İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nursen Emre Başvurusu (B. No: 2017/40382)

1. Başvuru, millîleştirme belgesi temin edilemediği

Başvuru No2017/40382Tarih30 Eylül 2020Okuma15 dk · 3.089 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nursen Emre Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/40382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.089 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, millîleştirme belgesi temin edilemediği

gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru

Konusu Olayın Arka Planı

8. Türkiye Cumhuriyeti ile Yugoslav Federatif Halk

Cumhuriyeti arasında 5/1/1950 tarihinde Yugoslavya'daki Türk Emlak ve

Menfaatlerinin Tazminine Müteaalik Protokol;13/7/1956 tarihinde de Yugoslavya'da

Devletleştirilen Türk Mal, Hak ve Menfaatlerinin Tazminine Müteallik Anlaşma

imzalanmıştır.

9. Bu protokoller uyarınca Yugoslav Federatif Halk

Cumhuriyetince ödenecek tazminatın dağıtımına ilişkin esas ve usullerin

belirlenmesi amacıyla 17/3/1969 tarihli ve 1135 sayılı Türk

Vatandaşlarına Ait Olup Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyetince Millileştirilmiş

Bulunan Mal, Hak ve Menfaatlerin Tasfiyesi Hakkında Kanun kabul edilmiş ve bu

Kanun 29/3/1969 tarihli ve 13161 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir. Söz konusu Kanun'un 2. maddesinde bu Kanun'un amacının Yugoslav

Federatif Halk Cumhuriyeti tarafından 5/12/1946 ve 28/4/1948 tarihlerinde

yapılan millîleştirme ve sair tedbirler dolayısıyla mal, hak ve menfaatlerine

el konulan Türk vatandaşlarına tazminat ödenmesine yönelik olduğu

belirtilmiştir.

10. Başvurucunun murisi Emrullah Çetindağ, Türkiye

Cumhuriyeti ile Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan ilk

protokolden sonra 13/2/1950 tarihinde millîleştirilen mallarının tarafına

iadesi istemiyle başvuruda bulunmuştur. Takdir ve Tevzi Komisyonu (Komisyon)

eksik belgelerin tamamlanması gerektiği gerekçesiyle 24/10/1963 tarihli bir

yazı göndermiş ancak murisin vefatı nedeniyle tebligat iade edilmiştir.

11. Komisyon, bu kez eksik belgelerin tamamlanması

amacıyla mirasçılara tebligat çıkarmış ve mirasçıların söz konusu yazıdaki

eksik hususları yerine getirmedikleri gerekçesiyle 23/11/1979 tarihinde

tazminat talep hakkının düşmesine ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar

vermiştir.

B. Başvuruya

Konu Yargılama Süreci

12. 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanun'un 58.

maddesiyle 1135 sayılı Kanun'a geçici 4. madde eklenmiştir. Getirilen bu yasal

düzenlemeyle, dosyaları kapatılmış olanlar dâhil eksik belgesi olan başvuru

sahiplerine Komisyon tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

mallarını araştırmaya yönelik bir yıllık yeni bir süre verilmesi öngörülmüştür.

13. Başvurucu, Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti

tarafından devletleştirilerek bedelleri Türkiye Cumhuriyeti Devletine

gönderilen mal, hak ve menfaatlerden murisine ait olanların tazminat

bedellerinden hissesine düşen miktarın tazminat olarak ödenmesi istemiyle

15/7/2008 tarihinde Maliye Bakanlığına başvurmuştur.

14. Maliye Bakanlığı 25/7/2008 tarihli cevap yazısında,

1135 sayılı Kanun'un 3. maddesine 1988 sayılı Kanun ile eklenen (e) fıkrası

gereğince başvuru süresinin 30/11/1976 tarihinde sona erdiğini ve bu tarih

itibarıyla ilgililer adına Komisyon tarafından açılmış bir dosyanın olmadığını,

bu nedenle Komisyonca yapılacak bir işlem bulunmadığını belirtmiştir.

15. Bunun üzerine murisinin süresi içinde gerekli

başvuruları yaptığını ve bu konuda 1187 numaralı dosyanın açıldığını ileri

süren başvurucu, işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Ankara 13. İdare

Mahkemesi 28/5/2009 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda; 1135

sayılı Kanun'un 4. maddesinde öngörülen yasal süre içinde belgelerin Komisyona

ibraz edilmediği, Komisyonun ret kararının itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

başvuru için belirlenen hak düşürücü sürenin de dolmuş olduğu, bu nedenle

başvurunun reddi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Temyiz üzerine Danıştay Onuncu Dairesi 31/5/2012

tarihinde kararı bozmuştur. Kararın gerekçesinde; başvurucunun hakkının

23/11/1979 tarihli Komisyon kararı üzerine düştüğü ve bu kararın da kesinleşmiş

olduğu sabit ise de 1135 sayılı Kanun'a eklenen ve 31/7/2004 tarihinde

yürürlüğe giren geçici 4. madde hükmüyle dosyaları kapatılmış olanlar dâhil

eksik belgesi olan başvuru sahiplerine yeni bir süre tanındığı ifade

edilmiştir. Buna göre anılan madde uyarınca tazminat talep etme hakkı yeniden

doğan başvurucuya Komisyon tarafından yapılacak tebligatla bir yıllık belge

tamamlama süresi verilmesi gerekirken bu sürenin hukuka aykırı olarak

verilmediği ve hukuka aykırı işlemin sorumluluğunun başvurucuya yüklenemeyeceği

belirtilmiştir. Diğer taraftan anılan geçici madde ile tanınan bir yıllık

süreden -31/7/2005 tarihinden- sonra 2008 yılında başvuran başvurucunun hak

sahibi olup olmadığının mevcut belgelerle incelenmesi, ihtiyaç hâlinde ek belge

istenmesi gerekirken başvurunun incelenmeksizin reddedilmesinde hukuka uyarlık

bulunmadığı vurgulanmıştır. Bakanlığın kararın düzeltilmesi istemi de Danıştay

tarafından 22/5/2014 tarihinde reddedilmiştir.

17. Bozma kararına uyan Ankara 13. İdare Mahkemesi 2/10/2014

tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

Danıştay Onuncu Dairesince 29/4/2015 tarihinde karar onanmış, karar düzeltme

istemi de 13/4/2016 tarihinde reddedilmiştir.

18. Başvurucu, mahkemenin işlemin iptaline yönelik kararı

üzerine 8/1/2015 tarihinde miras payına düşen tazminatın ödenmesi istemiyle

tekrar Maliye Bakanlığına başvurmuştur. Bu başvuru üzerine Komisyon 10/2/2015

tarihinde millileştirme belgesinin ibraz edilmesi için başvurucuya bir

yıllık süre verilmesine karar vermiştir. Bu karar 27/2/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 16/6/2015 tarihinde tekrar Maliye

Bakanlığına başvurmuş ve Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti'nin fiilen ve hukuken

sona erdiğini, millîleştirme belgesini almasının imkânsız olduğunu

vurgulamıştır. Bu dilekçeye cevaben Maliye Bakanlığı, Komisyon kararıyla

başvurucuya 27/2/2016 tarihine kadar bir yıllık belge tamamlama süresi

verildiğini tekrar etmiştir.

20. Bunun üzerine 26/10/2015 tarihinde tekrar Maliye

Bakanlığına başvuran başvurucu; millîleştirme belgesinin niteliğini, dilini,

içeriğini ve belgeyi tanzim edecek makamı gösteren bir dokümanın tarafına

gönderilmesini talep etmiştir. Maliye Bakanlığının 17/11/2015 tarihli cevap

yazısında, dosyalarda mevcut olan millîleştirme belgelerinin şahsi bilgiler

içermesi nedeniyle örnek olarak verilemeyeceği belirtilmiştir. Diğer taraftan

millîleştirme belgesinde taşınır ve taşınmaz malların liste ve değeri,

millîleştirme karar tarihi ve sayısının bulunması ve bu hususların Dışişleri

Bakanlığı ya da ilgili Başkonsolosluk tarafından belirtilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

21. Başvurucu 25/11/2015 tarihinde millîleştirme

belgesini temin etmek amacıyla Dışişleri Bakanlığına başvurmuştur. Dışişleri

Bakanlığının 7/12/2015 ve 11/2/2016 tarihli cevap yazılarında; başvurucunun

posta yoluyla ulaştırdığı belgelerin tercümesine rastlanmadığı, belgelerin

yeminli tercümana tercüme ettirilerek gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

22. Başvurucu; en son tarafına verilen bir yıllık sürenin

dolmak üzere olduğu, bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri temin etmesinin

mümkün olmadığı gerekçesiyle süre uzatımı talebiyle 10/2/2016 tarihinde

Bakanlığa başvurmuştur. Komisyon 3/3/2016 tarihinde almış olduğu kararla, bir

yıllık belge tamamlama süresinin 27/2/2016 tarihinde sona erdiği, 1135 sayılı

Kanun ve uygulama yönetmeliğinde ek süre verilmesine yönelik bir düzenleme

bulunmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Bu karar,

Maliye Bakanlığı tarafından 8/3/2016 tarihli yazıyla başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu, ek süre verilmemesi ve tazminat ödenmesi

isteminin reddine yönelik kararın iptali istemiyle dava açmıştır. Ankara 4.

İdare Mahkemesi (Mahkeme) 25/5/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararda, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 2/10/2014 tarihli idari işlemin iptali

kararına istinaden 1135 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi uyarınca başvurucuya

millîleştirme belgesi verilmesi için tanınan bir yıllık süre içinde söz konusu

belgenin ibraz edilemediği vurgulanmıştır. Diğer taraftan anılan Kanun ile

tanınan bir yıllık sürenin uzatılmasını öngören bir düzenlemenin mevzuatta yer

almadığı, bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu da dikkate alındığında

tazminat talebinin reddi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

24. Başvurucu; murisine ait malların Yugoslav Federatif

Halk Cumhuriyeti tarafından millîleştirildiğini ve buna ilişkin tazminatın da

Türkiye Cumhuriyeti'ne ödendiğini, Mahkemenin eksik incelemeyle hatalı karar

verdiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna

başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 18/10/2017

tarihinde başvurucunun istinaf isteminin reddi ile kararın onanmasına kesin olarak

karar vermiştir.

25. Nihai karar 17/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 5/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 1135 sayılı Kanun'un ''Genel hükümler'' kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti

tarafından mal, hak ve menfaatleri devletleştirilen ve diğer tahdidi tedbirlere

tabi tutulan Türk vatandaşlarının alacaklarına karşılık alınan tazminat; bu

kanunda yazılı esaslar dahilinde tespit ve takdir olunarak hak sahiplerine

ödenir. ''

27. 1135 sayılı Kanun'un ''Tazminattan istifade edecek

olanlar'' kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti

tarafından 5/12/1946 ve 28/4/1948 tarihlerinde yapılan millileştirme ve sair

tedbirler dolayısiyle mal, hak ve menfaatlerine el konulan Türk vatandaşları

tazminattan istifade ederler. ''

28. 1135 sayılı Kanun'un ''Tazminattan istifade

edemeyecek olanlar'' kenar başlıklı 3. maddesinin (e) fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi

izleyen aybaşından başlayarak 6 ay içinde tazminat için başvurmayanlar.''

29. 1135 sayılı Kanun'un ''Hak sahiplerinin vermekle

yükümlü oldukları belgeler'' kenar başlıklı 4. maddesinin (b) fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mal, hak ve yararlarının

millileştirildiğini veya diğer sınırlayıcı tedbirlere bağlandığını, nitelik,

tutar ve türünü gösterir Yugoslavya resmi makamlarınca verilmiş ve usulüne göre

onanmış belge ve kararların asıl veya örnekleri,

...''

30. 5228 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle 1135 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 4. madde şöyledir:

“Takdir ve Tevzi Komisyonunca, hak

sahibi olduklarını iddia eden şahıslara bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren mallarını araştırmaya yönelik bir yıl süre verilir. Verilen süre

içerisinde millileştirme belgelerini komisyona ibraz edemeyenler tazminattan

faydalandırılmaz. ''

B. Uluslararası

Hukuk

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek

1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı 1.

maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve

mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin,

mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin

ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamıyla ilgili olarak mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız şekilde özerk bir yorum

esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62;

Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye

[BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B.

No: 31443/96, 22/6/2004, § 129).

33. AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul

etmektedir (Van der Mussele/Belçika [GK], B. No: 8919/80, 23/11/1983, §

48; Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD], (k.k.), B. No: 48321/99,

23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97,

9/1/2007, § 52).

34. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında

bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini

belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal

varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru

beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya

[BD], No: 44912/98, 28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya

[BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83. Meşru beklenti kavramının ilk defa

geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley Developments Ltd ve

diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik

Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A.

ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).

35. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir

hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve

Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti (k.k.), [BD], B. No: 39794/98, 10/7/2002, §

69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir

uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda meşru bir

beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya,

§§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

36. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar

anlaşılabilir olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması ve hukuki

bir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına

dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya,

§ 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

37. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bireysel başvuru sonrasında, 25/7/2018 tarihli ve

7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen

geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya

eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine

yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi

önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde

yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığı (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

40. Ferat Yüksel (B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı

ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat

Yüksel, §§ 27-36).

41. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

43. Başvurucu; Yugoslav Federatif Halk Cumhuriyeti

tarafından devletleştirilerek bedelleri Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderilen mal,

hak ve menfaatlerden murisine ait olanların tazminat bedellerinden hissesine

düşen miktarın tazminat olarak ödenmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

44. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

a. Genel

İlkeler

45. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle

öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun

değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

46. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan

menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, 1/2/2017, § 60).

47. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul

edilen mülkiyet hakkı kavramından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin

Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, § 51).

48. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde

değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir

temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet

hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda

bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru

bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden

yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636,

15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017,

§§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

49. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti

olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek

olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayanan, yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).

Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru

beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia

edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri

ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B.

No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya

sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru

beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, §

37).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Somut olayda 1135 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat

hakkının doğabilmesi için millîleştirme belgesinin ibraz edilmesinin ön şart

olarak kabul edildiğini belirtmek gerekir. Diğer bir anlatımla hak sahibi

olduğunu iddia edenler ancak bu belgeyi ibraz etmeleri durumunda bu Kanun'un

kendilerine tanımış olduğu tazminat hakkından yararlanabileceklerdir. Somut

olayda derece mahkemelerince başvurucunun tazminat talep etme hakkının

23/11/1979 tarihli Komisyon kararı üzerine düştüğü ancak 1135 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 4. madde hükmü uyarınca başvurucunun bu hakkının yeniden doğduğu

kabul edilmiştir.

51. Başvurucu da 1135 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4.

maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 15/7/2008 tarihinde tazminat ödenmesi

istemiyle Maliye Bakanlığına başvurmuştur. Bu başvurunun reddi işleminin

Mahkemece iptali üzerine Komisyon tarafından başvurucuya millîleştirme

belgesinin ibraz edilmesi için bir yıllık süre verilmiştir. Ancak başvurucunun

bu süre içinde tazminat ödenmesi noktasına ön şart olarak kabul edilen

millîleştirme belgesini temin edip Komisyona sunamadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu ise kendisine verilen bir yıllık süre içinde bu belgeyi temin

etmesinin mümkün olmadığından ve bu yöndeki bir beklentinin mülkiyet hakkının

kullanımını imkânsız hâle getirdiğinden yakınmıştır.

52. Başvuru konusu olayda başvurucunun mevcut bir

mülkünün olmadığı tartışmasızdır. Bununla birlikte başvurucunun tazminat

ödenmesi yönünde meşru bir beklentisinin olup olmadığı tartışılmalıdır. Meşru

bir beklentinin varlığından söz edebilmek için bu beklentinin dayandığı

koşulların gerçekleştiğinin somut bir temele dayalı olarak ispat edilmesi

gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Şentürk, §

48). Diğer bir deyişle somut olay bağlamında başvurucunun tazminat talebinin

incelenebilmesi için ilgili mevzuatta aranan koşulları taşıması gerekmektedir.

53. Ancak sürecin bütününe bakıldığında başvurucunun

mülkün varlığının tespiti noktasında somut bilgi ve belgeleri kendisine verilen

süre içinde idari ve yargısal makamlara sunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir

anlatımla başvurucunun kendisine verilen bir yıllık sürenin dışında tazminat

ödenmesi istemiyle Bakanlığa başvurduğu 15/7/2008 tarihinden itibaren tazminat

talebinin reddedildiği 3/3/2016 tarihine kadar 7 yıl 7 ayı aşkın bir süre

geçmiş olmasına rağmen bu belgeyi ibraz edemediği görülmektedir. Bu sürenin

anılan belgenin temini noktasında yükümlülüğü olan ve bu süreçte kendisini

vekille temsil ettiren başvurucuya yeterli bir imkân sağlamadığı da söylenemez.

54. Diğer taraftan başvurucu, söz konusu yargılamada

iddia ve itirazlarını dile getirebildiği gibi delillerini sunabilme imkânı da

bulabilmiştir. Tarafların ilk elden delillerini değerlendirebilme imkânına

sahip olan derece mahkemelerinin söz konusu idari işlemlerde hukuka aykırılık

bulunmadığı yönündeki kararlarının ise açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir

hatası içermediği görülmektedir.

55. Son olarak başvurucunun meşru bir beklentisi olduğunu

gösteren bir kanun hükmü veya yerleşik yargı içtihadı gibi somut bir temele

dayanmadığı görülmektedir. Başvurucu ayrıca iddialarını destekler nitelikte,

aksi kanıtlanmadıkça doğru sayılan bir delil (prima facie evidence) de

sunmamıştır. Buna göre somut olayda başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülkünün veya somut ve

yeterli bir hukuki temele dayalı olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir

beklentisinin bulunduğunu kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucu : Nursen EMRE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/40382, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvuru
  10. B. Başvuruya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Makul Sürede
  18. B. Mülkiyet
  19. VI. Hüküm
  20. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  21. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  22. M. Emin KUZ

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/40382
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Akın Dombaycı Başvurusu (B. No: 2017/3492)
  • Levent Öztaş Başvurusu (B. No: 2018/37630)
  • Selahattin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/37747)
  • Berrin Atila ve Şerife Binnur Karademir Başvurusu (B. No: 2018/32574)
  • İlhami Saykın Başvurusu (B. No: 2017/7289)
  • Hacı Hasbutcu Başvurusu (B. No: 2020/5030)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.