İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Teyfik Tunç Başvurusu (B. No: 2014/11204)

(Başvuru

Başvuru No2014/11204Tarih8 Aralık 2016Okuma16 dk · 3.200 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Teyfik Tunç Başvurusu

Başvuru No
2014/11204
Karar tarihi
8 Aralık 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.200 kelime·16 dk okuma·11 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/11204)

Karar

Tarihi: 8/12/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

terör örgütü üyeleri tarafından köy halkından bazı kişilerin öldürüldüğü

dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun

kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun

yargılanma ve mülkiyet haklarının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin

yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu;

terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılan baskında köy

halkından C.T., A.A. ve S.A.nın

öldürüldüğünü, bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü

terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

9. Başvurucu

6/9/2007 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuştur.

10. Komisyon

21/1/2011 tarihli ve 2011/1-531 sayılı kararında;

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan tutanaklar, dosyada yer

alan diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu Sason ilçesi Kaleyolu

köyü boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından,

1990 ile 2000 yılları arasında köyde ciddi bir nüfus yaşadığından talebin

reddine karar vermiştir.

11. Başvurucu

tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde

açılan dava, yetkisizlik kararıyla Batman İdare Mahkemesine devredilmiştir.

12. Batman

İdare Mahkemesinin 25/11/2011 tarihli ve E.2011/2209,

K.2011/1336 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

“... Batman İli Sason

İlçesi KaleyoluKöyüve bağlı mezralara aitdava dosyasında ve MahkememizdeE:2011/299 sayılı yer

alan bu köye aitbilgi ve belgelere göre, KaleyoluKöyü'nün; Merkez, Şeyhan, Sarıgan,

Yamanlı Mezralarından oluştuğu, Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011

tarih ve [TELEFON]/Ter.Suç.Ks

sayılı Batman Valiliği'ne hitaben yazılı boşalan ve boşaltılan köylere ilişkin

yazısından; Şeyhan, Sarıgan, Yamanlı

Mezralarının1993-2000 tarihleri arasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifade

edildiği, Batman İl Jandarma Komutanlığının 01/10/2009 tarih ve

3700-63966-09/GKK/Ks. sayılı

ve eki 17.11.2009 tarihli tutanağa göre, 1987-2000 yılları arasında Sarıyayla Köyü'ndeGKK veGÖKKgörevlendirildiği ve koruculuk sisteminin bulunduğu,

korucu aileleri haricinde köyde 39 hanenin ikamet ettiği, köy nüfusunun 1990

yılında 758, 1997 yılında 505, 2000 yılında, 590 kişi olduğu, Batman/Sason İlçe

Seçim Kurulu Başkanlığının 4.09.2009 tarih ve 185 sayılı yazısına göre; yapılan

araştırmalarda, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı,

ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği, Sason İlçe Milli

Eğitim Müdürlüğünün 27.04.2006 tarihli yazısından, Kaleyolu Köyü İlköğretim Okulu'nuneğitim ve öğretime açık olduğunun ifade edildiğigörülmektedir.

Bu durumda, aralarında

davacının da bulunduğu Kaleyolu Köyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla

da olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün

tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik

kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre

idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddi

yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir...”

13.

Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin

31/1/2013 tarihli ve E.2012/4196, K.2013/485 sayılı

ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

14.

Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş, aynı Dairenin 12/11/2013

tarihli ve E.2013/12369, K.2013/8177 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karar

düzeltme kararı, başvurucuya 4/7/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu

9/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233

sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233

sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin

8/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu;

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı davanın

reddedildiğini, "Köy korucusu ol ya da

köyü terk et." şeklinde idarece yapılan baskı ve zorlamaya köy

halkının maruz kalmasının dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine

ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirten

belgeler ile terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılan

baskında köy halkından C.T., A.A. ve S.A.nın öldürüldüğüne dair özel durumu dikkate alınmadan

köyün tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sunduğu belgeler

değerlendirilmeden idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bu

belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendisine savunma yapma imkânı tanınmadan

verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.

20. Başvurucu;

ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sunduğu belgeleri dikkate

almadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız

olmadığını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin

yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233

sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargı

makamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığı başvuru hakkında yürütülen

işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Başvuru

formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamındaki

zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın

2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir: .

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim

taleplerinin mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle

reddedildiğini ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda

bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve

yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davasının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep

bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde karar alındığını belirterek

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

23. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat taleplerinin

reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda,

başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına

ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi, belirtilen iddialarını

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate

alınarak, başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

24. Somut

başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı

olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek

herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu,

idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgelere göre karar

veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer

iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin

tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten

hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel

bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu

olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların

anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

28. Somut

başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak

bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmamaktadır.

29. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu,

sunduğu bilgi, belge ve deliller dikkate alınmaksızın sadece idare tarafından

sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak İlk Derece

Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini belirtmiş; bu nedenle

çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

31. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu

olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu

tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı

noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış

olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari

birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin

Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili

belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların

vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve

karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere

karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular

tarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce

idare ve başvurucular tarafından sunulan belgelerin değerlendirilerek

başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma

olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların

yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı

anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (Mesude Yaşar, §§

74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).

32. Somut

başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucu

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

33. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

34. Başvurucu,

Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli gerekçeye

yer verilmediğini iddia etmiştir.

35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri

kararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,

§§ 75-77).

36. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında Derece

Mahkemesince değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hüküm

sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §

12), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak

suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 13, 14)kesinleştiği

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı kapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

37. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği iddialarının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

38. Başvurucu,

5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderim talebinin değerlendirilmesi

hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

39. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar, daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Komisyon ve

yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın karara

bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına

atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altında

gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,

§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).

Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği

ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda

ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut

davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru tarihi (6/9/2007) ile nihai karar tarihi (12/11/2013) arasında geçen

6 yıl 2 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

43. Başvurucu,

terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılan baskında köy

halkından C.T., A.A. ve S.A.nın

öldürülmesi konusundaki özel durumu dikkate alınmaksızın 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

44. 6216

sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine

dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

45. Başvurucunun;

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü

hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,

dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların

aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde

kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,

§ 20).

46. 6216

sayılı Kanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında

herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan,

eksikliğin tamamlanmasını ister. 6216 sayılı Kanun’un 47. ve İçtüzük'ün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi, belge ve deliller başvuru

dilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerin tamamlanması istenebilir (Veli Özdemir, § 21).

47. Yukarıda

belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu

açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir.

İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna

edilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır.

Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini

önlemek için başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri

sunması ve gerekli açıklamaları yapması zorunludur (Veli Özdemir, § 23).

48. Başvurucu,

başvuru formunda “köy halkından” olduğunu belirttiği C.T.,

A.A. ve S.A.nın köye yapılan baskında terör örgütü

üyeleri tarafından öldürüldüğünü, bu nedenle yerleşim yerini terk etmek zorunda

kaldığını fakat anılan özel durumunun yargılama aşamalarında

değerlendirilmediğini belirterek hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

49. Başvuru

formuna eklenen ve A.A. ve S.A.nın öldürülmesine

ilişkin bilgileri de içeren Sason Cumhuriyet Başsavcılığının 1994/119 hazırlık

numaralı ve 31/10/1994 tarihli görevsizlik kararı ile

C.T.ye ilişkin de Derince Jandarma Karakol Komutanlığınınjandarma

başçavuş imzalı yazısında, terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen saldırıda

öldürüldüklerine ilişkin kayıtlara yer verildiği tespit edilmiştir.

50. Başvuru

konusu olayda Anayasa Mahkemesinin 3/7/2015 tarihli yazısı ile başvurucudan,

başvuru formunda ileri sürülen iddialarını ispat etmeye yönelik köy halkından

olduğu beyan edilen ve öldürüldüğü iddia edilen C.T.,

A.A. ve S.A. ile kendisi arasında şahsi ve özel bağ bulunduğuna dair elverişli

delilleri Mahkemeye sunması istenmiştir.

51. Başvurucunun

21/12/2015 tarihli dilekçesinde, C.T.nin

başvurucunun ilk evliliğinden olan oğlu olduğu belirtilmiş, diğer kişiler

hakkında açıklama yapılmamıştır. Ayrıca ek olarak başvurucu ve C.T.ye ait nüfus

kayıt örneğinin dilekçeye eklenmesi ile yetinildiği tespit edilmiştir. Nüfus

kayıt örneklerinin incelenmesi neticesinde başvurucunun nüfus kayıt örneğinde

çocukları arasında belirtilen kişinin yer almadığı, C.T.nin

nüfus kayıt örneğinde ise sadece baba adının başvurucunun ismi ile aynı olduğu

ancak diğer kimlik bilgilerinin uyumlu olup olmadığının tespitinin yapılamadığı

anlaşılmıştır. Belirtilen olayda ölen kişinin başvurucunun

oğlu olduğuna dair Anayasa Mahkemesine sunulan tek delilin bu nüfus kayıt

örnekleri olduğu ve anılan kayıtlardan başvurucunun çocukları arasında isminin

yer almaması ve sadece C.T.nin nüfus kaydında baba

adının başvurucunun ismi ile benzer olması, mukayeseye elverişli şekilde kimlik

bilgilerinin Anayasa Mahkemesine sunulmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.

52. Anayasa

Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda başvurucuların başvurularını

titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir

gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını

kanıtlamak zorundadır (Adnan Güzel,

B. No: 2014/2496, 25/2/2015, § 66).

53. Başvurucunun

ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak

ve hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici

tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir belge elde

edilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır (Veli Özdemir, § 26). Somut başvuruda başvurucu, mukayeseye

elverişli bilgileri Anayasa Mahkemesine sunmayarak bu koşulları yerine

getirmediği, iddialarını ispatlayamadığı gibi çeşitli nedenlerle erişemediği

herhangi bir bilgi ve belgenin ilgililerden istenmesi için Mahkemeden bir

talepte de bulunmamıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurunun esasının

incelenmesi imkânı bulunmamaktadır.

54. Açıklanan

nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının kanıtlanamamış

olması nedeniyle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1.

Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tarafsız

mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6.

Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli

yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan yargılama giderlerinin

tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 8/12/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Teyfik TUNÇ Vekili : Av. Saim BOZKURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11204, 8 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Adli
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11204
Tarih
8 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Mustafa Eskici ve Sultan Eskici Başvurusu (B. No: 2014/9907)
  • Halime Dilmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13169)
  • Çetin Onursal Başvurusu (B. No: 2014/11817)
  • Burhan Akkaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16073)
  • Mehmet Feyzi Erat Başvurusu (B. No: 2014/7709)
  • Mehmet Faruk Aydın Başvurusu (B. No: 2014/18127)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.