İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tevfik Kaynar Başvurusu (B. No: 2019/4642)

1. Başvuru, fiziksel ve sözlü şiddete ilişkin olay

Başvuru No2019/4642Tarih23 Kasım 2021Okuma18 dk · 3.612 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tevfik Kaynar Başvurusu

Karar tarihi
23 Kasım 2021
Başvuru Numarası
2019/4642
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.612 kelime·18 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, fiziksel ve sözlü şiddete ilişkin olay

hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/2/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucunun

Yaralanmasına İlişkin Soruşturma Süreci

8. Başvurucu 22/9/2012 tarihinde köy yerindeki arazi

anlaşmazlığıyla ilgili olarak yaşanan bir kavga sırasında sol gözünü

kaybetmiştir.

9. Genç Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

başvurucuya karşı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarını işledikleri

iddiasıyla şüpheliler N.Y., Se.Y., Su.Y., M.B., P.Y., hakkında soruşturma

başlatılmıştır.

B. Müşteki

(Başvurucu) Beyanı ve Sanık Savunmaları

10. Başsavcılık 5/11/2012 tarihinde başvurucunun müşteki

şüpheli sıfatıyla ifadesini almış; başvurucu özetle olay günü şüphelilerin

kendisine ve kızına saldırmaya kalkıştığını, bu nedenle evlerine

kapandıklarını, şahısların giderken beş veya altı kez ateş ettiklerini, oğlunun

hayvanları otlatmaya götürdüğü için olay sırasında orada bulunmadığını ancak

oğlu döndüğü sırada şüphelilerin oğlunu taş ve sopalarla yaradığını, oğluna

yardıma koşarken bu şahısların saldırısına uğradığını, kavgaya engel olmak

isteyen Z.K. ve Z.A.nın kendisini tuttuğunu, bu sırada P.Y.nin gözüne taşla

vurduğunu, daha sonra M.B.nin aynı taşı gözüne vurduğunu, Z.K.nın kendisini

bıraktığını ve yere düştüğünü, yerde iken üzerine taşların geldiğini,

kendisinin kimseye vurmadığını beyan etmiştir.

11. Başvurucunun Genç Asliye Ceza Mahkemesindeki

(Mahkeme) beyanı da benzer mahiyettedir.

12. Sanık Se.Y. 8/2/2013 tarihinde alınan ifadesinde

özetle olay günü evinde olduğu sırada başvurucunun av tüfeği ile evlerine doğru

ateş ettiğini, silah sesi duyması üzerine dışarı çıktığını ve başvurucuyu

gördüğünü söylemiş; suçlamaları reddetmiştir.

13. Diğer sanıklar kollukta ve Mahkemedeki savunmalarında

suçlamaları reddetmiştir.

C. Olay Tespit

Tutanağı ve Uzmanlık Raporu

14. 22/9/2012 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda; daha

önce aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan başvurucu ve N.Y.nin kavga ettiği,

başvurucunun tüfek ile ateş etmesi sonucunda N.Y.nin yaralandığı ihbarı üzerine

olay yerine gidildiği belirtilmiştir. Yapılan incelmede N.Y.nin üzerinde kan

izi olduğu, yürümekte zorlandığı, P.Y., Su.Y., M.B. ve Se.Y.de belirgin bir

yaralanma görülmediği, başvurucunun sol göz kısmında darp izleri olduğu,

başvurucunun oğlu Z.K.nın başında yaralanma olduğunun görüldüğü ifade

edilmiştir. Olayın meydana geldiği N.Y. ve başvurucunun evinin arasındaki dere

yatağı ile boş alanda yapılan araştırmada boş kovan bulunamadığı

belirtilmiştir.

15. Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar

Amirliği tarafından düzenlenen 12/12/2012 tarihli uzmanlık raporunda Su.Y.ye

ait tişörtün ön kısmında eser miktarda atış artıklarının tespit edildiği,

başvurucuya ait gömleğin ön ve kol bölgelerinde atış artıklarının tespit

edildiği belirtilmiştir.

D. Tanık

Beyanları

16. Olay tarihinde köyün muhtarı olan tanık Z.K.

14/11/2012 tarihli beyanında;başvurucu ile N.Y.nin kavga ettikleri yönünde

ihbar gelmesi üzerine Z.A. ile birlikte olay yerine gittiklerini, olay yerine

ulaştıklarında kavganın sona erdiğini, Z. ile birlikte N.Y.yi ve ailesini

sakinleştirmeye çalıştıklarını, bir süre sonra Z.K.nın hayvan otlatmadan

döndüğünü, N.Y.nin oğlu Su.Y.nin Z.K.ya hakaret ettiğini Z.K.nın da aynı

şekilde karşılık verdiğini, daha sonra Z.K.nın evine giderek elinde sopa ile

dışarı çıktığını, yanında babası olan başvurucunun da olduğunu ifade etmiştir.

Her iki tarafın da birbirlerine sopalarla saldırdıklarını, P.Y.nin ve M.B.nin

de olay yerinde olduklarını, bu şahısların elinde taş veya sopa görmediğini,

P.Y.nin ve M.B.nin de kendisiyle birlikte kavgayı ayırmaya çalıştıklarını,

kimin kime vurduğunu görmediğini fakat kavga esnasında N.Y.nin ve oğulları Su.

ile Se.nin başvurucu ve oğluylataş ve sopalarla birbirlerine saldırdıklarını,

kavga başlayınca aradan çekilmek zorunda kaldığını söylemiştir. Tanık Z.K.

ayrıca ikametinde bulunduğu sırada olayın olduğu saatlerde dört kez tüfek sesi

duyduğunu, amacının kavgayı ayırmak olduğunu ifade etmiştir.

17. Tanık Z.A. beyanında; olay günü köy muhtarının isteği

üzerine tarafları yatıştırmak amacıyla muhtarla birlikte olay yerine

gittiklerini, olay yerine vardıklarında herhangi bir kavganın olmadığını,

başvurucunun da evde olmadığını, bu sırada başvurucunun oğlu Z.K.nın hayvanları

otlatmadan döndüğünü, N.Y.nin ve oğlu Su.Y.nin Z.K.ye hakaret ettiklerini ve

"sabah senin baban bize ateş etti" dediklerini, tarafların tartışmaya

başladıklarını belirtmiştir. Tanık ayrıca, Z.K.nın ikametine giderek sopa

getirdiğini, muhtar Z.K.nin Z.yi tutarak kavga etmeyin dediğini, kendisinin de

N.Y.yi tuttuğunu, bu sırada başvurucu ile N.Y.nin oğullarının geldiklerini ve

tarafların birbirlerine taş ve sopalarla saldırdıklarını, kendilerini korumak

için muhtarla birlikte aradan çekildiklerini, başvurucunun gözündeki

yaralanmanın bu kavga esnasında olduğunu ifade etmiş, M.B.nin kavgayı ayırmak

için orada olduğunu ve bu sırada yaralandığını, ayrıca P.Y.nin kavga sona

erdikten sonra olay yerine geldiğini, taraflardan hangisinin taş ve sopayla

diğerlerine vurduğunu ayırt edemeyeceğini, her iki tarafın da elinde taş ve

sopa olduğunu, birbirlerini bu şekilde yaraladıklarını söylemiştir.

E. Başvurucunun

Adli Raporları

18. Başvurucu hakkında Bingöl Genç Devlet Hastanesi

tarafından 22/9/2012 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda, sol göz alt

dış kısmında kesi mevcut olduğu, aynı zamanda aktif kanamanın olduğu,

lezyonların basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ve hayati

tehlikesinin mevcut olup olmadığına bir üst merkezce karar verileceği

belirtilmiş, başvurucu Bingöl Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.

19. Fırat Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen

4/4/2013 tarihli raporda başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile

giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu ve sol

gözünün işlevini yitirmesine neden olduğu belirtilmiştir.

F. Sanıklar

Hakkında Açılan Kamu Davasına İlişkin Süreç

20. Savcılığın 15/4/2013 tarihli iddianamesi

ilebaşvurucuya karşı kasten yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla sanıklar

N.Y., Su.Y., Se.Y., M.B., P.Y., hakkında kamu davası açılmıştır.

21. Mahkemece 23/5/2013 tarihi ile 9/4/2015 tarihi

arasında gerçekleştirilen on duruşmada, Z.K. hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor

alınmış; bir kısım sanıkların savunması dinlenmiş ve görevsizlik konusunda

inceleme yapılmıştır.

22. Mahkemenin 7/5/2015 tarihli kararıyla bir kısım

sanıkların beraatine ve bazı sanıkların da cezalandırılmalarına karar

verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Tanık Z.A. aşamalarda vermiş

olduğu ifadesinde, olay tarihinde Tevfik ve Z. ile N,, S., ve S. arasında taşlı

sopalı kavga yaşandığını ve kavgayı kendisi ile beraber Z., P. ve M. ile

beraber ayırmaya çalıştıklarını belirttiği, kavga öncesinde Su.nun Z.ye 'a..s.'

diyerek küfür ettiğini belirttiği, olay esnasında ve öncesinde bir ateş açılma

hadisesini görmediğini belirttiği anlaşılmıştır.

Tanık Z.K. aşamalarda vermiş olduğu

ifadesinde, Z.nin hayvan otlatmaktan geldiği sırada Su.nun Z.nin yanına giderek

kendisine küfür ettiğini, Z.nin de Su.ya karşılık verdiğini, daha sonra Z.nin

evine doğru gittikten sonra T. ile beraber ellerinde sopa ile geldiklerini

aralarında kavga başlaması neticesinde Tevfik ve Z. ile N., Su. ve Se.nin

birbirlerine girdiklerini belirttiği anlaşılmıştır.

...sanıklar P.Y. ve M.B. hakkında basit

yaralama ve kasten yaralama suçlarını işledikleri iddiası ve cezalandırılmaları

talebi ile kamu davası açılmış ise de, tanıklar Z. ve Z.nin beyanlarında adı

geçen sanıkların meydana gelen kavgayı ayırmaya çalıştıklarının anlaşıldığı,

sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair dosya kapsamında katılan

sanıklar Z. ve Tevfik'in beyanları dışında her türlü şüpheden uzak ve somut

delillerin bulunmaması ve yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin

sabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan

sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir.

...

Katılan sanıklar Su., N. ve sanık Se.nin

üzerlerine atılı kasten yaralama suçu yönünden yapılan değerlendirmede: katılan

sanıklar Tevfik ve Z.ye ait adli muayene raporları, tanık anlatımları,

sanıkların tevil yollu ikrarları bir arada değerlendirildiğinde, katılan

sanıklar S., N.ve sanık S.nin silah vasfı taşıdığı kuşkusuz olan taş ve sopa

kullanmak suretiyle her iki katılan sanığa da cizmen eza verdikleri ve bu

suretle üzerlerine atılı yaralama suçunu işledikleri sabit görülmüştür.

...

Sanıklar Se.Y., Su.Y. ve N.Y. üzerlerine

atılı kasten yaralama suçunu müştereken Tevfik KAYNAR'a karşı işledikleri sabit

görülmekle; TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi ve meydana gelen

tehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan TCK’nın 86/1. maddesi

gereğince takdiren alt sınırdan ceza belirlenmiş, sanıkların eylemi silahla

gerçekleştirdikleri anlaşıldığından cezada TCK'nın 86/3-e maddesi uyarınca

arttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi neticesinde mağdurun duyularından birinin

işlevini yitirmesine neden oldukları anlaşılmakla TCK'nun 87/2-b maddesi

uyarınca cezalarında arttırıma gidilmiş, sanıkların cezalarında TCK'nın

87/2-son maddesi uyarınca yasal arttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi olay

esnasında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesi

sebebiyle haksız tahrik altında gerçekleştirdikleri anlaşılmakla cezada TCK'nın

29. maddesi uyarınca indirime gidilmiş, sanıkların dosyaya yansıyan olumsuz

tavır ve davranışları bulunmaması nedeniyle cezada TCK'nın 62. maddesi

gereğince takdiren indirime gidilmiş, sanıklar hakkında hükmolunan hapis

cezasının miktarı dikkate alındığında CMK'nın 231/5. maddesi ile TCK'nın 50. ve

51. maddelerinin uygulanmasına yasal olanak bulunamamış ve aşağıdaki hüküm

tesis edilmiştir.

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı

üzere:

...

2-Sanıklar Se.Y., Su.Y. ve N.Y.

üzerlerine atılı kasten yaralama suçunu müştereken Tevfik KAYNAR'a karşı

işledikleri sabit görülmekle;

...

Sanıkların dosyaya yansıyan olumsuz

tavır ve davranışları bulunmaması nedeniyle cezada TCK'nın 62. maddesi

gereğince takdiren 1/6 oranında indirime gidilerek neticeten ayrı ayrı 3 yıl 4

ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

...

3-Sanık Se.Y.nin üzerine atılı tehdit

suçunu işlediği sabit görüldüğünden;

Sanığın TCK'nın 61. maddesi uyarınca

suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer, sanığın kasda dayalı kusurunun

ağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan TCK'nun 106/2-a. maddesi gereğince

takdiren 2 yıl hapis cezasıile cezalandırılmasına,

...

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

dolayı mahkum olmaması, suç tarihinden sonra gösterdiği pişmanlık ile bir daha

suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşması, karşılaması gereken

maddi zararın olmaması ve kabul etmesi nedenleriyle CMK’nın 231/5. maddesi

gereğince hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,"

23. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin

9/10/2018 tarihli kararıyla onanmıştır. Yargıtay kararında sanıklar hakkında,

tespit edilen bir yıl altı ay hapis cezasının, iki kat artırılması suretiyle

belirlenen ceza miktarının üç yıl on sekiz ay hapis cezası yerine hesap hatası

yapılarak 2 yıl 12 ay hapis cezası olarak tayini, sonuca etkili

görülmediğinden, Anayasa Mahkemesinin, 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de

yayımlanan 8/10/2015 tarihli ve E.2014/140, K. 2015/85 sayılı 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına

ilişkin iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği belirtilerek bozma

nedeni yapılmadığı ifade edilmiştir.

G. Başvurucu

Hakkında Yürütülen Yargılama Süreci

24. Savcılığın 15/4/2013 tarihli aynı iddianamesiyle

başvurucu hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından kamu davası

açılmıştır.

25. Mahkemenin 7/5/2015 tarihli aynı kararında

başvurucunun tehdit ve yaralama suçlarını işlediği gerekçesiyle

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir.

26. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin

9/10/2018 tarihli aynı kararıyla onanmıştır. Bu karar başvurucuya 4/2/2019

tarihinde tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

27. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama"

kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna

acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

...

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır. "

28. 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyle

ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 87. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten yaralama fiili,

mağdurun;

...

b) Duyularından veya organlarından birinin

işlevinin yitirilmesine,

...

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre

belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya

giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Anayasa Mahkemesinin 23/11/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu, uğradıkları saldırı sonucunda oğlu Z.K.nin

başından yaralandığını ve kendisinin sol gözünü kaybettiğini, sanıklar hakkında

orantısız ceza verildiğini, yargılamanın makul bir süratle tamamlanmadığını

belirterek yaşam hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı

haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel

ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucu, yaşam hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ise de adli raporlara göre başvurucunun üçüncü kişilerin fiilleri

nedeniyle maruz kaldığı saldırı sonucunda yaralanmasının basit tıbbi müdahale

ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu ve

sol gözünün işlevini yitirmesine neden olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun kamu

makamlarınca daha önceden bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın bir

tehdidin mevcudiyeti noktasında bir iddiada bulunmadığı hususu ve

yaralanmasının niteliği dikkate alındığında incelemenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul

yükümlülüğü ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

34. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin

insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır.

35. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamasını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B.

No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

36. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

37. Kötü muamele vakalarında yürütülecek ceza

soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat

hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara, üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 77). Ancak usul

yükümlülüğünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı

cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır (Şenol

Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 105).

38. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin

incelenmesinde Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup

icra edilen bir soruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak savcılık

ve derece mahkemelerinin işi olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi

değerlendirmesini koymak değildir. Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak

Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller

kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin cezai

sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevi

bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı savcılık ve derece mahkemelerinin

bulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için de

kuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).

39. Mahkemelerin yargıya ve adalete olan güveni

sürdürülebilir kılmak amacıyla kovuşturmaların kısa sürede sonlandırılması,

özellikle işkence ve kötü muamele niteliğindeki fiillerin zamanaşımına

uğramaması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm araçlara

başvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası söz

konusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlik

ilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel bir

unsur olarak sayılabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

40. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın

olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda

soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir

durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi,

hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Başvurucunun iddiaları kasten yaralama suçu sonucunda

sol gözünü kaybetmesine karşın bütün hususlar araştırılmadan sanıklar hakkında

düşük ceza tayin edilmesi, bir sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmesi ve yargılamanın makul süratte sonuçlandırılmaması

üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yaralama olayıyla ilgili diğer usul yükümlülükleri

hususunda başvurucunun somut bir şikâyeti bulunmadığı gibi başvuruya yansıyan

olgular nazara alındığında soruşturmanın özensiz yapıldığını düşündürecek bir

husus da tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvuru bu iki temel şikayet

kapsamında incelenmiş, öncelikle cezasızlık şikâyeti irdelenmiştir.

42. Somut olayda başvurucu olay günü aralarında husumet

bulunan tüm şüphelilerin saldırısına uğradığını, P.Y.nin gözüne taşla

vurduğunu, daha sonra M.B.nin aynı taşı gözüne vurduğunu, yere düştüğünü, yerde

iken üzerine taşların geldiğini yargılama sırasında beyan etmiştir. Mahkeme ise

tanık anlatımları ve tüm delilleri değerlendirerek bu sanıkların atılı suçtan

beraatine karar vermiştir.

43. Bireylerin cezai sorumluluklarının kapsamına ilişkin

hukuki sorunların incelenmesi Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında olmayıp

konu derece mahkemelerinin takdirine bırakılmıştır. Yine bu bağlamda

suçlu-suçsuz kararı vermek ya da daha hafif veya ağır ceza belirlemek de

Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında bulunmamaktadır (Tahir Canan, §

35). Ancak Anayasa Mahkemesi bu soruna devletin kötü muamele oluşturan

eylemleri etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği

düzleminde, yaptırımın caydırıcı olup olmadığı yönünden incelemektedir (benzer

yöndeki değerlendirme için bkz. Musa Erdem ve diğerleri, B. No:

2013/1845, 7/11/2013, § 26).

44. Mahkemece iki tanığın beyanı ve diğer deliller de

dikkate alınarak başvurucuyu gözünden yaralayan şahıslar Su.Y., Se.Y. ve N.Y.

olarak tespit edilmiştir. Sanıkların eylemi silahla gerçekleştirdikleri ve

sanıkların eylemi neticesinde başvurucunun duyularından birinin işlevini

yitirmesine neden olduğu gerekçesiyle cezada arttırıma gidilmiş, sanıkların

eylemi esnasında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit

edilememesi sebebiyle haksız tahrik indirimi yapılmış ve ayrıca takdiri indirim

sebebi uygulanmıştır. Sanıkların sonuç olarak üç yıl dört ay hapis cezasıyla

cezalandırılmalarına; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis

cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya ertelenmesine ilişkin kanun

hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığına karar verilmiştir. Se.Y.

hakkında ayrıca silahla tehdit suçundan hapis cezası verilmiş ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

45. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasız

kalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; kötü muamele fiillerine yönelik olarak

sorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimde

cezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmaması

şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında

orantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin

önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak

kalınmaktadır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 102).

46. Bu açıdan Mahkemenin nihai kararı değerlendirilmesi

sonucunda gerçekleşen kötü muamele vakasında sorumluların tespit edildiği ve

hapis cezasıyla cezalandırıldığı, verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın

ertelenmediği veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği

hususları birlikte değerlendirildiğinde sanıklara verilen cezaların

eylemleriyle orantılı olduğu, kötü muamele yasağının caydırıcı işlevinin

sağlandığı görülmüştür.

47. Buna karşın, olayın 22/9/2012 tarihinde

gerçekleştiği, Savcılığın 15/4/2013 tarihli iddianamesiyle kamu davasının

açıldığı, Mahkeme tarafından 7/5/2015 tarihinde karar verildiği, Yargıtay 3.

Ceza Dairesinin 9/10/2018 tarihli kararıyla hükmün onandığı, yaklaşık altı yıl

bir ay süren yargılamada üç yıl beş aya yakın bir sürenin temyiz incelemesinde

geçtiği görülmektedir.

48. Somut olayda, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayın niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olayın karmaşık bir

görünüm arz etmediği, başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutumunu

ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsurun da

gözlenmediği; yaklaşık altı yıl bir aylık yargılama süresinde makul olmadığı

anlaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Adem Erden, B. No:

2015/4032, 23/1/2019, § 42). Dolayısıyla makul hızla soruşturma -yargılama-

yapılmadığından kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

400.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

54. Somut başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır.

55. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 40.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 40.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

diğer tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 23/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ Başvurucu : Tevfik KAYNAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/4642, 23 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Müşteki
  11. C. Olay Tespit
  12. D. Tanık
  13. E. Başvurucunun
  14. F. Sanıklar
  15. Hüküm
  16. G. Başvurucu
  17. IV. İlgili
  18. Hukuk
  19. V. İnceleme Ve
  20. Gerekçe
  21. A. Başvurucunun
  22. B. Değerlendirme
  23. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  24. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  25. D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  26. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  27. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/4642
Tarih
23 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Mehmet Elmascan Başvurusu (B. No: 2019/5448)
  • Mustafa Koray Lenk Başvurusu (B. No: 2019/4486)
  • Abdulhakim Şendül Başvurusu (B. No: 2017/26742)
  • Beda Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/5507)
  • Halit Kabadağ Başvurusu (B. No: 2019/3589)
  • Muazzez Çelik Karakaya Başvurusu (B. No: 2019/11208)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.