İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1969/8 K.1969/37

Resmi Gazete tarih/sayı:18.5.1970/13497

Esas1969/8Karar1969/37Tarih19 Haziran 1969Okuma17 dk · 3.302 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Haziran 1969
Esas Sayısı
1969/8
Karar Sayısı
1969/37
Karar Günü
19/6/1969
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.302 kelime·17 dk okuma·12 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:18.5.1970/13497

İtiraz yoluna başvuran : Senirkent Asliye Ceza Mahkemesi

İtiraz konusu : 8/6/1936 günlü ve 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 1. maddesinin Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olduğu yolundaki Cumhuriyet Savcısının görüşü mahkemece benimsenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesine dayanılarak Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.

I.

OLAY

Sanık hakkında, görevli memura hakaret suçundan, Türk Ceza Kanununun

266/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle ve suçüstü yoliyle açılan ve Senirkent Asliye Ceza Mahkemesinin 1969/3 sayısını alan kamu dâvasının duruşması sırasında 14/1/1969 günlü ikinci oturumda Cumhuriyet Savcısı, kamu dâvasında usul yönünden uygulanan 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakemesi Usulü Kanununun 1. maddesinin Anayasa'nın 12. maddesine aykırı bulunduğunu ileri sürmüş; mahkeme aynı kanıya vararak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.

III. Yasa metinleri :

l- İtiraz konusu hüküm :

3005 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen değişik 1. maddesi şöyledir

(Madde l- Failî suçu işlediği sırada veya pek az sonra yakalanan :

A)

Ağır ceza mahkemesinin vazife gördüğü yerlerdeki belediye sınırları içinde işlenen ağır cezalı meşhut cürümler;

B)

Asliye teşkilâtı olan yerlerdeki belediye sınırlan içinde ve panayırlarda işlenen ağır ceza mahkemelerinin vazifeleri dışındaki meşhut cürümlerle Türk Ceza Kanununun 529, 534, 539, 545, 547, 548, 551, 565, 567, 568, 571, 572, 573, 574, 575 ve 576 ncı maddeleriyle 540 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı meşhut olarak işlenen kabahatlar hakkında takip ve duruşma bu kanun hükümlerine tabidir.)

2- Mahkemenin dayandığı Anayasa hükmü :

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı 12. maddesi aşağıda gösterilmiştir :

(Madde 12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)

IV. İlk inceleme :

l- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 11/2/1969 gününde yapılan. Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, Üye İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları, ilk inceleme toplantısında aşağıda yazılı sorunlar ele alınmıştır :

a) Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi bulunup bulunmadığı sorunu :

İlk incelemenin başında Avni Givda ve Ahmet Akar mahkemenin 3005 sayılı Kanunun 1. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuramayacağını; çünkü bu hükmü uygulama durumunda olmadığını ileri sürmüşlerdir.

3005 sayılı Kanun, belirli yerlerde işlenmiş belirli suçları, failin suçu işledi^ sırada veya pek az sonra yakalanmış olması şartiyle, özel bir kovuşturma ve duruşma usulüne bağlı tutmaktadır. Bir suçun kovuşturma ve duruşmasının, bu kanun kapsamına girip girmediği ancak durumun değişik 1. maddedeki hükümlerle karşılaştırılması sonunda anlaşılabilir. Mahkeme, suçüstü usulünce açılmış bir dâvanın gerçekten 3005 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğini araştırmak zorundadır. Çünkü suç, kanun kapsamına girmiyorsa mahkemenin duruşmayı genel hükümler uyarınca sürdürmesi, kanunî nedenler buna engelse evrakı Cumhuriyet Savcısına geri çevirmesi gerekir (3005 sayılı Kanun : Madde 10).

Şu duruma göre 3005 sayılı Kanun uyarınca açılmış bir kamu dâvasına bakmakta olan Senirkent Asliye Ceza Mahkemesinin, bu kanunun 1. maddesinin uygulamakta olduğu ve Anayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca o konuda Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkisi bulunduğu ortadadır. Bu nedenle mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkisi bulunduğuna Avni Givda ve Ahmet Akar'ın karşı oylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

b) İtiraz konusu hükmün sınırlandırılması :

Mahkeme, 3005 sayılı Kanunun 1. maddesinin tümünün, Anayasa'ya aykırılık nedeniyle, iptalini istemektedir. Oysa Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre mahkemelerce Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle yapılan başvurmaların bakılmakta olan dâvada uygulanacak hükümle sınırlı bulunması gerekir :

3005 sayılı Kanunun 1. maddesiyle :

aa) Ağır Ceza Mahkemesinin görevli bulunduğu yerlerdeki belediye sınırları içinde işlenen ağır cezalı meşhut cürümler;

bb) Asliye teşkilâtı olan yerlerdeki belediye sınırlan içinde işlenen ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışındaki meşhut cürümler;

cc) Asliye teşkilâtı olan yerlerdeki panayırlarda işlenen ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında meşhut cürümler;

çç) Asliye teşkilâtı olan yerlerdeki belediye sınırları içinde Türk Ceza Kanununun 529., 534., 539., 545., 547., 548., 551., 565., 567., 568., 571, 572., 573., 574., 575., ve. 576. maddeleriyle 540. maddenin ikinci fıkrasında yazılı meşhut olarak işlenen kabahatler;

dd) Asliye teşkilâtı olan yerlerdeki panayırlarda Türk Ceza Kanununun 529., 534., 539., 545., 547., 548., 551., 565, 567, 568., 571., 572, 573, 574, 575. ve 576. maddeleriyle 540. maddenin ikinci fıkrasında yazılı meşhut olarak işlenen kabahatler,

kanunun kapsamına alınmıştır.

Mahkemenin bakmakta olduğu dâva, Senirkent Belediye sınırları içinde Kasaplar Çarşısında işlenmiş görevli memura hakaret suçuna ilişkindir. Suçüstü iddianamesinde sanığın Türk Ceza Kanununun 226/1 maddesine göre cezalandırılması istenmektedir Demek ki 3005 sayılı Kanunun değişik 1. maddesinin dâvada uygulanacak hükümü, bu maddenin B bendindeki belediye sınırları içinde ilenmiş olan ve asliye ceza mahkemesinin görevine giren suçlara ilişkin hükümdür. Bu nedenle ışın söz konusu hükümle sınırlı olarak incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.

c) Belge eksikliği :

Dosyada 44 sayılı Kanunun 27. maddesinin 2 sayıl, bendi uyarınca mahkemeyi Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddiliği kanısına götüren görüşünü açıklar gerekçeli kararın bulunmadığı anlaşılmış ve eksik tamamlanmak üzere dosyanın geri gönderilmesine Hakkı Ketenoğlu, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, Zıya Önel ve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

2- Mahkemenin 18/2/1969 günlü ve 1969/3 sayılı yazısiyle iş yeniden Anayasa Mahkemesine gelmiş ve bu kez dosyanın eksiği kalmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uyan işin esasının görüşülmesine 11/3/1969 günlü ikinci ilk inceleme toplantısında oybirliğiyle karar verilmiştir,

V. Esasın incelenmesi :

İtirazın esasına ilişkin rapor, mahkemenin 18/2/1969 günlü ve 1969/3 sayılı yazışma bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, daha önce karara bağlanan sınırlan içinde, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm, mahkemenin dayandığı Anayasa hükümü, bunlarla ilgili gerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

3005

sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun, genel hükümlere göre

kovuşturma ve duruşma usullerini süratlendirip basitleştirdiği, suçtan zarar

görenler için elverişli; sanıklar yönünden de kimi zaman elverişli kimi zaman

elverişsiz sayılabilecek durumlar ve imkânlar getirdiği; böylece bu konu

kapsamına giren ve girmeyen işlerin ilgilileri arasında önemli farklar

oluşturduğu bir gerçektir. Suçlunun süratle cezalandırılmasını, masumun süratle

temize çıkmasını, suçtan zarar görenin süratli bir hukukî tatmine erişmesini

sağlayan; adaletin yolunu çapraşık usul hükümlerinden temizleyen böyle bir

kanunun, otuz yıldan çok suren bir uygulamadan alman sonuçlarla da belirdiği

üzere, ülke için zorunlu ve yararlı olduğu söz götürmez. Bu kanunun, ülkenin

her yerinde işlenen her suçu kapsamına alması da istenmeğe değer görülebilir.

Ancak 3005 sayılı Kanunun getirdiği düzenin işleyişi bir takını koşulların

varlığına bağlıdır. Çok geniş bir mahkemeler kuruluşu; etkili, yaygın, güçlü

bir zabıta ve ulaştırma kolaylığı bu koşulların başında gelir, ülkenin bu

yönlerdeki eksiklikleri kanunun ancak belediye sınırlan içinde, bir de

panayırlarda işlenen belirli suçlar hakkında uygulanmasını zorunlu kılmıştır.

Öte yandan kimi suçların ve suçluların niteliklerindeki özelliğin, onların

süratli bir kovuşturma usulüne bağlanmalarını engellediği veya gereksiz kıldığı

da ortadadır.

Demek

ki 3005 sayılı Kanunun bütün ülkede bütün suçlar hakkında uygulanmaması ve

uygulanma alanının 1. maddede olduğu gibi sınırlanması, hiç değilse şimdilik

önlenemeyen bir takım zorunlukların sonucudur. Kimi yerler ve kum suçlar

bakımından uygulanamadığı ve farklı durumlar oluşturduğu için, şu

sınırlamalariyle de zorunlu ve yararlı olduğunda kuşku bulunmayan böyle bir

kanunun büsbütün uygulamadan çekilmesi elbetteki düşünülemez. Öte yandan

Anayasanın 12. maddesinin getirdiği ilke, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,

felsefî inanç, din ve mezhep ayırımlarının, kanun önünde eşitliği bozmasını

yasaklar. Bunun dışında kanun önünde eşitlik ancak kanunlara uyarlık halinde ve

uyarlık oranında söz konusu olabilir. Şu nedenlere göre ve 3005 sayılı Kanunun

itiraz konusu 1. madesinin sınırlandırma kararı kapsamı içinde kalan B

bendindeki hüküm, "Asliye teşkilâtı olan yerlerde belediye sınırlan içinde

işlenen ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışındaki meşhur cürümler"

bakımından yurtdaşlar arasında herhangi bir ayırım yapmamakta bulunduğundan

Anayasa'nın 12. maddesine aykırılıktan söz edilemez. Hükmün, Anayasa'nın başka

bir ilkesine aykırılığı da söz konusu değildir, itirazın reddi gereklidir.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

8/6/1936 günlü ve 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun değişik 1. maddesinin B bendinde yer alan ve "Asliye teşkilâtı olan yerlerde belediye sınırlan içinde işlenen ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışındaki meşhut cürümlerin kovuşturma ve duruşmalarında" bu kanunun uygulanmasını öngören hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 19/6/1969 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkanvekili

Lütfi Ömerbaş

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

KARŞI

OY YAZISI

Anayasa'nın 151. maddesine göre bir dâvaya bakmakta olan mahkeme ancak o dâvada uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa'nın bu açık hükmünde dâvada uygulanabilecek olan veya uygulanma olasılığı bulunan kanundan değil "uygulanacak" kanundan söz edilmektedir. Aradaki fark ince ve o orantıda da önemlidir.

Kararda da açıklandığı üzere 8/6/1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu, belirli yerlerde işlenmiş belirli suçları, failin suçu işlediği sırada veya pek az sonra yakalanmış olması şartiyle özel kovuşturma ve duruşma usulüne bağlı tutan bir yasadır. İşlenen bir suçun hangi koşullar altında bu yasanın kapsamı içine gireceği kanunun değişik 1. maddesinde ve istisnalar da 3. maddede yer almıştır.

Olayda kovuşturma konusu eylemin 3005 sayılı Kanunun kapsamına girip girmediği Cumhuriyet Savcısınca araştırılmış ve girdiği sonucuna varılarak iş suçüstü iddianamesiyle asliye ceza mahkemesine verilmiştir. Demek ki yasanın 1. maddesi, dâva mahkemeye gelmeden önce Cumhuriyet Savcısınca uygulanmıştır.

Duruşma evresinde, suçun gerecekten 3005 sayılı Kanunun kapsamına girip girmediğinin araştırılması, başka bir deyimle, l. maddenin mahkemece uygulanmamı, ancak sanığın veya Cumhuriyet Savcısının mahkemede suçun bu kanun kapsamına girmediği iddiasında bulunmalarına yahut mahkemenin kuşkuya düşerek bu konuyu ele almağa re'sen karar vermesine bağlıdır. (3005 sayılı Kanun : Madde 10)

Dosya içinde bulunan duruşma tutanağının İncelenmesinden anlaşılacağı üzere iki gün iki oturum süren duruşma sırasında suçun 3005 sayılı Kanunun kapsamına girmediği yolunda sanığın veya Cumhuriyet Savcısının herhangi bir iddiası geçmediği gibi mahkemece de kuşkuya düşülerek kanun re'sen ele alınmış değildir.

Gerçekten de 12/1/1969 günü 1. oturumda müştekinin ve sanığın kimlikleri saptandıktan sonra müştekinin şikâyeti sorulmuş; iddianame ve ekleri okunmuş; sanığın sorgusu yapılmış; müştekinin olay günü görevli bulunduğunu ve sanığın geçmiş hükümlülüğü olmadığını belirleyen yazılar açıklanmış; iki tanık dinlenmiş; sanığın tutuklanmasına ve nakdî teminat yatırıldığından salıverilmesine ve sanığın nüfus kaydı getirtilmek üzere duruşmanın 14/1/1969 gününe bırakılmasına karar verilmiştir.

14/1/1969 günlü ikinci oturumda müştekinin müdahil sıfatiyle kabulüne karar verilmiş; kendisi bu sıfatla dinlenmiş ve sanığın nüfus kaydı okunmuştur, O sırada Cumhuriyet Savcısı 3005 sayılı Kanunun Anayasa'nın 12. maddesine aylan olduğunu ileri sürerek bu konuda kendisinden mütalâa alınmasını istemiş; mahkemenin Cumhuriyet Savcısının bu konuda düşüncesini bildirmesine karar vermesi üzerine Cumhuriyet Savcısı iddiasını açıklamış; müdahilin ve sanığın bir diyecekleri olmadığı anlaşıldıktan sonra mahkeme dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş ve gerekçeli karar Cumhuriyet Savcısının, müdahilin ve sanığın yüzlerine karşı açıklanmıştır.

Duruşma tutanağının yansıttığı duruma göre mahkemenin dâvada 3005 sayılı Kanunun değişik 1. maddesini uygulamasının söz konusu olmadığı ve bu nedenle de hükmün Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkisi bulunmadığı ortadadır. Aksi yönde verilen 11/2/1969 günlü karara karşıyız.

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Muhittin Gürün

GEREKÇENİN

YAZILIŞINA İLİŞKİN KARŞI OY YAZISI

A)

Kararın, esasın incelenmesi bölümünün (... Öte yandan Anayasa'nın 12.

maddesinin getirdiği ilke; dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,

din ve mezhep ayırımlarının kanun önünde eşitliği bozmasını yasaklar.) cümlesi

ile başlayan son bendinin yazılışı, eşitsizliğin yalnızca aynı yasa kuralına

bağlı kişiler arasında ayırım yapılması durumunda ve yalnızca, dil, ırk,

cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep düşüncelerine dayanması

koşulu ile gerçekleşebileceği izlemini uyandırmaktadır; oysa eşitsizlik

durumları aynı nitelikte bulunan kişilerin başka başka kurallara bağlı

tutulmasında dahi söz konusu olabilir ve uygulamada eşitsizlik çoğunlukla bu

biçimde ortaya çıkar. Bundan başka Anayasa'nın 12. maddesi, yalnızca orada

sayılan dil, ırk, cinsiyet, gibi yönler dolayısiyle yapılan hukukî ayırımları

değil, bunlardan başka nedenlerle gerçekleştirilecek hukukî eşitsizlikleri dahi

yasaklamaktadır. Çünkü Anayasa'nın 12. maddesinin dayandığı ilke, birbirinin

aynı olan durumlarda, haklı bir neden yok iken, başka başka hukuk kurallarının

öngörülmesinin yasaklanmasıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin esas 1966/11,

karar 1966/44 sayılı ve 22/11/1966 günlü karanımı esasın incelenmesi bölümünün

(III) fıkrasının (d) bendi gerekçede dahi "27/12/1957 gün ve 12787 sayılı

Resmi Gazete-Anayasa Mahkemesi Dergisi, sayı 5. sayfa 12." bu görüş

benimsendiği gibi mahkemenin başka kararlarından da aynı görüşe rastlanmaktadır

- esas 1963/337, karar 1967/31 sayılı ve 19-20/10/1967 günlü kararın esasın

incelenmesi bölümünün (V) maddesinin (d) bendindeki gerekçe "2/5/1968

günlü, 13188 sayılı Resmî Gazete ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, sayı 6,

sayfa 76"; esas 1968/9, karar 1968/67 sayılı 26/12/1968 günlü kararın

esasın incelenmesi bölümünün (B) maddesinin (a) bendindeki gerekçe

"10/7/1969 günlü, 13245 sayılı Resmî Gazete ve Anayasa Mahkemesi Kararlar

Dergisi, sayı 6, sahife 359".

B)

Eşitlik ilkesini yalnızca Anayasa'nın 12. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen

durumlar dolayısiyle ayırım gözetmekten kaçınma anlamında yorumlayıp orada

sayılan durumlar dışında herhangi bir duruma dayanılarak yapılacak ayrımlar

sözü edilen fıkra kuralının kapsamı dışında saymak, hem Türk Anayasa hukukunun

tarihsel gelişmesine, hem de tartışma konusu kurala ilişkin yasama

belgelerindeki yazılara ve maddenin her iki fıkrasının birlikte ve herkes

sözcüğü üzerinde durularak incelenip tümü bakımından yapılacak yorumda çıkan

sonuca, hem de insan haklarına ilişkin uluslararası belgelerle Alman,

Avusturya, Fransa Anayasalarındaki metinlerdeki yazılışlara, uygun

düşmemektedir. Şimdi burada anılan bir yönü ayrı ayrı inceleyelim :

a) Türk Anayasa Hukukunun tarihsel gelişimi - II. Sultan Hamid'in padişahlığı sırasında yürürlüğe konulmuş ilk Türk Anayasa'sı olan 1876 Anayasa'sı (1293 Kanun-u Esasisi) nin 17. maddesinde "Osmanlıların kâffesi, huzuru kanunda ve ahvali diniye ve mezhebiyeden maada memleketin hukuk ve vazifesinde mütesavidir." (Birinci Tertip Düstur, Cilt 4, sah. 4-20), Cumhuriyetten sonra konulan ilk Anayasa'mız olan 1924 Anayasa'sının (1340 Teşkilat-î Esasiye Kanunu) nun 69. maddesinde "Türkler, kanun nazarında müsavi ve bilâ İstisna kanuna riayetle mükelleftir. Her türlü zümre, sınıf, aile ve fert imtiyazları mülga ve memnudur." (3. Tertip Düstur. Cilt 5. ikinci basılış, sahife 582) denilmektedir.

Bunun üzerinde en küçük bir duraksama düşünülemeyecek olan bir olay, 1961 Anayasa'sının daha önceki Türk Anayasalarından hiç biriyle karşılaştırılamıyacak ölçüde geniş olarak temel hak ve özgürlükleri tanımış, koruması altına almış bulunmasıdır; oysa; çoğunluğun anlayışına göre, eski metinlerde bireylere, hiç bir ayırım gözetilmeksizin tanınmış bulunan eşitliğin 1961 Anayasa'sında yalnızca 12. maddenin 1. fıkrasında yazılı durumlar açısından tanınmış, orada anılmayan durumlardan birine dayanılarak konulacak ayininin bu fıkra kuralının dışında bırakılmış olması gerekecektir.

b)

Yasama belgelerindeki yazılar ve maddenin (herkes) sözcüğü üzerinde durularak

ve tüm olarak yoruma - Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunca yazılan, metin,

hiç bir değişikliğe uğramadan yasalaşmıştır ve bugün yürürlükte bulunan 12.

madde metnidir. Anayasa Komisyonu gerekçesinde bu ilkenin İnsan Hakları

Evrensel Demecinde, bütün Anayasalarda ve 1924 Anayasa'mızda yer aldığı,

yazılışın genellikle rastlanan yazılışa uygun olduğu belirtilmiş ve kuralda

eski Anayasadakine göre bir değişiklik yapılmak istenildiğinden söz

edilmemiştir. Temsilciler Meclisindeki ilk görüşme sırasında kısa bir tartışma

olmuş, oradaki ikinci görüşmeyle Milli Birlik Komitesindeki görüşmelerde söz

söyleyen olmamıştır. İlk görüşmeler sırasında Komisyon Sözcüsü Muammer Aksoy

(burada ırk, din ve mezhep gibi herhangi bir ayırım gözetilmemektedir... Biz

şimdi yeni bir Anayasa yapıyoruz. Onda geniş ölçüde müsavat kabul edilmiştir.

Tatbikatı da öyle olacaktır. Öyle olmalıdır. Atatürk'ün kabul ettiği

"millet" anlayışına sadık kalarak, Türk Milleti içinde fark gözetmeme

ve bu vatana bağlı herkesi Türk sayma yolundayız), üyelerden Kasım Gülek ise

(... Türk'ün prensibi, Atatürk devrinden beri Türküm diyen... herkese Türk gözü

ile bakmak ve Türk muamelesi etmek olmuştur... Kısıtlı vatandaş bahis konusu

değildir... Türkiye'deki insanları, dini, mezhebi ne olursa olsun, hepsini eşit

sayıyoruz...) demiştir. (Avukat Kâzım Öztürk - İzahlı Türkiye Cumhuriyeti

Anayasası -Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Ajans Türk Matbaası - Ankara

1966 - Cilt II, S. 1259-1266). Gerekçeden ve Temsilciler Meclisi

görüşmelerinden anlaşılıyor ki, 12. madde metnini yazanlar, eşitlik ilkesinin

eski Anayasa'lardaki kapsamını daraltmak istemiş olmayıp bu ilkeyi en geniş

anlamiyle yeni Anayasa'ya koyma ereğini gütmüştür. Az yukarıda belirtildiği

üzere bireylere eski Anayasa'dan daha geniş özgürlükler tanıma ereğini

benimsemiş olan yeni Anayasa için eski temel haklardan birisinin kapsamını

daraltmak, bir tutarsızlık olurdu.

Maddenin

birinci fıkrasının ikinci fıkrasındaki ayrıcalık yasağına değin kuralla

birlikte incelenmesi de 1. fıkradaki ayırım durumlarının sınırlandırıcı olmayıp

birer ayırım nedeni örneği olduğunu göstermektedir. Gerçekten ayırıcılık

(İmtiyaz) demek, eşitliği bozacak nitelikte üstün bir veya bir çok haklar

tanınması demektir. Buna göre bir aileye yahut bir zümreye veya bir sınıfa veya

bir kişiye ayrıcalık tanınması, bir zümre veya bir aileye veya bir sınıf veya

bir kişi yararına ayırım yaparak yasa önündeki eşitliği bozma anlamına gelir ki

bu da ikinci fıkra uyarınca yasaktır. Hele tek bir kişi yararına bile ayrıca

tanınması yasağı, hukukî eşitliğin tek bar kimse yararına bile bozulamıyacağını

ve sonuç olarak her kim olursa olsun bütün kişiler yararına tanınmış olduğunu

göstermektedir.

Bundan başka 12. maddenin 1. fıkrasında tanınan yasa karşısında eşitlik durumunun (Herkes) için tanınmış bulunması da, kişiler arasında bir bölüğü ayrı tutulmaksızın hepsi bu durumun tanındığı belirtmektedir; nitekim Anayasa'nın 10. maddesinin 1. fıkrasında 14. maddesinde 17., 18., 19., 20., 28., 29., 31,, 36., 40., 41., 42., 48., 49., 61 maddelerinde geçen (Herkes) sözleri dahi her kişiyi kapsamına alan haklan, ödevleri veya her kişiye ilişkin olan durumları anlamakta başka deyimle bu sözlerin kullanıldığı kurallarda kişiler açısından bir ayırımı değil, bir ayırım düşünülmediğini bildirmektedirler.

c) İnsan haklarına ilişkin uluslararası belgelerle Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya, Fransa Anayasalarındaki eşitlik ilkesine değgin kurallar.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilmiş bulunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Demeci) nin 7. maddesi şöyledir :

"Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korunmasından istifade hakkını haizdir. Herkesin işbu Beyannameye aykırı her türlü ayırdedici muameleye karşı ve böyle bir ayırdedici muamele için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır." (3. Tertip Düstur, Cilt 30, S. 1022).

Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 14. maddesi ise şöyledir:

"İşbu Sözleşmede tanınan hak ve hürriyetlerden istifade keyfiyeti bilhassa cins, ırk, renk, dil, din, siyasî veya diğer kanaatlar, millî veya sosyal menşe millî bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi diğer bir durum üzerine müesses hiç bir tefrike tabi olmaksızın sağlanmalıdır. (3. Tertip Düstur, Cilt 35, S. 1573).

Anayasa'nın 156. maddesi gereğince Anayasa'nın metninden bir bölüm olan (Başlangıç) kurallarıyla Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca Devletin dayandığı ilkelerden bulunan insan haklarına bağlılık ilkesi gözönünde tutulunca Anayasa'mızdaki kuralların yorumu bakımından bu metinlerin değerli birer dayanak olduğu, kabul edilmelidir. Bu iki metinde de eşitlik durumunun kişilerin hepsi için öngörüldüğü ve Avrupa Sözleşmesinde yazılı ayırım nedenlerinin birer örnek olmak üzere anıldığı açıkça anlaşılmaktadır.

Federal Almanya Anayasa'sının 3. maddesindeki kural şöyledir:

"Bütün insanlar, yasa önünde eşittir.

Kadın ve erkekler hukukça eş değerdedirler.

Hiç kimse cinsiyeti, ırkı, dili, yurdu ve doğum yeri, inancı dinsel veya siyasal görüşleri yüzünden kazançlı veya zararlı duruma sokulamaz." (Andreas Haman Das Grundgesetz - 2. Anflage - S. 86).

İsviçre Konfederasyonu Anayasa'sının 4. maddesi ise aşağıdaki gibidir :

"Bütün İsviçreliler yasa önünde eşittir. İsviçre'de kulluk ilişkisi yahut, yer doğum, soy veya kişi bakımından hiç bir ayrıcalık yoktur."

(Ervin Ruck - Schweizerischeshes Staatsrech 3. Anflage - S. 83).

1945 te yeniden yürürlüğe konulmuş bulunan Federal Avusturya Anayasa'sının 1929 da yürürlükte bulunan metninin 7. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

"Bütün Avusturya yurttaşları, yasa önünde eşittir. Doğum, cinsiyet, sosyal durum, sınıf ve dinsel inanç, ayrıcalıkları kaldırılmıştır."

(İkinci fıkra siyasal hakların kullanılmasına ilişkindir)

Dr. Leopold Werner, Dr. Hans Klecatsky - Das Österreichische Bundesverfas-sungsrecht - wien 1961 - Mansche Verlags - und Universitatsbuchhan dlung S. 68).

22/12/1947 günlü İtalya Cumhuriyeti Anayasa'sının 3. maddesinde şöyle denilmektedir :

"Bütün vatandaşlar aynı sosyal derecede olup cins, ırk, dil, din, siyasî kanaat ve şahsî ve İçtimaî şartlar farkı gözetilmeksizin kanun önünde eşittirler.

Vatandaşların hürriyet ve eşitliğini fiilen tahdit ederek, insanlık şahsiyetinin tam inkişafına ve bütün işçilerin memleketin siyasî iktisadi ve içtimaî teşkilatına iştirakine mani olan iktisadî ve sosyal engelleri kaldırmak, cumhuriyetin vazifesidir."

(İlhan Lütem - Yeni Anayasalar - Kitap III-Türk Hukuku Kurumu yayınlarından - Ankara 1953 - S. 909)

1958 tarihli son Fransız Anayasa'sının 2, maddesi şöyle yazılmıştır: "Fransa, bölünemez, Lâik, demokrasiye bağlı ve sosyal bir cumhuriyettir."

O

köken, ırk ya da din ayrımı olmaksızın, bütün yurttaşların yasa önünde eşitliğini sağlar. O, bütün inanışlara saygı gösterir.

Ulusal işaret, üç renkli, mavi, beyaz, kırmızı bayraktır. Ulusal marş, Warseyezdir.

Cumhuriyetin özdeyişi "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" tir.

Onun ilkesi: "Halk için ve halk tarafından, halkın yönetimidir." (Fransa Cumhuriyeti Resmi Gazetesinden ayrı baskı - Ekim 1958 No: 58-1965).

Federal Almanya, İsviçre Konfederasyonu, Federal Avusturya Anayasalarındaki yazılış, doğrudan doğruya ve İtalyan ve Fransa Anayasalarındaki yazılış ise maddedeki kuralların tümü açısından, eşitlik -ilkesinin maddelerde anılan kişilerin hepsinin yararına konulmuş, dil, ırk, soy gibi ayırım nedenlerinin ise ancak birer örnek olarak söz konusu edilmiş bulunduğunu göstermektedir.

C)

Bu gerekçeler gözönünde tutularak yargılamaları itiraz konusu yasaya bağlı sanıklarla bu yasaya bağlı olmayan sanıklar arasındaki ayırımın, gerekçenin daha yukarıki cümlelerinde açıklanan kamu yararına, başka deyimle haklı nedene dayandığının; haklı nedene dayanan ayırımların ise Anayasa'nın 12. maddesindeki yasa karşısındaki eşitlik ilkesine aykırı olamıyacağının ve Anayasa'nın 12. maddesince yasaklanan eşitsizliklerin haklı nedene dayanmıyan her türlü eşitsizlikler olduğunun, gerekçenin bu bendinde açıklanması zorunlu iken bu yola gidilmemiş olmasını doğru bulmamaktayım ve bundan ötürü kararın bu bendinin yazılışına karşıyım.

Üye Avni · Givda Üye Ahmet · Akar Üye Recai Seçkin

Anayasa Mahkemesi, E. 1969/8, K. 1969/37, 19 Haziran 1969 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. A)
  5. B)
  6. Vı-
  7. Karşı
  8. Oy Yazısı
  9. Gerekçenin
  10. Yazılışına İlişkin Karşı Oy Yazısı
  11. A)
  12. B)
  13. O
  14. C)
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1969/8
Karar No
1969/37
Tarih
19 Haziran 1969

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1969/9 K.1969/38
  • AYM Norm Denetimi E.1969/36 K.1969/40
  • AYM Norm Denetimi E.1969/23 K.1969/41
  • AYM Norm Denetimi E.1969/53 K.1969/46
  • AYM Norm Denetimi E.1969/42 K.1969/48
  • AYM Norm Denetimi E.1969/38 K.1969/47

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.