İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin Güngör Başvurusu (B. No: 2018/26782)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda kamu görevlilerinin

Başvuru No2018/26782Tarih5 Ekim 2022Okuma20 dk · 4.096 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yasin Güngör Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2022
Başvuru Numarası
2018/26782
R.G. Tarih ve Sayı
20/12/2022 - 32049
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.096 kelime·20 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda kamu görevlilerinin

darp, tehdit ve hakaretine maruz kalma nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

23/1/2014 tarihli hükmü uyarınca, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

6 yıl 3 ay hapis cezası ile tecziye edilmiştir. Başvurucu anılan cezanın infazı

için hükümlü sıfatıyla Elâzığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda (Kurum) bulunduğu dönemde Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı

4/5/2018 tarihli dilekçeyle Kurum personelinin şiddet uyguladığını ileri

sürmüştür. Başvurucu, dilekçesinde özetle 2/5/2018 günü saat 19.00 sıralarında

koridordan ses gelmesi üzerine bulunduğu odanın kapısına yanaştığını, görevli

memurların saldırısı sırasında çıkan sesleri işittiğini, acil butonuna

bastığını, gözlem penceresinden kendisine bakan ve hakaret eden memurlara

durumu öğrenmek istediğini söylediğini, akabinde tek başına kalmakta olduğu

odasının kapısının açıldığını ve odasına çok sayıda (ondan fazla) Kurum

personeli girdiğini ve hiçbir şey sormadan, söylemeden kendisine şiddet

uyguladığını, bilincini kaybettiğini, yere düşmesine rağmen dakikalarca şiddete

maruz kaldığını, küfredildiğini, tehditte bulunulduğunu, birçok yerinden

yaralandığını, hayati bölgelerine de darbe aldığını, Kurum bünyesinde can

güvenliğinin olmadığını, alenen işkence edildiğini belirterek Kurum personeli

hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

9. 9/5/2018 tarihli görüşme esnasında başvurucunun eşi,

iddiaya göre başvurucunun yüzündeki darbe izlerinden durumu fark etmiş ve

sadece kendi imzasını taşıyan -başvurucunun 4/5/2018 tarihli dilekçesiyle koşut

ifadeler içeren- 10/5/2018 tarihli belgeyi düzenlemiştir.

10. Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla

ilgili olarak soruşturma başlatılmıştır.

11. Elâzığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabiplik

Birimi tarafından başvurucunun 2/5/2018 tarihinde saat 21.05 sıralarında

yapılan muayenesi sonucu düzenlenen genel adli muayene formunun lezyon

bulguları kısmında; sağ frontalde (baş ön kısım) 2x2 cm hiperemi

(dokunun normalden fazla kanlanması) ve ekimoz (travmaya bağlı olarak

kılcal damar hasarı ile kanın cilt altına sızması), sağ orbita lateralde

(gözü çevreleyen yapı) 2x3 cm'lik ekimoz, alında 2x1 cm'lik hiperemi, sol el 5.

parmak üst yüzeyde 0,5 cm'lik üç dermal abrazyon (sıyrık), sağ pazu

kemiği kısmının arka tarafında 3x5 cm'lik hiperemi, sağ ön kolun fleksör

(içe bükülmeyi sağlayan kaslar) kısmında 3x5 cm'lik hiperemi, sağ kulak

arkasında 1x0,5 cm'lik yumuşak doku ödemi, sağ diz ön tarafta 3x5 cm'lik

hiperemi, sağ ayak bileğinin iç tarafında 0,5x1 cm'lik hiperemi, sol dirseğin

ön tarafında 1x1 cm'lik hiperemi, sol pazu kemiğinin ön kısmında 3x4 cm'lik

hiperemi bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca formda beyin tomografisinin normal

olduğu belirtilen başvurucunun solunumunun, genel durumunun ve bilincinin iyi

olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak formda, başvurucuda tespit edilen

bulguların başvurucunun yaşamını tehlikeye sokmadığı ve basit tıbbi müdahale

ile giderilebilecek nitelikte olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir.

Anılan sağlık kurumu bünyesinde, olaya dâhil olan beş Kurum personelinin de

aynı tarihte ve saatte muayenesi yapılmış; beş personelin özetle el ve

parmaklarında sıyrık, özellikle boyun kısmında kanlanma, ayrıca bir personelin

de sol göz kapağında sıyrık tespit edilmiştir.

12. Kurumun 2. müdürü, olaya karışan yedi personelin

ifadesini almıştır. İfadelerin birbiriyle örtüştüğü gözlemlenmiştir. Buna göre

ifadelerde özetle 2/5/2018 tarihinde sayım için mahpus R.T.nin odasına

girildiğinde R.T.nin hareket ve tavırlarıyla Kurum personeline zorluk

çıkardığı, tehditler savurarak hakaret ettiği, bağırarak komşu odalardaki

hükümlüleri galeyana getirmeye çalıştığı, slogan atmalarını teşvik ettiği, ülke

ve devlet makamları aleyhine aşağılayıcı ifadeler kullandığı, hakarette

bulunduğu, küfrettiği, bunun üzerine R.T.nin tedbir amacıyla gözlem altına

alınmak istendiği, R.T.nin buna direndiği, bu sırada işkence yapıldığı

düşüncesiyle başvurucu ve diğer bir mahpus Y.A.nın odalarında gürültü çıkardığı

ve slogan attığı, bu mahpuslara işkence yapılmadığı, R.T.nin tedbir amacıyla

gözlem altına alınacağı anlatılmasına karşın mahpusların eylemlerine devam

ettiği, akabinde Kurumun asayiş ve güvenliğinin sağlanması, diğer mahpusların

da etkilenmemesi adına diğer iki hükümlünün de gözlem altına alınmasına karar

verildiği, başvurucunun odasına girildiğinde zarar verecek şekilde yüzüstü

kendisini yere attığı, kafasını ve vücudunu odanın çeşitli yerlerine vurduğu

hatta Kurum personeline tekme savurduğu, personelin boğazını sıktığı,

başvurucuya sadece gözlem altına alınması için temas edildiği, mahpusların

kamera kaydı alınan kısımlarda bilerek aksadığı, gözlem odasında kendi

aralarında "Yapmamız gerekeni biliyoruz, acı çekiyor görüntüsü verelim,

mutlaka doktor raporu alalım." şeklinde konuştukları, söz ve

eylemlerinin tahrik etmeye, Kurumun asayişini bozmaya yönelik olduğu

belirtilmiştir.

13. Başsavcılık, güvenlik kamerası kayıtları üzerinde

bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Çözümleyici bilirkişi tarafından düzenlenen

3/6/2018 tarihli bilirkişi raporunda, görüntülerin incelenmesi neticesinde

infaz koruma memurları arasında koğuşundan çıkarılan başvurucunun koridordan

geçirilerek müşahede odasına götürüldüğünün, bu sırada başvurucunun birkaç kere

kendisini yere attığının, yürümek istemeyip direndiğinin, infaz koruma

memurlarının başvurucuya yönelik bir fiziksel müdahalesinin bulunmadığının

gözlemlendiği ifade edilmiştir. Ayrıca raporda kameralarda ses kayıt özelliği

bulunmadığı için konuşmaların tespit edilemediği belirtilmiştir.

14. Başvurucu; diğer iki mahpusla birlikte haklarında yürütülen

disiplin sürecinde alınan ifadesinde neden fiziki müdahaleye maruz kaldığını

hâlen anlamadığını, slogan attığını ancak bunun siyasi bir duruş olduğunu,

attığı sloganın "Kahrolsun işkence." şeklinde olduğunu,

sürekli sözlü ve fiziki müdahaleye maruz kaldığını, can güvenliğinin olmadığını

ifade belirtmiştir.

15. Başsavcılık 6/6/2018 tarihinde, başvurucunun

iddialarının soyut olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

01/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda

hükümlünün infaz koruma

memurlarıarasındakoğuşundançıkarılarakkoridordangeçirilerekmüşahadeodasına

götürüldüğü, bu sırada hükümlünün birkaç yerde kendini yere attığı, yürümek

istemediği, direndiği tespit edildiği, mevcut görüntülerde infaz koruma

memurlarınca hükümlüye yönelik darp, cebir ve fiziksel şiddet eylemlerinin

olmadığı anlaşılmakla;

Şikayetçinin başvurusu üzerine girişilen

tahkikat sonucunda, toplanan delil, bilgi ve belgelerden müştekinin soyut

iddiası dışında delil elde edilemediğinden;

Elazığ 2 Nolu yüksek güvenlikli Ceza

İnfaz Kurumu görevlileri hakkında yüklenen suçtan KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER

OLMADIĞINA..."

16. Başvurucunun itirazı Elâzığ 2. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından 2/10/2018 tarihinde reddedilmiştir.

17. Başvurucu ayrıca 4/5/2018 tarihli dilekçesinde yer

alan iddialara koşut iddialarla 14/5/2018 tarihinde Başsavcılık nezdinde suç

duyurusunda bulunmuş ise de Başsavcılık, mükerrer kayıt olduğu, aynı konuya

ilişkin kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, yeni bir delil ileri

sürülmediği gerekçesiyle 6/6/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiş; karara yönelik itiraz Elâzığ 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2/7/2018

tarihinde reddedilmiştir.

18. Başvurucu 9/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Ayrıca başvurucunun Bakanlık görüşüne karşı beyanında

sunduğu belgelerden anlaşıldığı kadarıyla başvurucu görevi yaptırmamak için

direnme ve hakaret suçları isnadıyla yapılan ve Kurum personelinin müşteki

konumunda olduğu ceza yargılamasında olaya karışan diğer iki mahpusla birlikte

beraat etmiştir. Elâzığ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/2/2019 tarihli beraat

kararının gerekçesinde "mahkeme heyeti tarafından izlenen kamera

kayıtlarından başvurucunun koğuştan alınıp götürülmesi esnasında memurlara

karşı direnme göstermediğinin anlaşıldığı, kameralar ses kaydı yapmadığı için

başvurucunun görevlilere sövmediği yönündeki beyanının aksinin kanıtlanamadığı

ayrıca başvurucunun koğuş içinde slogan atıp atmadığı veya kapıyı tekmeleyip

tekmelediği anlaşılamamakta ise de slogan ve tekmeleme eyleminin varlığı kabul

edilse dahi bunların suç teşkil etmediği" ifade edilmiştir. Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede söz konusu hükme

yönelik itiraz/temyiz başvurusu tespit edilememiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. Ergin Doğru, B. No:

2018/18520, 10/2/2021, §§ 24-28.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 5/10/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar

verilmesi gerekir.

B. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; hiçbir gerekçe olmadan Kurum personeli

tarafından kendisine fiziksel güç uygulandığını, olaya ilişkin ceza

soruşturmasının objektif olmadığını, olayın tüm koşullarıyla aydınlatılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde öncelikle somut sürece dair

ayrıntılı açıklamalar yapılmış, yerleşik içtihatlara yer verilmiştir. Görüşte

devamla Başsavcılık makamının değerlendirmesinden ayrılmayı gerektiren bir

durum olmadığı, olayı aydınlatmak adına tüm delillerin toplandığı,

soruşturmanın eksiksiz tamamlandığı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

C. Değerlendirme

25. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

26. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, ...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmış ise de

esas olarak Kurum personeli tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü

fiziksel müdahaleden ve müdahaleye ilişkin soruşturma sürecinden şikâyet ettiği

için inceleme bir bütün olarak işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında ele

alınmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucu, her ne kadar kötü muamele şikâyetlerine

yönelik incelemenin yapıldığı 6/6/2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı

kararının kesinleşmesini beklemeden bireysel başvuruda bulunmuşsa da başvuruyu

takiben -itiraz üzerine- kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiği

anlaşıldığından kabul edilebilirlik bakımından başvuru yollarının tüketilmesi

bağlamında bir eksikliğin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Başvuru formu ile

eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

29. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

30. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

31. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için

soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu

kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

32. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83).

33. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin

sorumluluk ve kontrolüne tabidir. Özgürlüklerinden yoksun olan bu kişilerin

kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmeleri durumunda vücutlarında bir

yaralanma tespit edilmişse söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda

makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir. Özellikle iddiaların

doktor raporlarıyla desteklendiği hâllerde kötü muamele yasağının ihlali

bakımından açık sorunlar ortaya çıkabilir (Serdar Avci, B. No:

2015/19474, 9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No:

2013/8137, 20/4/2016, § 95; S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§

89-91).

34. Anayasa'nın 17. maddesi ceza infaz kurumunda

güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı

durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü

muamele olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya

tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu

neviden fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

35. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

36. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır

(Tahir Canan, § 25).

37. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği

soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir

ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı;

soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine

tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması

gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

38. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma

hakkı veya tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

39. Başvurucu; tek kişilik koğuşta bulunmakta iken komşu

koğuşlarda meydana gelen arbede/gürültü nedeniyle ne olduğunu anlamak için

kapıya yaklaştığını, kendi koğuşuna gelen Kurum personelinin gerekçesiz olarak

şiddet kullandığını, kendisini darbettiğini, vücudunun çeşitli bölgelerinde

yaralanmalar olduğunu, diğer odalarda bulunan iki mahpusla birlikte gözlem

altına alındığını, haksız yere kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüştür.

40. Somut sürece ilişkin olarak başvuru dosyası

içeriğinde sunulan ve UYAP kayıtlarından elde edilen verilere bakıldığında

2/5/2018 tarihinde R.T. adlı mahpusun odasında sayım esnasında yaşanan

arbedenin (slogan atma vb. etkilerle) başvurucunun da kaldığı tek kişilik odaya

sirayet ettiği görülmüştür. Kamera kayıtlarına ve diğer verilere göre

başvurucunun da aralarında olduğu üç mahpus, çıkan olaylar nedeniyle ayrı bir

odaya alınmıştır. Mahpusların odasında kamera bulunmaması ve başvurucunun tek

kişilik odada kalması nedeniyle, fiziki müdahaleyi yaptığı ileri sürülen Kurum

personelini ve başvurucunun beyanı/iddiası dışında tek kişilik odada

gerçekleşen olayların (darp ve/veya kendini bilerek yere atma/zarar verme)

nasıl cereyan ettiğini belirleyici nitelikte başkaca bir kanıt/veri

bulunmamaktadır. Bununla birlikte koridordaki kameraların kaydından koridorda

mahpuslara fiziki müdahalede bulunulmadığı, mahpusların da -ceza mahkemesi

kararının gerekçesinden (bkz. § 19) görüldüğü kadarıyla- koridorda herhangi bir

taşkınlık göstermediği anlaşılmıştır. Ayrıca Elâzığ 1. Asliye Ceza Mahkemesi

Heyetinin izlediği görüntülerde başvurucunun kordiorda herhangi bir direnişinin

olmadığı tespit edilirken Başsavcılığın görüntü kayıtları üzerinde yaptırdığı

incelemede başvurucunun kendisini yere attığı yönünde çıkarımda bulunulması ve

bu suretle oluşan çelişki dikkati çekse de gerek soruşturma sürecinde

düzenlenen bilirkişi raporu gerekse Elâzığ 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararının

gerekçesi, başvurucu ile Kurum personeli arasında koridor boyunca fiziksel bir

müdahalenin/saldırının yaşanmadığını ortaya koymaktadır.

41. "Genel İlkeler" kısmında da

vurgulandığı üzere mahpuslar, kurum yönetiminin sorumluluk ve kontrolündedir.

Kontrol altındaki bu kişilerin vücutlarında bir yaralanma tespit edilmişse ve

kötü muamele iddiaları da varsa yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda makul bir

açıklama getirme yükümlülüğü idari ve yargısal kurumlarıyla devlete aittir.

Yaralanmanın doktor raporuyla sabit olduğu hâller, kötü muamele yasağının ihlali

bakımından ciddisorunlar ortaya çıkarmaya muktedir durumlardır. Somut olayda

başvurucunun olayın hemen akabinde sağlık kurumunda yapılan tıbbi muayenesinde

özetle baş kısmında kanlanma, ekimoz, göz çevresinde ekimoz, el, kol ve bacak

kısımlarında kanlanma/sıyrık, sağ kulağında ödem tespit edilmiştir. Ayrıca

olaya dâhil olan beş personelin yapılan tıbbi muayenesinde el ve parmaklarda,

boyun bölgesinde sıyrık ve kanlanma tespit edilmiştir. Bu raporların aksini

kanıtlayan, yaralanma olmadığını ifade eden başkaca bir tıbbi rapor

bulunmamaktadır. Söz konusu veriler, başvurucu ile Kurum personeli arasında

fiziksel bir çatışma yaşandığı hususunda güçlü ve ikna edici unsurlardır.

42. Bu bağlamda koridor boyunca fiziksel müdahalede

bulunulmadığının açık olması ve olayın hemen akabinde başvurucunun göz çevresi

ile baş kısmı başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde

ekimozların/kanlanmanın varlığının hekim tarafından tespit edilmesi, buna

mukabil Kurum personelinin el ve kollarında sıyrıklar tespit edilmesi dikkate

alındığında başvurucunun tek başına kalmakta olduğu koğuşta kendisini yere

atması ile açıklanamayacak olan fiziksel bir müdahalenin/arbedenin

gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Zira -göz çevresindeki ekimoz başta

olmak üzere- eldeki bilgi ve belgelerin aksi yorumda bulunmaya imkân tanımadığı

açıkça ortadadır.

43. İdari ve yargısal makamlar, söz konusu fiziksel

müdahaleye ve başvurucunun vücudunda oluşan yaralanmalara ilişkin olarak olayın

tarafı konumunda olan Kurum personelinin başvurucunun kendisini yere attığı

yönündeki soyut beyanı dışında makul bir açıklamada/değerlendirmede bulunmamış;

direndiği ileri sürülen başvurucunun fiillerini tam olarak ortaya koyamamış;

Kurum personelinin fiziksel müdahalesinin söz konusu olmadığını ifade etmiştir.

Bu perspektiften zor kullanmanın gerekliliği ve orantılılığı konusunda bir

tespitte bulunmak mümkün değildir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi eldeki

veriler ışığında kötü muamele yasağının ihlali için aranan asgari ağırlık

eşiğinin aşıldığı kanaatine ulaşmıştır. Başvurucunun yaralanmasının niteliği ve

olayıçevreleyen koşullar dikkate alındığında eylemin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele olarak tanımlanması mümkündür.

44. Anayasa Mahkemesi, insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaştığından, bir

başka deyişle başvurucunun Kurum personeli tarafından hukuka aykırı olarak ve

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir iddiasının bulunduğu kanaatine ulaşıldığından yukarıda

anılan ilkeler çerçevesinde sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlamaya elverişli ve etkili resmî bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

45. Sürece bir bütün olarak bakıldığında ilk dikkati

çeken husus, fiziksel müdahaleyi gerçekleştirdiği ileri sürülen personelin

Başsavcılık makamı tarafından ifadesinin alınmamış olmasıdır. Kurum

personelinin ifadesi, gerçekleştiği ileri sürülen kötü muamelenin meydana

geldiği Kurumun ikinci müdürü tarafından alınmıştır. Soruşturma makamlarının

bağımsızlığından bahsedilebilmesi için kamu görevlilerinine ilişkin

soruşturmaların olaya karışmış, sorumluluğu bulunma ihtimali olan kişilerden

bağımsız şekilde yürütülmesi gerekir. Başvurucunun kurum yönetimine ilişkin

olarak kötü muamelenin sistematik ve bilinçli gerçekleştirildiği yönündeki

iddiaları da gözönüne alındığında bu durum soruşturmanın ciddiyeti üzerinde

haklı bir şüphe uyandırmaktadır.

46. Diğer taraftan Elâzığ 1. Asliye Ceza Mahkemesi

Heyetinin izlediği (bkz. § 19) görüntülerde başvurucunun koridorda herhangi bir

direnişinin olmadığı tespit edilirken Başsavcılığın görüntü kayıtları üzerinde

yaptırdığı bilirkişi incelemesinde başvurucunun kendisini yere atarak direndiği

yönünde çıkarımda bulunulması suretiyle oluşan çelişki dikkate değerdir. Her ne

kadar direnme olmadığı yönünde tespitin yapıldığı ceza yargılaması, kötü

muamele iddiasına dair soruşturmanın sona ermesinden sonra karara bağlanmış ise

de aynı görüntülerin incelenmesi sonucu çelişki oluşturacak şekilde tespitte

bulunulmasının soruşturma makamlarının göstermesi gereken özen yönünden olumsuz

bir izlenim oluşturduğu kanaatine ulaşılmıştır.

47. Son olarak -maddi boyuta ilişkin değerlendirmede

üzerinde durulan- eldeki açık ve ikna edici unsurların varlığına karşın

fiziksel müdahaleye/arbedeye, başvurucunun vücudunda oluşan yaralanmalara,

direnme fiiline ilişkin makul bir açıklamada/değerlendirmede bulunulmadan

fiziksel müdahalenin hiç olmadığı gerekçesi temelinde şüpheliler hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmesi etkili soruşturma yükümlülüğüne,

başka deyişle maddi gerçeğin ortaya çıkarılması gerekliliğine dair ilkelerle

bağdaşmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve

usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Basri BAĞCI insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği görüşüne katılmamıştır.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

50. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden soruşturma

yapılmasına karar verilmesi ile 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştirAnayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

53. Başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. İhlalin Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

54. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeni

soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma

yapılarak Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Elâzığ

Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No: 2018/10011) gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

55. Öte yandan somut olayda ihlalin bütün sonuçlarıyla

ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 67.500 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu maddi zarar ile ihlal arasındaki

illiyet konusunda herhangi belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekir.

57. Kendisini vekille temsil ettiren başvurucuya 9.900 TL

vekâlet ücretinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının; maddi boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE Basri

BAĞCI'nın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE

OYBİRLİĞİYLE,

D. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 67.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE

F. 9.900 TL vekâlet ücretinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 5/10/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Başvurucu ceza infaz kurumu infaz görevlileri tarafından

odasına girilmek suretiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını iddia ederek

yakınmada bulunmasına rağmen ilgililer hakkında yürütülen soruşturma,

kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı ile sonuçlanmıştır.

Ceza soruşturması sürecinde başvurucunun etkili eyleme

maruz kaldığını teyit eden adli raporu düzenlendiği halde olaya karıştığı iddia

edilen infaz koruma görevlilerinin beyanları Cumhuriyet savcısı yerine kurum

ikinci müdürü tarafından alınmıştır.

Bu husus tek başına soruşturmanın etkin, bağımsız ve

tarafsız merciler eliyle yürütülmediğinin bir göstergesi olup insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamelede bulunma yasağının usul boyutunun ihlali

mahiyetindedir.

Olayın maddi boyutuna ilişkin olarak çoğunluk tarafından

ihlal sonucuna ulaşılması ise hukuki olarak bazı sakıncalar ihtiva etmektedir.

Öncelikle somut olay özelinde, yeterli bir tahkikat

işleminin yapılmadığını kabul edip ardından da maddi boyuttan ihlal kararı

verilmesi, soruşturmada olayın şüphelisi konumunda olan kişilerin bu suçu

işlediklerinin peşinen kabulü anlamına da geleceğinden bu kişilerin masumiyetleri

açısından ayrı bir sorun oluşturacaktır.

Diğer taraftan maddi boyuttan verilecek ihlal kararı

olayın başvurucu tarafından aktarılan versiyonuna üstünlük tanınması gibi bir

anlama gelecek olup, olayda karşı anlatımı destekleyen somut verilerin de göz

ardı edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Somut olayda diğer bir mahkûmun başlattığı slogan atma

eylemine karışan başvurucuya başlangıçta bir müdahale yapıldığında tereddüt

bulunmamaktadır. Müdahale ederken oda içerisinde neler yaşandığı, ortamda

kamera bulunmaması nedeniyle, ihtilaflı olmakla birlikte başvurucunun adli tıp

raporunda tanımlanan yaralanmaları dikkate alındığında kendisine fiziksel bir

gücün uygulandığı aşikardır.

Diğer taraftan olaya karışan infaz koruma memurlarının da

yaralandığı dikkate alındığında karşılıklı bir mücadelenin varlığı ihtimali

ağırlık kazanmaktadır. Usul açısından verilecek ihlal kararını takiben tarafsız

ve bağımsız soruşturma mercilerince yapılacak bir soruşturmada müdahalenin

orantılı olup olmadığı değerlendirilecektir.

Bununla birlikte kameraların aktif olduğu koridorda

başvurucunun yürümek istemeyip kendisini yere attığı ve bu durumun birkaç kez

tekrarlandığı yönündeki bilirkişi tespiti ise olayın gerçekleşme şartlarına

ilişkin şüpheli anlatımlarının da temelden yoksun olmadığını ortaya

koymaktadır.

Bu nedenlerle maddi boyuttan ihlal verilmesini

gerektirecek verilerin tartışmalı olduğunu değerlendirdiğimizden, ihlal

kararına sadece usul ciheti itibariyle iştirak edilmiştir.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Kenan YAŞAR Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Yasin GÜNGÖR Vekili : Av. Yunus MURATAKAN Üye Basri BAĞCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/26782, 5 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Olmadığına..."
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Adli Yardım
  15. B. Başvurucunun
  16. C. Değerlendirme
  17. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  18. B. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal
  19. C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. D. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  21. G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Karşıoy
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/26782
Tarih
5 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Burhan Gülseven Başvurusu (B. No: 2019/41753)
  • Süleyman Altıntaş Başvurusu (B. No: 2019/16367)
  • Cumali Öner Başvurusu (B. No: 2020/21936)
  • Tevfik Bozdoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/8156)
  • Gamze Aslan Başvurusu (B. No: 2019/34428)
  • Mehmet Fatih Bulucu Başvurusu (B. No: 2019/26274)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.