İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/2114 Tarih:

U.u. Başvurusu (B. No: 2014/2114)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

U.U. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2114)

Karar Tarihi: 19/12/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutulma koşulları nedeniyle de

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve Emniyet Genel Müdürlüğünün (EGM) verdiği

bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. 1975 doğumlu Özbekistan Cumhuriyeti vatandaşı olan başvurucu,

evli ve beş çocuk sahibidir.

10. Birleşmiş Milletler Mültecilik Yüksek Komiserliğine yapmış

olduğu başvuru neticesinde 4/7/2013 tarihinden beri mülteci statüsüne sahiptir.

11. Polis Bilgi Sistemi'nden (PolNet)

yapılan sorguda 25/10/2010 tarihinde“087-genel

güvenlik” gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tarafından başvurucu

hakkında yurda giriş yasağı (tahdit) konulduğu tespit edilmiştir.

12. Ancak başvurucu 14/7/2013 tarihinde yasal yollardan İstanbul

Atatürk Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yapmıştır. İlk etapta kendisine bir

aylık vize verilmiştir. Başvurucu, vize süresini uzatmak amacıyla İstanbul

Emniyet Müdürlüğünden randevu almıştır. Başvurucu, harcı ve diğer masrafları

ödeyemediği için ikamet tezkeresi başvurusunu tamamlayamamıştır.

13. Başvurucu 30/11/2013 tarihinde arkadaşını Pendik Devlet

Hastanesine getirdiğinde vize süresinin dolması nedeniyle gözaltına alınmıştır.

14. Başvurucu, Pendik Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde dört

gün bekletildikten sonra 3/12/2013 tarihinde Kumkapı Geri Gönderme Merkezine

(GGM/Merkez) getirilmiştir. Burada otuz gün idari gözetim altında tutulan

başvurucu, Erzincan'da ikamet etmek üzere 2/1/2014 tarihinde serbest

bırakılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu ile aynı

tarihli ve 5683 sayılı mülga Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri

Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri T.T. (B.

No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 22-25) kararında; 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun ilgili maddeleri B.T. ([GK],

B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-21) kararında açıklanmıştır.

B. Uluslararası Hukuk

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri,

tutulma koşullarından dolayı kötü muamele yasağı, etkili başvuru ile kişi

hürriyeti ve güvenliği haklarına dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

uygulaması B.T. kararında (Aynı kararda bkz. §§ 23-38)

açıklanmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve yabancı olan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; tutulduğu nezarethane ve GGM'nin

fiziksel koşullarının ceza infaz kurumundan daha kötü, kaldığı odanın ise çok

kalabalık olduğunu, tahtakurusu bulunan koğuşta böcek ısırıkları nedeniyle

vücudunda kızarıklıklar ve şişlikler oluştuğunu, temiz hava almak için

kendisine imkân sağlanmadığını, yatakhanedeki ışıklar sürekli açık olduğundan

uyuyamadığını, tutulma koşullarına karşı Türk hukukunda başvurabileceği etkili

bir yolun bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının, kötü muamele

yasağı ile bununla bağlantılı olan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yabancıların ülkeye girişleri, ülkede

ikametleri ve ülkeden sınır dışı edilmeleriyle ilgili işlemler “medeni hak ve

yükümlülük” veya bir “suç isnadı”nın esasının karara

bağlanmasıyla ilgili olmadığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır.

22. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında idari gözetim altında

tutulan yabancıların tutulma koşullarını kötü muamele yasağı kapsamında

incelemiştir (Rıda Boudraa, B. No:

2013/9673 , 21/1/2015; K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015; F.A. ve M.A., B. No: 2013/655, 20/1/2016, A.V. ve diğerleri, B. No: 2013/1649,

20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B.

No: 2013/8735, 17/2/2016; T.T.; A.S., B. No: 2014/2841, 9/6/2016; I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824,

22/9/2016).

23. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

25. Anayasa Mahkemesi K.A.

(Aynı kararda bkz. §§ 80, 81) kararında olumsuz tutulma koşulları nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin etkili idari ve yargısal bir başvuru

yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kanaate varırken

tutulma koşullarından kaynaklanan çekilen ızdırap

için tazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir adli veya idari yargı

kararının bulunmadığı hususunu gözönünde

bulundurmuştur.

26. Ancak Anayasa Mahkemesi,B.T. başvurusunda bu içtihadını gözden

geçirerekbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Anayasa Mahkemesi, idari gözetim altında

tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı

tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un 2.

maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlarca idari yargıda tam yargı davası

açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun sırf -bilgi

eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde

yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk

mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).

27. Başvuruya konu somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmiştir.

29. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldeki

başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresine

ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

30. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de

yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacak

davalarda dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye

erişim hakkının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine

de işaret edilmelidir (B.T., §

59).

31. Kötü muamele yasağı yönünden başvuru yollarının

tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı verildiğinden anılan yasakla

bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının

ihlal edildiği iddiasının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu; yasal dayanaktan yoksun olarak, sırf yabancı

olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, gözetim altına alınırken

hâkim önüne derhâl çıkarılmadığını, gözetim kararına karşı yasal hakları

konusunda bilgilendirilmediği için itiraz hakkını kullanamadığını, açıklanan

ihlal iddialarına ilişkin olarak Türk hukukunda başvuru yapabileceği ve

tazminat talep edebileceği etkili bir yol bulunmadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında; hürriyeti kısıtlanan

kişiler için güvence altına alınan bir yargı merciine etkili başvuru hakkı,

Anayasa’nın 40. maddesinin özel bir hâlini ifade ettiğinden 40. madde yönünden

ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

34. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

11/4/2014 tarihinden önce gerçekleşen olaylar yönünden hukukumuzda Anayasa'nın

19. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilen

usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınır

dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya

tutuklanması uygulamasında tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi,

sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuru

yolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımından

yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyan yasal bir

düzenleme bulunmadığına dayalı olarak bu başlık altında yapılan şikâyetlerden

ötürü ihlal kararları vermiştir (F.A. ve

M.A., A.V. ve diğerleri,

F.K. ve diğerleri, T.T., A.S.).

35. Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından içtihat değişikliğine

gidilen B.T. başvurusunda,

herhangi bir idari karar olmaksızın idari gözetim altına alınarak özgürlüğünden

yoksun bırakılan yabancılar bakımından doğan zararlar için doğrudan idari yargı

mercilerinde tam yargı davası açılabileceği belirtilmiştir (B.T., § 74). Anılan kararda 2577 sayılı

Kanun'un 2. maddesinin idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir

ayrım yapılmadığından idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem

sebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kurala dayanılarak idari yargıda

açılacak tam yargı davasıyla istenebilmesi için yeterli bir yasal zemin

oluşturduğu, sırf -bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta bu yolun

işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağı, hiçbir idari işlem

ve eyleme dayanmadan hukuka aykırı biçimde tutulan yabancılar yönünden tam

yargı davasının etkili hukuk mekanizması olduğu belirtilmiştir (B.T., §§ 52, 54).

36. Herhangi bir idari karar olmaksızın hukuka aykırı şekilde

fiilî bir tutma; aynı zamanda buna bağlı olarak tutma nedenlerinin

bildirilmemesi, hâkim önüne derhâl çıkarılmama, tutmanın kişinin yakınlarına

haber verilmemesi, tutmaya karşı etkili bir başvuru yolunun ve haksız tutulma

nedeniyle tazminat elde etme imkânının bulunmamasıiddialarını

da çoğunlukla içinde barındırır. Lakin kişinin hürriyetinden yoksun kılınması

sonucunu doğuran hukuka aykırı bir idari eylem dolayısıyla Anayasa'nın 19.

maddesindeki ihlal yelpazesinin çeşitliliği açılacak tam yargı davasında tayin

edilecek tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir husustur.

37.Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkate

alındığında somut olayda başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi

zararların karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama

kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen "tam yargı davası"

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

39. Başvurucunun bu karardan sonra idari yargıda açacağı dava

süresi hususunda kötü muamele yasağının incelendiği kısımda yapılan

açıklamaların (bkz. § 30) burada da geçerli olduğu ifade edilmelidir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

19/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

U.U.

Vekili

:

Av.

Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2114, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası