İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selçuk İnce Başvurusu (B. No: 2017/31624)

1. Başvuru, taşınmazın imar planında önce kamu hizmeti alanına

Başvuru No2017/31624Tarih25 Aralık 2018Okuma11 dk · 2.181 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selçuk İnce Başvurusu

Karar tarihi
25 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2017/31624
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.181 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında önce kamu hizmeti alanına

ayrılması, sonra da imar durumunun ticari rekreasyon alanı olarak belirlenmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun maliki olduğu başvuruya konu Ankara ili Gölbaşı

ilçesi İncek- İmar Mahallesi 111103 ada 3 parsel

sayılı taşınmaz 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında rekreasyon alanı vasfıyla 13/2/2009

tarihinde kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucu bu taşınmazı 24/2/2015

tarihinde satış yoluyla edinmiştir. Başvurucu taşınmazın kamulaştırılması

istemiyle Belediyeye başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememiştir.

9. Başvurucu, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine

22/5/2015 tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)tam yargı davası

açmıştır.

10. Mahkeme 15/12/2015 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararda, taşınmazın rekreasyon

alanı olarak kamu hizmetine ayrıldığı fakat Ankara Büyükşehir

Belediyesince 11/5/2015 tarihinde onaylanan imar planı değişikliğiyle

taşınmazın vasfının ticari rekreasyon alanı

olarak değiştirildiği vurgulanmıştır. Buna göre taşınmaz üzerindeki tasarruf

hakkına yönelik kısıtlamaların imar planı değişikliği sonucu ortadan kalktığı,

başvurucunun taşınmazı kullanabilme imkânına kavuştuğu belirtilmiştir. Diğer

taraftan taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılma durumunun kalkması nedeniyle

taşınmazın kamulaştırılması zorunluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir.

11. Başvurucunun anılan karara yönelik istinaf talebi Ankara

Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 5/12/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 31/5/2017

tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir.

12. Nihai karar 19/7/2017 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 11/8/2017 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No:

2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyle

taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmiştir. Başvurucu, taşınmazının

kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade etmiştir.

Başvurucu diğer taraftan, taşınmazın niteliğinin özel alana çevrilmesine yönelik imar planı değişikliğiyle,

maliklerin tasarruf hakları üzerindeki sınırlamaların kaldırılması değil dava

açmalarının önüne geçilmesinin amaçlandığını öne sürmüştür. Başvurucu, imar

planı değişikliğine rağmen taşınmazı kullanma ve tasarrufta bulunma hakkının

sınırlandırılmasının devam ettiğini, derece mahkemelerinin aksi yöndeki kararı

nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak

somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muamelenin

varlığı başvurucu tarafından temellendirilmemiştir.

19. Diğer taraftan başvurucunun asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduğu

taşınmazından dilediği gibi yararlanamadığına, taşınmazını kullanamadığına ve

ondan tasarruf edemediğine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

21. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle

mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla

değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda imar uygulamasına konu

taşınmaz, tapuda başvurucu adına tescillidir. Bu bağlamda tapuda kayıtlı olan

taşınmazın Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin Varlığı

22. Anayasa Mahkemesi bir taşınmazın uygulama imar planında kamu

hizmeti alanına ayrılmasının şikâyet edildiği Hüseyin

Ünal başvurusunda taşınmazın kamulaştırılmadığı süreçte müdahalenin

yol açtığı kısıtlamaları gözeterek müdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanmaya

ilişkin genel kural çerçevesinde incelemiştir (Hüseyin

Ünal, § 41). Ancak somut olayda önce

rekreasyon alanı olarak kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın daha

sonra 11/5/2015 tarihinde onaylanan imar planı değişikliğiyle imar durumu ticari rekreasyon alanına

dönüştürülmüştür. Başvurucu ise bu taşınmazı 24/2/2015 tarihinde satın

almıştır.

23. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onun

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

24. Dolayısıyla kamu hizmeti alanı olarak belirlenmemiş olsa

dahi kamu makamlarınca taşınmazın imar durumundaki niteliğinin malikin mülkiyet

hakkının tanıdığı yetkileri sınırlayacak biçimde belirlendiği durumlarda da

mülkiyet hakkına müdahale söz konusu olur. Nitekim somut olayda da taşınmazın

imar durumu ticari rekreasyon alanı olarak belirlenmekle başvurucu mülk

sahibinin taşınmazı ancak bu imar durumuyla sınırlı olarak kullanabilmesi

mümkün kılınmıştır.

25. İmar uygulamalarıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler,

bireysel başvuru kararlarında da ifade edildiği üzere kural olarak mülkiyetin

kamu yararına kullanılmasının kontrolü (veya düzenlenmesi) kapsamında

görülmektedir (Süleyman Günaydın,

B. No: 2014/4870, 16/6/2016, § 65). Somut olayda da başvuruya konu taşınmazın

imar durumu ticari rekreasyon alanına

dönüştürüldüğüne göre bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

27. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

28. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

29. Somut olayda müdahalenin 3194 sayılı Kanun'un ilgili

hükümlerine dayandığı anlaşılmakta olup başvurucu da müdahalenin kanuni bir

dayanağının olmadığını ortaya koyamamıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle, bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.

Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde

getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her

somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah,B.

No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

31. 3194 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un yerleşme

yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına

uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun'un

belirtilen amacı çerçevesinde arazi ve arsaların düzenlemesi sırasında

taşınmazın imar durumunun belirlenmesi yönündeki müdahalenin kamu yararına

dayalı meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmelidir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

32. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

33. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

34. Ölçülülük ilkesi

elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt

ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

35. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması

hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir

dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

36. Kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri

gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş

bir takdir alanı kullanmaları doğal olmakla birlikte belirtilen takdir

yetkisinin Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve

Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde

kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi zorunludur (AYM, E.2012/100,

K.2013/84, 4/7/2013).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Anayasa Mahkemesi Hüseyin

Ünal başvurucunda ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede

uygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine

rağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve

herhangi bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir

külfet yüklediği kanaatine ulaşmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet

hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin

başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

38. Somut başvuruda da başvurucuya ait taşınmaz uygulama imar

planında rekreasyon alanı olarak

ayrılmıştır. Başvurucu bu taşınmazı 24/2/2015 tarihinde satış yoluyla

edinmiştir. Fakat sonrasında imar planında değişikliğe gidilmiş ve taşınmazın

vasfı ticari rekreasyon alanı

olarak değiştirilmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin 11/5/2015 tarihli

kararıyla da imar planı değişikliği onaylanmıştır.

39. İmar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların

belirli bir süre içerisinde kamulaştırılması gerektiği, kamulaştırma süresinin

uzamasının mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanımı noktasında

belirsizliğe yol açacağı kuşkusuzdur. Fakat somut başvuru mülkiyet hakkı

üzerinde oluşan müdahalenin ölçülülüğü yönünden yukarıda anılan başvurudan

farklılaşmaktadır. Buna göre başvurucu söz konusu taşınmazı 24/2/2015 tarihinde

satış yoluyla edinmiştir. Başvurucunun taşınmazın maliki olduğu tarihten, imar

planı değişikliğinin yapıldığı tarihe kadar geçen yaklaşık üç aylık sürenin de

müdahalenin ölçüsüz hâle gelmesine yol açmadığı açıktır. Buna göre imar planı

değişikliği sonucunda taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılması durumu sona

ermiştir. Plan değişikliğiyle taşınmazın vasfı ticari

rekreasyon alanı olarak belirlenmiştir.

40. Bununla birlikte yukarıda da değinildiği üzere imar planıyla

yapılan düzenlemelerle taşınmazın kullanım durumunun belirlenmesinin de

mülkiyet hakkına bir müdahale oluşturduğu kuşkusuzdur. Ancak idarenin

mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin takdir yetkisi dikkate alındığında

bu müdahalenin her durumda tazminat ödenmesini gerektirdiği söylenemez. Somut

olayda imar planında yapılan değişiklikle birlikte taşınmazın kamu hizmetine

tahsis edilmesinden kaynaklanan sınırlamaların kalktığı belirtilmelidir. Buna

göre yapılan plan değişikliğiyle birlikte taşınmaz üzerinde özel amaçlarla

yapılaşma mümkün hâle gelmiştir. Bu nedenle taşınmazın kamu hizmetine ayrılması

nedeniyle oluşan kamulaştırma zorunluluğunun ortadan kalktığının kabulü

gerekir.

41. Diğer taraftan taşınmazın ticari rekreasyon alanı olarak

belirlenmesinin kamu yararına olmadığını ve bu nedenle iptali gerektiğini ileri

süren başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden söz konusu imar planı

değişikliğinin iptali istemiyle idari yargı yerlerinde iptal davası açabilmesi

de mümkündür. Bunun da mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde imar planı

değişikliğinin hukuki olup olmadığını denetlemeye imkânı tanıması nedeniyle

önemli bir güvence olduğu söylenebilir.

42. Sonuç olarak uyuşmazlığa konu taşınmazın rekreasyon alanı olarak belirlenen imar

durumu sonradan ticari rekreasyon alanına

dönüştürülmüş, böylece taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasından

vazgeçilmiştir. Taşınmazın imar durumunun bu şekilde belirlenmiş olması da bir

müdahale teşkil etmekle birlikte söz konusu müdahalenin taşınmazın özel

amaçlarla kullanımını engellemediği ve mülkiyetin kamu yararına kullanımının

düzenlenmesi çerçevesinde kamu makamlarının geniş takdir yetkilerinin olduğu

dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla başvurucunun imar planı değişikliğine karşı

dava açma imkânının olduğu ve ayrıca imar durumu değiştirilinceye kadar olan

dönem için başvuruya konu davada bir tazminat talebinin de bulunmadığı dikkate

alındığında müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği

anlaşılmaktadır. Bu durumda müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin

bozulmadığı ve müdahalenin ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu : Selçuk İNCE Vekili : Av. Mehmet Erol ALSAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/31624, 25 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  11. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Şenol
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/31624
Tarih
25 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Recep Raşit Tekiner Başvurusu (B. No: 2017/40165)
  • Orhan Sütlü Başvurusu (B. No: 2017/31564)
  • Gürkan Yeşeren Başvurusu (B. No: 2015/7505)
  • Emine Şahan Başvurusu (B. No: 2017/32633)
  • Nihal Kamazoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/16886)
  • Mustafa Kılıçaslan Başvurusu (B. No: 2015/7558)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.