İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1969/45 K.1970/21

Esas sayısı:1969/45

Esas1969/45Karar1970/21Tarih14 Nisan 1970Okuma20 dk · 4.077 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1969/45
Karar No
1970/21
Karar tarihi
14 Nisan 1970
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.077 kelime·20 dk okuma·11 bölüm

Esas sayısı:1969/45

Karar sayısı:1970/21

Karar günü:14/4/1970

Resmi Gazete tarih/sayı:21.7.1970/13555

İptal dâvasını açan : Birlik Partisi.

İptal dâvasının konusu : 30/4/1969 günlü, 13187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (T.C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesinin "d" fıkrasından sonra bir "e" fıkrası eklenmesi) hakkındaki 15/4/1969 günlü) 1145 sayılı Kanunun Anayasa'nın başlangıç bölümünün dördüncü fıkrasındaki millî mücadele ruhu ve Atatürk devrimlerine bağlılık, 2. maddesindeki "sosyal hukuk devleti" ve 12. maddesindeki eşitlik ilkelerine, 111. maddesine ve Anayasa'nın ruhuna aykırı olduğu ileri sürülmüş; yine Anayasa'nın 149. ve 150. maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.

II.

YASA METİNLERİ

l- İptali istenen kanun :

İptali dâva edilen T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesine (d) fıkrasından sonra bir (e) fıkrası eklenmesi hakkında 15/4/ 1969 günlü, 1145 sayılı Kanunun metni şöyledir :

(Madde l- 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinin (d) fıkrasından sonra aşağıda belirtilen (e) fıkrası eklenmiştir;

(e) Hazarda ve fevkalâde hallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında ve iç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle;

Madde 2- 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesinin a, b, c ve d fıkralarına göre harp malulü statüsünde bulunanların ve şehit yetimlerinin 1485 sayılı Kânun uyarınca almakta oldukları inhisar beyiyeleri üçte birleri 1968 yılında dağıtılan miktarlar üzerinden saklı tutulur.

Bu kanun uyarınca harp malûlü ve şehit yetimi sayılmış bulunanlara 1485 sayılı Kanuna göre ödenecek inhisar bey'iyeleri üçte birleri diğerlerinin saklı tutulan hakları dağıtıldıktan sonra artan miktar üzerinden usulüne göre ödenir.

Ancak, birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra artan miktar Hazineye kalır.

Madde 3- 1485 sayılı Kanunun ve değişikliklerini bu kanuna aykırı hükümleri kaldırılmıştır.

Geçici madde- T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinin (e) fıkrası hükmü bu kanunun yürürlüğe girmesinden evvel aynı sebep ve tesirlerle malul kalan ve şehit olanlar hakkında da uygulanır.

Madde 4- Bu kanun yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.

Madde 5- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.)

2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri ;

Davacının iptal istemine dayanak olarak ileri sürdüğü Anayasa hükümleri aşağıdadır :

Başlangıç/4- "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesinin millî mücadele ruhunun, millet egemenliğinin, Atatürk devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak;)

(Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.)

(Madde 12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)

Madde 111/3- Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlik ile ilgili kararların alınmasında ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcılık etmek üzere, gerekli temel görüşleri Bakanlar Kuruluna bildirir.)

III.

İLK İNCELEME

Anayasa

Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyârınca 7/10/1969 gününde, Lûtfi Ömerbaş, Feyzullah

Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu,

Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Gîvda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai

Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün katılmalariyle yapılan

ilk incelenle toplantısında dâva konusu kanunun 30/4/1969 gününde yayımlandığı;

dâva dilekçesinin Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince 22/7/1965 gününde

kaleme havale edildiği; 22/4/1962 günlü. 44 sayılı Kanunun 26. maddesine göre,

dâvanın bu tarihte açılmış sayılması gerektiği ve süresi içinde olduğu; Birlik

Partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunduğu; partinin,

tüzüğünün 24. maddesine göre en yüksek merkez organı olan 33 kişilik Genel

Yönetim Kurulunun yirmi kişi ile 19/6/1969 gününde yapıldığı toplantıda 1145

sayılı Kanunun İptali için Genel Başkanın Anayasa Mahkemesine iptal davası

açmasına üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verildiği; Genel Başkanın bu

karara dayanarak dâvayı açtığı ve dosyanın eksiği bulunmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 147., 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21., 22., 25. ve 26.

maddelerine uygun bulunduğu anlaşılan dâvanın esasının incelenmesine oybirliği

ile karar verilmiştir.

IV.

ESASIN İNCELENMESİ

Dâvanın esasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun, davacının dayandığı Anayasa hükümleri bunlarla ilgili gerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

l- 1145 sayılı Kanunun 1. maddesi :

Esas

hükümleri yayım tarihi olan 17/6/1949 gününü izleyen aybaşından altı ay sonra

yürürlüğe giren 8/6/1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanununun "harp malullüğü" başlıklı on sekizinci kısmının başında yer

alan ve harp malullüğünü tanımlayarak bunlara ayrıca ödenecek "harp

malullüğü" zammını belirleyen 64. maddesinin 17/6/1949 gününde yayımlanmış

ilk metninde vazife malulü muvazzaf ve yedek subay, gedikli subay, askerî

memur, gedikli erbaş ve erlerle (Gönüllü erler dahil) orduca vazifelendirilen

sivil iştirakçilerin ve erlikten dolayı aylık bağlanan tevdiatçıların harp

malulü sayılabilmeleri için malullüklere hangi durumlarda uğramaları gerektiği

dört fıkrada ve şöylede saptanmıştır :

a) Harpte fiilen ateş altında;

b) Harpte harp bölgelerindeki harp hareket ve hizmetleri sırasında bu hareket ve hizmetlerin sebep ve tesirleriyle;

c) Harpte veya "harbe hazırlık devresinde her nevi düşman silâhlarının tesirleriyle;

ç) Askerî harekâtı gerektiren iç tedip ve hudut hareketleri sırasında bu hareketlerin sebep ve tesirleriyle.

8/3/1954 gününde yayımlanan 2/3/1954 günlü, 6306 sayılı Kanunla bu hükümlere aşağıdaki (d) fıkrası eklenmiş ve yeni hükmün l/l/1950 gününden sonraki olaylara da uygulanması bir geçici madde ile sağlanmıştır.

d) Hazarda ve fevkalâde hallerde emir veya vazife ile uçuş yapan uçucularla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle vazifeli olarak tayyarede bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleri ile ve yine emir ve vazife ile dalış yapan dalgıçlarla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle vazifeli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve tesirleriyle.

Görülüyor ki 5434 sayılı Kanunun ilk çıkışında harp malullüğü, savaşta ve doğrudan doğruya yahut dolaylı olarak savaş yüzünden, bir de etkileri ve muhataraları savaşınkilerden ayrılamıyacak bir dereceyi bulan "askerî harekâtı gerektirir iç tedip ve hudut hareketleri sırasında bu hareketlerin neden ve etkileriyle" uğranılmış malullüklerle sınırlanmış; daha sonra 6306 sayılı Kanun, harp malullüğü kavramanı, uçuşun havadaki ve yerdeki nedenleriyle, denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli neden ve etkileriyle sınırlı olmak üzere hazarda ve fevkalâde hallerde uğranılan bir bölüm malullükleri de kapsamına alarak, biraz daha genişletmiştir.

Dâva ve inceleme konusu hüküm ise bunlara "Hazarda ve fevkalâde hallerde, talim, tatbikat ve manevra sırasında ve "İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle" uğranılmış malullükleri de katarak kavrama adeta sınırsız bir kapsam getirmiş bulunmaktadır.

Savaşın muhataraları ile askerî görev ve hizmetlerin barış zamanı muhataraları ne nitelik ne de nicelik bakımından asla birbirlerinin aynı ye dengi olamaz. Askerlik veya 4/1/1961 günlü, 221 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 2. maddesindeki deyimle harp sanatının öğretim ve eğitim yollan olan talim, tatbikat ve manevralarda karşılaşılan muhataralar genellikle dikkatsizlik, tedbirsizlik, bilgisizlik, ihmal gibi; çoğu "kaza" kavramı içinde toplanabilecek, kaçınılma olanağı ve oranı yüksek bir takım aksaklıkların sonucudur.

Dâva

ve inceleme konusu maddenin harp malullüğü kavramını harp malullüğü ile

ilişkisi bulunmayan bir niteliğe dönüştürdüğü öteki hükmünün kapsamı içinde,

yani "İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğin gerektirdiği askerî görevlerle

özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında"

karşılaşılacak muhataralar içinde söylenebilecek olan budur. Burada ayrıca ordu

pazarları, ordu evleri, dinlenme kampları, askerî taşıtlardan yararlanma gibi

bir takım sosyal hizmetlere ilişkin askerî görevlerin de İç Hizmet Kanunu ve

Yönetmeliğinde yer aldığına; hela bakımının (Yönetmelik : Madde 219),

hayvanlara ilişkin bakım ve hizmetlerin (Yönetmelik : Madde 328 ve sonrası) ve

bunlara benzer başka işlerin de iç Hizmet Kanununa ve Yönetmeliğine göre askerî

görev niteliği taşıdığına işaret etmek yerinde olacaktır.

Savaşta ise her türlü dikkate, tedbire, bilgiye rağmen çok yüksek oranda ölüm ve malullük muhatarası ve bu muhataralardan kaçınılmazlık durumu vardır.

Öte yandan "şehitlik" ve harp malullüğünü de kapsayan "gazi" lik bu ülkenin ve milletin geleneğine, göreneğine ve uzun, şerefli tarihine göre ancak savaşta kazanılabilen; savaş dışındakilerle paylaşılamayan, manevî değeri çok üstün iki kavramdır. Türk Ulusunun haklı olarak büyük önem verdiği ve saygı beslediği bu iki kavram ye unvanın genelleştirilmesine, yaygınlaştırılmasına yol açacak tutumların savaş zamanı savaşa katılanların yürek güçlerini olumsuzca etkileyebileceğine burada işaret etmekte yarar vardır.

Dava ve inceleme konusu hüküm kapsamına girenlerin" rahat bit yaşayışa ve böyle bir yaşayışı sağlayacak yardım ve olanaklara hakları olduğu söz götürmez. Zaten Anayasa'ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir ve bu hakkı sağlamak Devletin ödevleri içindedir. (Madde 48) Ancak bu yardım ve olanakların sağlanabilmesi için bir bölüm görev malullerine harp malulü niteliği tanınmasına ne sebep ne de gerek vardır. Harp malullerine öteden beri bu ülkede haklı olarak görev malullerinin en üstün aşamasında yer verilmiştir ve bu üstünlüklerin korunması, toplumsal nedenler bir yana, hukukça da zorunludur.

1145 sayılı Kanunun harp malulü olmayanların harp malulü sayılmalarını sağlayan 1. maddesi bir bölüm görev malullerini harp malulleri île denek duruma getirmekle harp malulleri aleyhine eşitsizlik yaratmakta ve madde kapsamına girenler bakımından bir çeşit imtiyaz oluşturmaktadır. Aynı madde askerî görev malulleri ile askerî olmıyan, ancak muhtara yönünden bir nitelik taşıyan öteki görev malulleri arasında ayırım yapılması dolayısiyle de aynı sonuçlan doğurur durumdadır, Anayasa'nın 12. maddesi ilkelerine aykırı olan hükmün iptali gerekir.

Feyzullah Uslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş maddenin Anayasaya aykırı olmadığını ileri sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

Celâlettin Kuralmen, Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün 1145 sayılı Kanunun 1. maddesinin yalnız (İç Hizmet Kanunun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkin hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalini bu hükme hasredilmesi gerektiği görüşünü değişik gerekçe ile savunmaklardır.

2- 1145 sayılı Kanunun 2. maddesi :

a) 2. maddenin birinci fıkrası :

Bu fıkra 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinin a, b, c ve d fıkralarına göre harp malulü statüsünde bulunanların ve şehit yetimlerinin 30/5/1929 günlü, 1485 sayılı İnhisar Bey'iyeleri Üçte - Birlerinin Harp Mamullerine ve Şehit Yetimlerine Tahsis ve Tevziine Dair Kanun uyarınca almakta oldukları tekel bey'iyeleri üçtebirlerini 1968 yılında dağıtılan miktarlar üzerinden dondurmaktadır. 1145 sayılı kanun, 1969 yılın Nisan ayında çıkmış ve 1968 yılı miktarlarını saklı tutmuş bulunduğuna göre hüküm Anayasa ilkeleriyle çelişir nitelikte görülmemiştir. Davanın bu hükme yönelen bölümünün reddi gerekir.

b) 2. maddenin ikinci fıkrası :

Bu

fıkra Anayasa'ya aykırı olduğu için iptali öngörülen 1. meddenin harp malulü ve

şehit yetimi saydığı kimselerin 1485 sayılı Kanundan nasıl yaralanacaklarını

düzenlemektedir. 1485 sayılı Kanun inhisar bey'iyeleri üçtebirlerinin harp

malulleri ve şehit yetimlerine tahsis ve tevziini sağlayan yasadır. Hazarda ve fevkâlede

hallerde talini, tatbikat ve manevra sırasında ve İç Hizmet Kanunu ve

Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği

diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve

tesirleriyle" malul olanlar 1145 sayılı Kanununun 1. maddesiyle harp

malulü sayıldıkları içindir ki hükmün tabiî sonucu olarak bunların harp

malullerine ve şehit yetimlerine özgü bir kanundan yararlanmalarını sağlayacak

bir hükme inceleme konusu ikinci fıkra içinde yer verilmiştir. Bir başka

deyimle bu fıkra, 1. madde kapsamına giren ve kaynağını,o maddeden alan bir

ödemeyi düzenlemekledir. 1. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali öngörüldüğüne

göre bu sonuç karşısında artık harp malulü ve şehit yetimi sayılamıyacakların harp

malullerine ve şehit yetimlerine özgü bir kanundan yararlanmaları söz konusu

olamaz ve harp malulü niteliğinde oldukları kabul edilemeyen kimselerin harp

malulleri ile bir tutularak onlara özgü haklarından yararlandırılmaları

Anayasa'ya aykırı düşer. Bu nedenlerle ikinci hükmünün iptal edilmesi

gereklidir.

Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün iptal görüşüne katılmakla birlikte gerekçeye muhalif kalmışlardır.

c) 2. maddenin üçüncü fıkrası :

Yukarıda b bendinde açıklanan nedenlerle ve varılan sonuca göre; Anayasa'ya aykırılığı ve iptali öngörülen 1. madde ve 2. maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren Ödemelere ilişkin olan bu fıkradaki (Birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra) hükmü de tabiatiyle Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptali gerekir.

Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Tay-lan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün iptal görüşüne katılmakla birlikte gerekçeye muhalif kalmışlardır.

3- 1145 sayılı Kanunun 3. maddesi :

Bu madde, 1485 sayılı Kanunun ve değişikliklerinin 1145 sayılı Kanuna aykırı hükümlerini kaldırmaktadır. Maddenin, niteliğine göre, Anayasa'ya aykırı yönü yoktur ve zaten kanunun yürürlüğe girdiği 30/4/1969 gününde hukukî etkisini göstermiş ve tamamlamıştır. Davanın bu maddeye yönelen bölümünün reddi gerekir.

4- 1145 sayılı Kanunun geçici maddesi :

Bu madde, 5434 sayılı Kanunun 64. maddesinin (e) fıkrası yani 1145 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ve iptali öngörülen 1. maddesi ^hükmünün 1145 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce aynı neden ve etkilerle malul kalan ve şehit olanlar hakkında da uygulanmasını sağlamaktadır. 1145 sayılı Kanunun 1. maddesi ile aynı niteliktedir ve aynı nedenlerle Anayasa'ya aykırı olduğu için iptali gerekir.

Feyzullah Uslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş geçici maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığını ileri sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

Celâlettin Kuralmen. Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün, geçici maddenin yalnız gönderme yaptığı 5434 sayılı Kanunun 64. maddesine 1145 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen (e) fıkrasındaki (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askeri görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkin hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalin bu hükme hasredilmesi gerektiği görüşünü savunmuşlardır.

5- 1145 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri :

1145 sayılı Kanunun 4. maddesi kanunun yürürlük gününü düzenlemekte; 5. maddesi ise yürütme görevlisini açıklamaktadır. Bu hükümlerin Anayasa'ya aykırı yönleri olmadığı ortadadır. 1145 sayılı Kanunun tümü iptal edilmediğine göre her iki madde de uygulama olanağını korumakta bulunduğu için 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrasına uyulması da söz konusu olamaz.

V- S

ONUÇ

15/4/1969 günlü, 145 sayılı Kanunun :

1- 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Feyzul-lah Uslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş'in maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve Celâletün Kuralmen, Muhuttin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün 1. maddenin yalnız (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmenliğin gerektirdiği askerî görevlerle, özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkin hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalin bu hükme hasredilmesi gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

2- 2. maddesinin :

a) Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve davanın bu hükme yönelen bölümünün reddine oybirliği ile;

b) İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptalde oybirliği ile; gerekçede Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

c) Üçüncü fıkrasında yer alan (Birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra) hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptalde oybirliği ile, gerekçede Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

3- 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve davanın bu maddeye yönelen bölümünün reddine oybirliği ile;

4- Geçici maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Feyzullah Uslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş'in maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve Celâlettin Kuralmen, Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün geçici maddenin yalnız göndermede bulunduğu 5434 sayılı Kanunun 64. maddesine 1145 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen e fıkrasındaki (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkin hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalin bu hükme hasredilmesi gerektiği yolundaki karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

14/4/1970 gününde Anayasa'nın 147., 149., 150, ve 152. maddeleri uyarınca karar verildi.

Başkanvekili

Lütfü Ömerbaş

Üye

Salim Başol

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Boyacıoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celalettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

l-

Dâva konusu 1145 sayılı Kanunun l inci maddesinin, 5434 sayılı T. C. Emekli

Sandığı Kanununun harp malûllerine ilişkin 64. maddesine (hazarda ve fevkalâde

hallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında ve içhizmet Kanununun ve

Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği

diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirlerile)

uğranılan malûllükleri de katan hükmü; kısaca, bu hükümle bir kısım vazife

malûlleri de harp malûlü sayılmak ve onlarla denk duruma getirilmek suretiyle,

üstün durumlarının korunması gereken harp malûlleri aleyhine bir eşitsizlik

yaratıldığı gibi askerî görev malulleri ile öteki görev malulleri arasında

ayırım yapıldığı için, Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle

iptal edilmiştir.

Halbuki

iptal edilen hüküm bir sosyal yardım hükmünden ibaret olup, harp malullüğü,

gazilik veya şehitlik gibi durumların manevî değerlerine ilişen bir yönü

olmadığı gibi harb malûllerinin maddî haklarına dokunan bir hüküm de değildir,

Harbi, sulhu, hazarı seferi, askerî görev malullüklerini ve çeşitlerini ve

bunların maddî ve manevî haklarım Anayasa tarif ve tespit etmiş olmadığından bu

yönlere ilişkin bir düzenlemede Anayasa'ya aykırılık söz konusu olamaz. Askerî

hizmet hazan ve seferi ile birlikte bir kül teşkil eder. Çağımızda, çoğu zaman,

harp ve sefer halini sulh ve hazar halinden kesin olarak ayırmak imkânı da

kalmamıştır, iptal gerekçesinde de, dâva konusu hükmün kapsamına girenlerin

dahi rahat bir yaşayışa ve bunu sağlayacak yardım ve imkânlara haklarının

olduğu, Anayasa'ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğu ve bu

hakları sağlamak Devletin görevi olduğu açıkça belirtilmiştir ki bu hüküm de

işte bu yönü, Devletin imkânın müsaadesine binaen, daha uygun bir ölçüde

gerçekleştirmek amacını gütmektedir ve harp malullerinin haklarına dokunan bir

yönü yoktur. Kaldı ki aynı kanunun 2. maddesindeki (bu kanun uyarınca harp

malulü ve şehit yetimi sayılmış bulunanlara, 1485 sayılı Kanuna göre ödenecek

inhisar beyiyeleri üçtebirleri diğerlerinin saklı tutulan haklan dağıtılıktan sonra

artan miktar üzerinden usulüne göre ödenir) hükmüne göre harp malullerine bu

kanunla harp malulü sayılmış olanlara nazaran, bir öncelik ve üstünlük de

tanınmış bulunmaktadır. Bu hakların ayrı veya aynı kanunla düzenlenmiş olması

da bir Anayasa konusu olamaz. İptal kararında ileri sürülen, dava konusu

hükümle, askerî görev malulleri ile öteki görev malulleri arasında Anayasa'nın

12. maddesine aykırı düşen bir ayırım yapıldığı yolundaki gerekçeye gelince :

Bu konuda şu yönü hemen belirtmek gerekir ki iptal edilen hüküm askerî görev

malullerine ilişkin olup bunların dışında kalanlara dokunan bir yönü yoktur.

Kanun koyucu askerî olmayan görev malullerinin durumuna bu hükümle ele alınmış

değildir ve sivil görev malulleri ile askerî görev malullerinin durumlarının

birlikte düzenlenmemiş olmasında da Anayasa'ya bir aykırılık düşünülemez. Kaldı

ki askerî hizmet ve görevlerin şartları ile öteki hizmet ve görevlerinin

şartlan arasında fark bulunduğu da inkâr edilemez. İnceleme konusu hükmünde

sayılan ve askerî hizmetin gereği olan geniş ve çeşitli görevler içinden en

önemsiz ve basitini ele alarak salim ve adil bir sonuca varmak mümkün olamaz.

Bu görevlerin çoğu yalnız askerî nitelikte olduğu gibi hazarda dahi harp

halinde farklı değildir. Hizmet ve görevlerin niteliği yanında bunların yerine

getiriliş koşullarını ve askeri disiplinin önemini de gözönünde tutmak gerekir.

Askerî görevlerin muhataraları ve bunlardan korunma imkânları başka görevlerle

eşit tutulamaz. Askerî görev yapan kişi kendini muhataraya maruz bırakıp

bırakmamakta ve korunmakta, başka görevlerdeki ölçüde bir idare ve harek serbestisine

sahip olduğu kabul edilemez. Bu sebeplerle de askerî görev malûllerinin

durumunun öteki görev malullerinden ayrı ve bir ölçüde de farklı olarak

düzenlenmiş olması Anayasa'ya aykırı düşmez.

2- Dava konusu kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası kanunun 1. maddesile harp malulü ve şehit yetimi sayılmış olanlara 1485 sayılı Kanuna göre ödenecek inhisar bey'iyelerinin ödeme şeklini düzenleyen bir hükümdür. 1. madde iptal edilmiş bulunduğuna göre artık bu fıkraya dayanarak bir ödeme yapılması söz konusu olmıyacağından, fıkranın Anayasa'ya aykırı bir ödemeyi öngördüğü ve bu sebeple de Anayasa'ya aykırı bulunduğu ileri sürülerek değil, uygulama olanağı kalmadığından dolayı 44 sayılı kanunun 28. maddesine göre iptali gerekir.

3- Dava konusu kanunun 2. maddesinin üçüncü fıkrasındaki (birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra) hükmü de, 1. maddenin iptali sebebiyle .artık böyle bir ödeme yapılamıyacağına göre, uygulama olanağı kalmadığından dolayı 44 sayılı Kanunun 28. maddesine göre iptali gerekir.

4- Kanunun 1. maddesi hükmünün, kanun yürürlüğe girmezden önce, aynı sebep ve tesirlerle malul kalan ve şehit olanlara da uygulanmasını sağlamak üzere konulmuş bulunan geçici madde dahi, 1. madde ile aynı nitelikte bulunduğundan, yukarıda 1. madde için ileri sürülen düşüncelerle, Anayasa'ya aykırı görülmemektedir.

Bu sebeplerle kararın bu yönlere ilişkin bölümlerine karşıyız.

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

Konu, 15/4/1969 günlü ve 1145 sayılı Kanun hükümlerinin Anayasa'ya uygun olup olmadığının çözümlenmesinden ibaret bulunduğuna göre incelemenin konuya ilişkin Anayasa kuralları içerisinde yapılmasında zorunluk vardır.

Durumları kanunun 1. maddesinde söz konusu edilenlerin, yukarıki kararda açıklandığı gibi harp malulü olmadıkları, gerek maddî, gerekse hukukî yönden "görev malulü," bulundukları meydandadır ve devletin diğer görev malulleri ile aynı kategori içinde yer aldıklarında da en ufak bir kuşku yoktur.

Bu kanunla. yapılan şey, 1. maddesinde sayılan ve şimdiye kadar "görev malulü" olarak hukuki işlem gören ve emeklilik mevzuatında da bu sıfatlarına göre malî haklar tanınmış bulunanları, devletin, tüm görev malulleri grubu içerisinden ayırarak, o zamana kadar sadece harp malullerine tanınmış bulunan yüksek seviyedeki malî haklardan faydalanmalarının sağlanmış olmasıdır.

Şu halde incelemenin görev malulleri arasındaki bu ayırımın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve dolayısiyle Anayasa'nın eşitlik ve sosyal adalet ilkelerine uygun bulunup bulunmadığı yönüne yöneltilmesi gerekmektedir.

Meseleyi böylece ortaya koyduktan sonra kanunun metnine dönelim ;

l- 1145 sayılı Kanunun 1. maddesiyle; görev malulü oldukları halde bu zümreden ayrılarak harp malullerine tanınmış malî haklardan faydalandırılmaları kabul edilenlerin, durumları itibarile iki ayrı gurup teşkil ettikleri görülmektedir.

A-

Hazarda ve fevkalâde hallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında malul bulunanlar,

B-

İç Hizmet Kanununun ve yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle malul bulunanlar.

Görüldüğü gibi bunlardan A gurubunu teşkil edenlerin maluliyetleri, gerçek muharebe sırasında olmamakla beraber ona az çok benzeyen şartlar içinde meydana gelir. Resmen ilân edilmemiş olduğu halde harp şartları içinde ceryan etmiş bulunan askerî hareketlerin mevcudiyeti bilinen bir gerçektir. Talim ve manevralar ise, orduyu harbe hazırlayan hareketler olduklarına göre bunların da harp şartlarına yaklaşan bir ortam içinde cereyan ettiklerinde tereddüt edilemez.

Şu halde talim, tatbikat ve manevra sırasında malul düşmüş olanların, maluliyetlerini meydana getiren şartlar bakımından, diğer görev malullerinden ayrı bir malî statüden faydalandırılmalarında haklı bir neden bulunduğu kabul edilebilir ve böyle bir ayrımda Anayasa'nın 10. ve 12. maddelerinde yer alan sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine aykırılık da öne sürülemez.

Bu durumda olanları harp malulelerine benzeterek onlara tanınmış malî hakların aynen bunlara tanınmasında da Anayasa'ya aykırılık söz konusu edilemez. Herne kadar bunlar gerçek harp malulü, yetimleri de şehit yetimi değillerdir. Ancak 1145 sayılı Kanun da bunları "Harp malulü" ve "şehit yetimi" yapmamış, sadece ve itibarî olarak harp malullerine ve şehit yetimlerine benzeterek onlara tanıdığı malî haklan bunlara da tanımıştır. Esasen yukarıda açıklandığı gibi bunların maluliyetleri de harp malullerininkine benzeyen şartlar içerisinde meydana gelmiş olduğundan bu benzetmede haksızlık olduğu da öne sürülemez.

Bu sebeplerle 1145 sayılı Kanunun 1. maddesinin, talim, tatbikat ve manevra sırasında malul olanlara ilişkin hükümlerinde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından kararın sonuç kısmının konuya ilişkin bulunan 1. bendine katılmıyoruz.

Durumları yukarıda B fıkrasında belirtilmiş olanlara gelince :

Yukarıdaki karada açıklandığı üzere, bunların, Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında görev almış, olmaktan başka, diğer Devlet görevlilerinden farklı hiç bir nitelikleri yoktur ve maluliyetlerinin, Devletin diğer malullerinin düçar oldukları şartlardan farklı şartlar içinde meydana geldiği de öne sürülemez. Hatta emniyet ve asayiş hizmetlerinde, sağlık hizmetlerinde, demiryollarında ve Devlet fabrikalarında ve daha çoğaltılabilecek diğer Devlet hizmetlerinde çalışan pek çok görevlilerin bunlara nazaran daha ağır şartlar ve kaza tehlikeleri içinde oldukları haklı olarak savunulabilir.

Bu durumda sadece Millî Savunma kadrolarında ve silâhlı kuvvetlerde görev yapanları, Devletin öteki görevlilerinden ayırarak onlara nazaran çok yüksek sayılabilecek seviyelerde malî haklar tanınmasının sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaştırılması mümkün değildir.

Bu bakımdan 1145 sayılı Kanunun linçi maddesinde yer alan (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle.) kalınan maluliyete ilişkin hükmün, çoğunluk düşüncesinde öne sürülen sebeplerle değil, yukarıda açıklanan nedenlerle iptal olunması gerektiği kanısındayız.

2- Kanunun 2. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında, kanunun l inci maddesiyle harp malulü sayılmış olanlara ilişkin hükümler yer almaktadır.

Mahkememiz yukarıki karariyle l inci maddeyi tüm olarak iptal etmiş bulunduğuna göre artık ortada "bu kanuna göre harp malulü sayılmış" istihkak sahibi kalmadığından söz konusu 2 nci maddenin bunlara yapılacak ödemeyi belirten ikinci fıkrasiyle üçüncü fıkrasının bunlara ilişkin hükmünün uygulama yeri kalmamış bulunmaktadır.

Buna göre söz konusu hükümlerin 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesi gereğince iptallerine karar verilmesi gerekir.

Gerçi

44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün, müracaatın bir

kanunun belirli madde veya hükümleri hakkında yapılmış olup ta iptal~karan

sonucunda müracaatın kapsamı dışındaki diğer madde veya hükümlerin

"uygulanamama" durumuna düşmesi halinde tatbik yeri olabileceği

düşüncesi öne sürülebilir. Ancak söz konusu 28. . madde,

"uygulanamaz" duruma düşmeleri halinde müracaat dışı hükümleri bile

karar kapsamı içine alarak ve ayrıca Anaysa'ya aykırılık gerekçesi

göstermeksizin, sadece "uygulanamayacak" durumda olmanın tespitile iptal

karan vermeğe Anayasa Mahkemesini yetkili kılmış iken, esasen müracaat içinde

olan madde veya hükümlerden diğer maddeler hakkında verilen iptal kararlan

neticesinde uygulanamıyacak duruma girdikleri belli olacaklar hakkında da,

ayrıca Anayasa'ya aykırılık gerekçesi aranmadan, sadece bu sebeple iptal kararı

verilebileceği öncelikle mümkün sayılmalıdır.

Bu nedenle söz konusu hükümler hakkında, kararın sonuç kısmının 2. bendinin b ve c fıkralarına ilişkin gerekçelere katılmıyoruz.

3- 1145 sayılı Kanunun geçici maddesinde yer alan ve T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesine bu kanunla eklenmiş bulunan (e) fıkrasına gönderme yapan hükmün, talim, tatbikat ve manevra sırasında malul kalanlara ilişkin kısmında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından o kısmın iptal dışı bırakılması, sadece (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle) malul kalmış olanlara ilişkin hükmünün iptal edilmesi gerekir.

Bu konuya ilişkin gerekçe, yukarıda 1. fıkrada 1145 sayılı Kanunun 1. maddesi incelenirken gösterilmiş bulunduğundan burada ayrıca tekrar edilmemiştir.

Bu nedenlerle kararın sonuç kısmının 4. bendinin konuya ilişkin kısmına katılmıyoruz.

Üye Feyzullah · Uslu Üye Fazıl · Uluocak Üye İhsan · Ecemiş Üye Celalettin · Kuralmen Üye Muhittin · Gürün Üye Halit · Zarbun Üye Muhittin · Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1969/45, K. 1970/21, 14 Nisan 1970 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yasa Metinleri
  4. İlk İnceleme
  5. Esasın İncelenmesi
  6. V- S
  7. Onuç
  8. Karşıoy
  9. Yazısı
  10. Karşıoy
  11. Yazısı
  12. A-
  13. B-

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1969/45
Karar No
1970/21
Tarih
14 Nisan 1970

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1969/67 K.1970/22
  • AYM Norm Denetimi E.1970/21 K.1970/24
  • AYM Norm Denetimi E.1970/7 K.1970/23
  • AYM Norm Denetimi E.1970/24 K.1970/25
  • AYM Norm Denetimi E.1967/40 K.1970/26
  • AYM Norm Denetimi E.1970/27 K.1970/27

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.