İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin Palut Başvurusu (B. No: 2022/15459)

1. Başvuru; beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle…

Başvuru No2022/15459Tarih10 Aralık 2025Okuma18 dk · 3.536 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yasin Palut Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2025
Başvuru Numarası
2022/15459
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.536 kelime·18 dk okuma·5 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.

2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki mahrem hizmetler yapılanmasında yer alan ve İstanbul genelinde kullanılan kontörlü sabit hatlardan bağlı bulundukları sivil imamlarla iletişim sağladıkları tespit edilen başvurucunun da aralarında bulunduğu üsteğmen olarak görev yapan asker kişiler hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır.

3. Soruşturma kapsamında daha önceden tespit edilen sabit telefon numaralarına ilişkin HTS kayıtları temin edilmiştir. Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından söz konusu HTS kayıtları doğrultusunda 11/12/2018 tarihli analiz raporu düzenlenmiştir. Analiz raporunda başvurucunun;

- Birinci grup ardışık olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yapmakta olan B.Y., A.Y., M.K., H.İ.A. ile aynı tarihte 0 saniye ardışık olarak arandığı,

- İkinci ve üçüncü grup ardışıkta Kara Kuvvetleri Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yapmakta olan M.K. ve H.İ.A. ile aynı tarihte 0 saniye ardışık olarak arandığı,

- İstanbul'da bulunan dokuz farklı sabit numarayla 0 ve 64 saniye arasında değişen sürelerde görüşme gerçekleştirdiği,

- Görüşme yaptığı B.Y., A.Y., M.K. ve H.İ.A. hakkında FETÖ/PDY üyesi oldukları şüphesiyle soruşturmaların bulunduğu belirtilmiştir.

4. Soruşturmada ayrıca etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan A.Y.nin; Kara Harp Okulu sınavı öncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evde kaldığına, 2010 yılı okul döneminde katıldığı örgüt sohbetlerinde B.Y. ve başvurucu ile tanıştığına, 2014 yılına kadar sohbetlerin devam ettiğine, mezun olduktan sonraki bir yıllık süreçte de Ahmet kod isimli kişinin yönlendirmesi üzerine B.Y. ve başvurucuyla ev tuttuklarına dair beyanları dosyaya gönderilmiştir. İfadesine başvurulan B.Y. ise İstanbul'daki okul döneminde Yahya kod isimli A.Y. ile aynı evde bulunduklarını, okul öncesindeki dönemde başvurucu ve A.Y. ile birlikte aynı sohbet grubuna katıldıklarını beyan etmiştir.

5. Başvurucu soruşturma kapsamındaki ifadesinde; 0537...499 numaralı telefonu kendisinin kullandığını, aramaların yapıldığı zaman diliminde derste olduğunu, ardışık aramalarda geçen kişileri tanımadığını ve örgütle hiçbir bağlantısının bulunmadığını beyan etmiştir. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 17/12/2018 tarihinde tutuklanmıştır.

6. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 25/3/2019 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucunun 2012-2014 yılları içinde İstanbul genelinde bulunan dokuz farklı sabit telefon numarasından on bir defa arandığı, aynı sabit telefon numaralarından farklı tarih ve saatlerde binbaşı veya yüzbaşı rütbesindeki birçok kişinin de arandığı, bu aramaların mahrem yapılanma içinde bulunan sivil kişiler tarafından örgütsel amaçla yapıldığı, başvurucunun örgütün sivil mahrem imamlarıyla buluşarak görüştüğü ve örgütsel toplantılara katıldığı belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

7. İddianamenin kabulüyle açılan dava İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 4/4/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında diğerlerinin yanı sıra başvurucuya ait GSM hattı ile ardışık arama kayıtlarına ilişkin sabit telefonlara ait HTS kayıtlarının istenmesine ve yine ardışık arama kayıtlarında adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesine karar verilmiştir.

8. Yargılama dört celsede tamamlanmıştır. Birinci celse öncesinde ardışık arama kayıtlarında geçen kişilere ait kovuşturma dosyalarının örnekleri Mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece bu kişilerin tanık olarak dinlenmesine yönelik işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucuyla birlikte ardışık olarak aranan H.İ.A.nın kendisi hakkında yürütülen kovuşturma dosyasındaki beyanında ardışık aramayla ilgili yapılan görüşmeleri kabul ettiği görülmektedir. Başvurucu, iddianamenin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle ilk celsede savunmasını yapmayacağını beyan etmiştir. Mahkeme, diğer sanıkların savunmalarının alınmasıyla birlikte HTS kayıtlarının beklenilmesi ve B.Y.nin tanık olarak dinlenmesine yönelik işlem yapılması amacıyla celseyi ertelemiştir.

9. İkinci celse savunmasını yapan başvurucu 2014-2015 yılları arasında Tuzla Piyade Okulunda eğitim gördüğünü, ailesinin ev telefonu olmadığından ailesiyle irtibatını ankesörlü telefondan kurduğunu, B.Y. ve A.Y.yi dönem arkadaşları olması nedeniyle tanıdığını, tanık beyanlarının çeliştiğini ve sabit numaradan çevresindeki kişilerle görüşmüş olabileceğini beyan etmiştir. Mahkeme, HTS kayıtlarının akıbetinin araştırılması ve tanıklar A.Y. ile B.Y.nin dinlenmesi amacıyla celseyi ertelemiştir.

10. Üçüncü celse öncesinde başvurucuya ait HTS kayıtları ile istinabe mahkemesi tarafından tanık A.Y.ye ulaşılamaması nedeniyle istinabe evrakının iade edildiğine ilişkin yazı cevabı dosyaya gönderilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan 9/10/2019 tarihli esas hakkında mütalaada başvurucunun örgütün mahrem yapılanması tarafından ardışık olarak arandığı belirtilerek terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.

Başvurucunun da hazır bulunduğu üçüncü celsede tanık B.Y. dinlenmiştir.

B.Y. ifadesinde başvurucunun askerî okuldan dönem arkadaşı olduğunu, 2012 yılında A.Y.nin de katıldığı örgütsel toplantılara gittiğini, sonrasında Eyüp isimli kişinin başvurucuyu kendileriyle tanıştırdığını, başvurucunun bir iki defa toplantılara geldiğini, 2014 yılında Tuzla Piyade Okuluna başladıklarında örgütün baskısıyla üçünün birlikte ev kiraladıklarını ancak bu evde kalmadıklarını, burada kendileriyle Mazlum veya Mahsun kod isimli kişinin ilgilendiğini beyan etmiştir.

Başvurucunun bu dönemde iki veya üç defa toplantılara katıldığını beyan eden tanık B.Y. toplantılarda ara sıra örgüt liderinin videolarının da izlendiğini belirtmiştir. Başvurucu, ardışık aramaya ilişkin kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını ve A.Y.nin tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ise de Mahkeme kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

11. Mahkemece dördüncü celsede başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucunun kullandığı 0537...499 numaralı cep telefonunun askerî yapılanma içindeki mahrem imamlar tarafından örgütsel gizlilik prensibi doğrultusunda üç defa ardışık olarak farklı sabit numaralardan arandığı, başvurucuyu ardışık olarak arayan bu numaraların başvurucuyla birlikte asker kişiler B.Y., A.Y., M.K. ve H.İ.A.yı da ardışık olarak aradığı ve yine başvurucunun dört farklı sabit numaradan toplamda beş defa ardışık olmayacak şekilde arandığı hususlarına dayanılmıştır.

Gerekçeli kararda huzurda dinlenen tanık B.Y.nin 2012-2014 yılları arasında başvurucuyla birlikte örgütsel toplantılara katıldıklarına dair beyanlarına yer veren Mahkeme, HTS kayıtları ve tanık beyanları çerçevesinde başvurucunun askerî yapılanma içinde kod ismi kullanan mahrem imamlar tarafından ardışık olarak arandığını ve yapılan aramaların başvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığını gösterdiğini kabul etmiştir.

Son olarak başvurucuyla birlikte ardışık olarak aranan H.İ.A.nın kendisi hakkında yürütülen kovuşturma dosyasındaki beyanlarında ardışık aranma olgusunu kabul ettiği de vurgulanmıştır.

12. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra ardışık arama kayıtlarına ilişkin verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini, HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, soruşturma beyanları hükme esas alınan tanık A.Y.nin Mahkemece dinlenmediğini ve örgüt üyeliğinin yasal unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf kanun yolu başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) 24/12/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir.

13. Başvurucu, İstinaf Dairesinin kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş; temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra kararın savunmalara yer vermediğini ve gerekçesiz olduğunu, ardışık arama kayıtlarına ilişkin verilerin hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerektiğini, ardışık arama kayıtlarının tek başına yeterli olmayacağını ve HTS kayıtları yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını 29/9/2021 tarihinde onamıştır.

14. Başvurucu, nihai kararı 5/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 4/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

16. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, soruşturma aşamasında ifade vermiş olan ve beyanları mahkûmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanık A.Y.nin duruşmada dinlenmemesi ve tanık beyanının güvenilirliğinin test edilememesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak olan incelemede ilk olarak kabul edilebilirlik şartlarının incelenmesinin gerektiği, adil yargılanma hakkının bireylere dava sonucunda verilen kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verdiği ve mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlarda değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunulmasının arandığı belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

19. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

20. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir.

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır.

Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56. Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46. AZ. M. [2. B.], B.

No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67. Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76. Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42. Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

21. Tanık sorgulama hakkına ilişkin testin birinci aşaması kapsamında tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği esasen -anayasal düzeyde bir ilke olan- hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur.

Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir.

Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir (Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, §§ 43-46).

22. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir.

Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk, § 45).

23. Nitekim 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53).

Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/9 MD.213, K.2021/118.

Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).

24. Somut olayda Mahkemenin başvurucu hakkında vermiş olduğu mahkûmiyet kararında dayandığı deliller; başvurucunun cep telefonunun askerî yapılanma içerisindeki mahrem imamlar tarafından örgütsel gizlilik prensibi doğrultusunda sabit numaralardan ardışık olarak arandığını gösteren HTS analiz raporu, başvurucunun sorgulama olanağı bulduğu tanık B.Y.nin 2012-2014 yılları arasında başvurucuyla birlikte örgütsel toplantılara katıldığına ilişkin beyanları ile başvurucuyla birlikte ardışık olarak aranan tanık H.İ.A.nın ardışık aranma olgusunu kabule yönelik kendisi hakkında yürütülen soruşturma dosyasında vermiş olduğu ifadesidir (bkz. § 11 ).

25. Başvuru konusu olayda incelenmesi gereken ilk sorun beyanı delil olarak kabul edilen tanık A.Y.nin duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. Mahkeme, soruşturma aşamasında dosyaya giren tanık A.Y.nin beyanını yargılamanın birinci celsesinde başvurucu ve müdafiine okumuştur.

Diğer taraftan ikinci celsede A.Y.nin istinabe mahkemesi tarafından dinlenmesine yönelik işlem yapılmasına karar verilmiş ise de istinabe talebi tanığın adresi itibarıyla farklı yargı yerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yerine getirilmemiştir. Mahkeme, bu aşamada tanığın bizzat duruşmada hazır edilerek dinlenilmesi yönünde bir değerlendirme de yapmamıştır.

Buna göre tanık A.Y.nin savunmanın da hazır bulunduğu bir celsede dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayandığını söylemek mümkün görünmemektedir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

26. Duruşmada sorgulanmayan tanıkların ifadelerinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanıkların ifadelerinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

27. Mahkeme; başvurucunun mahkûmiyetine karar verirken ardışık arama kayıtlarına, huzurda dinlenen B.Y.nin anlatımlarına ve H.İ.A.nın kendisi hakkında yürütülen soruşturma dosyasında vermiş olduğu beyanlarına dayanmıştır. Bu hüküm, Ceza Dairesi tarafından başvurucuya isnat edilen eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu belirtilmek suretiyle onanmıştır. Dayanılan delillerle ilgili yapılacak olan değerlendirmede başvurucunun bireysel başvuru formunda yüz yüzelik ilkesine aykırı olarak sorgulayamadığından şikâyetçi olduğu tek tanığın A.Y. olduğu gözden kaçırılmamalıdır (bkz. § 17).

28. Anayasa Mahkemesi Murat Albayrak ([GK], B. No: 2020/16168, 8/3/2023) kararında, örgüt tarafından kamuya açık ve birbirinden bağımsız olan market, büfe, kırtasiye, iddia bayisi, lokanta gibi işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit (kontörlü/voip) hatlar ile Türk Telekoma ait ankesörlü telefon hatları üzerinden iletişim kurma yönteminin benimsendiğini kabul etmiştir (Murat Albayrak, §§ 18-20).

Anılan kararda örgüt hiyerarşisinde mahrem sorumlu konumunda bulunan kişilerin örgütsel faaliyetleri yönünden kendilerine bağlı bulunan diğer örgüt mensuplarıyla bu yöntemle iletişim kurmadan önce ilgililerin telefon numaralarını gizlemek ve yakalanmaları durumunda bu kişilerin deşifre olmasını engellemek amacıyla farklı yöntemlerle kaydettikleri, söz konusu hatlarla bu kişileri ardışık, periyodik ya da tekil olarak adlandırılan yöntemlere uygun şekilde aradıkları belirtilmiştir (Murat Albayrak, §§ 23-27).

29. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararı incelendiğinde Mahkemenin başvurucunun İstanbul'da askerî personel olarak görevli olduğu dönem içinde bu ilde bulunan ankesörlü/kontörlü sabit hatlar üzerinden örgütün kullandığı iletişim yöntemlerine uygun olarak -ardışık ve tekil- aranmasını örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak değerlendirdiği görülmüştür.

Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken anılan yapılanmanın iletişim yönteminde tedbir adı altında uyguladığı kurallara dair Türkiye genelindeki adli işlemler sonucunda elde edilen delilleri dikkate almak suretiyle söz konusu hatlar ile başvurucuya ait GSM hattına ilişkin HTS kayıtlarının karşılaştırmalı analizi üzerine hazırlanan analiz raporuna dayanmıştır.

Diğer yandan başvurucunun sorgulama olanağı bulduğu tanık B.Y.nin 2012-2014 yılları arasında başvurucuyla birlikte örgütsel toplantılara katıldığına ilişkin beyanları ile başvurucuyla birlikte ardışık olarak aranan tanık H.İ.A.nın ardışık aranma olgusunu kabule yönelik ifadesine vurgu yapılmıştır. Buna karşın gerekçeli kararda A.Y.nin, başvurucuyla birlikte 2014 yılına kadar sohbet toplantılarına katıldığına ilişkin beyanlarına yer verilmediği görülmektedir.

Bu noktada huzurda dinlenen tanık B.Y.nin beyanlarının başvurucunun tanık sorgulama hakkına yönelik şikâyette bulunduğu A.Y.nin beyanlarıyla aynı doğrultuda olduğunun da altı çizilmelidir. Sonuç olarak duruşmada sorgulanamayan tanık A.Y.nin beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren tek veya belirleyici nitelikte delil olduğunun kabulü mümkün görünmemektedir.

30. Başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık A.Y.nin beyanının tek veya belirleyici delil olarak mahkûmiyette kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkıyla ilgili uygulanan testin üçüncü aşamasıyla ilgili bir inceleme yapılmamıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu; istinaf incelemesinde temyiz incelemesinden farklı olarak maddi ve hukuki yönden değerlendirme yapılabilmesine rağmen İstinaf Dairesinin ileri sürülen hususlara ilişkin ayrıca ve açıkça değerlendirmede bulunmaması ve temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü hususlar değerlendirilmeden kanun yolu başvurusunun reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde, yapılacak olan incelemede ilk olarak kabul edilebilirlik şartlarının incelenmesinin gerektiği ve başvurucunun kararın gerekçesiz olması gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlarda değerlendirmeye alınmamış; eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

34. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

35. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz.

Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir.

Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39. Caner Kandırmaz [2.

B.], B. No: 2013/3672, 30/12/2014, §§ 27-32).

36. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevi uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak yargı mercilerinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemekten ibarettir. Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerinin açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece gerekçelerini denetleme gibi bir görevi olmadığı gibi söz konusu kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek de Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Halit Kabadağ [1. B.], B. No: 2019/3589, 23/11/2021, § 30).

37. İncelenen olayda Mahkeme, başvurucu hakkında vermiş olduğu mahkûmiyet kararının gerekçesinde başvurucunun cep telefonunun askerî yapılanma içerisindeki mahrem imamlar tarafından örgütsel gizlilik prensibi doğrultusunda sabit numaralardan ardışık olarak arandığına ilişkin analiz raporu, huzurda dinlenen tanık B.Y.nin başvurucuyla birlikte örgütsel toplantılara katıldıklarına dair beyanları ile H.İ.A.nın ardışık aranma olgusunu kabule yönelik ifadesine dayanmıştır (bkz. § 11).

Başvurucu ise sabit numaralardan yapılan aramaların ailesiyle yapmış olduğu görüşmeler olduğunu ve aramaların örgütsel bağlantısının bulunmadığını ileri sürmüştür (bkz. § 9). Mahkemece, başvurucunun ayrı ve açık yanıt verilmesi gereken bu iddiası hakkında ardışık aramaya ilişkin HTS kayıtları doğrultusunda düzenlenen analiz raporu dışında tanık B.Y. ve H.İ.A.nın beyanları gözetilerek bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği görülmektedir.

Bu doğrultuda yapılan değerlendirme neticesinde sonuca etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalar tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu anlaşılmıştır.

38. Diğer taraftan başvurucu istinaf ve temyiz kanun yolu aşamalarında ileri sürmüş olduğu iddialar hakkında değerlendirmede bulunulmadığından da şikâyet etmektedir. Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması hâlinde kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi -kural olarak- gerekçeli karar hakkına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmez.

Bununla birlikte kanun yolu incelemesinde ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların itiraz veya temyiz mercilerince cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olabilir.

Başvurucunun yargılama aşamasında ileri sürdüğü sabit numaradan yapılan ardışık aramaların delil niteliğine, tanık beyanlarına ve suçun unsurlarına yönelik savunmaları dışında kanun yolu aşamasında yeni bir iddia ortaya ileri sürmediği de dikkate alındığında kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda değerlendirme konusu hüküm ve gerekçenin uygun bulunduğu gözetilerek gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

40. Başvurucunun;

i. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,

ii. İnternet trafik verilerinin mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulması ve yargı makamına gönderilmesi nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ertan Erçıktı (3) ([1. B.], B. No: 2018/14040, 30/6/2021) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,

iii. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Adnan Şen ([GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021, §§ 13-25, 116) ve Yahya Turgut ([GK], B. No: 2021/43694, 9/10/2024, § 58) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

iv. Yargılama ve kanun yolu incelemesi yapan makamların doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmamaları nedeniyle kanuni hâkim güvencesinin ve bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133) ile Hüseyin Talaz ([1. B.], B. No: 2017/26769, 15/12/2020, §§ 78-81) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

v. Delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Hüseyin ERAL Başvurucu : Yasin PALUT Vekili : Av. Özge KARTAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2022/15459, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  6. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  7. C. Diğer İhlal İddiaları
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2022/15459
Tarih
10 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • P.ş. Başvurusu (B. No: 2022/24797)
  • Yunus Emre Vatankulu Başvurusu (B. No: 2023/22631)
  • Abdullah Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/3908)
  • Orhan Çınar Başvurusu (B. No: 2021/12256)
  • Şahin Ağtürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2022/391)
  • Şeyda Erol ve Şeyda Sumru Erol Başvurusu (B. No: 2022/36692)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.