İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Reyhan Gürlek Başvurusu (B. No: 2021/5775)

1. Başvuru, usta öğretici olarak görev yapan başvurucunun öğretmenliğe atanma talebinin kırk yaşından gün almamış olma şartını sağlamadığından dolayı idarece reddedilmesi nedeniyle açılan davada hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, hukuki gerekçeden…

Başvuru No2021/5775Tarih20 Kasım 2024Okuma11 dk · 2.221 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Reyhan Gürlek Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2024
Başvuru Numarası
2021/5775
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.221 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, usta öğretici olarak görev yapan başvurucunun öğretmenliğe atanma talebinin kırk yaşından gün almamış olma şartını sağlamadığından dolayı idarece reddedilmesi nedeniyle açılan davada hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, hukuki gerekçeden yoksun olarak karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, ücret ve sosyal güvenlik haklarından mahrum kalınması nedeniyle mülkiyet hakkının ve yaş şartının aranması nedeniyle kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Okul öncesi öğretmenliği lisans programı mezunu olan başvurucunun 2009 Şubat dönemi öğretmen atamaları için internet üzerinden yaptığı başvuru, başvuru tarihi itibarıyla kırk yaşından gün almamış olma şartını sağlamaması nedeniyle kabul edilmemiştir.

3. Başvurucu, öğretmenliğe atanma talebinin reddine yönelik işlem ile bu işlemin dayanağını oluşturan ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2009 Şubat Dönemi Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nun (Kılavuz) 3.13. maddesinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresi ile 4/3/2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (2006 tarihli Yönetmelik) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresinin iptali talebiyle Danıştayda dava açmıştır.

4. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 22/11/2012 tarihinde 2006 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresinin iptali talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Kılavuzun 3.13. maddesinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresinin iptali talebi yönünden davanın reddine, başvurucunun öğretmenliğe atanma talebinin reddine yönelik işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;

i. Kılavuz yönünden; idarelerin kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek özel atama şartları belirleyebilecekleri, bu bağlamda yaş konusunda üst sınır belirlenmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Kanunda aksi bir düzenlemenin bulunmadığı vurgulanmış, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve ihtiyaç duyduğu dinamizm dikkate alınarak ilk defa öğretmenlik mesleğine atanacaklar için "40 yaşından gün almamış olmak" şartının aranmasının hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.

ii. Yönetmelik yönünden; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 2006 tarihli Yönetmelik'in 6/5/2010 tarihli ve 27573 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (2010 tarihli Yönetmelik) 56. maddesi ile ilga edilmesi sebebiyle davanın konusunun kalmadığı belirtilmiştir.

iii. Öğretmenliğe atanma talebinin reddine yönelik işlem yönünden ise başvurucunun ilk defa usta öğretici olarak istihdam edildiği tarih itibarıyla kırk yaşından gün almamış olma şartını taşıyıp taşımadığının araştırılarak sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

5. Dairenin 22/11/2012 tarihli kararının iptale ilişkin kısmına karşı Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca (İDDK) 31/10/2013 tarihinde Daire kararı bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde; okul öncesi öğretim kurumlarında hizmetin kadrolu öğretmenler ile yürütülmesinin esas olduğu, usta öğreticilerin ancak öğretmenlere yardımcı olarak görevlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan Kılavuzda öğretmenliğe atanmak için kırk yaşını doldurmamış olma şartının getirildiği, bu düzenlemeye karşı açılan davanın Daire tarafından reddedilmesi ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi karşısında usta öğretici olarak istihdam edilen başvurucunun kırk yaş şartını taşımadığından öğretmenliğe atamasının yapılmamasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

6. Daire 5/10/2017 tarihinde İDDK'nın bozma kararına uyarak öğretmenliğe atanma talebinin reddine yönelik işlem yönünden davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyiz ve karar düzeltme başvuruları da İDDK tarafından reddedilerek anılan karar kesinleşmiştir.

7. Başvurucu nihai hükmü 8/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 19/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu; yaş şartının kanunla düzenlenmesi gerektiğini, kırk yaş şartını öngören 2010 tarihli Yönetmelik'in yürürlükten kaldırıldığını ifade etmiştir. Ayrıca diğer mesleklere girmek için kırk yaşından gün almamış olma şartı aranmadığı hâlde öğretmenlik mesleği için bu şartın aranmasının ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu, daha sonraki dönemlerde kendisi ile aynı durumda olan kişilerin atamasının yapıldığını belirterek adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüş yazısında; konuyla ilgili Millî Eğitim Bakanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu belirtilmiştir.

Ayrıca başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığının görüşünde ise öğretmen atama ve görevlendirmelerinde yayımlanan kılavuzların başvuru sahiplerine yeterince bilgilenmelerini sağlamak amacıyla mevzuat çerçevesinde hazırlandığına değinilmiştir.

Bununla birlikte yargı kararı gereğince görevine son verilen başvurucunun 19/8/2019 tarihinde öğretmenliğe yeniden atamasının yapıldığı, ancak 21/8/2019 tarihinde kendi isteği ile görevinden istifa ettiği dile getirilmiştir. Başvurucu, Millî Eğitim Bakanlığının görüşüne karşı başvuruya konu olayın kırk yaşından gün almamış olması nedeniyle atamasının yapılmaması olduğunu belirtmiştir.

2019 yılında emekliye ayrılması ve göreve başlamamış olmasının 2009 yılında öğretmenliğe atamasının yapılmaması nedeniyle uğradığı hak ihlalini ortadan kaldırmadığını vurgulamıştır. Bireysel başvuruya konu yargılama süreci lehine sonuçlansa idi parasal haklarını elde edebileceğine işaret etmiştir.

11. Başvuru, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

12. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

13. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda yargı mercilerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

14. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir.

Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılama hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149).

15. Somut olayda usta öğretici olarak görev yapan başvurucunun öğretmen olarak atanma talebi yaş şartını taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, talebinin reddedilmesi üzerine iptal davası açmıştır. Daire davayı kabul etmiş, ancak İDDK, Kılavuza karşı açılan davanın reddedilerek kesinleşmesi üzerine başvurucunun kırk yaşından gün almamış olma şartını sağlamadığı gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Söz konusu karar üzerine dosya kendisine gelen Daire de aynı gerekçeyle davanın reddine hükmetmiştir.

16. Belirli bir kadroya atanma şartlarının neler olduğunu değerlendirmek ve bu şartların sağlanıp sağlanmadığını tespit etmek hukuk kurallarını öncelikle yorumlama yetkisini haiz olan yargı mercilerinin yetkisindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi yargı mercilerinin yorumlarının açıkça keyfî veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemekten ibarettir.

17. Öğretmenliğe atanabilmek için kanunla belirlenen genel şartların yanı sıra 2010 tarihli Yönetmelik'te belirtilen özel şartların da sağlanması gerektiği açıktır. Anılan Yönetmelik ile Bakanlığa şartları belirleme hususunda verilen yetki doğrultusunda hazırlanan Kılavuz'da da öngörülen yaş şartının Danıştay tarafından hukuka aykırı görülmediği anlaşılmıştır.

Diğer bir ifadeyle Millî Eğitim Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde getirilen bu şartın iptali talebiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Daire kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Buna göre Dairenin, İDDK kararına atfen başvurucunun öğretmenliğe atanmada kırk yaş şartını sağlamadığı yolundaki değerlendirmesinin hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği görülmüştür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Çiler Yılmaz, B. No: 2019/12413, 19/12/2023, § 24).

18. Dolayısıyla başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, Daire kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, Daire kararının gerekçesinin hukuki olmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir.

Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır.

Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35).

Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

22. Öte yandan istinaf/temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus istinaf/temyiz merciinin bir şekilde istinafta/temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, yargı merciinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Yasemin Ekşi, § 57).

23. Somut olayda, hem Daire hem de İDDK tarafından başvurucunun iddia ve itirazları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak hukukun genel ilkeleri ve ilgili mevzuat yorumlanmak suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Dolayısıyla Daire ve İDDK kararlarında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, kamu hizmetine girme hakkının engellenmesi suretiyle mali ve sosyal haklarını elde edemediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti somut nitelikte olan ve bir kanun hükmüne veya yargısal içtihada dayalı beklentidir. Meşru beklentinin somut olayda gerçekleştiğinin ispatı başvurucu üzerindedir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37; Selçuk Emiroğlu, B.

No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28).

27. Başvuruya konu olayda başvurucunun öğretmenliğe atanma talebinin reddine yönelik işleme karşı açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle kesinleşmiş bir mahkeme hükmüne dayalı alacağın varlığından söz edilemeyecektir. Diğer taraftan başvurucu atanma talebinin ve buna bağlı maddi hakların elde edilmesine yönelik somut bir temele dayalı meşru bir beklentiye sebep olacak bir kanun hükmü veya yerleşik bir yargısal içtihadın varlığını da ortaya koyamamıştır. Dolayısıyla başvurucuya ait mülk veya meşru bir beklenti bulunmamaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kamu Hizmetine Girme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, kırk yaşından gün almamış olma şartının görevin gerektirdiği nitelikler arasında bulunmadığını belirterek kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Bireyin kamu hizmetine girme hakkı Anayasa'nın 70. maddesinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme'de düzenlenen haklardan değildir. Dolayısıyla başvurucunun başvuru formunda ifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü kamu hizmetine girme hakkı, Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına girmemektedir (benzer yönde bkz. İbrahim Kınık, B. No: 2014/17803, 13/9/2017, §§ 39, 40; İbrahim Aydın, B. No: 2018/26753, 15/5/2020, §§ 15, 16).

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Raportör : Şahap KAYMAK Başvurucu : Reyhan GÜRLEK Vekili : Av. Mahir KIRMIZI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2021/5775, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  6. C. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2021/5775
Tarih
20 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Ali Çetin ve Kadriye Tunay Çetin Başvurusu (B. No: 2021/32603)
  • Oğuzhan Oğuz Başvurusu (B. No: 2020/34000)
  • İsmail Topaloğlu Başvurusu (B. No: 2019/38975)
  • Metehan Binbay Başvurusu (B. No: 2020/20568)
  • Hakan Sarıyonca Başvurusu (B. No: 2020/34027)
  • Süleyman Göktaş Başvurusu (B. No: 2021/28297)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.