İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Kan Başvurusu (B. No: 2013/9327)

1. Başvurucu, somut suç şüphesi

Başvuru No2013/9327Tarih25 Mart 2015Okuma11 dk · 2.134 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğur Kan Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9327
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.134 kelime·11 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, somut suç şüphesi

bulunmadığı halde uzun süredir tutuklu olması ve adil bir yargılama yapılmaması

nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, cezaevinde bulunan

başvurucu tarafından gönderilen 5/12/2013 tarihli dilekçe ile yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 21/2/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

15/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

11/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 2/12/2007 tarihinde gözaltına

alınmış, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/12/2007 tarih ve 2007/455 sayılı

kararıyla suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma ve nitelikli yağma

suçlarından tutuklanmıştır.

8. Adana Cumhuriyet

Başsavcılığının 8/2/2008 tarih ve 2008/49 sayılı iddianamesiyle, başvurucu

hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte

üye olma ve nitelikli yağma suçlarından kamu davası açılmıştır.

9. Başvurucu yargılandığı Adana

8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/35 sayılı dosyasında 30/6/2008 tarihinde

tahliye edilmiş, yargılama sonucunda, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2010

tarih ve E.2008/35, K.2010/90 sayılı kararıyla mahkûmiyetine ve hakkında

yakalama kararı çıkartılmasına karar verilmiştir.

10. Anılan yakalama kararına

istinaden başvurucu Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/5/2010 tarih ve 2008/35

sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

11. Temyiz edilen karar,

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarih ve E.2012/12989, K.2012/15932

sayılı kararıyla bozulmuştur.

12. Bozma üzerine dava, E.2012/365

sayısıyla Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar görülmeye başlamıştır.

13. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi

31/10/2013 tarih ve E.2012/365, K.2013/181 kararıyla başvurucunun üzerine atılı

suçlardan toplam 46 yıl 34 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve

tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

14. Başvurucu, 1/11/2013 tarihli

dilekçeyle tutukluluk halinin devamına ilişkin karara karşı itiraz etmiştir.

Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi 7/11/2013 tarihinde itirazı reddetmiştir. Adana

8. Ağır Ceza Mahkemesi 19/11/2013 tarihli yazı ile kararın başvurucuya tebliğ

edilmesi için başvurucunun bulunduğu Cezaevine yazı yazmıştır.

15. Başvurucunun 5/12/2013

tarihli dilekçesi 18/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine ulaşmıştır.

16. Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/10/2013 tarih ve E.2012/365, K.2013/181 kararının temyiz

incelemesini yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesi 11/2/2015 tarih ve E.2014/7499,

K.2015/10403 sayılı kararla başvurucu hakkındaki bir kısım hükümlerin

onanmasına, bir kısmın ise bozulmasına karar vermiştir.

B. İlgili

Hukuk

17. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı

olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan

kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için

veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla

kadar hapis cezasına hükmolunur.”

18. Aynı Kanun’un 149.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“Yağma suçunun;

a) Silâhla,

…

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik bent: 18/06/2014-6545 S.K./64. md) Yol kesmek suretiyle ya

da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

....

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu

güçten yararlanılarak,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

19. Aynı Kanun’un 220.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

20. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir

tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama

kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri

ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

7. (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.17.md)

Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

….

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar

hariç, Madde 220), ….”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/12/2013 tarih ve 2013/9327

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, yargılandığı davada lehe deliller dikkate alınmadan

cezalandırıldığını, adil bir yargılama yapılmadığını ve tutukluluk süresinin

makul olmadığını ileri sürerek tutukluluk halinin sona erdirilmesi ile tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvurucunun uzun

tutuklulukla ilgili şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, lehine olan delillerin dikkate alınmadığı ve adil

yargılanmadığı yönündeki şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

24. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın

adil yapılmadığını, lehine olan delillerin dikkate alınmayarak

cezalandırıldığını iddia etmiştir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“... Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

26. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

27. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil nitelikte bir

hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak ve özgürlüklere kamu

otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari

ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar

tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 28).

28. Somut olayda başvuru konusu yargılamanın henüz sonuçlanmadığı,

başvurucunun, delillerin değerlendirilmesine dair adil

yargılanma hakkı kapsamındaki iddiaları yönünden başvuru

yollarının tüketilmediği görülmektedir.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, adil yargılanmadığı iddiasına ilişkin şikayetinin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Tutukluluk

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

30. Başvurucunun, tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığı yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, tutukluluk

süresinin makul olmadığını iddia etmiştir.

32. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

33. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu belirtilmiştir.

34. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

35. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

36. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri

belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de

bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda

tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §

63).

37. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 64).

38. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137,

2/7/2013, § 65).

39. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

40. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen “hükme bağlı olarak tutma” haline

dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).

41. Somut olayda başvurucu

2/12/2007 tarihinde gözaltına alınmış, 5/12/2007 tarihinde tutuklanmış,

30/6/2008 tarihinde ise tahliye edilmiştir. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

27/5/2010 tarih ve E.2008/35, K.2010/90 sayılı ilamla isnat olunan suçlardan

başvurucunun mahkûmiyetine ve hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar

vermesi üzerine başvurucu 29/5/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Mahkemenin

27/5/2010 tarihli ilamının temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi 26/9/2012

tarihli kararla hükmün bozulmasına karar vermiş ve yeniden başlayan yargılamada

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2013 tarihli kararla başvurucunun

mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Söz konusu

kararın temyizi üzerine Yargıtay 11/2/2015 tarihli kararla suç örgütüne üye

olma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından kurulan hükümlerin

onanmasına, yağma suçundan kurulan hükümlerin ise bozulmasına karar vermiştir.

42. Başvurucu, gözaltında

kaldığı 2/12/2007 - 5/12/2007 ve tutuklu kaldığı

5/12/2007 - 30/6/2008, 26/9/2012 - 31/10/2013 tarihleri arasında bir “suç isnadına bağlı olarak”, 29/5/2010 -

26/9/2012 ve 31/10/2013 - 11/2/2015 tarihi sonrasındaki sürede ise “hükme bağlı olarak tutma” anlamında

özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Buna göre, başvurucunun başvuru konusu

yargılama kapsamında “suç isnadına bağlı

olarak” toplam tutulma süresi 1 yıl 8 ay 3 gündür.

43. Başvurucu, dava dosyası

kapsamında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olma ve nitelikli yağma suçlarından kendisi dışında otuz dört sanık

ve on sekiz müşteki-mağdur ile beraber yargılanmıştır.

44. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi

E.2012/365 sayılı dosyada yaptığı yargılamada 7/3/2013, 9/5/2013, 11/7/2013 ve

4/10/2013 tarihli oturumlarda “…atılı

suçların niteliği, kanıt durumu, atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç

şüphesinin bulunması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacak olması

nedeniyle” 5/4/2013 ve 5/9/2013 tarihli oturumlarda ise “…üzerine atılı suçların niteliği, kanıt durumu;

iletişim tespit ve dinleme kayıtları, fiziki takip tutanakları, ekspertiz

raporu, arama el koyma tutanağı nazara alındığında atılı suçları işlediklerine

dair kuvvetli suç şüphesinin bulunması adli kontrol tedbirlerinin sanıklar

açısından yetersiz kalacağı nazara alınarak” tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir.

45. Başvurucunun, Adana 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin 31/10/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararına yaptığı

itiraz Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/11/2013 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “üzerlerine atılı suçları işledikleri konusunda güçlü kanıtlar

bulunması, suçlara öngörülen yaptırımlara göre açıkça kaçma şüphelerinin devam

etmesi, delillerin değiştirilmesi, karartılması veya yok edilmesi olasılığının

görülmesi ve suçların CMK.100. maddesinde sayılan eylemlerden olması ile bütün

bunlara göre adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı dikkate alınarak

sanıkların ve müdafilerin itirazlarının REDDİ ile sanıkların TUTUKLULUK

HALLERİNİN DEVAMINA,”

46. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçların ağırlığı, dosya kapsamında yargılanan sanık sayısı, derece

mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve itiraz üzerine verilen kararların

gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun 1 yıl 8 ay 3 günlük

tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden makuldür.

Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa devam

ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri, toplam tutukluluk

süresi de göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluğun devamının hukuka

uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir.

Somut olaydaki tutukluluk halinin

devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

47. Açıklanan nedenlerle,

tutukluluğun makul süreyi aşması iddiası ile ilgili olarak Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle,

Başvurucunun,

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiası yönünden Anayasa’nın

19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Şükrü

DURMUŞ

Başvurucu

:

Uğur

KAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9327, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Hallerinin Devamına,”
  16. C. Tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiası yönünden Anayasa’nın
  17. Altan
  18. Kömürcü
  19. Yıldırım
  20. Durmuş
  21. Kan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9327
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Arnoldus Theodorus Bernardus Maria Nales Başvurusu (B. No: 2013/1211)
  • Şeyhmus Kalın Başvurusu (B. No: 2014/4967)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2014/19397)
  • Ali Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12733)
  • Gülsen Gökgür Başvurusu (B. No: 2014/10002)
  • Ekrem Balca ve Orhan Güven Başvurusu (B. No: 2014/9915)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.