İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sinan Işık Başvurusu (B. No: 2020/1329)

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında asta karşı

Başvuru No2020/1329Tarih10 Mayıs 2023Okuma12 dk · 2.443 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sinan Işık Başvurusu (3)

Karar tarihi
10 Mayıs 2023
Başvuru Numarası
2020/1329
R.G. Tarih ve Sayı
19/7/2023-32253
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.443 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında asta karşı

uygulanan fiziksel şiddet nedeniyle eziyet yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

2. Başvurucu, İstanbul Kasımpaşa Asker Hastanesi emrinde

er olarak zorunlu askerlik görevini ifa etmekte iken 2012 yılının Şubat ayının

başlarında, aynı birimde onbaşı olarak görev yapan İ.H.D. başvurucunun omuz ve

karın bölgesine yumruk atarak saldırıda bulunmuştur. Tanıkların olaya ilişkin

anlatımlarına göre başvurucu, fiziksel müdahale sırasında kalorifer peteğine

kelepçe ile bağlı hâldedir ve İ.H.D. şakalaşmaktadır, kavga söz konusu değildir

ancak başvurucu; şakalaşmanın söz konusu olmadığını, İ.H.D.nin şiddet

eylemlerinin olay öncesinde de var olduğunu ileri sürmüştür (sürece ilişkin

detaylı aktarım için bkz. Sinan Işık, B. No: 2013/2482, 13/4/2016).

3. Başvurucu, olaydan bir süre sonra 24/2/2012 tarihinde

eğitim sırasında rahatsızlanarak sağlık kurumuna kaldırılmış ve akabinde

Gülhane Askerî Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde yapılan cerrahi

operasyonla başvurucunun dalağı alınmıştır. Başvurucu, tıbbi sürecin ardından

hakkında askerliğe elverişsiz raporu düzenlenerek terhis edilmiştir. Söz konusu

tıbbi vakanın bir darbe/travma olasılığını gerektirmesi nedeniyle başvurucuya

şiddete maruz kalıp kalmadığı doktorlar ve komutanları tarafından ısrarla

sorulmuş, başvurucu sorulara olumsuz cevap vermiş ancak askerliğe elverişsiz

raporu alacağı ve terhis edileceği beyan edildikten sonra İ.H.D.nin kendisine

vurduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun babası oğluna uygulanan fiziksel şiddet

nedeniyle ilgililerden şikâyetçi olmuştur.

4. Askerî yargısal makamlar tarafından yürütülen ceza

soruşturmasında düzenlenen bilirkişi raporunda; dalak yaralanmasının karın

bölgesine alınacak bir darbe ile olabileceği, gecikmiş dalak yaralanmalarının

kişinin günlük aktivitelerinin arttığı bir zamanda meydana geldiği, somut

olayda askerî eğitim sırasında rahatsızlanma öyküsüyle bu durumun uyumlu olduğu

belirtilmiştir. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. 27/11/2012 tarihli kararın gerekçesinde özetle başvurucunun

çelişkili ifadelerde bulunduğu, omuz bölgesine yönelik darbeler ile organ kaybı

arasında uygun bir nedensellik bağı bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu

karar üzerine yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi 2013/2482

numaralı dosya üzerinden verdiği 13/4/2016 tarihli kararla kötü muamele

yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine, yeniden soruşturma yapılmasına ve

başvurucuya manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Gerekçede özetle maddi

olayı çevreleyen koşulların aydınlatılması için gereken özenin gösterilmediği

ifade edilmiştir.

5. İhlal kararının akabinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturma sürecinde Adli Tıp

Kurumu 2. İhtisas Kurulundan bilirkişi raporu alınmıştır. Raporda özetle

başvurucunun olay tarihinde bir sağlık kuruluşuna başvurmadığı, yaralanması ile

ilgili olarak tıbbi belge düzenlenmediği, darp olayı ile dalak yırtılması

arasında geçen sürede (yaklaşık üç hafta) başvurucunun karın ağrısı şikâyetiyle

bir sağlık kuruluşuna başvurmadığı, herhangi bir tıbbi görüntüleme yapılmadığı

anlaşıldığından başvurucunun dalak yırtılması ile üç hafta kadar önce

uğradığını iddia ettiği darp olayı arasında illiyet bağı kurmaya yeter ölçüde

tıbbi delil bulunmadığı ifade edilmiştir. Başsavcılık ilk etapta kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermişse de itiraz üzerine kararı kaldırmış ve İ.H.D. hakkında

işkence suçu isnadıyla kamu davası açmıştır. İddianamede özetle organın

travmaya bağlı olarak gelişen dalak yırtılması sebebiyle alındığı, tanıklar

olayın şakadan ibaret olduğunu belirtmişse de asker olduklarından ifadelerini

verirken tanıkların yönlendirilmiş olabileceği, mağdurun eylemin şaka olduğunu

kabul etmediği, şüphelinin iddia edilen eylemi işleyiş biçimi, müştekiyi

kelepçeledikten sonra kendisini darbetmesi ve bunun sonucunda da müştekinin

dalağının alındığı gözönünde bulundurulduğunda eylemin işkence suçu kapsamında

değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.

6. Denizli Devlet Hastanesinin 21/5/2013 tarihli

raporunda da belirtildiği üzere splenektomi (ameliyatla dalağın

alınması) ve travma sonrası stres bozukluğu temelinde %37 oranında vücut

fonksiyon kaybına uğrayan başvurucu, ayrıca 2/5/2013 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine tam yargı

davası açmıştır. AYİM 5/11/2014 tarihinde davayı 27/11/2012 tarihli

kovuşturmaya yer olmadığı kararına atıf yaparak hizmet kusuru bulunmadığı

gerekçesiyle reddetmiş, karar kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Anayasa Mahkemesi başvurucunun başvurusu üzerine tam yargı davası süreci ile

ilgili olarak başvurucunun daha önce yaptığı başvuru üzerine verdiği ihlal

kararının gerekçesine koşut şekilde kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal

edildiğine karar vermiştir (Sinan Işık (2), B. No: 2015/12734,

25/9/2019).

7. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) ceza

yargılaması sürecinde tanıkları dinlemiş ve ilgili birimlerden bilgi

toplamıştır. Yargılama sonunda 17/9/2019 tarihinde İ.H.D.yi asta müessir fiil

suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırmış ancak cezanın failin geleceği

üzerindeki olası etkilerini dikkate alarak cezayı 10 ay hapis olarak

belirlemiştir. Mahkeme ayrıca cezanın nevi ve miktarı, sanığın sabıkasız

olması, duruşma tutanaklarına olumsuz bir durumun yansımaması sebebiyle ileride

tekrar suç işlemekten çekineceği kanaatinin oluşması ve giderilebilecek somut

bir zararın olmaması hususlarını dikkate alarak hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Kanun yolu incelemesinden geçerek

kesinleşen kararın gerekçesinde; travmaya bağlı dalak patlaması sonrası

başvurucunun dalağının alındığı, bu olay öncesinde sanığın başvurucuyu kelepçe

ile kalorifer peteğine bağlayıp omzuna ve karnına vurduğu sabit ise de bu

kişilerin terhis olduğu gözönüne alınarak duruşmalarda tekrar dinlenen

tanıkların olayın şakalaşma olduğunu, sert darbelerin söz konusu olmadığını

ifade ettiğinin altı çizilmiştir. Başvurucunun takip eden süreçte olası bir

kavgaya ilişkin bir şikâyeti olmadığı vurgulanarak Adli Tıp 2. İhtisas

Kurulunun raporu ile gazinodaki olay ile dalağının alınması arasında illiyet

bağı kurulamadığı belirtilmiştir. Sonuç itibarıyla sanığın başvurucunun omuz ve

karnına vurması eylemi ile katılanın travmaya bağlı dalağının patlamasının

gerçekleşmesinin illiyet bağı içinde şüpheli kaldığı, işkence suçundan mahkûmiyet

için kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı ifade edilerek olay tarihinde sanığın

başvurucunun üstü olduğu, her ikisinin de asker olduğu dikkate alındığında

sanığın başvurucuyu şaka amacıyla dahi olsa kalorifer peteğine kelepçeleyip

omzuna ve karnına şiddetli olmayan şekilde vurması eylemi ile asta müessir fiil

suçunu işlediğinin sabit olduğu ifade edilmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 6/12/2019 tarihinde

öğrenmesinin ardından 3/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

11. Başvurucu; üstü tarafından uygulanan fiziksel şiddet

nedeniyle organ kaybı yaşadığını, durumun tıbbi raporlarla ortaya konulduğunu,

buna karşın yargılama sonunda HAGB kararı verildiğini belirterek anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Konuya ilişkin insan hakları yargısı

içtihadını sunan Adalet Bakanlığı, adli makamların tespitinden ve ulaştığı

sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmadığını beyan etmiştir.

12. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında

incelenmiştir.

13. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan,

maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü

öncelikle negatif yükümlülük olarak kamu otoritelerinin kişilerin fiziksel ve

ruhsal olarak zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirdiği gibi ayrıca

pozitif yükümlülük olarak devlete kişilerin işkence ve eziyete ya da insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Devletin kötü muamele yasağı

kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır.

Bu usul yükümlülüğü, her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir.

Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde

uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele

niteliğindeki fiilleri nedeniyle hesap vermelerini, maddi ve manevi varlığa

yönelik ağır saldırıların cezasız kalmamasını sağlamaktır. Cezasızlık; işkence

ve kötü muamele fiillerine yönelik olarak sorumluların adalet önüne

çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya

mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmaması şeklinde ortaya

çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesi durumunda bir yandan mağdurlar

açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan yeni ihlallerin

gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkması mümkün

olacaktır. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık olması ya da

hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek

caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta; kişilerin fiziksel

ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat aracılığıyla korunması

hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesi sonucu doğmaktadır (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014; S.D. B. No:

2013/3017, 16/12/2015).

14. Diğer taraftan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet

hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden HAGB kurumu, denetim süresi

içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması

hâlinde geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesi

sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB kararı,

ceza niteliğinde olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir.

Somut olayda olduğu gibi suçu işlediği mahkemece kabul edilen kişinin

cezalandırılması ancak denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi

şartına bağlanmakta, böylelikle sorumluluğu mahkeme kararıyla sabit olan eylemi

-yeni bir suç işlemediği takdirde- fiilî olarak cezasız kalmaktadır. Kanun

koyucunun işlediği suçtan dolayı kişinin tekrar topluma kazandırılması amacıyla

getirdiği bu cezasızlık kurumunun uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken

her olayın somut koşulları çerçevesinde suçun niteliği ve mağdurun söz konusu

suçtan etkilenme derecesiyle orantılı olarak yaptırımın caydırıcılığı hususunun

da gözardı edilmeden yorumlanması gerekmektedir (benzer değerlendirmeler için

bkz. Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 30; E.A. [GK], B.

No: 2014/19112, 17/5/2018, § 60).

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Yargısal süreçte başvurucunun üstünün -şaka olup

olmadığı tartışmalı olmakla birlikte- saldırısına uğradığı yargı makamları

tarafından kabul edilmiş ve sorumlu belirlenmiştir. Bununla birlikte mahkeme,

asta müessir fiil olarak nitelediği fiziksel şiddetin faili olan asker hakkında

takdirî indirime giderek ceza üst sınırı iki yıl hapis olan suç için 10 ay

hapis cezası vermiş ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır. Her ne kadar

şahsi cezai mesuliyete ilişkin konulara değinmek Anayasa Mahkemesinin görevi

kapsamında değil ise de kamu görevlilerinin eylemlerinin ve eylemin

sonuçlarının ağırlık derecesi ile verilen ceza arasında açık orantısızlık

olduğu durumlarda Anayasa Mahkemesinin anayasal denetim yapma görevi

bulunmaktadır (benzer değerlendirme için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 76). Bununla birlikte bu değerlendirmeler yapılırken suç türüne ilişkin

belirlemenin mahkemenin takdirinde olduğunun altı çizilmelidir.

17. Kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerle ortaya çıkan

mağduriyetin giderildiğinden söz edilebilmesi için yargı mercilerinin öncelikle

ihlali açıkça ortaya koyması/hukuki sorumluluğu tespit etmesi, bu durumu etkili

bir giderim -ve aynı zamanda eylemle orantılı bir ceza- ile karara bağlaması

gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Şenol Gürkan, B. No:

2013/2438, 9/9/2015).

18. Somut süreçte yargı makamları maddi vakayı tespit

edip olayın sorumlusunu belirlediğinden, bir başka ifadeyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini tespit ettiğinden inceleme, ceza ve HAGB kararının

fiille orantılılığı, dolayısıyla benzer olayları önlemedeki caydırıcılığı ile

mağdur açısından da yeterli bir giderim sağlayıp sağlamadığı hususlarına

münhasır olarak yapılacaktır. Bu denetim kötü muamele yasağının hem maddi hem

de usul boyutu için belirleyicidir.

19. Mağdurun korunması ile failin cezalandırılması

arasında makul bir ilişki olması orantılılığın bir gereğidir. Diğer bir

ifadeyle hukuka aykırı eylem ile yaptırım arasında adalet ve hakkaniyet

ilkelerine uygunluk olmalıdır. Başvuruya konu fiil, yargı kararıyla da tespit

edildiği üzere kamu gücü kullanan asker kişi tarafından kasıtlı olarak asta

karşı uygulanan fiziksel şiddettir. Olayın akabinde başvurucu, travmaya bağlı

olarak bir organ kaybı yaşamıştır. Fiziksel şiddetin organ kaybına sebep olduğu

konusunda bir belirleme bulunmamakla beraber organ kaybının fiziksel şiddetten

bağımsız olduğu, başkaca bir durumdan ileri geldiği yönünde de açık bir tespit

yapılabilmiş değildir. Ayrıca -şaka olma ihtimali akılda tutulsa da- fiziksel

şiddetin başvurucunun elinden kalorifer peteğine bağlı olduğu sırada vuku

bulması ve eylemi yapan kişinin başvurucunun üstü olduğu da dikkate alındığında

eylemin olayı çevreleyen koşullar itibarıyla hafif, basit bir müdahale olmadığı

değerlendirmesini yapmak mümkündür. Bu bağlamda somut olayı çevreleyen koşullar

ve vakanın gerçekleşme biçimine ilişkin yukarıda aktarılan hususlar dikkate

alındığında şikâyet konusu müdahalenin eziyet olarak nitelendirilmesi uygun

görülmüştür.

20. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza

Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca asta müessir fiil suçu iki yıla kadar hapis

cezasını gerektirmektedir. Nihai hükümde, başvurucunun üstü olan asker kişi

hakkında 1 yıl hapis cezasına hükmedilmiş ve takdirî indirimle ceza 10 ay

olarak belirlenmiştir. Mahkeme, alt sınıra yakın bir ceza vermiş ve sanığın

geleceği üzerindeki etkilerini nazara alarak cezada indirim yapmıştır. Takdiri

hâkimlere ait olmakla birlikte ceza sonucuna ulaşılırken sanığın asker kişi

olduğu, kamu gücü kullandığı, şiddet uyguladığı kişinin astı (emrinde bulunan

bir kişi) olduğu ve eylem sırasında şiddete maruz kalan kişinin kelepçeli

olduğu gözönünde tutularak bu husus gerekçede tartışılmalı ve buna uygun bir

sonuca ulaşıldığı kararda gösterilmelidir. Kararda bu hususlara riayet edilmeden,

yaptırım olarak 2 yıla kadar hapis öngörülen suça ilişkin olarak caydırıcılığı

sağlayamayacak ve mağduriyeti gidermede de yetersiz olacak şekilde hüküm

kurulduğu değerlendirilmiştir.

21. HAGB kararı verilebilmesi için objektif ve subjektif

koşullar bulunmaktadır. Şüphesiz bu durumun takdiri hâkimlere ait olmakla

birlikte değerlendirme yapılırken sanığın asker kişi olduğu ve kasıtlı bir

şiddet eylemi gösterdiği gözönünde tutularak bu husus karar gerekçesinde

tartışılmalı ve buna uygun bir takdir hakkı kullanıldığı kararda

gösterilmelidir. Kararda, salt ilgili kanunda yazan ifadelerin hüküm fıkrasında

tekrar edilmesi suretiyle HAGB kurumunun gerekçelendirildiği görülmüştür. Bu

bağlamda hükümde olayı çevreleyen koşullara, sanığın başvurucunun üstü konumunda

asker kişi olmasına ve eylemin kasıtlı gerçekleşmesine karşın HAGB hükmü

kurulmasını hukuki bir zemine oturtacak nitelikte bir değerlendirmenin

varlığından söz edilemeyeceği açıktır. Kasıtlı bir fiziksel şiddet eylemine

ilişkin suç için yasal zorunluluğun var olmadığı ve bu konuda tam bir takdir

yetkisi bulunduğu hâlde sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı

kanunda açıkça belirtilen HAGB müessesesinin uygulanmasıyla hâkimlerin takdir

yetkilerini kasıtlı fiziksel şiddet eyleminin hiçbir şekilde hoş

görülemeyeceğini göstermek yerine bu eylemin sonuçlarını olabildiğince aza

indirgemek yönünde kullandıkları kanaatine ulaşılmıştır.

22. Tüm bu belirlemeler çerçevesinde ceza yargılaması

sürecinde başvurucuya yönelik fiziksel şiddet, bir başka ifadeyle ihlal tespit

edilmiş ise de süreç sonunda verilen hükmün sanık için caydırıcılık ile

mağduriyet açısından uygun/yeterli giderim sağlamadığı, bu nedenle başvurucunun

mağdur sıfatının devam ettiği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda caydırıcılık

sağlamayan sürecin cezasızlık sonucunu doğurarak sanığın cezadan muaf tutulduğu

izlenimini yarattığı, benzer ihlallerin önüne geçilebilmesi amacıyla

caydırıcılığın sağlanması için devletin sorumluların uygun ve yeterli cezalarla

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir ceza soruşturması yürütme

konusundaki yükümlülüklerine açıkça aykırılık oluşturduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 500.000 TL maddi ve

500.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen eziyet yasağına dair hak

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen

ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No:

2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B.

No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin

sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi

zararları karşılığında (daha önce yapılan ilk başvuruda kötü muamele yasağının

usul boyutuna yönelik ihlal için tazminata hükmedilmediği dikkate alınarak) net

90.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zararı ortaya koyacak nitelikte

bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Eziyet yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin eziyet yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2018/169, K.2019/271) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/5/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Sinan IŞIK Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/1329, 10 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. III. Giderim
  7. B. Eziyet yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  8. C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  9. D. Kararın bir örneğinin eziyet yasağının ihlalinin
  10. F. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  11. G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  12. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/1329
Tarih
10 Mayıs 2023

İlgili Kararlar

  • Türkay Tufan Başvurusu (B. No: 2019/476)
  • Fehmi Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2020/10545)
  • Adem Pala Başvurusu (B. No: 2019/20974)
  • Adil Kıyanç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/28149)
  • Mete Kocael Başvurusu (B. No: 2020/5812)
  • Abdullah Yaramuş ve Susin Yaramuş Başvurusu (B. No: 2018/4886)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.