İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özgür Ulaş Armutcuoğlu Başvurusu (B. No: 2018/27396)

1. Başvuru, kolluğun güç kullanması sonucunda gerçekleşen

Başvuru No2018/27396Tarih29 Haziran 2021Okuma21 dk · 4.179 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özgür Ulaş Armutcuoğlu Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2018/27396
R.G. Tarih ve Sayı
17/9/2021 - 31601
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.179 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kolluğun güç kullanması sonucunda gerçekleşen

yaralanmadan ötürü açılan kamu davasında soruşturmanın etkisiz yürütülmesi ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, Didim’de alışveriş yaptığı market sahibi

A.K. ile tartışmış; market çalışanı İ.Y.nin polis çağırması üzerine polis memurları

ile başvurucu arasında başvuru konusu olaylar yaşanmıştır.

9. Olayla ilgili olarak polis memurlarının tanzim ettiği

12/7/2007 tarihli tutanak şöyledir:

“12/7/2007 günü saat 02.00 sıralarında [K.]

Marketten bir şahsın yanımıza gelerek işyeri içinde bir müşteri ile işyeri

sahibi arasında tartışma yaşandığını kavga çıkabileceğini belirterek yardım

istemesi üzerine söz konusu işyerine intikal edildiğinde;

…[market sahibi A.K. ile başvurucu Özgür Ulaş Armutçuoğlu’nun

[(Ö.U.A.)] hesap yüzünden tartıştıkları, [Ö.U.A.] isimli şahsın

marketin para kasasından zorla para almaya çalıştığı görülmesi ve market

sahibinin şikayetçi olması üzerine, olayın büyümesini önlemek amacıyla [Ö.U.A.ya]

sakinleşmesini ve olayı anlatmasını istememiz üzerine şahıs agresif davranarak

alkolün de vermiş olduğu etki ile ‘Siz karışmayın, siz kim oluyorsunuz!’

diyerek biz görevlileri iteklemesi ve marketin kasasından zorla para almaya

çalışması üzerine şahıstan kimliği istenmiş, fakat ‘Kimliğim yok, size kimlik

vermiyorum.’ diyerek saldırgan tutum sergilemeye devam etmiştir. [Ö.U.A.ya]

CMK 147’deki hakları yüzüne karşı okunarak yakalamak istememiz üzerine

saldırgan tavırlarını daha da artırarak biz görevlilere karşı gelerek

iteklemeye engellemeye çalışmış, yakalamaya karşı aktif şekilde direnmesi

üzerine şahsa zor kullanılmış, şahıs zor kullanmadan kurtulmaya çalışması

üzerine yere düşmüş, yere düştükten sonra kendini yerden yere vurmaya başlaması

ve kendine zarar vermeye devam etmesi üzerine orantılı olarak zor kullanılarak

… yakalanmıştır…”

10. Didim Devlet Hastanesince düzenlenen 12/7/2007

tarihli rapora göre vücutta genel sıyrıklar, morluklar, sağ göz dış kenarda

ekimoz ve gözde kanlanma, burunda kanama, sağ kulak arkasında sıyrık, tiroid

civarında çok derin olmayan sıyrık ve ekimozlar, sırtta bele doğru 15 cm

uzunluğunda sıyrık ve ezikler, sol göğüs çevresinde 7x8 cmçapında sıyrık ve

ekimoz, sol ayakta deri ve deri altında ezikler, sol dizde derin olmayan

sıyrık, sol göğüs hizasında 3x3 çapında ekimoz, alkol ölçümünde 0,65 promil alkol

mevcuttur.

11. Ankara Adli Tıp Kurumunun 16/7/2007 tarihli raporuna

göre mevcut yaraların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif

olmadığı kayıtlıdır.

12. Yapılan soruşturma sonucunda Didim Cumhuriyet

Başsavcılığı 13/10/2008 tarihinde polis memurları E.S. ve M.B.nin zor kullanma

yetkisine ait sınırın aşılması, başvurucu Ö.U.A.nın ise görevi yaptırmamak için

direnme ve tehdit suçlarından cezalandırılması için kamu davası açmıştır.

İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

“…müşteki-şüpheli Özgür'ün, olay günü

saat 02.00 sıralarında müşteki [A.]'ya ait İlçemiz … adresinde bulunan [K.] market

isimli iş yerine geldiği ve buradan nakit ödeme yapmak suretiyle alış veriş

yaptığı ancakmüşteki[A.] ile verilen para ve alınanmalın miktarı

konusunda anlaşmazlığa düştükleri, tartışmaya başladıkları, tartışma sırasında

şüpheli Özgür ünbağırıp taşkınlık yapmaya başladığı bunun üzerine müşteki[A.]'nın

yanında çalışan işçisi[İ.]yi 'polis çağır' demek suretiyle uyardığı ve

polis çağırması için gönderdiği, bu sırada Özgür'ün taşkınlığa devam ettiği,

parasını istediği ve[A.]ya hitaben 'seni döverim bak kötü olur' demek

suretiyle tehditte bulunduğu, aynı sırada Didim Emniyet Müdürlüğübünyesinde

görevli polis memuru olan diğer müşteki şüpheliler[M.] ve [E.]nin

olay mahalline çok yakın bir mesafede devriye görevi yaptıkları, tanık[İ.]nin

onları görmesiyle durumu anlattığı ve[M.] ve [E.]nin kısa bir

sürede olay mahalline intikal ettikleri ve şüpheli Özgür'ü, müşteki[A.] ile

şiddetli bir şekilde tartışır vaziyette buldukları, Özgür'e müdahale etmek

istedikleri ancak Özgür'ün, [M.] ve [E.]ye karşı koyduğu, bana

karışmayın diyerek görevli polis memurlarını eli ile iteklediği,[M.] ve [E.]nin

bunun üzerine Özgür'ü etkisiz hale getirmek istedikleri, Özgür'ün ise buna

karşı koyduğu,[M.] ve [E.]nin zor kullanmak suretiyle Özgür'ü

etkisiz hale getirdikleri, Altınkum Polis merkezine teslim ettikleri,

…”

13. Didim (Yenihisar) 2. Asliye Ceza Mahkemesinde

(Mahkeme) yapılan yargılama sonucunda 17/10/2011 tarihinde başvurucunun beraatine,

polis memuru sanıkların 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

256. maddesi, 86. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 62. maddesi uyarınca 10 ay

hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesine göre bu

cezanın 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir. Katılanın

(başvurucu) zararı giderilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) yer olmadığına karar verilmiştir.

14. Bu kararın başvurucu ve sanıklar tarafından temyiz

edilmesi üzerine polisler hakkındaki hüküm Yargıtay 5. Ceza Dairesinin (Daire)

1/12/2014 tarihli ilamıyla aşağıdaki gerekçelerle bozulmuştur:

“…

Kamu görevlisi olan bu sanıkların

katılan Özgür'e karşı zor kullanma yetkisini aşarak işledikleri kasten yaralama

eyleminin TCK'nın 86/3-d maddesinde yer aldığı şekilde kamu görevlisinin sahip

bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştiği anlaşılmasına rağmen

yanılgılı değerlendirme sonucu bu madde uyarınca artırım yapılmaması suretiyle

eksik cezalar tayin edilmesi,

Sanıkların savunmalarında ve tanık

beyanlarında [A.K.nın] iş

yerindeki olaya polis memurlarının müdahale ettikleri sırada katılan Özgür Ulaş

Armutçuoğlu'nun karşı koyduğu, ''bana karışmayın'' şeklinde sözler söyleyerek

polis memurlarını iteklediği ve polis merkezine gitmek istemediğinin

belirtilmesi karşısında yüklenen suçların Özgür'ün haksız davranışlarına tepki

olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve eylemlerin öncelik sonralık

ilişkisi de gözetilerek sanıklar hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen

haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde

denetime imkan verecek şekilde tartışılmaması,

…”

15. Dairenin bozma ilamına uyularak devam eden yargılama

sonucunda Mahkeme 5237 sayılı Kanun’un 256. maddesi, 86. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (d) bendi, 29. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ve 62. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca sanıkların 1

yıl 4 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 51. maddesi uyarınca

cezanın ertelenmesine, sanıkların katılanın maddi zararını gidermemesinden

ötürü HAGB'ye yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Olay tarihinde katılan Özgür'ün, saat

02.00 sıralarında [A.K.ya]

ait [K.] market isimli iş yerine geldiği ve buradan nakit ödeme

yapmak suretiyle alış veriş yaptığı, ancak [A.] ile verilen para ve

alınan malın miktarı konusunda anlaşmazlığa düştükleri, tartışmaya

başladıkları, tartışma sırasında katılan Özgür'ünbağırıp taşkınlık yapmaya

başladığı, bunun üzerine[A.]’nın yanında çalışan işçisi[İ.]’yi

"polis çağır" demek suretiyle uyardığı ve polis çağırması için

gönderdiği, bu sırada katılanın taşkınlığa devam ettiği, parasını istediği,

aynı sırada Didim Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli polis memuru olan sanıklar

[M.] ve [E.]' nin olay mahalline çok yakın bir mesafede devriye

görevi yaptıkları,tanık [İ.]'yi onları görmesiyle durumu anlattığı ve

sanıkların kısa bir sürede olay mahalline intikal ettikleri ve katılanı, [A.]

ile şiddetli bir şekilde tartışır vaziyette buldukları, katılana müdahale etmek

istedikleri, ancak katılanın, sanıklara karşı koyduğu, bana karışmayın diyerek

sanıkları eli ile iteklediği, sanıkların da bunun üzerine katılanı etkisiz hale

getirmek istedikleri, katılanın ise buna karşı koyduğu, sanıkların zor

kullanmak suretiyle katılanı etkisiz hale getirdikleri, Altınkum Polis

merkezine teslim ettikleri, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Dairesinin 15

Aralık 2015 tarihli raporunda katılan Özgür'ün, olay nedeniyle hayati tehlike

geçirmediğinin ancak basit bir tıbbi müdahale ile iyileşmeyeceğinin

belirtildiği anlaşılmıştır.

Sanıkların sübut bulan 5237 sayılı

TCK’nın 256. maddesi gereğince zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

suretiyle katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralamaları

şeklindeki eylemleri; 5237 sayılı TCK.nun 86/1. maddesi kapsamında kasten

yaralama suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sanıkların anılan yasa maddesi

uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Sanıklar hakkında temel cezanın

takdir ve tayininde; suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli

(sanıkların katılana yoğun bir kast ile şiddetli şekilde vurmaları), meydana

gelen zararın miktarı (katılanın vücudunun birçok yerinde ekimoz bulunması) ve

suç kastının yoğunluğu göz önüne alınarak asgari hadden uzaklaşılmıştır. Kamu

görevlisi olan bu sanıkların katılana karşı zor kullanma yetkisini aşarak

işledikleri kasten yaralama eyleminin TCK'nın 86/3-d maddesinde yer aldığı

şekilde kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle

gerçekleştiği anlaşıldığından sanıkların cezasından 86/3-d maddesi uyarınca ½

oranında arttırım yapılmıştır. Sanıkların savunmalarında ve tanık beyanlarında

A.K.nin iş yerindeki olaya polis memurlarının müdahale ettikleri sırada katılan

Özgür Ulaş Armutçuoğlu'nun karşı koyduğu, ''bana karışmayın'' şeklinde sözler

söyleyerek polis memurlarını iteklediği ve polis merkezine gitmek istemediğinin

belirtilmesi karşısında yüklenen suçların Özgür'ün haksız davranışlarına tepki

olarak gerçekleştirildiği anlaşıldığından sanıklar hakkında TCK'nın 29.

maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulanmıştır.”

16. Sanıklar ve başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm,

Dairenin 14/6/2016 tarihli ilamıyla şu gerekçeyle bozulmuştur:

“CMK'nın 231/6. maddesinde hükmün

açıklanmasının geri bırakılması koşulunun gerçekleşmesi için, suçun

işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki

hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerektiği, Yargıtay Ceza

Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında

yer alan 'kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların

esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'

şeklindeki kabul karşısında, sanıkların eyleminedeniyle somut ve belirlenebilir

bir zarar olup olmadığı tespit edilip, zarar oluştuğunun saptanması halinde

sanıklara, bu zararı karşılamak isteyip istemediği sorulduktan sonra hükmün

açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği

gözetilmeden 'Sanıkların eylemleri nedeni ile katılana yönelik vermiş oldukları

somut/maddi zararı gidermemesi' şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi…”

17. Bozma üzerine yapılan yargılamada Mahkeme,

başvurucunun tedavi gördüğü hastanelerden elde edilen bilgilere göre tedavi ve

ilaç masraflarının başvurucunun banka hesabına yatırılmasından sonra bu kez

HAGB'ye karar vermiştir.

18. Başvurucunun bu karara itirazı, Söke Ağır Ceza

Mahkemesince 13/7/2018 tarihinde reddedilmiştir.

19. 30/7/2017 tarihinde tebliğ edilen karara karşı

başvurucu 29/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 5237 sayılı Kanun'un 256., 86., 29. ve 62. maddelerinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın

aşılması

Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisine

sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin

gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna

ilişkin hükümler uygulanır.”

“Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna

acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

…

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

…

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

“Haksız tahrik

Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana

getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye,

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve

müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası

verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı

indirilir.”

“Takdiri indirim nedenleri

Madde 62- (1) Fail yararına cezayı

hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis

cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.

(2) Takdiri indirim nedeni olarak,

failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki

davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar

göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda

gösterilir."

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…

(5)“Sanığa yüklenen suçtan dolayı

yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis

veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını

ifade eder.

(6) Hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik

özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak

yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

…”

B. Uluslararası

Hukuk

22. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Hatun Horuz ve

Zemci Horuz, B. No: 2017/17723, 3/11/2020, §§ 33-40.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 29/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu;

i. Çok sayıda polis memuru tarafından ciddi şekilde

darbedilip yaralandığını, hayati tehlike geçirmesine karşın 5237 sayılı

Kanun’un 87. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bendi uygulanmayarak

temel cezanın eksik tayin edildiğini, nedenleri bulunmadığı hâlde tahrik ve

takdirî indirim nedenlerinin tatbik edildiğini, üstelik HAGB kararı

verilmesinin yaptırımı caydırıcı olmaktan uzaklaştırdığını,

ii. 12/7/2007 tarihinde meydana gelen olayla ilgili

yargılamanın 13/7/2018 tarihinde nihai kararla sonuçlandığını, on bir yıl süren

soruşturmanın makul süratte tamamlanmadığını belirterek kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini öne sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

26. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

27. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

…Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

a. Genel

İlkeler

28. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü

fıkrasında kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

29. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

öngörülen işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu kapsamda

öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin hiçbir şekilde kişilerin

beden ve ruh bütünlüğüne zarar vermemelerini gerektirir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 81).

30. Anayasa’nın 17. maddesi 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle

bağdaşmayan bir muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma

ödevini yükler. Bu ödev üçüncü kişiler tarafından işlenen fiilleri de

kapsamaktadır. Dolayısıyla yetkililerce bilinen ya da bilinmesi gereken bir

kötü muamelenin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirlerin alınmaması

durumunda devletin sorumluluğu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 82).

31. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.

Muamelenin gerginlik ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip

gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

83).

32. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,

her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiilleri

nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110).

33. Ceza soruşturmasının amacı, insan onurunu koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini

sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi

değil uygun araçları kullanılmayı gerektirir. Diğer yandan Anayasa'nın 17.

maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da

belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 113).

34. Her olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirmesinin yapılması koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan

eylemler ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız

kalmaması gerekir. Bir kamu görevlisinin işkence veya kötü muameleyle

suçlandığı durumlarda adli sürecin zamanaşımına uğramaması, yargılamanın

muameleyle orantısız bir cezayla sonuçlanmaması ve verilen cezanın yerine

getirilmesi büyük önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 112,

121).

35. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğince

süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın

ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir ancak böyle bir durumda dahi

yetkililerin süratle hareket etmeleri; olayın aydınlatılabilmesi, hukukun

üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Olay gecesi saat 02.00 sıralarında A.K.ya ait markete

alkollü olarak gelerek alışveriş yapan başvurucunun para üstünün eksik

verildiği düşüncesiyle market sahibiyle tartışması üzerine market çalışanı

İ.nin sokakta devriye görevi yapan polis memurlarını çağırarak polis

memurlarına kavga çıkabileceğini söylediği, polis memurlarının münakaşayı

engellemek istediği ancak başvurucunun buna izin vermek istememesi üzerine

polis memurlarının zor kullanmak suretiyle başvurucuyu etkisiz hâle getirdiği,

başvurucunun bu sırada basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde

yaralandığını tespit eden Mahkemece polis memurlarının zor kullanma yetkisine

ilişkin sınırı aştığı tespit edilerek kasten yaralama suçundan

cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

37. Başvurucu iddialarını iki eksende dile getirmiştir:

Bunlardan ilki temel cezanın belirlenmesi, tahrik ve takdirî indirim nedenleri

ile HAGB'nin kötü muameleye karşı etkisiz bir yaptırım olduğudur. İkincisi ise

kötü muamele soruşturmasının makul süratte tamamlanmamasıdır.

38. Dolayısıyla incelemenin kapsamı, faillere uygulanan

yaptırımın yeterli olup olmadığına bağlı olarak kötü muamele yasağı

kapsamındaki esas ve usulü ilgilendiren yükümlülüklerin yerine getirilip

getirilmediğiyle sınırlandırılmıştır.

39. Mahkemece verilen mahkûmiyet kararında başvurucunun

kötü muameleye maruz kaldığı tespit edilmiştir.

i. Yaptırımın

Caydırıcılıktan Uzak Olduğuna İlişkin İddia

40. Başvurucu, maruz kaldığı eylemin 5237 sayılı Kanun’un

87. maddesindeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturmasına

karşın temel cezanın 86. maddeye göre tespiti, tahrik, takdirî indirim

nedenleri ile HAGB uygulamasının kötü muamele vakasına hoşgörüyle

yaklaşıldığını gösterdiğini öne sürmüştür.

41. Olayın gelişim şekli, başvurucunun alkollü olarak

gece vakti tartıştığı market sahibiyle kavga etmesinin önüne geçilmesi amacıyla

başvurucuya müdahale edilmiş olması ve başvurucunun olay sırasında takındığı

tutum dikkate alındığında eylem, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı

kapsamında değerlendirilmiştir. Bu tespite göre derece mahkemesince hükmolunan

müeyyidenin orantılı olup olmadığı ele alınmalıdır.

42. Üçüncü kişiler arasında meydana gelen tartışmayı

önlemek için polisin yaptığı müdahalede başvurucu yaralanmıştır. Doktor

raporuna göre başvurucu; göz, burun, kulaklar, boyun, sırt, göğüs, diz ve

ayaklarından yaralanmıştır. Başvurucunun alkollü olmasından ötürü müdahalenin

görece kolay olması, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte

yaralanmasına yol açacak ölçüsüz bir müdahaleyi gerektirdiğinin kabul

edilmesini zorlaştırmaktadır.

43. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasız

kalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; işkence ve kötü muamele fiillerine

yönelik olarak sorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla

orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın

infazının sağlanmaması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesi

durumunda bir yandan mağdurlar açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan

yeni ihlallerin gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkması

mümkün olacaktır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015).

44. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık

olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini

sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta,

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat

aracılığıyla korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesi

sonucu doğmaktadır (S.D. § 102).

45. İlk derece mahkemesinin -eylemin nitelik ve ağırlığı

dikkate alındığında- sanıklar hakkında hapis cezasına ilişkin HAGB kararı

sonucunda deneme süresi içinde suç işlememeleri hâlinde bu ceza hiç vaki

olmamış sayılarak adli ve memuriyet siciline yansımayacaktır. Verilen bu karar

cezanın infazının ertelenmesinden daha güçlü bir etkiye sahiptir ve sanığın

cezadan muaf tutulması ile sonuçlanmaktadır. Ulaşılan bu sonucun bu tür

olaylara karışan kamu görevlilerine hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimini

uyandırdığı ve bu tür fillere eğilimi olan görevlileri cesaretlendirebileceği

gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini

de zedeleyebileceği açıktır.

46. Buna göre somut olayda HAGB kararı verilmesinin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunu ihlal

ettiğine karar verilmesi gerekir.

ii. Soruşturmanın

Makul Sürede Tamamlanmadığına İlişkin İddia

47. Başvurucunun ikinci iddiası soruşturmanın makul sürat

ve özenle yürütülmediğidir.

48. 12/7/2007 tarihinde meydana gelen olaydan bir yıldan

fazla bir süre sonra 13/10/2008 tarihinde kamu davası açılmış, ilk derece

mahkemesi 17/10/2011 tarihinde mahkûmiyet kararı vermiştir. Karar temyiz

edildikten yaklaşık üç yıl sonra 1/12/2014 tarihinde bozulmuştur. Bozmaya

uyularak yapılan yargılamada 9/7/2015 tarihinde tekrar mahkûmiyet kararı

verilmiştir. Temyiz edilen dosyada 14/6/2016 tarihinde HAGB uygulama

şartlarının hatalı değerlendirilmesinden ötürü karar ikinci kez bozulmuştur.

20/10/2017 tarihinde Mahkeme mahkûmiyet ve HAGB kararı vermiştir. Bu karara

yapılan itiraz 13/7/2018 tarihinde reddedilerek karar kesinleşmiştir.

49. Tutanak mümzi tanıkların ve sanıkların kamu görevlisi

olduğu dosyada bu kişilerin beyanlarının alınması için istinabe yoluna

gidilmesi ve adres değişikliği nedeniyle ifadelerinin alınmasında yaşanan

aksaklıklar ve temyiz aşamasındaki gecikmeler soruşturmanın makul özen ve hız

içinde tamamlanamamasında önemli rol oynamıştır.

50. Görüldüğü üzere kötü muamele olayında kesinleşmiş

kararın verilmesi yaklaşık on bir yıl sürmüştür. Hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olay

çok da karmaşık bir görünüm arz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın

uzamasına sebep olacak tutum ve usule ilişkin haklarını kullanırken

özensizliğini gösteren bir unsur da gözlenmediğinden on bir yıllık yargı

süresinde makul olmayan bir gecikme söz konusudur.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve

usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi, yargılamanın

yenilenmesi ve 50.000 TL manevi, ayrıca ilk derece mahkemesi kararıyla ödenen

tedavi gideri 3.300 TL’nin yasal faizinin maddi tazminat olarak ödenmesi

talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa

Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

57. İncelenen başvuruda soruşturma sonucunda

uygulanmasına karar verilen yaptırımın caydırıcılıktan uzak olması ve

soruşturmanın makul süratte tamamlanmamasından ötürü insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

58. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Didim

(Yenihisar) 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 27.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

60. Maddi tazminat istemi HAGB kararının uygulanma koşulu

olarak başvurucu tarafından tahsil edildiğinden bununla ilgili diğer taleplerin

reddine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul

boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Didim (Yenihisar) 2. Asliye Ceza Mahkemesine

(E.2016/446, K.2017/365) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 27.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Hüseyin MECEK Başvurucu : Özgür Ulaş ARMUTCUOĞLU Vekili : Av. Ayşegül YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/27396, 29 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve Olgular
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. A. Ulusal Hukuk
  9. B. Uluslararası
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal
  15. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  16. C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/27396
Tarih
29 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Onur Kılıç Başvurusu (B. No: 2015/3213)
  • Saime Sevik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20509)
  • A.a. Başvurusu (B. No: 2017/18699)
  • Halsan Halat ve Plastik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/28512)
  • Tekbir Tuğla İnş Oto Gıda Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/32083)
  • Ali Zeyrek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/6376)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.