İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ümit Eyüpoğlu Başvurusu (B. No: 2018/6161)

1. Başvuru, başvurucunun kullandığı telefon hattı ile

Başvuru No2018/6161Tarih28 Haziran 2022Okuma24 dk · 4.873 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ümit Eyüpoğlu Başvurusu

Karar tarihi
28 Haziran 2022
Başvuru Numarası
2018/6161
R.G. Tarih ve Sayı
20/12/2022 - 32049
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.873 kelime·24 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun kullandığı telefon hattı ile

ilgili bilgilerin verilmesine yönelik talebinin reddedilmesi nedeniyle özel

hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu; müşterisi olduğu A. İletişim Hizmetleri

A.Ş.den (Şirket) kullandığı telefon hattına ait 2014-2015 yıllarının internet

verilerini, log kayıtlarını, telefonunun IMEI bilgilerini, Hot Spot (açık Wi-Fi

noktası) kullandığı tarih bilgisini istemiştir. Başvurucu ayrıca cep telefonu

üzerinden internet kullandığında başka abonelerle ortak aldığı IP numaralarının

bu ortak kullanımlardaki diğer abonelere ait telefonların kendisinin telefon

numarasıyla aynı, tek IP numarası aldığı tarihlerdeki log kayıtlarına ilişkin

veri bilgisinin kendisi ile paylaşılması talebinde bulunmuştur.

7. Başvurucu Şirket Müşteri Hizmetlerinden aranarak bu

bilgilerin beş yıl boyunca kayıtlarında saklandığı için ancak mahkeme isterse

bu bilgileri/verileri paylaşacaklarından bahisle söz konusu taleplerinin

reddedildiğini belirtmiş; İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; istediği bilgilerin özel hayatıyla

ilgili olduğunu, kendisiyle paylaşılması gerektiğini, söz konusu işlem

nedeniyle mağdur edildiğini belirterek anılan bilgilerin kendisine verilmesi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

8. Davaya cevap dilekçesinde; başvurucunun çağrı

detaylarını Şirketten çeşitli yollardan talep edebileceği ve talep tarihinden

en fazla iki yıl öncesine kadar olan görüşme detaylarını öğrenebileceği

belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu aboneye gönderilen çağrı detaylarının

görüştüğü numara, tarih, saat, süre ve her kullanımı için tabi olduğu ücret

bilgilerini içerdiği, başvurucunun talep ettiği diğer bilgilerin kişisel

verilerin korunması ve tüketici mevzuatı çerçevesinde abone ile paylaşılması

yükümlülüğünün bulunmadığı, başvurucu tarafından tespit edilebilecek kendi

kullanımına ilişkin bilgilerin paylaşılmamasının herhangi bir hak ihlaline

sebep olmadığı ifade edilmiştir.

9. Cevap dilekçesinde ayrıca 28/10/2017 tarihli ve 30224

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme

Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) "Tüketici

hakları" kenar başlıklı 5. maddesinin (e) bendi gereği abonelerin

ayrıntılı fatura talep edebilme hakkı bulunduğu, fatura detaylarında kullanım

miktarı, aranan numara, süre ve ücret detaylarının yer aldığı belirtilmiştir.

Bu kapsamda olmayan bilgilerin verilmesini zorunlu kılan bir düzenlemenin

mevzuatta bulunmadığı, Şirket nezdinde talep edilen bilgilerden sadece IMEI

numarasına ulaşılabildiği fakat başvurucunun hangi IP numarasını kullandığı,

hangi web sitelerine giriş yaptığı ve Wi-Fi bağlantı detaylarının tespit

edilemediği ifade edilmiştir. Diğer taraftan dilekçede; Şirketin

işlemediği/kayıtlarında tutmadığı verilere ilişkin bilgi verme

imkânı/zorunluluğu olmadığı, abonelik sözleşmesi ile mevzuatta böyle bir

yükümlülüğün öngörülmediği ve cihaz IMEI bilgisinin başvurucunun da cihaz

üzerinden sorgulayarak tespit edebileceği vurgulanmıştır.

10. Mahkeme 18/4/2017 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun özellikle 2014 yılı Ağustos ve

Eylül ayları içinde üzerine kayıtlı telefon numarasına ait ortak IP bilgisi

olup olmadığı ve Hot Spot işlemi yapılıp yapılmadığı, ortak IP verilmiş ise

ilgili telefon numaralarının tespiti talebiyle dava açtığı belirtilmiştir.

Kararda ayrıca davada tespiti talep edilen hususların bir hak ya da hukuki

ilişkiden ziyade maddi verilere ilişkin olduğu vurgulanmıştır. Anılan verilerin

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde

düzenlenen tespit davasının konusunu oluşturmadığı, dolayısıyla menfaatin

varlığının ispatlanamadığı, zarar meydana gelmemesi nedeniyle de manevi

tazminat koşullarının oluşmadığı ifade edilmiştir.

11. Başvurucu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu

üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi)

10/11/2017 tarihinde başvurucunun istinaf talebini esastan reddetmiştir.

Kararda başvurucunun istediği bilgilerin mevzuat uyarınca paylaşmakla yükümlü

olunan asgari bilgilerin dışında kaldığı belirtilmiştir. Söz konusu bilgilerin

4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında

Kanun'un 8. maddesinde yazılı suçların faillerine ulaşmak için hâkim kararı ile

adli mercilere verilebileceği vurgulanmıştır. Diğer taraftan kararda

başvurucunun tüketici mahkemesi nezdinde hukuken korunmaya değer güncel bir

yararının bulunduğunu iddia ve ispat edememesi nedeniyle başvurucunun talebinin

6100 sayılı Kanun'un 106. maddesinde düzenlenen tespit davası şartlarını taşımadığı,

başvurucunun talebinin bir hukuki ilişkinin varlığının tespitine değil maddi

verilere ilişkin olduğu, bu hususun anılan Kanun'un 400. maddesi kapsamında

delil tespiti talebi şeklinde ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Ayrıca

kararda dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve sebeplerin 11/1/2011 tarihli

ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu'nda manevi tazminat için öngörülen kişilik haklarına ihlal

şartını karşılamadığı değerlendirmesine yer verilmiştir.

12. Nihai karar 20/1/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin

Korunması Kanunu'nun "Genel ilkeler" kenar başlıklı 4. maddesi

şöyledir:

"(1) Kişisel veriler, ancak bu

Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak

işlenebilir.

(2) Kişisel verilerin işlenmesinde

aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:

a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun

olma.

b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.

c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için

işlenme.

ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı,

sınırlı ve ölçülü olma.

d) İlgili mevzuatta öngörülen veya

işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme."

14. 6698 sayılı Kanun'un "İlgili kişinin

hakları" kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, veri sorumlusuna

başvurarak kendisiyle ilgili;

a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini

öğrenme,

b) Kişisel verileri işlenmişse buna

ilişkin bilgi talep etme

...haklarına sahiptir."

15. 28/5/2009 tarihli ve 27241 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin

Yetkilendirme Yönetmeliği'nin "İşletmecilerin hak ve

yükümlülükleri" kenar başlıklı 19. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

11/6/2016 tarihli ve 29739 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

değişik (f) bendi şöyledir:

"Trafik bilgilerinin muhafaza edilmesi: Erişim sağlayıcı olan

veya telefon hizmeti sunan işletmeci, taraflara ilişkin IP adresi, port

aralığı, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü,

aktarılan veri miktarı, kullanıcı sayısı ve abone kimlik bilgileri ile

altyapısı üzerinden gerçekleşen görüşmelere ait trafik bilgilerini iki yıl

süreyle; kullanıcı bilgilerini ise ilgili mevzuatta belirtilen zamanaşımı

süresi boyunca muhafaza etmekle yükümlüdür."

16. 4/12/2020 tarihli ve 31324 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin

İşlenmesi ve Gizliliğin Korunmasına İlişkin Yönetmelik'in (Yönetmelik) "Tanımlar

ve kısaltmalar" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelikte geçen;

...

h) Konum verisi: Kamuya açık elektronik

haberleşme hizmeti kullanıcısına ait bir cihazın coğrafi konumunu belirleyen ve

elektronik haberleşme şebekesinde veya elektronik haberleşme hizmeti

aracılığıyla işlenen belirli veriyi,

...

k) Trafik verisi: Bir elektronik

haberleşme şebekesinde haberleşmenin iletimi veya bu haberleşmenin

faturalandırılması amacıyla işlenen her türlü veriyi,... ifade eder."

17. Yönetmelik'in "Trafik ve konum verilerine

ilişkin aydınlatma yükümlülüğü" kenar başlıklı 9. maddesi

şöyledir:

"(1) 6698 sayılı Kanunun 10 uncu

maddesi hükümleri saklı kalmak üzere, trafik ve konum verilerinin işlenebildiği

hallerde işletmeciler, işlenebilecek trafik veya konum verisi türleri, işleme

amacı ve süresi hakkında abonelere/kullanıcılara bilgi vermekle

yükümlüdür."

18. Yönetmelik'in "Tüketici hakları" kenar

başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:

"e) Abonelerin ayrıntılı fatura

talep edebilme hakkı,"

19. Yönetmelik'in "Şeffaflık ve

bilgilendirme" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) İşletmeciler, sundukları

elektronik haberleşme hizmetlerine erişim ve bu hizmetlerin kullanımı ile

ilgili olarak asgari aşağıdaki bilgiler olmak üzere, özellikle hizmetler

arasında seçim yapılırken ve abonelik sözleşmesi kurulurken tüketicilerin karar

vermelerinde etkili olabilecek hususlar ile dürüstlük kuralı gereğince bilgilendirilmelerinin

gerekli olduğu her durumda talep olmaksızın tüketicileri bilgilendirmekle ve bu

bilgilere kolayca ulaşılabilmesini sağlamakla yükümlüdür:

a) İşletmecinin adı, unvanı ve adresi,

b) Sunulacak hizmete ilişkin olarak;

hizmetin tanımı ve kapsamı, hizmete erişim ve hizmetin kullanımı konusunda

genel hüküm ve şartlar, hizmet için uygulanacak tarifeler ve varsa abonelik

paketleri, tarifelerin içerdiği vergi türleri ile bu vergilerin tarifeler

hesaplanırken tarifelere yansıtılma oranı, doğru tüketici algısının oluşması

amacıyla tarifelerin yalnızca tüm vergiler dahil değeri, abonelik tesisi

dolayısıyla alınacak diğer ücretler, tarife ücreti ile birlikte telsiz kullanım

ücreti yansıtılacağına dair abonenin doğru değerlendirme yapabileceği açıklıkta

bilgi,

c) Taahhütnamelere ilişkin şartlar,

sunulan bakım/onarım hizmetlerine ilişkin genel bilgi ve standart sözleşme

şartları ile geri ödeme şartları ve/veya işletmecinin kusurundan kaynaklanan

nedenlerle sözleşmede belirtilen hizmet kalite seviyesinin sağlanamaması

halinde zararın giderilmesine ilişkin bilgi,

ç) Tüketici şikâyetlerinin çözüm usul ve

süreçlerine ilişkin bilgi..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Birleşmiş

Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

20. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1948

tarihli ve 217 (111) sayılı kararı ile kabul edilen İnsan Hakları Evrensel

Beyannamesi’nin 12. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse özel hayatı, ailesi,

meskeni veya yazışması hususlarında keyfî karışmalara, şeref ve şöhretine karşı

tecavüzlere mâruz kalamaz. Herkesin bu karışmalara ve tecavüzlere karşı kanun

ile korunmağa hakkı vardır."

21. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kişisel

verilerin korunması konusunda kabul edilen 14/12/1990 tarihli ve 45/95 sayılı

“Bilgisayarla İşlenen Kişisel Veri Dosyaları Hakkında Yönlendirici İlkeler”de

şunlara yer verilmiştir:

"...

4- İlgili kişilerin erişmesi ilkesi:

Kimlik kanıtı sunan herkes kendisiyle ilgili bilgilerin işlenip işlenmediğini

bilme ve gereksiz bir gecikme veya masraf olmadan anlaşılır biçimde elde etme

hakkına sahiptir. Ayrıca bu bilgilerin kanuna aykırı, gereksiz veya yanlış

olması durumunda uygun düzeltmelerin yapılmasını veya silinmesini talep etme

hakkına sahiptir. Devletler buna uygun bir çözüm yolu sağlamak durumundadır.

Herhangi bir düzeltme maliyeti dosyadan sorumlu kişi tarafından

karşılanmalıdır. Bu ilke hükümlerinin uyruk veya ikâmetine bakılmaksızın herkes

için uygulanması arzu edilir.

..."

2. Avrupa

Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü

22. 27/4/2016 tarihli ve 2016/679 sayılı Avrupa Birliği

Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün "Tanımlar" kenar başlıklı 4.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Tüzük’ün amaçları

doğrultusunda, aşağıdaki tanımlar geçerlidir:

Kişisel veri, belirli veya

belirlenebilir bir gerçek kişi hakkındaki her bilgiyi ifade eder (veri sahibi);

belirlenebilir bir gerçek kişi ad, kimlik, yer bilgisi, online kimlik veya

kişinin fiziksel, fizyolojik, genetik, zihinsel, ekonomik, kültürel ya da

sosyal kimliği gibi belirleyici bir özellikle doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilen

kişidir.

İşleme, kişisel veri veya kişisel veri

dizisinin otomatik veya başka bir şekilde toplanması, kaydedilmesi, organize

edilmesi, yapılandırılması, depolanması, uyarlanması veya değiştirilmesi, geri

alınması, kullanılması, iletim yoluyla açıklanması, yayılması veya erişilebilir

hâle getirilmesi, sıralanması veya kombine edilmesi, sınırlandırılması,

silinmesi veya yok edilmesi gibi yollarla herhangi bir işlem veya işlem

dizisine tabi tutulması anlamına gelir."

23. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün "Kişisel

verilerin işlenmesi ile ilgili ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Kişisel veri;

Veri sahibi ile ilgili olarak hukuka

uygun, adil ve şeffaf bir biçimde işlenmelidir (hukuka uygunluk, adillik ve

şeffaflık),

..."

3. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

"Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

4. Avrupa

Konseyi Siber Suç Sözleşmesi

25. Türkiye Cumhuriyeti tarafından 10/11/2010 tarihinde

imzalanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması uygun

bulunarak 2/5/2014 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Siber Suç

Sözleşmesi'nin "Depolanmış bilgisayar verilerine izinli şekilde veya bu

verilerin halka açık olduğu durumlarda sınır ötesinden erişim sağlanması"

kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

"Bir taraf, diğer tarafın izni

olmaksızın; a) Halkın serbest kullanımına sunulan (açık kaynaktan gelen)

depolanmış bilgisayar verilerine bunların coğrafi konumuna bakılmaksızın

erişilebilir; veya b) Kendi ülkesindeki bir bilgisayar sistemi aracılığıyla,

diğer tarafın ülkesindeki depolanmış bilgisayar verilerine, eğer bu taraf, söz

konusu bilgisayar sistemi aracılığıyla veriyi ifşa etme yetkisini yasal olarak

haiz bulunan kişinin yasal ve gönüllü onayını sağlayabilirse, söz konusu

verilere erişebilir veya bunları temin edebilir."

5. Kişisel

Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması

Sözleşmesi

26. 18/2/2016 tarihli ve 29628 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 30/1/2016 tarihli ve 6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981

tarihli Avrupa Konseyi Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması

Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin "Tanımlar"

kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Sözleşmenin amaçları

bakımından:

a "Kişisel veriler": Kimliği

belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişi ("ilgili kişi")

hakkındaki tüm bilgileri ifade eder.

…

c "Otomatik işlem”den, tamamen veya

kısmen otomatik yöntemlerle gerçekleştirilen; verilerin kaydı, bu verilere

mantıksal ve/ veya aritmetik işlemlerin uygulanması, verilerin değiştirilmesi,

silinmesi, geri elde edilmesi veya dağıtılması anlaşılır."

27. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması

Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin "Verilerin

niteliği" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Otomatik işleme konu olan kişisel

veriler:

a. Adil biçimde ve yasal yoldan elde

edilir ve işlenir;

b. Belli ve meşru amaçlar için

kaydedilir ve bu amaçlara aykırı şekilde kullanılmaz;

c. Kaydedilme amaçlarına göre uygun ve

yerinde olur ve aşırı olmaz;

d. Doğru bilgileri yansıtır ve

gerektiğinde güncellenir;

e. Kaydedilme amaçlarını gerçekleştirmek

için gerekli olan süreyi aşmayacak şekilde ilgili kişilerin kimliklerini

belirlemeye imkan veren bir biçimde saklanır.”

28. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması

Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin "İstisnalar ve

kısıtlamalar" kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“2. Taraf devletin kanunlarında

öngörülmüş olması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların sağlanması

için gerekli bir önlem oluşturması halinde işbu Sözleşmenin 5, 6 ve 8.

maddelerine istisna getirilebilir:

a. Devlet güvenliğinin korunması, kamu

güvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi;

b. İlgili kişinin veya başkasının hak ve

özgürlüklerinin korunması.”

6. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında

özel hayatın eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavram olduğunu

belirtmektedir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen özel hayat

kavramını AİHM oldukça geniş yorumlamakta ve bu kavrama ilişkin tüketici bir

tanım yapmaktan özellikle kaçınmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09,

19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim organlarının içtihatlarında

bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve gerçekleştirmesi ile kişisel

bağımsızlık kavramlarının özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde

temel alındığı anlaşılmıştır (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No:

55480/00, 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.A. ve A.D./Belçika, B. No:

42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/Birleşik Krallık, B. No:

2346/02, 29/4/2002, § 61; Christine Goodwin/Birleşik Krallık [BD], B.

No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).

30. AİHM'e göre devlet pozitif sorumluluğu kapsamında

başvurucuların kendilerini ilgilendiren herhangi bir bilgiye erişimini

sağlayacak etkili ve erişilebilir bir usulü temin etmek zorundadır (Yonchev/Bulgaristan,

B. No: 12504/09, 7/12/2017 § 53; K.H. ve diğerleri/Slovakya B. No:

32881/04, 28/4/2009 § 46). AİHM başvurucunun İçişleri Bakanlığındaki personel

dosyasına ve özellikle de değerlendirmelere erişim talebinin birtakım

belgelerin gizli olduğu gerekçesiyle reddedilmesinin Sözleşme’nin 8. maddesini

ihlal ettiğine karar vermiştir (Yonchev /Bulgaristan §§ 62, 63).

31. AİHM kişilerin kendileriyle ilgili tutulan tıbbi

kayıtların fotokopilerini alamamalarını, davalı devletin başvuranların özel ve

aile hayatına saygı hakkından etkili bir şekilde yararlanmalarını temin edecek

pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 8.

maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir (K.H. ve diğerleri/Slovakya §

58).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

32. Anayasa Mahkemesinin 28/6/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

33. Başvurucu; 2014-2015 yıllarında kullandığı adına

kayıtlı telefon hattından internet kullanımına bağlı olarak hangi tarihlerde

başka telefon numaralarıyla ortak tek IP numarası aldığına, bu ortak IP

numaralarının ne olduğuna, hangi internet sitelerine girildiğine ve hangi

programların kullanıldığına ilişkin veriler ile log kayıtlarına ilişkin

belgelerin tamamının tarafına verilmesini Şirketten talep ettiğini ancak

talebinin Şirket tarafından bu bilgilerin sadece mahkeme kararıyla

verilebileceği söylenerek reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu; ayrıca

Tüketici Mahkemesinde açtığı davanın reddedilmesi sonucunda kendisine ait

kişisel verilere ulaşma, bu verilerin doğru olup olmadığını öğrenme, bu

bilgilerde hata varsa düzeltme hakkını kullanamadığını ifade ederek kişisel

verilerin korunması, özel hayata saygı hakkı, hak arama hürriyeti ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

35. Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

36. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından

vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

37. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesinde

koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.

Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin

mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece yalnız kalma hakkından

ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisiyle ilgili bilgileri kontrol edebilme

hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin kendisine ilişkin herhangi bir

bilginin rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları

tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu

bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati bulunmaktadır. Bu husus, bireyin

kendisiyle ilgili bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap

Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31, 32). Özel hayata saygı hakkının

kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı Anayasa'nın 20.

maddesinde açık olarak düzenlenmiştir (Nurcan Belin, B. No: 2014/14187,

10/1/2018, § 38).

38. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu

hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi, bu

verilere erişmeyi, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi ve

amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade

edilmiştir. Maddede ayrıca kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde

veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği ve kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Kişisel verilerin

korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe

geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini

kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122,

K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20; Nurcan Belin, § 45).

39. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere

kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye

ilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve

doğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmişi,

fotoğrafı, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgileri, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobileri,

tercihleri, etkileşimde bulunduğu kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel

veri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,

K.2015/30, 19/3/2015).

40. Öte yandan Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı

yönünden inceleme yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gerekli

bir kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı,

konuya ilişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate

alındığında belirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki

her türlü bilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her dava ya da

başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri

bulunup bulunmadığı davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate

alınarak otonom olarak tespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit

edildiğinde bu veriye yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın

anılan hükmü kapsamındaki güvenceleri harekete geçirir (E.Ü., § 59).

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucunun adına kayıtlı telefon hattına ait internet

verileri, log kayıtları, telefonunun IMEI bilgileri, Hot Spot (açık Wi-Fi

noktası) kullandığı tarihe ilişkin bilgiler belirli bir gerçek kişi

hakkındaki bilgi kapsamında olduğu anlaşılmakla bu bilgilere erişmenin,

bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etmenin ve amaçları

doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmenin özel hayata saygı hakkı

kapsamında, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir. Ayrıca başvurucunun cep telefonu üzerinden

internet kullandığında aynı, ortak, tek IP numarası alan başka abonelere ait telefon

numaraları ile log kayıtlarına ilişkin bilgiler de bu kişiler yönünden belirli

bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olup bu bilgilere erişilememesi

özel hayata saygı hakkı kapsamında, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı

ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiaları

çerçevesinde ele alınmıştır.

42. Somut olayda başvurucunun müşterisi olduğu şirkete

karşı 2014-2015 yıllarında telefon hattında ortak IP bilgisi olup olmadığı ve

Hot Spot işlemi yapılıp yapılmadığı bilgisi ile ortak IP verilmiş ise ilgili

telefon numaraları bilgisinin tarafına verilmesi, ayrıca yapılan bu uygulama

nedeniyle mağdur edildiğinden bahisle manevi tazminat istemiyle Tüketici

Mahkemesinde açtığı dava; tespit davasının konusunu oluşturmadığı, menfaat

şartının ispatlanamadığı, zarar meydana gelmemesi nedeniyle de manevi tazminat

koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Söz konusu sürece ilişkin

olarak başvurucunun temel iddiası söz konusu kişisel verilerinin tarafına

verilmesi ve tazminata hükmedilmesi talebiyle açtığı dava hakkında etkili,

ciddi ve sonuç alabileceği şekilde bir çözüm imkânı sunulmadığına ilişkindir.

Bu kapsamda başvurucunun iddialarının öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde

düzenlenen kişinin kişisel verilerin korunması hakkıyla bağlantılı olarak

Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kişisel verilerin korunması hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel

İlkeler

44. Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel

amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetler, yalnızca kamusal gücün

doğrudan uygulanmasıyla değil kimi zaman da özel hukuk kişileri arasındaki

uyuşmazlıklara konu olacak şekilde üçüncü kişilerin müdahalelerine de konu

olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında uyuşmazlıkların özel hukuk

kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda başvuruları devletin pozitif

yükümlülükleri bağlamında ele almıştır. Özel hayatın korunması kapsamında

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden de devletin pozitif bir

yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireyleri gerek kamusal makamların

ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek

risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Ömür Kara ve Onursal Özbek,

B. No: 2013/4825, 24/3/2016, §§ 45, 46; E.Ü., § 65; Ali Çığır, B.

No: 2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988,

9/5/2019, §§ 32, 33; U. B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, §§ 33, 34).

45. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerinin

birbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal alt yapının

oluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve

usul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve bu

yargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip

gözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§

47-50).

46. Söz konusu yükümlülükler, kişilerin maddi ve manevi

varlıklarının korunmasını ve devam eden müdahalelerin durdurulmasını

sağlayabilmelidir. Ayrıca müdahalenin kaynağı olan işlemler, eylemler

veya ihmaller konusunda kişilere etkili bir karşı çıkma ve oluşan zararların

tazmin edilebilmesi için telafi etme imkânı tanımalıdır. Bu imkân ise ancak

etkili bir başvuru yolunun mevcut olması ile mümkündür (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Meral Danış Beştaş (3), § 36).

47. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Meral

Danış Beştaş (3), § 37).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişisel

veriler bağlamında bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişisel

verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla

işlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin

korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına

alınmıştır. Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesinin

üçüncü fıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadece

işleme şeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil kişisel verilere

yönelik her türlü müdahale ve sınırlamalara karşı güvence getirdiği

anlaşılmaktadır (E.Ü., § 63; Bestami Eroğlu, B. No:2018/23077,

17/9/2020, § 101).

49. Bunun yanında Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü

fıkrasının ikinci cümlesinde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının,

kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere

erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları

doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı belirtilmiştir.

50. Kişilerin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında

bilgilendirilme ve bu verilere erişim hakkı veri işlemenin şeffaflığı veya

açıklığı ilkesinin bir uzantısıdır. Kişilerin kendisi hakkında hangi verilerin

kim tarafından ne zaman ve hangi nedenle işlendiğini bilmesi bu verileri

düzeltme, sildirme, engelleme gibi haklarını kullanmasını da mümkün kılmakta ve

söz konusu anayasal güvencelerin hayata geçirilmesini sağlamaya yönelik

tamamlayıcı bir özellik taşımaktadır.

51. Bu ilkeler ışığında demokratik bir toplumda kişisel

verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli, bunun bir

gereği olarak veri sahiplerine kişisel verilerine erişim imkânı tanınmalı ve bu

imkânın kolayca kullanılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

52. Başvuru özetle başvurucunun adına kayıtlı telefon

hattından internet kullanımına bağlı bazı kişisel verilerin verilmesi ile

tazminat talebiyle tüketici mahkemesine açtığı davanın reddedilmesi

nedenleriyle bu verilere erişim, kontrol etme ve düzeltme hakkının elinden

alınarak ihlal iddialarının dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun

bulunmamasına, bir başka deyişle mevcut yargısal sistemin etkili şekilde

işletilmemesine ilişkindir.

53. Kişisel verilerin korunması hakkına yönelik eylemler

ya da ihmaller konusunda muhataplarınca dava açılması, itirazlarda bulunulması

ve hukuka aykırılıkların tespit edilerek kaldırılması konusunda etkin bir hukuk

yolunun varlığı büyük önem taşımaktadır. Devletin kişisel verilerin korunması

hakkına müdahale edilmesini önleyecek, müdahale edildiği takdirde giderim

sağlayacak etkili hukuki başvuru yollarını hayata geçirmesi ve bu yolları

işlevsel kılması gerekir. Bu anlamda kişisel verilerin korunması hakkına

müdahale teşkil ettiği ve kaldırılması gerektiği konusunda ileri sürülecek

iddiaların esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir

telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması ilgililere etkili başvuru

hakkının sağlanması bakımından bir gerekliliktir.

54. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı çerçevesinde

devlete yüklenen pozitif yükümlülükler, bu hakkın kapsamında kişilere tanınmış

olan güvencelerden etkili bir şekilde yararlanılmayı temin etmek için devlete

mevzuat oluşturma ve özellikle de güvencelere aykırılıkları yaptırıma bağlama

yükümlülüğü vermektedir. Ayrıca Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının

son cümlesinin “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller

kanunla düzenlenir.” şeklindeki hükmü uyarınca mevzuat oluşturma

yükümlülüğü gereklerinin çerçevesi kanunla belirlenmelidir.

55. Bu çerçevede Anayasa'nın 20. maddesinde güvence

altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ilişkin güvenceler

ile 6698 sayılı Kanun ve hukuk sistemimizde mevcut olan düzenlemelerin mevcut

başvuruya konu uyuşmazlıkta uygulanması yönünde bir engel olmadığı

gözetildiğinde yasal altyapı oluşturmak bağlamında pozitif yükümlülüklerin

yerine getirildiği söylenebilir (bkz. §§ 13-19). Ancak bir hukuk yolunun teorik

olarak mevcut olması pozitif yükümlülüklerin yerine getirildiğini ifade edebilmek

bakımından yeterli olmayıp ayrıca bu yolun etkili bir biçimde işletilmesi

gerekir.

56. Somut olayda mahkemelerin çok dar bir yorumla söz

konusu talepleri bir hak ya da hukuki ilişkiden ziyade maddi verilere ilişkin

bulduğu ve tüketici mahkemesi nezdinde güncel bir yararın bulunmadığından

menfaat şartı yokluğu nedeniyle davanın esasına girmeyerek reddettiği

görülmüştür. Bu yorumun başvurucunun kişisel verilerine erişimini engellediği

açıktır. Nitekim başvurucu bu verilere erişme yönündeki talebi reddedildiği

için bu davayı açmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme ve bu verilere erişme hakkı

Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça öngörülmüş olan

güvencelerdir. Kişisel verilerin şeffaflığı ilkesi de bu güvencelerin

sağlanmasını gerektirmektedir.

57. Bireysel başvuru bağlamında ikincillik ilkesinin bir

gereği olarak hâkimin önündeki uyuşmazlıkları Anayasa'da yer alan temel hak ve

hürriyetlere yönelik güvenceleri öncelikle dikkate alarak çözüme kavuşturması

gerekir. Zira Anayasa'nın 11. maddesine göre Anayasa hükümleri, yasama, yürütme

ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan

temel hukuk kurallarıdır. Anayasa'nın 138. maddesi de hâkimlerin Anayasa'ya,

kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerini

düzenlemiştir. Dolayısıyla uyuşmazlığa uygulanacak kanun hükümlerinin ve diğer

ikincil düzenlemelerin yoruma açık nitelikte olması durumunda hâkim tarafından

Anayasa'da yer alan ilke ve güvenceler ışığında yorumlaması gerekir.

58. Yapılan yargılama sürecinde davanın esasının

incelenmediği başvurucunun kişisel verilerine erişme talebinin reddedilmesinde

Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkının gerekliliklerine uygun bir sebep gösterilmediği, ayrıca böyle bir

uygulamayı haklı kılabilecek ilgili ve yeterli bir gerekçenin de ortaya

konulmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte mahkemelerce gerek kişisel

verilerin korunmasına ilişkin kanun hükümleri ve gerekse ilgili diğer mevzuat

gözetilerek şirketin bu verilere erişim sağlaması yönünden ne gibi

yükümlülükleri olduğu yargılama sürecinde hiç tartışılmamış, bu hususlar

açıklığa kavuşturulmamıştır (bkz. §§ 13-19; konu hakkındaki uluslararası hukuk

için bkz. §§ 20-31). Sonuç olarak mevcut başvuruda başvurucununanayasal

güvencelerden yararlanabilmesini sağlayabilecek nitelikteki davada

uyuşmazlığınesasının incelenmemesi teorik olarak mevcut olan etkili bir hukuk

yolunun işlevsiz kalmasına yol açmıştır. Diğer bir deyişle bu hâliyle teorik

düzeyde etkili görülebilecek bir dava yolu mahkemelerin söz konusu yorumu

sebebiyle somut olayda başarı şansı sunma kapasitesini yitirmiştir.

59. Açıklanan gerekçelerle derece mahkemelerinin

başvurucunun kişisel verilerine erişebilmesi yönündeki talebinin esasının

incelenmesini engelleyen yorumu sebebiyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim

Yönünden

60. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yargılamanın

yenilenmesini, yargılamanın yenilenmesi yerinde görülmediği takdirde 1.102.700

TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

61. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

62. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayata saygı

hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyla bağlantılı

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 1.

Tüketici Mahkemesine (E.2016/1953, K.2017/879) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Raportör : Berrak YILMAZ Başvurucu : Ümit EYÜPOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/6161, 28 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin
  18. C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını
  19. E. 294,70 TL harç ücretinden oluşan yargılama giderinin
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/6161
Tarih
28 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • Nagehan Özgül Başvurusu (B. No: 2018/38165)
  • Nevriye Kuruç Başvurusu (B. No: 2021/58970)
  • Nurettin Peltek Başvurusu (B. No: 2019/33054)
  • Ali Sakaan Başvurusu (B. No: 2019/37382)
  • Eşber Çetiner Başvurusu (B. No: 2019/5843)
  • Mehmet Gürsoy Başvurusu (B. No: 2020/23242)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.