İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Samet Ayyıldız Başvurusu (B. No: 2018/34548)

1. Başvuru, özel bir şirkette çalışan başvurucunun WhatsApp

Başvuru No2018/34548Tarih28 Aralık 2021Okuma21 dk · 4.152 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Samet Ayyıldız Başvurusu

Karar tarihi
28 Aralık 2021
Başvuru Numarası
2018/34548
R.G. Tarih ve Sayı
11/2/2022-31747
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.152 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, özel bir şirkette çalışan başvurucunun WhatsApp

adlı mesajlaşma programını kullanarak yaptığı yazışmaların işveren tarafından

incelenmesi ve bu yazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi

nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tespit edilen şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Özel bir şirket çalışanı olan ve 1/5/2015 tarihinden

itibaren şirketin hizmet sağladığı Sağlık Bakanlığına bağlı bir devlet

hastanesinde (kurum) bilgi işlem sorumlusu olarak görev yapan başvurucunun iş

sözleşmesi 22/11/2017 tarihinde feshedilmiştir.

10. UYAP üzerinden edinilen bilgilere göre başvurucunun

işveren şirket tarafından 16/11/2017 tarihli yazı ile gerçeğe aykırı beyanla

izin almaya çalıştığı, mesajlaşma programı ile çalışma arkadaşları ile firma ve

kurum yöneticilerine karşı iftira ve hakaret ettiği, çalışma arkadaşlarıyla

birlikte örgütlü bir biçimde bilişim sistemini sekteye uğrattığı hususlarında

savunması istenmiştir. Başvurucu, savunmasını 21/11/2017 tarihinde göndermiş ve

22/11/2017 tarihinde iş akdi bildirimsiz olarak feshedilmiştir.

11. Başvurucu 20/12/2017 tarihinde Ordu İş Mahkemesinde

(Mahkeme) işe iade istemiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; iş

akdinin haksız olarak feshedildiğini, feshe dayanak yapılan mesajlaşma

programının çok yaygın olarak kullanıldığını, bu yazışmaların kişisel veri

olarak korunması gerektiğini, bu konuşmaların elde ediliş şeklinin muğlak

olduğunu, konuşmaların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.

12. Davalı şirket vekili davaya cevabında; davanın yasal

süresi içinde açılmadığını, feshin 10/6/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu'nun 25. maddesine göre yapıldığını, bu nedenle bildirimsiz ve

tazminatsız yapılabileceğini, ayrıca fesih bildiriminin yapılmasını engellemek

amacıyla başvurucunun sürekli olarak rapor aldığını, fesih sebebi olan WhatsApp

yazışmalarının görev başındayken kendisine tahsis edilen bilgisayarda

gerçekleştirildiğini, başvurucunun bilgisayarı açık bırakması sonucunda sorumlu

olan amirin yazışmaları elde ettiğini vurgulamıştır. Dilekçede ayrıca feshe dayanak

yazışmalarda ağır şekilde sövmeler, iftiralar ve tehditler bulunduğu,

başvurucunun sürekli rapor alarak iş akışını bozduğu, bu nedenlerle feshin

haklı olduğu belirtilmiştir.

13. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) vekili davaya

cevabında; SGK ile başvurucu arasında bir iş sözleşmesinin olmadığını, davalı

şirketle aralarında ihale ilişkisinin bulunduğunu, başvurucunun tüm özlük

işlemlerinin davalı şirket tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle kendilerine

husumet yöneltilemeyeceğini, davanın öncelikle husumet yönünden reddi

gerektiğini ifade etmiştir. Bunun yanında feshe dayanak olan yazışmaların

hizmeti sekteye uğratmaya yönelik olduğu ve davanın reddi gerektiği

vurgulanmıştır.

14. Mahkeme 31/5/2018 tarihinde davanın kabulüne, feshin

geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde; fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmadığı, bu nedenle şekil

şartlarına uygun olmayan feshin geçersiz olduğu belirtilmiştir.

15. Davalıların vekillerinin anılan karara karşı yaptığı

istinaf başvurusu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin (Bölge

Adliye Mahkemesi) 27/9/2018 tarihli kararıyla kabul edilmiş, mahkeme kararının

kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinde; işverenin haklı nedenle derhâl fesih hakkını kullandığı, bu

nedenle yazılı fesih şartı aranmadığı, başvurucunun eylemleri nedeniyle yapılan

feshin geçerli olduğu, feshe dayanak yapılan mesajlarda davalı şirket ve kurum

yöneticilerine karşı küçük düşürücü, hakaret içeren yazışmaların bulunduğu

ifade edilmiştir.

16. Nihai karar 14/11/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 22/11/2018 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

18. Öte yandan UYAP üzerinden yapılan incelemede

başvurucu ile benzer sebeple iş akdi feshedilen E.O.nun Mahkeme nezdinde açtığı

dava kabul edilmiş ancak Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin

5/10/2018 tarihli kararıyla dosyanın esası incelemeden kaldırılmasına ve

mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Anılan karar üzerine Mahkemede yeniden

yargılama yapılmış, konu ile ilgili maddi deliller toplanmış ve bu sefer

davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun

esastan reddi üzerine kararın kesinleştiği görülmüştür.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. E.Ü. [GK], B.

No: 2016/13010, 17/9/2020, §§ 22-51.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Anayasa Mahkemesinin 28/12/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu; iş akdinin haksız olarak feshedildiğini,

WhatsApp mesajlaşma programının 3. kişilerin erişimine kapalı olduğunu, bu

nedenle bu mesaj içeriklerinin hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğunu,

çalışanların kendi aralarında iletişim grubu kurmalarının ve burada iletişim

hâlinde olmalarının hukuka aykırı olmadığını iddia etmiştir. Savunması

beklenmeden iş akdinin feshedildiğini, Mahkemece dosyanın esasına girilmeden

feshin şekil şartlarından yoksun olduğundan bahisle davanın kabulüne karar

verilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince deliller toplanmadan ve sadece

davalı tarafın iddiaları dikkate alınarak karar verildiğini ileri sürmüştür.

Diğer yandan başvurucu, kendisi ile aynı durumdaki diğer çalışanların davasında

istinaf incelemesinde kararın bozulmasına hükmedildiğini ve ilk derece

mahkemelerince esas incelemelerinin yapıldığını ifade etmiştir. Kendisi

hakkında ise tanıklar dinlenmeden, deliller toplanmadan karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, kişisel veri niteliğindeki

mesajların delil olarak kullanılması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. Bakanlık görüşünde, başvurucunun kurum

bilgisayarındaki WhatsApp isimli mesajlaşma programı aracılığıyla sistem

üzerinden arkadaşları ile birlikte şirket ve kurum yöneticilerine karşı

hakarette bulunduğu, çalışma arkadaşları ile birlikte örgütlü bir biçimde

bilişim sistemini sekteye uğrattığı belirtilmiş; ahlak ve iyi niyet kurallarına

uymayan bu davranışları nedeniyle iş ilişkisinin sürdürülemeyeceği gerekçeleri

ile iş sözleşmesinin feshedildiğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir. Görüşte

ayrıca kamu makamları tarafından başvurucunun özel hayatına doğrudan bir

müdahale gerçekleştirilmediği, bu nedenle devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında inceleme yapılması gerektiği, bu kapsamda idari ve yargısal

kararların ilgili ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin, verilen kararlarda

başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkı ile onun ödev ve sorumlulukları

arasında adil bir denge kurulup kurulmadığının takdirinin Anayasa Mahkemesinde

olduğu vurgulanmıştır.

23. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu vekili;

karara dayanak gösterilen yazışmaların hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini,

delillerin mahkemece değerlendirilmeden karar verildiğini, bu nedenlerle

öncelikle yeniden yargılama yapılmasına, mümkün değilse tazminata hükmedilmesi

gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

25. Anayasa'nın “Haberleşme hürriyeti” kenar

başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

26. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesinde koruma

altına alınmıştır. Bu anlamda devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle

yükümlüdür (E.Ü., § 56). Ayrıca Anayasa'nın 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyeti, haberleşmenin yanında içeriği ve biçimi ne

olursa olsun haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır.

Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve

görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması ve

haberleşmeye yönelik haksız müdahalelerde bulunulmaması gerekir (Yasemin

Çongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 49; E.Ü., § 60).

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda işverenin başvurucunun işyeri bilgisayarını kullanarak

yaptığı mesajlaşmalarını denetlemesi ve içeriğini incelemesi sonucu elde ettiği

bilgileri iş akdinin feshine dayanak yapması söz konusudur. Dolayısıyla

başvurucunun iş arkadaşları ile WhatsApp adlı program üzerinden

gerçekleştirdiği yazışmalarının incelendiği ve içeriklerine ulaşıldığı

gözetildiğinde başvurunun özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

29. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında

kalan temel haklar, yalnızca kamusal gücün doğrudan uygulanmasıyla değil kimi

zaman da özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklara konu olacak şekilde

üçüncü kişilerin müdahaleleriyle zedelenebilmektedir. İlkinde söz konusu

güvencelerin sağlanması adına kamusal makamlara yüklenen negatif ve pozitif tüm

yükümlülüklerin doğrudan yerine getirilmesi konusunda tereddüt bulunmamakta ise

de ikinci durumda devletin üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı bireylere ne

tür bir koruma imkânı sunması gerektiği ve hangi çerçevede yükümlülükler taşıdığı

hususunda her olayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirmelerde

bulunulması gerekmektedir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, B. No: 2013/4825,

24/3/2016, § 45; E.Ü., § 64).

30. Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Ayrıca

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması,

maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların

hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu

düzenlemeler ışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak

müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü

kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.

Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temel

hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediği

denetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudan

özel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağı için taşıdığı koşulların

özelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleri

bağlamında ele alınması gerekebilir. Dolayısıyla özel hayata saygı hakkı ve

haberleşme hürriyeti yönünden de devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan tüm bireyleri gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, § 46; Ali

Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No:

2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33; U.B., B. No: 2015/3175,

10/10/2019, §§ 33, 34; E.Ü., § 65).

31. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerinin

birbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal altyapının

oluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve

usul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini, bu

yargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip

gözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir. Bu doğrultuda derece mahkemelerince

söz konusu güvenceler gözardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındaki

çatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, başvuranların temel haklarına

yönelik müdahalenin meşru amaca dayalı ve ölçülü olup olmadığı

değerlendirilmeli, ulaşılan sonuç hakkında hüküm kurulurken ilgili ve yeterli

gerekçeler sunulmalıdır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§ 47-50; E.Ü.,

§ 66).

32. Anayasa Mahkemesi daha önce iletişim araçlarının

işveren tarafından denetlenmesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda derece mahkemeleri

tarafından devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında çıkarların dengelenmesi

ve müdahalenin ölçülülüğünün irdelenmesi kapsamında gözetilmesi gereken

hususları genel olarak belirlemiş; buna göre somut olayın koşullarına göre iş

sözleşmelerinde kısıtlayıcı ve zorlayıcı düzenlemelerin ne şekilde belirlendiği,

tarafların bu düzenlemeler hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği,

çalışanların temel haklarına yönelik müdahalede bulunulmasına neden olan meşru

amacın müdahale ile ölçülü olup olmadığı, sözleşmenin feshinin çalışanların

eylem ya da eylemsizlikleri karşısında makul ve orantılı bir işlem olup

olmadığı hususlarının uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi gerektiğini tespit

etmiştir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, § 50; E.Ü., § 67).

33. Yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek işverenin

işçinin iletişimini denetlemesi yetkisini özel hayata saygı hakkı ve haberleşme

hürriyeti bağlamında devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında irdelemek

gerekmektedir. Öncelikle somut olayda olduğu gibi teknolojik gelişmelerin

imkânlarından yararlanmak isteyen işverenlerin bilgisayar, internet, e-posta

gibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanın kullanıma sunması nedeniyle oluşan

uyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ile işçinin temel hak ve özgürlükleri

arasında bir dengeleme yapma gerekliliği doğmaktadır. Bu bağlamda işveren ile

çalışan arasındaki ilişkinin iki taraf açısından da belirli hak ve

yükümlülükler öngören ve esasen güven ilişkisi üzerine kurulu iş sözleşmesiyle

şekillendiği unutulmamalıdır. Somut uyuşmazlığın ilgili olduğu iş hukukunun

dinamik bir niteliğinin olduğu, ayrıca iş ilişkilerinin genel kurallardan

farklı, kendine özgü bazı hukuki kurallar içerdiği de dikkate alınmalıdır (E.Ü.,

§ 68).

34. Bu bağlamda işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ile

bilgi akışının kontrolünü sağlamak, işçinin eylemlerine bağlı cezai ve hukuki

sorumluluğa karşı korunmak, verimliliği ölçmek veya güvenlik endişeleri gibi

haklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin yönetim yetkisi kapsamında

kural olarak işçinin kullanımına sunduğu iletişim araçlarını denetleyebileceği

ve kullanıma ilişkin sınırlamalar öngörebileceği söylenebilir. Ancak işverenin

yönetim yetkisinin işyerinde işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin ve

güvenliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda

işverenin yetki ve haklarının sınırsız olmadığı, çalışana tanınan temel hak ve

özgürlüklerin somut olayda haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkının

işyeri sınırları dâhilinde de korunduğu, aynı zamanda kısıtlayıcı ve uyulması

zorunlu işyeri kurallarının çalışanların temel haklarının özünü zedeleyecek

nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmalıdır. Bu çerçevede işyerinde kullanıma

sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğu gözetilerek sırf bu nedenle

bile işverenin iletişim araçları üzerinde sınırsız ve mutlak bir gözetleme ve

denetleme yetkisinin olduğunu kabul etmek, işçinin demokratik bir toplumda

temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygı gösterilmesi gerektiği yönündeki

haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır (E.Ü., § 69).

35. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer bir somut olaya

ilişkin bulunan E.Ü. kararında derece mahkemelerince aşağıda belirtilen

güvencelerin somut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp

sağlanmadığının gereği gibi denetleyip denetlemediğinin incelenmesi gerektiğini

vurgulamıştır (E.Ü., § 70):

i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğu

iletişim araçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu

gösteren meşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işverenin

gerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşru

olup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişim

içeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesi

yönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.

ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi ve

kişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli ve

bunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafından

önceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk

dikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygun

düştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerin

işlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemenin

kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin ve

işlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarını

kapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkin

olarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir.

Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığı

sağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimin

denetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olma

imkânı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.

iii. Çalışanın temel hak ve hürriyetlerine işveren

tarafından yapılan müdahale, ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı

gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen

verilerin işveren tarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması

gerekir.

iv. İşveren tarafından yapılan müdahalenin gerekli kabul

edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılması mümkün

olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmalıdır.

Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine daha az müdahale içeren

yöntem ve tedbirlerin uygulanmasının mümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu

kapsamda işverenin ulaşmak istediği amaca çalışanın iletişimi incelenmeden de

erişilme imkânı olup olmadığı her bir vakıanın somut özellikleri ışığında

değerlendirilmelidir.

v. Müdahalenin orantılı kabul edilebilmesi için

ise iletişimin denetlenmesi ile işlenecek veya herhangi bir şekilde

yararlanılacak veriler ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olmalı, bu amacı aşacak

şekilde sınırlama ya da müdahaleye izin verilmemelidir.

vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olan

çalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları gözönünde tutularak

tarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenip dengelenmediğine

bakılması gerekmektedir. Taraflardan birine şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklendiğinin tespiti hâlinde devletin pozitif yükümlülüklerini yerine

getirmediği sonucuna varılabilir.

b. İlkelerin

Uygulanması

36. Başvurucu; WhatsApp adlı mesajlaşma programındaki

yazışmalarının incelenmesinin özel hayat alanına ve haberleşme hürriyetine

haksız bir müdahale oluşturmasına rağmen açtığı işe iade istemli davasında bu

yönde bir tespit yapılmadığını, yazışmalarının işveren tarafından hukuka aykırı

yöntemlerle elde edildiğini iddia etmiştir. Bu kapsamdaki iddiaların yukarıda

belirtilen esaslar gözetilerek devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında

değerlendirilmesi gerekmektedir.

37. Öncelikle işverenin işçinin kullanımına sunulan

iletişim araçlarını denetlemesine ilişkin olarak 4857 sayılı Kanun'da özel bir

düzenleme olmadığı görülmüştür. Ancak Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yer

bulan özel hayata saygı hakkına ve haberleşme hürriyetine ilişkin güvenceler

ile hukuk sistemimizde mevcut olan düzenlemelerin iş hukuku uyuşmazlıklarında

uygulanması yönünde bir engel olmadığı gözetildiğinde yasal altyapı oluşturmak

bağlamında pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu söylenebilir (E.Ü.,

§ 72).

38. Başvuru konusu olayda başvurucu, bir özel şirket çalışanı

olup 1/5/2015 tarihinden itibaren bu şirketin hizmet sağladığı Sağlık

Bakanlığına bağlı bir devlet hastanesinde bilgi işlem sorumlusu olarak görev

yapmaktadır. Kurum yöneticilerinden birinin başvurucuya görevi için tahsis

edilmiş bilgisayardaki WhatsApp yazışmalarını bir şekilde görerek bu

yazışmaların içeriklerini temin ettiği ve bunların dayanak yapılarak

başvurucunun iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

39. Başvuru konusu olayda işveren şirket vekili davaya

cevap dilekçesinde, mesaj içeriklerinin başvurucunun bilgisayarını açık

bırakması sonucunda sorumlu olan amiri tarafından elde edildiğini ifade

etmiştir. Anılan mesajlaşma programının işyerinin işleyişiyle bir ilgisinin

bulunmadığı, başvurucu ve arkadaşları tarafından özel mesajlaşmalar için

oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yargı kararlarından ve taraf dilekçelerinden

başvurucu ile iş arkadaşları arasındaki mesajlaşmaların işyeri ve çalışanları

ile ilgili özel görüşlerini içerdiği, içeriğinde bazı küçük düşürücü ifadelerin

bulunduğu görülmektedir.

40. Öncelikle işyerinde kullanıma tahsis edilen

bilgisayar üzerinden yapılan iletişimin denetlenebileceğine ve iletişim

araçlarının kullanım koşullarına ilişkin olarak önceden tam ve açık bir

bilgilendirme yapılmadığı hâllerde temel hak ve özgürlüklerinin işyerinde de

korunacağı yönündeki haklı beklentiyle çalışan kişinin işyeri bilgisayarı

üzerinden kişisel yazışmalar yapabileceğinin işveren tarafından da

öngörülebilecek bir durum olduğu vurgulanmalıdır. Buradan hareketle çalışana

açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hâllerde hak ve özgürlüklerine bir

müdahalede bulunulmayacağı hususunda çalışanların makul bir beklenti içinde

olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağladığı

güvencelerden yararlandırılması gerektiği söylenebilir.

41. Somut olayda işverenin işyeri bilgisayarını inceleme

yetkisi ile kapsamını gösteren bir bildirimin başvurucuya yapıldığına ilişkin

bilgi ve belge sunmadığı hususları gözetildiğinde işveren tarafından işyerinde

kullanıma tahsis edilen bilgisayar üzerinden yapılan iletişimin izlenebileceği

ve denetlenebileceği yönünde açık bir bilgilendirme yapılmadığı

anlaşılmaktadır. Öte yandan özel hayat alanına dâhil olan WhatsApp mesajlaşma

içerikleri gerekçe gösterilerek başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Ancak

işveren, davalı taraf olarak yargılama sürecinde müdahalenin meşru

görülebilecek nedenlerini ve dayanaklarını, başvurucunun beklentilerinin

gözetildiğini ve haklarının dikkate alındığını, ayrıca müdahale konusunda

başvurucunun bilgilendirildiğini ortaya koyamamıştır. Bu bağlamda yargılama

sürecinde feshin temel sebebini oluşturan WhatsApp mesajlaşma programı ile

iletişime veya işyeri bilgisayarlarında özel iletişime yönelik olarak böyle bir

bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı derece mahkemelerince tartışılmamış,

başvurucunun kendisi alenileştirmediği hâlde onun rızası alınmadan ve önceden

bir bilgilendirme yapılmadan mesaj içeriklerine hukuka aykırı olarak erişildiği

yönündeki esaslı iddialarının karşılanmadığı anlaşılmıştır.

42. Kaldı ki somut olayda kişisel kullanıma ilişkin

olduğu herkesçe ve işverence bilinen söz konusu programın denetlenmesinin

başvurucunun özel hayatının ve haberleşmesinin gizliğinin korunması konusundaki

makul beklentisine aykırı olduğu açıktır. Mahkemece de anılan programın kişisel

kullanıma özgü bir mesajlaşma programı olduğunun herkesçe bilinebilir bir durum

olmasına rağmen bu tür bir programın içerisinde yer alan yazışmaların ne

suretle denetlendiğine ve içeriklerinin feshe dayanak alındığı hususunun

gerekli olup olmadığına ve başvurucunun özel hayatı ile haberleşmesine olan

etkisine yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

43. Bunun yanında işveren başvurucunun bilgisayarındaki

özel mesajları hukuka uygun bir yöntemle elde ettiğine yönelik de sağlıklı bir

açıklama yapamamıştır. Yargılama aşamasında davalı şirket vekilinin davaya

cevap dilekçesinden feshe dayanak olan mesajlaşma içeriklerinin başvurucunun

bilgisayarını açık bırakması sonucunda sorumlu olan amiri tarafından elde

edildiği anlaşılmıştır. Bu anlamda başvurucunun bilgisayarında yer alan

iletişiminin içeriğine erişilmesini zorunlu kılan bir durumun mevcut olduğunun

işveren tarafından açıklanmadığı görülmüştür. Ancak aynı amaca ulaşılabilmesi

bakımından tarafların şikâyet ve savunmalarının analizi, tanıkların dinlenilmesi,

işyeri kayıtları ile yürütülen projelerin süreç ve sonuçlarının incelenmesi

gibi araçlar da mevcut olduğu hâlde niçin mesaj içeriklerinin incelenmesinin

zorunlu ve gerekli görüldüğü işveren tarafından açık bir şekilde ortaya

konulamadığı gibi derece mahkemeleri tarafından da somut olay bu yönüyle

tartışılmamıştır.

44. Öte yandan somut olayda işverenin yaptığı müdahalenin

kapsamının tartışılması gerekir. Bu bağlamda işveren tarafından Mahkemeye

sunulan başvurucunun yazışmaları ve yargılama süreci bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde işverenin yazışma içeriklerine başvurucunun ve

mesajlaştığı arkadaşlarının rızası hilafına erişim sağladığı ve bu içeriklerin

de iş akdinin feshine dayanak yapıldığı görülmüştür.

45. Nitekim Anayasa Mahkemesi E.Ü. kararına konu

başvurucunun kurumsal e-posta hesabı içeriğinin işveren tarafından incelenmesi

ve bu yazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi şeklindeki benzer

somut olayda da aynı sonuca ulaşmış ve ihlal kararı vermiştir. Başvurucunun

kurumsal kullanım için değil kendi özel kullanımı amacıyla bilgisayarına

kurduğu ve kullanarak arkadaşlarıyla özel mesajlaşmalar gerçekleştirdiği

WhatsApp adlı mesajlaşma programındaki içeriklerin işveren tarafından bir

şekilde elde edilerek iş akdinin feshine dayanak yapıldığı somut olayda da

anılan karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle özel hukuk iş ilişkilerinden

doğan uyuşmazlığı karara bağlayan derece mahkemeleri tarafından yukarıda belirtilen

anayasal güvenceleri gözeten özenli bir yargılama yapılarak pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın

20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile Anayasa’nın

22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini, yeniden

yargılama yapılmasını istemiş; yeniden yargılama mümkün olmadığı takdirde kıdem

ve ihbar tazminatları ile işsiz kaldığı sürelerin karşılığı olarak 50.000 TL

maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucunun manevi tazminat talebinde

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK] B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

52. İncelenen başvuruda özel hayata saygı hakkı ve

haberleşme hürriyetiyle ilgili anayasal güvenceleri gözeten bir yargılama yapılmaması

nedeniyle anılan hak ve özgürlüğün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda özel hayata saygı hakkı ile haberleşme

hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkı ve Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkı ile

haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Ordu İş Mahkemesine (E.2017/696, K.2018/346)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine,

E. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Samsun Bölge Adliye

Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine (E.2018/2034, K.2018/1350) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/12/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : Samet AYYILDIZ Vekili : Av. Öznur AYYILDIZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/34548, 28 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin
  16. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/34548
Tarih
28 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • Türkan Albayrak Başvurusu (B. No: 2019/1628)
  • Sadık Türk ve Mehmet Şerif Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/21459)
  • Rıza Barut Başvurusu (B. No: 2020/14339)
  • İlhan Yiğit Başvurusu (B. No: 2016/7532)
  • Murat Gökşen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37960)
  • Cemil Akın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/7333)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.