KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 1968/80
- Karar No
- 1969/3
- Karar tarihi
- 7 Ocak 1969
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Esas sayısı:1968/80
Karar Sayısı:1969/3
Karar günü:7/1/1969
Resmi Gazete tarih/sayı:22.8.1969/13282
İtiraz yoluna başvuran : Ağın Asliye Ceza Mahkemesi
İtiraz konusu : 7478 sayılı Köy içme Suları Kanununun 16. maddesinin sun fıkrasındaki (bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı takdirde bozulan kısım yaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köy hududu içinde ise o köye tanzim ettirilir) hükmü, Anayasa'nın 33. maddesine aykırı görülmüş ve iptali istenilmiştir.
I.
OLAY
İçme
suyu borularını tahrip eyleminden haklarında soruşturma yapılan ve Ağın C.
Savcılığınca 22/5/1968 gün 1968/2 sayılı iddianame ile 7478 sayılı Kanunun 16.
maddesine göre cezalandırılmaları istenen 8 sanığın Ağın Asliye Ceza
Mahkemesinin esas 1968/3 sayısında kayıtlı dâvadaki duruşması sırasında C.
Savcısının, suçun faillerinin bilinemediği, olaya sözü geçen maddenin son
fıkrasının uygulanması gerekeceğini, bu fıkranın ise Anayasa'nın 33. maddesine
aykırı, bulunduğunu ileri sürerek bu hususta Anayasa Mahkemesine başvurulmasına
karar verilmesini istemesi üzerine mahkeme sözü geçen 16. maddenin son
fıkrasındaki (bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı
takdirde bozulan kısım yaptırılır ve masraf, bozulan yer hangi köyün hududu
içinde ise o köye tanzim ettirilir) hükmünü Anayasa'nın 33. maddesine aykırı
görmüş ve bu hükmün iptali Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 21/11/1968
gününde karar vermiştir.
IV. 7478 SAYILI KANUNUN 16. MADDESİ HÜKMÜ ŞÖYLEDİR:
"Madde 16- Bir kimse evvelce veya bu kanun hükümlerine göre meydana getirilmiş olan içme su tesislerini her ne suretle olursa olsun tahrip veya imha eder veya bozar yahut bunlara zarar verir yahut tesis edilmiş nizamı bozarsa 3 avdan 2 seneye kadar hapis ve (200) liradan (1500) liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.
Cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti fazla ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yansına kadar arttırır ve eğer hafif ise yansına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
Kıymet tayini için cürüm mevzuu olan şeyin veyahut vaki zararın cürüm içlendiği zamanki kıymeti nazarı dikkate alınır, yoksa failin istihsal eylediği menfaat hesap edilmez.
Eğer fail bu cürümden dolayı mükerrir ise cezayı tenkise mahal yoktur.
Bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı takdirde bozulan kısım yaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köyün hududu içinde ise o köye tazmin ettirilir."
İtirazın konusu, bu maddenin son fıkrası hükmüdür.
IV-
MAHKEMENİN GEREKÇESİNE DAYANAK YAPTIĞI ANAYASA HÜKMÜ
"Madde 33- Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı ve fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarım suçlandırma sonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeğe zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası konulamaz."
V-
İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi gereğince 7/1/1969 gününde yapılan ilk incelemede düzenlenen rapor, mahkemenin 16/12/1968 günlü ve 1968/3 sayılı yazısı ve ekleri Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri gereğince mahkemelerin bir kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı ileri sürmeleri, mahkemede bakılmakta olan bir dâvanın bulunması ve iptali istenen kanun hükmünün o dâvada uygulanması şartlarına bağlıdır.
Olayda, Ağın Asliye Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu bir dâva varsa da iptal istenen 7478 sayılı "Köy İçme Suları Hakkındaki" Kanunun 16. maddesinin son fıkrasındaki (... bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı takdirde bozulan kısım yaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köyün hududu içinde ise o köye tanzim ettirilir.) hükmünün, aşağıda belirtilen nedenlerle bu dâvada uygulanma yeri yoktur.
1-
22/5/1968 günlü ve 1968/2 sayılı iddianamede kimlikleri açıklanan sekiz sanığın
su borularını tahrip eyleminden ötürü haklarında Ağın C. Savcılığınca o yer
Asliye Ceza Mahkemesine dâva açılmış ve iddianamede "su borularının
kırılmasında sanıklardan başka kimsenin dahil olamıyacağı kanısına
varıldığı" belirtilmek suretiyle 7478 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince
cezalandırılmaları istenilmiştir. Görülüyor ki mahkeme kararının gerekçesinde
açıklandığı gibi, C. Savcılığınca kamu dâvası 16. maddenin hukukî nitelik
taşıyan son fıkrası gereğince değil, cezaî nitelik taşıyan öteki fıkraları
uyarınca açılmıştır. Böyle olunca da mahkemenin yapacağı iş, yargılamaya devam
ederek varacağı sonuca göre sanıklar hakkında mahkûmiyet veya beraat kararı
vermekten ibarettir. Oysa mahkeme, 21/11/1968 günlü duruşmada, C. Savcısının,
suçun faillerinin bilinmediği, olaya 16. maddenin son fıkrasının uygulanması
gerektiğim, bu hükmün ise, Anayasa'nın 33. maddesine aykırı olduğunu ileri
sürmesi üzerine, sözü geçen fıkranın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine
başvurmuştur.
2- Konumuzda üzerinde önemle durulacak başka bir husus da, 7478 sayılı Kanunun 16. maddesinin taşıdığı özelliktir. Bu madde, kanunun, yargı ile tek maddesi olup, ilk fıkraları cezaî fıkrası ise, hukukî niteliktedir. Ayrıca tazminata ilişkin bulunan son fıkranın, sadece cezaî hükümleri kapsayan öteki fıkralarla birlikte uygulanması da mümkün değildir. Bunun için de fıkrayı, diğer fıkralarla bağlamak düşünülemez. Bu hükmün uygulanabilmesi, metinde belirtildiği üzere, failin belli olmaması, bozulan kısmın bu işle görevli makam tarafından onarılmasından sonra masrafların ilgili köy tüzel kişiliğine ödettirilmesi için gerekli işlemlerde bulunulması gibi şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
Demek ki Ağın Asliye Ceza Mahkemesi bakmakta olduğu dâva sebebiyle 16. maddenin son fıkrasını uygulayacak durumda değildir; böyle olduğu için de bu fıkra hükmünü "Anayasa'ya uygunluk denetimi" ne getiremez.
Özetlenecek olursa; Ağın Asliye Ceza Mahkemesi, baktığı dâvada uygulama yeri olmayan bir hüküm için Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunmuştur ki buna yetkisi yoktur. İtirazın yetki yönünden reddi gerekir.
VI.
Başkanvekili Lütfi · Ömerbaş Üye İhsan · Keçecioğlu Üye Feyzullah · Uslu Üye Fazlı · Öztan Üye Celalettin · Kuralmen Üye Hakkı · Ketenoğlu Üye Fazlı · Uluocak Üye Sait · Koçak Üye Avni · Givda Üye İhsan · Ecemiş Üye Recai · Seçkin Üye Ahmet · Akar Üye Halit · Zarbun Üye Mustafa · Karaoğlu Üye Muhittin · Gürün
Anayasa Mahkemesi, E. 1968/80, K. 1969/3, 7 Ocak 1969 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası