İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Biber Başvurusu (B. No: 2013/2568)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/2568Tarih8 Eylül 2014Okuma17 dk · 3.475 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan Biber Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/2568
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.475 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

4/5/2006 tarihinde Kadıköy 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tazminat davasının kısmen reddedildiğini, hükmün Yargıtay

tarafından karar düzeltme yolu kapalı olarak onandığını, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, kanuni hâkim güvencesinin ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

10/4/2013 tarihinde İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik

incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 10/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/5/2014 tarihli

görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili 17/6/2014

tarihinde karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde

Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. aleyhine Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açtığı davada, davalı tarafından satılan aracı kullandığı sırada meydana gelen

kazada aracın hava yastıklarının açılmadığını, bu nedenle ağır yaralandığını,

araçta üretim ve imalat hatası olduğunu ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi,

30.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

8. Başvurucu, 16/9/2009 tarihli

ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 110.899,64 TL’ye yükseltmiştir.

9. Mahkemece, 23/12/2009 tarih ve

E.2006/122, K.2009/566 sayılı kararla; başvurucunun yaralanmasının sadece

kendisinin çarpmasından değil, aracın üretim hatası sonucu gizli ayıp olarak

kabul edilen hava yastıklarının açılmamış olmasından kaynaklandığı

gerekçesiyle; başvurucunun kusuru nedeniyle tazminat miktarından ½ oranında

indirim yapılarak, 55.944,50 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan

tahsiline karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1/2/2011 tarih ve E.2010/6999, K.2011/923 sayılı ilamıyla;

başvurucunun ıslah dilekçesine karşı davalı taraf zamanaşımı definde bulunduğu

halde, bu savunma hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden ıslah

edilen kısım yönünden de işin esasının incelenmiş olması doğru görülmemiş ve

hükmün bu nedenle bozulmasına, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine

şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

11. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 19/7/2012 tarih ve E.2011/212, K.2012/419

sayılı ilamla, aracın garanti süresinin 1 yıl olduğu, Borçlar Kanunu'nun 207.

maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için kefalet etmemiş ise ayıba karşı

tekeffülden mütevellit her davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa

bile satılanın alıcıya tesliminden itibaren 1 yıl geçmekle düşeceği, aracın

tesliminden itibaren 1 yıllık garanti süresinin ve ıslah tarihi itibarıyla 1

yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle 1.000,00 TL maddi, 10.000,00

TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı

nedeniyle reddine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 7/2/2013 tarih ve E.2012/29938, K.2013/2584 sayılı ilamıyla;

dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir

isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının

reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, 1086 sayılı mülga Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 440/III-2. maddesi gereği karar düzeltme

yolu kapalı olmak üzere karar verilmiştir.

13. Başvurucu, 10/4/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucunun karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesi, 21/5/2013 tarih ve E.2013/13388,

K.2013/13242 sayılı ilamıyla; temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler

karşısında ve temyiz edilen karara yönelik olarak karar düzeltme yolu açık

olmasına rağmen maddi hata sonucu karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun

belirtildiği dikkate alınarak, HUMK’un 440.

maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine girmeyen karar düzeltme isteminin

reddine karar vermiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi

ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

16. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar

Kanunu’nun 41. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut

tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o

zararın tazminine mecburdur.”

17. 818 sayılı mülga Kanun’un 47. maddesi şöyledir:

“Hâkim, hususi halleri nazara alarak cismani, zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün

ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık

tazminat verilmesine karar verebilir.”

18. 818 sayılı mülga Kanun’un 60. maddesi şöyledir:

“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle

nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve

failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her

halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.

Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza

kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir

fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.

Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan

taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat

talebi müruru zaman ile sakıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir.”

19. 818 sayılı mülga Kanun’un 207. maddesi şöyledir:

“Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise, mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye

teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur.

Fakat müşterinin bayi tarafından

aleyhine ikame edilen davaya karşı mebiin tesliminden

itibaren bir sene geçmeksizin ihbar ettiği ayıptan dolayı defi hakkı sene geçmekle

sakıt olmayıp devam eder.

Bayi müşteriyi iğfal etmiş ise bu bir

senelik müruru zamandan istifade edemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/4/2013 tarih ve 2013/2568 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde

Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının zamanaşımı

nedeniyle kısmen reddedildiğini, temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince

reddedilen kısım karar düzeltme sınırının üzerinde olduğu halde, HUMK’un 440/III-2. maddesi gereği karar düzeltme yolu

kapalı olarak hükmün onandığını, bu şekilde hak arama hürriyetinin

kısıtlandığını, HUMK’un 440/III-2. maddesinin

uygulanma olanağının bulunmadığını, zira ilk bozma kararında gerekçe

gösterilmeksizin bozma kararı verildiğini, olayda Borçlar Kanunu'nun 207.

maddesindeki 1 yıllık sürenin, aynı maddenin son fıkrasında belirtildiği üzere,

satıcı alıcıyı iğfal etmiş ise uygulanamayacağını, bu hükmün Mahkemece

değerlendirilmediğini, ayrıca olayda ceza zamanaşımı süresinin de

uygulanabileceğini, hava yastıklarının açılmamasının gizli ayıp niteliğinde

olduğunu, ayrıca aracın maliki olmayıp sürücüsü olduğunu, dolayısıyla Borçlar

Kanunu'nun 207. maddesinin de uygulanamayacağını, yargılamanın beş farklı hâkim

tarafından yürütüldüğünü, bu şekilde tabi hâkim ilkesinin ihlal edildiğini ve

makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve eklerinin değerlendirilmesi

neticesinde, başvurucunun iddialarının, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı, karar düzeltme kanun yoluna başvuru olanağının bulunmadığı, kanuni

hâkim güvencesinin ve makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiaları

çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca, ilke

olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun

tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

27. Somut olayda başvurucu,

Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının zamanaşımı

nedeniyle kısmen reddedildiğini, olayda Borçlar Kanunu'nun 207. maddesindeki 1

yıllık sürenin, aynı maddenin son fıkrasına göre, satıcı alıcıyı iğfal etmiş

ise uygulanamayacağını, bu hükmün Mahkemece değerlendirilmediğini, ayrıca

olayda ceza zamanaşımı süresinin de uygulanabileceğini, hava yastıklarının

açılmamasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ayrıca aracın maliki olmayıp

sürücüsü olduğunu, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 207. maddesinin de tatbik

edilemeyeceğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

28. Adalet Bakanlığı,

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasına ilişkin olarak, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

29. Başvurucunun, Kadıköy 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece tarafların delilleri

toplanmış, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan başvurucunun yaralanmasına

ilişkin rapor alınmıştır. Kazaya karışan araç üzerinde üç kişilik bilirkişi

heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda bilirkişiler, hava yastıklarının

açılmamasının üretim hatasından kaynaklandığını, bu durumun gizli ayıp

niteliğinde olduğunu bildirmişlerdir. Tazminat miktarının tespiti amacıyla

farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, başvurucu ıslah dilekçesi vererek

tazminat talebini artırmıştır. Mahkemece, zararın sadece başvurucunun kendi

çarpmasından değil, gizli ayıp niteliğinde olan hava yastıklarının

açılmamasından kaynaklandığı gerekçesiyle başvurucunun kusuru dikkate alınarak

ve tazminat miktarından yarı oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne

karar verilmiştir.

30. Temyiz üzerine Yargıtay 4.

Hukuk Dairesince, başvurucunun ıslah dilekçesine karşı davalı zamanaşımı

definde bulunduğu halde, bu savunma hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar

verilmeden ıslah edilen kısım yönünden de işin esasının incelenmiş olması doğru

görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

31. Mahkemece bozma kararına

uyularak, aracın garanti süresinin 1 yıl olduğu, Borçlar Kanunu'nun 207.

maddesine göre satıcı daha uzun bir süre için kefalet etmemiş ise ayıba karşı

tekeffülden mütevellit her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile

satılanın alıcıya teslim vukuundan itibaren 1 yıl geçmekle düşeceği, aracın

tesliminden itibaren 1 yıllık garanti süresinin ve ıslah tarihi itibarıyla 1

yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve

ıslah edilen kısma yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilerek hüküm

kesinleşmiştir.

32. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

33. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim Hakkının

İhlal Edildiği İddiası

35. Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açtığı tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle kısmen reddedildiğini, temyiz

üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince reddedilen kısım karar düzeltme sınırının

üzerinde olduğu halde, HUMK’un 440/III-2. maddesi

gereği karar düzeltme yolu kapalı olarak hükmün onandığını, bu şekilde hak

arama hürriyetinin kısıtlandığını, HUMK’un 440/III-2.

maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığını, zira ilk bozma kararında gerekçe

gösterilmeksizin bozma kararı verildiğini belirterek, hak arama özgürlüğünün

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Adalet Bakanlığı görüşünde,

yargılamanın kaç dereceli olacağı konusunun Devletin yargılama sistemine

ilişkin bir tercih meselesi olduğunu, adil yargılanma hakkının mutlaka iki

dereceli bir yargılama sistemini zorunlu kılmadığını bildirmiştir.

37. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne katılmadığını belirtmiş, ihlal iddialarını tekrar

etmiştir.

38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

39. Anayasa’nın 141. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,

yargının görevidir.”

40. Anayasa’nın 142. maddesi

şöyledir:

“Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama

usulleri kanunla düzenlenir.”

41. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

42. Hak arama özgürlüğü

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede hak arama hürriyeti

için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de Anayasa’nın,

mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin

kanunla düzenleneceğini öngören 142. ve davaların mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasını ifade eden 141. maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/816, 6/2/2014, § 46).

43. Başvuru konusu olayda,

Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19/7/2012

tarihli kararın temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 7/2/2013

tarihinde hükmün onanmasına, HUMK’un 440/III-2.

maddesi gereği karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere karar verilmiştir.

Başvurucu, her ne kadar karar düzeltme yolunun kapalı olması nedeniyle hak

arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüşse de, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince verilen karara karşı karar düzeltme yoluna başvurduğu ve anılan

Dairece 21/5/2013 tarihli ilamla; temyiz ilamında

belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve temyiz edilen karara yönelik

olarak karar düzeltme yolu açık olmasına rağmen maddi hata sonucu karar

düzeltme yolunun kapalı olduğunun belirtildiği dikkate alınarak, HUMK’un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine

girmeyen karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dolayısıyla başvurucu karar düzeltme hakkının ortadan kaldırılması nedeniyle

hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmişse de başvurucunun karar

düzeltme istemi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince karar düzeltme dilekçesi

kabul edilerek, karar düzeltme talepleri esastan incelenmiş ve istemin reddine

karar verilmiştir. Bu sebeple başvurucunun karar düzeltme yoluna başvuru

hakkının kısıtlandığından söz edilemez.

44. Açıklanan nedenlerle, karar düzeltme

talebinin esastan incelendiği dikkate alındığında, mahkemeye erişim hakkına

yönelik açık bir ihlal saptanmadığından, başvurunun bu bölümünün“açıkça dayanaktan yoksun” olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Kanuni

Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiği İddiası

45. Başvurucu, Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

davada, yargılamanın beş farklı hâkim tarafından yürütüldüğünü, bu şekilde

kanuni hakim güvencesinin ihlal edildiğini belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Adalet Bakanlığı görüşünde, davanın Kadıköy 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açıldığını ve Kadıköy Adliyesinin kapatılmasından sonra dava

dosyasının İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesine devredildiğini, anılan

Mahkemelerin başvuru konusu olaydan önce ve yasayla kurulan Mahkemeler olduğunu

bildirmiştir.

47. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne katılmadığını belirtmiş, ihlal iddialarını tekrar

etmiştir.

48. Anayasa’nın 37. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden

başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci

önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler

kurulamaz.”

49. Hukuk devletinde, kanuni

hâkim, tabii hâkim olarak anlaşılmalıdır. Tabii hâkim kavramı ise dar anlamda,

suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı

yerini yasanın belirlemesi diye tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla tabii

hâkim ilkesi, yargılama makamlarının, suçun işlenmesinden veya çekişmenin

meydana gelmesinden sonra kurulmasına veya hâkimlerin atanmasına engel oluşturur;

sanığa veya davanın yanlarına göre hâkim atanmasına olanak vermez (Anayasa

Mahkemesinin 20/11/1990 tarih ve E.1990/13, K.1990/30

sayılı kararı).

50. Kanuni

hâkim güvencesi ilkesi, olayın niteliğine göre, yargılamanın hangi mahkemede yapılacağının

önceden belirlenmiş olması ilkesidir. Yargılama, tabii hâkimi dışında başka bir hâkim tarafından yapılamaz (B. No: 2013/2568, 18/9/2013, § 31).

51. Başvuru konusu olayda,

başvurucu tarafından 4/5/2006 tarihinde Kadıköy 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, Mahkemece yargılama yapılarak

23/12/2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine

Yargıtay 4. Hukuk Dairesince hükmün bozulması üzerine Mahkemece yargılamaya

devam edilerek 9/7/2012 tarihinde davanın kısmen

kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. 30/11/2012 tarihli

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kararıyla Kadıköy Adliyesinin

kapatılması üzerine dava dosyası İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesine

devredilmiştir. Yargılamanın başından itibaren hüküm kesinleştiği 21/5/2013 tarihine kadar farklı hâkimler tarafından davaya

bakılmışsa da Hâkimlerin müstemir yetkilerinin HSYK

tarafından belirlendiği, davanın görüldüğü Mahkemenin ise Kanun'la ve yargılama

konusu olay gerçekleşmeden önce kurulduğu anlaşılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle, kanuni

hâkim güvencesine yönelik açık bir ihlal saptanmadığından, başvurunun bu bölümünün“açıkça dayanaktan yoksun” olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Yargılama

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

53. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

54. Başvurucu, Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

55. Adalet Bakanlığı, yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığı iddiasına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

56. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Bu doğrultuda, makul

sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının kapsamında

değerlendirilmektedir.

57. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, haksız fiile dayalı

tazminat davasında, 1086 sayılı mülga Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

58. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

59. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

4/5/2006 tarihidir.

60. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

61. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucunun, 4/5/2006 tarihinde Kadıköy 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece tarafların delilleri toplanmış,

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan başvurucunun yaralanmasına ilişkin rapor

alınmıştır. Kazaya karışan araç üzerinde üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından

inceleme yaptırılarak rapor düzenlettirilmiştir. Tazminat miktarının tespiti

amacıyla farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, başvurucu ıslah dilekçesi

vererek tazminat talebini artırmıştır. Mahkemece, 23/12/2009

tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

62. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, 1/2/2011 tarihinde hükmün bozulması üzerine Mahkemece bozma

kararına uyularak, 9/7/2012 tarihinde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm

kurulmuştur. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 7/2/2013

tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin aynı Daire tarafından

reddedildiği 21/5/2013 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

63. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü

yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

64. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan

uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından, farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yedi yılı

aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

65. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

66. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle toplam 200.000,00 TL maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

67. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

68. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya 5.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

69. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

70. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

5. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

8/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ramazan BİBER Vekili : Av. Salih TORUN – Av. Ömer ÇİĞİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2568, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2568
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Atilla Kart ve Cumhuriyet Halk Partisi Başvurusu (B. No: 2014/13634)
  • Sabri Ergül Başvurusu (B. No: 2014/13625)
  • Sadiye Koca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6043)
  • Arzu Kafesci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9322)
  • Ömer Boğurcu Başvurusu (B. No: 2014/2238)
  • Kudret Hatipoğlu ve Selma Hatipoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1428)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.