İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ufuk Arslan Başvurusu (B. No: 2017/34473)

1. Başvuru, uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/34473Tarih26 Aralık 2018Okuma26 dk · 5.198 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ufuk Arslan Başvurusu

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2017/34473
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.198 kelime·26 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh

ceza hâkimliklerince karara bağlanması, tutukluluğun makul süreyi aşması,

tutuklama öncesinde yakalama ve tutuklama nedenlerinin bildirilmemesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı ve tutukluluk

süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; dijital

delillere hukuka aykırı olarak el konulması ve yargılama sürecinde silahların

eşitliği ilkesine aykırı davranılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/9/2017 ve 24/11/2017 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2017/39359 numaralı bireysel başvuru

dosyasının aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle

2017/34473 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin 2017/34473 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sona

erdirilmiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Hakkında soruşturma başlatıldığı dönemde askerlik vazifesini

ifa eden ve askere gitmeden önce Doğan Haber Ajansı A.Ş. bünyesinde gazeteci

(muhabir) olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında Düzce Cumhuriyet

Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan bir soruşturma

başlatılmıştır. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturma

kapsamında başvurucunun 5/4/2017 tarihinde ifadesi alınmıştır.

11. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu FETÖ/PDY üyesi

olma suçundan tutuklanması istemiyle aynı tarihte Düzce Sulh Ceza Hâkimliğine

sevk etmiştir. Talep yazısında "...

[başvurucunun

da aralarında olduğu] şüphelilerin üzerine

atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların

ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; şüphelilerin üzerine atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst

haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın[Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun] 100. vd. maddeleri

uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmesi kamu adına talep olunur

" denilmiştir.

12. Düzce Sulh Ceza Hâkimliğince 5/4/2017 tarihinde başvurucunun

tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüpheliler Ufuk Arslan ve T.A.'nın atılı suç nedeni [ile] tüm dosya kapsamına dayanan kuvvetli suç şüphesi

altında bulundukları, şüphelilerin serbest kalmaları halinde kaçma ve saklanma

şüphesi ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, atılısuçun

CMK 100/3 maddesinde sayılan katolog suçlardan

olduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza ile tutuklama tedbirlerinin ölçülü

olacağı anlaşılmakla şüphelilerin atılı suçdan CMK

100 vd. maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına,...karar verildi."

13. Başvurucu 7/4/2017 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 12/4/2017 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, dosya kapsamı ve mahkeme

tutuklama kararındaki gerekçeler yerinde görülmekle..."

gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

14. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan

cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların

yer aldığı iddianamede başvurucu yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:

"...Şüpheli hakkında, FETÖ/PDY silahlı

terör örgütü ile olan irtibatına ilişkin olarak, şüphelinin adına kayıtlı 554

558 87 12 numaralı GSM hattı üzerinden Bylock isimli

programı kullandığının tespit edildiği,

Şüphelinin FETÖ'ye

müzahir evlerde kalarak sohbet adını verdikleri toplantılara katıldığının

tespit edildiği,

Şüphelinin Cumhuriyet Başsavcılığımız

tarafından ifadesi alınırken ilk etapta bylock isimli

programı kullanmadığını belirttiği ancak ifade sırasındaki hareketlerinden

şüphelenilerek kendisine etkin pişmanlık hükümleri hatırlatılıp yeniden

sorulduğunda, Bylock isimli programı telefonuna E.S.

isimli şahsın yüklediğini ikrar ettiği,

Bu nedenlerle şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı

Terör Örgütü üyesi olduğunun kabulünün gerekeceği anlaşılmış olup..."

15. Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2017/295 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

16. Mahkemece 21/7/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerine

atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;

dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lock

haberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturma

aşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3

maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması,

tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının

alt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine

uymanın sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma

ihtimali..." gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

17. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair bu karara 9/8/2017 ve

10/8/2017 tarihli dilekçeleri ile itiraz etmiştir.

18. Mahkemece 21/8/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerine

atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;

dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lock

haberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturma

aşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3

maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması,

tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının

alt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine

uymanın sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma

ihtimali..." gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

19. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair bu karara 24/8/2017

tarihinde itiraz etmiştir.

20. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına dair 21/8/2017

tarihli karardan sonra -2017/34473 sayılı başvuru yönünden- 5/9/2017 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihinde, 21/7/2017

tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı yapılan itirazın reddine karar

vermiştir.

22. Başvurucunun tutukluluğun devamına dair 21/8/2017 tarihli

karara itirazı hakkında herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır.

23. Mahkemece 18/10/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerine

atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;

dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lock

haberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturma

aşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3

maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması, tutuklulukta

geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst

sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine uymanın

sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma ihtimali..." gerekçesiyle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

24. Başvurucu tutukluluğun devamına dair bu karara itiraz etmiş,

Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesince 14/11/2017 tarihinde itirazın reddine karar

verilmiştir.

25. Anılan karar 17/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucu -2017/39359 sayılı başvuru yönünden- 24/11/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

27. Mahkeme 12/1/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

28. Devam eden yargılamada Mahkeme 9/3/2018 tarihli kararıyla

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası

ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...Sanık Ufuk ARSLAN'ın,

adına kayıtlı [TELEFON] numaralı hat ile örgütün gizli yazışma programı

olan Bylock programını kullandığı, ilgili hatta ait Bylock sinyal bilgilerine ilişkin log

ve nat kayıtlarına göre 04/09/2014 - 12/01/2015

tarihleri arasında 357 kez sinyal kaydının olduğu, sanığın Bylock

programını kullandığını ikrar ettiği,

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3 Esas,

2017/3 Karar nolu kararında Bylock

iletişim sisteminin, Fetö/Pdy

silahlı terör örgütü mensuplarının iletişimini sağlamak amacı ile oluşturulan

ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir

ağ olması nedeni ile örgütün talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği

sağlamak için haberleşme amacı ile kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak,

kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti

halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olarak kabul edildiği,

ilgili kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca da onaylandığını,

Sanığın, 2010 yılında üniversitenin ilk 6

ayında Fetö'ye müzahir öğrenci evlerinde kaldığını

ikrar ettiği,

Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki

beyanlarında samimi olarak, Fetö/Pdy

terör örgütü ile nasıl tanıştığı, üniversite döneminde kalmış olduğu Fetö'ye müzahir öğrenci evleri, örgütün gizli yazışma programı

olan Bylock programını telefonuna kimin ne amaçla

nasıl yüklediği ve örgütle bağlantılı olabilecek diğer kişiler hakkında

ayrıntılı bilgi verdiği, sanığın vermiş olduğu bilgilerin mahiyeti, kapsamı da

dikkate alınarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılması gerektiği

anlaşılmakla,

Sanığın, örgüt amacını benimsediği, örgüte

sadece sempati duymayıp örgüt içinde yer aldığı, örgüt bünyesinde süreklilik,

çeşitlilik, yoğunluluk gerektiren örgüt faaliyetlerine

katıldığı bu sebeplerle sanığın Fetö/Pdy terör örgütü üyesi olarak kabulü gerektiğinden bahisle

sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar

verilmiştir..."

29. Başvurucu tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

31. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

32. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2)

Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim

veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."

33. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve

haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı

bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

34. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

35. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir."

36. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Terör suçları" kenar

başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında

yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

37. 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları

işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya

adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."

38. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı

1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Bu kanun, ceza infaz kurumları ve

tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya

bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve

kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz

hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."

39. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz

hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri

şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz

kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,

...

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan

konulara ilişkin hükümler saklıdır."

40. 4675 sayılı Kanun'un

"İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde

hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili

faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı

olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren

on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet

yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz

hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu

ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında

yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir.

Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.

...

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem

veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi

güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka

aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya

faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."

41. 4675 sayılı Kanun'un

"İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar"

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,

hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri

toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,

savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla

birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi

durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delil

olmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, keyfî bir şekilde

özgürlüğünden mahrum bırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisinin

bulunmadığını, kanunlardaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerin

keyfî ve öngörülemez biçimde yorumlandığını, tutuklama kararındaki gerekçelerin

hukuka aykırı olduğunu ve kararda tutuklama nedenlerine yer verilmediğini

belirterek suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, masumiyet karinesinin ve adil

yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

45. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

47. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;

suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

48. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin

güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma

mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,

başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen

FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

49. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

50. Genel ilkeler için bkz.

Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 42-50.

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

51. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

52. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

53. Başvurucu hakkındaki iddianamede ve mahkûmiyete dair

gerekçeli kararda, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu

belirtilmiştir (bkz. §§ 14, 28).

54. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

55. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

56. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

57. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 35-37) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 30; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017 § 148).

58. Somut olayda Düzce Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın

ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir

(bkz. § 12).

59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Düzce Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Düzce Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu

sonucuna varmasının (bkz. § 12) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

65. Başvurucu; tutukluluk incelemeleri sonucunda verilen

kararların somut gerekçe içermediğini, hâkimliklerin ve mahkemelerin objektif

bir değerlendirme yapmadan tamamen soyut ve şablon gerekçelerle tutukluluğunun

devamına karar verdiklerini, tutukluluğun tedbir olmaktan çıkıp cezaya

dönüştüğünü belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı, adil yargılanma,

kişi hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ve haberleşme

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Somut olayda ihlal iddialarının, özü itibarıyla tutukluluğun uzun

sürmesine ve yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

67. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

69. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

70. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

71. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/1/2018

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

73. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh ceza

hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesini sağlamadığını, bu

hâkimliklerin kapalı devre bir sistemle inceleme yaptığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

74. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim

güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa

itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine

ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015 §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).

75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Yakalama ve Tutuklama

Nedenlerinin Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

77. Başvurucu, Savcılık ve sorgu aşamalarında kendisine isnat

edilen suçun ve bu suçu işlediğine dair somut delillerin ne olduğunun kendisine

bildirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

78. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, § 16).

Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesi

bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

79. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

80. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(g) bendinde, yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar

kendilerine yazıyla veya bunun hemen mümkün bulunmadığı hâllerde sözle

açıklanmayan kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

81. Anayasa Mahkemesi, yakalama nedenlerinin ve suçlamaların bildirilmemesine

yönelik iddialara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Deniz Özfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, §§ 52,

53).

82. Somut olayda anılan içtihat da gözetildiğinde başvurucunun

5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde belirtilen ve mezkûr iddia yönünden etkili

bir hukuk yolu olan yargısal yolu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

sonucuna varılmıştır.

83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

84. Başvurucu; gözaltı süresince yapılan uygulamalar nedeniyle

insanlık onurunun çiğnendiğini belirterek işkence yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

85. Başvurucu ayrıca tutuklu olarak kaldığı ceza infaz

kurumundaki uygulamaların da işkence yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, bu

bağlamda 10 kişinin kalabileceği şekilde tasarlanan 35-40 m² genişliğindeki

koğuşta 25-27 kişi ile birlikte kaldığını, sosyo-kültürel

ve sportif hiçbir faaliyete katılmasına izin verilmediğini, ailesinin Konya'da

yaşaması nedeniyle yaptığı nakil talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini,

bu nedenle ailevi ve psikolojik problemler yaşadığını, bulunduğu ceza infaz

kurumunda havalandırma, ortak alan, yatakhane, tuvalet, sıcak su, yemek ile aydınlatmanın

yetersiz olduğunu ve gerekli hijyenin sağlanmadığını iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

86. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 17).

87. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarına

ilişkin olarak başvurucu, maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge

bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının, başvurucunun

anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması

gerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan, § 249).

88. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkin

şikâyetler yönünden ise ilgili mevzuat (bkz. §§ 38-41) gereğince başvurucunun

iddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl son

verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu

görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikle

yetkili yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü

muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa

zamanda uygun hâle getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır

(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet

Baransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §

30). Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında mevcut başvuru yollarının

ulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebep

bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını

gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndeki bir

değerlendirme için Didem Tütenk,

B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).

89. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

90. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

91. Başvurucu; dijital delillere hukuka aykırı olarak, imajı

alınmadan el konulduğunu, yapılan yargılamada dosyadaki delillerin gereği gibi

değerlendirilmediğini, tarafına delil sunma imkânı verilmediğini, dosyasındaki

mevcut delilleri kendisinin değerlendirmesine fırsat tanınmadığını, silahların

eşitliği ilkesinin gözardı edildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

92. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

93. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit

edilmiştir (bkz. § 29). Bu

kapsamda başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk

sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmaktadır.

94. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkim

ilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Yakalama ve tutuklama nedenlerinin bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Ufuk ARSLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34473, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Adil Yargılanma
  11. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34473
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • İsmail Avcı Başvurusu (B. No: 2018/13161)
  • Musa Şanak Başvurusu (B. No: 2015/14846)
  • Akif Ünal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27435)
  • Abdurrahim Tanrıyakul ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25717)
  • Kubilay Cem Baran Fırat Başvurusu (B. No: 2015/15260)
  • Mehmet Doğanay Başvurusu (B. No: 2015/15505)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.