerine hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11/6/2014 tarihli ilamıyla

onanmıştır.

20. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli

mahkûmiyet ve tutukluluğun devamı kararı ile başvurucunun tutukluluk hâli sona

ermiştir. Bu karar başvurucu vekiline aynı tarihte tefhim edilmiş olup

başvurucu, anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvurduğuna dair bilgi veya

belge de sunmamıştır. Bu belirlemeler karşısında tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını

verdiği 27/11/2012 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken

10/9/2014 tarihinde yapılması nedeniyle başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna

varılmıştır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Kanuni Hâkim Güvencesi İlkesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, özel yetkili mahkemede yargılanması sebebiyle

kanuni hâkim güvencesinin gözetilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanma hakkının bir

unsuru olarak yasa ile kurulmuş bir mahkeme tarafından davanın dinlenilmesini

isteme hakkından açıkça söz edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının da zımni bir unsuru olmakla

beraber (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004), yargılamayı yapan mahkemenin

yasayla kurulması gerekliliği Anayasa’nın 37. maddesinde ayrı ve açık bir

hükümle düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin

kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanuni hâkim

güvencesinin değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulması gerektiği açıktır.

24. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri

ile izleyecekleri yargılama usulünün yasal düzenleme ile ve dava konusu olay

ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi

kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak

bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele

alınmaktadır (AYM, E.2002/170, K.2004/54,5/5/2004; E. 2005/8, K. 2008/166,

20/11/2008).

25. Kanuni hâkim güvencesi, sadece mahkemelerin yargı yetkisi

içinde yer alan konuların belirlenmesini değil her bir mahkemenin kuruluşu ve

yer bakımından yargı yetkisinin belirlenmesi de dâhil olmak üzere mahkemelerin

organizasyonlarına ilişkin tüm düzenlemeleri ifade etmekte, mahkemelerin görev

ve yetki alanlarının açık ve anlaşılır biçimde tespit edilmesi gereğini ortaya

koymaktadır (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 80).

26. Başvuruya konu olayda, başvurucunun sanık olarak

yargılandığı kamu davası, ilgili kanun hükümleri çerçevesinde kurulmuş olan

mahkemelerde yine daha önceden belirlenmiş usul kurallarına göre yürütülmüş ve

sonuçlandırılmıştır. Bu nedenle kanuni hâkim güvencesi ilkesine ilişkin açık ve

görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

30. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken, sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

31. Somut olayda başvurucu 19/3/2008 tarihinde gözaltına alınmış

ve 23/3/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

(CMK mülga 250. madde ile görevli) 7/7/2008 tarihli iddianamesi ile başvurucu

hakkında, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kamu görevlisini

kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işlediği

iddiasıyla kamu davası açılmış, dava, (kapatılan) Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) E.2008/390 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir. Başvurucu hakkında, "terör örgütüne üye olma ve kamu

görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından açılan davalar,

Mahkemenin E.2008/390 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya

E.2008/390 sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkemece 27/11/2012

tarihli karar ile başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş, karar Yargıtay 9.

Ceza Dairesinin 11/6/2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

32. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği 19/3/2008 tarihi ile

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği 11/6/2014 tarihi arasında geçen

süre yaklaşık 6 yıl 3 aydır.

33. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın

özelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41-45).

34. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun

karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında

karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen

suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi

deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir.

Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumları

açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği

yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını

kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve

yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014,

§§ 52, 53).

35. Somut olayda 19/3/2008 tarihinde gözaltına alınarak

23/3/2008 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde ile görevli) 7/7/2008 tarihli iddianamesi

ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kamu görevlisini kasten

öldürme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla kamu

davası açılmıştır. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde

ile görevli) E.2008/390 sayılı dosyasına kaydedilen dava ile başvurucu hakkında

terör örgütüne üye olma ve kamu görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs

suçlarından açılan iki kamu davası birleştirilmiştir. Yargılamaya başlayan

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince davanın tensip zaptının düzenlenmesinden

sonra ortalama ikişer aylık aralıklarla toplam yirmi altı duruşma yapıldığı,

sanığın savunması ile dört tanık ve dokuz müştekinin beyanlarının alındığı,

30/10/2008 ve 3/9/2010 tarihlerinde iki farklı dava dosyasının bu dava dosyası

ile birleştirildiği, yargılama süresince dosyanın incelemeye alındığı herhangi

bir duruşmanın olmadığı belirlenmiştir. Mahkemece; başvurucunun terör örgütünün

yapılanmasına ilişkin kapsamlı anlatımları ile savunması, kamu görevlilerinin

öldürülmesi ve kamu görevlilerini öldürmeye teşebbüs olaylarına ilişkin

bilirkişi raporları, arama ve el koyma, ölü muayene ve otopsi ile olay

tutanakları da dikkate alınarak 27/11/2012 tarihli karar ile başvurucunun;

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan bir kez ağırlaştırılmış

müebbet hapis, kamu görevlisini kasten öldürme suçundan iki kez müebbet hapis,

kamu görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 10 yıl 10 ay hapis,

kamu görevlisini kasten öldürmeye teşebbüs suçundan bir kez 16 yıl 8 ay hapis,

6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 562 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. Temyiz üzerine

kararın, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11/6/2014 tarihli ilamıyla onanarak

kesinleştiği anlaşılmıştır.

36. Sonuç olarak soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyiz

süreci birlikte değerlendirildiğinde, yargılama faaliyetlerinde hareketsiz

kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı mercilerine atfedilebilecek bir kusurun

olmadığı ve gerekli özenin gösterildiği görülmüştür.

37. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gereken

davadaki sanık, müşteki ve tanık sayıları, dosyada birleştirme kararı verilip

verilmediği, davanın karmaşıklığı, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu

suçlar için öngörülen cezaların miktarı, maddi olayların karmaşıklığı ve yazılı

delillerin hacmi gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut

başvuru bakımından yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kanuni hâkim güvencesi ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Nevzat ÇETİN

Vekili

:

Av. İhsan

ASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15248, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  9. B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)
  10. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Gökcan
  12. Gültekin
  13. Aslan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15248
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Aydın Polat Başvurusu (B. No: 2016/430)
  • M.m.ç. Başvurusu (B. No: 2014/12971)
  • M. A. G. J. Başvurusu (B. No: 2015/1832)
  • Siber Turizm Yatırım İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5988)
  • İsmail Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/15194)
  • Tujla Gümüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17970)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.