İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Servet Bilen Başvurusu (B. No: 2014/6696)

1. Başvurucu, "suç

Başvuru No2014/6696Tarih22 Haziran 2015Okuma14 dk · 2.757 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Servet Bilen Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/6696
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.757 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "suç

delillerini değiştirme" suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı

davada hakkaniyete uygun yargılama yapılmadan karar verildiğini, Mahkeme

kararının gerekçesiz olduğunu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın

yenilenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 13/5/2014 tarihinde İstanbul 2. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 25/7/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/11/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 tarihli ve

E.2006/5852 sayılı iddianamesi üzerine başvurucu hakkında, Üsküdar 3. Ağır Ceza

Mahkemesince 19/2/2007 tarihli ve E.2006/223, K.2007/39 sayılı karar ile son

soruşturmanın açılması kararı verilmiştir.

8. Başvurucu hakkında, E.2007/2446 sayılı iddianame ile müdafii olduğu sanık hakkında yapılan yargılama sırasında "görevi kötüye kullanma" suçunu

işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, dava Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2007/125 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

9. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 26/9/2008 tarihli ve

E.2007/125, K.2008/234 sayılı kararı ile başvurucunun "suç delillerini değiştirme"

suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın

ertelenmesine karar vermiştir.

10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Ceza

Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2011/5441, K.2012/18917 sayılı ilâmı ile

hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmediği

gerekçesiyle bozulmuştur.

11. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada İstanbul

Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince (kapatılan Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi

yerine kurulan), 5/3/2013 tarihli ve E.2012/381, K.2013/53 sayılı karar ile

başvurucunun, "suç delillerini

değiştirme" suçundan 4.500,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmediği

gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar

verilmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Ceza

Dairesinin 20/2/2014 tarihli ve E.2013/27663, K.2014/5653 sayılı ilâmı ile

onanmıştır.

13. Karar, 14/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 13/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 281.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 13/5/2014 tarih ve 2014/6696 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006

tarihli iddianamesi ile hakkında açılan kamu davasında, hakkaniyete uygun

yargılama yapılmadığını, müdafii olduğu sanığın beraatine karar verildiğini, dolayısıyla ortada suç

kalmadığı halde bu suçla bağlantılı olarak hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulduğunu, bu şekilde "kanunsuz suç

olmaz" ilkesinin de ihlal edildiğini, isnat olunan eylemin ve

suçun hukuki nitelendirilmesinde hata yapıldığını, İlk Derece Mahkemesince

verilen kararın gerekçesiz olduğunu ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Başvuru konusu olayda, başvurucu, Üsküdar Cumhuriyet

Başsavcılığının 3/11/2006 tarihli iddianamesi ile hakkında açılan kamu

davasında, hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, müdafii

olduğu sanığın beraatine karar verildiğini,

dolayısıyla ortada suç kalmadığı halde bu suçla bağlantılı olarak hakkında

mahkûmiyet hükmü kurulduğunu, bu şekilde "kanunsuz

suç olmaz" ilkesinin de ihlal edildiğini, isnat olunan eylemin

ve suçun hukuki nitelendirilmesinde hata yapıldığını, belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucu hakkında, E.2007/2446 sayılı iddianame ile müdafii olduğu sanık hakkında yapılan yargılama sırasında "görevi kötüye kullanma" suçunu

işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince

yapılan yargılamada sonunda, 26/9/2008 tarihli karar ile başvurucunun savunması

ve müdahil ile görüştüğüne dair ikrarı, müdahilin iddiaları, başvurucu ile

müdahil arasındaki iletişim tespit tutanakları incelenmiş ve tüm dosya kapsamı

değerlendirilerek, “İstanbul Barosuna

kayıtlı sanık avukat, olayın mağduru olan müdahile karşı Avukatlık Kanunu ve

meslek kurallarındaki ilkelerini göz ardı ederek müdahille ısrarla duruşma dışı

görüşmesi ve müdahili, yakalanan sanığı teşhis etmemesi konusunda etkilemek

istemesi ve müdahilin duruşmada ‘söyledikleri sözleri tam olarak tehdit edici

şekilde değildi’ beyanı da dikkate alınarak, tehdit suçundan ziyade 5237 sayılı

Kanun’un 281. maddesinde yaptırıma bağlanan suç olduğu ve bu suçun da sabit olduğu” gerekçesiyle

başvurucunun, görevi kötüye kullanma suçuna göre özel norm niteliğinde olan "suç delillerini değiştirme"

suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın

ertelenmesine karar verilmiştir.

24. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Ceza

Dairesinin 1/10/2012 tarihli ilâmı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması

hükümlerinin değerlendirilmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilâmına

uyularak yapılan yargılamada İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince

(kapatılan Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi yerine kurulan), 5/3/2013 tarihli

karar ile aynı gerekçeyle başvurucunun, "suç

delillerini değiştirme" suçundan 4.500,00 TL adli para cezası

ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmediği

gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar

verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin

20/2/2014 tarihli ilâmı ile “sanığa

yükletilen suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme eylemiyle ulaşılan

çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından

işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün

kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini

sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin

tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,

cezanın kanuni bağlamda uygulandığı” gerekçesiyle hüküm onanmıştır.

25. Başvurucu, müdafii olduğu

sanığın beraatine karar verildiğini, dolayısıyla

ortada suç kalmadığı halde bu suçla bağlantılı olarak hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulduğunu, bu şekilde "kanunsuz suç

olmaz" ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun, Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2006/61 sayılı dosyasında

sanık olarak yargılanan T.Ş.’nin müdafii

olduğu, T.Ş. hakkında hırsızlık ve görevli memurlara direnme suçundan yapılan

yargılama sonunda delil yetersizliğinden beraatine

karar verildiği, aynı dava dosyasında sanık N.D. hakkında, müdahile karşı

hırsızlığa teşebbüs suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verildiği, başvurucunun yargılandığı İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza

Mahkemesince, delil yetersizliğinden verilen beraat kararının değerlendirilerek

başvurucu hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

26. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

27. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

29. Başvurucu, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince

(kapatılan Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi yerine kurulan) verilen 5/3/2013

tarihli mahkûmiyet kararının gerekçesiz olduğunu belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır."

31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

32. Derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara yanıt

vermek zorunda değildir. Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde

davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir

yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda dahi ileri sürülen iddiaların

zımnen reddi yeterli olabilir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

33. Somut olayda İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince

yapılan yargılama sonunda, 5/3/2013 tarihli karar ile başvurucunun savunması ve

müdahil ile görüştüğüne dair ikrarı, müdahilin iddiaları, başvurucu ile müdahil

arasındaki iletişim tespit tutanakları incelenmiş ve tüm dosya kapsamı

değerlendirilerek, başvurucunun fiilinin 5237 sayılı Kanun’un 281. maddesinde

yaptırıma bağlanan suçu oluşturduğu ve bu suçun da sabit olduğu gerekçesiyle başvurucunun, "suç delillerini değiştirme"

suçundan 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmediği gerekçesiyle hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/2/2014 tarihli

ilâmı ile vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar,

belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme neticesinde hüküm

onanmıştır (bkz. §§ 21–22).

34. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılamadığı İddiası

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucu, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

38. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

39. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediği iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç 5237 sayılı

Kanun’un 257. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hapis cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

40. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, Üsküdar

Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 tarihli iddianamesi üzerine başvurucu

hakkında, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesince son soruşturmanın açılması

kararının verildiği 19/2/2007 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona

erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut

başvuru açısından bu tarih, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından İstanbul

Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli kararının onandığı 20/2/2014

tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

41. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2006 tarihli iddianamesi üzerine

başvurucu hakkında, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesince 19/2/2007 tarihinde son

soruşturmanın açılması kararı verildiği, E.2007/2446 sayılı iddianame ile "görevi kötüye kullanma" suçunu

işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı tespit edilmiştir. Kadıköy 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin, 26/9/2008 tarihli kararı ile başvurucunun "suç delillerini değiştirme"

suçundan mahkûmiyetine ve verilen cezanın ertelenmesine karar verildiği, temyiz

üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ilâmı ile hükmün

bozulduğu belirlenmiştir. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada İstanbul

Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince (kapatılan Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi

yerine kurulan), 5/3/2013 tarihli karar ile başvurucunun, "suç delillerini değiştirme"

suçundan 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

başvurucunun temyizi üzerine hükmün, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/2/2014

tarihli ilâmı ile onandığı anlaşılmıştır.

42. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

43. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucu, yargılama makul sürede sonuçlandırılamadığı

için toplam 20.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

46. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yedi

yıllık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

48. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlali edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Servet BİLEN Vekili : Av. Çiğdem BİLEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6696, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6696
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/9505)
  • Uğur Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2264)
  • Hayriye Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/3434)
  • Ecevit Gürsoy Başvurusu (B. No: 2014/5485)
  • A. G. Başvurusu (B. No: 2014/3743)
  • Halil Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7318)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.