İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Yalçin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15360)

1. Başvurular, terör olayları nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/15360Tarih12 Ocak 2017Okuma13 dk · 2.670 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Yalçin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/15360
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.670 kelime·13 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayları nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurular

neticesinde hükmedilen tazminat miktarının yeterli olmadığı gerekçesiyle açılan

davaların reddedilmesi sonucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 17/9/2014 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2015 tarihinde,

başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Anayasa Mahkemesi tarafından 7/1/2015 tarihinde, ekli

tablonun A satırında başvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden

hukuki irtibat nedeniyle 2014/15360 başvuru numaralı dosya ile

birleştirilmesine; incelemenin 2014/15360 başvuru numaralı dosya üzerinden

yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, Diyarbakır ili Lice ilçesi Sığınak köyünde

ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları neticesinde köyün

boşaltılmasıyla yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia

etmişlerdir.

7. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının

karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)

başvurmuşlardır.

8. Ekli tablonun C satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, başvuruculara belirlenen miktarlarda tazminat ödenmesine

karar verilmiştir.

9. Başvurucular tarafından tazminat miktarları kabul edilmeyerek

uyuşmazlık tutanağı imzalanmış, Komisyon kararına karşı Diyarbakır İdare

Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.

10. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvurucular

tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun D satırında tarihleri

gösterilen Diyarbakır İdare Mahkemeleri kararları ile davanın reddine karar

verilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Dava dosyasının incelenmesinden;

Diyarbakır İli, Lice İlçesi, Sığınak Köyü'nde ikamet eden davacının, yaşanan

yoğun terör eylemleri nedeniyle köyünü terk ettiğini belirterek, bu nedenle

uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, başvurunun kısmen reddine karar

verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava dosyasında ve Mahkememizde bulunan bilgi

ve belgelerin incelenmesinden; yapılan nüfus sayımları sonuçlarına göre,

Sığınak Köyü'nde 1985 yılında 488 kişi, 1990 yılında 494 kişi, 1997 yılında 214

kişi, 2000 yılında 259 kişinin yaşadığı, geçici köy koruculuğu uygulamasının

olmadığı, davacının şahsına ve ailesine yönelik bir terör tehdidinin meydana

gelmediği görülmektedir.

Bu durumda, yukarıda yer verilen açıklamalara

göre nüfusunda belli bir oranda azalma olsa da, asgari güvenlik düzeyinin var

olduğu sonucuna varılan Sığınak Köyü halkının bir kısmının subjektif

güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle köyden göç etmelerinden

dolayı uğradıkları zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece

karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir."

11. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun E satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

ekli tablonun F satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleri

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 2., 6., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki

kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

15. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

16. Aynı Kanun'un 4. maddesi şöyledir:

“Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanun

kapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur. Komisyon, bir

başkan ve altı üyeden oluşur. Valinin görevlendireceği vali yardımcısı

komisyonun başkanı; maliye, bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri,

sağlık, sanayi ve ticaret konularında uzman ve o ilde görev yapan kamu

görevlilerinden vali tarafından belirlenecek birer kişi ile baro yönetim

kurulunca baroya kayıtlı olanlar arasından görevlendirilecek bir avukat

komisyonun üyesidir. Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk

haftasında yeniden belirlenir. Eski üyeler yeniden görevlendirilebilirler. İş

yoğunluğuna göre aynı ilde birden fazla komisyon kurulabilir.”

17. Aynı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a)

Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her

türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan

maddî zararlar."

18. Aynı Kanun'un 8. maddesi şöyledir:

"7

nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,

adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak

olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa

kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve

günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya

veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, ikamet ettikleri Diyarbakır ili Lice ilçesi

Sığınak köyünde terör olaylarının yoğunlaşması nedeniyle köyden ayrılmak

zorunda kaldıklarını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talep neticesinde

hükmedilen tazminat miktarlarının zararlarını karşılamadığını, mal

varlıklarının zarara uğradığını, İdare Mahkemesinde Komisyon kararlarına karşı

açtıkları davalarda köylerinin tamamen boşalan yerleşim yerlerinden biri

olmadığı gerekçesiyle reddedildiği için bir sonuç alamadıklarını, mal varlıklarına

ulaşamamaktan dolayı oluşan maddi zararlarının hâlâ tazmin edilmediğini

belirterek Anayasa'nın 17., 21., 23., 36. ve 41. maddelerinde düzenlenen kişi

dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı, yerleşme ve seyahat hürriyeti, adil

yargılanma ve ailenin korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler;

tazminat talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

21. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucular 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 21., 23., 36. ve 41. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Başvurucu Mehdin Yalçin Açısından

22. Başvurucu; meydana gelen terör olayları neticesinde köyün

boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını ve oluşan

zararlarının karşılanmaması neticesinde Anayasa’nın 17., 21., 23., 36. ve 41.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır."

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

25. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese,

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.

maddesinde yer alan "mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da

ihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce

ölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle hukuken bir

başkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir

(Davut Kaya, Zöhre

Polat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).

28. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla

doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."

29. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.

maddesi şöyledir:

"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca

kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın

veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi

veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."

30. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile

kendiliğinden sona ermiş olur."

31. 4721 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre gerçek kişiler

hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle sona ermekte olup ölüm ile

kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından söz

etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un anılan hükümlerinden

anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğan vekâlet veren ile vekil arasında

temsil yetkisine dair sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin

niteliğinden aksi anlaşılmadıkça taraflarının birinin ölümü, ehliyetini

kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son

bulacaktır (Abdurrehman URAY, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

34. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

35. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

36. Başvuru konusu olayda başvurucu Mehdin Yalçin

13/2/2006 tarihinde Avukat Mahmut Vefa'ya vekâlet vermiştir. Başvurucu, nüfus

kayıtlarına göre 19/8/2011 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu vekili

tarafından 17/9/2014 tarihinde başvurucunun adil yargılanma ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda

başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir.

37. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman URAY, § 30).

38. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

39. Bu durumda Avukat Mahmut Vefa aleyhine, Anayasa Mahkemesini

yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi

ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 1.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi

gerekir.

2. Diğer Başvurucular

Açısından

40. Başvurucular, Komisyonlarca verilen kararın akabinde

açtıkları davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile

mal varlıklarına ulaşamadıklarını, zararlarının yeterli oranda tazmin

edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş;

yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehlerine olmayan yargı kararı

temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

42. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesidir. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

§ 26).

43. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde zararlarının yeterli oranda karşılanmadığını, bu kapsamda derece

mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka

aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucuların iddialarının özünün Derece

Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

44. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, başvurucuların

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini istemiyle yapmış oldukları

başvuru üzerine bilgi ve belgelerin incelenmesinden yapılan nüfus sayımları

sonuçlarına göre Sığınak köyünde 1985 yılında 488 kişi, 1990 yılında 494 kişi,

1997 yılında 214 kişi, 2000 yılında 259 kişinin yaşadığı, köyde geçici köy koruculuğu

uygulamasının olmadığı, başvurucuların şahsına ve ailesine yönelik bir terör

tehdidinin meydana gelmediği, bu durumda nüfusunda belli bir oranda azalma olsa

da asgari güvenlik düzeyinin var olduğu sonucuna varılan Sığınak köyü halkının

bir kısmının subjektif güvenlik kaygısıyla ya da

ekonomik ve sosyal sebeplerle köyden göç etmesinden dolayı uğradığı zararın

5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna ulaşıldığı belirtilerek davaların reddine karar verilmiştir.

Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle

yerel Mahkeme kararları onanmış; karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucular ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

47. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucuların Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia

edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz

konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlanarak Anayasa’nın 35. maddesinin

ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

48. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü

Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Mehdin Yalçin yönünden

yapılan başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Diğer başvurucular açısından yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca Avukat Mahmut Vefa'nın

1.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Diyarbakır Barosuna GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Ramazan

YALÇİN

2. Salih

YALÇİN

3. Mehdin

YALÇİN

4. Salih

AYTEKİN

5. Mehmet

AYTEKİN

Vekili

:

Av. Mahmut

VEFA

Sıra

1

2

3

4

5

A

Başvuru

Numarası

2014/15360

2014/15361

2014/15362

2014/15363

2014/15364

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Ramazan Yalçin

Salih Yalçin

Mehdin Yalçin

Salih Aytekin

Mehmet Aytekin

C

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

4/9/2009

2009/1636

4/9/2009

2009/1656

4/9/2009

2009/1624

4/9/2009

2009/1652

6/7/2011

2011/5-414

D

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

4/10/2012

4/10/2012

4/10/2012

4/10/2012

29/2/2012

E

Temyiz Yolu Karar Tarihi

7/10/2013

7/10/2013

7/10/2013

7/10/2013

7/10/2013

F

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi 22/5/2014 22/5/2014 22/5/2014 22/5/2014 22/5/2014

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15360, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurucu Mehdin Yalçin yönünden
  12. B. Diğer başvurucular açısından yargılamanın sonucu itibarıyla
  13. E. Kararın bir örneğinin Diyarbakır Barosuna GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Yalçin
  19. Yalçin
  20. Yalçin
  21. Aytekin
  22. Aytekin
  23. Vefa
  24. A
  25. B
  26. C
  27. D
  28. E
  29. F
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15360
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Halil Balcı ve Melek Balcı Başvurusu (B. No: 2014/17299)
  • Hanife Ünal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17418)
  • Hamit Şehirli Başvurusu (B. No: 2014/3786)
  • Halil Akbaşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14475)
  • İbrahim Halil Beyhan Başvurusu (B. No: 2014/2865)
  • Nurettin Uz Başvurusu (B. No: 2014/18063)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.