İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Şanal Başvurusu (B. No: 2017/22051)

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odada

Başvuru No2017/22051Tarih18 Kasım 2020Okuma19 dk · 3.871 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Şanal Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/22051
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.871 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odada

tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının, disiplin cezasıyla cezalandırılması

kararına ilişkin kanun yoluna başvuru hakkının süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlâl edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde tespit edilen şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olduğu şüphesiyle tutuklanmış ve Düzce T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir.

10. Başvurucu, diğer bazı hükümlü ve tutuklularla kaldığı

odada (koğuş) tutulmakta iken 25/11/2016 tarihinde İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulunun kararıyla tek kişilik odaya alınmış olup inceleme tarihi itibarıyla

burada tutulmaktadır.

11. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasının hukuka

aykırı ve gerekçesiz olduğunu belirterek Düzce İnfaz Hâkimliğine (İnfaz

Hâkimliği) uygulamayı şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliği 14/12/2016 tarihli

kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde,

tutuklu hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına ve mevzuata

uygun olduğunu açıklamıştır.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz

31/3/2017 tarihinde Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesince İnfaz Hâkimliği kararının

usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai karar,

başvurucuya 5/4/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Anayasa Mahkemesince, başvurucunun tek kişilik odada

tutulduğu sürece ilişkin olarak İnfaz Kurumundan ayrıntılı bilgi talep edilmesi

üzerine Ceza İnfaz Kurumunun gönderdiği yazılı cevaba göre;

i. Kurumda başvurucunun tutulduğu oda yaklaşık 11,25 m2 büyüklüğündedir. Odalarda havalandırma penceresi, mutfak

tezgâhı, duş ve tuvalet bulunmaktadır.

ii. Başvurucu, Kurumda bulunduğu süreler içinde avukatı

ve yakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiştir.

iii. Kurumda bulunduğu süreler içinde başvurucunun süreli

ve süresiz yayınlardan faydalanma hakkını kullanabilmiştir.

iv. Başvurucu havalandırma bahçesinden günde en az 1 saat

olmak üzere her gün inceleme tarihi itibarıyla tek başına yararlanmıştır.

v. Başvurucu Kurumda bulunduğu süre içinde kardeşinin

ölümü nedeniyle psikologla görüşmüş, ayrıca düzenli olarak Devlet Hastanesinin

Psikiyatri Bölümünden anksiyete (kaygı bozukluğu) tanısıyla tıbbi yardım

almıştır. İnceleme tarihi itibarıyla başvurucunun iki veya üç ayda bir

psikiyatri uzmanı doktor kontrolünden geçirilmek suretiyle ilaç tedavisine

-azaltılarak- devam edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun tek kişilik odada

kalmasının tıbbi olarak sakıncalı olduğu yönünde alınmış bir rapor veya görüş

bulunmamaktadır.

vi. Başvurucunun farklı tarihlerde ve farklı tıbbi

bölümlerce muayene edildiği ve ilaç tedavisi gördüğü anlaşılmıştır.

14. Diğer taraftan başvurucu, bir saatlik havalandırma

hakkının tam olarak kullandırılmadığını iddia etmiş, bu nedenle infaz

görevlileri ile arasında 11/12/2016 tarihinde bir anlaşmazlık yaşandığını ileri

sürmüştür.

15. İnfaz Kurumunca, yaşanan olaydan dolayı 23/12/2016

tarihinde başvurucunun Kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etmek veya

davranışta bulunma suçunu işlediği kanaatiyle bir ay bazı etkinliklerden

alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucu İnfaz Kurumunca verilen cezaya itiraz

etmiş, İnfaz Hâkimliğinin 20/2/2017 tarihli kararıyla itirazı reddedilmiştir.

İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesi kısaca şöyledir:

"...itiraz edilen kararın Düzce

T/Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun 23/12/2016 tarih 2016/1723 sayılı Ceza

verme kararı olduğu, Disiplin Kurulu Başkanlığının 23/12/2016 tarihli kararı ve

kararındaki gerekçelerle 40/2 (e) maddesi uyarınca itiraz eden hakkında 1 ay

bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası verildiği, dosya içerisinde

bulunan tutanak, muhakkik soruşturma raporu, tanık anlatımları, ceza verme

kararı, kamera kayıtlarını içerir CD, dilekçeler, iddia, savunma ile tüm dosya

kapsamı bir kül halinde incelendiğinde dosyadaki kabul ve oluşa göre; yapılan

disiplin soruşturması sonucu oluşan kanaatin disiplin kurulunun ceza verme kararı

doğrultusunda olduğu, disiplin soruşturmasının usulüne uygun yürütüldüğü,

tutukluya verilen cezanın eylemine uygun olduğu, disiplin kurulu başkanlığının

ceza verme kararındaki gerekçelerinin yeterli ve yerinde görüldüğü

anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun olan ceza verme kararına yapılan itirazın

reddine..."

17. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararının kendisine

22/2/2017 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 1/3/2017 tarihinde ret

kararına itiraz etmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 8/3/2017 tarihinde verdiği ek kararla

başvurucunun itirazı süre yönünden reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...verilen kararın ceza infaz

kurumu aracılığıyla tutukluya 21/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, tutuklunun

Hakimliğimize Ceza İnfaz Kurumu aracılığı göndermiş olduğu itiraz dilekçesinin

01/03/2017 tarihli olduğu ve 7 günlük itiraz süresi geçirildikten sonra

verildiği anlaşılmakla..."

18. İnfaz Hâkimliği dosyası içinde bulunan Hâkimlik

kararının başvurucuya tebliğ edildiği belgede tebliğ tarihinin 21/2/2017 olarak

hazırlandığı, buna karşın tarihin 22/2/2017 olarak el yazısıyla düzeltildiği

tespit edilmiştir.

19. İnfaz Hâkimliğinin ek kararına başvurucu tarafından

yeniden itiraz edilmiştir. Düzce 2. Ağır Mahkemesince incelenen itiraz,

başvurunun süresinde yapılmadığına yönelik İnfaz Hâkimliği kararının usul ve

yasaya uygun olduğu şeklinde değerlendirilerek 31/3/2017 tarihinde

reddedilmiştir.

20. Başvurucu 26/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası

hakkındaki ilgili hukuk için bkz. Raşit Konya, B. No: 2017/26780,

28/6/2018, §§ 15-30; Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019, §§ 14-31.

22. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu'nun "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar"

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İnfaz hâkiminin kararlarına karşı

şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi

gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna

gidilebilir."

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267.

maddesi şöyledir:

"Hâkim kararları ile kanunun

gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

24. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"İtiraz usulü ve inceleme mercileri" kenar başlıklı 268.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"Hâkim veya mahkeme kararına karşı

itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre

ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren

mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine

beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı

mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.

Kararına itiraz edilen hâkim veya

mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç

gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumundaki koğuşta

barındırılmakta iken talebi olmamasına ve disiplin cezası almamasına rağmen

ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya alındığını, söz konusu işlemin

hücre cezası olduğunu ve bu nedenle hukuk devleti ilkesi ile işkence yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddiaları özü itibarıyla kötü muamele

yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

28. Anayasa’nın "Maddî ve manevî varlığın

koruması ve geliştirmesi hakkı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü

fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

29. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

30. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi

bir sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve

cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının

mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun

varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 33).

31. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,

ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz

ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler

kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

90). Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla

birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip olunan haklar sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet

veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için sağlanacak

şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana,

§§ 35, 36).

32. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu

idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi

yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza

infaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden

mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar

geniş bir alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

33. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave

olarak bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına

girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini

ifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın

özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin

süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

34. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu

statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer

tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir

durum oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir.

Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi

diğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması

mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100,

16/2/2017, § 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya

disiplini sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda

hileli iş birliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş

birliği yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit

Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, § 44).

35. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana,

§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin

niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi

değerlendirilmelidir.

36. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik

bir odada tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü

muamele yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkarabilir. Bununla

birlikte bu koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve

özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin

ötesinde asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit

Konya, § 50).

37. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

iddiasıyla tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince Düzce T Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir. Başvurucunun tutulduğu odanın

hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet

ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümleri olması gibi özellikleri dikkate

alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen Avrupa

Cezaevi Kurallarına (bkz. Raşit Konya, §§ 14-27) uygun koşullarda

bulunduğu anlaşılmaktadır.

38. Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından günde

ortalama bir saat -inceleme tarihi itibarıyla- tek başına faydalandırılmıştır.

Anayasa Mahkemesi Halil Tarkan (B. No: 2016/70779, 26/2/2020) kararında,

tek kişilik odada 3 yıl 5 ay tutulan başvurucunun havalandırma imkânından diğer

tutuklu veya hükümlülerle birlikte yararlandırılmamasının tek başına kötü

muamele yasağını ihlal etmeyeceğine karar vermiştir. Somut başvuruda da

karardan ayrılmayı gerektiren bir olgu bulunmamaktadır.

39. Diğer yandan başvurucu, tek başına tutulduğu süre

boyunca ailesi avukatı ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiştir.

Sonuç olarak yaklaşık 4 yıl süre ile tek kişilik odada barındırılmış olmakla

birlikte ailesiyle, dış dünyayla ve diğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle

kesilmeyen başvurucunun duyusal ve sosyal olarak izole edildiği sonucuna bu

aşamada ulaşılması mümkün görünmemiştir.

40. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu

sürenin tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından

aranan asgari eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü

koşullar çerçevesinde her başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna

göre ayrı değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği

tutulma koşulları ve süresi bakımından ise söz konusu asgari eşik derecesinin

aşılmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucunun zaman zaman psikolojik

değerlendirmeye tabi tutulduğu da nazara alındığında tek kişilik odaya

alınmasının diğer tutuklu/hükümlülerden farklı olarak psikolojik rahatsızlığını

artırdığına ve uygulamanın asgari eşik seviyesine ulaştığına ilişkin somut bir

veriye ulaşılamamıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil

Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Mahkemeye Erişim Hakkının İhlâl Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

42. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu tarafından verilen

disiplin cezasının hukuka uygun olmadığını buna karşın İnfaz Hâkimliğince verilen

süre aşımı kararın hatalı olması nedeniyle cezanın kesinleştiğini, ayrıca İnfaz

Hâkimliği kararına süresinde itiraz etmesine karşın itirazının incelenmeksizin

süre aşımı nedeniyle reddedildiğini ifade ederek Anayasa'nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

43. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

44. Başvurucunun şikâyetinin özü, hakkında verilen

disiplin cezasının hakkaniyete aykırı olduğu ve cezanın iptali amacıyla

başvurduğu yargı sürecinde İnfaz Hâkimliği kararına süresinde itiraz etmesine

rağmen Mahkemece hatalı yorum yapılarak itirazının değerlendirilmemesidir. Bu

itibarla başvurucunun şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir. Öncelikle incelenmesi gereken mesele, başvurucunun İnfaz

Hâkimliğince verilen karara itirazının süre aşımı nedeniyle reddedilmesinden

dolayı adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim

hakkıdır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

47. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine dava

açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

48. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında tutuklu veya

hükümlülerin ceza ve tutukevlerindeki disiplin cezaları nedeniyle yaptığı

şikâyetin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığı ve dolayısıyla Anayasa’nın

36. maddesinin uygulanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir (Cihan Yeşil,

B. No: 2013/8635, 6/5/2015; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732,

6/2/2020).

49. Somut olayda başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararına

itirazının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilerek itirazın esasının

incelenmemesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu

açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

50. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

51. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin

olarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,

haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

52. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararına karşı yaptığı

itirazın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin ek kararın 4675 sayılı

Kanun'un 6. maddesinin atfı doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 267. ve 268.

maddelerine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

53. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu incelemesi

neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde sürekli olarak

gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmaz.

Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların mümkün olan en

kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk aleminde etki ve

sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini sağlamak

düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

54. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan

sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede

zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya

fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, §

52).

55. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın

hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği

gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde

aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660,

7/11/2013, § 65).

56. Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine

ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu

sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun

yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

57. Başvurucunun bir ay bazı etkinliklerden alıkonulması

cezasına karşı İnfaz Hâkimliğine yaptığı itiraz 20/2/2017 tarihinde

reddedilmiştir. Başvurucu, anılan ret kararına itiraz etmiş ancak İnfaz

Hâkimliğinin 8/3/2017 tarihli ek kararıyla itirazın süresinde yapılmadığı

gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir.

58. Başvuruya konu İnfaz Hâkimliğinin 20/2/2017 tarihli

kararının başvurucuya hangi tarihte tebliğ edildiği hususunda yargı

makamlarının kabulü ile başvurucu beyanları arasında farklılık bulunmaktadır.

Başvurucu 22/2/2017 tarihinde tebligatı aldığını ifade etmesine karşın İnfaz

Hâkimliği ve süre aşımı kararını inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuya

kararın 21/2/2017 tarihinde tebliğ edildiğini açıklamıştır.

59. Başvurucuya karar tebliği İnfaz Kurumu aracılığıyla

yapılmıştır. İnfaz Hâkimliği dosyasının içinde bulunan tebliğ evrakı

incelendiğinde tebliğ tarihinin 21/2/2017 olarak hazırlanmasına rağmen el

yazısıyla düzeltilerek 22/2/2017 olarak değiştirilmiş olduğu ve bu hâliyle

başvurucu tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca İnfaz Kurumunun

tebliğe ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğine ilettiği üst yazı tarihinin de

22/2/2017 olduğu görülmektedir. Bu tebliğ evrakına rağmen tebliğ tarihinin

Mahkemelerce 21/2/2017 tarihi olarak yorumlanmasının gerekçesi kararda yer

almadığından anlaşılamamıştır.

60. Bu durumda başvurucuya tebliğin 22/2/2017 tarihinde

yapıldığı öngörülmüştür. En azından iddia edildiği gibi tebliğin 22/2/2017

tarihinde yapıldığına ilişkin güçlü bir karine mevcuttur. Dolayısıyla

başvurucunun bu tarihten itibaren yedi günlük yasal süresi içinde itiraz hakkını

kullandığı iddiasına ilişkin mevcut karinenin çürütülmeksizin başvurucunun

itirazının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinden dolayı başvurucunun kanun

yoluna başvuru hakkını kullanmasının engellendiği değerlendirilmiştir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

62. Diğer taraftan başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin

disiplin cezasının esası hakkında hakkaniyete aykırı karar verildiği yönündeki

şikâyetlerin mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

nedeniyle itiraz mercii tarafından inceleneceği dikkate alındığında bu aşamada

Anayasa Mahkemesince değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

63. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

64. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 10.000

TL tazminat talebinde bulunmuştur.

65. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

66. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

67. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

68. Somut olayda başvurucunun ceza infaz kurumunda

tutulma koşullarına ilişkin şikâyetinin İnfaz Hâkimliğince esastan incelenmemiş

olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

69. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Düzce İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

70. Öte yandan başvurucu tazminat talebinde bulunmuş ise

de ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın

yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Düzce İnfaz Hâkimliğine (E.2017/165) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Osman ŞANAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/22051, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Kötü Muamele
  14. B. Adil
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  19. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/22051
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Asaf Mete ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20800)
  • İsmet Delen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/13241)
  • Fehmi Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/18920)
  • Şaban Apak Başvurusu (B. No: 2017/36028)
  • Melek Çobanlı Başvurusu (B. No: 2019/29551)
  • Şeniz Çevik Başvurusu (B. No: 2019/25486)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.