İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Volkan Çakır Başvurusu (B. No: 2017/35488)

1. Başvuru, bankada müfettiş olan başvurucunun bir

Başvuru No2017/35488Tarih7 Nisan 2021Okuma17 dk · 3.427 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Volkan Çakır Başvurusu

Karar tarihi
7 Nisan 2021
Başvuru Numarası
2017/35488
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.427 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, bankada müfettiş olan başvurucunun bir

fotoğraf paylaşımı nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 11/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1983 doğumlu olup 23/9/2007 tarihinden iş

akdinin feshedildiği 18/6/2015 tarihine kadar Türkiye Halk Bankası Anonim

Şirketinde (Banka) belirsiz süreli iş sözleşmesiyle müfettiş olarak

çalışmıştır.

9. Başvurucu, bir arkadaşının kendisine gönderdiği ve

Banka genel müdürünün odasının önündeki boş kutuları gösteren bir fotoğrafı

27/3/2015 tarihinde WhatsApp isimli telefon uygulamasındaki arkadaş

grubunda paylaşmıştır. Söz konusu arkadaş grubunda başvurucu ile aynı Bankada

görevli olan, aynı kıdem ve unvandaki müfettişler bulunmaktadır.

10. Banka, başvurucunun bahse konu paylaşımıyla Bankanın

güven ve itibarını sarsıcı faaliyette bulunduğu gerekçesiyle iş akdini

18/6/2015 tarihinde feshetmiştir.

11. Başvurucu; Bankanın fesih işleminin haksız olduğunu,

bu nedenle feshin geçersizliğine karar verilerek işe iade edilmesini, işe

başlatılmama hâlinde ise tazminat ödenmesini talep ederek Banka aleyhine işe

iade talepli tespit davası açmıştır.

12. Ankara 1. İş Mahkemesinde (Mahkeme) görülen dava

sonucunda 1/12/2015 tarihinde iş akdinin feshin geçersizliğine ve başvurucunun

işe başlatılmaması hâlinde beş aylık ücretinin tazminat olarak belirlenmesine

karar verilmiştir. Gerekçeli kararında Mahkeme şu değerlendirmelerde

bulunmuştur:

"Dosya içeriğine göre davalı

bankanın yönetim kurulu toplantısının yapıldığı 27/3/2015 günü destek personeli

olan [S.E.]'nin

güvenlik kamera izleme odasına giderek genel müdür ile yönetim kurulu

başkanının odalarının bulunduğu koridoru güvenlik kamerasından izlerken, genel

müdürün odasının önünde kutular konulduğunu görünce genel müdürün görevden

ayrılacağını düşünerek ekrandaki görüntünün fotoğrafını çekerek cep

telefonundaki whatsapp programı ile paylaşmıştır. Bu paylaşımlardan birisi de

davacının telefonuna gelince, o da bu fotoğrafı müfettiş arkadaşları ile

iletişim kurduğu gruba göndermiştir. Bu fotoğraftan teftiş kurulu başkanı

haberdar olunca açılan soruşturma neticesinde davacının doğruluk ve bağlılığa

aykırı davranışı nedeniyle İK 25/2-e maddesi uyarınca feshedilmiş ise de

davacının kendisine gelen bir fotoğrafı kendisi gibi müfettiş olarak çalışan

arkadaşları arasında paylaşmış olması doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranış

değildir. Ayrıca, fotoğrafta yalnızca genel müdürün odasının önünü gösteren bir

güvenlik kamerası görüntüsü olup bunu paylaşırken hakaret veya küçük düşürücü

ifadeler de bulunmadığı sabittir. Davalı işverence yapılan fesih geçersiz olup

davacının kıdem süresi 7 yılın üzerinden olduğundan, işe başlatılmaması

halinde, kendisine ödenecek olan işe başlatmama tazminatı 5 maaş olarak

belirlenmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur."

13. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi (Daire) 25/2/2016 tarihinde, başvurucuya atfedilen eylemin haklı

nedenle fesih sebebi olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının bozularak

ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine oyçokluğuyla karar vermiştir.

Dairenin bahse konu kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dosya kapsamına göre;

23/9/2007-18/6/2015 tarihleri arasında müfettiş olarak çalışan davacının,

bankada destek personeli olarak çalışan dava dışı [S.E.] tarafından güvenlik

kamera izleme odasında, genel müdür ile yönetim kurulu başkanın odalarının

bulunduğu koridoru güvenlik kamerasından izlerken genel müdürün odasının önünde

bulunan kutuları görünce genel müdürün görevden ayrılacağı düşüncesiyle

ekrandaki görüntüyü fotoğraflayarak cep telefonundaki whatsapp programı ile

paylaştığı, bu paylaşımın davacının telefonuna gelince davacının da bu

fotoğrafı müfettiş arkadaşıyla iletişim kurduğu guruba gönderdiği sabittir.

Halka açık bir şekilde bankacılık

faaliyetinde bulunan, borsada hisse senetleri işlem gören ülkemizin sayılı

bankalarından olan davalı bankanın genel müdürünün görevden alındığı izlenimini

verecek nitelikteki bu görüntünün kurum dışına sızması, özellikle basına

yansıması durumunda ekonomik açıdan sakıncalar doğuracağı açıktır. Yaklaşık

sekiz yıllık çalışan niteliğinde olan kıdemli müfettiş konumundaki davacı bu

riskleri öngörebilecek konumda olup davacının bu eylemi işçi-işveren arasındaki

güven ilişkisini ortadan kaldırır niteliktedir.

Davacıya atfedilen bu eylem 4857 sayılı

İş Kanunu 25/2-e. maddesi uyarınca doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış

teşkil ettiğinden ve iş yerine ait bir sırrın ifşası niteliği taşıdığından iş

sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin kabulü ile davanın reddine karar

verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir."

14. Yargıtay bozma ilamı sonrası başvurucu vekili Daire

kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek bozma ilamının ortadan

kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Daire, başvurucu vekilinin bu

talebi üzerine 9/5/2017 tarihinde önceki kararının maddi bir hataya dayandığı

gerekçesiyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Yeniden yaptığı incelemede

Daire bir önceki ilamında ortaya koyduğu gerekçeleri aynen tekrar etmiş ancak

bu kez başvurucunun eyleminin fesih için haklı neden değil ve fakat geçerli

neden teşkil ettiğini belirterek mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve

davanın reddine yeniden karar vermiştir.

15. Daire kararı başvurucuya 14/9/2017 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 11/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti

Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası

Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

''Bankalar, anonim şirket

statüsündedirler. Bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 sayılı Bankalar

Kanunu ile genel hükümlere tabidirler."

17. 4603 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

''Bankalarda 31.12.2002 tarihinden sonra

özel hukuk hükümlerine tâbi olmayan personel çalıştırılamaz. Yeniden

yapılandırma sürecinde bankaların yönetim kurullarınca gerek özel hukuk

hükümlerine göre çalıştırılmak üzere kendisine sözleşme teklif edilen ancak

özel hukuk hükümlerine göre çalışmayı kabul etmeyen gerekse özel hukuk

hükümlerine göre çalışması uygun görülmeyip sözleşme imzalanmayan personel,

bankaların yönetim kurullarınca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir."

18. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Feshin

geçerli sebebe dayandırılması" kenar başlıklı 18. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

''Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran

işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş

sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya

da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe

dayanmak zorundadır.''

19. 4857 sayılı Kanun'un ''İşverenin haklı nedenle

derhal fesih hakkı'' kenar başlıklı 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına

uymayan haller ve benzerleri:

...

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye

kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi

doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

..."

20. Olay tarihinde yürürlükte olan 4857 sayılı Kanun'un

12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 11. maddesi ile

değiştirilmeden önceki "Fesih bildirimine itiraz ve usulü"

kenar başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İş sözleşmesi feshedilen işçi,

fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir

sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir

ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir...

...

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını

ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını

iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.".

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, bir fotoğrafı WhatsApp isimli

telefon uygulamasındaki grubunda kendisiyle aynı Bankada görev yapan kıdemli

müfettiş arkadaşları ve gerektiğinde kendisi hakkında soruşturma açmaya yetkili

olan teftiş kurulu başkan yardımcısına iletmekten ibaret eylemi nedeniyle iş

akdinin feshedilmesinin düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü ile haberleşme

hürriyetini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca Daire tarafından

verilen kararlarda muhtemel risklerden ve tahmine dayalı durumlardan

bahsedildiğini oysa olayda Bankanın bir zararının oluşmadığını belirterek hak

arama hürriyetinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…"

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun ifade özgürlüğü, hak arama ve haberleşme özgürlüklerinin

ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade özgürlüğü

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

26. İfade özgürlüğüne yönelik negatif ve pozitif

yükümlülükler arasındaki sınırların kesin biçimde tanımlanması ve birbirinden

ayrılması her durumda mümkün değildir. Devlet için öngörülen negatif

yükümlülükler, her durumda ifade özgürlüğüne keyfî surette müdahaleden

kaçınmayı gerekli kılar. Pozitif yükümlülükler de bu hakkın korunmasını ve

bireyler arası ilişkiler alanında olsa da ifade özgürlüğüne saygının

güvencelerini sağlamaya yönelik olaya özgü tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar

(benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Adnan Oktar (3), B. No:

2013/1123, 2/10/2013, § 32; Ömür Kara ve Onursal Özbek, B. No:

2013/4825, 24/3/2016, § 46).

27. Somut olayda başvurucunun iş sözleşmesi bir fotoğraf

paylaşımı nedeniyle feshedilmiştir. Başvurucunun iş akdini fesheden Banka 4603

sayılı Kanun gereğince genel hükümlere tabi bir anonim şirket olup başvurucu da

özel hukuk hükümlerine tabi bir personeldir (bkz. §§ 16, 17). Dolayısıyla somut

olayda kamu gücünü kullanan idarenin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı

dikkate alındığında başvurunun devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir (aynı ölçütle negatif yükümlülük

bağlamında değerlendirmeler için bkz. Ç.A. (3) [GK], B. No: 2018/10286,

2/7/2020, § 104; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §

113).

28. Bu kapsamda somut olayda Anayasa Mahkemesince

yapılması gereken, başvurucu ile Banka arasında özel hukuk hükümlerine tabi

sözleşme ilişkisinin Banka tarafından feshedilmesi üzerine kamu makamlarınca

etkili bir yargısal sistem kurulup işletilerek başvurucunun ifade özgürlüğü ile

işverene sadakat yükümlülüğü arasında adil bir denge kurulup kurulmadığının

tespit edilmesinden ibarettir.

b. Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

29. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden

dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli

yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil

olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye

paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda

başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu

demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal

çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe

ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No:

2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§

35-38).

c. İşçinin

İşverene Karşı Sadakat Yükümlülüğü

30. Bir iş ilişkisinin gerek istihdam edene gerekse

istihdam edilene karşılıklı ödev ve yükümlülükler yüklediği gözden

kaçırılmamalıdır. İş ilişkisinde tarafların dilediği gibi davranması ya da

taraflardan birinin iş ilişkisinin sürdürülebilmesi açısından karşı tarafın

objektif ve makul beklentilerini yok sayarak hareket etmesi durumunda söz

konusu iş ilişkisinin sona ermesi doğal bir sonuçtur. Aksi takdirde iş ilişkisi

zorunlu ve hiçbir surette sonlandırılamaz bir niteliğe bürünür ki bu durumda iş

ilişkisinin kurulma amacının bir anlamı kalmaz (Ç.A. (3), § 112).

31. İşçilerin tabi oldukları iş sözleşmeleri gereğince

tanımlı olan mesleklerini yapmalarının mutlak bir hak olarak nitelendirilmesi

mümkün değildir. İşverenlerin çalıştırdıkları işçilerin verimli şekilde iş

görmeleri ve önceden saptanmış nesnel kurallara karşı sadakat göstermeleri

konusunda beklenti içinde olmalarının haklı bir gerekliliğe dayandığını

söylemek gerekir. Zira işin veriminin düşmesine veya işveren ile olan güven

ilişkisinin ciddi şekilde zedelenmesine işçiden kaynaklanan nedenlerle yol

açılan durumlarda işverenin menfaatinin etkileneceği açıktır. Dolayısıyla yasal

düzenlemelerin ve işverenin belirlediği kurallar çerçevesinde devam eden iş

ilişkisinin meşru nedenler ortaya çıktığında bozulması ve sona erdirilmesi

olağan bir durumdur (Ç.A. (3), § 123).

32. Bu tür durumlarda işveren tarafından hayata geçirilen

iş ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkin tedbirin zorunlu ve başvurulabilecek

en son çare olarak nitelendirilebilmesi için işçinin işverenin menfaatine ve

beklentilerine aykırı davrandığının ortaya konulması gerekir. Başka bir deyişle

işverenin menfaatine zarar vermeyen nedenlerin zorunlu ve son çare olarak

başvurulmuş tedbirler olarak kabul edilmesi mümkün değildir (Ç.A. (3), §

124).

d. İşçinin

İfade Özgürlüğü ile İşverene Karşı Sadakat Yükümlülüğü Arasında Adil Denge

33. Kamu gücünü kullanan bir kurumda veya özel bir

firmada işçi statüsünde çalışan bir işçinin işveren ile arasındaki ilişkide

ahlak ve iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket etmesi beklenir ve bu

bağlamda yapılacak bir saldırı haklı fesih nedeni sayılarak meşru kabul

edilebilir. Bu meşruiyet meselesi herkesin ifade özgürlüğünden

yararlanması esası gözetildiğinde işçilerin bir birey olarak Anayasa'nın 26.

maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün korumasından yararlanması için

herhangi bir engel olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla Anayasa'nın 26.

maddesinin getirdiği güvence, yerine getirilen görevle bağlantılı bir şekilde

genel olarak işçilerin işverenleri hakkında yaptıkları beyanları da

kapsamaktadır (bazı farklılıklarla birlikte bkz. İlter Nur, B. No:

2013/6829, 14/4/2016, § 26).

34. İşverene karşı sadakat yükümlülüğü içerisinde bulunan

çalışanın, bu bağlamda dürüstlük ve ihtiyat kaidelerine uygun bir şekilde

hareket etmesi gerekir. Bulundukları konum itibarıyla kimi zaman işveren

tarafından toplumla paylaşılmayan gizli birtakım bilgilere sahip oldukları için

çalışanların ifade özgürlüğünü kullanırken ölçülü davranmalarını beklemek

doğaldır. Ölçülü davranma yükümlülüğü çerçevesinde başvurucunun ifade özgürlüğü

ile işverene karşı sadakat yükümlülüğü arasında adil bir dengenin gözetilip

gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu, soyut bir değerlendirme

değildir. Bu dengelemenin yapılabilmesi için mevcut olaya uygulanabilecek olan

ölçütlerden bazıları şöyledir: Başvurucunun amacı, iyi niyetli olup olmadığı,

ifade özgürlüğünün sırf üçüncü kişilere zarar vermek amacıyla kullanılıp

kullanılmadığı, kullanılan ifadeler ve bunların hedef alınan kişinin yaşamına

etkileri.

e. İlkelerin

Olaya Uygulanması

35. Somut olayda başvurucunun bir arkadaşı tarafından

kendisine gönderilen ve genel müdürün odasının önündeki boş kutuları gösteren

bir fotoğrafı kendisi gibi müfettiş arkadaşlarının dâhil olduğu WhatsApp

grubunda paylaşması nedeniyle iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu dava açarak bu

fesih işleminin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ancak Daire "halka açık

bir şekilde bankacılık faaliyetinde bulunan, borsada hisse senetleri işlem

gören" Bankanın "genel müdürünün görevden alındığı izlenimini

verecek nitelikteki" söz konusu paylaşımın "iş yerine ait bir

sırrın ifşası niteliği taşıdığını" ve başvurucunun bu eyleminin "işçi-işveren

arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırır nitelikte" olduğunu

değerlendirmiştir. Daire, fotoğrafın kurum dışına sızması veya basına yansıması

hâlinde doğuracağı sakıncaları gözetmiş ve başvurucunun iş akdinin

feshedilmesinin geçerli neden olarak kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir

(bkz. §§ 13,14).

36. Bir iş yerinde çalışanların gizli kalması gereken

bazı bilgi ve belgeleri işyeri dışına çıkartmaları veya buna yol açmaya

elverişli faaliyetlere girişmeleri iş sözleşmesine ve sadakat yükümlülüğüne

aykırı bir davranış olarak kabul edilebilir. Bu durum söz konusu faaliyetleri

gerçekleştiren kişilerin iş akdinin feshine de yol açabilir. Nitekim Daire

kararı incelendiğinde başvuruya konu paylaşımın kurum dışına sızması veya

basına yansıması hâlinde doğuracağı sakıncalar çerçevesinde bir değerlendirme

yapıldığı görülmektedir (bkz. § 13). O hâlde mevcut başvuruda başvurucunun iş

akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ilişkin şikâyeti

incelenirken yukarıda belirtilen ilkeler ışığında (bkz. § 34) Dairenin bozma

ilamında yer alan gerekçeler değerlendirilmelidir.

37. Somut olayda başvurucunun ifade özgürlüğü ile

işverene karşı sadakat yükümlülüğü arasında adil bir denge kurulabilmesi için

öncelikle olgusal bir durum ifade eden söz konusu fotoğrafın kim tarafından,

kimlerle ve hangi şartlarda paylaşıldığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu,

işveren Bankada müfettiş olarak görev yapmakta olup başvuruya konu fotoğrafı

sadece aynı Bankada kendisi gibi müfettiş olan belirli sayıda arkadaşının

bulunduğu WhatsApp grubunda paylaşmıştır. Üstelik başvurucunun iddiasına

göre grup üyelerinden biri de başvurucu hakkında soruşturma açmaya yetkili

kişilerden olan teftiş kurulu başkan yardımcısıdır. Bu çerçevede söz konusu

paylaşımın kişilerin güvendikleri insanlarla kurdukları kapalı bir grupta

yapıldığı anlaşılmakta olup başvurucunun söz konusu paylaşımı yapmakta kötü

niyetinin bulunduğunu veya işverene zarar verme amacının bulunduğunu söylemek

mümkün görünmemektedir.

38. Eldeki başvuruda değerlendirilmesi gereken bir diğer

husus ise başvurucunun söz konusu paylaşımının işveren üzerindeki etkileridir.

Daire kararında başvurucunun söz konusu paylaşımın, yapıldığı ortamın kendine

has özellikleri veya daha geniş bir ifadeyle başvuruya konu fotoğrafın

paylaşılma şartlarının olayın bütünselliği içinde yeri değerlendirilmeksizin

fotoğrafın kurum dışına sızması hâlinde "genel müdürünün görevden

alındığı izlenimini verecek" bir etkisinin olduğu ve bunun ekonomik

sakıncalara yol açabileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte

Dairenin böyle bir sonuca varması, ancak başvurucunun söz konusu fotoğraf

paylaşımına onun verdiği anlamın ötesinde anlamlar yüklemesi ile mümkün

olmuştur. Başvurucunun kullandığı ifadelere onun verdiği anlamın ötesinde bir

anlam yüklenmemelidir (benzer değerlendirmeler içeren birçok karar arasından

bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 72;

Tansel Çölaşan, § 69; Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, §

50). Somut olayda ise kişilerin aynı Bankada ve aynı görevde bulunan ve

birbirleriyle belirli derecede güven ilişkisi içinde olan çalışma

arkadaşlarının kurdukları çeşitli iletişim gruplarında kullandıkları ifade

yöntemlerine aşırı bir anlam yüklenmiştir. Söz konusu paylaşımın üçüncü

kişilerle paylaşılmaması, kurum dışına çıkartılmaması ve herhangi bir tehlikeliliğinin

ortaya çıkmaması karşısında derece mahkemelerinin başvuruya konu paylaşımın

kurum dışına sızması hâlinde büyük zararlar doğacağı varsayımlarının kabul

edilmesi için daha fazla olgusal veriye ve değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

39. Böylelikle somut olayda Daire; başvurucunun

ifadelerinin işverenine karşı sadakat yükümlülüğüne hangi yönlerden aykırılık

oluşturduğu ve söz konusu son derece ağır tedbire zorunlu ve en son çare olarak

(bkz. § 32) başvurulup başvurulmadığı hususlarında yukarıda yapılan açıklamalar

çerçevesinde yeterli bir değerlendirme yapmaksızın başvurucunun iş akdinin

feshinin geçerli bir nedene dayandığına karar vermiş, başvurucunun ifade

özgürlüğü ile işverene karşı sadakat yükümlülüğü arasında bir denge kurmaya

çalışmamıştır. Bu sebeple Dairenin başvurucunun iş akdinin feshinin geçerli bir

nedene dayandığına ilişkin ileri sürdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade

özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli olarak kabul

edilemez.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

41. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

tazminat talep etme hakkını saklı tuttuğunu ifade etmiştir.

43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

44. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

45. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

46. İncelenen başvuruda, başvurucunun bir fotoğraf

paylaşımı nedeniyle iş akdinin feshi işleminin geçersizliği talebinin

reddedilmesine ilişkin Daire kararının gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı,

bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

47. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak amacıyla Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesini

sağlamak üzere Ankara 1. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesini sağlamak üzere Ankara 1.

İş Mahkemesine (E.2015/868, K.2015/802) GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Volkan ÇAKIR Vekili : Av. Murat ÇEKİÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/35488, 7 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/35488
Tarih
7 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • Mustafa İleri Başvurusu (B. No: 2019/3949)
  • Ahmet Kaval Başvurusu (B. No: 2018/5066)
  • Şadiye Dilan Doğan Başvurusu (B. No: 2016/9604)
  • Cafer Sezgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/20720)
  • Nermin Balkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34588)
  • Fatih Aydın Başvurusu (B. No: 2018/18936)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.