İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salih Kurul Başvurusu (B. No: 2016/6167)

1. Başvuru; sosyal güvenlik ödemesinin değer kaybına uğratılarak

Başvuru No2016/6167Tarih9 Mayıs 2019Okuma14 dk · 2.709 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Salih Kurul Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/6167
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.709 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; sosyal güvenlik ödemesinin değer kaybına uğratılarak

ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı, BAĞ-KUR

sigortalılığı ile isteğe bağlı sigortalılığa bağlı olarak hizmet birleştirme ve

emeklilik talebinde bulunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) başvurucunun

talebini reddetmiştir.

8. Başvurucunun 31/1/2006 tarihinde talebinin reddine ilişkin

idari işlemin iptali ve hizmetlerinin SGK sigortalılığı ile birleştirilmesine

karar verilmesi istemiyle Antalya 1. İş Mahkemesinde açtığı davanın kabulüne

dair karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince13/12/2012 tarihinde onanmıştır.

9. Bunun üzerine başvurucu 11/2/2013 tarihli dilekçeyle, Mayıs

2005 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığının bağlanması ve birikmiş aylıklarının

yasal faizleriyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur.

10. Başvurucu, Mayıs 2005 tarihinden itibaren geçerli olmak

üzere emekli edilmiş ve birikmiş maaşları faizsiz olarak PTT havalesi ile

22/6/2013 tarihinde kendisine ödenmiştir.

11. Başvuru formundaki beyanında göre başvurucu, SGK'ya verdiği dilekçeyle açıkça talep etmiş olmasına

rağmen faizlerin ödenmemesi nedeniyle SGK'ya

27/6/2013 tarihli başvuruyla, yapılan ödeme dökümünün faize ilişkin olarak

açılacak davada hesaplamaya esas olmak üzere gönderilmesini talep etmiş;

4/2/2014 tarihine kadar cevap verilmemesi üzerine başvuru konusu davayı

açmıştır.

12. Başvurucu, birikmiş emekli maaşlarının geç ödenmesi

nedeniyle faiz alacağının toplu ödeme tarihi olan 27/6/2013 tarihinden itibaren

yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle 4/2/2014 tarihinde Antalya

2. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

13. Mahkeme 16/12/2014 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar

Kanunu'nun 113. maddesine istinaden ödeme dekontunda başvurucunun ihtirazi kaydının olmadığı, SGK tarafından yapılan ödeme

sırasında faize ilişkin bir talepte bulunulmaması nedeniyle asıl borcun sona

erdiği belirtilmiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince

4/2/2016 tarihinde onanmıştır.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 1/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 15/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ferda Yeşiltepe ([GK], B. No: 2014/7621,

25/7/2017, §§ 17-31) kararı.

17. 818 sayılı mülga Kanun'un 113. maddesi şöyledir:

"Asıl borç tediye ile veya sair bir

suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i

haklar dahi sakıt olur.

Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz

bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler

talep olunamaz.

Gayrimenkul rehine ve kıymetli evraka ve

konkordatoya müteallik hususi hükümler mahfuzdur. "

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

131. maddesi şöyledir:

“Asıl

borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve

ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.

İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını

isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı

tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu

faizler ve ceza koşulu istenebilir.

...”

19. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/12/1989 tarihli ve

E.1989/616, K.1989/676 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Kural olarak ana

alacakla birlikte ek haklar da sona erer. Ek haklar anlam bakımından bir ana

hakkın varlığına ihtiyaç gösteren ve ancak ona bağlı olarak doğabilen

haklardır. Faizlerde bu haklar arasındadır.

BK'nın "Borçların fcr'ilerinin sukuıu (eklentilerinin sona ermesi)" başlığını taşıyan

113. maddesinin birinci fıkrasında, ana borcun ödeme veya sair bir surette

sakıt olduğu takdirde kefalet, rehin vesair fer'i hakların dahi sakıt olacağı ilke olarak hükme

bağlanmış: ikinci fıkrasında ise bu ilkenin iki istisnasına yer verilmiştir.

Bunlar, daha önce işlenmiş olan faizleri

isteme hakkının saklı tutulduğunun bildirilmiş olması veya durumun özelliğinden

bunun anlaşılmış olmasıdır.

Somut olayda, davacı taşınmazına ait

kamulaştırma bedel farkını henüz almadan lehine kamulaştırma yapılan idareye

16.1.1987 ve 26.1.1987 günlü dilekçelerle yaptığı başvurusunda artan bedel

farkını talep ederken geç ödenmesi halinde faiz de istediğini açıkça

belirtmiştir.

Belgelenmiş olan bu olgu karşısında artık

davacının faiz isteğini saklı tuttuğunun kabulü halin icabına tamamen uygun

düşmektedir. Bu itibarla mahkemece yazılı olduğu üzere mevcut kanıtlar

değerlendirilerek davanın kabulüne ilişkin önceki kararda direnilmesi usul ve

yasaya uygun olduğundan direnme kararı onanmalıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılamanın süresi tespit

edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde-

yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50,

52).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 4/2/2014-4/2/2016 tarihleri

arasındaki iki yıllık yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

Bu durumda makul sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı

açıktır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, birikmiş emekli maaşlarının geç ödenmesi

sebebiyle oluşan faiz alacağının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre emekli maaşlarının faizsiz

ödenmesi alacağın değer kaybetmesine yol açmaktadır.

2. Değerlendirme

27. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler Anayasa

Mahkemesinin Ferda Yeşiltepe

(aynı kararda bkz. §§ 45-76) ile Vildan Utku

Atalay (B. No: 2015/4812, 7/2/2019, §§ 34-42) başvurularında

belirtilmiştir.

28. Başvurucunun emekli maaşı

alacağının mevcut olduğu derece mahkemelerince kabul edilmiştir.

Başvurucunun bu alacağının Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı

kapsamında mülk teşkil ettiği

kuşkusuzdur (benzer yöndeki karar için bkz. Ferda

Yeşiltepe, §§ 45-47). Anayasa Mahkemesi daha önce değer kaybına

ilişkin şikâyetleri mülkiyetten barışçıl

yararlanmaya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelemiştir (Ferda Yeşiltepe, § 51; ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B.

No: 2014/2267, 21/12/2017, § 57). Somut olayda da farklı bir durum söz konusu

olmadığından müdahale, belirtilen genel ilke çerçevesinde incelenmiştir.

29. Anayasa Mahkemesi, kamu kurum ve kuruluşlarından olan

çeşitli para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin

şikâyetleri daha önce incelemiştir. Buna göre kamu makamlarının para borçlarını

makul olmayan bir gecikme ile ödedikleri durumlarda para alacağında meydana

gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük

oluşturması hâlinde müdahale ölçülü olmadığından mülkiyet hakkının ihlaline

karar vermiştir (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. Ferda Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi

iadesi alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San.

ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat

yönünden bkz. Abdulhalim Bozboğa,

B. No: 2013/6880, 23/3/2016; açığa alınan memurun maaş farklarının iadesi

yönünden bkz. Vildan Utku Atalay).

30. Somut olayda başvurucu, derece mahkemeleri kararına uygun

olarak 2005 yılı Mayıs ayından itibaren geçerli olmak

üzere emekli edilmiş ve birikmiş maaşları 22/6/2013 tarihinde ödenmiştir (bkz.

§§ 8-10). Ancak başvurucu, yaşlılık aylığının bağlanması ve birikmiş

aylıklarının yasal faizleriyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuş olmasına

rağmen faiz alacağı ödenmemiştir (bkz. § 9). Bunun üzerine faiz alacağının

ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemiyle başvuru konusu

davayı açmıştır. Mahkemece, ödeme dekontunda başvurucunun ihtirazi

kaydının olmadığı, SGK tarafından yapılan ödeme sırasında faize ilişkin bir

talepte bulunulmaması nedeniyle asıl borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir (bkz. §§ 12, 13).

31. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında -kural

olarak- faiz işletilip işletilmemesi, faiz oranları veya faizin işletilme

tarihleri ya da dönemleriyle ilgili hukuk kurallarını yorumlama görevi

bulunmamaktadır. Bu görev esas itibarıyla derece mahkemelerine düşmektedir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin söz konusu hukuk

kurallarının yorumunun mülkiyet hakkı bağlamında sonuçlarını incelemek

durumundadır.

32. Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak

güncelleştirilmesi yani emekli maaşına hak kazanılan Mayıs 2005 tarihi ile

ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek

biçimde faiz uygulanması, emekli maaşının enflasyon karşısında değer

kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 42).

33. Bilindiği gibi faiz ekonomik açıdan paranın fiyatıdır. Herhangi bir kimse

kendisine ait olmayan bir parayı -hangi isim altında olursa olsun- belli bir

süre kullandığında paranın asıl sahibine faiz

ödemek zorundadır. Çünkü paranın likidite özelliği onun her an, her türlü

üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir

deyişle parayı nakit olarak elinde bulunduran kimse bugünkü ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi piyasanın yarına dönük olanaklarından da

yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli tarihte

ödenmesi gereken bir miktar para olduğu hâlde bu parası ödenmeyen kimse ise bu

imkânlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı kullanan kimsenin parayı

kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi gerekir. İşte faizi doğuran

temel neden budur (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).

34. Bu temel neden, paranın değerini sürekli olarak kaybettiği

enflasyon dönemlerinde ayrı bir önem kazanır. Dönem başında kullanmaktan

vazgeçilen ya da hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın satınalma gücü, dönem sonunda enflasyon oranında azalmış

olacaktır. Bu durumda dönem sonunda paranın asıl sahibine ödenmesi gereken

faiz, sadece belli bir dönem için yapılan fedakârlığın karşılığından ibaret

olmayacak; aynı zamanda söz konusu dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı

da karşılayacak miktarda olacaktır. Teknik deyişle hem para sahibinin

tasarrufta bulunmasının bedeli ödenecek hem de paranın satın alma gücü

korunacaktır (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).

35. Somut olayda derece mahkemeleri 6098 sayılı Kanun' un 131.

maddesinde saklı tutulma kavramı altında yer verilen ihtirazi

kayıt kurumu çerçevesinde davayı reddetmiştir. Bu maddeye göre ihtirazi kaydın alacaklının bazı hakları ileride

kullanmakta serbest bulunduğuna dair irade açıklaması olduğu, bu iradenin ise

açık bir irade beyanıyla kullanılabileceği gibi örtülü irade beyanı ile de

kullanılabileceği anlaşılmaktadır. Somut olayda faiz alacağı talebinin reddine

karar verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/12/1989 tarihli ve

E.1989/616, K.1989/676 sayılı kararıyla asıl alacağın ifasından önce dilekçeyle

asıl alacakla birlikte faiz alacağının da istenmesi durumunda faiz isteğinin

saklı tutulduğunun hâlin icabına uygun düşeceği yönünde bir yorum yapıldığı

görülmektedir.

36. Üstelik tüketici fiyat endeksi verileri uyarınca alacağa hak

kazanılan 2005 yılı Mayıs ayındaki 100 TL'nin asıl

alacağın ödendiği 2013 yılı Haziran ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer

kaybı giderilmiş karşılığı 190,03 TL'dir. Bu durumda alacağın hak kazanıldığı

tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar enflasyonun yaklaşık toplam %90,03

oranında olduğu ve başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde

değer kaybına uğradığı görülmektedir. Dolayısıyla derece mahkemelerinin söz

konusu yorumları sonucu faiz ödenmemesiyle başvurucunun mülkiyet hakkı

kapsamındaki alacağının değer kaybettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucunun

muhakkak ihtirazi kayıt koyması gerektiği yönündeki

yorumun -daha önce Hukuk Genel Kurulu tarafından anılan kanun hükümlerine

dayalı söz konusu içtihadı da dikkate alındığında- öngörülebilir olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

37. Sonuç olarak başvurucunun alacağına hak kazandığı tarihten

ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate

alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın

önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Belirtilen

değer kaybının miktarı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak

aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin

kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması

gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

41. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulmalı, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılmalı, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmeli, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirler alınmalıdır (Mehmet

Doğan, § 55).

42. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının

yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının

nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı

ilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §

56).

43. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre

ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

44. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

45. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir, derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

46. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır

(Mehmet Doğan, § 60).

47. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun emekli maaşı

alacağına hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki

enflasyon oranlarının dikkate alınarak faiz ödenmemesi nedeniyle söz konusu

alacağın önemli ölçüde değer kaybına uğratılıp ödendiğini tespit etmek

suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucu bu

değer kaybını önleyebilecek faizin ödenmesi istemiyle önce SGK'ya

başvurmuştur. Başvurunun reddi üzerine açtığı dava da reddedilmiştir. Sonuç

olarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaline idari bir işlemin yol açtığı

anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda ihlale yol açan idari eylem ve işleme karşı

başvurulabilecek kanun yolu tüketildikten sonra bireysel başvurunun yapıldığı

anlaşıldığına göre ilgili mahkemenin yeniden yargılama yoluyla tespit edilen

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânı bulunmaktadır.

48. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarının

belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya

2. İş Mahkemesine (E.2014/89, K.2014/18) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucu : Salih KURUL Vekili : Av. Mehmet Ali YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/6167, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/6167
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Timur Demir Başvurusu (B. No: 2018/33190)
  • Sadettin Ekiz Başvurusu (B. No: 2016/9364)
  • M.ö. Başvurusu (B. No: 2017/20197)
  • Saadet Ekşi Başvurusu (B. No: 2015/7339)
  • İoanis Maditinos Başvurusu (B. No: 2015/9880)
  • Vedat Demir Başvurusu (B. No: 2017/7295)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.