İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sefer Yıldız Başvurusu (B. No: 2021/46525)

1- Başvuru, bir

Başvuru No2021/46525Tarih25 Mart 2025Okuma20 dk · 4.073 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sefer Yıldız Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2025
Başvuru Numarası
2021/46525
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.073 kelime·20 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1- Başvuru, bir

araçta ele geçirilen pankart ve flamalar nedeniyle silahlı terör örgütünün propagandasını

yapma suçundan cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

2- Başvurucu,

olayların gerçekleştiği tarihte Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mazıdağı ilçe

teşkilatı yöneticilerindendir.

3- Kolluk görevlileri

tarafından 15/3/2015 tarihinde tanzim edilen tutanağa göre, Halkların

Demokratik Partisi (HDP) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Artuklu ilçe

teşkilatları tarafından nevruz kutlamaları adı altında kanuna aykırı şekilde

200 kişinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantı sırasında,

grup tarafından PKK silahlı terör örgütü lehine sloganlar atılmış ve yine terör

örgütünü simgeleyen flamalar ve terör örgütü elebaşına ait posterler

açılmıştır. Etkinlik alanında bulunan 47 D.. plakalı kırmızı renkli İ. marka kamyonun

üzerinde bulunan bir müzik grubu Kürtçe sloganlar ve şarkılar eşliğinde terör

örgütü lehine sloganlar atarak PKK silahlı terör örgütü elebaşı A.Ö. ve örgüt

üyelerinin posterleri ile terör örgütüne ait sözde iki adet bayrağını teşhir

etmiş, bu suretle meydanda bulunan topluluğa terör örgütünü özendirici

propaganda yapmış, bu eylem video ve fotoğraflarla tespit edilmiştir.

4- Aynı tutanağa göre

meydanda konuşma yapan başvurucunun söz konusu poster ve bayrakları üç kişiyle

47 A.. plakalı F. marka araca koyarak etkinlik alanından ayrıldıklarının tespit

edilmesi üzerine araç durdurulmuş, araç içindeki başvurucu DBP Mazıdağı ilçe

başkanı olduğunu beyan etmiştir. Toplantının sona ermesinin ardından, kolluk

güçleri tarafından sürücülüğünü M.A.nın yaptığı ve başvurucu ile iki kişinin

daha bulunduğu araç içinde kolluk görevlilerince usulüne uygun şekilde arama

gerçekleştirilmiştir. Yapılan aramalar sonucunda kolluk güçleri tarafından 8

adet PKK silahlı terör örgütünü öven pankart ve iki adet terör örgütünü simgeleyen

flama bulunmuş, söz konusu eşyaya Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)

tarafından adli soruşturma kapsamında elkonulmuştur.

5- Kolluk

görevlilerince alınan şüpheli beyanında başvurucu; nevruz kutlamalarına

katılmak için parti aracıyla etkinlik alanına gittiğini, bir süre etkinliği

izlediğini, daha sonra orada bulunan 47 D. plakalı İ marka kamyonetin bagajına

çıkıp kısa bir konuşma yaptığını, afiş ve resimlerle bir ilgisinin

bulunmadığını, terör örgütü propagandası yapmadığını belirtmiştir.

6- Başsavcılık,

başvurucu ile diğer üç kişi hakkında 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun 7. maddesinin (2) fıkrası uyarınca terör örgütünün

propagandasını yapmak suçundan 18/3/2015 tarihinde iddianame tanzim etmiştir.

İddianamede suça konu eylem "... toplantı gösteri ve yürüyüşü sırasında

gerçekleşmese dahi terör örgütünü destekçisi olduğunu belli edecek şekilde

terör örgütüne ait amblem, resim ve işaretlerin taşınması eylemi olduğu bu

haliyle şüphelilerin terör örgütünün propagandasını yaptıkları ..."

şeklinde tarif edilmiştir.

7- İddianameyi kabul

eden Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) yaptığı yargılamada başvurucu;

kolluk görevlilerince durdurulan 47 A.. plakalı araçta bulunmadığını, Mazıdağı

ilçesine 47 D.. plakalı kamyonetle döndüğünü, kamyonetin kolluk görevlileri

tarafından kontrol edildiğini ve herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını

iddia etmiştir. Mahkeme yaptığı yargılama sonucunda, başvurucu ve diğer üç

sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkûmiyet kararı

vermiştir. Mahkeme başvurucu hakkında 7.300 TL adli para cezasına hükmetmiştir.

Mahkeme gerekçesinde şu hususları belirtmiştir;

"Somut olayda, 15/03/2015 günü saat

11:30 sıralarında HDP ve BDP Artuklu ilçe teşkilatı organizesinde Sultan Şeyhmus

Türbesi çevresi Nevruz ateşi yakılıp, Nevruz etkinliği yapıldığı, müzik

eşliğinde oyunlar oynandığı, kutlamayı yaklaşık 200 kişinin katıldığı, grubun

içerisinde bir kısım kişilerin bölücü terör örgütü simgesi olan bezleri ve [A.Ö.] posterlerinin açıldığı saat

15:45 sıralarında etkinliğe son verildiği, eylem sonrasında sanık [M.A.]

sürücülüğünü yaptığı 47 A... plakalı araçta jandarma görevlileri tarafından

yapılan aramada 8 adet terör örgütünü övücü pankart, iki adet örgüt flaması

bulunduğu araç içerisinde diğer sanıklar Sefer Yıldız, [M.K.] ve [A.E.]'ın

da bulunduğu, bu şahısların terör örgütünü özendirici propaganda yaptıkları, bu

durumun kamera ve fotoğraflarla tespit edildiği, olay tespit tutanakları ve

fotoğrafları dikkate alındığında sanıkların suçlamadan kurtulmaya yönelik

savunmalarına itibar edilmemesi gerektiği, böylece sanıkların bu eylemlerinin

3713 sy yasanın 7/2 maddesinde belirtilen 'Toplantı ve gösteri yürüyüşü

sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu

belli edecek şekilde; Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da

taşınması,' suretiyle terör örgütü propagandası suçunu oluşturduğuveüzerlerine

atılı suçu işledikleri anlaşıldığından,..."

8- Mahkeme kararı

başvurucu tarafından temyiz edilmişse de Yargıtay 29/4/2021 tarihinde

başvurucunun temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar vermiş

ve karar böylece kesinleşmiştir.

9- Başvurucu, nihai

kararı 28/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 16/8/2021 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

10- Adli yardım

talebinin kabulüne ve başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten geçici

olarak muaf tutulmasına Komisyonca karar verilmiştir. Başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkı şikâyeti Komisyon tarafından başvuru yollarının tüketilmediği

gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur. Başvurucunun diğer ihlal iddialarına

ilişkin olarak başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11- Başvurucu,

yargılanmasına gerekçe gösterilen pankart ve flamaların cebir ve şiddet

yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapmaya elverişli

olmadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Ayrıca yargı mercileri kararlarında suçu oluşturan unsurların gereği gibi

açıklanmadığını ve ele geçirilen pankart ve flamaların terör örgütü

propagandası oluşturduğu yönünde yeterli gerekçenin yargı makamları tarafından

ortaya konulamadığını belirten başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

12- Adalet Bakanlığı

(Bakanlık) görüşünde; konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile yargısal içtihatlara

değindikten sonra ifade özgürlüğüne ilişkin ihlal iddiaları incelenirken söz

konusu hükümler ve içtihatların yanı sıra somut olayın kendine özgü

koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

13- Başvurucu, somut

olayda toplantısı sırasındaki işlediği eylemler nedeniyle cezalandırılmamıştır.

Aksine, gösterinin sona ermesinin ardından başvurucunun da içinde bulunduğu bir

araçta yapılan aramada ele geçirilen pankart ve flamalar nedeniyle başvurucu

hakkında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan mahkûmiyet kararı

verilmiştir. Dolayısıyla, başvurucuya yönelen müdahalenin toplantı sırasındaki

bir eylem nedeniyle olmadığı dikkate alındığında, başvurucunun şikâyetleri bir

bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenecektir (Mehmet Zeki Karataş

[1. B.], B. No: 2016/14088, 30/6/2021, § 28).

14- Açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

15- İfade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin dayanağı olan 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinin kanunilik

ölçütünü karşıladığı kabul edilmiştir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Ayşe

Çelik [2. B.], B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 35; Sırrı Süreyya Önder [GK],

B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 52; Berrin Baran Eker ve Muzaffer Özbek

[1. B.], B. No: 2015/11012, 9/1/2020, § 26). Müdahalenin Anayasa'nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sınırlama sebeplerinden kamu düzeni ve

kamu güvenliğinin korunması amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır (benzer yönde

değerlendirmeler için bkz. Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014,

§§ 83-87). Bu belirlemenin ardından demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk yönünden inceleme yapılacaktır.

16- Anayasa Mahkemesi

daha önce pek çok kararında propaganda suçunun soyut tehlike suçu olarak kabul

edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere anayasal hak ve özgürlükler

üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeli olduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple

bir propaganda faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut şartlarında

belirli oranda tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir

(diğerleri arasından bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No:

2018/17635, 26/7/2019, § 84; Ayşe Çelik, § 47; Sırrı Süreyya Önder,

§ 64; Meki Katar [GK], B. No: 2015/4916, 3/10/2019,§ 53; Ömer Faruk

Gergerlioğlu [GK], B. No: 2019/10634, 1/7/2021, § 175; terör örgütünün

propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin tespitler için

Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 115-118; terör örgütü propagandası

suçunun tanımına ve suçun tespitine yönelik değerlendirmeler için bkz. Ömer

Faruk Gergerlioğlu, §§ 155-163, 175; Figen Yüksekdağ Şenoğlu ve

diğerleri [2. B.], B. No: 2016/39759, 30/3/2022, § 73; Ahmet Aslan,

B. No: 2021/23949, 6/10/2022, § 54; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §

86)

17- Bunun yanında bir

usul güvencesi olan gerekçeli karar hakkının maddi haklara etkisi yönünden de

Anayasa Mahkemesi, çok sayıda kararında ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak

veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe

ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın ilgili maddelerini ihlal edeceğini ifade

etmiştir (diğerleri arasından bkz. Ayhan Ölmez ve diğerleri, B. No:

2015/15090, 11/2/2021, § 46; Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577,

25/10/2017, § 58; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 120; Sırrı Süreyya Önder, § 60; Candar

Şafak Dönmez [GK], B. No: 2015/15672, 5/11/2020, § 53; Atilla Yazar ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/1635, 5/7/2022, § 127). O hâlde Anayasa

Mahkemesince çözümlenmesi gereken mesele, yargı mercinin başvurucunun

açıkladığı düşüncelerle, kişileri terör suçlarının işlenmesine teşvik ettiğini

ya da bunları meşru göstermek niyetinde bulunduğunu ikna edici bir biçimde

ortaya koyup koymadığıdır (Candar Şafak Dönmez, § 52).

18- Somut olayda ilk

derece mahkemesi kararında, gösteri sonrasında başvurucunun da içinde bulunduğu

araç içinde usulüne uygun şekilde yapılan aramada PKK silahlı terör örgütünü

övücü pankart ve flamaların ele geçirildiğini, bu doğrultuda başvurucu ile

diğer sanıkların terör örgütünün özendirici propagandasını yaptığı

belirtilmiştir. Ayrıca kararda sanıkların eylemlerinin kamera ve

fotoğraflarla tespit edildiği ve sanıkların yargılama sırasındaki

savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtilmiştir (bkz. § 7). Her

ne kadar başvurucu kollukta verdiği ifadesinde etkinlik alanındaki 47 D..

plakalı aracın bagajına çıkarak konuşma yaptığını belirtmişse de iddianamede

başvurucunun toplantı esnasında flama ve posterleri teşhir ederek bir

propaganda eyleminde bulunduğunun ileri sürülmediği, gerekçeli kararda da aksi

yönde bir kabulün bulunmadığı, bilakis başvurucunun toplantıdan sonra "terör

örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; Örgüte ait

amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması" eyleminde

bulunmak suretiyle müsnet suçu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla araç içinde ele geçirilen pankart ve flamaların, terör örgütlerini

teşvik eder veya bunları meşru gösterir nitelikte olup olmadığı ile bunların ne

şekilde teşhir edilerek propaganda yapma eylemine vücut verdiğinin ilk derece

mahkemesi kararında gösterilmesi gerekir.

19- Bu kapsamda, ilk

derece mahkemesi kararı incelendiğinde, bahse konu ele geçirilen materyaller

sayılmış ve söz konusu materyallerin PKK terör örgütünün özendirici niteliği

haiz olduğu ifade edilmiştir. Ancak karar içeriğinde, söz konusu flamalarda ve

pankartlarda hangi amblemlerin kullanıldığı, pankart içeriklerinde neler olduğu

ve şiddete teşvik edip etmediğine dair somut bir açıklamada bulunulmamıştır.

Hatta mahkeme gerekçesinde sanıkların PKK terör örgütünü özendirici propaganda

yaptıklarının kamera ve fotoğraflarla tespit edildiği belirtilmişse de

başvurucunun hangi eyleminin suçun oluşmasına sebep verdiği de ayrıca

belirtilmemiştir. Daha da önemlisi mahkûmiyet gerekçesinde başvurucunun

toplantı esnasında söz konusu flama ve posterleri astığı veya taşıdığı yahut

teşhir ettiği tespiti yapılmadığına göre toplantıdan sonra araçta ele geçen söz

konusu eşyanın başvurucu tarafından nasıl " terör örgütünün üyesi veya

destekçisi olduğunu belli edecek şekilde" taşındığının da kararda

açıklanmadığı görülmektedir. Zira gerekçeli kararda, araçta yapılan aramadan

önce söz konusu eşyanın başvurucu tarafından herkesin görebileceği şekilde

teşhir edildiğine dair bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurucunun

mahkûmiyetine esas alınan eylemin ne olduğu ve başvurucunun ne surette terör

örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterdiği veya övdüğü ya da bu

yöntemlere başvurmayı teşvik ettiği mahkeme gerekçesinden anlaşılamamıştır.

20- Sonuç olarak, ilk

derece mahkemesinin 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca

başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararında, başvurucunun hangi surette

terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterdiğine veya övdüğüne

ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ettiğine dair bir değerlendirme

yapılmamış, başka bir deyişle başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal

bir ihtiyaca karşılık geldiği ilgili ve yeterli bir gerekçe

gösterilememiştir.

21- Açıklanan

gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği karar verilmesi gerekir.

İrfan FİDAN bu sonuca katılmamıştır.

III. GİDERİM

22- Başvurucu,

ihlalin tespiti ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23- Başvuruda tespit

edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın

148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66.

maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama

sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden

yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018,

§§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,

§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949,

21/1/2021, §§ 93-100).

24- Öte yandan hak

ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir

tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak

ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne,

reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına

gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin

dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili

mahkemelere aittir.

25. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin

sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi

zararları karşılığında 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE İrfan FİDAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

2.Ağır Ceza Mahkemesine (E.2015/179, K.2015/289) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

E. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/3/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvuru, bir araçta ele geçirilen pankart ve flamalar

nedeniyle silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan

cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

Çoğunluk görüşünde;

Somut olayda ilk derece mahkemesi kararında, gösteri

sonrasında başvurucunun da içinde bulunduğu araç içinde usulüne uygun şekilde

yapılan aramada PKK silahlı terör örgütünü övücü pankart ve flamaların ele

geçirildiğini, bu doğrultuda başvurucu ile diğer sanıkların terör örgütünün

özendirici propagandasını yaptığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda sanıkların

eylemlerinin kamera ve fotoğraflarla tespit edildiği ve sanıkların yargılama

sırasındaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu belirtilmiştir

(bkz. § 7). Her ne kadar başvurucu kollukta verdiği ifadesinde etkinlik

alanındaki 47 D.. plakalı aracın bagajına çıkarak konuşma yaptığını belirtmişse

de iddianamede başvurucunun toplantı esnasında flama ve posterleri teşhir

ederek bir propaganda eyleminde bulunduğunun ileri sürülmediği, gerekçeli

kararda da aksi yönde bir kabulün bulunmadığı, bilakis başvurucunun toplantıdan

sonra "terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek

şekilde; Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da

taşınması" eyleminde bulunmak suretiyle müsnet suçu işlediğinin kabul

edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla araç içinde ele geçirilen pankart ve

flamaların, terör örgütlerini teşvik eder veya bunları meşru gösterir nitelikte

olup olmadığı ile bunların ne şekilde teşhir edilerek propaganda yapma eylemine

vücut verdiğinin ilk derece mahkemesi kararında gösterilmesi gerekir.

Bu kapsamda, ilk derece mahkemesi kararı incelendiğinde,

bahse konu ele geçirilen materyaller sayılmış ve söz konusu materyallerin PKK

terör örgütünün özendirici niteliği haiz olduğu ifade edilmiştir. Ancak karar

içeriğinde, söz konusu flamalarda ve pankartlarda hangi amblemlerin

kullanıldığı, pankart içeriklerinde neler olduğu ve şiddete teşvik edip etmediğine

dair somut bir açıklamada bulunulmamıştır. Hatta mahkeme gerekçesinde

sanıkların PKK terör örgütünü özendirici propaganda yaptıklarının kamera ve

fotoğraflarla tespit edildiği belirtilmişse de başvurucunun hangi eyleminin

suçun oluşmasına sebep verdiği de ayrıca belirtilmemiştir. Daha da önemlisi

mahkûmiyet gerekçesinde başvurucunun toplantı esnasında söz konusu flama ve

posterleri astığı veya taşıdığı yahut teşhir ettiği tespiti yapılmadığına göre

toplantıdan sonra araçta ele geçen söz konusu eşyanın başvurucu tarafından

nasıl " terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek

şekilde" taşındığının da kararda açıklanmadığı görülmektedir. Zira

gerekçeli kararda, araçta yapılan aramadan önce söz konusu eşyanın başvurucu

tarafından herkesin görebileceği şekilde teşhir edildiğine dair bir tespit

bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan eylemin ne

olduğu ve başvurucunun ne surette terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini

meşru gösterdiği veya övdüğü ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ettiği

mahkeme gerekçesinden anlaşılamamıştır.

Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin 3713 sayılı

Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvurucunun cezalandırılmasına

ilişkin kararında, başvurucunun hangi surette terör örgütünün şiddet ve tehdit

yöntemlerini meşru gösterdiğine veya övdüğüne ya da bu yöntemlere başvurmayı

teşvik ettiğine dair bir değerlendirme yapılmamış, başka bir deyişle

başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği

ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterilemediğinden başvurucunun Anayasa’nın 26.

Maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmiştir.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığının

11.01.2024 tarihli cevabi yazısı içeriğine göre;

Başvurucu hakkında iddianameye konu eylemler nedeniyle

Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) nezdinde yargılama

yürütülmüş olup, yargılama sonucunda Ağır Ceza Mahkemesi 22 Mayıs 2015

tarihinde, başvurucunun 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, suçun

işlenişindeki özellikler dikkate alınarak bu cezanın adli para cezasına

çevrilmesine, neticede başvurucunun 7300,00TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu

şekildedir:

"...

Somut olayda, 15/03/2015 günü saat 11:30 sıralarında HDP

ve BDP Artuklu ilçe teşkilatıorganizesinde Sultan Şeyhmus Türbesi çevresi

Nevruz ateşi yakılıp, Nevruz etkinliği yapıldığı, müzik eşliğinde oyunlar

oynandığı, kutlamayı yaklaşık 200 kişinin katıldığı, grubun içerisinde bir

kısım kişilerin bölücü terör örgütü simgesi olan bezleri ve A. Ö.

posterlerininaçıldığı saat 15:45 sıralarında etkinliğe son verildiği, eylem

sonrasında sanık M.A.nın sürücülüğünü yaptığı 47 AP 198 plakalı araçta jandarma

görevlileri tarafından yapılan aramada 8 adet terör örgütünü övücü pankart, iki

adet örgüt flaması bulunduğu araç içerisinde diğer sanıklar Sefer Yıldız, M.K.

ve A.E.nin de bulunduğu, bu şahısların terör örgütünü özendirici propaganda

yaptıkları, bu durumun kamera ve fotoğraflarla tespit edildiği, olay tespit

tutanakları ve fotoğrafları dikkate alındığında sanıkların suçlamadan

kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemesi gerektiği,böylece sanıkların

bu eylemlerinin 3713 sy yasanın 7/2 maddesinde belirtilen "Toplantı ve

gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya

destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; Örgüte ait amblem, resim veya

işaretlerin asılması ya da taşınması, " suretiyle terör örgütü

propagandası suçunu oluşturduğuveüzerlerine atılı suçu işledikleri

anlaşıldığından,

Sanıklar A.E ve Sefer Yıldız yönünden, 3713 sayılı

yasanın 7/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerektiği,

sanıkların fiilden sonra ve yargılama sürecinde lehine takdiri indirim kabul

edilebilecek herhangi bir tutumu görülmediğinden takdiri indirim hükmünün

uygulanmasına yer olmadığına, sanıkların adli sicil kaydına göre de aynı suç

nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği dikkate alındığında yeniden suç

işlemeyecekleri hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından sanıklar

hakkında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin

uygulanmasına yer olmadığına, sanıklara verilen kısa süreli hapis cezasının

suçun işlenmesindeki özellikler ve sanığın sosyoekonomik durumu da dikkate alındığında

adli para cezasına çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.

Anayasa’nın 148. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında derece

mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması,

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması

ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden

adil olup olmamasının bireysel başvuru incelemesine konu olamayacağını, bu

durumun tek istisnasının, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti

ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olması olduğunu belirtmiştir. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemeyeceği

dile getirilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§26; Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

Somut başvuruda, Ağır Ceza Mahkemesi, dava konusu maddi

olay ve olguları, delilleri değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir

yetkisinin sebeplerini gerekçelendirmiştir. Başvuruya konu karar temyiz kanun

yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Açıklanan nedenlerle başvurucunun

iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğinde olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi

gerektiği düşünülmektedir. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesine göre herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar (Emin Aydın, B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) ifade özgürlüğüne

ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin

gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir.

AİHM'e göre 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü

sadece toplum tarafından kabul gören ya da zararsız veya ilgisiz kabul edilen

"bilgi" ve "fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da

endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. AİHM, 10. maddede

güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu

istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici

olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7

Aralık 1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7

Şubat 2012, § 101).

Öte yandan ifade özgürlüğü, mutlak olmayıp

sınırlandırılabilir nitelikteki haklardandır. Nitekim Anayasa’nın ifade

özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin 2. fıkrasında sınırlama sebeplerine yer

verilmiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin

topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva

eder." biçimindeki 2. fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve

hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklarının bulunduğuna gönderme

yapmaktadır. Bu husus dikkate alınarak ifade özgürlüğü mutlak olarak

düzenlenmemiş, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı

olarak ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına izin verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'ne göre; ifade özgürlüğüne yönelik bir

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi

için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir

(Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72,AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade

özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 61, 66).

Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını

değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Şüphesiz kullanılan

sözlerin bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun bir kesimine karşı

şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerinin ifade

özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancak bu

takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No:

2014/1577, 25/10/2017, § 57).

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine

getirirken derece mahkemelerinin yerini almak değil onların takdir yetkilerini

kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunu

denetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşulları ile

beraber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır

(Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 76;

Candar Şafak Dönmez [GK], B. No: 2015/15672, 5/11/2020, § 50).

Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel ÇölaşanB. No: 2014/6128, 7/7/2015,

§§ 35-38). Terör örgütleri ve destekçileri, görüşlerinin toplum içinde

yayılmasını ve fikirlerinin kökleşmesini hedefler ve bu amacın gerçekleşmesine

yönelik her türlü vasıtaya başvurabilir. Terörün veya terör örgütlerinin

propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku yoktur. Terör,

başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm değerlerine

düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da

bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez (Zübeyde Füsun

Üstel ve diğerleri, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 43; Sırrı

Süreyya Önder, § 61; Candar Şafak Dönmez, § 61).

Anayasa Mahkemesi daha önce Zübeyde Füsun Üstel ve

diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 115-118) kararında terör örgütünün

propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin bazı

tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinde yapılan

değişiklik ile terör örgütünün propagandasını yapma suçu çok sayıda ve her

türde ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiil olmaktan

çıkarılmaya, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterme veya

övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde tanımlanarak suça

hukuki belirlilik kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci olarak Yargıtay da Türk

hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca

terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru

gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde

propagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifade

etmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 54-57).

İçinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer

almayan, terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan, çeşitli grupların

şiddete başvurmaksızın ulaşmayı düşündükleri toplumsal veya siyasal hedeflere,

siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleri gibi düşünce

açıklamaları, ideolojik ve katı olarak nitelendirilse bile terörizmin

propagandası olarak kabul edilemez. Dolayısıyla sağ veya sol ideolojilere,

anarşist ve nihilist akımlara, toplumsal ve siyasal ortama veya sosyoekonomik

dengesizliklere, etnik sorunlara, ülke nüfusundaki farklılıklara, daha fazla

özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin

-devlet yetkilileri veya toplumun önemli bir bölümü için rahatsız edici olsa

bile- açıklanması, yayılması, aktif, sistemli ve inandırıcı bir şekilde

başkalarına aşılanması, telkin ve tavsiye edilmesi ifade özgürlüğünün koruması

altındadır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 81; Ayşe Çelik, § 44; Candar

Şafak Dönmez, § 63).

Nitekim Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği iki kararında

Türkiye’nin her bölgesinde yaşanmış ve yaşanmakta olan ağır şiddet

hareketlerinin faili, PKK'nın kurucusu ve söz konusu şiddet eylemlerinin

birincil elden sorumlusu olan A.Ö.yü politik bir lider ve toplumsal sorunların

demokratik yollarla çözümünde meşru bir aktör olarak ilan eden söylemleri terör

eylemlerinin failini öven ve dolayısıyla terör örgütünün cebir, şiddet veya

tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik eden mesajlar olarak

değerlendirmemiştir (Sırrı Süreyya Önder §§ 69-87; Meki Katar, §§ 59-73).

Bununla beraber çatışma ortamının bulunduğu bir durumda A.Ö.nün lider olarak

benimsendiğini gösteren sloganların örgütün korkutucu gücünden faydalanmak,

kişileri ve toplumu sindirmek amacıyla atıldığı değerlendirilmiş; bu tür

açıklamaların terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açtığı ve başkalarını

terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik

ettiği sonucuna ulaşılmıştır (M.M.B., B. No: 2015/15088, 8/1/2020, §

58; Baver Mızrak, B. No: 2015/19280, 9/1/2020, §§ 48-53).

Açıklanan gerekçelerle sonuç olarak; ifade özgürlüğüne

yönelik müdahalenin kanuni temelinin ve meşru amacının bulunduğu şikayete konu

edilen mahkeme kararının belirtilen meşru amaç ile orantılı olduğu, kararın

demokratik toplum düzeninin gereklerinden olduğu, bu anlamda mahkeme kararının

ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği anlaşıldığından çoğunluğun başvurucunun

ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportör : Tolga BAŞBOZKURT Başvurucu : Sefer YILDIZ Vekili : Av. Kenan ANĞAY Üye İrfan FİDAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2021/46525, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. III. Giderim
  7. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  8. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  9. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  10. E. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama
  11. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Karşı Oy
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2021/46525
Tarih
25 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Erhan Girgin Başvurusu (B. No: 2021/20981)
  • Cengiz Kılıç Başvurusu (B. No: 2020/34949)
  • Zabit Kişi Başvurusu (B. No: 2020/22523)
  • Özkan Fuçucu Başvurusu (B. No: 2021/1433)
  • Merve Tire Başvurusu (B. No: 2021/58256)
  • Çukurova Elektrik A.ş. Başvurusu (B. No: 2020/39971)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.