İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nilgün Gökay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3303)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat

Başvuru No2014/3303Tarih12 Ocak 2017Okuma37 dk · 7.323 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nilgün Gökay Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/3303
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.323 kelime·37 dk okuma·83 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat

davasının reddedilmesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 13/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca muhtelif tarihlerde 2014/3303 numaralı bireysel

başvuru dosyasının ve bu dosya ile arasında konu yönünden hukuki irtibat

bulunan 2014/3821 numaralı bireysel başvuru dosyasının kabul edilebilirlik

incelemelerinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. 16/10/2015 tarihinde 2014/3821 başvuru numaralı bireysel

başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3303 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2014/3821 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına, incelemenin 2014/3303

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihinde sunduğu belge ile

mevcut başvuru hakkında verilen kabul edilebilirlik kararının Bakanlıklarına

gönderilmesi hâlinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49/2. ve Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü'nün 71. maddeleri uyarınca görüş bildirilebileceğini belirtmiştir.

7. Merkezî Nufüs İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama

neticesinde başvuruculardan Hüsnü Cemal Karaköy (T.C. Kimlik No:), Ramazan

Şanlı (T.C. Kimlik No: ), Yılmaz Yalçın (T.C. Kimlik No:) ve Zekiye Acar'ın

(T.C. Kimlik No: ) bireysel başvuru tarihinden önce sırasıyla 27/5/2013,

12/4/2013, 20/12/2010 ve 27/8/2012 tarihlerinde vefat ettikleri tespit

edilmiştir.

8. Merkezî Nufüs İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama

neticesinde başvuruculardan Ayşe Çınar (T.C. Kimlik No:) ve Zehra Önocak'ın

(T.C. Kimlik No: ) bireysel başvuruda bulunduktan sonra sırasıyla 16/8/2014 ve

31/1/2016 tarihlerinde vefat ettikleri tespit edilmiştir.

9. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra vefat eden başvurucu

Ayşe Çınar'ın mirasçıları Melek Çisem Çınar Hanedan (T.C. Kimlik No:, Çiler

Ercivan (T.C. Kimlik No: ), Çiğdem Zengin (T.C. Kimlik No:) ve Sezer Uzar (T.C.

Kimlik No:) tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan 31/8/2016 tarihli dilekçeler

ile anılan kişiler murisleri tarafından yapılmış olan bireysel başvuruyu devam

ettirdiklerini beyan etmişlerdir.

10. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra vefat eden başvurucu

Zehra Önocak'ın mirasçısı Ayla Akcura (T.C. Kimlik No:) Anayasa Mahkemesine

sunduğu 23/5/2016 tarihli dilekçe ile murisi tarafından yapılmış olan bireysel

başvuruyu devam ettirdiğini beyan etmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

1. Bireysel Başvuruya Konu Edilen Yargılama

11. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

12. Başvurucular ve diğer bir kısım davacılar tarafından

12/11/2007 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Muratpaşa

Belediyesi aleyhine Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmasız

el atmadan kaynaklanan tazminat davasında başvurucular ve diğer davacılar, uyuşmazlık konusu Antalya ili Bahçelievler

Mahallesi'nde bulunan 5279 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geldisi

olan 570 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kendileri ve müşterekleri adına tespit

gördüğünü; bununla birlikte aynı taşınmaz için tapu kaydına dayalı kadastro

tespitine karşı dava dışı N.I. ve arkadaşlarının başka bir tapu kaydına

dayanarak Antalya Kadastro Mahkemesinin E.1958/644 sayılı dava dosyası ile tespite

itiraz davası açtıklarını; E.1990/58 dosya numarası ile devam eden bu davanın

seneler sonra Antalya Kadastro Mahkemesinin E.2003/27, K.2004/19 sayılı kararı

ile N.I. ve arkadaşları aleyhine sonuçlandığını ve bu kararın kesinleştiğini

belirterek söz konusu 5279 ada 1 nolu parsel üzerine davalı idarelerce Atatürk

Kültür Merkezi, fuar alanı, Sabancı Kongre ve Fuar Merkezi, Cam Piramit, 7

Mehmet Restaurant ve sair bina, yol, tesis yapmak suretiyle el atıldığını ifade

etmişler, bu çerçevede mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürererek

fazlaya ilişkin istek ve dava hakları saklı olmak kaydı ile dava tarihinden

itibaren yasal faizi de eklenerek 8.000 TL taşınmaz bedeline hükmedilmesini

istemişlerdir.

13. Yapılan yargılama sürecinde Antalya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesince uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kayıtları incelenmiş, tapu

kayıtlarına göre malik olan kişilerin veraset ilamları getirtilmiş, taşınmazda

keşif yapılarak bilirkişi heyeti raporu alınmış, taşınmazın üzerinde Cam

Piramit, Atatürk Kültür Merkezi, gezi, dinlenme ve sosyal amaçlı alanların

bulunduğu tespit edilmiş ve taşınmazın m² birim fiyatı belirlenmiştir.

14. Yargılama sonunda Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

7/10/2009 tarihli ve E.2007/391, K.2009/346 sayılı kararı ile davanın Antalya Büyükşehir

Belediye Başkanlığı yönünden kabulü ile 8.000 TL'nin dava tarihinden itibaren

işleyecek yasal faizi ile birlikte tapudaki ve veraset ilamlarındaki payları

oranında davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı

tutulmasına hükmetmiştir.

15. İlk Derece Mahkemesinin kararı davalı Antalya Büyükşehir

Belediye Başkanlığınca temyiz edilmiş, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 5.

Hukuk Dairesi,6/7/2010 tarihli ve E.2010/5332, K.2010/813449 sayılı ilamı ile

İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur. İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif sonucu

alınan bilirkişi raporuna aynı taşınmazın diğer hissedarları tarafından açılan

ve Dairemize intikal eden Antalya 1. Asliye

Hukuk Mahkemesi'nin 2006/385 Esas-2008/470 karar sayılı dava dosyası ile

Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/27 Esas-2008/324 karar sayılı dava

dosyasında bulunan belgelere göre; dava konusu 5279 Ada 1 parselin

geldisinin 570 Ada, 3 parsel iken, bu parselin ikiye ifrazı sonucu 4520 Ada, 6

ve 7 parsellerin oluştuğu, 7 parselin çeşitli tarihlerde yapılan istimlakler

nedeniyle 4520 Ada, 18 parsele gittiği, bu parselde yapılan imar uygulaması

sonucu da dava konusu parselle birlikte başka parsellerin oluştuğu, 4520 Ada 7

parselin ise Antalya Belediyesi'nce kamulaştırıldığı, kamulaştırma işlemleri

nedeniyle kayyım atandığı, kayyım tarafından açılan bedel artırım davasının

kesinleştiği ve yine Antalya Belediyesi adına Kamulaştırma Kanununun 17.

maddesi gereğince hükmen tescil edildiği ve kamulaştırma işleminin kesinleştiği

anlaşılmıştır.

Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin

1987/1192 Esas-1988/85 sayılı hükmen tescil kararının tapuya işlenmemiş olması

mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz.

Tüm bu nedenlerle dava konusu taşınmazın

geldisi olan 4520 Ada, 7 parsel yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi

bulunduğundan ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğinden davanın

reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar

verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

..."

16. Bozma ilamı üzerine yargılamanın davacı taraflarınca karar

düzeltme talebinde bulunulmuş; ancak, bu talep Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

16/5/2011 tarihli ve E.2011/540, K.2011/8652 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

17. Bozma ilamı üzerine Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi,

14/12/2011 tarihli ve E.2011/287, K.2011/417 sayılı kararı ile bozma ilamı

doğrultusunda yaptığı değerlendirme sonucu uyuşmazlık konusu taşınmazın geldisi

olan 4520 Ada 7 parsel bakımından kesinleşmiş kamulaştırma işlemi bulunduğu

gerekçesine dayanarak davanın reddine hükmetmiştir.

18. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı taraflarca temyiz

edilmesi üzerine dava dosyası Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmiş, yapılan

inceleme sonucu 4/12/2012 tarihli ve E.2012/13698, K.2012/25176 sayılı ilam ile

dava dosyasının geri çevrilmesine karar verilmiştir. Geri çevirme kararının

ilgili kısımları şöyledir:

"...

1) Dava konusu taşınmazın davalılardan Antalya Büyükşehir Belediye

Başkanlığı'nca yapılan 06.10.1982 tarihli kamulaştırma işlemleri sırasında

kayyım olarak atanan Osman Üner'e kamulaştırma işlemlerinin tebliğ edilip

edilmediği, bu kamulaştırma nedeniyle adı geçen kayyım tarafından bedel arttırım

davası açılıp açılmadığı, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği davalı

idareden sorulup, buna ilişkin belgeler getirtildikten,

2) Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin

1985/244 esas-561 karar sayılı dava dosyası mahkemesinden getirtilip, dosya

içerisine konulduktan,

Sonra, birlikte gönderilmek üzere dosyanın

mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,

..."

19. Belirtilen eksikliklerin tamamlanmasının ardından dava

dosyası tekrar temyiz incelemesi için Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmiş,

Dairece yapılan inceleme sonucu 30/4/2013 tarihli ve E.2013/3525, K.2013/8332

sayılı ilam ile İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır.

20. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de 23/12/2013

tarihli ve E.2013/20182, K.2013/23632 sayılı ilam ile reddedilmiştir.

21. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvuruculara

18/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucular 13/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

2. Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

Görülmekte Olan E.2006/385 Sayılı Yargılama

23. Davacılar, Antalya ili

Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan 5279 ada 1 parsel sayılı taşınmazın

geldisi 570 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında murisleri

adına tespit gördüğünü ardından kadastro tespitine karşı açılan itiraz

davasının da lehlerine sonuçlandığını, söz konusu taşınmaza davalı idare

Antalya Büyükşehir Başkanlığı tarafından kamulaştırmasız olarak el atıldığını

ileri sürmüşler fazlaya ilişkin istek ve dava hakları saklı olmak kaydı ile

dava tarihinden itibaren yasal faizi de eklenerek 8.000 TL taşınmaz bedeline

hükmedilmesini istemişlerdir.

24. Dava kapsamında yapılan incelemeler neticesinde Antalya 1.

Asliye Hukuk Mahkemesi 21/11/2008 tarihli ve E.2006/385, K.2008/470 sayılı

kararı ile dava konusu 5279 ada 1 parsel sayılı taşınmazın değişik idarelerce

kamulaştırılmış olan parsellerin dışında kaldığını ve herhangi bir kamulaştırma

işlemine konu olmadığını, taşınmaz üzerinde davalı idareye ait yapıların

bulunduğunu bu durumda davacıların tazminat talep etme haklarının bulunduğunu

belirtmiş, davanın kabulüne hükmetmiştir.

25. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı temyiz talebinde

bulunulması üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 10/11/2009 tarihli ve

E.2009/8613, K.2009/15267 sayılı ilamı ile bozmaya hükmetmiştir. İlamın ilgili

kısımları şöyledir:

" ...

Dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif sonucu

alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu 5279 Ada 1 parselin geldisinin 570

Ada, 3 parsel iken, bu parselin ikiye ifrazı sonucu 4520 Ada, 6 ve 7

parsellerin oluştuğu, 7 parselin çeşitli tarihlerde yapılan istimlakler

nedeniyle 4520 Ada, 18 parsele gittiği, bu parselde yapılan imar uygulaması

sonucu da dava konusu parselle birlikte başka parsellerin oluştuğu, 4520 Ada 7

parselin ise Antalya Belediyesi'nce kamulaştırıldığı, kamulaştırma işlemleri

nedeniyle kayyım atandığı, kayyım tarafından açılan bedel artırım davasının

kesinleştiği ve yine Antalya Belediyesi adına Kamulaştırma Kanununun 17.

maddesi gereğince hükmen tescil edildiği ve kamulaştırma işleminin kesinleştiği

anlaşılmıştır.

Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin

1987/1192 Esas-1988/85 sayılı hükmen tescil kararının tapuya işlenmemiş olması

mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz.

Tüm bu nedenlerle dava konusu taşınmazın

geldisi olan 4520 Ada, 7 parsel yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi

bulunduğundan ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğinden davanın

reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar

verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

..."

26. Bozma ilamına karşı davacı taraflarca karar düzeltme

isteminde bulunulmuş, istem Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 14/6/2010 tarihli ve

E.2010/8194, K.2010/11035 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

27. Bozma ilamı üzerine dava dosyası üzerinde tekrar inceleme yapan

Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 15/12/2010 tarihli ve E.2010/318, K.2010/461

sayılı hükmü ile 21/11/2008 tarihli ilk kararında direnilmesine karar

vermiştir. Hükmün ilgili kısımları şöyledir:

"...

Yüksek

Mahkeme ile Mahkememiz arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 5279 ada 1 parselin

usulüne uygun şekilde kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı noktasında

toplanmaktadır.

...

Açıklanan nedenlerle, dava konusu 5279 ada 1

parsel sayılı 276.496 m2 yüzölçümlü taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin

kesinleşen 2003/27 Esas 2004/19 Karar sayılı kararının infaz edilmesi sonucu

tapu malikleri ve Hazine adına tapuya tescil edildiği, dava konusu parselin

geldisi 4520 ada 7 parselin (1.773.209 m2 ) yapılan ifrazlar sonucu

kapatıldığı, bu parselin tamamının

kamulaştırılmadığı, bozma ilamında değinilen Antalya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 1987/1192 Esas 1988/85 Karar sayılı tescil kararının 4520 ada 7

nolu parselden kamulaştırılarak ifraz edilen 4520 ada 65 parsel sayılı

132.587,50 m2 lik taşınmaza ait olduğu,

anılan ilamın dava konusu 276.496 m2 yüzölçümlü 5279 ada 1 nolu parsel ile

ilgisi bulunmadığı, davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı

vekilinin cevap ve beyan dilekçeleri ile Antalya Büyükşehir Belediyesi İmar ve

Şehircilik Dairesi Başkanlığının 30/10/2006 tarihli yazısında da belirtildiği

üzere dava konusu 5279 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının 276.496 m2

olduğu, bu parselin 558/2400 hissesinin Maliye Hazinesi, 1842/2400 hissesinin

davalı görünmekte iken Maliye Hazinesi ile yapılan protokol gereği ve imar

planında Kültür Parkı olarak belirlenmesi nedeni ile park tanzimi yapılarak

halkın kullanımına açıldığının belirtildiği, davalı olan taşınmazın hükmen

davacılar adlarına tescil edildiği, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

1984/269 Esas 1984/222 Karar sayılı tescil kararı ile taşınmazın Kamulaştırma

Yasasının 17. Maddesine göre tescil edildiği belirtilmiş ise de söz konusu

Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/269 Esas ve 1984/222 Karar sayılı

tescil kararının kayyum Osman Üner'in karar düzeltme talebi doğrultusunda

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19/02/1985 tarih ve 1671-1856 sayılı kararı ile

ortada usulüne uygun şekilde tamamlanmış bir kamulaştırma bulunmadığı

gerekçesiyle bozulmasından sonra 1985/244 Esas numarasını aldığı ve yapılan

yargılama sonucunda Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/244 Esas 1985/561

Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın

Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, dava konusu 5279 ada 1

parsel sayılı 276.496 m2 yüzölçümlü taşınmazla ilgili yapılan keşif ve ibraz

edilen bilirkişi raporları ve fen bilirkişisi ek raporuna göre bu parselin

değişik idarelerce kamulaştırılmış olan ifraz parsellerinin dışında kaldığı ve

usulüne uygun şekilde tamamlanmış bir kamulaştırma işlemine konu olmadığı,

taşınmazın Antalya Belediyesi tarafından fiilen park haline getirildiği sabit

olduğundan önceki kararda ısrar etmek

gerekmiş ve aşağıdaki hüküm açıklanmıştır.

..."

28. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı üzerine dava dosyası

Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna taşınmış yapılan değerlendirme sonucunda

15/6/2011 tarihli ve E.2011/5-312, K.2011/407 sayılı ilam ile direnme kararının

bozulmasına hükmedilmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz hakkında kesinleşmiş bir kamulaştırma

işlemi bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak taşınmaza kamulaştırmasız el

atıldığının ve bedelinin ödenmesi gerektiğinin kabul edilip edilemeyeceği,

noktasındadır.

Özel Dairenin dava konusu taşınmaz yönünden taşınmazın geldi kaydını

teşkil eden parsel yönünden daha önce kamulaştırma işlemi ve tapuya işlenmemiş

hükmen tescil kararı bulunduğuna ilişkin belirlemesine karşılık mahkemenin dava

konusu taşınmazın kamulaştırılmadığı ve kamulaştırılan imar parsellerinin

dışında kaldığına ilişkin tespiti göz önüne alınarak dosya kapsamındaki

belgeler incelenip, tartışılmıştır.

Niza

konusu 5279 ada 1 parselin geldisi 570 ada 3 parseldir. Bu parsel Antalya

Kadastro Mahkemesinin 29.06.2004 gün 2003/27 E.-2004/19 K. sayılı kesinleşmiş

ilamına dayalı olarak Hazine ve kişiler adına tescil edilmiştir.

Antalya

Belediyesi tarafından, Antalya 1. Asliye Hukuk mahkemesinin 02.05.1984 gün

1984/169 E.-1984/222 sayılı kararına konu olan davada, davacı Belediye niza

konusu yerin kamulaştırılan yerlerden olduğunu iddia ederek 507 ada 7 parselin

403,680 m2'nin adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair

verilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 08.11.1984 gün 9110-9430 sayılı

kararı ile onanmış, karar düzeltme aşamasında ise, ortada usulüne uygun kamulaştırma

kararı olmadan tescile karar verilmesi doğru bulunmayarak bozulmuş, mahkemece

bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda yöntemine uygun, tamamlanmış

kamulaştırma olmadığından davanın reddine dair verilen 16.09.1985 gün 1985/244

E.-1985/561 K., 20.12.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak bu dosya

bulunmadığından dosya içerisine alınamamıştır.

Dosya içerisinde kamulaştırma evrakları da

bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, davacı Antalya Belediyesi

tarafından 4520 ada 7 parselin bir kısmı için kamulaştırmaya dayalı olarak

açılan 11.02.1988 gün 1987/1192 E.-1988/85 K. Sayılı kararla Antalya Belediyesi

adına tesciline karar verilmiştir.

Sonuç olarak, dosya içerisinde bazı mahkeme

kararlarının örnekleri varsa da dosya asılları ve kamulaştırmamevcut değildir.

Hal böyle olunca; uyuşmazlığın çözümüne

yönelik olarak; dosyada örnekleri bulunan tüm kararlara ait dosyaların ve

kamulaştırma dosyasının araştırılması ayrıca Kadastro Mahkemesine ait 2003/24

E., 2004/19 K. sayılı dosya da celbedilerek, kamulaştırma ile ilgili belgelerin

olup olmadığının araştırılması, tüm belge ve bilgilerin karşılaştırılması ve

sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş

olması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

..."

29. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine dava

dosyası tekrar Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde incelemeye başlanmıştır.

E.2012/309 sıra sayısına kaydedilen dava dosyası halen İlk Derece Mahkemesi

nezdinde derdesttir.

3. Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde

Görülmekte Olan E.2007/27 Sayılı Yargılama

30. Davacılar, Antalya ili Bahçelievler Mahallesi 556 ada 2

parsel ve 570 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda Kadastro Mahkemesinin

E.2003/27, K.2004/19 sayılı 31/07/2006 tarihinde kesinleşen kararı uyarınca

paydaş olduklarını, bu parsellerin imar görmesiyle dava konusu Antalya ili Bahçelievler Mahallesi 5279 ada 1 parsel

sayılı taşınmazın oluştuğunu, bu taşınmaza davalıların

kamulaştırmasız olarak el attıklarını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle dava

tarihindeki bedellerin tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak

üzere 10.000 TL lik kısmın dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına

uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

31. Dava kapsamında yapılan incelemeler neticesinde Antalya 8.

Asliye Hukuk Mahkemesi 13/10/2008 tarihli ve E.2007/27, K.2008/324 sayılı

kararı ile davalı idarece dava konusu 5279 ada 1 parsel sayılı taşınmazın

usulüne uygun şekilde kamulaştırıldığına ilişkin dosyaya belge sunulmadığını,

kamulaştırmanın davacılara ya da murislerine tebliğ edildiğine ilişkin dosyaya

herhangi bir belge sunulmadığını ve söz konusu taşınmaz üzerinde idareye ait

yapılar bulunduğunu belirterek, davacıların tazminat talep etme haklarının

bulunduğunu belirtmiş, davanın kabulüne hükmetmiştir.

32.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı temyiz talebinde

bulunulması üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 12/1/2010 tarihli ve

E.2009/17974, K.2010/276 sayılı ilamı ile bozmaya hükmetmiştir. İlamın ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile

mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna aynı taşınmazın diğer

hissedarları tarafından açılan ve Dairemize intikal eden Antalya 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi'nin 2006/385 Esas-2008/470 karar sayılı dava dosyasında bulunan

belgelere göre; dava konusu 5279 Ada 1 parselin geldisinin 570 Ada, 3 parsel

iken, bu parselin ikiye ifrazı sonucu 4520 Ada, 6 ve 7 parsellerin oluştuğu, 7

parselin çeşitli tarihlerde yapılan istimlakler nedeniyle 4520 Ada, 18 parsele

gittiği, bu parselde yapılan imar uygulaması sonucu da dava konusu parselle

birlikte başka parsellerin oluştuğu, 4520 Ada 7 parselin ise Antalya

Belediyesi'nce kamulaştırıldığı, kamulaştırma işlemleri nedeniyle kayyım

atandığı, kayyım tarafından açılan bedel artırım davasının kesinleştiği ve yine

Antalya Belediyesi adına Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi gereğince hükmen

tescil edildiği ve kamulaştırma işleminin kesinleştiği anlaşılmıştır.

Antalya 4.

Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1987/1192 Esas-1988/85 sayılı hükmen tescil

kararının tapuya işlenmemiş olması mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz.

Tüm bu

nedenlerle dava konusu taşınmazın geldisi olan 4520 Ada, 7 parsel yönünden

kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi bulunduğundan ve kamulaştırmasız el atmadan

söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı

gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

..."

33. Bozma ilamı üzerine dava dosyası üzerinde tekrar inceleme yapan

Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2/11/2010 tarihli ve E.2010/313, K.2010/307

sayılı hükmü ile 13/10/2008 tarihli ilk kararında direnilmesine hükmetmiştir.

Hükmün ilgili kısımları şöyledir:

"...

Yeniden yapılan yargılama sonucunda, önceki

kararda ısrar edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

...mevcut tüm bu evraklar karşısında dava

konusu yerin yüksek mahkemenin bozma ilamında belirttiği Antalya 4.Asliye Hukuk

Mahkemesinin 1987/1192 esas 1988/85 karar sayılı kararında belirtilen yer

olmadığı, zira o kararda Antalya Belediyesinin 159699,50 m2’lik bölümü

kamulaştırdığı ve o kararla kamulaştırılan yerin Atatürk Kültür Parkı olarak

kamulaştırılan 403,680 m2’lik yerle ilgisinin bulunmadığı, bu sebeple de

geçerli bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceği, dava konusu yerde az yukarda

anlatıldığı şekilde davacılar adına hisseli tapu oluşturulduğu bu nedenle

fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak Büyükşehir Belediyesi adına açılan

davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ve davacıların murisleri adına

tapuda kayıtlı hisselerinde tapu kayıtlarının iptali ile Büyükşehir belediyesi

adına park alanı olarak tesciline karar verilmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

..."

34. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı üzerine dava dosyası

Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna taşınmış yapılan değerlendirme sonucunda

5/10/2011 tarihli ve E.2011/5-452, K.2011/590 sayılı ilam ile direnme kararının

bozulmasına hükmedilmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Direnme

yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu taşınmaz

hakkında kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı; buna bağlı

olarak taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığının ve dolayısıyla bedelinin

ödenmesi gerektiğinin kabulüne olanak bulunup bulunmadığı, noktasındadır.

Özel Dairenin dava konusu taşınmaza ait,

taşınmazın geldi kaydını teşkil eden parsel yönünden daha önce kamulaştırma

işlemi ve tapuya işlenmemiş hükmen tescil kararı bulunduğuna ilişkin

belirlemesine karşılık; mahkemenin dava konusu taşınmazın kamulaştırılan imar

parsellerinin dışında kaldığı ve kamulaştırılmadan el atıldığına ilişkin kabulü

göz önüne alınarak heyetçe dosyadaki kayıt ve belgeler incelenip,

değerlendirilmiş; üzerinde tartışılmıştır.

Hemen belirtmelidir ki, eldeki uyuşmazlık

yönüyle çözümü gereken husus, dava konusu taşınmaza vaki el atmanın bir

kamulaştırma işlemine dayanıp dayanmadığı; bu taşınmaz yönünden yapılıp,

kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi bulunup bulunmadığı; dolayısıyla

kamulaştırmasız el atma iddiasının yerinde olup olmadığı ve sonuçta da tazminat

takdiri gerekip gerekmediği, olmasına karşın; mahkemece bu yön yeterince

araştırılmamış ve açıklığa kavuşturulmamış olup; mahkemece yapılan araştırma ve

inceleme hükme varmaya yeterli değildir.

...

Hal böyle olunca; uyuşmazlığın çözümüne

yönelik olarak, dosyada örnekleri bulunan tüm kararlara ait dosyalar ile

kamulaştırma evrakı asıllarının veya onaylı örneklerinin etraflıca

araştırılması; dava konusu taşınmaza ait tapu kayıtlarının tüm geldi ve

gittileri ile müstenidatları ile birlikte getirilmesi, bu kayıtlarda geçen

mahkeme dosyalarının aslı ya da onaylı örneklerinin araştırılıp, getirtilerek

dosya içine alınması; Kadastro Mahkemesi’ne ait 2003/27 E., 2004/19 K. Sayılı

dosyasının asılları veya onaylı örneklerinin istenilmesi, içerisinde

kamulaştırma evrakının yer alıp almadığının araştırılması; daire kararında

geçen Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11.02.1988 gün ve 1987/1192 E.,

1988/85 K. sayılı dosyasının da celbi ile kapsamının değerlendirilmesi tescil

dışı kalan kısımların net bir biçimde tespiti ve sonucuna göre bir karar

verilmesi, davalı tarafından yargılamanın iadesi talebi ile açılan Antalya

1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/430 E. sayılı dava dosyasının getirilip

incelenmesi ve gereğinde sonucunun beklenilmesi, sonuçta tüm bilgi ve belgeler

birlikte değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ile karar

verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Nitekim, aynı parselle ilgili başka hisse

sahiplerince açılan ve direnme yoluyla daha önce Hukuk Genel Kurulu’na gelen

bir başka dava dosyasında verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.06.2011

gün ve 2011/5-312-407 sayılı ilamında da aynı hususlara işaret edilmiştir.

Sonuç itibariyle, yukarıda belirtilen hususlar

nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş;

yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle

bozulması gerekmiştir.

..."

35. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine dava

dosyası tekrar Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde incelemeye başlanmıştır.

E.2012/111 sıra sayısına kaydedilen dava dosyası hâlen İlk Derece Mahkemesi

nezdinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

36.4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanun'un 21. maddesi ile yürürlükten kaldırılmadan önceki 17.maddesi

şöyledir:

"Tebliğ edilen kamulaştırma işlemine

karşı idari ve adli yargıya başvurulmadığı veya bu konuda açılan davaların

kesin olarak sonuçlandığı ancak taşınmaz mal sahibinin ferağ vermediği hallerde,

takdir edilen ve artırılan bedelin tamamı milli bankalardan birine yatırılarak

makbuzu ilgili belge örnekleriyle birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme iki

tarafı derhal davet ederek, gelmemeleri halinde gıyaplarında, belgeleri

inceleyerek; kamulaştırma usulüne uygun şekilde tamamlanmış ise, taşınmaz malın

kamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verir ve tapu dairesine

bildirir. Kamulaştırması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti

itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde

sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında

mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak,

ilgili tapu dairesi durumu vergi dairesine bildirir. Bu Kanunun 3 üncü

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda

yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

38. Başvurucular, tapu kayıtlarında maliki olarak göründükleri

Antalya ilinde bulunan taşınmazlara Antalya Büyükşehir Belediyesince

kamulaştırmasız olarak el atıldığını, bu nedenle açtıkları tazminat davasının

ise usulüne uygun kamulaştırma yapıldığı gerekçesine dayanılarak reddedildiğini

oysa geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmadığını, idare lehineherhangi bir

tescil kararı olmadığını, kamulaştırmaya ilişkin bankaya depo edilen meblağın

geri çekildiğini; açtıkları davanın, sonucu yönünden taşınmazların geldisi olan

parseller ile ilgili başka dava dosyalarında verilen kararlar ile çeliştiğini,

yargılama makamlarının eksik inceleme yaptığını; kendi taşınmazlarına ilişkin

diğer malikler tarafından açılan başka davalarda İlk Derece Mahkemelerinin davacılar

lehine direnme kararı verdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da direnme

kararları üzerine dava dosyalarının daha ayrıntılı incelenmesini gerekçe

göstererek bozmaya hükmettiğini, aynı taşınmazlara ilişkin açtıkları kendi

davalarında ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin onamaya hükmettiğini ve

yargılamanın aleyhlerine sonuçlandığını, bu sonucun kök parsel yönünden yapılan

incelemeler sonucu Yargıtayca oluşturulan içtihat ile çeliştiğini; Yargıtay 5.

Hukuk Dairesinin 6/7/2010 tarihli bozma ilamına dayanak oluşturan "Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin

E.1987/1192, K.1988/85 sayılı hükmen tescil kararının (bkz. §

15)" kendi taşınmazları ile hiçbir ilgisi bulunmadığını; yargılama

safhasında yapılan yanlış değerlendirmeler nedeniyle tapuda maliki olarak göründükleri

taşınmaz üzerinde tasarruf edemedikleri gibi, taşınmaza kamulaştırmasız olarak

el atılmasına karşın tazminat da elde edemediklerini, ayrıca söz konusu

taşınmazlara tapuda malik görünmelerinden dolayı adlarına emlak vergisi

tahakkuk ettirildiğini belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması,

yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ile tazminata hükmedilmesi

taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi üzerinden

yapılan incelemede başvuruculardan Hüsnü Cemal Karaköy, Ramazan Şanlı ve Zekiye

Acar'ın bireysel başvuru

tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından (bkz. § 6) adı geçen başvurucular

yönünden incelemenin ayrı başlık altında yapılması uygun görülmüştür.

a. Hüsnü Cemal Karaköy, Ramazan Şanlı, Yılmaz

Yalçın ile Zekiye Acar Adına Av. Atiye Ülkü Tarafından Yapılan Başvurular

Yönünden İnceleme

40. Başvurucular vekili Avukat Atiye Ülkü, adı geçen

başvurucular yönünden de yukarıda yer verilen iddiaları ileri sürerek (bkz. §

38) başvurucuların adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

belirtmiştir.

41.6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı,

B. No: 2012/22, 25/12/2012, § 24).

43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.

maddesinde yer alan "mağdur"

kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan etkilenen kişinin

kast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya

[BD], B. No: 28342/95, 28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması

nedeniyle hukuken bir başkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda

bulunamayacağına karar vermiştir (Davut Kaya,

Zöhre Polat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).

44. 11/1/2011

tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "b.

Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar" kenar başlıklı 43.

maddesi şöyledir:

"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca

kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın

veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi

veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."

45.6098 sayılı Kanun'un "2.

Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas" kenar başlıklı 513.

maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile

kendiliğinden sona ermiş olur."

46.22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.

maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle

sona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil

ehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı

Kanun'un anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere hukuki işlemden doğan vekâlet

veren ile vekil arasında temsil yetkisine dair sözleşme,aksi

kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça tarafların

birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek

kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman

URAY, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

47.6216 sayılı Kanun'un "Başvuru

hakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesi

şöyledir:

"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye

kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,

ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına

hükmedilebilir."

48. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Başvuru hakkının kötüye kullanılması” kenar başlıklı 83.

maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin

ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilir.”

49.İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

50.Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik

edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin

tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

51.Başvuru konusu olayda, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açılan dava devam ederken başvuruculardan Yılmaz Yalçın 20/12/2010 tarihinde,

Zekiye Acar 27/8/2012 tarihinde, Ramazan Şanlı 12/4/2013 tarihinde, Hüsnü Cemal

Karaköy 27/5/2013 tarihinde vefat etmiştir. Yargılama adı geçen başvurucuların

vefat etmelerinden sonra tamamlanmış, akabinde vekilleri tarafından söz konusu

yargılama sonucunda başvurucuların adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda başvurucuların

öldüğü konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir.

52. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman

Uray, § 30).

53.Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

başvurucular adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

54. Bu durumda Avukat Atiye Ülkü aleyhine Anayasa Mahkemesini

yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi

ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına

hükmedilmesi gerekir.

b. Diğer Başvurucular Yönünden İnceleme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

55. Başvurucuların şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı anlaşıldığından ve şikâyetlerin kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden de görülmediğinden başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

56. Başvurucular, tapu kayıtlarında maliki olarak göründükleri

Antalya ili Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan taşınmazlara Antalya Büyükşehir

Belediyesince kamulaştırmasız olarak el atıldığını, bu nedenle açtıkları

tazminat davasının ise usulüne uygun kamulaştırma yapıldığı gerekçesine

dayanılarak reddedildiğini oysa geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmadığını,

idare lehineherhangi bir tescil kararı olmadığını, kamulaştırmaya ilişkin

bankaya depo edilen meblağın geri çekildiğini; açtıkları davanın, sonucu

yönünden taşınmazların geldisi olan parseller ile ilgili karar verilmiş olan

başka dava dosyaları ile çeliştiğini, yargılama makamlarının eksik inceleme

yaptığını; kendi taşınmazlarına ilişkin diğer malikler tarafından açılan başka

davalarda İlk Derece Mahkemelerinin davacılar lehine direnme kararı verdiğini,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da direnme kararları üzerine dava dosyalarının

daha ayrıntılı incelenmesini gerekçe göstererek bozmaya hükmettiğini, aynı

taşınmazlara ilişkin açtıkları kendi davalarında ise Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin onamaya hükmettiğini ve yargılamanın aleyhlerine sonuçlandığını, bu

sonucun kök parsel yönünden yapılan incelemeler sonucu Yargıtayca oluşturulan

içtihat ile çeliştiğini; Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/7/2010 tarihli bozma

ilamına dayanak oluşturan "Antalya 4.

Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E.1987/1192, K.1988/85 sayılı hükmen tescil kararının

(bkz. § 14)" kendi taşınmazları ile hiçbir ilgisinin

bulunmadığını belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

57. Bakanlık tarafından başvurucuların şikâyetlerine karşılık

herhangi bir görüş sunulmamıştır.

58. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

59.Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

60. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

61. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

62. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

63. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması yükümlülüğü Anayasa'da

açıkça düzenlenmiş olmakla birlikte gerekçeli karar hakkı, adil ve hakkaniyete

uygun yargılama yapılmasının da temel şartları arasındadır (Nurten Esen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015,

§ 38).

64. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirtilmelidir ki, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

65. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte yargılama

sırasında açık ve somut biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın

sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek

nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara

mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

66. Ayrıca insan haklarına ilişkin güvenceler soyut ve teorik

olarak değil, uygulamada ve etkili bir şekilde sağlanmalıdır. Buna göre

mahkemelerin, ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmaları

yeterli olmayıp iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması, mantıklı

ve tutarlı olması da gerekir. Diğer bir ifadeyle mahkemelerce belirtilen

gerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makul olmalıdır (Sencer Başat ve diğerleri, § 36).

67. Gerekçelendirme, davanın sonucuna etkili olay, olgu ve

kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte, bu şekildeki

gerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması gerekmez. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

beklenir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 37).

68. Başvuru konusu olayda, başvurucuların, tapuda maliki olarak

göründükleri Antalya ili Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan taşınmazları

üzerine davalı idare olan Antalya Büyükşehir Belediyesince yapılar inşa

edilmesi nedeniyle kamulaştırmasız el atma sebebine dayanarak tazminat davası

açtıkları görülmektedir. Yapılan yargılama sonunda ise Antalya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesi 7/10/2009 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar vermiş,

başvurucular lehine tazminata hükmetmiştir (bkz. § 14).

69. Temyiz başvurusu üzerine karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 6/7/2010

tarihli ilamı bozulmuştur. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Dairelerine intikal eden

Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/385 sayılı veAntalya 8. Asliye

Hukuk Mahkemesinin E.2007/27 sayılı yargılama dosyaları içeriğinde bulunan

bilgi ve belgeler kapsamında dava konusu 5279 Ada 1 parselin geldisi noktasında

değerlendirme yaparak söz konusu parsel üzerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi

adına 2942 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince hükmen tescil yapıldığı ve

kamulaştırma işleminin kesinleştiği kabulü üzerinden bozmaya hükmetmiş, bu

ilama karşı yapılan karar düzeltme istemi ise reddedilmiştir (bkz. §§ 15, 16).

70. Bunun üzerine İlk Derece Mahkemesi bozma ilamı doğrultusunda

yeniden hüküm kurmuş, 14/12/2012 tarihli kararı ile davayı reddetmiş, bu karar Yargıtay

5. Hukuk Dairesinin 30/4/2013 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme

isteminin de 23/12/2013 tarihli ilam ile reddi üzerine karar

kesinleşmiştir(bkz. §§ 17-20).

71. Bu durumda başvurucular tarafından açılan kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat davasının, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/7/2010

tarihli ilamı temelinde, ilgili Yargıtay Dairesine Antalya 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinden intikal eden E.2006/385 sayılı yargılama dosyası ile Antalya 8.

Asliye Hukuk Mahkemesinden intikal eden E.2007/27 sayılı yargılama dosyası

içeriğinde bulunan bilgi ve belgelere göre uyuşmazlık konusu taşınmazda daha

önce usulüne uygun kamulaştırma işlemleri yapıldığından ve bu durumda

kamulaştırmasız el atma tazminatının söz konusu olamayacağından bahisle

reddedildiği anlaşılmaktadır.

72. Bu noktada başvurucular da Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

6/7/2010 tarihli bozma ilamında davalarının reddine dayanak alınan Antalya 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/385 sayılı yargılama dosyası ile Antalya 8.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/27 sayılı yargılama dosyasının henüz

sonuçlanmadığından ayrıca yine aynı bozma ilamında bahsi geçen Antalya 4.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1987/1192, K.1988/85 sayılı hükmen tescil kararının

(bkz. § 14) uyuşmazlık konusu taşınmazla hiçbir ilgisi bulunmadığından

yakınmaktadırlar.

73. Bu durumda Anayasa Mahkemesince, bireysel başvuru konusu

davanın reddedilmesine gerekçe olan ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/7/2010

tarihli bozma ilamında işaret edilen Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2006/385 sayılı yargılama dosyası ile Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2007/27 sayılı yargılama dosyası bağlamında yargılama süreçlerinin, dikkate

alınması gerekliliği oluşmaktadır.

74. Bu çerçevede Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/385

ve Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/27 sayılı yargılama dosyaları

incelendiğinde her iki davanın da bireysel başvuruya konu edilen Antalya 4.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/287, K.2011/417 sayılı ve 23/12/2013 tarihli

karar düzeltme isteminin reddine yönelik ilam ile kesinleşen yargılama

dosyasında yer alan uyuşmazlık konusu taşınmaz ile aynı taşınmaza ilişkin

oldukları ve davaların söz konusu taşınmazın diğer maliklerince açıldıkları

görülmektedir (bkz. § 23, § 30).

75. Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/385 ve Antalya

8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/27 sıra sayısına kayden görülen

yargılamaların her ikisi de kamulaştırmasız el atma iddiasıyla açılmış olan

tazminat davalarıdır. Her iki davada da İlk Derece Mahkemeleri, öncelikle

uyuşmazlık konusu Antalya ili Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan 5279 ada 1

parsel sayılı taşınmaz hakkında geçerli bir kamulaştırma işleminin bulunmadığı

gerekçesiyle davaların kabulü yönünde karar vermiştir. Bu kararlar temyiz

incelemesi sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin denetiminden geçmiş ve Daire söz

konusu parselde 2942 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca geçerli kamulaştırma

işlemi olduğu kabulü üzerinden bozmaya hükmetmiştir. Bozma ilamı üzerine dava

dosyaları tekrar İlk Derece Mahkemelerine dönmüş, yeniden yapılan değerlendirme

neticesinde ise İlk Derece Mahkemeleri her ne kadar söz konusu parselin geldisi

olan parselde çeşitli idarelerce yapılmış kamulaştırma işlemleri mevcut olsa da

parselin kendisi üzerinde geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı hususunun

altını çizerek ilk kararlarında direnmeye yönelik hüküm kurmuşlardır (bkz. §§

23-27, §§ 30-33).

76. Direnme kararları üzerine bu defa dava dosyaları Yargıtay

Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yaptığı inceleme

kapsamında uyuşmazlıkların temel noktasının söz konusu parselde kesinleşmiş bir

kamulaştırma işlemi bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak taşınmaza

kamulaştırmasız el atılıp atılmadığı hususu olduğunu belirlemiş, bu doğrultuda

temel noktanın çözümü için dava dosyalarında bulunan eksikliklerin tamamlanması

gerektiğini, mevcut halleri ile dava dosyalarında sonuca ulaşılamayacağının

altını çizerek bozmaya hükmetmiştir (bkz. § 28, § 34). Bozma üzerine dava

dosyaları Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.2012/309 sıra sayısına,

Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.2012/111 sıra sayısına kaydedilmiş

ve yargılamalar henüz sonuçlanmamıştır(bkz. § 29, § 35).

77. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi

olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve

hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm

arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, hangi nedenle haklı veya

haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk

denetimini yapabilmeleri için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş;

hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek

açıklıkta gösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, § 56).

78. Başvuru konusu olayda temyiz incelemesini yapan Yargıtay 5.

Hukuk Dairesince, uyuşmazlık konusu aynı olan ancak henüz sonuçlanmamış başkaca

yargılama dosyaları üzerinden bir gerekçe oluşturulması sonucunda İlk Derece

Mahkemesinin de bu gerekçeyi benimseyerek başvurucuların açtıkları davanın

reddine karar vermesi dayanaksız görünmekte ve adil yargılanma hakkı kapsamında

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle,

bireysel başvuruya konu yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

79. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

80. Öte yandan başvurucular, tapuda adlarına kayıtlı olan

taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkilerinin kısıtlanması ve buna rağmen taşınmaza

ilişkin emlak vergisinin adlarına tahakkuk ettirilmesi nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşseler de söz konusu mülkiyet hakkının

ihlali iddiası, somut olay bağlamında hâlen başvuruculara ait bir mülkün

varlığı ya da böyle bir mülkün kaybından kaynaklanan geçerli hukuki zemine

dayalı tazmin isteminde bulunulabilme olanağının varlığı durumunda değerlendirilebilecek

bir husustur. Başvuruculara ait bir mülkün ya da böyle bir mülkün kaybından

kaynaklanan geçerli hukuki zemine dayalı tazmin isteminde bulunulabilme

olanağının varlığı ise başvuruya konu kamulaştırmasız el atma davasının

sonucunda ortaya konulabilecektir. Bu bağlamda başvurucuların mülkiyet hakkının

ihlali iddialarının, söz konusu yargılama süreci nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığından, bu aşamada değerlendirilmesine

gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

82. Başvurucular, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması,

yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ile tazminata hükmedilmesi

taleplerinde bulunmuşlardır.

83. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

84. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

85. Başvurucuların tazminat taleplerinin verilen ihlal kararı

gözönüne alındığında reddine karar verilmesi gerekir.

86. Başvurucular Nilgün GÖKAY, Turgut CEYLAN, Ali CEYLAN, Dudu

ACAR, Azize NAZLIER, Nail CEYLAN, Şerife CEYLAN, Lilifer MUTLU, Ayşe Hülya

BESEN, Ahu YÜRÜYEN, Layıka CEYLAN, Hüseyin İŞLEK, Ahmet GENCER, Emel

YILDIZOĞULLARI, Yıldız KOCABAŞOĞULLARI, Mehmet Fuat KARDAM, Canan ŞEKERCİ,

İsmet CEYLAN, Hasan CEYLAN, Muharrem SARIGÜL, Hanife AYDOĞAN, Esma ÖZMEN, Ayşe

CEYLAN, Şadiye Filiz GÜRCÜOĞLU, Hadiye Zübeyde Candan ÖZPINAR, Sedef BESEN

ÖZTEKİN'e 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL yargılama giderinin adı geçen başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

87. Başvurucular Attila KARAKÖY, Hüsnü ÖRKE, Hanife KILLIOĞLU,

Mesude KÖRÜK, Hakan SİPAHİOĞLU, Mürvet TAYLAN, Tülay GÜVEN, Melek KARTOP, Ayşe

Ece ÖNOCAK, Siray ÖNCEL, Taylan ACAR, İbrahim ŞANLI, Şükrü ŞANLI, Türkan SELVİ,

Nevin ÖZTÜRK, Sevin KOÇ, Müberra TATLIER, Remzi SİPAHİOĞLU, Handan CENGİZ,

Namiktar ÇOBANOĞLU URCU, Bekir SİPAHİOĞLU, Atıl PEKŞEN, Gamze ÇAĞLAYAN, Dilek

SİPAHİOĞLU, Esma KÖSTELİ, Mazhar Acar ÖNOCAK, Didar Ebru KAÇMAZ, Nevin Esra

ÖNOCAK, Muhammet Tahsin ÖRKE, Ahmet PEKŞEN, Levent PEKŞEN, Ayten GÜLER, Hüseyin

ŞANLI, Kemal ŞANLI, Ali ŞANLI,Dudu GÜLER, Fatma ŞANLI, Bülent ŞANLI, Rıfat

Hüseyin ATAMER, Ayten ŞANLI; Ayşe ÇINAR

mirasçıları Melek Çisem ÇINAR HANEDAN, Çiler ERCİVAN, Çiğdem ZENGİN,

Sezer UZAR; Zehra ÖNOCAK mirasçısı Ayla

AKCURA'ya 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin müştereken; adı geçen

başvuruculardan Sezer UZAR dışında kalan başvuruculara 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hüsnü Cemal Karaköy, Zekiye Acar, Yılmaz Yalçın ve Ramazan

Şanlı adına Avukat Atiye Ülkü tarafından yapılan başvuruların başvuru hakkının kötüye kullanılması

nedeniyle REDDİNE,

2. Diğer başvurucular yönünden gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli

karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya

4. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucular Nilgün GÖKAY, Turgut CEYLAN, Ali CEYLAN, Dudu

ACAR, Azize NAZLIER, Nail CEYLAN, Şerife CEYLAN, Lilifer MUTLU, Ayşe Hülya

BESEN, Ahu YÜRÜYEN, Layıka CEYLAN, Hüseyin İŞLEK, Ahmet GENCER, Emel

YILDIZOĞULLARI, Yıldız KOCABAŞOĞULLARI, Mehmet Fuat KARDAM, Canan ŞEKERCİ,

İsmet CEYLAN, Hasan CEYLAN, Muharrem SARIGÜL, Hanife AYDOĞAN, Esma ÖZMEN, Ayşe

CEYLAN, Şadiye Filiz GÜRCÜOĞLU, Hadiye Zübeyde Candan ÖZPINAR, Sedef BESEN

ÖZTEKİN'e 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL yargılama giderinin adı geçen başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

E. Başvurucular Attila KARAKÖY, Hüsnü ÖRKE, Hanife KILLIOĞLU,

Mesude KÖRÜK, Hakan SİPAHİOĞLU, Mürvet TAYLAN, Tülay GÜVEN, Melek KARTOP, Ayşe

Ece ÖNOCAK, Siray ÖNCEL, Taylan ACAR, İbrahim ŞANLI, Şükrü ŞANLI, Türkan SELVİ,

Nevin ÖZTÜRK, Sevin KOÇ, Müberra TATLIER, Remzi SİPAHİOĞLU, Handan CENGİZ, Namiktar

ÇOBANOĞLU URCU, Bekir SİPAHİOĞLU, Atıl PEKŞEN, Gamze ÇAĞLAYAN, Dilek

SİPAHİOĞLU, Esma KÖSTELİ, Mazhar Acar ÖNOCAK, Didar Ebru KAÇMAZ, Nevin Esra

ÖNOCAK, Muhammet Tahsin ÖRKE, Ahmet PEKŞEN, Levent PEKŞEN, Ayten GÜLER, Hüseyin

ŞANLI, Kemal ŞANLI, Ali ŞANLI,Dudu GÜLER, Fatma ŞANLI, Bülent ŞANLI, Rıfat

Hüseyin ATAMER, Ayten ŞANLI; Ayşe ÇINAR

mirasçıları Melek Çisem ÇINAR HANEDAN, Çiler ERCİVAN, Çiğdem ZENGİN,

Sezer UZAR; Zehra ÖNOCAK mirasçısı Ayla

AKCURA'ya 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin müştereken; adı geçen

başvuruculardan Sezer UZAR dışında kalan başvuruculara 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin müştereken ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca Avukat Atiye ÜLKÜ'nün 2.000 TL disiplin para

cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

H. Kararın bir örneğinin İstanbul Barosu Başkanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Nilgün

GÖKAY

2. Turgut

CEYLAN

3. Ali

CEYLAN

4. Dudu ACAR

5. Azize

NAZLIER

6. Nail

CEYLAN

7. Şerife

CEYLAN

8. Lilifer

MUTLU

9. Ayşe

Hülya BESEN

10. Ahu

YÜRÜYEN

11. Layıka

CEYLAN

12. Hüseyin

İŞLEK

13. Ahmet

GENCER

14.Emel

YILDIZOĞULLARI

15.Yıldız

KOCABAŞOĞULLARI

16. Mehmet

Fuat KARDAM

17. Canan

ŞEKERCİ

18. İsmet

CEYLAN

19. Hasan

CEYLAN

20. Muharrem

SARIGÜL

21. Hanife

AYDOĞAN

22. Esma

ÖZMEN

23. Ayşe

CEYLAN

24. Şadiye

Filiz GÜRCÜOĞLU

25. Hadiye

Zübeyde Candan ÖZPINAR

26. Sedef

BESEN ÖZTEKİN

Vekilleri

:

Av. Necati

YILMAZ

Başvurucular

:

27. Attila

KARAKÖY

28. Hüsnü

ÖRKE

29. Hanife

KILLIOĞLU

30. Mesude

KÖRÜK

31. Hakan

SİPAHİOĞLU

32. Mürvet

TAYLAN

33. Tülay

GÜVEN

34. Melek

KARTOP

35. Ayşe Ece

ÖNOCAK

36. Hüsnü

Cemal KARAKÖY

37. Siray

ÖNCEL

38. Taylan

ACAR

39. Zekiye

ACAR

40. İbrahim

ŞANLI

41. Şükrü

ŞANLI

42. Türkan

SELVİ

43. Nevin

ÖZTÜRK

44. Sevin

KOÇ

45. Müberra

TATLIER

46. Remzi

SİPAHİOĞLU

47. Handan

CENGİZ

48. Namiktar

ÇOBANOĞLU URCU

49. Bekir

SİPAHİOĞLU

50. Atıl

PEKŞEN

51. Gamze

ÇAĞLAYAN

52. Dilek

SİPAHİOĞLU

53. Ramazan

ŞANLI

54. Esma

KÖSTELİ

55. Mazhar

Acar ÖNOCAK

56. Didar

Ebru KAÇMAZ

57. Nevin

Esra ÖNOCAK

58. Muhammet

Tahsin ÖRKE

59. Ahmet

PEKŞEN

60. Levent

PEKŞEN

61. Ayten

GÜLER

62. Hüseyin

ŞANLI

63. Kemal

ŞANLI

64. Ali

ŞANLI

65. Dudu

GÜLER

66. Fatma

ŞANLI

67. Yılmaz

YALÇIN

68. Bülent

ŞANLI

69. Rıfat

Hüseyin ATAMER

70. Ayten

ŞANLI

Ayşe ÇINAR

mirasçıları

71. Melek

Çisem ÇINAR HANEDAN

72. Çiler

ERCİVAN

73.Çiğdem

ZENGİN

Zehra ÖNOCAK

mirasçısı

74. Ayla

AKCURA

Vekilleri

:

Av. Atiye

ÜLKÜ

Ayşe ÇINAR

mirasçısı

75. Sezer

UZAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3303, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli
  12. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. H. Kararın bir örneğinin İstanbul Barosu Başkanlığına
  15. İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Perdecioğlu
  21. Gökay
  22. Ceylan
  23. Ceylan
  24. Nazlıer
  25. Ceylan
  26. Ceylan
  27. Mutlu
  28. Yürüyen
  29. Ceylan
  30. İşlek
  31. Gencer
  32. Yıldızoğulları
  33. Kocabaşoğulları
  34. Şekerci
  35. Ceylan
  36. Ceylan
  37. Sarıgül
  38. Aydoğan
  39. Özmen
  40. Ceylan
  41. Besen Öztekin
  42. Yılmaz
  43. Karaköy
  44. Örke
  45. Kıllıoğlu
  46. Körük
  47. Sipahioğlu
  48. Taylan
  49. Güven
  50. Kartop
  51. Önocak
  52. Öncel
  53. Acar
  54. Acar
  55. Şanlı
  56. Şanlı
  57. Selvi
  58. Öztürk
  59. Koç
  60. Tatlıer
  61. Sipahioğlu
  62. Cengiz
  63. Çobanoğlu Urcu
  64. Sipahioğlu
  65. Pekşen
  66. Çağlayan
  67. Sipahioğlu
  68. Şanlı
  69. Kösteli
  70. Pekşen
  71. Pekşen
  72. Güler
  73. Şanlı
  74. Şanlı
  75. Şanlı
  76. Güler
  77. Şanlı
  78. Yalçın
  79. Şanlı
  80. Şanlı
  81. Ercivan
  82. Zengin
  83. Akcura
  84. Ülkü
  85. Uzar
  86. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3303
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • İrfan Akgül Başvurusu (B. No: 2014/19873)
  • Nurıa Tapıas Gemisi Başvurusu (B. No: 2014/4484)
  • Abdulmutalip Duyan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20316)
  • Medeni Adigüzel Başvurusu (B. No: 2014/16175)
  • Abdülhamit Dalgıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13481)
  • Günay Özalp ve Melis Özalp Başvurusu (B. No: 2014/17753)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.