İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özgür Açıkgöz Başvurusu (B. No: 2018/30692)

1. Başvuru, koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde

Başvuru No2018/30692Tarih19 Ekim 2021Okuma18 dk · 3.512 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özgür Açıkgöz Başvurusu

Karar tarihi
19 Ekim 2021
Başvuru Numarası
2018/30692
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.512 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde

uygulandığı ileri sürülerek açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/10/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında, terör örgütüne üye olma suçu

kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen bir

soruşturmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135.

maddesinde düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri

ile anılan Kanun'un 140. maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme tedbiri

uygulanmıştır.

9. Başvurucu hakkında Başsavcılık tarafından 20/2/2015

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verilmiştir.

10. Başvurucu; iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda

alınmasına ilişkin tedbir kararının ilk olarak 13/12/2012 tarihinde

verildiğini, tedbirin aralıksız olarak on iki kez uzatıldığını ve 6/3/2014

tarihine dek uygulandığını, teknik araçlarla izleme tedbirinin de

13/12/2012-25/2/2014 tarihleri arasında elli dört kez uzatılarak uygulandığını,

usulsüz şekilde tatbik edilen söz konusu koruma tedbirleri nedeniyle kişilik

haklarının zedelendiğini ileri sürerek 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmıştır. İzmir 5. Ağır

Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kayda alınan 7/4/2015 havale tarihli dilekçesinde

başvurucu; çok uzun bir süre boyunca izlendiğini, iletişiminin dinlendiğini ve

kayda alındığını, özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin

güvencelerinin askıya alındığını, tedbirlerin ölçüsüz olduğunu iddia etmiş ve

uğradığı manevi zararlarının karşılığı olarak 20.000 TL manevi tazminat talep

etmiştir.

11. Cumhuriyet savcısı tarafından Mahkemeye sunulan esas

hakkındaki mütalaada, benzer taleple İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan

davada kabul kararı verildiği belirtilerek yasal koşulların oluştuğu

gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.

12. Mahkeme, 14/12/2015 tarihinde davanın reddine

oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında tazminat istenebilecek

hâllerin ayrıntılı olarak sayıldığı, bunların arasında iletişimin dinlenmesi ve

teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerine yer verilmediği, dolayısıyla

başvurucunun iletişim tespiti ve teknik araçlarla izlenmesi nedeniyle manevi

tazminat davası açma koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı ifade edilmiştir.

13. Karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun üzerine atılı

suçun niteliği, iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla takip sürelerinin uzunluğu

dikkate alındığında bir miktar manevi tazminatın başvurucuya verilmesi

gerektiği belirtilmiştir.

14. Başvurucu, söz konusu kararın bozulması ve davanın

kabulüne karar verilmesi talebiyle kararı temyiz etmiştir. 21/12/2015 tarihli

temyiz başvuru dilekçesinde; açtığı davanın reddedilmesinin 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme gereğince

hukuka aykırı olduğunu, ölçülülük ilkesine aykırı şekilde uygulanan tedbirler

nedeniyle tazminat koşullarının oluştuğunu ileri sürmüştür.

15. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/9/2018 tarihli

kararıyla temyiz talebinin reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinde, davanın reddine hükmedilmesinde usule ve kanuna aykırı

bir durumun olmadığı belirtilmiştir.

16. Nihai karar 5/10/2018 tarihinde öğrenilmiştir.

17. 8/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, yargı mercilerince

verilen kararlar, uluslararası düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

kararları) için bkz. Murat Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, §§

19-31.

19. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22/3/2021 tarihli ve

E.2019/1984, K.2021/2893 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Tazminat talebinin dayanağı

olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma

Bürosunun ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacı hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin

denetlenmesi tedbiri ve teknik ve fiziki takip tedbiri uygulandığı gerekçesi

ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal

faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece davanın

reddine hükmedildiği anlaşılmakla;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar

yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak

oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin

sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Davacının kullanımında olduğu

belirtilen 05... numaralı telefon hattı hakkında ilgili soruşturma kapsamında

iletişimin tespiti tedbirinin uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmış ise tedbir

evraklarının aslı veya onaylı örneklerinin dosya arasına alınarak tedbir

tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135.

maddesinde düzenlenen şartları taşıyıp taşımadığı araştırılmadan davacının

talebinin CMK’nın 141. maddesinde sayılan sınırlı sebeplerden olmadığı

gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi, .... Kanuna aykırı olup, davacı

vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu

sebepten dolayı ... bozulmasına ... karar verildi. ..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Anayasa Mahkemesinin 19/10/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; hakkında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve

kayda alınması ile teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde

uygulandığını, bunun üzerine açtığı tazminat davasının 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme dikkate alınmadan

herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın reddedildiğini, bu suretle

zararlarının tazmin edilemediğini ve söz konusu kararların hukuka aykırı

şekilde verildiğini ileri sürerek özel hayat saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ...saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz.”

23. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır."

24. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

25. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından

vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun yargı makamlarınca gerçekleştirilen işlemlerden ve

ihmallerden kaynaklanan, özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal

edilmesi suretiyle oluşan zararlarının tazmin edilmesi talebiyle açtığı davanın

inceleme yapılmasına imkân veren mevcut bir düzenleme olmasına rağmen

değerlendirme yapılmadan reddedilmesine ilişkin şikâyetleri, Anayasa'nın 20. ve

22. maddeleriyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına

alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Etkili başvuru

hakkı bakımından yapılacak incelemenin sonucuna göre bu aşamada özel hayata

saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti bakımından ayrıca bir inceleme

yapılmayacaktır (aynı yönde yapılan inceleme ve değerlendirmeler için bkz. Murat

Haliç, § 40).

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

28. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun

yanında Anayasa'nın 5. maddesinde, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin

korunması için gerekli şartların hazırlanması devletin temel amaç ve

görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu düzenlemeler ışığında devletin

bireylerin özel hayata saygı haklarına ve haberleşme hürriyetlerine keyfî

olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin anılan hak ve özgürlüklere

karşı saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı, bu bağlamda pozitif

yükümlülüklerinin bulunduğu söylenebilir (Ali Çığır, B. No: 2015/19298,

8/5/2019, § 32; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 32; U.B.,

B. No: 2015/3175, 10/10/2019, § 33; Murat Haliç, § 42).

29. Söz konusu yükümlülükler, kişilerin özel hayatlarına

ve haberleşmelerine yönelik gerçekleşmesi yakın tehlikelere karşı gerçek

anlamda bir koruma sağlayabilmeli ve oluşan zararların tazmin edilmesi için

kamu makamlarınca gerçekleştirilen işlemler, yapılan eylemler ve ihmaller

konusunda kişilere etkili bir karşı çıkma ve telafi imkânı tanımalıdır. Bu

imkân ise ancak etkili bir başvuru yolu tanınması ile sağlanabilir (Murat

Haliç, § 43).

30. Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat

Haliç, § 44).

31. Anayasa Mahkemesi, manevi zararların ağırlıkta olduğu

ihlal iddialarında -kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, özel hayata

saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti kapsamında- hukuki tazmin yolunu daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olarak kabul etmiştir (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44; Aslı

Kırmızı Demirseren, B. No: 2013/5680, 15/4/2014, § 41; Gülşin Oral,

B. No: 2013/6129, 16/9/2015, § 47; Sümeyye Örnek, B. No: 2014/11091,

7/6/2017, § 26). Bunun gerekçesi ise kasten veya taksirle başkalarına verilen

zararın hukuki sorumluluk kapsamında giderilmesi imkânının daha fazla olması,

ceza hukuku alanında objektif sorumluluğa yer verilmezken hukuki sorumluluk

alanında objektif sorumluluk esasının da etkili şekilde uygulanması ve hukuki

sorumluluk alanında aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir ispat

standardı kullanılması olarak açıklanmıştır. Ayrıca hukuk sistemimizde hukuki

sorumluluk alanındaki tazmin yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin

zararının telafi edilmesi olduğu dikkate alındığında özellikle manevi zarara

dayanan uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolu ilgililere daha yüksek

başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olarak

nitelendirilmiştir (Işıl Yaykır, § 44; Aslı Kırmızı Demirseren, §

41; Mesut Özbezen, B. No: 2013/8175, 15/4/2014, § 40; Murat Haliç, §

45).

32. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarına saldırı

mahiyetindeki iddiaların adli ve idari yargı düzenindeki mahkemelerce değerlendirilebileceğini,

bu doğrultuda ilgili mevzuat kapsamında kişilik haklarına yönelen saldırıların

sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesi hususunda hukuk davası ile tam

yargı davası açılabileceği konusunda bir tereddüdün bulunmadığını da vurgulamaktadır

(Ali Çığır, § 41; Erol Kumcu, § 41; Cansun Sarıyıldız, B.

No: 2015/11671, 8/1/2020, § 30; Murat Haliç, § 46).

33. Devletin suçların soruşturulması faaliyeti kapsamında

şüpheliler hakkında birtakım tedbirler alarak onları gözetimi altında tuttuğu durumlarda

ise şüphelilerin sonradan ileri sürecekleri şikâyetlerinin olması olağandır.

Usul kurallarının yoğun şekilde öngörüldüğü bu özel durumlar yönünden söz

konusu şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun

bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması da ilgililere etkili

başvuru hakkının sağlanması bakımından bir gerekliliktir. 5271 sayılı Kanun'un

141. ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

davaları da bu bağlamdaki gerekliliği karşılamaya uygun bir yöntem sunmalıdır (Murat

Haliç, § 47).

34. H.Ö. (B. No: 2017/34332, 12/12/2018) kararında

Anayasa Mahkemesi, koruma tedbirleri tazminat davaları ile 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinin (3) numaralı fıkrası yönünden birtakım değerlendirmelerde

bulunmuştur. Söz konusu düzenlemeler ile pratikteki uygulamaların bu tür

şikâyetler açısından etkili bir hukuk yolu olarak değerlendirilebilmesi için

gerekli olan yargısal yaklaşıma ilişkin yapılan açıklamalarda Anayasa Mahkemesi

5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında suç soruşturması veya kovuşturması sırasında

kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere

hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdiği kararlar veya yaptığı işlemler

nedeniyle devlet aleyhine tazminat davası açılabileceğinin öngörüldüğünü,

anılan hüküm kapsamında Cumhuriyet savcılarının yapmış oldukları işlemler

nedeniyle zarar gördüğünü düşünen mağdurlar yönünden bir başvuru mekanizmasının

oluşturulduğunu tespit etmiştir (H.Ö., § 41; ayrıca bkz. M.Y., B.

No: 2014/7149, 22/11/2017, § 50). H.Ö. kararında, yargılama

faaliyetlerinden doğan ve emredici ya da yasaklayıcı bir kural bulunmaması

nedeniyle kişisel kusur veya haksız fiil kapsamında değerlendirilemeyecek

özensiz davranışlardan kaynaklanan zararların 5271 sayılı Kanun'un (3) numaralı

fıkrası kapsamında giderilebileceğine ilişkin olarak Yargıtayca verilen bazı

kararlara da yer verilmiş ve anılan fıkranın etkili bir yol olarak

işletilebileceğine işaret edilmiştir (Murat Haliç, § 48).

35. Gerçekten de kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi

amacıyla öngörülen yargı yollarından biri olan koruma tedbirleri nedeniyle

tazminat davası açma imkânının mevzuatta yer alması tek başına yeterli olmayıp

bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola

başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken

dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki

iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı

sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili

ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Murat Haliç, § 49).

36. Sonuç olarak tahdidi sayılan koşullar dışında

hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptığı

işlemlerden kaynaklanan zararların giderilmesine yönelik girişimlerde bulunma

imkânı sağlayan ve geniş şekilde yorumlanmaya uygun olan söz konusu

düzenlemelerin zarar görenlerin herhangi bir yargı merciine başvurma imkânını

ortadan kaldıracak şekilde dar yorumlanmaması ve etkili bir yargısal koruma

sağlama konusunda yargı makamlarınca temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir

yaklaşım içinde olunması etkili başvuru hakkının gereklerinin sağlanması açısından

önem arz etmektedir (Murat Haliç, § 50).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Başvuru özetle takipsizlik kararıyla sonuçlanan bir

soruşturma sürecinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile

teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerinin ölçüsüz şekilde uygulandığını

belirten başvurucunun mevcut yargısal sistemin etkili şekilde işletilmediği

iddiasına ilişkindir.

38. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine 18/6/2014

tarihinde yapılan değişikliklerle eklenen (3) numaralı fıkra ile anılan

maddenin (1) numaralı fıkrasında yazan hâller dışında suç soruşturması veya

kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri

de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar

veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davalarının devlet aleyhine

açılabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu suretle Cumhuriyet savcılarının

yapmış olduğu işlemler nedeniyle zarar gördüğünü düşünen kişiler yönünden bir

hukuk yolunun getirildiği görülmektedir.

39. Bazı kararlarında Yargıtay, suç soruşturması veya

kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri

de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdiği kararlar veya

yaptığı işlemler nedeniyle zarar gördüğünü iddia ederek 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesi kapsamında tazminat davası açan kişilerin durumlarını bu bağlamda

değerlendirmiştir. Örneğin özel hayatın gizliliği ve iddianame içeriğinde

kişisel verilerle ilgili bilgi ve belgelere haksız şekilde yer veren Cumhuriyet

savcısının bu eylemine karşı açılan tazminat davasında Yargıtay, yargı

mensuplarının zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uygun hareket ederek özenli

davranmaları gerektiğini, kişilerin gizli veya özel hayat alanına ait olan

haberleşme içeriklerine, kişiler arasındaki konuşmalara, kişisel verilerle

ilgili bilgi ve belgelere iddianame içeriğinde yer verilmesinin uygun

olmadığını, yer verilmesinin zorunlu olması durumunda ise maruz kalınan suçlar

bakımından kişilerin onur ve saygınlığını en az zedeleyecek şekilde bu

hususlara yer verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay, bu durumda

bireysel hakları en az ihlal edecek ve bu ihlali haklı gösterecek bir yöntemin

benimsenmesi gerektiğini ifade ederek aksi yöndeki yaklaşımı özensiz davranış

olarak nitelendirmiş ve 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı

fıkrası gereğince mağdurun manevi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği

sonucuna ulaşmıştır (söz konusu karar için bkz. Murat Haliç, bkz. § 25).

40. Başka bir kararında Yargıtay, yeterli uzmanlığı

bulunmayan bilirkişiye rapor düzenlettiren ve bu raporu esas alarak kamu davası

açan Cumhuriyet savcısının eyleminden dolayı ileri sürülen manevi tazminat

talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir (söz konusu karar için bkz. Murat

Haliç, § 26). Yine Yargıtay, dinleme kararı veren ve hakkında disiplin

soruşturması başlatıldığı iddia edilen hâkimin bu kapsamdaki eylem ve

işlemlerinden kaynaklanan zararların tazmini talebiyle açılan davada 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasının uygulanabileceğini

ifade etmiştir (söz konusu karar için bkz. Murat Haliç, § 27). Öte

yandan Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen

soruşturmada telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri

ile teknik ve fiziki takip tedbiri uygulandığı gerekçesi ile açılan tazminat

davasının 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesinde düzenlenen şartları taşıyıp

taşımadığı araştırılmadan anılan Kanun'un 141. maddesinde sayılan sınırlı

sebeplerden olmadığı gerekçesiyle reddedilmesini kanuna aykırı bulmuştur (bkz.

§ 19).

41. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında "suç soruşturması veya kovuşturması sırasında

kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere

hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları

işlemler" şeklinde ifade edilen ve her somut olayın özelliğine göre

değerlendirilmesi gereken nedenlere dayanılarak bir zararın meydana geldiği

konusunda savunulabilir iddiaların ileri sürülmesi durumunda yargı makamlarının

bu konuda yapacakları yorum, söz konusu temel hakların korunmasını sağlayan

etkili başvuru yolunun bulunup bulunmadığının saptanmasında kilit rol

oynamaktadır.

42. Somut olayda, başvurucunun özel hayatının ve

haberleşmesinin gizliliğinin ihlal edilmesi suretiyle manevi olarak zarar

gördüğüne ve bu zararların tazmin edilmesi gerektiğine yönelik şikâyetleri 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı gerekçesiyle

ilgili yargı mercilerince reddedilmiştir.

43. Başvurucunun şikâyet ettiği hususun hangi nedenlerle

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği hususunda delillere dayanan somut gerekçeler ileri

sürdüğü görülmektedir. Ancak ilgili yargı mercilerince bu iddiaların yeterli

şekilde değerlendirilmediği ve savunulabilir nitelikteki iddialara dayanan dava

neticesinde verilen kararda ikna edici açıklamalarda bulunulmadığı

anlaşılmaktadır.

44. Başvurucunun içinde bulunduğu koşulların ve

iddialarının 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde yer alan koşulların

oluşmadığı yönünde verilen kararın bu yönüyle ilgili ve yeterli gerekçeler

içermediği ve başvurucuya uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli olmadığı

anlaşılmaktadır. Esasında ilgili yargı mercilerince ortaya konulan bu

yaklaşımın temel hakların ihlaline yönelik şikâyetin etkili bir şekilde

incelenmesine imkân sağlamadığı değerlendirilmektedir. Neticede somut olayın

koşullarında özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti bağlamında oluşan

zararlarının tazmini konusunda başvurucuya, asgari güvenceleri içerecek şekilde

etkili bir hukuk yolu sunulmadığı sonucuna varılmaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. ve 22.

maddeleriyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir

mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu; ihlalin tespiti ile yargılamanın

yenilenmesine ve lehine 20.000 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

51. İncelenen başvuruda özel hayata saygı hakkı ile

haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İhlalin özel hayata saygı hakkı ile haberleşme

hürriyeti bağlamında oluşan zararlarının tazmini konusunda başvurucuya asgari

güvenceleri içerecek şekilde etkili bir hukuk yolu imkânı sunmayan derece

mahkemelerinin kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda etkili başvuru hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç

ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin etkili başvuru hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2015/124, K.2015/317) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/10/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Özgür AÇIKGÖZ Vekili : Av. Deniz YİĞİTCEOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/30692, 19 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetiyle
  16. B. Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Kararın bir örneğinin etkili başvuru hakkının
  18. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/30692
Tarih
19 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2016/23153
  • Müjde Erdoğan ve Rıfat Biçer Başvurusu (B. No: 2018/6375)
  • Mehmet Gazi Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/10941)
  • Eyup Işık Başvurusu (B. No: 2018/26715)
  • Turgut Yokuş Başvurusu (B. No: 2016/1872)
  • A.ç. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/32419)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.