İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tayyip Akyürk Başvurusu (B. No: 2019/3039)

1. Başvuru, terör olaylarının bastırılması kapsamında

Başvuru No2019/3039Tarih29 Haziran 2022Okuma16 dk · 3.193 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tayyip Akyürk Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2022
Başvuru Numarası
2019/3039
R.G. Tarih ve Sayı
26/8/2022-31935
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.193 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarının bastırılması kapsamında

alınan tedbirlerin uygulanması esnasında konutta meydana gelen zararın

karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1970 doğumlu olup Şırnak'ta ikamet

etmektedir. Başvurucu, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

19/11/1991 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm

edilmiştir. Başvurucu, cezanın infazından sonra 28/6/1998 tarihinde bihakkın

tahliye olmuştur. Başvurucunun 23/2/2018 tarihli talebi üzerine Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesinin 23/2/2018 tarihli kararıyla memnu haklarının iadesine

karar verilmiştir.

A. Arka Plan

Bilgisi

6. Kısa adı PKK olan Kürdistan İşçi Partisinin terör

örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş

tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet;

bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine,

kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle

ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır

Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK],

B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18).

7. Kamuoyunda demokratik açılım süreci, çözüm süreci,

Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç

içinde 2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen

terör saldırıları önemli ölçüde azalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda

yaşanan iç savaşın Türkiye'nin güvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ

kaynaklı terör olayları yeniden artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim

olayları ve hendek olayları olarak bilinen terör eylemleri bunların

başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 19-30).

8. Türkiye, 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden

yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK

tarafından Şırnak'ın merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin

Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in

Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve

sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve

patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir

kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu

bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerlere giriş ve çıkışını engellemek

istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların

kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar

yapmış; teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve

çatışmalar sırasında yaklaşık iki yüz güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş,

tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Figen Yüksekdağ Şenoğlu, B.

No: 2016/25187, 4/4/2018, § 18).

B. Somut Olaya

İlişkin Bilgiler

9. Başvurucu, Şırnak il merkezinde 14/3/2016-25/7/2016

tarihleri arasında yürütülen güvenlik operasyonları sonrasında 14/11/2016

tarihinde Şırnak Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit

Komisyonu Başkanlığına (Zarar Tespit Komisyonu) başvurarak iki katlı evinin

zarar gördüğünü bildirmiş; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

zararlarının karşılanmasını talep etmiştir.

10. Yetkililerce düzenlenen 31/1/2017 tarihli zarar

tespit raporuyla başvurucunun evinin durumu az hasarlı olarak saptanmış,

her iki kat için toplam 22.198,05 TL hasar tutarı hesaplanmıştır. Başvurucunun

iddiasına göre taraflar 20.500 TL üzerinde uzlaşmıştır. Ancak başvurucunun

tazminat talebi, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 19/11/1991

tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm olduğu

gerekçesiyle Zarar Tespit Komisyonunun 22/2/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararda başvurucunun talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamına

girmediği vurgulanmıştır.

11. Başvurucu, Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali ve

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL tazminat ödenmesi istemiyle

14/5/2018 tarihinde Mardin 2. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava

açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin

ikinci fıkrasının (f) bendinde mahkûm olunan fiillerin yol açtığı zararların

Kanun'un kapsamı dışında bırakıldığını belirtmiş; 26 yıl önceki mahkûmiyetin

zararların tazminine engel teşkil etmeyeceğini savunmuştur. Başvurucu söz

konusu mahkûmiyetinin cezasını çektiğini, akabinde memnu haklarının iadesine

karar verildiğini de vurgulamıştır.

12. Davalı Şırnak Valiliğinin savunma yazısında, terör

örgütü üyeliğinden mahkûm olan kişilerin zararlarının tazmin edilmesinin 5233

sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca mümkün

olmadığı ileri sürülmüştür.

13. İdare Mahkemesi 5/11/2018 tarihinde davayı kesin

olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

2. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine atıfta bulunularak kanun koyucunun

terör örgütüne yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile terör suçundan

mahkûm olan kişileri bu Kanun hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığı

belirtilmiştir. Kararda 5233 sayılı Kanun'un amacı dikkate alındığında terör

örgütüne yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile terör suçundan mahkûm olan

kişilerin kendilerinin terör örgütü mensubu olarak katılmadığı ya da suç faili

olmadığı olaylar nedeniyle uğradığı zararlar için de bu Kanun hükümlerinden

faydalandırılmaması gerektiği açıklanmıştır. Başvurucunun Diyarbakır 2 No.lu

Devlet Güvenlik Mahkemesinin 19/11/1991 tarihli kararıyla terör örgütüne üye

olma suçundan mahkûm olduğunun hatırlatıldığı kararda zararın 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazmininin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca Danıştay

Onbeşinci Dairesinin 24/4/2018 tarihli ve E.2015/1038, K.2018/4149 sayılı

kararının da bu yönde olduğuna işaret edilmiştir.

14. Nihai karar 31/12/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri

veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir."

16. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrası

ile ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler

veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören

gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun

kapsamı dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve

4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar."

17. 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre sulh

yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) ... taşınmazlara verilen her türlü

zararlar.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 29/6/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci

fıkrasının (f) bendinde terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm olanların bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararların karşılanmayacağının düzenlediğini,

derece mahkemesinin yorum gerektirmeyecek kadar açık olan bir kanun hükmünü

hatalı yorumladığını ileri sürmüştür. Başvurucu, tazminat isteminin

reddedilmesinin mülkiyet hakkının özünü ve eşitlik ilkesini zedelediğini

belirtmiştir. Cezalandırmanın amacının faili ıslah ederek tekrar topluma

kazandırmak olduğunu ifade eden başvurucu; derece mahkemesinin bu ilkeyi

gözardı ederek daimî suçlu muamelesi yaptığını, bunun hukuk devleti ilkesini ve

mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

20. Bakanlık görüşünde, İdare Mahkemesi kararında kararın

kesin olduğu belirtilse bile başvurucunun bu karara karşı istinaf yoluna

başvuru imkânının hukuken bulunduğu gözetildiğinde başvuru yollarının tüketilip

tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca

başvurucunun şikâyetinin kanun hükmünün yorumuna yönelik olduğunu vurgulamış,

bunun kanun yolu şikâyeti kapsamında kalıp kalmadığının Anayasa Mahkemesince

irdelenmesi gerektiğine işaret etmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

22. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

23. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, konutuna verilen zararın tazmin

edilmemesine yöneliktir. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetleri mülkiyet hakkını

ilgilendirmektedir.

25. Başvuruya konu olayda başvurucunun evinin güvenlik operasyonları

sırasında hasar gördüğü, yetkililerce düzenlenen 31/1/2017 tarihli zarar tespit

raporuyla saptanmıştır. Ancak Zarar Tespit Komisyonu başvurucunun zararının

5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığını belirterek

tazminat talebini reddetmiştir. Başvurucunun açtığı dava da olumsuz

sonuçlanmıştır. Bu durumda başvurucunun tazminat isteminin esası

incelenmemiştir. Başvurucunun mülküne verilen zararın karşılanması istemiyle

yaptığı başvurunun esasının incelenmemesine yönelik şikâyetinin Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.

maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

26. Bakanlık görüşünde, başvurucunun -kesin olduğu

belirtilse bile- İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmasının

mümkün olduğu gözetildiğinde başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğinin

değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Başvurucunun istinafa erişim

bağlamında mahkemeye erişim hakkına yönelik bir şikâyetinin bulunmadığını

vurgulamak gerekir. Ayrıca ilk derece mahkemesi kararında kararın kesin olduğu

belirtildiğine ve başvurucunun buna karşı bir şikâyeti de bulunmadığına göre

başvuru yollarının tüketilmediğinin düşünülmesi için hiçbir neden

bulunmamaktadır.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Mülkün

Varlığı

28. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer

ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını

kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk

olarak değerlendirilmesi gerektiğinden kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul

mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî hakların yanı

sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir

(Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

29. Somut olayda ihtilaf konusu evin başvurucuya ait

olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın

35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir

menfaatinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

b. Genel

İlkeler

30. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat

Haliç, B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

31. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân

sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının

olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna

göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı

yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı

zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola

başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken

dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki

iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı

sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili

ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan, B. No:

2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).

32. Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet

ve miras haklarına sahiptir." hükmüne yer verilerek mülkiyet hakkı

güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 5. maddesi ise insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve

görevleri arasında saymıştır. Mülkiyet hakkının etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin bu haklara müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz.

Anayasa’nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde 35. maddesi uyarınca

devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere söz

konusu temel hakların korunması için belirli tedbirlerin alınmasını

gerektirmektedir (AYM, E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 37; AYM, E.2019/11,

K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Türkiye Emekliler Derneği, B. No:

2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §

43).

33. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet

hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir.

Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler

ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal,

idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına müdahalenin malik

üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün

değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya

yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif

yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik

Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, §§ 46, 48).

34. Kamu görevlileri veya üçüncü kişiler tarafından

bireylerin konutlarına haksız olarak verilen maddi zararların tazmini için

hukuksal mekanizmaların oluşturulması zorunludur. Dolayısıyla kamu görevlileri

veya üçüncü kişiler tarafından evine maddi zarar verildiğini iddia eden

kişilerin bu zararlarının telafisi için yetkili makama başvurma imkânının,

diğer bir ifadeyle etkili başvuru hakkının sağlanması Anayasa'nın 40.

maddesinin gereğidir.

c. İlkelerin

Olaya Uygulanması

35. Somut olayda Şırnak il merkezinde konutu bulunan

başvurucu, 2016 yılı içinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonları

sırasında evinin hasar gördüğünü ileri sürmüş ve zararının tazmini amacıyla

14/11/2016 tarihinde Zarar Tespit Komisyonuna müracaat etmiştir.

36. Başvurucunun evinin 14/3/2016-25/7/2016 tarihleri

arasında yürütülen güvenlik operasyonları sırasında hasar gördüğü hususu

31/1/2017 tarihli zarar tespit raporuyla saptanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun

mülküne zarar verildiği iddiasının savunulabilir temelinin bulunduğu

anlaşılmıştır. Bu durumda Anayasa Mahkemesince incelenecek ilk mesele

başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edildiği iddiasını öne sürebileceği,

varsa zararının tazminini sağlayabileceği bir başvuru yolunun bulunup bulunmadığıdır.

37. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesinde Kanun'un amacının

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanmasına ilişkin

esas ve usulleri belirlemek olduğu belirtilmiştir. Kanun'un 7. maddesinin

birinci fıkrasının (a) bendinde terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin taşınmazlarına verilen her türlü zarar, kanun

hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar arasında sayılmıştır.

Bu noktada 5233 sayılı Kanun'un zararın kamu görevlilerinin veya terör örgütü

mensuplarının fiillerinden kaynaklanması arasında bir ayrım yapmadığına dikkat

çekilmelidir. Bu bağlamda kanun koyucunun terör örgütü mensuplarının

fiillerinden kaynaklanan zararların dahi 5233 sayılı Kanun kapsamında

karşılanmasını öngördüğü vurgulanmalıdır. Dolayısıyla terörle mücadele

kapsamında yürütülen operasyonlar sırasında evi hasar gören başvurucunun

uğradığı zararın tazminini sağlayacak etkili başvuru yolunun teorik olarak

bulunduğu açıktır.

38. Anayasa Mahkemesince incelenecek ikinci mesele ise

teorik olarak etkili olduğu tespit edilen bu yolun başvurucunun davasında

fiilen işleyip işlemediği, diğer bir ifadeyle pratikte başarı şansı sunup

sunmadığıdır. Somut olayda Zarar Tespit Komisyonu, 5233 sayılı Kanun'un 2.

maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine dayanarak 1991 yılında terör örgütüne

üye olma suçundan mahkûm olan başvurucunun zararlarının anılan Kanun kapsamında

karşılanmasının mümkün olmadığını belirtmiş ve tazminat talebini reddetmiştir.

Bu işleme karşı açılan davada İdare Mahkemesi, Zarar Tespit Komisyonunun

görüşünü benimsemiştir. İdare Mahkemesi, kanun koyucunun terör örgütüne yardım

ve yataklık suçu işleyenler ile terör suçundan mahkûm olanları bu Kanun'un

hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığını belirtmiştir. İdare Mahkemesine

göre terör örgütüne yardım ve yataklık suçu işleyenler ile terör suçundan

mahkûm olanlar, kendilerinin doğrudan katılmadığı ya da faili olmadığı olaylar

nedeniyle uğradıkları zararların da tazminini anılan Kanun kapsamında

isteyemez.

39. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasının

(f) bendine bakıldığında "3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü

maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar"ın

Kanun kapsamında tazmin edilecek zararların dışında tutulduğu görülmektedir. Terör

örgütü üyeliği suçunun 3713 sayılı Kanun'un anılan maddeleri kapsamında

olduğuna ilişkin bir duraksama yoktur. Gelgelelim başvurucunun -evinin zarar

gördüğü spesifik terör olayına katkısı olmasa bile- tazminat isteminin bu

Kanun'un kapsamı dışında kalıp kalmadığı hususunda bentte bir açıklık

bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen bentte yer alan "bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararlar" kavramının yorumu önem

taşımaktadır.

40. İlke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin

yetkisindedir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 26; Muhammet Kaplan, B. No: 2013/1586, 18/9/2013, § 21).

Bununla birlikte bu yorumun keyfîlik veya bariz takdir hatası içerip

içermediğini incelemek Anayasa Mahkemesinin görevidir.

41. 5233 sayılı Kanun'un amacını açıklayan 1. maddesi ile

2. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi birlikte gözetildiğinde kanun

koyucunun bir terör olayının ortaya çıkmasında katkısı olan kişinin bu olaydan

doğan zararlarının karşılanmamasını amaçladığı sonucuna ulaşılmasının keyfî ve

temelsiz bir değerlendirme olmadığı vurgulanmalıdır. Bu bağlamda terör örgütü

üyelerinin kendilerinin sebep olduğu zararlarının devletçe tazmin edilmemesi

kanun hükmünün olağan anlamının bir sonucudur.

42. Ne var ki somut olayda başvurucu, örgüt üyeliği

suçundan 1991 yılında mahkûm olmuş; söz konusu mahkûmiyet kararı infaz edilerek

başvurucu 28/6/1998 tarihinde bihakkın tahliye edilmiştir. Başvurucunun 1991

yılından sonra kanun koyucunun terör olaylarına katkı olarak değerlendirdiği

suçları (5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendindeki

suçları) işlediğiyle ilgili olarak kamu otoritelerinin bir iddiası veya tespiti

mevcut değildir. Örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilen fiillerinin 1991

tarihinden önce işlediği açık olan başvurucunun 2016 yılında gerçekleşen hendek

olaylarının ortaya çıkmasında da sorumluluğunun bulunduğunun ifade edilmesi

makul bir yorum değildir.

43. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurgulandığı

üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin orantılı olup olmadığının, bu bağlamda

müdahalenin mağdura tazminat ödenmesini gerektirip gerektirmediğinin

değerlendirilmesinde mağdurun fiillerinin de hesaba katılacak bir kriter olduğu

açıktır (birçok örnek arasından bkz. D.C., B. No: 2018/13863, 16/6/2021,

§ 51; Alexandra Liana ve diğerleri, B. No: 2018/20732, 13/1/2022, § 86; Ayşegül

Şimşek Mankan, B. No: 2019/12111, 29/12/2021, § 60). Bu sebeple zararın

ortaya çıkmasında başvurucunun kusurunun da olduğu hâllerde bunun dikkate

alınacağı tabiidir. Ancak somut olayda başvurucunun evinin hasar görmesinde

kusurunun olduğuna dair bir tespit söz konusu değildir. Başvurucunun hendek

olaylarına katıldığı iddia edilmemiştir. Ayrıca 1991 yılından önce gerçekleşen

ve başvurucunun anılan suçtan dolayı gözaltına alındığı tarihte kesintiye

uğrayan örgüt üyeliğinin 2016 yılındaki hendek olaylarının ortaya çıkmasına

etkisinin bulunduğunun kabulü kişisel sorumluluk kavramını aşırı

genişletmektedir. Bu şekildeki bir yorumun 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin

ikinci fıkrasının (f) bendinin lafzı dikkate alındığında öngörülebilir

olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir.

44. Bu hâliyle mülkiyet hakkına ilişkin ihlalin

giderilmesi bakımından teorik düzeyde etkili olduğu saptanan 5233 sayılı

Kanun'la oluşturulan tazminat yolu İdare Mahkemesinin öngörülebilir olmayan ve

bariz takdir hatası teşkil eden yorumu sebebiyle somut olayda başarı şansı

sunma potansiyelini yitirmiştir.

45. Sonuç olarak İdare Mahkemesinin başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasının esasının incelenmesini ve giderim

sağlanmasını engelleyen yorumu nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde

düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim

Yönünden

46. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi,

50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

47. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde

yer almaktadır.

48. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

49. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

Mardin 2. İdare Mahkemesine (E.2018/896, K.2018/2258) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Tayyip AKYÜRK Vekili : Av. Hüseyin BİLGİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/3039, 29 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Arka Plan
  10. B. Somut Olaya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru
  18. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  19. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı
  20. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/3039
Tarih
29 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • Emrullah Yılmaz Başvurusu (B. No: 2019/37252)
  • Çolakoğlu İnşaat Turizm Enerji Üretimi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve Kanık İnşaat Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2019/40353)
  • Raziye Akçay Başvurusu (B. No: 2019/1665)
  • Cebrail Padak Başvurusu (B. No: 2019/41543)
  • Ayşe Çilek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34924)
  • Ali Erşah Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/11980)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.