İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şerah Petrol Ürünleri İnşaat Turizm Otomotiv Mobilya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2019/18931)

1. Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden

Başvuru No2019/18931Tarih24 Kasım 2021Okuma15 dk · 2.905 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şerah Petrol Ürünleri İnşaat Turizm Otomotiv Mobilya Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
24 Kasım 2021
Başvuru Numarası
2019/18931
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.905 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönünden

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından 24/1/2017 tarihinde Yusufeli İcra

Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihalenin feshi davası açılmıştır.

9. Mahkemece 7/3/2017 tarihinde, hak düşürücü sürelerden

sonra talepte bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu

karara karşı yapılan istinaf başvurusu, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk

Dairesinin (Bölge Adliye Mahkemesi) 23/1/2018 tarihli kararı ile usulüne uygun

biçimde taraf teşkili sağlanıp, taraflarca dayanılacak deliller toplanılıp

değerlendirilmek suretiyle işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerektiği

gerekçesiyle kabul edilmiş ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemeye

iadesine karar verilmiştir.

10. Bölge Adliye Mahkemesinin ilamı üzerine dosyayı

inceleyen Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansı

yatırılmadığından 7/11/2018 tarihinde davanın usulden reddine karar

verilmiştir. Ayrıca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde

istinaf kanun yoluna başvurulabileceği de belirtilmiştir. Anılan karar

4/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu tarafından 18/12/2018 tarihli dilekçeyle

istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf

talebi 1/4/2019 tarihli kesin nitelikteki karar ile süre aşımından

reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde; Mahkemenin

7/11/2018 tarihli kararının başvurucu vekiline 4/12/2018 tarihinde tebliğ

edilmesine karşın, on günlük yasal başvuru süresinin son günü olan 14/12/2018

tarihinden sonra 18/12/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuruda

bulunulduğu, ayrıca Mahkemenin gerekçeli kararında istinaf süresinin iki hafta

olarak belirtilmesinin başvurucuya ek bir istinaf süresi kazandırmayacağı ve bu

nedenle istinaf başvurusunun süresinde olmadığı ifade edilmiştir.

12. Nihai karar 28/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 27/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas

Kanunu'nun 363. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"...İstinaf yoluna başvuru süresi

tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür."

B. Uluslararası Hukuk

14. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye

erişim hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir

parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07,

16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili

her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence

altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun

yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak devletin

kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı

tanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan

muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika,

B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

16. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik

Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).

17. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin

yerel mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme ile

uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusunda

öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerli

olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğin

düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,

B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu

doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa,

B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 24/11/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, Mahkemece istinaf süresinin kararın

tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterildiğini ve belirtilen süre

içerisinde istinaf talebinde bulunmasına rağmen istinaf başvurusunun haksız

yere süreden reddedilmesi nedeni ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birici fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. Maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

23. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52).

24. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı,

bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına

almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

25. Somut olayda, istinaf başvurusunun süre yönünden

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

28. Başvuru konusu olayda, başvurucunun istinaf

başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı

gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesi

tarafından verilen süreden ret kararı ile yapılan müdahalenin kanun tarafından

öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

30. İstinaf başvurusunun süre yönünden reddi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve

başvurucuya ağır bir yük getirilip getirilmediği hususlarının değerlendirilmesi

gerekir.

(1) Genel

İlkeler

31. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin

zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının

mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

32. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri

yönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde

durulması gereken müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

33. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki

belirlilik ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ancak mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle

kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel

olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.

İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

34. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve

sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet

organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilere

başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmaları amaçlanmıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, § 50).

35. Anayasa Mahkemesi; mahkemeye erişim hakkı yönünden

inceleme yaptığı kararlarında, dava açma sürelerini düzenleyen, son derece

karışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceğini özellikle başvuru mercii ve süresi

gösterilmeyen durumlarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye

erişim hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğini

vurgulamaktadır. Özellikle hukuk sisteminde var olan yedi, sekiz, on, on beş,

otuz günlük, bir ve iki haftalık ve bir aylık kanun yolu sürelerinin

çeşitliliği ve ilgili usul kanunlarında bu sürelere ilişkin yapılan

değişiklikler dikkate alındığında kanun yolu sürelerinin karışıklığa neden

olmayacak şekilde sade olduğunu söylemek güçtür. Bu noktada hak arama

özgürlüğünü etkin bir şekilde kullanılabilmesi için mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu süresinin belirtilmesinin ayrı bir önem taşıdığı açıktır (İnta

Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2017/34763,

11/2/2021, § 46).

36. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarında

vurgulandığı üzere adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk

devleti ilkesinin gözetilmesini de gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde

belirtilen hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve

uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Bu noktada

hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır

(AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012).

Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk

normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde

devlete (aynı zamanda mahkemelere) güven duyabilmesini, devletin (aynı zamanda

mahkemelerin) de bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar (İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., §

47).

37. Örneğin benzer nitelikteki S.K. (B. No:

2015/2438, 19/4/2018) başvurusunda; iş mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında

temyiz süresini kararın tebliğinden itibaren on beş gün olarak göstermiştir.

Başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on beş günlük süre

içerisinde hükmü temyiz etmiş; mahkemenin temyiz isteminin süreden reddine dair

ek kararı, Yargıtayca iş mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin tefhim

veya tebliğden itibaren sekiz gün olduğu, temyiz isteminin ise süreden sonra

yapıldığı belirtilerek onanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda, başvurucunun

kendisine tanınan on beş günlük süreye güvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen

sürenin başvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlik yarattığı, Mahkemenin

yanıltması sonucu ortaya çıkan belirsizliğe başvurucunun katlanmak zorunda

bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucunun istinaf isteminin süre koşulu gerekçe gösterilerek

incelenmemesinin mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup

oluşturmadığıdır.

39. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara

karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir.

40. Başvuru konusu olayda, Mahkeme kararı başvurucuya

4/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiş; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan

yasal düzenleme gereği istinaf yoluna başvurma süresi kararın tebliğinden

itibaren on gün olmasına rağmen Mahkemece gerekçeli kararda istinaf yoluna

başvuru süresi kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterilmiştir

(bkz. § 10). Başvurucu, mahkeme kararında kendisine tanınan ve kararın

tebliğinden itibaren başladığı belirtilen iki haftalık süreye güvenerek hareket

etmiş ve 18/12/2018 tarihli dilekçesiyle istinaf isteminde bulunmuştur. Bölge

Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun on günlük yasal sürede yapılmadığını

belirterek başvurucunun istinaf talebini süresinde olmadığı gerekçesiyle

reddetmiştir (bkz. § 11).

41. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında somut olaya

bakıldığında, başvurucunun Mahkemenin karar gerekçesinde belirtilen tebliğden

itibaren iki haftalık süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduğu

anlaşılmıştır. Mahkemenin kanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme

yönündeki yükümlülüğü gözönüne alındığında kanun yoluna başvuru süresinin

Mahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda

bırakılan başvurucunun üzerinde, istinaf merciinin yorumunun ağır bir yüke

sebep olduğu, başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru

amaçla orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi ve yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

45. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

46. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

47. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

48. Somut olayda, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik ihlal; başvurucunun istinaf başvurusunu, istinaf hakkını kullanma

imkânını kısıtlayıcı yorum ile süreden reddeden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi

3. Hukuk Dairesi kararından kaynaklanmaktadır.

49. Bu durumda mahkemeye erişim hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk

Dairesi tarafından yapılması gereken iş, istinaf başvurusunun reddi yönündeki

kararını kaldırarak istinaf başvurusunu -usule ilişkin diğer meselelerde de bir

eksiklik söz konusu değilse- esastan incelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin dosyanın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine

gönderilmesini sağlamak üzere Yusufeli İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere

Yusufeli İcra Hukuk Mahkemesine (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk

Dairesinin 1/4/2019 tarihli ve E.2019/871, K.2019/625 sayılı kararıyla

ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 24/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Selçuk KILIÇ

Başvurucu

:

Şerah Petrol Ürünleri

İnşaat Turizm Otomotiv Mobilya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili : Av. Abdurrahman KELEŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/18931, 24 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  20. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/18931
Tarih
24 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Medet Becerek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20)
  • İbrahim Sılibi Başvurusu (B. No: 2019/131)
  • Emrah Özden Başvurusu (B. No: 2018/15732)
  • Ali Bekdemir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/25694)
  • Okan Aladağ Başvurusu (B. No: 2019/20420)
  • Mustafa Zeybek Başvurusu (B. No: 2020/16051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.