İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seyfettin Şimşek Başvurusu (B. No: 2019/21111)

1. Başvuru, taşınmazın usulsüz olarak düzenlenen kıymet

Başvuru No2019/21111Tarih30 Mart 2022Okuma15 dk · 2.943 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Seyfettin Şimşek Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2022
Başvuru Numarası
2019/21111
R.G. Tarih ve Sayı
20/7/2022-31898
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.943 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın usulsüz olarak düzenlenen kıymet

takdir raporuna dayalı olarak düşük bedelle satılması sebebiyle oluşan zararın

tazmini için Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davada yetersiz tazminata

hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1955 doğumlu olup İstanbul'da ikamet

etmektedir.

A. Olayın Arka Planı

6. Başvurucu aleyhine Bakırköy 2. İcra Dairesi

Müdürlüğünde başlatılan takip neticesinde başvurucunun İstanbul ili Silivri ilçesi

Kurfalı köyünde bulunan evi haczedilmiştir. Bilirkişi olarak atanan mimar S.H.

17/7/2002 tarihli raporunda taşınmazın değerini 67.600 TL olarak takdir

etmiştir. Taşınmaz ilk ihalede satılamasa da 8/8/2003 tarihinde yapılan ikinci

ihalede 37.310 TL bedelle Ş.A.ya satılmıştır.

7. İhale ilanına ilişkin Muhtarlık Askı Tutanağı ihalenin

yapıldığı tarihten sonra -12/8/2003 tarihinde- İcra Dairesine ulaştığı hâlde

İcra Müdürü A.E. tarafından 28/7/2003 tarihinde ulaşmış gibi havale edilmiştir.

8. Tarafların derece mahkemelerindeki yargılama

sırasındaki beyan ve açıklamalarından başvurucunun 2003 yılında ihalenin feshi

davası açtığı ancak bu davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.

9. Başvurucu 2003 yılında Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinde

taşınmazın değerinin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur. Anılan mahkemeye

sunulan 22/9/2003 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın değeri 1/9/2003 tarihi

itibarıyla 114.000 TL olarak belirlenmiştir.

10. Başvurucunun şikâyeti üzerine taşınmazının kıymetinin

usulsüz olarak düşük takdir edildiği suçlamasıyla bilirkişi S.H. ile ihale

işlemini yürüten İcra Müdürü A.E. aleyhine ceza soruşturması başlatılmıştır.

Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) 3/11/2009 tarihli

kararıyla gerçeğe aykırı rapor düzenlendiği fiili sabit görülerek S.H. ve

A.E.nin mahkûmiyetine ancak sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına hükmetmiştir. Asliye Ceza Mahkemesince yaptırılan bilirkişi

incelemesi sonucu düzenlenen 4/11/2004 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın

değerinin 95.000 TL olduğu tespiti yapılmıştır.

11. Başvurucu 21/12/2009 tarihinde Silivri 1. İcra Hukuk

Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) 2003 yılında açtığı ihalenin feshi

davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm yönünden yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi 23/7/2010 tarihinde yargılamanın

yenilenmesi istemini kabul ederek 8/8/2003 tarihli ihalenin feshine karar

vermiştir. Bu karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 20/6/2011 tarihinde

onanarak kesinleşmiştir.

B. Tazminat

Davasına İlişkin Süreç

12. Başvurucu 30/12/2009 tarihinde Silivri 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) Bakanlık aleyhine tazminat davası

açmıştır. Dava dilekçesinde, Asliye Ceza Mahkemesinin 3/11/2009 tarihli

kararıyla bilirkişi ve icra müdürünün ortak fiiliyle başvurucunun evinin

değerinin gerçeğinden düşük gösterildiği ve bu suretle zarara uğratıldığı

belirtilmiştir. Dilekçede, Bakanlığın 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve

İflas Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca bu zarardan sorumlu olduğu ileri

sürülmüştür. Dilekçede, başvurucunun zararının evin bedeli ile yoksun kaldığı

kira bedellerinden ve açılan davalar sebebiyle yapılan masraflar ile ödenen

avukatlık ücretlerinden oluştuğu iddia edilmiş, bunların tazmini talep

edilmiştir.

13. Bakanlığın Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu savunma

yazısında; Asliye Ceza Mahkemesince yapılan bedel tespitinin satıştan bir yıl

sonrasına ilişkin olduğu ve iki rapor arasında çok bariz bir farkın da

bulunmadığı, kaldı ki taşınmazın İcra Dairesi tarafından belirlenen bedelden

bile satılamadığı, dolayısıyla başvurucunun zarar iddiasının afaki olduğu iddia

edilmiştir.

14. Asliye Hukuk Mahkemesince taşınmaz mahallinde keşif

icrasından sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 7/5/2013 havale tarihli

bilirkişi raporunda, taşınmazın değeri dava tarihi itibarıyla (30/12/2009)

234.524 TL, 17/7/2002 tarihi itibarıyla ise 117.509 TL olarak saptanmıştır.

Raporda ayrıca 8/8/2003 ila 30/12/2009 tarihlerindeki dönem için 4.488 TL kira

geliri hesaplanmıştır.

15. Bilirkişi raporuna itiraz üzerine başka bir bilirkişi

tarafından düzenlenen 13/11/2013 havale tarihli raporda taşınmazın 30/12/2009

ve 17/7/2002 tarihlerindeki değeri yönünden önceki rapor teyit edilmiş ancak

kira geliri 12.574 TL olarak bulunmuştur.

16. Mahkeme ayrıca başvurucunun açtığı davalarla ilgili

olarak yaptığı masrafların hesaplanması için de bilirkişi incelemesi

yaptırmıştır. Bu amaçla hazırlanan 21/4/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda

başvurucunun ihaleden sonra açtığı veya katıldığı tüm davalarda yaptığı masraf

ve avukatlık giderlerinin toplamı 12.557,60 TL, bunlara işleyen faiz ise

12.223,87 TL şeklinde tespit edilmiştir.

17. Asliye Hukuk Mahkemesi 6/5/2014 tarihinde maddi

tazminat istemi yönünden davayı kabul ederek başvurucu lehine evin değeri için

234.524 TL, yoksun kalınan kira gelirleri için 12.574 TL ve bu olaydan dolayı

açtığı veya katıldığı davalarda yüklendiği yargılama masrafları için

-başvurucunun talebiyle bağlı kalınarak- 10.000 TL olmak üzere toplam 257.098

TL tazminata hükmetmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurucunun manevi tazminat

talebini ise reddetmiştir.

18. Bakanlığın temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

(Daire) 28/4/2015 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kararını bozmuştur. Kararın

gerekçesinde, ihalenin feshine ilişkin icra mahkemesi kararlarının kesin hüküm

oluşturduğu ve eldeki tazminat dosyası yönünden bağlayıcı olduğu

vurgulanmıştır. Daire, ihalenin feshi davasında ceza dosyası esas alınarak

hüküm kurulması sebebiyle taşınmazın 17/7/2002 tarihi itibari değerinin Asliye

Ceza Mahkemesine sunulan rapordaki gibi 95.000 TL olduğunun kabulü gerektiğini

ifade etmiştir. Bu durumda başvurucunun zarar olarak talep edebileceği miktarın

bu bedel esas alınarak ve oranlama yapılmak suretiyle belirlenmesi gerektiğini

kabul eden Daire, kira bedeli ve dava masrafları olarak adlandırılan zarar

kalemlerine ilişkin talebin tümden reddi gerektiğini vurgulamıştır. Daireye

göre yargılama gideri ve vekâlet ücreti, ilgili bulunduğu dava veya takipte

hüküm altına alınmakta, ayrı bir davaya konu edilememektedir.

19. Bozmaya uyan Asliye Hukuk Mahkemesi 22/12/2016

tarihinde davayı kısmen kabul ederek başvurucu lehine 15.122,69 TL tazminata

hükmetmiştir. Kararda; taşınmazın 17/7/2002 tarihindeki değeri 95.000 TL olarak

kabul edilmiştir. Taşınmazın satış bedeli ise bu meblağın 37.310 TL'nin 67.600

TL'ye oranlanmasıyla bulunan katsayıyla çarpımı suretiyle 52.432,69 TL olarak

tespit edilmiştir. İhale sırasında ödenen 37.310 TL'nin bu miktardan

çıkarılmasıyla elde edilen 15.122,69 TL başvurucunun zararı olarak dikkate alınmıştır.

Başvurucunun diğer talepleri ise Daire kararına atıfla reddedilmiştir.

20. Karar, Dairenin 16/1/2018 tarihli kararıyla

onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 9/5/2019 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Nihai karar 13/9/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:

"İcra ve İflas Dairesi

görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine

açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere

rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Anayasa Mahkemesinin 30/3/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; icra müdürü ve kıymet takdiri yapan

bilirkişinin usulsüz işlemlerine dayalı olarak taşınmazının satılmasının hukuka

aykırı olduğunu ve bunun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, evinin tam bedelinin hesaplanarak tazminat olarak ödenmesi

gerektiğini belirtmiş; evinin 1.000.000 TL olduğunu iddia ettiği güncel değeri

yerine 15.122,69 TL tazminata hükmedilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini

savunmuştur. Başvurucu 17 yıl süren yargılama sonucunda hükmedilen tutarın cüzi

olduğunu, söz konusu tazminatın bu olay sebebiyle açmak zorunda kaldığı

davalardaki yargılama giderini dahi karşılamadığını öne sürmüş, Yargıtayın

yerleşik uygulamalarına aykırı olduğunu iddia ettiği kararın adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ifade etmiştir.

24. Bakanlık görüşünde, başvurucunun temyiz dilekçesinde

faiz talebine yönelik bir iddiada bulunmadığına dikkat çekilmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

26. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

27. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmekte

ise de şikâyetin özünün hukuka aykırı olduğu saptanan ihaleyle satılan

taşınmazının bedelinin ödenmemesi oluşturduğundan mülkiyet hakkını

ilgilendirdiği değerlendirilmiştir. Öte yandan bireysel başvuruya konu davanın,

yargı kararıyla feshedilen ihale dolayısıyla uğranılan zararın tazminine

ilişkin bir başvuru süreciyle ilgili olması sebebiyle başvurucunun şikâyetinin

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak

Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

29. Başvurucunun şikâyeti evin bedeline yönelik olup dava

dilekçesinde talep ettiği kira bedeli ile katlandığı yargılama giderlerine

yönelik bir iddiası bulunmadığından Anayasa Mahkemesince ev bedeliyle sınırlı

olarak inceleme yapılacaktır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Mülkün

Varlığı

31. Somut olayda başvurucunun taşınmazı İcra Dairesi

tarafından satılmıştır. Satılan taşınmazın başvurucuya ait olduğu hususunda bir

tereddüt bulunmadığından mülkün var olduğu açıktır.

b. Genel

İlkeler

32. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat

Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

33. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân

sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının

olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna

göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı

yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı

zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi

için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya

da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda

geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması

durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli

gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan, B. No: 2017/27957,

9/9/2020, §§ 47, 49).

34. Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet

ve miras haklarına sahiptir." hükmüne yer verilerek mülkiyet hakkı

güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 5. maddesi ise insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve

görevleri arasında saymıştır. Mülkiyet hakkının etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin bu haklara müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz.

Anayasa’nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde 35. maddesi uyarınca

devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere söz

konusu temel hakların korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 37; AYM, E.2019/11,

K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Türkiye Emekliler Derneği, B. No:

2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §

43).

35. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet

hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir.

Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler

ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal,

idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına müdahalenin malik

üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün

değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya

yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif

yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik

Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, §§ 46, 48).

36. Kamu görevlilerinin kamu hizmetini yürütürken tesis

ettikleri hukuka aykırı işlemler sebebiyle kişilerin mülkünün zarar görmesi

hâlinde mağdurların uğradığı zararın telafisi için yetkili makama başvurma

imkânının, diğer bir ifadeyle etkili başvuru hakkının sağlanması Anayasa'nın

40. maddesinin gereğidir.

c. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Somut olayda özel bir kişi tarafından başlatılan

cebri icra sürecinde başvurucunun evi haczedilmiştir. İcra müdürünce

görevlendirilen bilirkişi tarafından taşınmazın değeri 67.600 TL olarak takdir

edilmiş, akabinde 8/8/2003 tarihinde yapılan ihalede taşınmaz 37.310 TL bedelle

satılmıştır. Ancak başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan ceza soruşturması

neticesinde açılan kamu davasında verilen hükümle, İcra Dairesi bünyesinde

hazırlanan bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği sabit

görülmüştür. Ayrıca İcra Hukuk Mahkemesinin 23/7/2010 tarihli kararıyla da

8/8/2003 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin feshine hükmedilmiştir.

38. İhalenin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iptal

edilmesi, başvurucunun taşınmazının satışı suretiyle mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun olduğunun, dolayısıyla mülkiyet hakkının

ihlal edildiğinin tespit edildiği anlamına gelmektedir. Başvurucu, İcra Hukuk

Mahkemesinin 23/7/2010 tarihli kararıyla tespit edilen ihlalin, tazminat

ödenmesi suretiyle giderilmesi için derdest başvuruya konu davayı açmıştır.

39. Bu durumda Anayasa Mahkemesince incelenecek ilk

mesele başvurucunun hukuka aykırı ihale sebebiyle ortaya çıkan zararının

tazminini sağlayabileceği etkili bir başvuru yolunun bulunup bulunmadığıdır.

Somut olayda başvurucu, 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanarak Bakanlık

aleyhine tazminat davası açmıştır. 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, icra ve

iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan zararların tazmini istemiyle

idare aleyhine adliye mahkemelerinde tazminat davası açılabileceği

belirtilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun icra müdürünün hukuka aykırı ihale

işlemi sebebiyle uğradığı zararların tazmini için teorik düzeyde etkili olan

bir yolun bulunduğu anlaşılmaktadır.

40. Anayasa Mahkemesince incelenecek ikinci mesele ise

teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen bu yolun başvurucunun davasında

fiilen işleyip işlemediği, diğer bir ifadeyle pratikte başarı şansı sunup

sunmadığıdır. Başvurucu, dava dilekçesinde evinin güncel değeri ile yoksun

kaldığı kira bedellerinin ve bu olay sebebiyle açtığı veya katıldığı davalarda

katlandığı yargılama giderlerinin tazminini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi

başvurucunun tazminat taleplerini haklı bulmuş ve başvurucu lehine; evin değeri

için 234.524 TL, yoksun kalınan kira gelirleri için 12.574 TL ve bu olaydan

dolayı açtığı veya katıldığı davalarda yüklendiği yargılama masrafları için

10.000 TL olmak üzere toplam 257.098 TL tazminata hükmetmiştir. Buna karşılık

Daire; başvurucunun zararının taşınmazın Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyada

tespit edilen gerçek değeri olan 95.000 TL yerine 67.600 olarak ihaleye

çıkarılmasından kaynaklandığını, buna göre zararın feshedilen ihalenin satış

bedelinin muhammen bedeline oranının 95.000 TL'ye uygulanması suretiyle

hesaplanması gerektiğini kabul etmiştir. Bozmaya uyan Asliye Hukuk Mahkemesi

taşınmaz bedeli 95.000 TL olarak ihaleye çıkarılmış gibi değerlendirme yapmış,

buna göre satış bedelini 52.432,69-TL olarak tespit etmiş, önceki satış

bedelinden arta kalan 15.122,69 TL'nin tazminat olarak başvurucuya ödenmesine

hükmetmiştir.

41. Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru

hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla oluşturulan idari ve

yargısal mekanizmalara yapılan başvuruların mutlaka başvurucu lehine

sonuçlanmasını güvence altına almamaktadır. Bu bağlamda ilgili idari ve

yargısal mercilere düşen ödev, başvurucunun şikâyetinin esasını inceleyerek

ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karara bağlamaktır. Bununla birlikte

mahkemelerin yorum ve değerlendirmelerinin söz konusu başvuru yoluna müracaat

edilmesini anlamsız kılacak, başarı şansını zayıflatacak derecede keyfîlik

içermesi ya da açıkça makul olmayan bir muhakemeye dayanması hâlinde ekili

başvuru hakkı ihlal edilebilir.

42. Zararın tespitinde taşınmazın mülkiyetinin

yitirildiği tarihteki değerinin esas alınmasının keyfî ve temelsiz olmadığı

vurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararında da kabul edildiği üzere taşınmazın müdahale anındaki

değerinin hesaplanması dışındaki seçenekler taşınmaz değerinde sonradan meydana

gelen artış veya azalmalar nedeniyle malikin haksız kazanç elde etmesine veya

haksız yere zarara uğramasına yol açabilir. Nitekim AİHM'in yaklaşımı da

taşınmazın mülkiyetinin yitirildiği tarihteki değerinin verilmesi yönündedir (Vistiņš

ve Perepjolkins/Letonya [BD], B. No: 71243/01, 25/10/2012, §§ 110, 111).

43. Öte yandan taşınmazın mülkiyetinin kaybedildiği

tarihteki değerinin Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamada tespit edilen 95.000

TL olarak esas alınmasında da mülkiyet hakkını ihlal eden bir yön

bulunmamaktadır. Bu bağlamda Dairenin, ihalenin İcra Hukuk Mahkemesince

feshedilmesinde Asliye Ceza Mahkemesine sunulan bilirkişi raporunun etkili

olduğu, dolayısıyla taşınmazın değeri olarak bu raporun esas alınması gerektiği

yönündeki değerlendirmesi makul ve başvurucunun düçar olduğu gerçek zararı

tespite elverişli bulunmuştur.

44. Bununla birlikte başvurucunun evinin satılmasına

ilişkin ihalenin mahkeme kararıyla feshedildiğinin özellikle altını çizmek

gerekir. Dolayısıyla başvurucunun zararının hesaplanmasında ihalenin

feshedildiği gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır. Bu durumda ihalenin geçerli

olduğu kabulü üzerinden yapılacak hesaplamanın mülkiyet hakkına yapılan kanuna

aykırı müdahalenin sonuçlarını telafi etmeme riski bulunmaktadır.

45. Daire kararında ihalenin feshine ilişkin icra

mahkemesi kararlarının kesin hüküm oluşturduğu ve eldeki tazminat dosyası

yönünden bağlayıcı olduğu vurgulanmış olsa da zararın hesaplanması için

önerilen yöntem ihalenin feshedilmiş olduğu gerçeğini ıskalamaktadır. Daire,

ihalenin 67.600 TL yerine 95.000 TL üzerinden açıldığı varsayılarak hareket

edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Oysa feshedilen bir ihalenin yapıldığı

kabulü üzerinden hesaplama yapılması makul değildir. Mahkeme kararıyla ihale

feshedildiğine göre ihlalin gerçek manada giderimi ancak zararın, söz konusu

ihalenin hiç yapılmadığı kabul edilerek hesaplanması hâlinde sağlanabilecektir.

Diğer bir ifadeyle başvurucunun, hukuka aykırı olduğu saptanan ihalenin hiç

yapılmamış olması hâlinde içinde bulunacağı konuma en yakın duruma getirilmesi

temin edilmelidir. Bu da taşınmazın ihale tarihindeki bedelinin ihale bedeli

düşüldükten sonraki kısmının güncel değerinin ödenmesini zaruri kılmaktadır.

46. Bu durumda Dairenin zararın hesaplanmasında ihalenin

feshedildiği gerçeğini dikkate almayan yorumunun başvurucunun mülkiyet hakkının

ihlalinin sonuçlarının giderilmesini önlediği değerlendirilmiştir. Anılan yorum

sebebiyle, teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen başvuru yolu somut olayda

başarı şansı sunma kapasitesini yitirmiştir.

47. Sonuç olarak Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde

düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim

Yönünden

48. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde

yer almaktadır.

49. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiğiyargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

50. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun

tazminat talepleri kabul edilmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ve mülkiyet

hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Silivri 2. Asliye

Hukuk Mahkemesine (E.2016/97, K.2016/289) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 30/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Seyfettin ŞİMŞEK

Vekili

:

Av. Mustafa Hayri

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/21111, 30 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olayın Arka Planı
  10. B. Tazminat
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru
  18. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ve mülkiyet
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Öztürk
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/21111
Tarih
30 Mart 2022

İlgili Kararlar

  • Uğur Elbir Başvurusu (B. No: 2019/24581)
  • Abdulkadir Tuncay Başvurusu (B. No: 2019/35343)
  • Mehmet Kösem Başvurusu (B. No: 2020/3058)
  • A Dokuz Televizyonu Dijital Yayıncılık San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/13960)
  • Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/5903)
  • İrfan Sancı Başvurusu (B. No: 2018/5652)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.