İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şahmeran Sadık Güler Başvurusu (B. No: 2019/21911)

1. Başvuru; kolluk görevlileri tarafından

Başvuru No2019/21911Tarih12 Ocak 2023Okuma11 dk · 2.287 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şahmeran Sadık Güler Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2023
Başvuru Numarası
2019/21911
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.287 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru; kolluk görevlileri tarafından

gerçekleştirilen fiziksel şiddet nedeniyle kötü muamele yasağının, suç isnadına

ilişkin yargılama sürecinin uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Mersin İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı kolluk kuvvetleri

22/11/2013 tarihinde devriye olarak görev yaptıkları esnada başvurucu ve

yanında bulunan arkadaşından şüphelenmeleri üzerine kimlik kontrolü yapmak

istemiş ancak dirençle karşılaşmaları nedeniyle başvurucuyu zor kullanarak

resmî ekip otosuna almışlardır. Başvurucunun araca alınması sırasında ve araç

içinde arbede yaşanmıştır.

3. Başvurucunun iddiasına göre polis memuru M.A.,

kendisine fiziksel şiddet uygulamış; sövmüş ve hakaret etmiş, polis

memurlarının iddiasına göre de başvurucu memurlara direnmiş ve hakarette

bulunmuştur. Olayın akabinde düzenlenen genel adli muayene raporunda

başvurucunun göğüs bölgesinde ekimozların olduğu, hayati tehlikesinin

bulunmadığı, basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebileceği belirtilmiştir.

Ayrıca başvurucunun olayın ertesi günü özel bir sağlık kurumuna başvurması üzerinde

düzenlenen raporda boyun bölgesinde ekimoz tespit edildiği görülmektedir. Diğer

taraftan polis memuru M.A.nın da kollarında kızarıklık olduğu genel adli

muayene raporu ile kayıt altına alınmıştır.

4. Söz konusu sürece ilişkin olarak olayın hemen akabinde

başlatılan soruşturma kapsamında alınan ifadelerde başvurucu ve arkadaşı özetle

arsa bakmak için bulundukları alanda kolluk görevlilerinin yanlarına gelerek

kimlik sorduklarını, zorla kendisini (başvurucuyu) araca bindirdiklerini,

kendisine (başvurucuya) fiziksel şiddet uygulayarak hakaret ettiklerini

belirtmiştir. Kolluk görevlileri de ifadelerinde başvurucunun ekip otosu ve

üniformalı memurları görmesine karşın görevli memura kimlik sorarak "Polis

üniformasını herkes giyiyor, üzerindeki kıyafet 5 TL." demek suretiyle

kimlik kontrolüne direndiğini, hakaret ettiğini ileri sürmüştür.

5. Soruşturma sonunda polis memuru M.A. hakkında yaralama

ve hakaret, başvurucu hakkında da görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret

suçu isnadıyla iddianame düzenlenmiştir (Aynı iddianamede başvurucunun polis

merkezine gelen yakınları ve diğer polis memurları hakkında da çeşitli suç

isnadlarında bulunulmuş ise de söz konusu isnatların beraat kararı ile

neticelenmiş olması ve bireysel başvuruya konu şikâyetin değerlendirmesine bir

etkisinin bulunmaması karşısında anılan hususlar ceza yargılaması süreci

bağlamında ayrıca detaylandırılmamıştır.).

6. 11/2/2014 tarihli iddianameyi kabul eden Mersin 4.

Asliye Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) 22/12/2014 tarihli kararı ile başvurucunun

iddiasını ve adli muayene raporundaki tespiti gerekçe göstererek polis memuru

M.A.nın yaralama suçunu işlediği sonucuna ulaşmış ve 4 ay hapis cezasına

hükmetmiştir. Ceza Mahkemesi, fiilin başvurucunun tahriki altında

gerçekleşmesini, M.A.nın yargılama aşamasındaki davranışlarını takdirî indirim

nedeni olarak değerlendirmek suretiyle hapis cezasını 2 ay 15 gün olarak

belirlemiş ve cezanın türünü/miktarını, M.A.nın suç işlemeyeceği yönünde oluşan

kanaati, giderilecek somut bir zararın bulunmaması hususlarını temel alarak

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Başvurucu

yönünden ise görevli memura mukavemet suçu nedeniyle 3 ay 22 gün hapis cezasına

hükmeden Ceza Mahkemesi söz konusu cezanın ertelenmesine hükmetmiştir. Mahkeme,

hem M.A. hem de başvurucuya yönelik hakaret suçuna ilişkin isnad yönünden ise

yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat hükmü kurmuştur.

7. Başvurucunun, 22/12/2014 tarihli hükmün, M.A. hakkında

kurulan HAGB kısmına yönelik itirazı Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

4/3/2015 tarihinde reddedilmiş ve hüküm bu yönden kesinleşmiştir. Diğer

taraftan başvurucunun, hakaret suçuna ilişkin M.A. hakkında kurulan beraat

hükmü ve kendisi hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükme

yönelik temyiz istemi ise Yargıtay 18. Ceza Dairesi tarafından 8/1/2019

tarihinde reddedilerek anılan kısım yönünden hüküm kesinleşmiştir.

8. Başvurucu, Yargıtay ilamını 28/5/2019 tarihinde

tebellüğ etmesinin ardından 25/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

10. Başvurucu, kolluk kuvveti tarafından fiziki ve sözlü

şiddete uğradığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

11. Başvurunun bu kısmı kötü muamele yasağı kapsamında

incelenmiştir.

12. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan,

maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü

öncelikle negatif yükümlülük olarak kamu otoritelerinin kişilerin fiziksel ve

ruhsal olarak zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirdiği gibi ayrıca

pozitif yükümlülük olarak devlete kişilerin işkence ve eziyete ya da insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Devletin kötü muamele yasağı

kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır.

Bu usul yükümlülüğü, her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir.

Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde

uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele

niteliğindeki fiilleri nedeniyle hesap vermelerini, maddi ve manevi varlığa

yönelik ağır saldırıların cezasız kalmamasını sağlamaktır. Cezasızlık; işkence

ve kötü muamele fiillerine yönelik olarak sorumluların adalet önüne

çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya

mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmaması şeklinde ortaya

çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesi durumunda bir yandan mağdurlar

açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan yeni ihlallerin

gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkması mümkün

olacaktır. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık olması ya da

hiç ceza verilmemesi durumunda, bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek

caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta, kişilerin fiziksel

ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat aracılığıyla korunması

hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesi sonucu doğmaktadır (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014; S.D. B. No:

2013/3017, 16/12/2015).

13. Başvurucu, dilekçesinde kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasını hem fiziksel hem de sözlü şiddeti kapsayacak şekilde ileri

sürmüştür. Sürece bakıldığında sözlü ve fiziki saldırı iddialarının aynı

yargısal süreçte ele alınmakla beraber farklı kanun yollarında ve bunun bir

sonucu olarak farklı tarihlerde kesinleştiği görülmüştür (bkz. § 7). Fiziksel

şiddet ve hakaret iddiasına konu eylemlerin aynı vakanın içinde gerçekleşmiş olması,

bu iddialara ilişkin nitelemenin eylemlerin bir bütün olarak ele alınması

suretiyle yapılması yönündeki gereklilik ve dahası insan hakları yargısı

bağlamında kötü muamele iddiasına dair incelemenin yapılabilmesi için ceza

soruşturmasının şikâyete konu tüm eylemler yönünden bir bütün olarak

kesinleşmiş olması zorunluluğu dikkate alındığında fiziksel şiddete ilişkin

HAGB kararının 2015 yılında kesinleşmesinin başvuru süresine bir etkisinin

olmadığı değerlendirilmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Yargısal süreçte başvurucunun kolluk kuvveti

tarafından fiziksel saldırıya maruz bırakıldığı yargı makamları tarafından

kabul edilmiş ve sorumlu belirlenmiştir. Bununla birlikte mahkeme fiziksel

şiddetin faili olan kamu görevlisi hakkında verdiği hapis cezasına ilişkin

hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır.

15. Kötü muamele yasağına ilişkin ihlaller ile ortaya

çıkan mağduriyetin giderildiğinden söz edilebilmesi için yargı mercilerinin

öncelikle ihlali açıkça ortaya koyması/hukuki sorumluluğu tespit etmesi ve bu

durumu etkili bir giderim -ve aynı zamanda eylemle orantılı bir ceza- ile

karara bağlaması gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Şenol Gürkan,

B. No: 2013/2438, 9/9/2015; Cezmi Demir ve diğerleri).

16. Somut süreçte yargı makamları tarafından maddi vaka

tespit edilip sorumlu belirlendiğinden incelemenin kapsamı, HAGB hükmünün

eylemle orantılılığı, caydırıcılığı, yeterli giderim sağlayıp sağlamadığı ve

cezasızlığa yol açıp açmadığı hususlarına münhasır olarak yapılacaktır. Bu

denetim kötü muamele yasağının hem maddi hem de usul boyutu için

belirleyicidir.

17. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir

sonuç doğurmamasını ifade eden HAGB kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni

bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde geri

bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesi sonucunu

doğurmaktadır. Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB kararı, ceza niteliğinde

olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir. Somut olayda olduğu

gibi suçu işlediği mahkemece kabul edilen kişinin cezalandırılması ancak

denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi şartına bağlanmakta,

böylelikle sorumluluğu mahkeme kararıyla sabit olan eylemi -yeni bir suç

işlemediği takdirde- fiilî olarak cezasız kalmaktadır. Kanun koyucunun işlediği

suçtan dolayı kişinin tekrar topluma kazandırılması amacıyla getirdiği bu

cezasızlık kurumunun uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken her olayın

somut koşulları çerçevesinde suçun niteliği ve mağdurun söz konusu suçtan

etkilenme derecesiyle orantılı olarak yaptırımın caydırıcılığı hususunun da gözardı

edilmeden yorumlanması gerekmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 30; E.A. [GK], B. No:

2014/19112, 17/5/201, § 60).

18. Mağdurun korunması ile failin cezalandırılması

arasında makul bir ilişki olması orantılılığın bir gereğidir. Diğer bir

ifadeyle hukuka aykırı eylem ile yaptırım arasında adalet ve hakkaniyet

ilkelerine uygunluk bulunmalıdır. Yargılamaya konu fiil, yargı kararıyla da

tespit edildiği üzere kamu gücü kullanan bir kolluk görevlisi tarafından

kasıtlı olarak bir vatandaşa karşı uygulanan fiziksel şiddet olup, bu fiziksel

şiddet sonucu başvurucunun göğsünde ve boynunda ekimozlar meydana gelmiştir.

Fiilin muhatabı olan kişinin kimlik kontrolüne direnmesi ise yargı makamlarının

cezanın miktarını tayin konusunda dikkate aldıkları bir husus olup mevcut

durumda değerlendirmeye konu olan HAGB hükmüne bir etkisi gerekçeden de

anlaşıldığı üzere söz konusu değildir. Mahkemenin HAGB hükmüne ilişkin

gerekçesi, giderilecek bir zararın oluşmaması ve sanığın suç işlemeyeceği

yönünde bir kanaat oluşmasıdır.

19. HAGB kararı verilebilmesi için objektif ve subjektif

koşullar bulunmaktadır. Şüphesiz bu durumun takdiri hâkimlere ait olmakla

birlikte değerlendirme yapılırken sanığın devlet görevlisi olduğu ve kasıtlı

bir şiddet eylemi gösterdiği gözönünde tutularak bu husus karar gerekçesinde

tartışılmalı ve buna uygun bir takdir hakkı kullanıldığı kararda

gösterilmelidir. Ceza yargılaması neticesinde ulaşılan hükümde, HAGB hükmü için

sanığın kamu görevlisi olması ve eylemin kasıtlı fiziksel şiddet olmasına

karşın HAGB hükmü kurulmasını hukuki bir zemine oturtacak nitelikte bir

değerlendirmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır. Kasıtlı bir fiziksel

şiddet eylemine ilişkin bulunan suç için yasal zorunluluğun var olmadığı ve bu

konuda tam bir takdir yetkisi bulunduğu hâlde sanık hakkında hiçbir hukuki

sonuç doğurmayacağı kanunda açıkça belirtilen HAGB müessesesinin uygulanmasıyla

hâkimlerin takdir yetkilerini kasıtlı fiziksel şiddet eyleminin hiçbir şekilde

hoş görülemeyeceğini göstermek yerine bu eylemin sonuçlarını olabildiğince aza

indirgemek yönünde kullandıkları, bu nedenle sanık açısından caydırıcılık ile

mağduriyet açısından giderim sağlanmadığı, başvurucunun mağdur sıfatının devam

ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

20. Diğer taraftan başvurucu, hakaret ve aşağılama

iddiasında bulunmuş ise de başvurucunun sözlü şiddete ilişkin kötü muamele

iddialarını destekleyen bir veriyi gerek yargı mercii önünde gerekse bireysel

başvurusunda savunulabilir bir iddia olarak ortaya koyamadığı görüldüğünden

hakaret temelinde ileri sürdüğü iddianın ayrıca bir değerlendirmeye konu

edilmesine gerek görülmemiştir.

21. Bu bağlamda, kamu görevlisi hakkında ihlale ilişkin

olarak uygun ve yeterli bir giderim sağlamayan HAGB kararı verilmesinin kötü

muamele yasağı bağlamında maddi yükümlülüğünün ihlal edildiğinin derece

mahkemesince kabul edildiği anlamına gelmediği, cezasızlık sonucunu doğurarak

sanığın cezadan muaf tutulduğu izlenimini yarattığı ve benzer ihlallerin önüne

geçebilmek amacıyla caydırıcılığın sağlanması için devletin sorumluların uygun

ve yeterli cezalarla cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir ceza

soruşturması yürütme konusundaki yükümlülüklerine açıkça aykırılık oluşturduğu

sonucuna ulaşıldığından kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, hakaret suçu isnadıyla sanık konumunda

olduğu yargılamanın altı yıl gibi bir sürede kesinleşmesinin makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır.

Ayrıca ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 29, 34).

25. Somut süreçte yargılama başvurucunun 22/11/2013

tarihinde gözaltına alınması ile başlayan 8/1/2019 tarihinde kesin olarak

sonuçlanmıştır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında beş yılı aşan bir süreye yayılan

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığı sonucuna varmak gerekir.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları

27. Aleyhine yöneltilen hakaret suçu isnadına ilişkin

olarak başvurucunun yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının Ahmet Sağlam, (B. No: 2013/3351, 18/9/2013) kararı

doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, özgürlük ve

güvenlik hakkına ilişkin iddiasının Hikmet Kopar ve diğerleri ([GK], B.

No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72) kararı doğrultusunda başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

III. GİDERİM

28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama

yapılması ve 250.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

Başvurucu tazminat talebinde bulunurken açıkça ve münhasıran kötü muamele

yasağının ihlali iddiasını temel almıştır. Başvurucu, adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası bağlamında bir tazminat talebinde bulunmamıştır.

29. Başvuruda tespit edilen kötü muamele yasağına dair

hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı

mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK],

B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.

No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK],

B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim

sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

30. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş olmakla birlikte

başvurucunun bu konuda bir tazminat talebi bulunmadığından adil yargılanma

hakkı yönünden ihlalin tespit ile yetinilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin

4. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/140, K.2014/810) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 10.264,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Şahmeran Sadık GÜLER Vekili : Av. Cengiz ÖZEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/21911, 12 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. A. Kötü Muamele
  7. B. Makul Sürede
  8. C. Diğer İhlal
  9. III. Giderim
  10. A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  11. B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında
  12. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin
  13. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/21911
Tarih
12 Ocak 2023

İlgili Kararlar

  • Mustafa Susan Başvurusu (B. No: 2020/11041)
  • Hikmet Akar Başvurusu (B. No: 2020/18173)
  • Recep Pir Başvurusu (B. No: 2019/31301)
  • Aslı Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/26598)
  • Bursa Global Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2020/22943)
  • Emrah Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/12731)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.