İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeki Demir Başvurusu (B. No: 2015/16719)

1. Başvuru, terör suçundan mahkûm olarak ceza infaz

Başvuru No2015/16719Tarih2 Aralık 2020Okuma14 dk · 2.890 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zeki Demir Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2015/16719
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.890 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör suçundan mahkûm olarak ceza infaz

kurumunda bulunan hükümlünün bireysel başvuru yapması için avukatına posta

yoluyla göndermek istediği belgelerin gönderilmesinin engellenmesinin bireysel

başvuru hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde terör suçundan hükümlü

olarak Ankara 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz

Kurumu) bulunmaktadır.

10. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer

hükümlülerle birlikte hazırladığı, bir mizah dergisi olduğunu ileri sürdüğü ve

"Vız Gelir" ismini verdikleri derginin 172. sayısını posta ile

dışarıda bulunan bir şahsa göndermek istemiş fakat Ceza İnfaz Kurumunun

kararıyla anılan dokümanın bir kısmı sakıncalı bulunarak derginin gönderilmesi

engellenmiştir. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunun anılan kararına karşı yaptığı

itiraz da reddedilerek 7/7/2015 tarihinde karar kesinleşmiştir.

11. Başvurucu, bunun üzerine yaşadığını ileri sürdüğü

ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı ihlalleri nedeniyle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yapılması amacıyla hazırladığı dilekçe ve eklerini

posta yoluyla avukatına gönderilmek üzere 26/8/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu

idaresine teslim etmiştir.

12. Ceza İnfaz Kurumu idaresi 26131 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük'ün (Tüzük) 84. maddesi uyarınca savunma amacıyla avukata gönderilen

mektubun denetime tabi olmadığından bahisle söz konusu mektubu incelenmesi için

Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) göndermiştir.

13. İnfaz Hâkimliği başvurucunun avukatına göndermek

istediği zarfın içinde, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru formunun ve bazı

belgelerin bulunduğunu tespit etmiştir. İnfaz Hâkimliği söz konusu ek

belgelerin başvuru formunda belirtilen delillere ilişkin olduğunu belirttikten

sonra başvuru formu ve eklerinin alıcısına gönderilmesi talebinin kabulüne

karar vermiştir.

14. Ankara Batı Cumhuriyet savcısı 3/9/2015 tarihinde

İnfaz Hâkimliği kararına karşı itirazda bulunmuş, başvurucunun talebinin

reddini istemiştir. Cumhuriyet savcısının itirazını değerlendiren Ankara Batı

2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), Cumhuriyet savcısının itirazının kabulüne ve

İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılmasına 11/9/2015 tarihinde karar

vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Hükümlünün göndermek istediği mektubun

savunma amaçlı olmadığı, içeriğinde birçok örgüt üyesinin ve silahlı

unsurlarının çizimlerinin bulunduğu, Devlete ve yargı organlarına karşı yapılan

saldırıların meşru gösterilmeye çalışıldığı, asıl amacın savunma yapmaktan

ziyade bu çizimlerin çeşitli dergilerde yayımlanması olduğu, bu yolla silahlı

terör örgütünün propagandasının yapıldığı, Devleti tahrik amaçlı kullanacağı,

çizimlerin bu haliyle gönderilmesinin kurum içinde diğer mahkumlara da emsal

teşkil edeceği gibi dergi haline getirilmek üzere hazırlandığı anlaşılan bu

çizimlerin, örgütsel bağları kuvvetlendireceği, cezanın infaz amacıyla ters düşeceği,

idari otoritenin zayıflamasına yol açacağı ve cezaevi güvenliğini tehlikeye

düşüreceği anlaşıldığından, Ankara Batı İnfaz Hakimliği'nin 02/09/2015 tarih,

2015/3992 Esas 2015/3940 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığından,

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne karar vermek

gerekmiştir."

15. Mahkeme kararı başvurucuya 26/9/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 21/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk metinleri için

bkz. Candaş Kat, B. No: 2015/18467, 19/11/2019, §§ 17-22.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

18. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Bireysel

Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmak için hazırladığı dilekçeyi ve ekindeki belgeleri avukatına göndermek

istediğini ancak Mahkemece keyfî bir şekilde belgelerin gönderilmemesine karar

verildiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca yaşadığı hak ihlalinin ortadan

kaldırılması için hazırladığı belgelerin kurum güvenliğini ne şekilde tehlikeye

düşürdüğünün ya da belgelerde ne şekilde terör örgütünün propagandasının

yapıldığının Mahkemece ortaya konulmadığını ifade etmiştir. Son olarak

başvurucu, savunma hakkı kapsamında avukatına gönderdiği belgeler içinde derece

mahkemelerinin kararlarının da bulunduğunu, bunların dahi gönderilmediğini

iddia etmiş ve tüm bu nedenlerle adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetinin Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması için avukatına göndermiş olduğu

bireysel başvuru formuna ekli karikatürlerin sakıncalı bulunarak gönderilmemesi

ve bu nedenle bireysel başvuruda bulunamaması olduğu, anılan şikâyetin ise

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bakanlık bu tespit sonrasında başvurucunun bireysel başvuru formu ve eklerini

Anayasa Mahkemesine değil avukat olduğu iddia edilen bir kişiye gönderdiğini,

gönderilmek istenen kişi ile arasında müvekkil-vekil ilişkisi olduğunun belli

olmadığını ifade etmiştir.

22. Bundan başka Bakanlık; belgelerin gönderildiği

kişinin avukat olması her belgenin incelenmeksizin gönderilebileceği anlamına

gelmediğini, aksinin kabulü durumunda ilgili mevzuatlara göre gönderilmemesi

gereken bilgi, belge ya da talimatların bu yolla dışarı çıkarılmasına imkân

sağlanacağını savunmuştur. Bakanlığa göre başvurucu, sakıncalı görülen

karikatürlerin dışarı çıkartılmaması şeklindeki uygulamaya karşı doğrudan

kendisi de bireysel başvuruda bulunabilir. Bakanlık ayrıca böyle bir başvuruda

Anayasa Mahkemesinin karikatürler de dâhil olmak üzere ceza infaz kurumlarından

ilgili her tür belgeleri temin edebileceğini ve inceleyebileceğini belirtmiştir.

Tüm bu açıklamalar sonrasında Bakanlık somut olayda mahkemeye erişim hakkını

ihlal edecek bir uygulama yapılmadığını, mahkeme kararındaki tespit ve

sonuçların anayasal hak ve özgürlükleri ihlal eder mahiyette olmadığını, bu

nedenlerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olduğunu ifade etmiştir.

23. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

belgeleri gönderdiği kişi ve kendisi hakkındaki Bakanlık açıklamalarının

Anayasa Mahkemesini yönlendirmeyi amaçladığını oysaki somut olaydaki meselenin

karikatürlerinin gönderilmemesi sonrasında bireysel başvuru yapması amacıyla

avukatına gönderdiği bilgi ve belgelerin ulaştırılmaması olduğunu belirtmiştir.

Başvurucu ayrıca yargı birimlerine ulaşabilmesinin açıkça engellendiğini ifade

etmiş ve temel haklarına yönelik keyfî bir müdahale yapıldığını ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu bağlamda başvurucunun iddiası bireysel başvuru hakkı kapsamında

incelenmelidir (benzer bir değerlendirme için bkz. Candaş Kat, § 27).

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) veya

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

26. Anayasa’nın 148. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

27. Sözleşme'nin 13. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve

özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası

için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci

önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme'nin 13. maddesinde hüküm altına alınan

etkili başvuru hakkına göre taraf devletler, ulusal hukuklarında Sözleşme’nin

tanıdığı hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğinin ileri sürülebileceği başvuru

yolları ihdas etmekle yükümlüdür. Anayasa'nın 148. maddesinde düzenlenen

bireysel başvuru hakkına göre ise herkes, Anayasa'da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Bu

düzenlemeler dikkate alındığında Anayasa'nın 148. maddesinde düzenlenen

bireysel başvuruda bulunma hakkının Sözleşme'nin 13. maddesinde öngörülmüş

olmakla ortak koruma alanı kapsamı içinde kaldığının kabul edilmesi gerekir

(benzer değerlendirmeler için bkz. Candaş Kat, §§ 30-32).

29. Bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetin -doğası gereği- ilk defa Anayasa Mahkemesince incelenmesi

gerektiğinden bu hakkın ihlaline neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da

ihmal için başvuru yollarının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmediğinden bahsedilemez (Ruhi Abat, B. No: 2014/4724, 7/3/2019, §

46).

30. Açıklanan gerekçelerle açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmadığı anlaşılan bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Hükümlü ve

Tutukluların Mektup Alma ve Göndermelerine İlişkin İlkeler

31. Anayasa Mahkemesi, Ahmet Temiz (B. No:

2013/1822, 20/5/2015) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer vermiştir. Buna göre

demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru

amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,

sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü

sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen

gösterilmelidir (Ahmet Temiz, §§ 58-68).

32. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine

yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve

tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya da

mektubun bir kısmında yer alan ifadelerin 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinde yer

verilen sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun

ilgili kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi

gerekmektedir (Süleyman Araç (2), B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §

37).

33. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz

kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en

önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak ceza infaz

kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde

mahpuslara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Musa

Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).

ii. Anayasa

Mahkemesine Bireysel Başvuruda Bulunma Hakkına İlişkin İlkeler

34. Bireysel başvuru, kamu gücü kullanan otoritelerin

işlem ve eylemleri sonucu bazı anayasal hakları ihlal edilenler tarafından

gerekli olağan hukuk yolları tüketildikten sonra ihlalin tespiti ve giderilmesi

amacıyla Anayasa Mahkemesine başvuru imkânı tanıyan anayasal bir haktır.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun anayasal hak ve özgürlüklerin

kapsamını belirlemenin, yeknesak bir hak ve özgürlükler hukukunun tüm ülkeye egemen

olmasını sağlamanın yanı sıra bireysel mağduriyetleri giderme işlevi de

bulunmaktadır (Ruhi Abat, § 48; Candaş Kat, § 38).

35. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı ve

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

59. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun başvuruda ileri

sürdüğü hak ihlali iddialarını temellendirecek belgelerin onaylı örneklerini

Anayasa Mahkemesine sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (benzer yöndeki Anayasa

Mahkemesi kararları için bkz. S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;

Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20). Başvurucunun

başvuruya dayanak belgeleri herhangi bir nedenle sunamaması hâlinde bunun

gerekçesini belirtmesi, varsa buna ilişkin bilgi ve belgeleri başvuru formuna

eklemesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun gerekçelerini haklı bulması

hâlinde ve gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri resen toplama (ilgili

kurum ve kuruluşlardan isteme) yetkisi de bulunmaktadır. Ancak anılan yetkinin

varlığı, ilgili kurum ve kuruluşların ilgililere söz konusu bilgi ve belgeleri

vermemesine gerekçe yapılamaz (Ruhi Abat, § 49; Candaş Kat, §

39).

36. Bireysel başvuru, hak ve özgürlüklerin korunmasının

en önemli araçlarından biridir. Bu nedenle idari ve yargısal kuruluşlar, temel

hak veya özgürlüklerinin ihlal edildiğini düşünen kişilerin bu yola

başvurmalarını engelleyici veya zorlaştırıcı tutum ve davranışlardan kaçınmakla

yükümlüdür. Öte yandan bu negatif yükümlülüğün yanında somut olayın

koşullarının gerektirmesi hâlinde kamu otoritelerinin bireylerin bu haktan

yararlanmalarını kolaylaştırma pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. İdari ve

yargısal otoritelerin aldıkları idari veya fiilî tedbirlerle kişilerin bireysel

başvuru yapmalarını engellemesi ya da zorlaştırması bu hakkın ihlaline yol

açabileceği gibi engelleyici veya zorlaştırıcı bir tutum sergilemeseler bile

somut olayın koşulları çerçevesinde kolaylaştırıcı tedbirler almalarının

kendilerinden beklenmesinin makul görüldüğü hâllerde kamu otoritelerinin

hareketsiz kalması dahi bu hakkın zedelenmesi sonucunu doğurabilir (Ruhi

Abat, § 50; Candaş Kat, § 40).

37. Özellikle idarenin fiilî kontrolü altında bulunan ve

bu nedenle diğer insanlar kadar serbest hareket etme imkânına sahip bulunmayan,

nispeten kırılgan konumdaki kişilerin idarenin kolaylaştırıcı rolüne daha fazla

muhtaç oldukları gözönünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla bu kişilerin anayasal

haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunabilmeleri

hususunda destek sağlayacak kişi veya materyallere erişimlerinin tamamen

engellenmesi bireysel başvuru hakkının ihlaline neden olabilir. Bu engelleme

ilgili mevzuatın yetersizliğinden kaynaklanabileceği gibi somut olay kapsamında

yetkili makamların keyfî tutumlarına bağlı olarak da gerçekleşebilir (Ruhi

Abat, § 51; Candaş Kat, §§ 41).

38. Bunun yanında bireysel başvuru sisteminin etkili

işlemesi bakımından başvurucuların şikâyetlerini geri çekmesi veya değiştirmesi

için yetkililerin hiçbir baskısına maruz kalmamaları da son derece önemlidir.

Baskı kavramı sadece doğrudan baskı ve açık yıldırma hareketlerini değil aynı

zamanda kişileri başvuru yapmaktan vazgeçirmek veya kişilerin cesaretini kırmak

amacıyla yapılan diğer dolaylı eylem veya temasları da kapsar (Ruhi Abat,

§ 52; Candaş Kat, § 42).

iii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Bireysel başvuruda bulunması amacıyla avukatına bazı

belgeler gönderdiğini iddia eden başvurucunun gönderdiği belgelerin gerçekten

bireysel başvuruda bulunulması amacına yönelik olup olmadığının yetkili

makamlar tarafından değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Yapılan

değerlendirme sonucunda, kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,

görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç

örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret içeren bir

niteliğe sahip olduğu tespit edilen belgelerin hükümlü tarafından gönderilmek

istenmesi durumunda bu talep kabul edilmeyecektir.

40. Somut olayda Mahkeme, sadece başvurucunun göndermiş

olduğu bireysel başvuru formuna eklenen çizimlere ilişkin bir değerlendirme

yapmıştır. Söz konusu değerlendirmede Mahkeme; çizimlerde terör örgütünün

silahlı unsurlarına yer verildiğini, çizimlerin içeriğinde devlet kurumlarına

ve güvenlik güçlerine yapılan saldırıların meşru gösterildiğini kabul etmiştir.

Bu değerlendirme sonrasında Mahkeme, söz konusu belgeleri dışarı çıkarmadaki

amacın çizimleri çeşitli dergilerde yayımlamak olduğunu, bu yolla terör

örgütünün propagandasının yapılmak istendiğini, aynı zamanda örgütsel bağların

güçlendirilmesinin de amaçlandığını belirtmiştir. Son olarak Mahkeme, bu yöntem

kullanılarak çizimlerin dışarıya çıkarılması durumunda idari otoritenin bu

çizimlerin dışarı çıkarılmaması noktasında zayıf duruma düşürüleceğini, ayrıca

kurum güvenliğinin de tehlikeye gireceğini ifade etmiştir.

41. Belgeler arasında bulunan çizimlerin anılan

gerekçelerle Ceza İnfaz Kurumu dışına gönderilmemesinin haklı bir uygulama

olduğu açıktır. Bunun yanında Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuruya

ilişkin olduğu iddia edilen bireysel başvuru formu ve diğer belgelerin neden

sakıncalı görüldüğünün ve gerçekten bireysel başvuru hakkının kullanımına

ilişkin olup olmadığının da somut bir biçimde ortaya konulması gerekir. Somut

olayda ise Mahkeme tarafından, Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel

başvuruyla ilgili olduğu belirtilen bireysel başvuru formu ve ekindeki bazı

belgeler ile sakıncalı bulunan çizimler arasında hiçbir ayrım yapılmadığı gibi

ilgili belgelerin başvurucunun iddia ettiği gibi Anayasa Mahkemesine yapılacak

bireysel başvuruyla ilgili olup olmadığı konusunda da bir gerekçeye yer

verilmediği değerlendirilmiştir.

42. Son olarak başvurucunun Anayasa Mahkemesine yapacağı

bireysel başvuruyla ilgili hazırladığı belgeleri avukatına gönderememesi

nedeniyle bireysel başvuruda bulunmasının tamamen imkânsız hâle getirilip

getirilmediği de tartışılmalıdır. Başvurucunun vekil aracılığıyla bireysel

başvuruda bulunması zorunlu olmayıp kendisinin de Ceza İnfaz Kurumu

aracılığıyla doğrudan bireysel başvuruda bulunması mümkündür. Bununla birlikte

özel bir hak arama yolu olan bireysel başvuruda, avukat yardımından

yararlanmanın bireysel başvuru hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi

yönünden son derece önemli olduğu açıktır. Üstelik ceza infaz kurumunda bulunan

başvurucunun idarenin fiilî kontrolü altında olması nedeniyle bireysel başvuru

hakkını etkin kullanabilmesi yönünden sınırlı imkânlara sahip olduğu ve bu

konuda diğer insanlara göre dezavantajlı konumda bulunduğu da dikkate

alınmalıdır. Mahkeme ise somut olayda Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucunun

avukat yardımından yararlanmaksızın bireysel başvuruda bulunmasını beklemeyi

haklı kılacak bir gerekliliğin varlığını ortaya koyamamıştır (benzer bir

değerlendirme için bkz. Candaş Kat, § 42).

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa

Mahkemesine yapacağı bireysel başvuruya ilişkin olarak avukatına göndermek

istediği belgelerin gönderilmemesi nedeniyle bireysel başvuru hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına

ilişkin olarak kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60 kararı.

46. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yapılması

amacıyla avukatına göndermek istediği belgelerin gönderilmesinin mahkeme

kararıyla engellenmesi nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

48. Bununla birlikte başvurucunun bireysel başvuru yapma

imkânının süre koşulunun sağlanmasının imkânsızlığı nedeniyle mümkün olmadığı

anlaşıldığından bireysel başvuru hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır (bkz. §§ 10, 11).

49. Öte yandan eski hâle getirme kuralı

çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 148. maddesinde güvence altına alınan

bireysel başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Batı 2. Ağır

Ceza Mahkemesine (2015/1542 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Zeki DEMİR Vekili : Av. Engin GÖKOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16719, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Adli Yardım
  12. B. Bireysel
  13. B. Bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. C. Anayasa’nın 148. maddesinde güvence altına alınan
  15. E. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16719
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Muğdat Ertürkmen Başvurusu (B. No: 2019/22258)
  • Hüseyin Bozkurt ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2450)
  • Adem Demiral Başvurusu (B. No: 2019/21156)
  • Ahmet Kızıl Başvurusu (B. No: 2019/21120)
  • Mesut Özçelik Başvurusu (B. No: 2019/24197)
  • Merve Betül Dinçsoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/22341)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.