İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Ayçil Başvurusu (B. No: 2014/12110)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/12110Tarih16 Kasım 2016Okuma12 dk · 2.495 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Ayçil Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/12110
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.495 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2014 tarihinde İstanbul

9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 26/11/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 5/1/2015 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga

250. maddesiyle görevli bölümü) 2009/872 sayılı dosyası ile yürütülen

soruşturma kapsamında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddesiyle görevli) 2/9/2009 tarihli ve 2009/101 Sorgu

sayılı kararı ile örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28/9/2009

tarihli ve E.2009/955 sayılı iddianamesi ile başvurucunun suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma ve örgütlü olarak uyuşturucu madde ticareti yapma

suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle İstanbul 12. Ağır

Ceza Mahkemesine (CMK mülga 250. maddesiyle görevli) kamu davası açılmıştır.

9. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/3/2010

tarihli ve E.2009/228, K.2010/89 sayılı kararı ile başvurucu hakkında açılan

davanın hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle aynı Mahkemenin E.2009/126

sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

10. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/126 sayılı

dosyası üzerinden görülen dava başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüş

olup başvurucu ile birlikte toplam yirmi üç sanık hakkında yargılama

yapılmıştır.

11. Mahkemenin 21/5/2012 tarihli ve

E.2009/126, K.2012/74 sayılı kararı ile başvurucunun "suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma" suçundan 10 ay hapis, "uyuşturucu madde

ticareti yapma" suçundan 18 yıl 9 ay hapis ve 75.000 TL adli para cezaları

ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme hükümle birlikte "aldıkları ceza miktarına, tutuklu kaldıkları

süreye ve uyuşturucunun cins ve miktarına göre" başvurucunun tutuklululuk hâlinin devamına da karar vermiştir.

12. Anılan karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 10. Ceza

Dairesinin 29/5/2014 tarihli ve E.2014/2850,

K.2014/4235 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Daire, bozma ilamında ayrıca "tutuklama koşullarında bir değişiklik

olmadığı" gerekçesiyle başvurucunun tahliye talebinin reddine

de karar vermiştir.

13. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı

Kanun'un 1. maddesi ile CMK mülga 250. maddesiyle görevlendirilen ağır ceza

mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya, Yargıtay bozma ilamı sonrası

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/206 sayısı ile devredilmiştir.

14. Başvurucu, Yargıtay bozma ilamı sonrası Mahkemece henüz bir

işlem yapılmadığını belirterek 17/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 4/8/2014

tarihinde yaptığı tensip incelemesinde başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar vermiştir.

16. Mahkemenin 2/9/2014 tarihli ve

E.2014/206, K.2014/116 sayılı kararı ile davaya bakma hususunda Bursa ağır ceza

mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir.

Mahkemece yetkisizlik kararıyla birlikte tutukluluğun devamına da karar

verildiği görülmektedir.

17. Dosyanın gönderildiği Bursa 1. Ağır Ceza Ceza

Mahkemesi 10/12/2014 tarihli ve E.2014/459, K.2014/467

sayılı kararı ile davaya bakma hususunda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

yetkili olduğundan bahisle (karşı) yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkemeceyetkisizlik kararıyla birlikte başvurucunun

tahliyesine de karar verilmiştir. Başvurucu aynı tarihte tahliye edilmiştir.

18. Yetki uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın gönderildiği

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 19/3/2015 tarihli ve

E.2015/2248, K.2015/8528 sayılı ilamı ile Bursa 1. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına

karar vermiştir.

19. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ilamı sonrasında yargılamaya Bursa

1. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin E.2015/207 sayılı

dosyası üzerinden devam olunmuştur.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

Mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa,

en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, tutuklandığı tarihten itibaren 4 yıl 8 aydır

sürdürülen tutukluluk sürecindeki tüm tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle

reddedildiğini ve bu durumun Anayasa'nın 19. maddesini ihlal ettiğini,

yargılandığı davanın karmaşık bir nitelikte olmamasına rağmen

sonuçlandırılmamasının Anayasa'nın 36. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüş;

tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelen

şikâyetleri, Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı şikâyeti ise

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

çerçevesinde incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, tutuklandığı tarihten itibaren 4 yıl 8 aydır

sürdürülen tutukluluk sürecindeki tüm tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle

reddedildiğini ileri sürmüştür.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

30. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16,17).

31. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

32. 5271 sayılı Kanun'un tazminat

isteminin düzenlendiği 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilenler ile kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede

yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm

verilmeyen kişilerin, maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizması

öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'un tazminat isteminin

koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasında karar veya

hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.

33. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan

Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

34. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 10/12/2014 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun,

tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında

açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının

tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun "ikincil niteliği" ile

bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de

bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

38. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

39. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza yargılamasında

sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre

şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin

Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

40. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun

tutuklandığı) 2/9/2009 tarihi ile bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 7 yıl 2 aydır.

41. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın

özelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

42. Yargılamanın karmaşıklığını

değerlendirirken davanın hem hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele

alınmalı; davanın konusunun karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı,

sanıkların ya da isnat edilen suçların veya tanıkların sayısı, davanın

uluslararası unsurları, bilirkişi deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi

gibi birçok unsur incelenmelidir. Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif

bir iş birliği yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma

imkânlarını kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi

idari ve yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014, §§ 52, 53).

43. Somut olayda başvurucu 2/9/2009

tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28/9/2009 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında

"suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgütlü olarak uyuşturucu

madde ticareti yapma" suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı,

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucu hakkında açılan davanın aynı

Mahkemedeki bir başka dava ile birleştirildiği, toplam yirmi üç sanık hakkında

yargılama yapıldığı, 21/5/2012 tarihinde başvurucunun mahkûmiyetine karar

verildiği, anılan hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29/5/2014 tarihli

ilamıyla bozulduğu, Yargıtay bozma ilamı sonrasında Kanun değişikliği gereği

dosyanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine devredildiği, bu Mahkemede devam

olunan yargılamada 4/8/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verildiği, dosyanın

gönderildiği Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin de 10/12/2014 tarihinde (karşı)

yetkisizlik kararı verdiği, her iki mahkeme arasındaki yetki uyuşmazlığının

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19/3/2015 tarihli ilamıyla (Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılması suretiyle) giderildiği ve

davanın hâlen Mahkemesinde derdest olduğu tespit edilmiştir.

44. Davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü suçlara ilişkin

olması, birçok olayın dava konusu edilmesi, davada birleştirme kararı verilmesi

olguları başvuruya konu yargılamanın kısmen karmaşık nitelikte olduğunu ortaya

koymaktadır. Bununla birlikte başvurucu hakkındaki yargılama sürecinin önemli

bir bölümünün tutuklu olarak sürdürüldüğü ve yaklaşık sekiz aylık sürenin

davanın görüleceği mahkemenin belirlenmesi için geçirildiği dikkate alındığında

ve davaya bütün olarak bakıldığında, 7 yıl 2 aydır devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

47. Başvurucu 50.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

48. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Ömer AYÇİL

Vekili

:

Av. Kutsal

HADİOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12110, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Hadioğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12110
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Veli Akgül Başvurusu (B. No: 2014/12089)
  • Abdurrahman Dilipak Başvurusu (B. No: 2014/2565)
  • Şenay Tavuz Başvurusu (B. No: 2014/10777)
  • Nusrettin Karaboğa Başvurusu (B. No: 2014/996)
  • Mustafa Oral Başvurusu (B. No: 2014/11218)
  • Caner Dinç Başvurusu (B. No: 2014/606)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.