İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selma Irmak Başvurusu (B. No: 2020/1986)

1. Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının

Başvuru No2020/1986Tarih13 Ocak 2021Okuma25 dk · 5.043 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selma Irmak Başvurusu (2)

Karar tarihi
13 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2020/1986
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.043 kelime·25 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının

yürürlüğe giren kanun gereği durdurulmasına rağmen Cumhuriyet savcısının

itirazı üzerine yargılama konusu suçtan hükmen tutuklama kararı verilmesinin

hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

5. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu

Hakkındaki Soruşturma ve Kovuşturma Süreçleri

7. Başvurucu 7/6/2015 ve 1/11/2015 tarihlerinde yapılan

genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Hakkâri milletvekili

seçilmiştir. Somut olayda başvurucu, tutuklandığı tarihte milletvekilidir.

8. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığı

dönemde işlediği iddia olunan bazı suçlara ilişkin olarak farklı Cumhuriyet

başsavcılıklarınca soruşturmalar yürütülmüştür. Anayasa'nın 83. maddesinin

ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önce veya sonra

bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça

tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz." hükmü

uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olan başvurucunun dokunulmazlığının

kaldırılması istemiyle ilgili Başsavcılıklarca yirmi üç ayrı fezleke

düzenlenmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak üzere Adalet

Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir (Selma Irmak, B.

No: 2016/32948, 7/3/2018, § 14).

9. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük bir

bölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından

itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması dolayısıyla (Gülser

Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 21-27) siyasi

çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması

hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda

değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Başkanlığına 12/4/2016 tarihinde

sunulmuştur. Bu teklif; hâlihazırda Bakanlıkta, Başbakanlıkta, TBMM

Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerinden kurulu Karma

Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgili olarak Anayasa ve

TBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin

usulün uygulanmamasını ve bu dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili

mercilere iade edilmesini öngörmektedir (Selma Irmak, § 16).

10. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 20/5/2016 tarihli

ve 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici 20. madde,

8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre

anılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla

maddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83.

maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama

dokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 8) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasa

değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa ve

Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMM

Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığının

kaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciine

iade edileceği öngörülmüştür (Selma Irmak, § 18).

11. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yirmi üç ayrı

fezlekeye konu olan soruşturma dosyaları da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel

Müdürlüğü aracılığıyla 2016 yılının Haziran ayında gereğinin takdir ve ifası

için Diyarbakır, Şırnak ve Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmiştir.

Diyarbakır ve Şırnak Cumhuriyet Başsavcılıkları başvurucu hakkındaki soruşturma

dosyalarını yetkisizlik kararıyla Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) göndermiştir. Başsavcılık, başvurucu hakkındaki fezlekelere konu

tüm soruşturma dosyalarının 2016/1535 sayılı soruşturma dosyasında

birleştirilmesine karar vermiştir. Böylece başvurucu hakkında farklı Cumhuriyet

başsavcılıklarınca düzenlenen fezlekelerde suça konu edilen tüm fiillerin

birlikte değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir (Selma Irmak, §§ 20,

21).

12. Diğer taraftan başvurucu, ifadesi alınmak üzere

soruşturma mercii tarafından her bir fezlekeye konu soruşturma için ayrı çağrı

kâğıtları gönderilmek suretiyle Başsavcılığa davet edilmiş ancak başvurucu bu

çağrıya uymamıştır (Selma Irmak, § 22).

13. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında verilen

gözaltı kararı uyarınca başvurucu 4/11/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına

alınmıştır. Başvurucu, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini ifade

etmiştir (Selma Irmak, §§ 23, 25).

14. Başsavcılık; silahlı terör örgütüne (PKK/KCK) üye

olma, terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa

alenen tahrik etme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme,

yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarından ayrı ayrı tutuklanması

istemiyle başvurucuyu aynı gün Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

15. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihli kararı

ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına, diğer

suçlar yönünden ise tutuklama talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu

tutuklama kararına itiraz etmiş, Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği 20/11/2016

tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

16. Başsavcılık 16/11/2016 tarihli iddianamesi ile

başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası

yapma, suçu ve suçluyu övme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava

açmıştır.

17. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2016

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermesi ile kovuşturma aşaması başlamış

olup ardından anılan Mahkeme kamu güvenliği nedeniyle davanın naklini talep

etmiştir. Talebin kabulü ile davanın nakline dair verilen Yargıtay kararı

doğrultusunda 16/1/2017 tarihinde dava dosyasının Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine, bu kararla başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

da karar verilmiştir. Bunun üzerine yargılamaya Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinde (Mahkeme) E.2017/49 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir (Selma

Irmak, §§ 35, 36).

18. Mahkeme 3/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis ve terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan 1 yıl 18 ay hapis cezaları ile

cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise beraatine karar vermiştir. Kararda

ayrıca başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümle birlikte

tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.

19. Başvurucu verilen kararı istinaf etmiştir. Gaziantep

Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli kararıyla başvurucu

hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hüküm yönünden

istinaf talebini reddederek hükmü onamış ve anılan mahkûmiyet kararı

kesinleşmiştir. Daire, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hüküm

yönünden de istinaf talebinin reddine karar vermiş, başvurucu -ceza süresi

itibarıyla temyiz yolu açık olan- bu hüküm yönünden kararı temyiz etmiştir (Selma

Irmak, § 38).

20. Öte yandan başvurucu hakkında mahkûmiyet kararına

konu suçların da aralarında olduğu bazı suçlar bakımından verilen hükümlere

karşı -ceza miktarı önemli olmaksızın- temyiz yoluna başvurulmasına imkân

tanıyan 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile değişik

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin (3)

numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar bakımından bölge

adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebilmesi mümkün hâle

geldiğinden başvurucu, Mahkemeye müracaat etmiş; söz konusu hükme karşı temyiz

kanun yoluna başvurması dolayısıyla infazın durdurulmasına ve tahliyesine karar

verilmesini talep etmiştir.

21. Mahkeme 1/11/2019 tarihinde talebin kabulü ile terör

örgütü propagandası yapma suçundan verilen hapis cezasının infazının

durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şu

şekildedir:

" ...

1-Hükümlü Selma IRMAK vekili ... talebinin KABULÜNE,

2-Hükümlü hakkında 5275 Sayılı Cezave Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98/1 ve 7188 sayılı kanunun 31. maddeleri

gereğince Terör örgütü propagandası yapma suçundan İNFAZININ DURURULMASINA,

hükümlü başka suçtan hükümlü veya tutuklu değil ise serbest bırakılması için

Diyarbakır ilamat infaz bürosuna bildirilmesine,

...

4-Dosyanın temyiz başvurusu ile ilgili işlemlerin

yapılması için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine

gönderilmesine,... [karar verildi.] "

22. Anılan ek karara Cumhuriyet savcısı tarafından

4/11/2019 tarihinde itiraz edilmiştir. İtiraz başvurusunda başvurucuya yönelik

olarak aşağıdaki hususlar ileri sürülmüştür:

" ...

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/49 Esas sayılı

dava dosyasında sanık Selma Irmak'ın Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçundan

5237 Sayılı TCK'nın 314/2,62,53,58/9 ve 3713 Saylı TMK'nın 5/1 sevk maddeleri

uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık hakkında ayrıca bu suç

yönünden Hükmen Tutukluluğun Devamına Karar Verildiği, sanık hakkında Terör

Örgütü Propagandası Yapmak Suçundan 3713 Sayılı yasanın 7/2 1.cümle, 7/2

2.cümle, 5237 Sayılı TCK'nın 43/1, 62,53 sevk maddeleri uyarınca 1 yıl 18 ay

hapis cezasına hükmedildiği, sanık müdafiilerinin ve ilgili Cumhuriyet

Savcısının mahkemenin ilgili kararına karşı İstinaf Kanun Yoluna başvurması

üzerine dosyanın Gaziantep BAM 3. Ceza Dairesine gönderildiği, Gaziantep BAM 3.

Ceza Dairesi'nin 15/02/2018 tarih, 2017/2122 Esas Numaralı, 2018/329 Karar

Numaralı kararı istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, sanık

Selma IRMAK hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan bu şekilde

İstinaf Kanun Yolundan geçilmek suretiyle 15/02/2018 tarihinde kesinleştiği,

sanık müdafiilerinin Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçu yönünden daha önce

kesinleşen mahkeme kararına karşı 24.10.2019 tarihli 30928 Saylı Resmi Gazetede

yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve bazı kanunlarda

değişiklik yapılmasına dair yeni yasal düzenlemeye göre, İnfazın Durdurulmasını

ve dosyanın Temyiz incelemesi için ilgili Yargıtay Ceza Dairesine

gönderilmesini talep ettikleri, sanık müdafiilerinin talebi üzerine Diyarbakır

5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.11.2019 tarihli 2017/49 Esas, 2017/654 Karar

sayılı ek kararında, daha önce verilen kararın tekrar değerlendirildiği,

mahkemenin ilgili ek kararında;

24.10.2019 tarihli 30928 Saylı Resmi Gazetede

yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve bazı kanunlarda

değişiklik yapılmasına dair kanunun 29. Maddesi ile 5271 Sayılı Kanunun 286.

Maddesine yeni düzenleme getirildiği, aynı kanunun geçici 5.maddenin f

fıkrasında yeni yasal düzenlemenin getirildiği, sanık hakkında hüküm kurulan

suç yönünde 7188 Sayılı Kanun'un 29. Maddesi ile değişik 5271 Sayılı Kanun'un

286/3. maddeleri gereğince temyiz kanunun yolu açıldığı ve süresinde temyiz

yasa yoluna başvurulduğu, sanık hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak

suçundan ileride telafisi imkansız veya mümkün olmayan zararların ortaya çıkma

ihtimaline binaen infazın durdurulmasına, sanık hakkında başka suçtan hükümlü

veya tutuklu olmaması halinde serbest bırakılması için Diyarbakır İlamat İnfaz

Bürosuna bildirilmesine dair karar verilmiş ise de;

Sanık hakkında üzerine atılı Terör Örgütü Propagandası

Yapmak suçundan temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirilmiş ise de; sanık

hakkında yeni yasa değişikliğinin sadece temyiz kanun yoluna başvuru hakkı

getirdiği, sanık hakkında üzerine atılı suç yönünden otomatik tahliye yolunu

açmadığı, dosya kapsamında sanığın üzerine atılı suç yönünden CMK'nun 100.

maddesi gereği tutukluluk hali koşullarının oluşup oluşmadığının ayrıca

değerlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı suç yönünden mahkemece

hükmedilen ceza miktarı, dosya kapsamı itibariyle sanığın üzerine atılı suç

yönünden Tutukluluk halinin orantılı ve ölçülü olacağı, tüm bu hususlar

birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında infazın durdurulmasına ve

tahliyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,

Yukarıda açıklan nedenlerle sanık Selma IRMAK hakkında

verilen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2019 tarih ve 2017/49 Esas

sayılı, 2017/654 Karar sayılı infazın durdurulması ve tahliyesine ilişkin ek

kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesi ve sanık hakkında hükmen

tutuklanması amacıyla yakalama emri çıkartılması kamu adına talep ve mütalaa

olunur."

23. Mahkeme yaptığı itiraz incelemesi neticesinde

5/11/2019 tarihli karar ile Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın

kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ...

24/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın 31. Maddesinin

Gerekçesinde; 'İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından maddenin 1.

Fıkrasının (d) bendince temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde 5275 sayılı

kanunun 98. Maddesine göre; İlk Derece Mahkemesince İnfazın devam edip

etmeyeceğine ilişkin bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan

tahliye olma imkanı bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte

olan hükümlülerin [Ceza Muhakemesi

Kanunu] 100. Madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda

hükmü veren İlk Derece mahkemesince bir değerlendirme yapılması koşulları

bulunması halinde tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir.'

düzenlemesi mevcut olup, bu hüküm uyarınca yasa yoluna başvurulması halinde

doğrudan tahliye yolunun açılamayacağı mahkememizin bu konuda değerlendirme

yapması gerektiği, dosya kapsamına göre Mahkememizin 2017/49 E. ve 2017/654 K.

Sayılı kararı ile hükümlü hakkında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan

neticen 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiği ve hükmen tutukluluk halinin devamına

karar verildiği, yine hükümlü hakkında 'Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak'

suçundan neticeten 1 yıl 18 ay hapis cezası verildiği söz konusu terör örgütü

propagandası yapma suçunun Gaziantep 3. Ceza Dairesinin 15/02/2018 tarih ve

2017/2122 Esas 2018/329 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, 24/10/2019

tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasanın 29. ve devamı maddeleri uyarınca,

hükümlü hakkında daha önce mahkememizce verilen propaganda suçunun temyiz

edilebilir suçlar kapsamında yer aldığından hükümlünün temyiz talebinin

kabülüne, mahkememizin 2017/49 esas ve 2017/654 sayılı karar sayılı dosyasında

mevcut hükümlünün katılmış olduğu eyleme ilişkin olay tutanakları, görüntü

inceleme ve tespit tutanakları, çözüm tutanakları, bilirkişi raporu ve hükümlü

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve propaganda suçlarından kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması sanık hakkında hükmen

tutukluluk kararı verilen suçun CMK'nin 100/3 maddesinden sayılan katalog

suçlardan olması, üyelik ile içtima edilen propaganda suçunun ceza miktarının

fazla oluşu gözetildiğinde kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların

oluştuğu anlaşılmakla;

Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık

hakkında daha önce hükmen tutukluk halinin devamı yönünde karar verilmesi

hususları dikkate alınarak infaz durdurma talebinin reddine, ölçülü ve orantılı

olan hükmen tutukluluk halinin devamına, Terör Örgütü Propagandası Yapmak

suçundan verilen hüküm yönünden ceza miktarı, üzerine atılı suçu işlediğine

ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması

diğer suçla içtima edilen ceza miktarının fazla oluşu, sanığın serbest kalması

durumunda kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesi uyandıran somut olguların

oluştuğu anlaşılmakla, 'Terör Örgütü Propagandası Yapmak' suçundan hükmen

tutuklanmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2019 tarihli

ve 2019/115 sayılı itirazının KABULÜNE;

1-Hükümlü Selma IRMAK vekili ...'in propaganda suçu

yönünden infazın durdurulması talebinin KABULÜNE;

2-Hükümlü hakkında 5275 Sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanunun 98/1 ve 7188 sayılı kanunun 31. maddeleri gereğince

'Terör Örgütü Propagandası Yapma' suçundan İNFAZININ DURDURULMASINA, 'Silahlı

Terör Örgütüne Üye Olma' suçunun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında daha önce

hükmen tutukluk halinin devamı yönünde karar verilmesi hususları dikkate

alınarak Tahliye talebinin reddine, ölçülü ve orantılı olan HÜKMEN TUTUKLULUK

HALİNİN DEVAMINA

...

5-Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan verilen hüküm

yönünden ceza miktarı, üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması diğer suçla içtima

edilen ceza miktarının fazla oluşu, sanığın serbest kalması durumunda kaçma,

saklanma veya kaçacağı şüphesi uyandıran somut olguların oluştuğu anlaşılmakla,

'Terör Örgütü Propagandası Yapmak' suçundan HÜKMEN TUTUKLANMASINA, ... [karar verildi.] "

24. Başvurucu söz konusu karara 7/11/2019 tarihinde

itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2019 tarihinde "dosya

kapsamı, diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu, verilen kararda herhangi

bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

25. Nihai karar başvurucuya 3/12/2019 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 30/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. Başvurucu hakkında her iki suçtan verilen mahkûmiyet

hükümleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/1/2020 tarihli kararıyla onanarak

kesinleşmiştir.

27. Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 4/11/2019 tarihli yazısı ile Mahkemenin 6/11/2019

tarihli cevap yazısının içeriklerine ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca

düzenlenen 15/5/2020 tarihli müddetnameye göre;

i. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan düzenlenen tutuklama müzekkeresinin 4/11/2016 ile 12/3/2018 tarihleri

arasında infaz gördüğü,

ii. Başvurucunun terör örgütü propagandası yapma suçundan

verilip istinaf kararı ile kesinleşen mahkûmiyet hükmünün 12/3/2018 ve

21/3/2018 tarihleri arasında infaz edildiği, anılan ilamın infazının -başvurucunun

milletvekilliğinin TBMM'de düşürülmesinden sonra hükmün infazına başlanması

gerektiği değerlendirildiğinden- 21/3/2018 tarihinde durdurulduğu ve aynı

tarihte yeniden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen tutuklama

müzekkeresinin infazına başlandığı,

iii. Gerekli usule ilişkin işlemlerin yapılmasının

ardından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen tutuklama

müzekkeresinin infazının durdurularak terör örgütü propagandası yapma suçuna

ilişkin mahkûmiyet ilamının infazına 8/11/2018 tarihinde kaldığı yerden devam

edildiği,

iv. Bununla birlikte Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

5/11/2019 tarihli ek kararı ile -7188 sayılı Kanun ile hükmedilen ceza

miktarına bakılmaksızın temyiz edebilme hakkı getirildiğinden- terör örgütü

propagandası yapma suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulduğu,

anılan tarihten itibaren silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen tutuklama

müzekkeresinin infazına başlandığı,

v. Silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü

propagandası yapma suçlarından verilen hapis cezalarının Yargıtayca onanmasının

ardından kesinleşen bu mahkûmiyet hükümlerinin infazına başlandığı, Mahkemenin

15/5/2019 tarihli kararı ile başvurucunun başka bir suçtan tutuklu kaldığı

1.722 günlük sürenin mahsubuna karar verilmesi ile birlikte anılan mahsup

kararı gözönüne alınarak yapılan hesaplamaya istinaden başvurucunun ceza infaz

kurumundan -9/8/2019 tarihinden geçerli olmak üzere- 15/5/2020 tarihinde

koşullu salıverildiği görülmektedir.

B. Bireysel Başvuru Süreci

28. Başvurucu; Anayasa ile öngörülen usulün dışında

yasama dokunulmazlığı kaldırılarak hakkında uygulanan yakalama, gözaltına alma

ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişiminin

kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya

konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere

ilişkin olması ve tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine

getirilememesi nedenleriyle ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette

bulunma haklarının ihlal edildiğini belirterek 1/12/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda (B. No: 2016/32948) bulunmuştur.

29. Anayasa Mahkemesince 7/3/2018 tarihinde yapılan

inceleme sonunda tutuklamanın hukuki olmadığına, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlandığına, tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi

faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddialar yönünden

açıkça dayanaktan yoksun olması, yakalama ve gözaltına almanın hukuka

aykırı olması iddiası yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemesi

nedenleriyle başvurucu tarafından yapılan bireysel başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2016/32948).

IV. İLGİLİ

HUKUK

30. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var

sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli

şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda

yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

31. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine aşağıdaki

fıkra eklenmiştir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek

kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge

adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),

2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit

(madde 213),

3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),

4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),

5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde

216),

6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),

7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),

8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),

9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini,

Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),

10. Silâhlı örgüt (madde 314),

11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları.

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve

dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci

maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan

suçlar.”

32. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme,

bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek

koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş

kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde,

cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca

tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece

mahkemesince değerlendirilir."

33. Anılan maddenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından bu bent

uyarınca temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde, 5275 sayılı Kanunun 98 inci

maddesine göre ilk derece mahkemesince infazın devam edip etmeyeceğine ilişkin

bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan tahliye olma imkanı

bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100 üncü madde uyarınca

tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda hükmü veren ilk derece

mahkemesince bir değerlendirme yapılması, koşulları bulunması halinde

tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir. "

34. Terör örgütünün propagandasını yapma suçunun düzenleyen

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin 2.

fıkrası şöyledir:

“Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik

edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde,

verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının

suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden

beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17/10/2019-7188/13.

md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce

açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra

hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese

dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya

da taşınması,

2. Slogan atılması,

3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin

üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi...”

35. 13/12/2004 tarihli 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda

veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" kenar başlıklı 98.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek

cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine

getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun,

hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek

cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.

...

(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular

cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın

ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

36. Mahkemenin 13/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; isnat edilen terör örgütü propagandası

yapma suçundan soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde tutuklanmadığı gibi kanun

yolu incelemesi sırasında da yargı makamlarınca tutuklanmasına dair bir karar

verilmediğini, 7188 sayılı Kanun gereğince hakkında kesinleşen mahkûmiyet

hükmünün infazının durdurularak tahliye edilmiş olması dikkate alındığında

delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesi olgularından somut olayda

bahsetmenin artık mümkün olmadığını, aynı suçtan tahliye edilmesine rağmen

gerekçesiz bir kararla itiraz üzerine yeniden -hükmen- ilk kez tutuklanmasının

ve bu tutukluluğunun öngörülebilir olmayan kanun maddelerine dayandırılarak

devam ettirilmesinin hukuki olmadığını ileri sürmüştür.

38. Diğer yandan başvurucu; terör örgütü propagandası

yapma suçundan tutuklamaya dayanak oluşturan konuşma ve açıklamalarının,

katıldığı ileri sürülen protesto eylemlerinin siyasi faaliyet kapsamında

yaptığı düşünce açıklamaları olduğunu, bu nedenle ifade özgürlüğünün, toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenlenme hakkının ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini

de iddia etmiştir.

39. Bakanlık görüşünde özetle 7188 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girmesi ile birlikte mahkûmiyet hükmüne dair kesinleşme olgusu

ortadan kalkmış olsa da Mahkemece verilen hükmün otomatik olarak iptal

edilmediği ve geçerliliğini korumaya devam ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda

Bakanlık, başvurucu hakkında tesis edilen söz konusu hükme dayalı tutma

kararının mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı ceza olarak kabul

edilerek başvurucunun şikâyeti açısından kabul edilemezlik kararı verilmesi

gerektiğini ifade etmiştir. Bakanlık somut olayda başvurucunun suç işlemiş

olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğunu,

tutuklama nedenlerinin mevcut olduğunu ve tutuklama kararlarının ölçülü

olduğunu belirterek bu kapsamda başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü

kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığına ve

tutuklandığına ilişkin iddiaları yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli

kılan bir durumun bulunmadığını da ifade etmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel

olarak başvuru formunda belirttiği iddiaları tekrar ederek Bakanlık görüşünü

kabul etmediğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme

41. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı19. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve

sekizinci fıkraları şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen :

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,

ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen

diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama,

ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir;

bunun şartlarını kanun gösterir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, mahkûmiyet hükmüyle birlikte tutukluluk

hâlinin devam ettirilmesine karar verilmesinin -cezalandırma kararından sonra

7188 sayılı Kanun kapsamında verilen kararda belirlenen hukuki durum

çerçevesinde- hukuka aykırı olması nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal

edildiğine yöneliktir. Başvurucu bu bağlamda tutuklamaya konu terör örgütü

propagandası yapma suçu bakımından kuvvetli suç belirtisinin bulunmadığını

ileri sürerken suçlamaya -ve dolayısıyla tutuklamaya- konu edilen eylemlerin

ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenme hakkı kapsamındaki

fiiller olduğunu iddia etmiştir. Başvurucunun anılan iddiası bağlamında tutuklamaya

konu fiillerin temel hak ve özgürlüklerin kullanımıyla ilgili olup olmadığı

hususu, bunların kuvvetli suç belirtisi teşkil edip etmediği konusunda

yapılacak incelemeyle doğrudan bağlantılıdır. Esasen başvurucu da ifade

özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenme hakkının ihlal edildiğine

yönelik şikâyetlerini tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiası temelinde dile

getirmiştir. Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının bir bütünlük

içinde Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir. Dolayısıyla tutuklamayla

bağlantılı olarak diğer temel hak ve özgürlükler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir (aynı yöndeki değerlendirme ve

uygulamalar için bkz. Ayhan Bilgen [GK], 2017/5974, 21/12/2017, § 126; Meral

Danış Beştaş (2), B. No: 2017/5845, 4/7/2018, § 102; Selahattin Demirtaş

(3), B. No: 2017/38610, 9/6/2020, § 233).

43. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma

kapsamında PKK/KCK terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Soruşturma sürecinde uygulanan bu

tutuklama tedbiriyle ilgili olarak başvurucu tarafından yapılan bireysel

başvuruda Anayasa Mahkemesince verilen kararda, yargı makamlarınca silahlı bir

terör örgütü olduğuna karar verilen PKK/KCK üyesi olma suçundan tutuklanması ve

bu suç yönünden yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı yönünde soruşturma

mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve

keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun

milletvekili olmasından kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin

tutuklandığından bahisle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiası Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez bulunmuştur. Bu bağlamda başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak

milletvekili olmasından kaynaklı muhakeme usulüne riayet edilmeden kanuna

aykırı olarak tutuklandığı iddiası hakkında Anayasa Mahkemesince daha önceki

bireysel başvurusunda karar verildiği görülmektedir (bu yöndeki ayrıntılı

açıklama için bkz. Selma Irmak, §§ 63-98).

44. Başvurucu, terör örgütü propagandası yapma suçundan

hakkında kesinleşen hapis cezasının infazına devam etmekteyken 7188 sayılı

Kanun'un yürürlüğe girmesi nedeniyle Mahkemece infazın durdurulmasına karar

verilmesinin ardından Cumhuriyet savcısınca yapılan itiraz üzerine yasal

düzenlemelere aykırı olarak ilk kez infaz aşamasında söz konusu suçtan

tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir.

45. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin,

bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan

temel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,

25/2/2016, § 62).

46. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hürriyetten yoksun bırakma kavramını tanımlamıştır. Buna göre hürriyetten

yoksun bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre

için tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması

şeklinde ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B.

No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).

47. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan

sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin hürriyetlerinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

Devam eden fıkralarda ise hürriyetinden yoksun bırakılan kişiler bakımından

güvencelere yer verilmiştir. Bu bağlamda maddenin dördüncü fıkrasında yakalama

veya tutuklama sebepleri ile iddiaların bildirilmesi, beşinci fıkrasında

gözaltı süresi, altıncı fıkrasında yakalama veya tutuklamanın yakınlara

bildirilmesi, yedinci fıkrasında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı

ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkı,

sekizinci fıkrasında hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı yargı merciine

başvurma hakkı, dokuzuncu fıkrasında tazminat hakkı güvence altına alınmıştır (Galip

Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 33).

48. Maddenin birinci fıkrasında geçen "hürriyet"

sözcüğü, özgürlük ve bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da

gelmektedir. Bu anlamda kişi hürriyetine yönelik bir müdahalenin bulunduğunun

söylenebilmesi için kişinin hareket serbestisinin maddi olarak sınırlandırılmış

olması gerekir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için

kişi, rızası olmaksızın en azından rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre

boyunca belirli bir yerde fiziki olarak tutulmalıdır (Galip Öğüt, § 34).

49. Anayasa'nın 19. maddesinin metni bir bütün olarak

değerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlama

sebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devam

eden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak hürriyetinden yoksun bırakılmış

kişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının güvence altına aldığı şey, bireylerin yalnızca fiziksel

özgürlüğüdür (Galip Öğüt, § 35).

50. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesindeki düzenleme ve

anılan maddenin gerekçesi birlikte gözönüne alındığında infaz aşamasında

bulunan mahkûmiyet kararları bakımından temyiz yoluna başvurulmuş olması

hükümlülerin doğrudan tahliye edilmesi zorunluluğunu da gerektirmemektedir. Bu

anlamda anılan yasal düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği

hususunda hükmü veren ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılarak

koşulları bulunması hâlinde tutukluluğun devamına karar verilebileceği

görülmektedir (bkz. §§ 32, 33).

51. Somut olayda, başvurucu silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan yargılandığı dava kapsamında Mahkemece 7 yıl 6 ay hapis cezası

ile cezalandırılmış ve anılan hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmiştir. Anılan bu hüküm -bireysel başvuruda bulunulduğu tarihte-

temyiz incelemesi için Yargıtay nezdinde derdesttir ve Yargıtay tarafından

inceleme sürecinde başvurucu hakkında belirtilen suç yönünden bir tahliye

kararı da verilmemiştir. Ayrıca Mahkemece 5/11/2019 tarihli ek karar ile

birlikte 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi gözetilerek başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan hükmen tutukluk hâlinin devamına da

hükmedilmiştir.

52. Öte yandan aynı yargılama kapsamında başvurucu, terör

örgütü propagandası yapma suçundan da 1 yıl 18 hapis cezası ile mahkûm edilmiş

olup anılan hüküm istinaf incelemesi sonucunda kesinleşerek infaz edilmeye

başlanmıştır. Başvurucu 7188 sayılı Kanun'un lehine düzenlemeler getirdiğini

belirterek terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hapis cezasının

infazının durdurulmasını talep etmiş; Mahkemece başvurucunun talebi önce kabul

edilmiş, ardından ise anılan karara Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan

itiraz üzerine 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi gerekçe gösterilerek infazın

durdurulması ile birlikte anılan suç yönünden hükmen tutuklama kararı

verilmiştir.

53. Yukarıda da değinildiği üzere bireysel başvuruda

bulunulduğu tarih itibarıyla başvurucu hakkında iki tane -hükmen- tutuklama

kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kişiler hakkındaki birden fazla suça

ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir

dosyada birleştirilmiş olması hâlinde -bu soruşturma ve kovuşturmaların belli

bir bütünlük içinde yürütüleceğini gözönüne alarak- uygulanan bir tutuklama

tedbirinin soruşturma ve kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğuracağına

vurgu yapmıştır (Burak Döner, B. No: 2012/521, 2/7/2013, §§ 46-48; Abdullah

Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 41).

54. Bu kapsamda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

verilen tutuklama kararının "mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır. Bu nitelikteki bir tutmayla ilgili olarak suç

isnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanması mümkün değildir.

Diğer yandan UYAP'tan yapılan incelemede terör örgütü propagandası yapma suçuna

ilişkin olan 5/11/2019 tarihli hükmen tutuklama kararının başvurucunun ceza

infaz kurumunda bulunduğu zaman diliminin herhangi bir sürecinde de fiziksel

özgürlüğünün anılan tutuklama kararı yönünden maddi olarak kısıtlanmadığı açık

bir şekilde görülmektedir (bkz. § 27). Kaldı ki söz konusu tutuklama kararının

infazının yapıldığına dair başvurucunun herhangi bir iddiası bulunmadığı gibi

Anayasa Mahkemesince bu yönde bir tespit de yapılmamıştır. Zira bireysel

başvurunun yapıldığı tarihte ve sonrasında da başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyete bağlı tutulma hâli devam etmektedir.

55. Bu itibarla somut başvuruya konu edilen terör

örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen hükmen tutuklama kararı

nedeniyle başvurucunun -başvuru tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan hükmen tutuklu bulunduğu- ceza infaz kurumunda fiziksel olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılması söz konusu olmadığından kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 13/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Ali Rıza SÖNMEZ Başvurucu : Selma IRMAK Vekili : Av. Reyhan YALÇINDAĞ BAYDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/1986, 13 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Başvurucu
  9. Hüküm
  10. Halinin Devamına
  11. B. Bireysel Başvuru Süreci
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucunun
  17. B. Değerlendirme
  18. A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması
  19. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/1986
Tarih
13 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • M.d. Başvurusu (B. No: 2018/33546)
  • M.f. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/38535)
  • Yaşar Demir ve Yunus Demir Başvurusu (B. No: 2017/14644)
  • İsmail Arpacı Başvurusu (B. No: 2017/30417)
  • G. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/22658)
  • Ü.s. Başvurusu (B. No: 2017/4972)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.