İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Seyfi Deniz Başvurusu (B. No: 2021/56323)

1. Başvuru, şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle

Başvuru No2021/56323Tarih21 Kasım 2024Okuma14 dk · 2.842 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Seyfi Deniz Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2024
Başvuru Numarası
2021/56323
R.G. Tarih ve Sayı
12/3/2025 - 32839
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.842 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle

açılan alacak davasında sonradan yapılan kanuni düzenleme sonucu alacağın

tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 24/11/2021 tarihinde yapılmıştır. İkinci Bölüm

Birinci Komisyon 16/11/2023 tarihinde adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasının kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanması Bölüm

kararını gerektirdiğinden başvurunun Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.

3. İkinci Bölüm 2/10/2024 tarihinde başvurunun Genel

Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Alman vatandaşı olan başvurucu 1966 doğumlu olup

Almanya'da ikamet etmektedir.

7. Başvurucu, K. Holding Anonim Şirketi ve yetkililerine

güven telkin edilerek yüksek kâr elde etme amacıyla belge karşılığında 89.205

Alman markı ödeme yaptığını ancak parasını geri almadığından 30/9/2015

tarihinde Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi) K. Holding

ve H.Ş aleyhine, şirket ortağı olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin hakları

saklı kalmak üzere şimdilik 29.656 avronun (101.438,58 TL'nin) dava tarihinden

itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi

talebiyle dava açmıştır. Başvurucu; bu davada, K. Holdingin kendisi de dâhil

birçok kişiden para topladığını, mevzuata aykırı ortaklık ilişkisi kurduğunu,

K. Holding tarafından kandırılıp borsaya girmeye zorlandığını ve paraların

istendiği her an iade edileceği taahhüdünde bulunulmasına rağmen parasını

tahsil edemediğini ileri sürmüştür.

8. K. Holdinge ait yeni şirket ünvanı 5/6/2017 tarihinde

Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edilerek B. Holding Anonim Şirketi (B.

Holding) olarak değiştirilmiştir.

9. Ticaret Mahkemesi 18/10/2019 tarihinde davacının

davalı, şirket ile ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ve ödenen bedelin

iadesine yönelik talebinin feragat nedeniyle reddine, 57.310,49 TL'nin temerrüt

tarihi olan 8/10/2008'den itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte

davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar

vermiştir.

10. Ticaret Mahkemesinin bu kararına karşı yalnızca

davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.

Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 19/10/2021 tarihinde istinaf talebinin

kabulüne, Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına

ve açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına temyiz kanun yolu açık

olarak karar vermiştir.

11. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde;

İ. 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi

ile 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin

Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422

sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı

Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a geçici 4. maddenin

eklendiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucu ile B. Holding arasındaki ilişkinin anılan

madde kapsamında kaldığına işaret edilmiştir. Bu kanuni düzenlemeye göre

tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri değerlendirilmeden, Ticaret

Mahkemesi kararının kaldırılarak açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer

olmadığına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

12. Bireysel başvuru formuna göre başvurucu, Bölge Adliye

Mahkemesi kararını 4/11/2021 tarihinde öğrenmiş; aynı yönde yüzlerce Yargıtay

kararı olduğunu belirterek usul ekonomisi gereğince temyiz kanun yoluna

başvurmadan 24/11/2021 tarihinde doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Anayasa Mahkemesinin 21/11/2024 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

14. Başvurucu, B. Holdingin Sermaye Piyasası Kanunlarına

aykırı şekilde işlem yaptığını tespit eden yargı kararlarına güvenerek binlerce

kişinin dava açtığını ancak yapılan kanuni düzenleme ile davaların sonuçsuz

bırakıldığını ileri sürmüştür. Başvurucu yüzlerce Yargıtay kararı bulunduğunu

belirterek usul ekonomisi gereği temyiz kanun yoluna gitmediğini açıklamıştır.

Başvurucu bu gerekçelerle adil yargılanma hakkı, hak arama hürriyeti, hukuk

devleti ve kanun önünde eşitlik ilkeleri ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; bireysel

başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesinin zorunlu

olduğuna, başvurucu tarafından temyiz kanun yoluna gidilmediğine vurgu

yapılmıştır.

B. Değerlendirme

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"(2) İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

17. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027,

12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

18. Somut olayda başvurucu, yüzlerce Yargıtay kararı

karşısında temyize başvurmadığını beyan etmiştir. Bakanlık görüşünde,

ikincillik ilkesine vurgu yapılmak suretiyle somut olayda olağan başvuru

yollarının tüketilmediği belirtilmiştir. Bu sebeple öncelikle olağan başvuru

yollarının usulünce tüketilip tüketilmediği üzerinde durulmalıdır.

19. Başvuruda başvurucu, temyiz kanun yoluna

başvurmamasının gerekçesi olarakaynı konuda yüzlerce Yargıtay kararı olduğunu

belirtmek dışında başka bir açıklamada bulunmamıştır. Öte yandan Bakanlık

görüşündeki olağan başvuru yollarının tüketilmediği görüşüne karşı başvurucunun

herhangi yeni beyanda bulunmadığının, farklı bir açıklama getirmediğinin

ve/veya işin niteliği gereği mevcut olan özel herhangi bir durumdan da

bahsetmediğinin altı çizilmelidir. Bu durum karşısında somut başvuruda

başvurucunun olağan kanun yollarını tüketmediği sonucuna varılmalıdır.

20. Açıklanan nedenlerle, başvurunun “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Yıldız SEFERİNOĞLU,

Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR ve Metin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Yıldız

SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR ve Metin KIRATLI'nın KARŞIOYU ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 21/11/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

1. Bir şirkete yatırılan paranın iadesi istemiyle açılan

alacak davasında sonradan yapılan kanuni düzenleme sonucu alacağın tahsil

imkânının ortadan kaldırıldığı, böylece mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiası ile yapılan başvuruda Mahkememiz çoğunluğunca başvuru, başvuru yollarının

tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.

2. Aşağıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne dayalı

karara katılmamız mümkün olmamıştır.

3. Çoğunlukça, Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası

ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasından bahisle temel

hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olmasının

kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kıldığı, somut olayda

başvurucunun temyiz yoluna başvurmadan bireysel başvuruda bulunduğu, temyiz kanun

yoluna başvurmamasının gerekçesi olarak da aynı konuda yüzlerce Yargıtay kararı

olduğunu belirttiği, başkaca bir açıklamada bulunmadığı, bir başka söyleyişle

temyiz yoluna gitmemesine neden olan Yargıtay kararlarını başvuru formunda veya

ekinde sunmadığı, dolayısıyla bu durum karşısında somut başvuruda başvurucunun

olağan kanun yollarını tüketmediği sonucuna varılması gerektiği gerekçesine

dayanılmıştır.

4. Oysa somut olaydaki sorun kararda belirtildiği şekilde

değildir. Bir başka söyleyişle olaydaki asıl sorun başvuru formunda var olduğu

belirtilen Yargıtay kararlarının form ekinde sunulmaması değildir. Sorun,

bizatihi kanuni düzenlemeden kaynaklanan bir sorundur. Başvurucu da zaten

kanuni düzenleme sebebiyle temyiz yoluna başvursa da temyiz merciinin karar

verilmesine yer olmadığı kararı dışında bir karar veremeyeceğini belirtmiştir.

5. Başvurucunun dayandığı kanuni düzenleme1

şu şekildedir:

“31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle

payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim

ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer

üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç,

6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye

ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk

Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı

yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların

kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık

ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.

Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık

ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay

satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme

öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı

olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit,

tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına

dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık

üzerinde bırakılır.”

6. Görüldüğü üzere kanuni düzenlemede açıkça ve

-mahkemelere takdir yetkisi bırakmayacak şekilde- emredici biçimde "görülmekte

olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer

olmadığına dair karar verilir" denilmektedir.

7. Olayda başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun

gerçekleşmesi bakımından kanunun açık ve emredici hükmünün uygulanmasına dair

Yargıtay içtihadı aramaya gerek bulunmamaktadır. Bilâkis bu kadar açık ve

emredici bir hüküm varken yolun başarılı olma ihtimalinin bulunduğuna dair bir

görüş sunulabilmesi için aksi yönde içtihat gösterilmesi gerekmektedir.

8. Hal böyle olunca başvurucunun istinaf merciinin karar

verilmesine yer olmadığına dair kararını temyiz etmeden bireysel başvuruya konu

etmesi somut olayın koşulları altında makul görülmelidir ve Kanunun açık ve

emredici hükmü itibarıyla başvurucudan daha fazla bir açıklamada bulunması

beklenmemelidir. Mahkememizin yerleşik içtihadına göre de durum böyledir2, AİHM içtihadına göre de durum

böyledir. (Birçok karar arasından bkz. "PATRIA" Siyasi Partisi ve

Diğerleri/Moldova, B. No: 5113/15 ve 14 diğerleri, 4/8/2020).

9. Açıklanan gerekçelerle başvurunun esasının incelenmesi

gerektiği düşüncesiyle “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna ilişkin çoğunluk görüşüne dayalı karara iştirak edilmemiştir.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Başkanvekili

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Kenan YAŞAR

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mehmet ALTUNDİŞ

Başvurucu

:

Seyfi DENİZ

Vekili

:

Av. Tacım COŞGUN

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu şirkete yatırdığı paranın iadesi için açtığı

davada yerel mahkemece talebin kabulüne karar verilmesine karşın istinaf

mahkemesi tarafından sonradan yapılan kanuni düzenleme nedeniyle verilen

kararın sonucunda alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle

mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Mahkememiz çoğunluğu ise başvurucunun olağan kanun

yolu olan temyiz yoluna başvurmadan bireysel başvuru yapması nedeniyle başvuru

yolunun tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

3. AYM bireysel başvuru hakkında verdiği ilk

kararlarından birinde; başvuru yolunun tüketilmesinin başvurucunun hakkına

yönelik ihlalin giderilmesi açısından herhangi bir etkisi yoksa, başka bir

deyişle “başvurulacak yol etkisizse”, Mahkemenin bu tür başvuruları incelemesi

gerektiğini ifade etmiştir (AYM B.No: 2013/1243, 16.4.2013, p. 24).Esasen AİHM

içtihatları da bu yöndedir (diğerleri arasında bkz. Patria Siyasi Partisi ve Diğ.

– Moldova, B. No: 5113/15, 4.8.2020, p. 29).

4. Başvurucu formda söz konusu geçici madde 4’dün 2019

yılında yürürlüğe girdiğini ve Kanunda bu tür uyuşmazlıklarla ilgili olarak

mahkemelere yönelik; “karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir” biçiminde

emredici bir düzenleme getirildiğini, bu nedenle istinaf incelemesi sonunda

Bölge Adliye Mahkemesi Dairesinin de Kanun yönünde karar verdiğini, her ne

kadar karara karşı temyiz yolu açık olsa da Kanunun açık ve emredici ifadesi

ile yürürlüğünden sonra geçen iki yılda Yargıtay tarafından da farklı bir karar

verilmemiş olması karşısında temyiz yolunun başarı sunmaması nedeniyle doğrudan

bireysel başvuru yaptığını açıklamıştır. Bu durumda başvuru yollarının

tüketilmesini beklemek başvurucuya ağır bir külfet yüklemek anlamına

gelecektir. Bu nedenle başvurunun kabul edilebilir bulunularak talep esasıyla

ilgili olarak inceleme yapılıp karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Başkan

Kadir ÖZKAYA

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle

açılan alacak davasında sonradan yapılan kanuni düzenleme sonucu alacağın

tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, K.(B.) Holding Anonim Şirketine kar amaçlı

yatırdığı parayı alamadığı gerekçesi ile holding aleyhine dava açmış, dava

başvurucu lehine karara bağlanmış, istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge

Adliye Mahkemesi, başvurucu ile B. Holding arasındaki ilişkinin 05/12/2019

tarih ve 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41.Maddesiyle

25/03/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin

Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422

sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu,213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı

Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a eklenen geçici 4. madde

kapsamında kaldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak açılan

dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, temyiz kanun yolu açık olarak

karar vermiştir. Başvurucu, temyiz kanun yoluna başvurmadan bireysel başvuruda

bulunmuştur.

3. Mahkememiz başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesi

ile başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiş olup aşağıda açıklanan

sebeplerle çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.

4. Somut olayda başvurucu, B. Holding aleyhine açılan

benzer davaların, davacılar lehine sonuçlanırken yapılan düzenleme ile sonuçsuz

bırakılması sebebiyle, istinaf kararına karşı temyiz kanun yoluna gitmediğini,

bu yolun etkili olmadığını iddia etmektedir.

5. AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde

savunulabilir nitelikteki bir şikâyetin mahkemelerce etkili bir şekilde

incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli

olmasını güvence altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157;

Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35).

6. Başvuru yollarının tüketilmesi gerekliliğinden söz

edilebilmesi için var olan hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte, ayrıca kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliği olması

gerekmektedir. (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39).

7. B. Holding aleyhine anonim şirketten hisse senedi

alanlar ilerleyen süreçte şirket ortağı olmadığının tespitine ve ödediği

bedelin iadesine karar verilmesi istemiyle davalar açmıştır. Yargıtay içtihadı

mağdurların lehine oluşmuştur. Anılan içtihat sonrasında yasa koyucu tarafından

şirketler lehine olacak şekilde kanuni düzenleme yapılmıştır.

8. Yukarıda sözü edilen 4. Madde; “31/12/2014 tarihine

kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları

borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak

nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış

olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası

Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli

ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı

Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler

pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu

payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi

ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında

kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi

bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz

zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye

aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler

dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar

verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu

vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır” şeklindedir.

9. Kanuni düzenleme sonrası başvuru konusu yargılamada

olduğu gibi istinaf aşamasında olan davalarda da dahil açılan davalar hakkında

karar verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir. Bu arada belirtilen

kurala karşı yapılan iptal ve itiraz başvurusu sonrasında Anayasa Mahkemesi,

kuralın iptaline karar vermiştir (AYM, E.2020/11, K.2023/98, 18/05/2023).

10. Mahkeme kararında, başvurucunun temyiz yoluna

gitmemesine neden olan Yargıtay kararlarını başvuru formunda veya ekinde

sunmadığı belirtilerek başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Oysa ki başvuru konusu olayda sorun başvuru formunda veya ekinde sunulmayan

yüzlerce Yargıtay kararından değil bizatihi kanuni düzenlemeden

kaynaklanmaktadır. Nitekim başvurucu da kanuni düzenleme sebebiyle temyiz

yoluna başvursa da temyiz merciinin karar verilmesine yer olmadığı kararı

dışında bir karar veremeyeceğini belirtmiştir. Kanuni düzenlemede açıkça ve

-mahkemelere takdir yetkisi bırakmayacak şekilde- emredici biçimde "görülmekte

olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer

olmadığına dair karar verilir" denilmektedir. Kanunun açık ve emredici

bu hükmü karşısında artık Yargıtay içtihadı aramaya gerek bulunmamaktadır.

Bilakis bu kadar açık ve emredici bir hüküm varken kanun yolunun başarılı olma

ihtimalinin bulunduğuna dair bir görüş sunulabilmesi için aksi yönde içtihat

göstermek gerekir.

11. Bu kapsamda başvurucunun istinaf merciinin karar

verilmesine yer olmadığına dair kararını temyiz etmeden bireysel başvuru konusu

etmesi somut olayın koşulları altında makul görülebilir. Nitekim AYM içtihadına

göre (Erdal Önder, B. No: 2014/4777, 22/1/2015); “Başvuru yolunun

tüketilmesinin başvurucunun hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından

herhangi bir etkisi yoksa başka bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya da

başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına

yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkansız bir tehlike ortaya çıkacaksa anayasal

haklara saygı ilkesi Mahkemenin bu başvuruları incelemesini gerektirebilir

(B.No. 2013/1243, 16/4/2013, § 24)."

12. AİHM içtihadına göre de (birçok karar arasından bkz.

"PATRIA" Siyasi Partisi ve Diğerleri/Moldova, B. No: 5113/15 ve 14

diğerleri, 4/8/2020); "Hükümet'in iç hukuk yollarının tüketilmemesine

ilişkin itirazı ile ilgili olarak Mahkeme, bir başvuranın, kullanmadığı mevcut

bir iç hukuk yolunun başarısız olmaya mahkûm olduğunu, ilgili içtihat veya

başka uygun kanıtlar sunarak gösterebilmesi halinde, iç hukuk yollarını

tüketmemiş sayılamayacağına işaret etmektedir. Örneğin, aynı durumdaki diğer

başvuranlar için zaten etkisiz olduğu kanıtlanmış bir hukuk yoluna başvurmamış

olan başvuranlar, makul bir şekilde bundan muaf tutulabilir (bkz. Davydov

ve Diğerleri / Rusya, no. 75947/11, § 233, 30 Mayıs 2017 ve Kleyn ve Diğerleri

/ Hollanda [BD], no. 39343/98 ve 3 diğerleri, § 156, AİHM 2003-VI)."

13. Bu itibarla geçici 4. maddenin açık ve emredici hükmü

nazara alındığında başvurucudan daha fazla bir açıklamada bulunması beklenemez.

14. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun, Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiği kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

1 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Dijital

Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un; 41. maddesiyle 25/3/1987 tarihli ve

3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması

ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi

Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanunu’nda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a eklenen geçici 4. madde.

2 B. No: 2014/4777, 22/1/2015, § 25; B. No:

2013/1243, 16/4/2013, § 24). “… başvuru yolunun tüketilmesinin başvurucunun

hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından herhangi bir etkisi yoksa başka

bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya da başvuru yolunun tüketilmesinin

beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi

imkânsız bir tehlike ortaya çıkacaksa anayasal haklara saygı ilkesi Mahkemenin

bu başvuruları incelemesini gerektirebilir.” Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Kenan YAŞAR Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2021/56323, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemesi”
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  14. Karşıoy
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2021/56323
Tarih
21 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Ömer Faruk Gergerlioğlu Başvurusu (B. No: 2021/30782)
  • Serkan Demirtaş Başvurusu (B. No: 2022/21958)
  • Ali Er ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/12275)
  • Kadir Çıtak Başvurusu (B. No: 2021/23590)
  • Nevin Şahin Başvurusu (B. No: 2020/40314)
  • Suat Elmas Başvurusu (B. No: 2020/40396)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.