İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özlem Gümüştaş Başvurusu (B. No: 2021/8574)

1. Başvuru, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

Başvuru No2021/8574Tarih8 Şubat 2023Okuma16 dk · 3.124 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Özlem Gümüştaş Başvurusu

Karar tarihi
8 Şubat 2023
Başvuru Numarası
2021/8574
R.G. Tarih ve Sayı
20/4/2023-32169
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.124 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol

tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/2/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

avukat ve aynı zamanda Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) genel başkanı olan

başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında MLKP

(Marksist-Leninist Komünist Parti) terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle

soruşturma başlatılmıştır.

5. Başvurucu, bu soruşturma kapsamında 26/10/2017

tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.

6. Başsavcılığın 3/3/2018 tarihli iddianamesiyle,

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma

suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu

davası açılmıştır. İddianamede, başvurucunun çeşitli yerlerdeki çatışmalarda

ölen MLKP terör örgütü mensupları için düzenlenen birçok etkinliğe katıldığı

belirtilmiştir. İddianamede ayrıca tanık ifadelerine de yer verilmiştir.

Tanıklar; MLKP terör örgütüne katılıp Suriye'ye gitmesinden endişe ettikleri

bir yakınlarıyla ilgili olarak bilgi almak için başvurucu ile görüştüklerini,

başvurucunun kendilerine konuyla ilgili araştırma yaptıktan sonra bilgi

ileteceğini ve polise gitmemeleri gerektiğini söylediğini belirtmiştir.

Tanıklardan biri ayrıca başvurucunun kendisine Rojava devriminin çok büyük

evrensel devrim olduğunu hatta avukat arkadaşlarının bile oraya gittiğini, çocukları

Suriye’ye giden birçok ailenin kendilerine başvurduğunu, ESP İl Başkanlığında

çalışan yöneticilerin dahi YPG'nin özel daveti ile oraya gittiğini söylediğini

dile getirmiştir.

7. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi 19/3/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/89 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

8. Mahkeme 5/10/2018 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutularak

tahliyesine karar vermiştir.

9. Anayasa Mahkemesi bu tutuklama tedbiriyle ilgili

olarak yapılan başvuruda (Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar, B. No:

2018/2014, 18/11/2020) tutuklamanın hukuki olduğu sonucuna varmıştır.

10. Başvurucu daha sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yürütülen başka bir soruşturma kapsamında 14/1/2021 tarihinde

gözaltına alınmıştır. Bu soruşturma 2015 ile 2020 yılları arasında MLKP terör

örgütünde faaliyet gösteren Ö.Ö.nün beyanlarına dayanmaktadır. Bu kişi tanık

sıfatıyla 23/11/2020 tarihinde alınan beyanında özetle 2015 ile 2020 yılları

arasında Kuzey Irak'ta ve Suriye'de MLKP silahlı terör örgütü üyesi olarak

kırsalda faaliyet gösterdiğini, MLKP'nin Suriye ve Irak'taki kamplarında

bulunduğu dönemde ESP'nin Hukuk Bürosunda faaliyet yürüten ve şu anki genel

başkanı olan başvurucunun MLKP silahlı terör örgütünün Türkiye sorumlusu

olduğunu ifade etmiştir.

11. Ö.Ö. ifadesinde ayrıca Irak'taki MLKP kampının üst

düzey sorumlusu ve aynı zamanda örgüt yöneticisi olan B.T.N. (kod adı Rakel)

ile S.P.nin (kod adı Ferzad Can) bulundukları bir ortamda Rakel kod isimli

örgüt yöneticisinin başvurucu için "Legal kitle örgütümüzde sorumlu

olması iyi oldu." şeklinde konuştuğunu, başvurucunun örgütün illegal

Komünist Kadın Örgütünün Türkiye sorumlusu olduğunu ve MLKP terör örgütünün

silahlı kolu olan FESK için ülkeye giren örgütçülerin yakalanması durumunda

Özlem Gümüştaş'ın ilgileneceğini duyduğunu, MLKP Merkez Komitesinin aldığı

talimatları ve görevlendirmeleri ESP üzerinden tabana aktardığını ileri

sürmüştür.

12. Başvurucu; Başsavcılık ifadesinde, hakkında beyanda

bulunan Ö.Ö.yü tanımadığını, 11 yıldır sosyalist dünya görüşüne sahip bir

partide faaliyet gösterdiklerini, şimdiye kadar terör örgütü ile iltisaklı

olduğu yönünde herhangi bir tespit bulunmadığını, bir terör örgütünün Türkiye

sorumlusu olduğunun söylenebilmesi için buna yönelik yasa dışı faaliyetlerinin

ortaya konulması ve somutlaştırılması gerektiğini, soyut ve hukuka aykırı bu

suçlamayı kabul etmediğini, bu ifadeyi veren kişinin bu konumunu bilebilecek

durumda olup olmadığının tespit edilmediğini, sorumlu olduğu tek kadın

örgütünün ESP'nin kadın yapılanması olduğunu, başka herhangi bir örgütün

denetimine tabi olmadığını, partisinin ideolojisi gereği devrim ve sosyalizm

mücadelesinde hayatını kaybetmiş herkesi sahipleneceklerini belirtmiştir.

13. Başvurucu 17/1/2021 tarihinde terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir.

Tutuklama talep yazısında, Ö.Ö.nün beyanlarına dayanılmıştır. Ayrıca

Başsavcılık ifadesi sırasında başvurucudan ESP binalarında bulunan, MLKP terör

örgütünün öldürülmüş mensuplarına ait olan fotoğrafları anlatması istendiğinde

başvurucunun "...Biz partimizin ideolojisi gereği devrim ve sosyalizm

mücadelesinde hayatını kaybetmiş herkesi sahipleniriz...." şeklinde

beyanda bulunduğu ve böylelikle MLKP terör örgütünü sahiplendiği ileri

sürülmüştür.

14. Başvurucu; sorgusunda, yaptığı tüm faaliyetlerin kamu

otoritelerinin denetimine açık olduğunu, herhangi bir yasa dışı faaliyet

sürdürmesinin mümkün olmadığını, örgüt üyeliğine ilişkin olarak dosyada delil

bulunmadığını, ithamların tamamen yoruma dayalı iddialardan oluştuğunu, benzer

iddialar ile İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden bir dava dosyasının

olduğunu, bu iddiaların ancak o davada delil olarak sunulabileceğini, açılacak

bir davanın mükerrer olacağını belirtmiştir.

15. İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliği 17/1/2021 tarihinde

başvurucunun tutuklanması talebinin reddine, başvurucunun konutu terk etmeme ve

yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol tedbirine tabi tutulmasına karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar şüphelinin üzerine

atılı suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunsa da; şüpheli hakkında UYAP

soruşturma ve kovuşturma kayıtları göz önünde bulundurulduğunda mükerrer işlem

olması ihtimali, gelinen aşamada delillerin karartılması ve kaçma şüphesinin

bulunmaması, olayın oluş şekli ve mevcut delil durumu itibariyle tutuklama

tedbirinin ölçülü olmayacağı, tutuklama tedbiri ile ulaşılmak istenen amacın

adli kontrol hükümlerinin uygulanması suretiyle de elde edilebileceği, bununla

birlikte şüphelinin benzer mahiyetteki bir çok eylemi nedeni ile hakkında işlem

yapıldığı ve derdest dosyalarının bulunduğu anlaşılmakla yeniden suç

işlenmesinin önlenmesi hususu da gözönünde bulundurularak İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın tutuklamaya yönelik talebinin reddine, Şüphelinin üzerine

atılı suçtan dolayı CMK 109/3-jmaddesi gereğince elektronik kelepçe takılmak

sureti ile konutunu terketmemesi, şüphelinin CMK 109/3-a maddesi uyarınca yurt

dışına çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol altına alınarak serbest

bırakılmasına... [karar

verildi.]"

16. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İzmir 5. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından 22/1/2021 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu aynı

tarihte kararı öğrenmiştir.

17. Başvurucu 22/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 8/4/2021 tarihinde

başvurucunun ikamet adresinin İstanbul'da bulunduğu, başvurucu hakkında aynı

suçtan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/89 sayılı dosyasında devam

eden bir davanın olduğu, bu soruşturma kapsamındaki delillerin anılan dava

dosyasına aktarılması ve delillerin beraber değerlendirilmesi gerektiği

gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.

19. Yetkisizlik kararı üzerine Başsavcılık 29/4/2021

tarihinde, Ö.Ö.nün beyanlarına dayanarak başvurucunun silahlı terör örgütü

kurma ve yönetme suçlarından cezalandırılması talebiyle iddianame

düzenlemiştir. Bu kamu davası başvurucu hakkında daha önce açılan ve İstanbul 27.

Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2018/89 sayılı dosya ile birleştirilmiştir.

20. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi 25/5/2021 tarihinde

konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin sona erdirilmesine karar

vermiştir.

21. Yargılama ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

22. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Esra

Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Anayasa Mahkemesinin 8/2/2023 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu, psikolojik sorunları olduğu bilinen bir

tanığın beyanına göre hakkında adli kontrol tedbiri kararı verilmesinin hukuki

olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde başvurucu hakkında uygulanan adli

kontrol tedbirinin kanuni bir dayanağının ve suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca başvurucunun adli kontrol altına

alınmasına neden olan suçun Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen, dolayısıyla

evleviyetle adli kontrole hükmedilebilecek suçlar arasında yer alması nedeniyle

adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının olduğu ifade edilmiştir. Ölçülülük

bakımından ise terör suçlarının soruşturulmasının zorlukları dikkate

alındığında başvurucunun özgürlüğünü tutuklamadan çok daha az sınırlayan adli

kontrol altına alınmasına karar verilmesinin keyfî, temelsiz ve ölçüsüz

olduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir.

26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını belirtmiş

ve ihlal iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

28. Genel ilkeler için bkz. Esra Özkan Özakça, §§

68-84.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

29. Başvurucu, terör örgütü üyesi olma suçundan 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca adli

kontrol tedbirine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

adli kontrol tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

30. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontrol

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce ön

koşul olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

31. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri

incelendiğinde başvuruya konu tedbirin dayanağını oluşturan suçlamaların

temelinde Ö.Ö. adlı kişinin beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi birçok kararında somut olgular içeren tanık anlatımlarını suç

şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep Uygun, B. No:

2016/76351, 12/6/2018, § 43; İsmail Çıtak, B. No: 2016/78629,

28/11/2019, § 52; Y.G., B. No: 2017/5933, 9/1/2020, § 55; İbrahim

Okur, B. No: 2016/50394, 27/2/2020, § 82; Mustafa Onuk, B. No:

2016/21484, 9/7/2020, §§ 49-52; Yusuf Erdoğan, B. No: 2017/11828,

10/2/2021, § 46). Ö.Ö.nün beyanları yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva

etmekte ve bu anlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları

doğrulama ya da çürütme imkânı tanımaktadır (bkz. §§ 10, 11). Bu doğrultuda söz

konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarak

kabul edilmesinin keyfî ya da temelsiz olduğu söylenemeyecektir.

32. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan adli

kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir.

33. Terörle bağlantılı suçlara ilişkin soruşturma ve

kovuşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesinde ve özellikle kişilerin

kaçmasının engellenmesinde tutuklama tedbiri ile konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrol tedbiri dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalabileceği

akılda tutulmalıdır. Öte yandan başvurucunun konutu terk etmeme suretiyle adli

kontrol altına alınmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu

Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında

olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma

şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 4/12/2004 tarihli

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasında yer

alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen, bu nedenle evleviyetle

adli kontrole hükmedilebilecek suçlar arasındadır.

34. Dolayısıyla somut olayın özel koşulları

gözetildiğinde kaçma şüphesine yönelik olgusal temellerin bulunduğu sonucuna

varılmıştır. Somut olayda konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin

başvurucunun kaçmasını önlenmesi meşru amacı yönünden işlevsel bir niteliği

vardır.

35. Son olarak başvurucu hakkındaki adli kontrol

tedbirinin ölçülü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

36. Terör suçlarının soruşturulması/kovuşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).

37. Konutu terk etmeme tedbirinin tutuklamaya göre temel

hak ve özgürlükler üzerinde daha hafif bir etki oluşturduğunun kabul edilmesi

gerekir. Zira konutta kesintisiz olarak bulunmak zorunlu olsa da kişilerin

konutta yaşayan ya da konuta gelen diğer kişilerle sosyal hayatını devam

ettirmesinde veya her türlü bireysel ya da kitlesel iletişim araçlarını

kullanmasında bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca tedavi olma vb. kimi durumlarda

kişilerin izinli sayılarak konutunu terk etmesine izin verilebilmektedir. Söz konusu

tedbirin bu niteliği ölçülülük bakımından dikkate alınmalıdır.

38. Sonuç olarak somut olayın yukarıda belirtilen

özellikleri de dikkate alındığında İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin

-başvurucunun özgürlüğünü tutuklamadan daha az sınırlayıcı nitelikteki- konutu

terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine karar vermesinin ölçülü olduğu

tespit edilmiştir.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE

Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 8/2/2023 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, psikolojik sorunları olduğu bilinen bir

tanığın beyanına göre hakkında konutu terk etmeme yönünde adli kontrol tedbiri

kararı verilmesinin hukuki olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Anayasanın 19. maddesi uyarınca bir suç şüphesi

altındaki kişiler kuvvetli belirti bulunması koşuluyla ancak delillerin yok

edilmesini, değiştirilmesini veya kaçmalarını önlemek maksadıyla veya kanunda

belirtilen başka nedenlerle tutulabilirler. Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararında konutu terk etmeme tedbirinin Kanunda öngörülen şartları ve uygulama

biçimini dikkate alarak (CMK m. 109), uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla

hareket serbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak

seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğu, dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır (Esra

Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020). Bu nedenle konutu terk

etmeme yönündeki adli kontrol tedbiri bakımından da Anayasanın 19. maddesindeki

güvencelerin aranması gereklidir.

3. Öte yandan Kanunun 109/1. maddesinde de adli kontrol

tedbiri için öncelikle tutuklama koşullarının bulunması gerektiği

belirtilmiştir. Bu durumda konutu terk etmeme tedbirine ilişkin incelemede

ilkin kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının incelenmesi, olumlu sonuca

ulaşılırsa bu kez tutuklamanın meşru nedenlerinin (amacının) ve ölçülülüğünün

incelenmesi gerekmektedir.

4. Başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma ve örgüt

propagandası yapma suçları nedeniyle yürütülen soruşturmada hakkında tedbir

kararının verildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme tedbir kararı gerekçesinde suç

işlediğine dair kuvvetli şüphenin bulunduğunu belirtmiş ise de bunun dayanağı

olan delilleri göstermemiştir. Bu nedenle soruşturma belgeleri incelendiğinde

başvuruya konu tedbirin dayanağını oluşturan suçlamaların temelinde Ö.Ö. adlı

itirafçı sanığın beyanlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ceza yarılamasında

itirafçı ifadelerine daima ihtiyatlı yaklaşılmıştır. AİHM’nin bir kararında

itirafçıların ifadelerinin delil olarak kullanılmasına ilişkin sorunlara ve bu

bağlamda anılan ifadelerin muğlak, manipülasyona açık, öç alma veya yarar

sağlama saiklerine bağlı olabileceği için objektif delillerle

desteklenemediğinde tutuklama için temel olamayacağına değinilmiştir (bkz. AİHM

Labita/İtalya, BD. Kararı, B. No: 26772/95, 6.4.2000, par.156 vd.).

5. Yargıtay kararlarında da benzer değerlendirmelerin yer

aldığı görülmektedir. Örneğin 16. Ceza Dairesinin 12/9/2018 tarihli ve

E.2018/2944 ve K.2018/2741 sayılı kararının ilgili kısmındaki değerlendirme

şöyledir; "İtirafçı sanık olup tanık sıfatı ile dinlenilen, etkin

pişmanlıktan yararlanmak için sanık aleyhine beyanda bulunma hususunda hukuki

menfaati bulunun S. A. isimli kişinin anlatımı tek başına hükme esas

alınamayacağından..” İncelenen başvuruya konu olayda da soruşturma belgeleri

arasında itirafçı ifadesi dışında dayanılan bir delilin görülememesi ve tedbir

kararı gerekçesinde herhangi bir delilin varlığından da söz edilmediğinden,

başvurucunun atılı suçu işlediğine ilişkin olarak kuvvetli belirtinin ortaya

konulamadığı sonucuna ulaşılmalıdır.

6. Kuvvetli belirtinin ortaya konulamaması durumunda

diğer unsurların araştırılması gerekli değildir. Fakat bilindiği gibi tutuklama

ve dolayısıyla konutu terk etmeme kararı için meşru amaç olarak kaçma veya

delil karartma şüphesinin bulunması zorunludur. Ne var ki incelenen başvuruda

İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinin gerekçesi şu olmuştur: "Her ne kadar

şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunsa da;

şüpheli hakkında UYAP soruşturma ve kovuşturma kayıtları göz önünde

bulundurulduğunda mükerrer işlem olması ihtimali, gelinen aşamada delillerin

karartılması ve kaçma şüphesinin bulunmaması, olayın oluş şekli ve mevcut delil

durumu itibariyle tutuklama tedbirinin ölçülü olmayacağı, tutuklama tedbiri ile

ulaşılmak istenen amacın adli kontrol hükümlerinin uygulanması suretiyle de

elde edilebileceği, bununla birlikte şüphelinin benzer mahiyetteki bir çok

eylemi nedeni ile hakkında işlem yapıldığı ve derdest dosyalarının bulunduğu

anlaşılmakla yeniden suç işlenmesinin önlenmesi hususu da gözönünde

bulundurularak…”

7. Görüldüğü üzere hakim kaçma ve delil karartma şüphesi

bulunmadığı kanısına ulaştığı halde tutuklama yerine adli kontrol uygulama

gereğinden söz etmiş, gerek tutuklama gerekse adli kontrol kararı verilebilmesi

için hukuken savunulamayacak bir gerekçe ortaya koymuştur. Hatta daha da ileri

giderek tutuklama veya adli kontrol kararı verilmesi için Anayasa veya Kanunda

bir dayanağı olmayan yeniden suç işlenmesinin önlenmesi amacı ile adli kontrol

kararı verildiği belirtilmiştir. Meşru amacının bulunmadığı da açıkça

anlaşılan, daha doğrusu kendi gerekçesinde meşru amacı olmadığını adeta ilan

eden bu adli kontrol kararının hukukiliğini tayin için ayrıca ölçülü olup

olmadığının incelenmesine hukuken gerek de imkan da bulunmamaktadır.

8. Sonuç olarak; sulh ceza hakiminin hukuk dışılığı açık

bulunan adli kontrol kararı ile başvurucunun 17.1.2021 ila 25.5.2021 tarihleri

arasında konutunda tutulu bırakıldığı ortada bulunmasına karşın Mahkememiz 1.

Bölümü sayın çoğunluğunca konuyla ilgili olarak Mahkememizin ilgili örnek

kararları dikkate almaksızınulaşılan ihlal olmadığı sonucuna katılmamaktayım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

İrfan FİDAN

Muhterem İNCE

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Özlem GÜMÜŞTAŞ

Vekili

:

Av. Ruken GÜLAĞACI

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Hakkında adli kontrol tedbiri kararı verilmesinin

hukuka uygun olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkin yapılan bireysel başvuruda başvurucunun Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edilmediğine ilişkin çoğunluk kararına katılmamaktayım.

2. Başvurucu 2015 ile 2020 yılları arasında MLKP terör

örgütünde faaliyet gösteren Ö.Ö.’nün beyanlarına dayalı olarak İzmir 4. Sulh

Ceza Hâkimliği’nce 17/1/2021 tarihinde konutu terk etmeme ve yurt dışına

çıkmama şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutulmuştur.

3. Başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin

hukuka uygunluğu noktasında hem suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti yönüyle

hem de uygulanan adli kontrol tedbirinin meşru amacının olmadığı gerekçesiyle

başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği kanaatindeyim.

4. Zira başvurulan adli kontrol tedbiri bağlamında suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak itirafçı sanık Ö.Ö.’nün beyanları bulunmaktadır.

Ancak, hukukun itirafçılara tanıdığı avantajları elde etmek amacıyla maddi

gerçeğe ulaşma dışında daha farklı amaçlarla itirafçı beyanlarının verilebilme

ihtimali dikkate alındığında itirafçılar tarafından verilen ifadelerin daha

titiz bir biçimde incelenmesi zorunluluğu ortaya çıkabilmektedir. Hatta bu tür

ifadelerin muğlak olabileceği ve ilgisiz olmasa bile kişileri doğrulanmamış

iddialara dayanılarak sanık durumuna sokup gözaltına alabilme riskini gündeme

getirebilmektedir. Bunun içindir ki Yargıtay içtihadında da vurgulandığı üzere

itirafçıların ifadelerinin başka delillerle desteklenmesi gerekmektedir.

5. Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bu konudaki bir

kararında itirafçı ifadelerinin delil olarak kabulü ile ilgili husus şu şekilde

ifade edilmektedir (Bkz.: 28/6/2010 tarihli ve E.2010/4770, K.2010/7689 sayılı

karar):

"Sanıkların savunmalarının aksine,

hakkında dava açılmadığı tespit edilen [C.B. ]’nin silahlı terör örgütünün dağ

kadrosuna götürülmesi eylemine katıldıkları hususunda itirafçı sanık Mahir

Çelik'in yakalandıktan uzunca bir süre sonra verdiği, başka yan delillerle de

doğrulanmayan savunması dışında, mahkûmiyetlerine yeterli her türlü kuşkudan

uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gözetilmeden beraatleri yerine

yazılı gerekçe ile mahkûmiyetlerine karar verilmesi, kanuna aykırı olup,

sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş

olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına... [karar verildi.]".

6. Esasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de

itirafçıların ifadelerinin başka delillerle desteklenmesi durumunda ancak delil

olarak kabul edilebileceklerini içtihadında ortaya koymaktadır. (Örnek olarak

bkz.: (Labita/İtalya ([BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §§ 152-159).

7. Dolayısıyla somut bireysel başvuruya konu olayda

itirafçının beyanlarının yan delillerle desteklenmediği görülmektedir. Bu

nedenle eldeki belgelere göre somut olayda başvurucu yönünden suç işlendiğine

dair kuvvetli belirtinin soruşturma makamlarınca yeterince ortaya konulamadığı

sonucuna ulaşmak gerekmektedir.

8. İkinci olarak, başvurucu hakkında uygulanan konutu

terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaçma ya da delillerin yok

edilmesini veya değiştirilmesini önlemek şeklinde meşru bir amacının ortaya

konulamadığını ifade etmek gerekir. Nitekim somut olayda İzmir 4. Sulh Ceza

Hâkimliği adli kontrol tedbirine hükmederken gelinen aşamada delillerin

karartılması ve kaçma şüphesinin bulunmadığını zaten açıkça belirtmiştir. Sulh

Ceza Hâkimliğinin kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunmadığını tespit

etmesine rağmen başvurucu hakkında yine de adli kontrol tedbirine hükmetmesinin

hukuka aykırı olduğu esasında Sulh Ceza Hâkimliğinin kendi kararı ile de ifade

edilmiş bir gerçek olarak göze çarpmaktadır.

9. Yukarıda sıralanan gerekçelerle başvurucu hakkında

uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukukiliği

bağlamında suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin ortaya konulamaması ve

başvurulan tedbirin meşru amacının bulunmaması nedeniyle başvurucunun

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki

kanaatine katılmamaktayım. Başkan Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2021/8574, 8 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin
  16. B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2021/8574
Tarih
8 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Mustafa Önal Başvurusu (B. No: 2018/9808)
  • İlyas Bulcay Başvurusu (B. No: 2020/24527)
  • Ali Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/52)
  • Esra Çakır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/8374)
  • Nusret Konan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30199)
  • Şaban Kurt ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2022/85832)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.