İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Karar Şaban Gülay Başvurusu (B. No: 2020/1617)

1. Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca yaşlılık aylığı

Başvuru No2020/1617Tarih31 Ocak 2024Okuma19 dk · 3.841 kelime

KÜNYE

Genel Kurul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Şaban Gülay Başvurusu

Karar tarihi
31 Ocak 2024
Başvuru Numarası
2020/1617
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.841 kelime·19 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca yaşlılık aylığı

bağlanması işleminde sigortalı çalışmaya başlandıktan sonra yapılmış yaş

tashihine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının dikkate alınmaması üzerine

emeklilik hakkının tespiti için açılan davanın reddine karar verilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/1/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda

oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

6. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından

incelenmesine karar vermiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 2/10/2018 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna

(SGK) müracaat ederek emeklilik talebinde bulunmuştur. Emeklilik talebi;

başvurucunun 1/12/1985 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı,

17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olduğu,

ilgili Kanun'un geçici 81. maddesinin (B) ve (C) bentlerinde emeklilik için 25

yıllık sigortalılık süresi, 5.300 günlük malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları

primi ödemiş ve 49 yaşını doldurmuş olma şartlarının öngörüldüğü, başvurucunun

ise 49 yaşı doldurma şartını yerine getirmediği belirtilerek reddedilmiştir.

9. Başvurucu, Kocaeli 2. İş Mahkemesinde (Mahkeme)

7/1/2019 tarihinde SGK kayıtlarında 1/1/1972 olan doğum tarihinin 1/1/1969

olarak düzeltilmesi ve emeklilik şartlarının buna göre değerlendirilmesi

talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, Kocaeli 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 21/4/1987 tarihli kararıyla 1/1/1972 olan doğum tarihinin 1/1/1969

olarak tashih edildiğini ve yaşının 1/1/1969 tarihi dikkate alınarak

hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

10. Mahkeme 13/3/2019 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Gerekçeli kararda öncelikle uyuşmazlığın çözümüne tatbik edilmesi

gereken normlar ele alınmıştır. 506 sayılı mülga Kanun'un 120. maddesi ile

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanunu'nun 57. maddesinin uyuşmazlığa tatbik edilmesi gerektiğine işaret eden

Mahkeme, anılan mevzuatta yaş tashihinin sigortalılık tescil işleminden sonra

yapılması hâlinde dikkate alınmayacağı hususunun açıkça belirtildiğini

vurgulamıştır. Başvurucu hakkındaki yaş tashihi kararının sigortalılık

başlangıç tarihinden sonra 21/4/1987 tarihinde verildiğini hatırlatan Mahkeme

davanın ret gerekçesini bu sebebe dayandırmıştır.

11. Başvurucu karara karşı istinaf kanun yoluna

başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde doğum tarihinin sehven 1/1/1972 olarak

yazıldığını, gerçek doğum tarihi olan 1/1/1969 ile yaşamına dair maddi

olguların tutarlılık arz ettiğini belirten başvurucu, Mahkeme tarafından

uyuşmazlığa tatbik edilen 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin hak kayıplarına

sebep olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile

temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerinin ihlal edildiğini belirterek

istinafa konu kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep

etmiştir.

12. İstinaf talebi, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9.

Hukuk Dairesi (Daire) tarafından 2/5/2019 tarihinde reddedilmiştir. Daire,

Anayasa Mahkemesinin benzer bir uyuşmazlığa yönelik olarak karara bağladığı Ali

Çakmak ve Şerefnaz Aygül (B. No: 2013/5961, 1/12/2015) başvurusunda yer

verdiği ilkelere atıf yapmıştır. Kararda, uygulamada uyuşmazlığa tatbik edilen

düzenlemelere paralel farklı düzenlemelerin de bulunduğuna dikkati çeken Daire,

ilgili düzenlemelere ve bu hususa ilişkin Yargıtay kararına da atıf yaparak

istinaf talebini esastan reddetmiştir.

13. Başvurucu, istinaf kararına karşı -istinaf

dilekçesinde ileri sürdüğü aynı nedenlerle- temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

14. Yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 21.

Hukuk Dairesi 27/11/2019 tarihinde başvurucunun temyiz talebini reddederek

kararı onamıştır.

15. Nihai karar başvurucuya 9/12/2019 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 3/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Kanun

Hükümleri

16. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri

Kanunu'nun "Kayıt düzeltilmesi" kenar başlıklı 35. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kesinleşmiş mahkeme hükmü

olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını

ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile

kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak

belgesine uygun olarak düzeltilir."

17. 5510 sayılı Kanun'un;

i. 38. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin

başlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık

Sigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık

ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve

Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihli

ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga

17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar

Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun

geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak

malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği

tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri

saklıdır.

Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından

önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık

süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten

önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri,

prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir."

ii. 57. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların

ve hak sahibi çocuklarının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve

mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17/7/1964 tarihli ve 506

sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu

Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434

sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci

maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve

ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum

tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten

sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri

esas alınır.

İş kazası, meslek hastalığı, malûllük,

yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye

değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim

raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla

yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı

tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz."

18. 506 sayılı mülga Kanun’un;

i. 60. maddesinin (G) bendi şöyledir:

"Yaşlılık aylığından yararlanma

esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir:

…

G) Bu maddenin uygulanmasında; 18

yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların

sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir.

Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları

primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir."

ii. Geçici 54. maddesi şöyledir:

"01/04/1981 tarihinden önce

malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60

ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz."

iii. 120. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Malullük, Yaşlılık ve Ölüm

Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların

ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900

sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı

tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya

tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da

nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.

İş kazalarıyla meslek hastalıkları,

malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye

değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim

raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış

5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik

kurumlarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş

tashihleri dikkate alınmaz."

B. Anayasa

Mahkemesi Kararları

19. Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı mülga Kanun’un 120.

maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bir

itiraz başvurusunda verdiği 18/1/2005 tarihli ve E.2005/4, K.2005/7 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin, personel politikasını

belirlemede büyük önemi olan emeklilik düzenini, aktüeryal dengeleri gözeterek

bilimsel verilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri

yapması doğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak kurduğu bu düzenin

korunması Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının

güvenceye alınması için de zorunlu bir gerekliliktir. Nesnel ve sürekli

kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik

kuruluşunun, mahkeme kararları ile alınan yaş düzeltmeleri sonucu ortaya çıkan

erken emeklilik gibi nedenlerle aktüeryal dengesinin bozulması, sosyal güvenlik

sisteminin sürdürülemez bir duruma gelmesine sebep olabilir.

Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak

çalışılmaya başlanıldığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate

alınmayacağını öngören itiraz konusu kuralın, sosyal güvenlik sisteminin kimi

aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği

kuşkusuzdur. Burada yargı kararı hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta,

sadece emeklilik yönünden sonuç doğurmamaktadır.

Öte yandan, yasa önünde eşitlik ilkesi,

hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil

hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan

kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında

eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden

aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,

kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu kural, herhangi bir sosyal

güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışanlardan ilk defa çalışmaya başladıkları

tarihten sonra yaş düzeltmesi yaptıranlar arasında farklılık yaratmadığından

eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu

kural, Anayasa'nın 10., 60. ve 138. maddelerine aykırı olmadığından istemin

reddi gerekir.”

20. Anayasa Mahkemesinin 5510 sayılı Kanun’un 57.

maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bir

itiraz başvurusunda verdiği 11/4/2019 tarihli ve E.2019/5, K.2019/24 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"18. Anayasa’nın 138. maddesinin

son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına

uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği

kurala bağlanmıştır. Bu maddede öngörülen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı

ilkesi, kanun koyucunun Anayasa’ya uygun olması koşuluyla genel düzenleme yapma

yetkisini ortadan kaldırmaz.

19. Kesin hüküm niteliği taşıyan bir

yargı kararının yerine getirilmesi sonucunda oluşan yeni durumların bazı

hukuksal konular yönünden sonuç doğurmaması bu yargı kararının uygulanmadığı

anlamına gelmemektedir. Kural mahkeme kararlarının geçersiz kılınmasına yönelik

bir düzenleme olmayıp sosyal güvenlik sisteminin işleyişinde belirliliği ve

öngörülebilirliği sağlama ile kamu yararı amacıyla sadece emeklilik işleminde

yaş düzeltilmesini daha sıkı koşullara bağlamakta, sonuçta sigortalı olarak işe

başladıktan sonra yapılan yaş değişikliğinin emeklilik aylığına ilişkin

işlemlerde dikkate alınmaması sonucunu doğurmaktadır. Bu bakımdan yargı kararı

hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece bu karara emeklilik

yönünden sonuç bağlanmamaktadır. İşe başlamadan önce yapılan yaş değişiklikleri

ise emeklilik işlemleri dâhil tüm yönlerden hukuksal sonuç doğurmaya devam

etmektedir.

20. Açıklanan nedenlerle kural,

Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İtirazın

reddi gerekir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 31/1/2024 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; doğum tarihinin sehven 1/1/1972 olarak

yazıldığını, gerçek doğum tarihinin 1/1/1969 olduğunu ve bu hususun Kocaeli 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/4/1987 tarihli kararıyla hükme bağlandığını

belirtmiştir. Yaş tashihi hakkında verilen bu kararın kesin hüküm niteliği arz

ettiğini belirten başvurucu, 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin uyuşmazlığa

tatbik edildiği gerekçesiyle davasının -yaş tashihi hakkındaki kesin hükme

rağmen- reddedilmesinin Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve

özgürlüklere ilişkin düzenlemelerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özü, hakkında yaş

tashihine ilişkin olarak tesis edilen kesinleşmiş mahkeme kararının emeklilik

hakkının tespiti için açtığı davada dikkate alınmayarak davanın reddine karar

verilmesine yöneliktir. Somut olayda başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

26. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama

özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve

davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı

olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

27. Anayasa Mahkemesi iptal veya itiraz yoluyla gündemine

gelen davalarda, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek

sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve

Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlet

olduğunu belirterek hukuki güvenlik ilkesinin hukuk devletinin unsurlarından

biri olduğunu ifade etmiştir (AYM, E.2006/61, K.2007/91, 30/11/2007; AYM,

E.2014/73, K.2014/98, 22/5/2014).

28. Anayasa Mahkemesi, bu kavramların içeriğini

kararlarında tanımlamış; kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan

hukuki güvenlik ilkesinin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin

tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal

düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kıldığını, belirlilik ilkesinin ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de

idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,

net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî

uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade ettiğini belirtmiştir

(AYM, E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013).

29. Anayasa Mahkemesi, bazı kararlarında hukuk güvenliği

ilkesinin bir gereği olarak kuralların öngörülebilir olması gerektiğinden

açıkça bahsetmiş; hukuk güvenliğinin temel hak güvencelerinde korunan ortak değer

olduğunu, hukuk devletinde hukuk normlarının öngörülebilir olması ve bireylerin

tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesi gerektiğini ifade etmiştir

(AYM, E.2008/19, K.2010/17, 28/1/2010).

30. Adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan kesin hükme

saygı ilkesi, kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle bireylere tanınan statüye (hak

ve borçlara) hukuk düzenince istisnai durumlar dışında müdahale edilmemesini

gerekli kılar (Mustafa Altın [GK], B. No: 2018/10018, 27/10/2021, § 63).

Kesin hükme saygı ilkesi, yürürlükteki kurallara göre çözümlenen bir

konunun o konunun ilgilileri arasında -kanunun öngördüğü yargılamanın

yenilenmesi gibi ayrık durum dışında- yeniden incelenmesine engeldir.

Değişik kanunlarda yer alan bu hukuksal kurum, yargı alanında kararlılık

sağlamak amacına bağlanmaktadır. Biçimsel ve nesnel anlamda tanımları yapılan

bu kurumun ögeleri; yargı kararlarına tanınan bir nitelik olması, bu niteliğin

yasalarla tanınması ve yargı kararına uyulması zorunluluğudur (Mustafa

Altın, § 57; AYM, E.1988/36, K.1989/24, 2/6/1989).

31. Kesin hükme saygı ve kesin hükmün bağlayıcı olması,

hükmü veren mahkeme de dâhil diğer bütün mahkemelerin ve diğer ilgili

kurumların bu kararla bağlı olması anlamına gelir. Yargının verdiği ve

bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz

duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı

kalmayacaktır (Mustafa Altın, § 58; Arman Mazman, B. No:

2013/1752, 26/6/2014, § 65; Alba İnşaat Tic. Ltd. Şti., B. No:

2013/1313, 26/2/2015, §§ 53, 54).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

32. Somut olayda başvurucu, yaşının düzeltilmesine

ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının emeklilik işlemlerinde dikkate

alınmadığından ve bu durumun Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/4/1987

tarihli kararın uygulanmaması sonucunu doğurduğundan yakınmaktadır. Yaş tashihi

kararı ile nüfus kayıtlarının gerçek duruma uygun hâle getirilmesi ve

kütüklerin doğru şekilde tutulması amaçlanmakta olup eldeki uyuşmazlık yönünden

başvurucunun doğum tarihinin nüfus idaresi tarafından Kocaeli 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 21/4/1987 tarihli kararı doğrultusunda değiştirilmiş ve bu şekilde

kararın icra edilmiş olduğu görülmektedir.

33. Bu bağlamda başvurucunun yaşının düzeltilmesine

yönelik olarak verilen 21/4/1987 tarihli mahkeme kararının 5510 sayılı Kanun’un

57. ve 506 sayılı mülga Kanun’un 120. maddelerinin ikinci ve üçüncü fıkraları

uyarınca emeklilik işlemlerinde sonuç doğurmaması, mahkeme kararlarının icra

edilmemesi sonucunu doğurmamaktadır. Emeklilik işlemlerinde, sigortalı olarak

çalışılmaya başlandığı tarih itibarıyla nüfus kütüğünde kayıtlı olan doğum

tarihinin esas alınmasını öngören kuralların, emeklilik düzeninin aktüeryal

dengeler gözetilerek bilimsel verilere göre belirlenmesi ve sosyal güvenlik sisteminin

birtakım aksaklıklara yol açılmadan sürdürülmesi amacına yönelik olarak

düzenlendiği anlaşılmaktadır. Burada yargı kararları hukuksal olarak değerini

ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç yaratmamaktadır

(benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Ali Çakmak ve Şerefnaz Aygül,

§ 52).

34. Nitekim Anayasa Mahkemesinin somut uyuşmazlığa

dayanak teşkil eden 506 sayılı mülga Kanun’un 120. maddesinin üçüncü fıkrası

ile 5510 sayılı Kanun’un 57. maddesinin üçüncü fıkrasına ilişkin olarak norm

denetiminde verdiği kararlarındaki değerlendirmesi de aynı yöndedir (bkz. §§

19, 20).

35. Bu itibarla başvurucunun yaş tashihine ilişkin

mahkeme kararının ilgili mevzuat hükümleri uyarınca emeklilik işlemleri

yönünden sonuç doğurmamasının kararların uygulanmadığı veya hukuksal değerini

ve geçerliliğini kaybettiği şeklinde yorumlanamayacağı sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin

MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE Hasan Tahsin GÖKCAN, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ'in

karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 31/1/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuruda SGK tarafından yaşlılık aylığı bağlanması

işlemi sırasında başvuranın yaş düzeltmeye ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı

dikkate alınmamıştır. Başvuran bu nedenle açtığı emeklilik hakkının tespiti

davasının 5510 sayılı Kanunun 57. maddesi uyarınca kabul edilmemesinin mahkeme

kararının uygulanmaması sonucunu doğurması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Mahkememiz çoğunluğu tarafından karara temel alınan

gerekçede yaş düzeltilmesine ilişkin mahkeme kararının nüfus kayıtlarının

düzenli tutulmasına ilişkin olarak uygulanıp kayıtların düzeltildiği, bununla

birlikte düzeltilmiş kaydın emeklilikte esas alınmamasının mahkeme kararının

icra edilmemesi anlamına gelmediği, öte yandan uygulamaya esas kanun hükmünün

iptal isteminin de Mahkememiz tarafından reddedildiği belirtilerek başvuru

kabul edilemez bulunmuştur.

3. Öncelikle başvuruya konu işleminin yasal dayanağını

oluşturan kuralın iptal isteminin reddine dair AYM'nin 2019/5 E. - 2019/24 K.

sayılı kararına karşı yazdığımız karşıoy gerekçelerine atıf yaparak, kuraldaki

düzenlemenin gerek sosyal güvenlik hakkına (AY m. 60) gerekse adil yargılanma

hakkı yönlerinden yarattığı sorunlara işaret etmek istiyorum.

4. Çoğunluk kararında söylenenin aksine meselenin

kesinleşmiş mahkeme kararlarının kesin hüküm otoritesinin hüküm doğurmasıyla

bağlantısı bulunmaktadır. Çünkü bir kişinin gerçek doğum tarihinin nüfus

kaydından farklı olduğunun kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmesi, hukuk

düzeni bakımından gerçeğin bu olduğu anlamına gelmektedir. Hukuken belirlenen

gerçek doğum tarihine ilişkin kesin hükmün ilgili bütün alanlarda hukuki sonuç

doğurması zorunludur.

5. Mahkemelerin kesinleşen kararlarının otoritesinin

tanınması hukuk devletinin ve hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir. Başka

deyişle kesin hükmün otoritesi-dokunulmazlığı ilkesi hukuk devleti (AY

m. 2) kapsamında anayasal güvence altındadır. AYM söz konusu ilkeyi kesin

hükme saygı ilkesi olarak nitelemekte ve bu ilkenin uluslararası hukuk

düzenine özgü ve hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul gördüğünü ifade

etmektedir. Mahkeme ayrıca Anayasanın 138. maddesinde yer alan mahkeme

kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğünün de kesin hükme saygı

ilkesinin bir gereği olduğunu kabul etmektedir (bkz. Arman Mazman, B. No:

2013/1752, 26.6.2014, par. 65; Alaaddin Bayram, B. No: 2109/25857, 31.3.2022,

p. 45).

6. Öte yandan kesin hükme saygı ilkesi adil yargılanma

hakkının da bir unsurudur. Kesinleşen mahkeme kararlarının hukuki sonuçlarından

bir kısmının tanınmaması adil yargılanma hakkı kapsamında mahkeme hakkının

zedelenmesine, ihlaline neden olur (bkz. AİHM Burdov/Rusya, No: 59498/00,

27.5.2002, par. 35-36; Lunari/İtalya, No: 21463/93, 11.1.2001). Mahkeme

kararının tam veya kısmen yerine getirilmemesi ayrıca kararların icrası hakkını

da ihlal eder.

7. Başvuranın kesinleşen mahkeme kararı ile nüfus kaydına

işlenen gerçek doğum tarihinin emeklilik işleminde esas alınmasına 5510 sayılı

Kanunun 57/2. maddesindeki kural engel olmaktadır. Meşru amaçlarla sosyal

güvenlik hakkına ilişkin mevzuatta böyle bir düzenleme yapılabileceği ileri

sürülebilir. Buna karşın bir mahkeme kararının kesin hüküm otoritesinin

tanınmamasına ilişkin gerekçeler, yukarda değinilen önceki karşıoy

gerekçelerimizle birlikte makul ve kabul edilebilir görünmemektedir. Kesin

hüküm otoritesine istisna için incelenen kural ve gerekçelerinde açıklanan

nedenlerin hukuk devleti ilkesi ile mahkeme hakkına ilişkin bireysel ve kamusal

olarak beklenen yararlardan daha üstün olduğu da gösterilememiştir. Belirtilen

nedenlerle başvuranın adil yargılanma hakkı kapsamında mahkeme hakkı ve

kararların icrası hakkının ihlal edildiği görüşündeyim.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Selahaddin MENTEŞ

Basri BAĞCI

İrfan FİDAN

Kenan YAŞAR

Muhterem İNCE

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucu

:

Şaban GÜLAY

Vekili

:

Av. Hüseyin FENER

KARŞIOY

1. Çoğunluğun, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından

yaşlılık aylığı bağlanması, sigortalı çalışmaya başladıktan sonra yapılmış yaş

tashihine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının dikkate alınmaması üzerine

emeklilik hakkının tespiti için açılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle,

yaş tashihine ilişkin kararının ilgili mevzuat hükümleri uyarınca emeklilik

işlemleri yönünden sonuç doğurmamasının, kararların uygulanmadığı ya da

hukuksal değerini ve geçerliliğini kaybettiği şeklinde yorumlanamayacağı,

dolayısıyla da adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği açık olduğundan

"açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

dair kararına iştirak etmiyoruz.

2. Anayasa'nın 138/4 maddesi:

"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme

kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

şeklindedir.

3. 5510 sayılı Kanun'un 57/3 maddesi:

"İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve

ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında,

iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit

edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış

kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş

düzeltmeleri dikkate alınmaz." şeklindedir. Yasal düzenlemeye göre,

ilk defa sigortalı çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğündeki kayıtların

mutlak olarak esas alınacağı, sigorta kaydından sonraki bir tarihte mahkeme

kararı ile de olsa yaş tashihlerinin emeklilik işlemelerinde hiçbir şekilde

dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu şekildeki yasal düzenleme

(Kanun) ile, bir nevi Anayasa'nın 138/4 maddesine bir istisna getirilmiş

olmaktadır. Bu haliyle de kanundan kaynaklanan bir hukuka aykırılık da söz

konusu olmaktadır.

4. Medeni Kanun'un "Kişisel Durum Sicili"

başlığı altında bulunan;

-"Sicil" kenar başlıklı 36. maddesi

"Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir."

-"Görevliler" kenar başlıklı 37. maddesi

"Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur. Sicil

kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir."

-"Sorumluluk" kenar başlıklı 38. maddesi

"Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu

edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir."

-"Düzeltme" kenar başlıklı 39. maddesi

"Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında

düzeltme yapılamaz. " şeklindedir.

5. Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1 maddesi:

"Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus

kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı

bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine

tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine

uygun olarak düzeltilir. " şeklinde düzenlenmiştir.

6. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 218/2 maddesi:

"Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının

ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde;

mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü

verir." şeklindedir. Bu düzenlemeye göre ceza mahkemelerine kovuşturma

aşamasında yaş düzeltme yetkisi verilmiş olup, muhtemel yaş tashihi kararı ile

ilgilinin cezai sorumluluğunda artış veya azalması söz konususu olabilecek veya

infaz rejiminde de değişiklik olabilecektir.

7. Yukarıda açıklandığı üzere, Anayasa'nın 138/4 maddesi,

mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu düzenlemekte ve hiçbir istisnaya da yer

verilmemektedir. Yaş tashihi kararlarının ilgilinin sicilinde değişiklik

yapılmasına karşın; "yargı kararı hukuksal olarak değerini ve

geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç doğurmamaktadır."

şeklindeki yorum Anayasa'nın 138/4 maddesindeki emre uygun bir yaklaşım

değildir.

8. Kesinleşmiş mahkeme kararlarının, emeklilik

işlemlerinde itibar edilmemesi Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan "Hukuk

Devleti" ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Yaş düzeltme ile ilgilisinin cezai sorumluluğun kapsamı,

mahiyeti genişleyebilecek, ceza miktarı arttırılarabilecek ve hatta infaz

rejiminde de ciddi şekilde ağırlaştırabilecekken, aynı mahkeme kararının

emeklilik işlemlerinde hüküm ifade etmeyeceğini kabul etmek Hukuk Devleti

ilkesi ile bağdaşmayacaktır.

9. Anayasa'nın 36. maddesi:

"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklindedir.

10. Yaş düzeltmeye ilişkin kesinleşmiş mahkeme

kararlarının uygulanmaması "adil yargılanma hakkı"nın bir parçası

olan "mahkemeye erişim hakkı" kapsamında değerlendirilmektedir. Hak

arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı sadece yargı mercileri önünde davacı

ve davalı olarak iddia ve savumada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda

hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olduğu Anayasa Mahkemesince bir çok

kez vurgulanmıştır.

11. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme

haklarını da kapsadığı ve karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı

olmayacağı AİHM kararlarında da ortaya konmuş bulunmaktadır.

12. Yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluğun görüşüne

katılmıyoruz. Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2020/1617, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Kanun
  12. B. Anayasa
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. M. Emin KUZ
  23. Karşıoy
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2020/1617
Tarih
31 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Mehmethan Kamburoğlu Başvurusu (B. No: 2019/27554)
  • Buca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başvurusu (B. No: 2019/15717)
  • Fadime Kolutek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25008)
  • Birnur Doğan Başvurusu (B. No: 2020/34420)
  • Kartal Madencilik İnşaat Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2020/23443)
  • Yücel Kaplan Başvurusu (B. No: 2020/5971)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.