İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nkt Teknoloji Dağıtım Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/26844)

1. Başvuru, kıymet takdirine itiraz talebiyle açılan

Başvuru No2018/26844Tarih24 Şubat 2021Okuma18 dk · 3.503 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nkt Teknoloji Dağıtım Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
24 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/26844
R.G. Tarih ve Sayı
28/4/2021-31468
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.503 kelime·18 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kıymet takdirine itiraz talebiyle açılan

davada keşif ve bilirkişi incelemesi için gereken gider avansının yatırılmadığı

gerekçesiyle davanın reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında borçlusu olduğu banka tarafından

icra takibi başlatılmıştır. Söz konusu icra takibi kapsamında başvurucu adına

kayıtlı taşınmazlar üzerine alacaklı bankanın talebine istinaden haciz

konulmuş, satış için kıymet takdir raporu düzenlenmiştir.

9. Başvurucu, taşınmaz için yapılan kıymet takdirinde

taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiği gerekçesiyle Denizli 3. İcra Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) kıymet takdirine itiraz davası açmıştır. Mahkeme, dava

dosyası üzerinden ve kesin olarak verdiği 18/5/2018 tarihli kararla davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; davanın açıldığı sırada 195 TL gider

avansının yatırıldığı, söz konusu avansın genel tebligat ve yazışmalara yönelik

olduğu, bilirkişi ve keşif incelemesine yönelik yatırılmış masraf olmadığı

belirtilmiştir. Kararda, başvurucu tarafından 16/4/2018 tarihinde kıymet takdir

raporunun öğrenilmesi üzerine davanın süresinde açıldığını ancak dava açılırken

veya açıldıktan sonra yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretlerin

yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği vurgulanmıştır.

10. Nihai karar başvurucuya 7/8/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Başvurucu 9/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun ''Harç ve avans ödenmesi'' kenar başlıklı 120. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"Davacı, yargılama harçları ile her

yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan

tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

Avansın yeterli olmadığının dava

sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için

davacıya iki haftalık kesin süre verilir."

13. 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

" Dava şartları şunlardır:

...

g) Davacının yatırması gereken gider

avansının yatırılmış olması

....''

14. 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, dava şartı noksanlığını

tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı

noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.

Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu

sebebiyle usulden reddeder.''

15. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun

128/a maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kıymet takdirinin tebliğ edildiği

ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra

dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler.

Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme

veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi

hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir."

2. Yargıtay İçtihadı

16. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/1/2016 tarihli ve

E.2015/31612 , K.2016/496 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Alacaklı tarafından ipoteğin

paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun sair fesih

nedenleri yanında, kıymet takdirine itiraza ilişkin icra mahkemesinin ret

kararının doğru olmadığını ileri sürerek ihalenin feshini istediği, mahkemece şikayetin

kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK'nun 128/a maddesine göre;

"Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren

7 gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra

mahkemesinde şikayette bulunabilirler. "Aynı maddenin son fıkrasına göre

kıymet taktirine karşı yapılan şikayet hakkındaki icra mahkemesi kararı kesin

olup temyiz edilemez.

Kıymet takdirine itiraz üzerine

mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının

kullanıldığı hallerde icra mahkemesince itirazın incelemesiz reddedilmesi

halinde, icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında

incelenmesi mümkündür. Ancak, kıymet taktirine süresinde itiraz etmeyerek

yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirine ilişkin hususları

ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremezler.

İİK'nun 128/a-1. maddesi son cümlesinde

ise; ''Şikayet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin

mahkeme veznesine yatırılması halinde yeniden bilirkişi incelemesi

yaptırılabilir; aksi halde başka bir işleme gerek olmaksızın şikayet kesin

olarak reddedilir...” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için

borçlunun yatırması gereken miktarın mahkemece belirlenmiş olması gereklidir.

Şikayetçi yasada yazılı olan ve gerekli masraf olarak ifade edilen miktar

saptanmadan bu masrafı kendiliğinden belirleyip yatıramaz. Zira, hakimin emri

olmadan vezneye paranın yatırılması mümkün değildir. Mahkeme heyetinin yasal

yolluğunun belli olduğu düşünülse bile, kalan keşif gideri için ne miktar avans

yatıracağını şikayetçi bilemez.

6100 sayılı HMK'nun ''Harç ve avans

ödenmesi'' başlıklı 120. maddesinin gerekçesinde ''...her türlü tebligat

ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak

tutarın avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu

getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya

kesin süre verileceği hususu hüküm altına ..'' alındığı belirtilmiştir.

Somut olayda; borçlunun İstanbul 19.

İcra Mahkemesinin 2014/1208 E., 2014/1284 K. sayılı dosyasında kıymet takdirine

itiraz ettiği, dilekçenin ibraz edildiği 09.09.2014 tarihinde 40,70 TL'si harç

olmak üzere toplam 180,70 TL gider avansı yatırdığı, dilekçe üzerine itiraz

edene yatırması gereken bakiye masraflarla ilgili not yazılmadığı gibi muhtıra

çıkarılarak noksan keşif ve bilirkişi ücretini yatırması için mehil verilmeden

İİK'nun 128/a maddesi gerekçe gösterilerek 7 gün içinde masrafların yatırılmadığı

gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür.

Borçlu, kıymet takdirine itiraz

dilekçesini ibraz ederken HMK'nun 120. maddesinin gerekçesinde belirtildiği

üzere keşif ve bilirkişi ücretini de karşılamak üzere avans yatırmıştır. Mahkemece

HMK'nun 115/2. maddesi gereğince noksan ücret ve masrafların miktarı da

belirtilerek mahkeme veznesine yatırılması için kesin mehil verilmeden itirazın

reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle kıymet takdir raporunun

usulüne uygun olarak kesinleştiği kabul edilemez.

..."

17. Yargıtay Hukuk

Genel Kurulunun 15/12/2020 tarihli ve E.2017/12-349, K.2020/1031 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

...

"26.

İİK’nın 128/a maddesinin 1. fıkrasında yer alan şikâyet tarihinden itibaren 7

gün içinde gerekli masraf ve ücretin yatırılmasına ilişkin düzenleme HMK’da

öngörülen gider avansının özel şeklidir. Bu hükmün uygulanabilmesi için itiraz

edenin yatırması gereken miktarın mahkemece belirlenmiş olması gereklidir.

İtiraz eden, yasada yazılı olan ve gerekli masraf olarak ifade edilen miktar

saptanmadan bu masrafı kendiliğinden belirleyip yatıramaz. Zira, hâkimin emri

olmadan vezneye paranın yatırılması mümkün değildir. Mahkeme heyetinin yasal

yolluğunun belli olduğu düşünülse bile, kalan keşif gideri için ne miktar avans

yatıracağını itiraz eden bilemez.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes

davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda

karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından

birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik

Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Mahkemeye erişim hakkı,

Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup (Lawyer

Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1)

numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü

iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına

alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

20. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet

tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp

sınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul

ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen)

sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir ancak hiçbir durumda bu

sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, §

38).

21. Ayrıca bu sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve

kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir

orantılılık ilişkisi bulunmalıdır; aksi takdirde bu sınırlama 6. maddenin (1)

numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B.

No: 8225/78,28/5/1985, § 57).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 24/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, gerekli harç ve masrafları yatırdığını

ancak eksik masraf ve ücretin kendisi tarafından belirlenmesinin mümkün

olmaması sebebiyle 2004 sayılı Kanun'un 128/a maddesinin uygulanamayacağını ve

Mahkeme tarafından ilgili masraflara ilişkin ara kararı verilmeden veya Tensip

Tutanağı'nda bu durum belirtilmeden davanın reddedilemeyeceğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, kıymet takdirine itiraz davasında

davanın açılmasından sonra yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretlerin

yatırılmadığı gerekçesiyle davanın esasının incelenmemesidir. Bu itibarla

başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

26. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34; Mehmet Ziyat Özdemir, B. No:

2014/13899, 12/6/2018, § 37).

27. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

28. Başvuruya konu davada, davanın açılmasından sonra

yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretlerin yatırılmadığı gerekçesiyle

esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik

bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

31. Somut başvuruda davanın esasının incelenmemesi

yönündeki mahkeme kararının 2004 sayılı Kanun'un 128/a maddesinin birinci

fıkrasına dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

32. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları

bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir

sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer

alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava

açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım

düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya

koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır (AYM,

E.2014/112, K.2014/203, 25/12/2014).

33. Somut olayda başvurucunun açtığı kıymet takdirine

itiraz davasının keşif ve bilirkişi incelemesi için gerekli masrafların yedi

günlük sürede yatırılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yargılama

giderlerinin ödenmemesi nedeniyle kıymet takdirine itiraz davasının reddedilmesine

hükmedilmesinin öngörülmesindeki amaç, kıymet takdirine itiraz davasının

sürüncemede kalmasının önlenmesi ve dolayısıyla yargılamaların makul süre

içinde tamamlanmasının hedeflemesi olup anayasal açıdan meşru bir amaca

dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan

sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede

zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya

fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

35. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

36. Ölçülülük ilkesi öngörülen müdahalenin ulaşılmak

istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176,

K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,

5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38). Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken

ilgili yasal düzenlemelerle birlikte somut olayın koşulları ve başvurucunun

tutumu da gözönünde bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri, B. No:

2014/4212, 5/4/2017, § 50).

37. Mahkemeye erişim hakkının sınırlanması için seçilen

aracın öngörülen amaca ulaşılabilmesi bakımından elverişli olması gerekir.

Ayrıca seçilen araç bu hakkı en az zedeleyici nitelikte olmalıdır. Bununla

birlikte hakkı daha az zedeleyen aracın tercih edilmesi gerektiğinin

söylenebilmesi için söz konusu araç, aynı amacı gerçekleştirmeye uygun

olmalıdır. Daha hafif sınırlama teşkil eden aracın tercih edilmesi hâlinde

öngörülen amaç gerçekleşmeyecek ise daha ağır müdahale oluşturan aracın seçimi

hususundaki tercih, Anayasa’ya aykırı olmaz. Bunun dışında hangi müdahale

aracının tercih edileceği hususunda kamu otoritelerinin belli ölçüde takdir

yetkisi bulunmaktadır (Mustafa Berberoğlu, B. No: 2015/3324, 26/2/2020,

§ 48).

38. Öte yandan mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahaleler orantılı olmalıdır. Orantılılık, amaç ile araç arasında adil bir

denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre mahkemeye erişim hakkına

getirilen sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun mahkemeye

erişim hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı

kurulmalıdır. Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla

kıyaslandığında sınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız

olmaması gerekir (Mustafa Berberoğlu § 49) .

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Başvuruya konu uyuşmazlıkta, başvurucu tarafından

kıymet takdirine itiraz davası açılırken bir miktar (195 TL) gider avansı

yatırılmıştır. Başvurucunun kıymet takdiri yapılan taşınmazın belirlenen

değerinin çok düşük olduğunu belirterek itirazda bulunmasına rağmen keşif ve

bilirkişi incelemesi için gereken gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle dava,

Mahkeme tarafından esasa girilmeden reddedilmiştir. Mahkemenin gerekçeli

kararında, şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin

mahkeme veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi

yaptırılabileceği belirtilmiş; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın

şikâyetin kesin olarak reddedilmesinin mevzuat gereği olduğunu ifade

edilmiştir.

40. Mahkeme tarafından davanın reddedilmesine dayanak

olarak belirtilen 2004 sayılı Kanun'un 128/a maddesinin gerekçesinde kıymet

takdirine itirazda hak ve zaman kaybının önlenmesi ve farklı uygulamaların

ortadan kaldırılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Kıymet takdirine itiraz

davası açan kişiler tarafından yeniden yapılacak kıymet takdiri için gerekli

olan keşif ve bilirkişi ücretinin belirli süre içinde yatırılmaması sebebiyle

davanın esasının incelenmeyerek reddedilmesinin gereksiz yere dava açılmasının

hak ve zaman kaybının önlenmesi ile farklı uygulamaların ortadan kaldırılması

bakımından elverişli bir araç olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

41. Bununla birlikte mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin gerekli olup olmadığı da incelenmelidir. Kıymet takdirine itiraz

davalarında, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içindedava açılması

gerektiği değerlendirildiğinde davanın gerekli masrafların yatırılmamış olması

nedeniyle reddi hâlinde yeni bir dava açılmasının imkânsız olduğu

anlaşılmaktadır. Kıymet takdirine itiraz talebiyle açılan davalarda dava açma

süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. Davanın esasa ilişkin değerlendirme

yapılmadan reddedilmesi hâlinde süresi içinde yeni bir dava açılması

imkânsızdır. Bu husus gözetildiğinde davanın gerekli masrafların davanın açılmasından

itibaren yedi günlük sürede yatırılmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin

mahkemeye erişim hakkına yönelik ve oldukça ağır bir müdahale niteliği taşıdığı

ifade edilebilir. Dolayısıyla bu nitelikteki ağır bir müdahaleye ancak daha

hafif, alternatif bir aracın bulunmaması hâlinde müracaat edilebilmelidir.

42. 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesinde, gider avansı

tarifesinde belirlenen tutarın dava açılırken mahkeme veznesine yatırılmasının

zorunlu olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde

mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği

düzenlenmiştir. Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında da

eksikliğin -noksan ücret ve masrafların miktarı da belirtilerek- mahkeme

veznesine yatırılması için kesin mehil verilerek giderilmesi yolunda bir

uygulamanın olduğu görülmektedir. Bu uygulamanın temel hakların kullanılmasının

asıl, sınırlandırmanın ise istisnai olduğu yaklaşımına daha uygun olduğu

tartışmasızdır.

43. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay kararı

gözetildiğinde eksikliğin tamamlatılması şeklinde daha hafif bir müdahale

aracının da mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda Mahkeme daha

başta en ağır olan müdahale aracını seçmiştir. Mahkeme eksik masraf ve ücreti

tamamlatma yoluna başvurmadığı gibi daha hafif olan bu müdahale aracına

başvurmamasının nedenine ve bu aracın öngörülen meşru amaca ulaşmayı

sağlayamayacağına ilişkin bir açıklama da yapmamıştır. Mahkeme 6100 sayılı

Kanun'un davanın doğrudan reddedilmesini önleyecek söz konusu hükümlerinin

somut davada neden uygulanamayacağını da tartışmamıştır. Nihayetinde Mahkemenin

bu yorumunun başvurucunun mahkemeye erişimini imkânsız kıldığı açıktır (benzer

bir değerlendirme için bkz. Mustafa Berberoğlu, § 54) .

44. Bu itibarla Mahkemenin başvurucu tarafından

tamamlanabilecek masraf ve ücreti tamamlatmak için noksan ücret ve masrafların

miktarını da belirterek mahkeme veznesine yatırılması için başvurucuya kesin

mehil verebilecekken katı bir yorumla davanın esasının incelenmeksizin

reddine karar vermek suretiyle ulaşılmak istenen amaç için daha hafif bir

müdahale aracı yerine en başta başvurucunun mahkemeye erişimini imkânsız kılan

ağır bir aracı tercih etmesinin gereklilik ilkesine uygun olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

47. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve maddi

ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

51. İncelenen başvuruda, başvurucunun davasının keşif ve

bilirkişi incelemesi için gerekli masraf ve ücretin yatırılmadığı gerekçesiyle

esasına girilmeksizin kesin olarak reddinekarar verilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesine (E.2018/281, K.2018/284)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 24/2/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : NKT Teknoloji Dağıtım Ticaret Limited Şirketi Temsilcisi : Turgay YILMAZ Vekili : Av. Alaaddin COŞKUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/26844, 24 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/26844
Tarih
24 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Gökhan İlhan ve Ekrem Kılıç Başvurusu (B. No: 2018/37007)
  • Doğan Yosunkaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34793)
  • Şenay Eroğlu Aksoy Başvurusu (B. No: 2017/24454)
  • Abdülaziz Gökalp Başvurusu (B. No: 2018/23214)
  • Hasan Ava Başvurusu (B. No: 2018/3723)
  • Ayhan Ölmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15090)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.