İçeriğe geç
AC
Genel Kurul Başvuru No: 2022/73725 Tarih:

Özlem Yıldırım Başvurusu (B. No: 2022/73725)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

KARAR

ÖZLEM YILDIRIM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/73725)

Karar Tarihi: 28/12/2022

R.G. Tarih ve Sayı: 31/1/2023-32090

GENEL KURUL

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; ByLock isimli programın verilerinin hukuka

aykırı şekilde elde edilmesi, mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil

olarak bu verilere dayanılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/7/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

adli yardım talebinin kabulüne ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı dışındaki

şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetlerin kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

4. Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine

karar vermiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Genel

Bilgiler

5. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve

yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) olduğunu

değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı

bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017,§§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

6. Yargı organları birçok kararda FETÖ/PDY'nin devletin

anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri

kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özellikler

taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi

amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir

terör örgütü olduğunu kabul etmiştir. Yargı organları kararlarında ayrıca

FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi

birçok özelliğinin bulunduğunu, bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve

karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (FETÖ/PDY'nin genel özellikleri

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; yargı organlarındaki

örgütlenme biçimi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, § 22; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, §

11).

B. ByLock

Programına İlişkin Açıklamalar

7. FETÖ/PDY'nin örgütsel haberleşme için oluşturduğu ve

örgüt mensuplarınca kullanılan iletişim yöntemlerinden birinin ByLock

uygulaması olduğu özellikle darbe teşebbüsünden sonra örgütle bağlantılı

soruşturma ve kovuşturmalarda tespit edilmiştir (Ferhat Kara [GK], B.

No: 2018/15231, 4/6/2020, § 23). ByLock haberleşme programıyla ilgili kavramsal

açıklamalara, programın tespitine, program verilerinin adli makamlara

ulaştırılmasına, adli sürece, programın yüklenmesine, iletişimde

kullanılmasına, genel ve örgütsel özelliklerine, yaygın uygulamalardan ayrılan

yönlerine, ByLock verilerinin niteliği, anlamlandırılması ve kişilerle

eşleştirilmesine ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına Ferhat Kara

kararında yer verilmiştir (Ferhat Kara, §§ 23-67).

C. Başvurucuya

İlişkin Süreç

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve

belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1990 doğumlu olup bireysel başvuru konusu

olayların geçtiği tarihte beyanına göre ev hanımıdır.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

aralarında başvurucunun da olduğu şüpheliler hakkında FETÖ/PDY'ye yönelik olarak

soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sürecinde Emniyet Genel Müdürlüğü

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (EGM-KOM) tarafından

ByLock verileri üzerinde yapılan inceleme sonucunda başvurucunun adına kayıtlı

iki ayrı GSM hattı aracılığıyla ve 226620 ile 419527 ByLock user-ID

numaraları üzerinden ByLock programını kullandığına dair tespitlerde

bulunulmuştur.

11. ByLock tespitlerine istinaden Başsavcılığın istemi

üzerine başvurucu hakkında İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/2/2019

tarihinde yakalama emri düzenlenmiştir. Yakalama emrinin henüz infaz

edilemediği aşamada, Edirne İl Jandarma Komutanlığına bağlı kolluk

görevlilerinin 19/11/2020 tarihli istihbari çalışmaları sonucunda üç kişinin

Meriç ilçesinde bulunan Kadıdondurma köyündeki 1. derece askerî yasak bölge

istikametine doğru gitmekte olduğu tespit edilmiştir. Aynı tarihte saat 02.30

sıralarında kolluk görevlilerince yakalanan bu kişilerden birinin B.B.,

diğerlerinin ise başvurucu ve eşi E.Y. ile dört yaşındaki çocukları oldukları

anlaşılmıştır.

12. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunmasıyla kollukta

alınan ifadesinde;

i. FETÖ/PDY ile herhangi bir irtibatının olmadığını,

eşinin avukat olduğunu, 2015 yılında eşi hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu

gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, kendisi hakkında soruşturma

yürütüldüğünden haberinin olmadığını söylemiştir.

ii. Eşinin soruşturma nedeniyle yurt dışına gitmeyi

planladığını, bu nedenle insan kaçakçılığı yapan kişilerle internet üzerinden

irtibat kurduğunu, 18/11/2020 tarihinde eşinin ayarladığı taksiyle Bursa'dan

İstanbul'a geldiklerini, Beylikdüzü ilçesinde kendilerini Yunanistan'a

götürecek olan iki kişi ile buluştuklarını, bu kişileri tanımadığını, birlikte

yakalandıkları B.B. ile de aynı yerde buluştuklarını ancak bu kişiyle de

tanışmadıklarını söylemiştir.

iii. Buluştukları iki kişinin bir araçla kendilerini

Edirne'ye getirdiğini, kaçak olarak sınırı geçmenin tehlikeli olabileceğini

düşünüp tereddüt yaşadıklarını ancak bu iki kişinin sınırı geçmenin tehlikeli

olmadığı yönünde telkinde bulunduğunu, araçla sınıra yakın yerde dolaşırlarken

kaçakçıların aniden araçtan inmelerini söylemeleri üzerine araçtan indiklerini,

ardından da kaçakçıların araçla oradan uzaklaştıklarını, sınırı geçmekten

ziyade bunun provasını yapmak için olay yerine getirildiklerini beyan etmiştir.

iv. Sınırı geçmeyi düşünmekle birlikte bu konuda kesin

karar vermediklerini, olay yerinde dolaşırken kolluk görevlilerince

yakalandıklarını söylemiştir.

v. ByLock tespitine konu iki GSM hattını da kendisinin

kullandığını, ara sıra telefonlarına uygulama mağazaları üzerinden bazı

programları merak saikiyle yüklediğini, ByLock programını da bu şekilde

indirmiş olabileceğini ancak bunu tam olarak hatırlamadığını ifade etmiştir.

vi. Kendisine ByLock tespitine konu iki ayrı user-ID

numarası ve buna bağlı tespit edilen veriler okunduğunda, bu program üzerinden

iletişime geçtiği belirlenen kişileri tanımadığını ve söz konusu yazışmaları

kendisinin yapmadığını, bu programı kullanmadığını savunmuştur.

13. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan 22/11/2020

tarihli sorgusunda da önceki savunmalarını tekrar eden başvurucu, sorgusunun

ardından tutuklanmıştır.

14. Soruşturmanın tamamlanması üzerine Başsavcılık, başvurucu

hakkında iddianame düzenlemiştir. Anılan iddianamede, başvurucu hakkındaki

ByLock tespitlerine ve yurt dışına kaçarken yakalanmış olmasına yer verilerek

başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

15. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucu

hakkındaki iddianame kabul edilmiş ancak suçun işlendiği yerin Edirne olması

gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Farklı mahkemelerce verilen

yetkisizlik kararları üzerine oluşan olumsuz yetki uyuşmazlığı, Yargıtay 5. Ceza

Dairesince yetkili mahkemenin Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) olduğuna

karar verilmek suretiyle çözümlenmiştir.

16. Mahkemece 28/6/2021 tarihinde duruşma hazırlığı

işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda, başvurucunun GSM numaralarının HTS

kayıtlarına ve bu hatlara tanımlanan internet protokol (IP) numaraları ile

ByLock sunucusuna ait olduğu belirlenen IP adresleri arasındaki bağlantıları

gösteren CGNAT (HIS) kayıtlarına, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan

(BTK) bu karar doğrultusunda gönderilecek kayıtlar üzerinde bilirkişi

incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.

17. Başvurucu, yargılamanın 14/7/2021 tarihli ilk

celsesinde yapılan sorgusunda, ByLock programını kullanmadığını ve hakkında

yapılan ByLock tespiti neticesinde belirlenen kişileri tanımadığını savunmuş;

önceki savunmalarından kısmen farklı olarak Edirne'ye yurt dışına kaçmak için

gitmediklerini, hatta gittikleri yerin Edirne olduğunu da bilmediğini, yolda

giderken bir tuhaflık olduğunu sezerek araçtan inmek istediğini ancak aracın

kapısı kilitli olduğu için araçtan inemediğini beyan etmiştir.

18. BTK tarafından gönderilen HTS ve CGNAT kayıtları

üzerinde bilirkişi olarak atanan polis memuru tarafından yapılan incelemeye

dair rapor, celse arasında dosyaya sunulmuştur. Anılan raporda şu tespitlere

yer verilmiştir:

i. Başvurucunun kullanımındaki 0534...63 numaralı GSM

hattına tanımlanan IP numaraları ile ByLock sunucularına ait IP adreslerine

9/11/2014 ile 24/11/2014 tarihleri arasında toplam 327 kez erişim sağlandığı

belirlenmiştir.

ii. HTS ve CGNAT kayıtları arasında baz istasyonu

karşılaştırması yapıldığında bu verilerde yer ve zaman durumu açısından

farklılık bulunmadığı, verilerin birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir.

19. Yargılamanın 17/8/2021 tarihli ikinci celsesinde

başvurucu, kendisine okunan bilirkişi raporunu kabul etmediğini ifade etmiştir.

20. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla

Mücadele Şube Müdürlüğünün 20/9/2021 tarihli yazısı ekinde, başvurucunun

0534...63 numaralı GSM hattı ile ilişkilendirilen 226620 ByLock user-ID

numarasına ve buna bağlı diğer verilere ilişkin güncellenmiş olarak düzenlenen

ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı celse arasında dosyaya sunulmuştur.

14/9/2020 tarihli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na göre başvurucu

adına kayıtlı ve başvurucunun kullanımında olan söz konusu GSM hattıyla ByLock

sunucusuna yapılan bağlantı sonucunda oluşturulduğu belirtilen verilerde;

i. User-ID numarası "226620", kullanıcı

adı "OZnurrr", şifre "9876.oznur", adı "oznur",

son online tarihi "17/2/2016, saat: 22.00.24", tespit

edilebilen ilk log tarihi "9/11/2014"dir.

ii. "226620 ID'ye Bağlı İrtibat Bilgileri"

başlığı altında aralarında Meriç'te birlikte yakalandıkları B.B. ve

başvurucunun eşi E.Y. ile anılan tutanağın ilerleyen bölümlerinde ByLock

üzerinden kendileriyle mesaj ve mail yoluyla irtibat kurulan ve

kullanıcılarının S.S., Z.Y., Ş.Y., F.E., T.T.T. olduğu tespit edilen kişilerin

kimlik ve ByLock user-ID numaralarına yer verilmiştir.

iii. "226620 ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri

İsimler (Roster)" ve "226620 ID'nin Eklediklerine Verdiği

İsimler (Roster)" başlığı altında, başvurucuyla ilişkilendirilen 226620

user-ID numarası ile ByLock üzerinden karşılıklı arkadaş ekleme işlemi

yapılan ve diğer user-ID numaraları kendileriyle ilişkilendirilen kişilerin

kimlik ve user-ID bilgilerine yer verilmiştir. Her iki başlık altındaki

verilere göre 226620 user-ID numarasına ait roster kayıtları

arasında, user-ID numaraları kendileriyle ilişkilendirilen başvurucunun eşi

E.Y. ile 19/11/2020 tarihinde birlikte yakalandıkları B.B.ninde olduğu tespit

edilmiştir.

iv. "226620 ID'ye Bağlı Mesajlaşmalar"

başlığı altında, ByLock üzerinden S.S. ve Z.Y. adlı kişilerle yapıldığı tespit

edilebilen ve çözümlenebilen yazışmalara yer verilmiştir. S.S. ile yapılan

yazışmalarda S.S.nin tanıştığı bir kişi hakkında başvurucuya bilgiler verdiği

saptanmıştır.

- S.S.nin, başvurucuyla ilişkilendirilen user-ID

numarasına 10/2/2016 tarihinde saat 21.55'te "tabiki ozlem",

aynı tarihte devam eden görüşme sırasında "bizim suan onunla konustugum

baska telefonum var", "ayri tel ve hat aldik", "orda normal

mesajlastigimiz icin detay konusamiyoruz", "onun icin istisare edip

izin almasi gerekiyormus" ve "istemezsen izin alalım

dedi" şeklinde,

- Aynı gün "ayy noldu bi[l]iyomusun",

"2. gorusmede", "abi bizi uyardi", "bitirn die"

şeklinde,

- Aynı gün"arada gittigi yerdeki hizmetleri vs

anlatti", "ayy bahara dedim ki", "hizmetten degil",

"ona soyleyemem yaa", "tedbirsiz" şeklinde mesaj

gönderdiği,

- 17/2/2016 tarihinde yapılan konuşma sırasında

başvurucuyla ilişkilendirilen user-ID numarası üzerinden S.S. ile

ilişkilendirilen user-ID numarasına "kuuzuu bisi diycem",

"whatsapp profiline koyma bnce kendini ordan gorusmesenizde sakincali

olblr" ve "sen yuzyuze gorustugunuzde sor istersen onada

yinede" şeklinde mesaj gönderdiği,

- Başvurucu ile ilişkilendirilen user-ID numarası

üzerinden 191954 user-ID numarasına "hahaaa dost dediklerimiz su

surecte dokuldular ya o babta yazmistim :))))" şeklinde mesaj

gönderildiği tespit edilmiştir.

v. "226620 ID'ye Bağlı Mailler" başlığı

altında, aralarında başvurucuyla ilişkilendirilen user-ID'nin de bulunduğu

birden fazla user-ID numarasına gönderilen maillere yer verilmiştir. Bu

maillerin bazılarında;

- F.E. ile ilişkilendirilen user-ID üzerinden 25/5/2015

tarihinde "BAHÇELİ EVLER İLÇESİ BİLGİ NOTU" başlığı altında

"Bahçelievler ilçesinde 15 günlük süreli araç, çanta ve üst araması için

izin aldıkları biliniyor. Akşamları uygulama noktalarında aramalar bu şekilde

yapılacağı için; 1) Üzerimizde not, döküman vs. tedbire muhalif hiçbir şey

taşımayalım. 2) Toplantılarımızı saat 23.00 de bitirmeye gayret edelim. 3) Açık

flaş bulundurmayalım. 4) Telefonlarımız açık vaziyette olmasın (ByLock

yazışmalarımıza bakılmaması için) 5) Polislerle dikleşmeyelim. Rahat bir tavır

içerisinde olalım" şeklinde uyarılarda,

- T.T.T. ile ilişkilendirilen user-ID üzerinden 19/8/2015

tarihinde, o tarihlerde yaşanan bazı siyasal gelişmeler hakkında bilgiler

aktarılıp bu gelişmelerin örgütün Endonezya yapılanmasına etkilerine ilişkin

değerlendirmeler yapılmıştır.

vi. "226620 ID'nin Arama Kayıtları"

başlığı altında, söz konusu program kullanılarak başvurucunun eşi E.Y. ile

ilişkilendirilen user-ID arasında 20/10/2014 tarihinde arama işlemi yapılmaya

çalışıldığı ancak bu işlemle ilgili olarak "canceled" şeklinde

tespitte bulunulmuştur.

vii. "226620 ID'ye Bağlı IP Log Tablosu"

başlığı altında, Android işletim sistemli cihaz kullanılarak 9/11/2014

ile 17/2/2016 tarihleri arasında ByLock işletim sistemine yapılan 21 adet "login"

işlemine, "226620 ID'ye Bağlı Tüm Log Tablosu" başlığı altında

da 29/11/2014 ile 17/2/2016 tarihleri arasında ByLock iletişim sisteminde

yapılan ve "Send Chat", "Receive Chat", "Send

Mail", "Add Friend", "Remove Friend" şeklinde

adlandırılan toplam 497işleme yer verilmiştir.

21. Yargılamanın 14/10/2021 tarihli son celsesinde

başvurucuya 226620 user-ID için düzenlenen, güncellenmiş ByLock Tespit

ve Değerlendirme Tutanağı okunduğunda başvurucu; önceki savunmalarını tekrar

ederek anılan tutanakta yer alan verileri kabul etmediğini ve ByLock programını

kullanmadığını beyan etmiştir. Yargılama sonucunda Mahkeme, atılı suçu işlediği

kanaatine vardığı başvurucuyu 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.

22. Mahkûmiyet gerekçesinde, başlangıçta terör kavramının

hukukumuzdaki yeri açıklanmış; sonrasında hem FETÖ/PDY'nin kuruluşu, amaçları

ve yapılanmasıyla ilgili olarak hem de ByLock iletişim programına, bu programa

dair verilerin hukuka uygun delil olduğuna ve programın örgütün kullanımına

sunulmuş, örgütsel amaçlarla kullanılan bir program olduğuna dair açıklamalara

yer verilmiştir. Mahkûmiyete gerekçe olarak başvurucu hakkındaki tespitler şu

şekildedir:

"Sanığın [534...63] nolu gsm hattı ile

İD;226620, Kullanıcı Adı; OZnurrr, Şifre;9876.oznur, Adı; oznur bilgileri ile

bylock kullanıcısı olduğu, Bu kapsamda; Mahkememizce alınan 29.07.2021 tarihli

bilirkişi raporunda, 'Sanığa ait telefon ve imei numaraları üzerinden CGNAT

kayıtları, BTK'dan dan gelen IP mobil veri trafiği sorgulamaları üzerinden

yapılan BAZ_KONUM karşılaştırılmasında, Sanığın kendi adına kayıtlı/kullandığı [534...63]

numaralı gsm hattı ile 09.11.2014 ile 24.11.2014 tarihleri arasında bylock

programını kullandığı, 327 adet ve 39 sahifeden oluşan Log kaydının mevcut

olduğu, hedef IP lerin bylok IP si olarak bilinen 46.166.160.137,

46.166.164.177 nolu Ip olduğu, 'telefon numarası üzerinden yapılan inceleme ve

tespitlerde tüm BTK verileri üzerinden yapılan görüşmeler esas alınarak

kayıtlar arasında farklılık olmadığı, aynı zaman dilimi içerisinde aynı yerde

bulunduğu, bir çakışma tespit edilemediği, birbirleriyle uyumlu oldukları', bu

şekilde sanığın yukarıda belirtilen Yargıtay kararında belirtildiği üzere

Fetö/pdy'nin gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullandığı tespit

edilmiştir.

Açıklanan hususlar birlikte

değerlendirildiğinde; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas

2017/3 karar sayılı kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı

ilamında açıklandığı üzere; Sanığın oluşturulması, dahil olunması, kullanılması

ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü

mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı olan ByLock programını örgüt

talimatı ile telefonuna yükleyip kullanması, bylock örgütsel yazışma

içerikleri, sanığın soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde ve

yapılan aramalara karşın sanığa ulaşılamadığı, sanığın son olarak 19.11.2020

tarihinde saat 02:30 sıralarında Edirne Kadıdondurma Köyü 1. Derece askeri

yasak bölge istikameti yönünde, askeri yasak bölge sınır noktasına 100 metre ve

yine Meriç nehri Yunanistan sınır noktasına da 300 metre mesafede yanında

benzer FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçlarından arandıkları anlaşılan ve

Bylock arkadaş listesinde de yer aldıkları anlaşılan eşi [E.Y. ve B.B.] isimli şahıslarla

birlikte yurtdışına kaçak yollarla gitmeye çalıştıkları esnada

yakalandıklarının dikkate alındığında sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu,

örgütle organik bağının bulunduğu, örgüt adına süreklilik, çeşitlilik ve

yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin olduğu, kendisine verilen

talimatlara uyduğu ve bu şekilde Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyesi

olduğu"

23. Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu Bursa Bölge

Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 15/12/2021 tarihinde esastan

reddedilmiştir.

24. Yargıtay, temyiz edilmesi üzerine Mahkemenin

14/10/2021 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak verilen istinaf

başvurusunun esastan reddi kararını 12/5/2022 tarihinde onamıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

25. İlgili hukuk için bkz. Ferhat Kara, §§

83-110.

26. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/9/2017

tarihli ve E.2017/1823, K.2017/4870 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti

Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilk derece

kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı ilamında açıklandığı

üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri

itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan

kriptolu iletişim ağı ByLock'u yoğun biçimde kullandığı, yazışma içerikleri

incelendiğinde örgüt içerisinde para toplamak ve toplantılar yapmak gibi

faaliyetlerde bulunduğu, örgütsel gizlilik adına ayrıca Kakao isimli programı

da kullandığı belirlenerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul

edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak

elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların

temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri

değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen

verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda

öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek

suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri

sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince

temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA"

27. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/6/2020

tarihli ve E.2019/11650, K.2020/3039 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Yargıtay Ceza Genel Kurulu

tarafından onanarak kesinleşen dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla

verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, 'Bylock

iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları

amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları

tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil

olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her

türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti

halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı'nın kabul edildiği

dikkate alınarak, somut dosyada sanık [S.nin] kullandığını kabul ettiği [...] ID numaralı

Bylock’ta sadece diğer sanık [Ö.nün] ekli olması ve yazışma

içeriklerinin örgütsel nitelikte olmadığının anlaşılmasına rağmen hatalı

değerlendirmeyle sanığın, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve

gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının kabul edilerek

yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi [kanuna aykırıdır.]"

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Anayasa Mahkemesinin 28/12/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hukuka

Aykırı Olarak Elde Edilen Delillere Dayanılarak Mahkûmiyet Kararı Verilmesi

Nedeniyle Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu; ByLock verilerinin Millî İstihbarat

Teşkilatının (MİT) istihbari nitelikteki çalışmaları sonucu ve hukuka aykırı

olarak elde edildiğini, bu sebeple yasak delil niteliğinde olduğunu ve hakkında

verilen mahkûmiyet kararına bu verilerin dayanak alınamayacağını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, kanuni bir temele

dayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada

kullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları adil yargılanma hakkının

güvencelerinden olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemiş;

bu konudaki ilkeleri belirlemiştir (birçok karar arasından bkz. Yaşar Yılmaz,

B. No: 2013/6183, 19/11/2014, §§ 38-60; Orhan Kılıç [GK], B. No:

2014/4704, 1/2/2018, §§ 42-51). Buna göre Anayasa Mahkemesinin görevi, belirli

delil unsurlarının hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğini tespit etmek

değildir. Anayasa Mahkemesinin görevi, hukuka aykırı olduğu ilk bakışta

anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilen

delillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıp

kullanılmadığını ve bu hukuka aykırılığın bir bütün olarak yargılamanın adil

olup olmamasına etkisini incelemektir (Orhan Kılıç, § 46). Somut

başvuruda anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

31. Anayasa Mahkemesi, Ferhat Kara kararında

anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan bir terör örgütüyle ilgili

istihbarat çalışmaları sırasında rastlanan ByLock uygulamasına ilişkin

verilerin bu örgüte yönelik olarak yürütülen soruşturmalarda/yargılamalarda

maddi gerçeğe ulaşılmasına katkı sunması amacıyla Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına iletilmesinde bir hukuka aykırılığın bulunmadığı gibi bu yönde

derece mahkemelerince yapılmış bir tespitin de olmadığını vurgulamış; ByLock

iletişim sistemine ilişkin dijital materyallerin ve bu materyallerle ilgili

olarak düzenlenen teknik raporun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına

ulaştırılmasının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren uygulama

olmadığı kanaatine varmıştır (Ferhat Kara, § 136).

32. Mevcut başvuruda Ferhat Kara kararında

ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. ByLock

Verilerinin Mahkûmiyet Kararında Tek veya Belirleyici Delil Olarak Kullanılması

Nedeniyle Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu; hakkında verilen mahkûmiyet kararında

ByLock verilerinin tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının hukuka

aykırı olduğunu, ByLock programını kullandığını kabul etmemekle birlikte bu

programı kullandığı değerlendirilse bile ByLock Tespit ve Değerlendirme

Tutanağı'ndaki görüşme içeriklerinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ve

örgütsel nitelik taşımadığını, buna rağmen söz konusu verilerin aleyhinde delil

olarak kabul edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

36. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz

konusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin

Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa

Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak

bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip

edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK],

B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

37. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai

durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir

şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına

girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin

temelden sarsıldığı ve adil yargılama hakkı kapsamındaki usule ilişkin

güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai durumlarda, aslında

yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin

bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece

mahkemelerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle

getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın

hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın

sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derece

mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve

adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle

getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara, § 149).

38. Somut olayda başvurucu, mahkûmiyet kararında ByLock

verilerinin belirleyici delil olarak kullanılması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de adil yargılanma hakkı kapsamındaki

usule ilişkin güvencelerden hangisinin ihlal edildiğini açıkça belirtmemiştir.

Başvurucunun bu ihlal iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule

ilişkin güvencelerden biri ya da birkaçı yönünden incelenmesi de mümkün

görünmemektedir. Bu durumda geriye, Mahkemenin ByLock verilerini mahkûmiyet

kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanmasının adil yargılanma hakkı

kapsamındaki usul güvencelerini tamamen etkisiz hâle getiren ve açıkça keyfî

bir uygulama olup olmadığının değerlendirilmesi kalmaktadır. Bunun için

öncelikle ByLock verilerinin delil olarak kullanılmasıyla ilgili sürecin ne

şekilde geliştiğinin ve daha sonra Mahkemenin buna ilişkin değerlendirmesinin

incelenmesi gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ferhat Kara, § 150).

39. Anayasa Mahkemesince Ferhat Kara kararında

ByLock programından elde edilen verilerin mahkûmiyete esas alınması yönünden

değerlendirmeler yapılmıştır. Anılan kararda; soruşturma birimlerinin adli

makamlara hitaben ByLock programının gizliliğini sağlamaya dönük teknik

özelliklerine, kullanım şekline, şifrelenme biçimine, cihaza yüklenme

yöntemine, kullanım alanlarına ve amacına yönelik olarak ayrıntılı bilgiler

içeren teknik ve kronolojik raporlar düzenlediği, bu raporlarda ByLock

programının yaygın ticari mesajlaşma programlarından farklılıklarına ve

örgütsel özelliklerine değinildiği belirtilmiştir. Söz konusu hususlara örnek

olarak yaygın ticari mesajlaşma programlarında kolay yükleme, rehberdeki

kişilerin programa senkronize olması, telefon numarası, e-posta ile kimliğin

tespiti ve şifreleme hususlarına öncelik verildiği hâlde ByLock programının

bunların aksine yüklemeyi, sisteme dâhil olmayı ve kişilerle iletişime geçmeyi

zorlaştırdığı, kullanıcı kimliğinin kısmen veya tamamen tespitini sağlayan

herhangi bir veriyi kayıt işlemlerinin hiçbir aşamasında talep etmediği

vurgulanmıştır (Ferhat Kara, § 151).

40. Anılan kararda, ByLock programı aracılığıyla

gönderilen mesajlarda ve e-postalarda örgüt mensuplarının ifadelerinde beyan

ettikleri örgütsel bazı kısaltmalara ve örgüte ait literatüre yer verildiği

belirtilmiştir. Ayrıca bu program üzerinden iletişim kurabilmek için her iki

kullanıcının birbirini eklemesinin gerekmesi programın örgütsel hücre tipine

uygun şekilde kurgulandığının işareti olarak değerlendirilmiştir. Darbe

teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturmalara ait

dosyalardaki ifadelerde, ayrıca örgüt üyelerinin gönderdikleri mesaj ve

elektronik postalarda bu programın örgütsel iletişimi sağlamak üzere

oluşturulan bir haberleşme aracı olduğu ve bu amaçla kullanıldığı ifade

edilmiştir (Ferhat Kara, § 152).

41. Söz konusu kararda atıfta bulunulan Yargıtay Ceza

Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli ve E.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı

kararında, soruşturma makamları tarafından tespit edilen teknik veri ve

bilgiler ile FETÖ/PDY'nin örgütlenme şekli ve özellikleri birlikte dikkate

alınarak ByLock'un çalışma sistematiği ve yapısı itibarıyla münhasıran FETÖ/PDY

mensuplarının kullanımına sunulan bir program olduğu sonucuna ulaşıldığı,

Yargıtay içtihatlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY mensuplarının

kullanması amacıyla oluşturulan bir ağ olduğunun belirtildiği vurgulanmıştır.

Böylece Yargıtay kararlarında, örgüt talimatıyla bu ağa dâhil olunduğunun ve

gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden

uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespitinin kişinin örgütle

bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edildiği belirtilmiştir (Ferhat

Kara, § 153).

42. Ferhat Kara kararında, ByLock verilerinin esas

olarak iki kaynağa dayandığı, bunlardan ilkinin ByLock sunucusundan elde edilen

ve MİT'in adli makamlara iletmesinden sonra teknik birimlerce hâkimlik/mahkeme

kararına istinaden üzerinde inceleme yapıldığı veriler, ikincisinin ise ByLock

sunucusuna ait hedef IP'lere Türkiye'den hangi IP'lerden erişildiğini gösteren

CGNAT kayıtları olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda yargı organlarının ByLock

kullanıcısının gerçekte kim olduğunu ve kişinin örgüt içindeki hiyerarşik

konumunun ne olduğunu belirlerken bu hususta önemli bilgiler içeren ByLock

sunucusu verilerinden faydalandıkları, bu kapsamda ByLock sunucusunda kaydı

olan kullanıcıların user-ID numaralarının, kullanıcı adı ve şifre bilgilerinin,

bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin, hangi tarihler arasında kaç

kez bağlantı yapıldığının, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiğinin

tespitinin mümkün olabildiği aktarılmıştır (Ferhat Kara, § 154).

43. Ferhat Kara kararında yargı kararları ile adli

ve teknik raporlarda yer alan değerlendirmelere atıfta bulunularak ByLock

programının indirilmesinin mesajlaşma/haberleşme göstergesi olmadığı, kayıt

esnasında öncelikle kullanıcının bir kullanıcı adı ile parola üretmesi

gerektiği, haberleşme/mesajlaşma için ise kayıt sırasında kullanıcılarca

belirlenen ve kullanıcıya özel olan kullanıcı adı/kodunun

bilinmesinin ve arkadaş ekleme işleminin karşı tarafça onaylanmasının zorunlu

olduğu, karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkânının bulunmadığı

vurgulanmıştır. Söz konusu kararda ayrıca Yargıtay kararlarında ByLock Tespit

ve Değerlendirme Tutanağı'nın kişinin hukuki durumunun belirlenmesi bakımından

önemli olduğunun belirtildiği, anılan tutanağın ByLock sunucusunda kaydı olan

kullanıcının user-ID numarası, kullanıcı adı ve şifre bilgileri ile sunucuda

tespit edilen log kayıtları gibi verilerin ve varsa mesaj/e-posta içeriklerinin

çözümünü, bu kişinin kurduğu ya da katıldığı gruplara kayıtlı diğer

kullanıcıların birbirleriyle olan ilişkisini ortaya koyan bir belge olduğunun

değerlendirildiği açıklanmıştır. Bununla birlikte Yargıtay kararlarında kişinin

örgütsel gizliliği sağlama ve haberleşme amacıyla ByLock sistemine girdiğinin

ve bu sistemi kullandığının kanıtlanmasında ByLock Tespit ve Değerlendirme

Tutanağı'nın ve CGNAT kayıtlarını içeren belgelerin önem taşıdığının

belirtildiği ortaya konulmuştur (Ferhat Kara, § 156).

44. Ferhat Kara kararında ayrıca bir ByLock

user-ID numarasının kendisiyle eşleştirilen kişiden farklı bir kişi tarafından

kullanıldığına dair -somut olayın koşullarına göre- şüphe oluşması durumunda

yapılması gereken adli işlemlere dair açıklamalar içeren Yargıtay Ceza Genel

Kurulunun 27/6/2019 tarihli ve E.2018/16-418, K.2019/513 sayılı kararına da yer

verilmiştir. Söz konusu karara göre sanık adına kayıtlı GSM ya da ADSL

aboneliğinin veya bu abonelikler üzerinden internete bağlanan cihazların bir

başkası tarafından kullanıldığına, bu abonelikler üzerinden kurulan internet

bağlantısı için gerekli şifre gibi bilgilerin sanık tarafından başkalarıyla

paylaşıldığına ya da başkaları tarafından hukuka aykırı olarak ele

geçirildiğine yönelik savunmalar söz konusu olduğunda bu konuda gerekli

araştırma ve incelemelerin yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla user-ID bilgisi

içeren tutanakların sanığın aboneliğini ya da cihazını kullandığını iddia

ettiği kişiyle ilgili olarak yapılacak araştırmalar sonucunda elde edilecek

verilerle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Maddi gerçeğin ortaya

çıkarılabilmesi için gerekli görülmesi hâlinde KOM'un güncel ByLock sorgu

sonuçlarına dair raporu ile varsa CGNAT ve HTS kayıtları da getirtilip

incelenmelidir (Ferhat Kara, § 157).

45. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin ByLock kullanımının

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne esas

alındığı bazı yargılamalara ilişkin bireysel başvurularda bu programı

kullandıklarını kabul etmeyen başvurucular yönünden adil yargılanma hakkı

kapsamındaki muhtelif güvencelerin ihlal edildiğine dair verdiği kararlara da

değinmek gerekir:

i. Anayasa Mahkemesi Sabri Yılmaz (B. No:

2018/11960, 30/3/2022) kararında ByLock içerikleri ve CGNAT kayıtlarının

getirtilmeksizin salt ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı ve HTS kayıtlarının

birbiriyle uyumlu olduğuna dair Yargıtay kararlarında aranan şartları taşımayan

bilirkişi raporuna dayanılarak başvurucunun ByLock kullandığı kabul edilip

hükme esas alınan bu verilerin doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması için

başvurucunun gösterdiği delillerle ilgili gerekli ve yeterli

inceleme/değerlendirme yapılmamasının başvurucuyu iddia makamı karşısında usule

ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma

düşürdüğü, bu nedenle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Sabri

Yılmaz, § 49).

ii. Yunus Usluer (B. No: 2018/38137, 10/5/2022) ve

Nagehan Özgül (B. No: 2018/38165, 15/6/2022) kararlarında, ByLock

kullanıldığına dair kabule ByLock içerikleri getirtilmeksizin, ByLock Sorgu

Sonucu Tutanağı'na dayanılarak ulaşılmıştır. Ancak Yargıtay uygulaması

kapsamında ByLock kullanımının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate

ulaştıracak teknik verilerle tespiti yönünden -tek başına- yetersiz görülen bu

tutanağın somut olayların koşullarında hangi nedenle ByLock kullanıldığına dair

kesin kanaate ulaştıracak nitelikte bir teknik veri/delil olarak kabul edildiği

hususu derece mahkemeleri ile kanun yolu incelemesi yapan bölge adliye

mahkemesi ve Yargıtay kararlarında açıklanmamıştır. Belirtilen nedenlerle

kolluk birimleri tarafından düzenlenen bu tutanağın içeriği ile başvuruculara

isnat edilen eylemler arasındaki bağlantının açık bir şekilde ortaya

konulmadığı sonucuna ulaşılarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiştir (Yunus Usluer, §§ 40-44).

iii. Oğuzhan Aksoy (B. No: 2018/37293, 13/9/2022)

kararında, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı getirtilmeden Yargıtay

kararlarında üst veri olarak değerlendirildiği hâlde mahkûmiyet

kararında ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dâhil olunduğu ve

gizliliği sağlamak için bu programın haberleşme amacıyla kullanıldığı

kabulüne tek ve belirleyici delil olarak CGNAT kayıtları esas alınmıştır.

Anılan delilin bu kabule uygunluğu yönünden başvurucunun ByLock programını

örgüt içi haberleşme amacıyla kullanmadığına dair savunmalarına hangi yönüyle

itibar edilmediğinin tartışılmadığını, başvurucuya bu kayıtların tümünü

inceleme ve içeriğine karşı etkili şekilde itirazda bulunma olanağı

sağlanmadığını tespit eden Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma

hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiği sonucuna ulaşmıştır (Oğuzhan Aksoy, §§ 66-68).

iv. Adına ADSL aboneliği bulunan kişinin bu aboneliğe ait

IP adresleri aracılığıyla ByLock sunucularına yapılan bağlantı üzerine

oluşturulan ByLock user-ID numarası ve buna bağlı verilere itiraz etmesi

durumunda söz konusu verilerin bu kişi tarafından oluşturulup

oluşturulmadığının belirlenmesi açısından bazı teknik araştırmalar yapılması

gerekebilmektedir. Harun Evren (B. No: 2020/17037, 13/4/2022) kararına

konu olayda; tespit edilen user-ID numarasının bir başkası tarafından

kullanıldığı iddia edilmesine rağmen bu numaraya bağlı roster

kayıtlarındaki diğer user-ID numaralarını kullanan kişilerin tespiti ve

gerektiğinde tanık sıfatıyla ifadelerinin alınmasına, yine bu kişiler hakkında

yürütülen soruşturma dosyalarının getirtilmesine dair delil toplatılması

talepleri reddedilmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi, -somut olayın

koşullarına göre- başvurucuya kendisinin elde etme olanağı bulunmayan

delillerin aksini ortaya koyma hususunda makul imkânlar sunulmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Harun Evren, §§ 40-44).

v. Anayasa Mahkemesi Y.Y. (B. No:

2020/22966, 19/10/2022) kararında, ByLock programını kullandığını kabul etmeyen

başvurucu açısından ByLock kullanımına dair tespitin mahkûmiyet için önemli

ağırlıkta delil olarak kabul edildiğini değerlendirmiştir. Ancak bu hususu

teknik verilerle ispat ettiği kabul edilen ve istinaf başvurusu sırasında

dosyaya giren ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın bölge adliye

mahkemesince duruşmada başvurucu ve müdafiine okunarak bu delile karşı iddia ve

itirazlarını etkili şekilde sunma olanağı tanınmaksızın bu belgeye istinaf

başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın gerekçesinde yer vermekle

yetinilmesinin başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan

yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürdüğü

belirlenmiştir. Bu nedenle Y.Y. kararında, bölge adliye

mahkemesince izlenen yöntemin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucunun menfaatlerini koruyan

güvenceler içermediği, dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamındaki

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır (Y.Y., §§ 36-38).

vi. Anayasa Mahkemesi tanık sorgulama hakkının ihlali

iddiasına ilişkin bir kısım başvuruda duruşmada dinlenilmeyen tanıkların

beyanlarının mahkûmiyet hükmü açısından tek veya belirleyici delil niteliğinde

olup olmadığını tespit ederken ByLock'a ilişkin verileri de mahkûmiyet kararına

etkisini belirlemek amacıyla irdelemiştir. Bu kapsamda Hasan Bati (B.

No: 2019/8419, 28/6/2022) kararında Anayasa Mahkemesi öncelikle derece

mahkemesinin yargı çevresinde ikamet eden tanıkların huzurda dinlenilmesine

ilişkin herhangi bir çaba göstermediğini tespit etmiştir. Sanığın ByLock

kullanıcısı olup olmadığının silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu

açısından belirleyici olması durumunda ByLock Tespit ve Değerlendirme

Tutanağı'nın dosyaya getirtilmesi, anılan tutanağın temin edilememesi hâlinde

operatör kayıtları ile eşleştirme yapılmak üzere BTK'dan getirtilen CGNAT

kayıtları ile HTS sonuçlarının karşılaştırılıp belirtilen hat üzerinden ByLock

kullanan kişinin sanık olup olmadığı doğrultusunda bilirkişiden teknik rapor

alınarak hüküm kurulması gerektiği yönündeki Yargıtay içtihadına rağmen somut

olayda ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı dosyaya getirtilmediği gibi

teknik bilirkişi raporunun da temin edilmediği ifade edilmiştir. Anayasa

Mahkemesi gerekçeli karar içeriğinden tanık anlatımlarının başvurucunun silahlı

terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kanaatin oluşmasında ve temel cezanın alt

sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde dikkate alındığı, dolayısıyla

sorgulama imkânı tanınmayan tanıkların anlatımlarının mahkûmiyet kararına

götüren tek olmasa da belirleyici nitelikte delil olduğunu kabul etmiştir.

Anayasa Mahkemesi sonuç olarak başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğine karar vermiştir (Hasan Bati, §§ 26-35; benzer yöndeki diğer

kararlar için bkz. Zekeriya Sevim, B. No: 2018/18989, 16/6/2021; Uğur

Özcan, B. No: 2021/12137, 26/7/2022; Metin Akdemir (2), B. No:

2020/3964, 21/9/2022).

46. Ferhat Kara kararında, örgütsel iletişimi sağlamak

amacıyla kişilerin ByLock kullanımlarının tespiti açısından adli makamlarca

yapılması gerekli görülen araştırma ve değerlendirmelere ilişkin yer verilen

Yargıtay kararları gözönünde bulundurularak Yargıtayın ve derece mahkemelerinin

ByLock'a yönelik yaklaşımının kategorik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Ferhat

Kara, § 159). Benzer şekilde yukarıda bir kısmına yer verilen ve adil

yargılanma hakkı kapsamındaki muhtelif güvencelerin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılan bireysel başvurulara ilişkin karar içeriklerinden Anayasa Mahkemesinin

de ByLock'a yönelik yaklaşımının kategorik olmadığı anlaşılmaktadır.

47. Diğer yandan Ferhat Kara kararında, adli ve

teknik raporlar ile Yargıtay kararlarına göre ByLock'un varlığı, örgütsel önemi

ve gizliliği ile nasıl kurulup kullanılacağı ve diğer kişilerle iletişime

geçilmesi için arkadaş ekleme işleminin ne şekilde yapılacağı hususlarında

başka bir örgüt mensubu tarafından kişinin bilgilendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir. Yine adli birimlerin yaptığı araştırmalara göre ByLock

programında kullanım kılavuzu, sık sorulan sorular ve geri bildirim alanı gibi

bölümlere yer verilmediğine değinilmiştir. Dolayısıyla örgütsel amaçla

kullanılması için tasarlanmış bu programı örgütle irtibatı olmayan bir kişinin

-genel uygulama mağazaları ile bazı internet sitelerinde rastlayarak indirmesi

durumunda bile- bir örgüt mensubunun yardımı olmaksızın kullanması ve başka

kişileri arkadaş olarak ekleyip onlarla iletişim kurması imkânı bulunmadığı

belirtilmiştir. Anılan kararda, adli işlemlerde de programın cihaza

indirilmesinin değil anılan uygulamaya kaydolunmasının ve örgütsel amaçla

kullanılmasının esas alındığı ifade edilmiş; nitekim adli makamların

tespitlerine göre de sırf ByLock'u cihazına indirdiği gerekçesiyle kimse

hakkında soruşturma başlatılmadığı vurgulanmıştır. Diğer yandan buna rağmen

aksinin iddia edilmesi hâlinde soruşturma ve yargı organlarınca bu hususun da

araştırıldığı sonucuna ulaşılmıştır (Ferhat Kara, § 158).

48. Söz konusu kararda, derece mahkemelerince ByLock'a

ilişkin olarak yapılan tespit ve değerlendirmelerin olgusal temellerden yoksun

olduğunu söylemenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu bağlamda derece

mahkemelerince ByLock uygulaması yönünden değerlendirme yapılırken ve bu

çerçevede anılan programdaki veriler kişilerle (sanıklarla) eşleştirilirken

delilden kişiye (sanığa) ulaşılması yönteminin esas alındığı vurgulanmıştır.

Öte yandan bu değerlendirmelerin tek bir verinin hükme esas alınmasına değil

farklı kaynaklardan elde edilen bilgi, belge, kayıt ve verilerin birbirleriyle

karşılaştırılarak teyit edilmesine dayandığı, suç isnadı altındaki kimselerin

de ByLock kullanıcısı olduklarını gösterir delillerin gerçekliğine ve sıhhatine

itiraz etme ve bunlara yönelik her türlü iddia ve taleplerini dile getirme

imkânına soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin her aşamasında sahip oldukları

belirtilmiştir. Nitekim anılan kararda, bu iddiaların yeterince incelenmediği

durumlarda da mahkûmiyet hükümlerinin bozulduğuna ilişkin kanun yolu denetimi

yapan mercilerin kararlarına atıfta bulunulmuştur (Ferhat Kara, § 159).

49. Ferhat Kara kararında sonuç olarak yapısı,

kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca

-örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim

ağının bir kimse tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu

açısından mahkûmiyete dayanak alınmasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki

usul güvencelerini tamamen etkisiz hâle getiren ve açıkça keyfî bir uygulama

olarak değerlendirilmemiş, ByLock'un mahkûmiyet hükmünde tek veya belirleyici

delil olarak kullanılmasına ilişkin iddialarının kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu kabul edilmiştir (Ferhat Kara, § 161).

50. Somut olayda Mahkemenin gerekçeli kararındaki

değerlendirmeler nazara alındığında başvurucunun örgüt içi iletişimi sağlamak

amacıyla ByLock programını kullandığına dair tespitin tek olmamakla

birlikte belirleyici nitelikte delil olarak kabul edildiği

görülmektedir. Gerekçeli kararda, bilirkişi raporunda CGNAT ve HTS kayıtlarının

incelenmesi sonucunda başvurucu hakkındaki ByLock tespitine dair varılan

sonucun başvurucuyla ilişkilendirilen user-ID numarasına ait ByLock Tespit ve

Değerlendirme Tutanağı'nda belirtilen verilerle uyumlu olduğu bilgisine yer

verilmiştir. Diğer yandan Mahkeme, KOM'un 226620 user-ID numarasını

başvurucunun kullandığına dair tespitinin başvurucuyla ilişkilendirilen user-ID

numarasına ait roster kayıtlarında başvurucunun eşi E.Y. ve 19/11/2020

tarihinde birlikte yakalandıkları B.B. adlı kişi ile ilişkilendirilen user-ID

numaralarının bulunmasıyla da doğrulandığını değerlendirmiştir. Öte yandan

Mahkeme, 226620 user-ID numarasına ilişkin güncellenmiş ByLock Tespit ve

Değerlendirme Tutanağı'nda yer verilen, başka ByLock kullanıcılarının

başvurucuya ya da başvurucu tarafından diğer ByLock kullanıcılarına

gönderildiği tespit edilen mesaj ve mail içerikleri itibarıyla (bkz. § 20)

başvurucunun bu programı örgüt içi iletişimi sağlamak amacıyla kullandığı

sonucuna varmıştır. Başvurucu ise kendisiyle ilişkilendirilen 226620

user-ID numarası ile ByLock üzerinden mesaj ve mail yoluyla iletişim kurduğu

tespit edilen diğer kişileri tanımadığını ve ByLock programını kullanmadığını

savunmuştur.

51. Gerekçeli kararda, başvurucunun kullanımındaki diğer

GSM hattı ile ilişkilendirilen 419527 user-ID numarası yönünden bir

değerlendirmede bulunulmamıştır. Ancak Mahkeme, başvurucunun kendi

kullanımındaki cihaz ve GSM aboneliği vasıtasıyla ByLock sunucusuna bağlanıp 226620

user-ID numarasını alarak bu sisteme dâhil olmasını ve programı örgütsel

haberleşmenin gizliliğini sağlamak amacıyla kullanmasını örgütle bağlantısını

gösteren bir delil olarak değerlendirmiştir. Teknik incelemeler sonucu 226620

user-ID numarası sanığın ByLock sunucusuna bağlanırken kullandığı IP

numaralarıyla ilişkilendirilmiş, bu user-ID'ye bağlı kurtarılabilen tüm diğer

verilere de ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda yer verilmiştir.

Mahkeme, bu değerlendirmeyi yaparken ByLock sunucusundan elde edilen ve

ayrıntıları ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda yer alan verilere

dayanmıştır. Söz konusu ByLock Tespit Değerlendirme Tutanağı başvurucuya

verilmiş ve buna karşı itirazlarını öne sürme fırsatı tanınmıştır. Yapısı,

kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca

-örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim

ağının -somut olayda ByLock programı üzerinden kurulan iletişime ilişkin tespit

edilen mesaj ve mail içerikleri de dikkate alındığında- başvurucu tarafından

örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanılmasının terör örgütüne üye olma

suçu açısından mahkûmiyete dayanak alınması, adil yargılanma hakkı kapsamındaki

usul güvencelerini tamamen etkisiz hâle getiren ve açıkça keyfî bir uygulama

olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla ByLock'un mahkûmiyette tek veya

belirleyici delil olarak kullanılmasına ilişkin iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak

mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. ByLock verilerinin mahkûmiyet kararında tek veya

belirleyici delil olarak kullanılması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/12/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Basri BAĞCI

İrfan FİDAN

Kenan YAŞAR

Muhterem İNCE

Raportör

:

Hüseyin Özgür SEVİMLİ

Başvurucu

:

Özlem YILDIRIM

Vekili

:

Av. Mustafa CANPOLAT

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2022/73725, 28 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası