İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1972/18 K.1972/24

Esas sayısı:1972/18

Esas1972/18Karar1972/24Tarih16 Mayıs 1972Okuma23 dk · 4.587 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1972/18
Karar No
1972/24
Karar tarihi
16 Mayıs 1972
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.587 kelime·23 dk okuma·21 bölüm

Esas sayısı:1972/18

Karar sayısı:1972/24

Karar günü:16/5/1972

Resmi Gazete tarih/sayı:16.10.1972/14338

İtiraz yoluna başvuran : Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi,

İtirazın konusu : 13/5/1971 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15. maddesinin Anayasa'nın 4., 5., 6., 7., 12., 32., 33., 124., 132., 136. ve 138, maddelerine aykırı bulunduğu yolunda Cumhuriyet Savcılığının ileri sürdüğü iddianın ciddi olduğu kanısına varan mahkeme, Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 151. maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. "

I-

OLAY

9/3/1972

gününde, bıçak bulundurmak eyleminden sanık bir kimse hakkında 6136 sayılı

Yasanın değişik 15. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle ve 11/3/1972

günlü, 1972/82-30-7 sayılı iddianame ile açılan ve Nallıhan Asliye Ceza

Mahkemesinin 1972/11 esas sayısını alan kamu dâvasının 19/4/1972 günlü

duruşmasında hazırlık soruşturması evrakının 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15.

madesine göre daha önce Sıkıyönetim Komutanlığına gönderilmesi gerekirken bu

gereğin yerine getirilmediği görülmüş ve Cumhuriyet Savcısı söz konusu 15.

maddenin Anayasaya aykırı bulunduğunu ileri sürmüş; iddianın ciddi olduğu

kanısına varan mahkeme Anayasa Mahkemesine başvurmasına ve duruşmanın başka

güne bırakılmasına karar vermiştir.

III-

YASA METİNLERİ

1- İtiraz konusu kanun hükmü :

13/5/1972 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun iptali istenilen 15. maddesi, 15/5/1971 günlü, 13837 sayılı Resmî Gazetedeki metne göre şöyledir :

"Madde 15- Sıkıyönetim altına alınan yerlerde aşağıdaki suçları işleyenler ve bunların suçlarına iştirak edenler sıkıyönetim komutanı tarafından istenildiği takdirde, sıfat, meslek ve memuriyetleri ne olursa olsun sıkıyönetim komutanı nezdindeki askerî mahkemelerde yargılanır;

a) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci babının birinci, ikinci ve dördüncü fasıllarında yazılı Devletin kişiliğine karşı işlenen suçlar;

b) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının beşinci babının birinci ve ikinci faslında yazılı suç işlemeye tahrik ve cürüm ikâı için cemiyet kurmak suçları;

c) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının altıncı babının ikinci faslında yazılı Devlete ait mühür, damga ve sair alâmetlerin taklidi hakkındaki suçlar;

d) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının yedinci babında yazılı kamunun selâmeti aleyhine işlenen suçlar;

e) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının onuncu babının ikinci faslında yazılı yağma, yol kesme, adam kaldırma suçları;

f) Türk Ceza Kanununun 179, 180, 188, 201, 234, 235, 236, 241, 242, 248, 249, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 264, 266, 268, 271 inci maddelerinde yazılı suçlar ile 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar hakkındaki kanunda yazılı suçlar;

g) Türk Ceza Kanununun 390 ve 391 inci maddelerinde yazılı suçlar ile haberleşmeyi sağlıyan Posta, Telgraf, Telefon işletmesi Genel Müdürlüğüne veya Türk Silâhlı Kuvvetlerine"ait her türlü araç, gereç, tesis ve tellerine karşı işlenen hırsızlık suçları;

h) Türk Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59 uncu maddelerinde yazılı suçlar;

i) Askerî Ceza Kanununun 75, 93, 94, 95 ve 96 ncı maddeleri ile 148 inci maddesinin ikinci fıkrasında ve 160 inci maddesinde yazılı suçlar;

j) Takibi şikâyete bağlı olmıyan veya şahsî dâva yoliyle takibi gerekli bulunmıyan basın yoliyle işlenmiş suçlar;

k) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hürriyeti hakkındaki Kanuna muhalefetten doğan suçlar;

1) Derneklerin, sendikaların ve meslekî kuruluşların kanunlarda mevcut kapatılmalariyle ilgili dâvalar;

(Anayasa'nın ve 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun siyasî partilerin kapatılmasıyla ilgili hükümleri saklıdır.)

Yukarıda yazılı suçlara el koyan yetkili merciler bu suçlara ait hazırlık soruşturması evrakını vakit geçirmeden sıkıyönetim komutanına göndermekle yükümlüdürler. Sıkıyönetim Komutanı kendisine gönderilen evrakı ya Sıkıyönetim Komutanlığı nezdindeki askerî mahkemenin askerî savcılığına verir veya genel hükümler gereğince işlem yapılmak üzere yetkili mercie geri gönderir.

Sıkıyönetim Komutanı bu kanunda yazılı suçlardan sanık kişileri, Sıkıyönetim Komutanlığı nezdindeki askerî mahkemeye sevk ve tutuklanmaları gerekip gerekmediği hakkında bir karar alıncaya kadar gözetim altında tutulabilir. Bu süre 30 günden fazla olamaz.

Yasama dokunulmazlığına ilişkin Anayasa hükümleri ile Anayasanın 90 ncı maddesi hükmü ve diplomatik dokunulmazlıkla ilgili Milletlerarası Hukuk kuralları saklıdır."

2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :

İtiraz konusu kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu görüşünü desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa maddelerine burada yer verilmesi, inceleme sonunda varılan ve aşağıda açıklanacak olan sonuca göre, gerekli görülmemiştir.

IV-

İnceleme :

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 16/5/1972 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında rapor, itiraz konusu ile ilgili bulunan 1971/31 esas, 1972/5 karar sayılı dâva dosyası ve öteki kâğıtlar okunduktan sonra aşağıda yazılı sorunlar tartışılmış ve yine aşağıda belirlenen sonuçlara varılmıştır :

l- İtiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunup bulunmadığı sorunu :

Anayasa'nın değişik 151. maddesi kurallarına göre bir mahkemenin bir kanun hükmünü, Anayasa'ya uygunluğu denetlenmek üzere Anayasa Mahkemesine getirebilmesi için ilk koşul, elinde bakmakta olduğu bir dâvanın bulunmasıdır.

İtiraz

yoluna başvuran Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin elinde 6136 sayılı Kanun

hükümlerine aykırı olarak bıçak bulundurmaktan sanık bir kimse hakkında

Cumhuriyet Savcısının 11/3/1972 günlü, 1972/82-30-7 sayılı iddianamesiyle

açılmış bir kamu dâvası vardır; mahkemenin 1972/11 esas sayısını taşımaktadır.

Dâva açılırken bir usul eksikliği yer almıştır. Suçun işlendiği yer sıkıyönetim

altına alınmış bölge içinde olduğuna ve eylem 1402 sayılı Kanunun 15.

maddesinde sayılan suçlardan bulunduğuna göre bu maddenin ikinci fıkrası

uyarınca Cumhuriyet Savcılığının hazırlık soruşturması evrakını önce

Sıkıyönetim Komutanına göndermesi gerekmekte idi. Bu, mahkemenin vereceği bir

gönderme karariyle hemen giderilebilecek ve kamu dâvasının yok sayılmasını

gerektirmeyecek bir usulî eksikliktir. Dâva bu durumiyle, ancak mahkemenin 1402

sayılı Kanunun 15. maddesine dayanarak vereceği bir karar üzerine elden

çıkabileceği için bu karar verilinceye dek mahkemenin elinde bakmakta olduğu

bir dâvanın bulunduğundan şüphe edilemez. Böyle olunca da Anayasa'nın değişik

151. maddesindeki söz konusu koşulun gerçekleşmiş sayılması gerekir.

Avni Givda, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Muhittin Gürün ve Lütfi Ömerbaş ortada Anayasa'nın değişik 151. maddesi yönünden geçerli bir dâva bulunmadığını ve mahkemenin itiraz yetkisini kullanamıyacağını ileri sürerek bu görüşe katılmamışlardır.

2- Dosyadaki eksikler sorunu :

İtiraz yoluna başvuran mahkeme 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Ya sanın 27. maddesinin birinci fıkrasının 2 sayılı bendi kurallarına aykırı olarak Cumhuriyet Savcısının Anayasa'ya aykırılık iddiasına karşı sanığın ne dediğini saptamamış ve kendisini aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına götüren gerekçeli görüşünü de açıklamamıştır. Ancak işin niteliğine ve aşağıda açıklanacak duruma göre dosyanın eksiği üzerinde durulmasının yeri yoktur; esasın incelenmesi ve başka güne bırakılmayarak incelemenin sürdürülmesi gerekir.

3- İtiraz konusu kanun hükmünün durumu :

13/5/1971 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun itiraz konusu 15. maddesi 1971/31 esas sayısı dâva dosyasiyle incelenerek Anayasa Mahkemesinin 15, 16/2/1972 günlü, 1972/5 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Şu duruma göre itiraz konusu hükmün bu yönden yeniden incelenmesine ve karara bağlanmasına yer yoktur.

4- Olayla sınırlı karar verilmesi sorunu :

Yukarıda

sözü geçen, 15, 16/2/1972 günlü, 1971/31-1972/5 sayılı karara göre iptal

hükümlerinden 1402 sayılı Yasa'nın 15. maddesine ilişkin olanı ancak kararın

Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihten başlayarak altı ay sonra yürürlüğe

girecektir. Karar henüz Resmî Gazete'de yayınlanmış değildir ve konu Nallıhan

Asliye Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu dâva dosyasiyle somut ve öznel bir

hakkı ilgilendirmektedir. Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrası

kuralına göre Anayasa Mahkemesi, öteki mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık

iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları

bağlayıcı olacağını da kararlaştırabilir. Olayda bu yetkinin kullanıp

kullanılmaması sorunu üzerine durulmuştur. Çünkü iptal hükmünün, Nallıhan Asliye

Ceza Mahkemesinin elindeki olayla sınırlı olarak Resmî Gazete'de yayımı

tarihinde yürürlüğe girmesi sağlandığında ancak sanığın dâvasının iptalin

sonuçlarından etkilenebileceği ortadadır.

Görüşmeler sonunda üçü sonuçta birleşmek üzere dört ayrı görüş oluşmuştur:

A-

Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlanacağı tarihten altı ay sonraya kadar yürürlükte kalacak olan 1402 sayılı Kanunun 15. maddesi hükmü, bu süre içinde herkes hakkında uygulanırken sadece bu dâvanın sanığı olup 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar hakkındaki Kanuna aykırı olarak bıçak bulundurduğu iddiasiyle hakkında kovuşturma yapılmakta olan kişi bundan hariç tutulmuş olacaktır.

Ortada, bu kişi hakkında herkesten ayrı böyle bir işlem yapılmasını zorunlu kılan veya haklı gösteren her hangi bir neden de mevcut değildir.

Bu duruma göre, Anayasa'nın 152. maddesindeki yetki kullanılmak süratiyle (olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı) nitelikte karar verilmesi halinde :

aa) Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olarak eşitliği bozucu bir sonuç meydana gelecek;

bb) Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş bulunan bir hükmün Anayasa Mahkemesi karariyle bir süre daha yürürlükte kalmasını zorunlu kılan kamu yararı düşüncesi, bu kişi söz konusu oldukta değerden düşmüş olacak ve mahkemenin önceki kararının yürürlük tarihinin altı ay sonraya bırakılmasına ilişkin gerekçesi de anlamsız kalacaktır.

Yukarıki nedenlerle Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrasında yazılı yetkinin olayda uygulanmasının gerekmediği yolunda karar verilmelidir.

Bu görüşe Sait Koçak, Ziya Önel, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş katılmışlardır.

B-

a) Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrasında "..........mahkemelerden gelen Anayasaya aykırılık iddiaları üzerine verilen hükümler" den söz edilmektedir. Anayasa Mahkemesi olayda, iptal hükmünü Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinden gelen aykırılık iddiası üzerine vermiş değildir, iptale çok daha Önce bir dâva sonunda 15, 16/-2/1972 günlü, 1971/31 - 1972/5 sayılı kararla gidilmiştir. Burada öngörülen, itiraz konusu kanun maddesinin iptal istemi yönünden yeniden incelenmesine ve karara bağlanmasına yer olmadığıdır.

b) Yukarıda (a) bendinde değinilen durum gözönünde tutulmasa dahi 1402 sayılı Kanunun 15. maddesinin iptali hükmünün yürürlüğe girebilmesi için Anayasa Mahkemesinin öngördüğü altı aylık sürede dayandığı gerekçenin bir bölümü ve Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu dâva sanığının işlediği ileri sürülen eylemin niteliğinin gerekçenin o bölümünü bu iş yönünden de geçerli kılmakta oluşu karşısında Anayasa'nın değişik 152. maddesinin dördüncü fıkrasındaki yetkinin olayda uygulanmasının gerekmeyeceği yolunda bir sonuca varılması olağan ve doğaldır.

15, 16/2/1972 günlü, 1971/31 - 1972/5 sayılı kararda yer alan ve iptal hükmünün ileri bir tarihe bırakılmasına ilişkin olan gerekçe şöyledir :

"Tümünün iptali öngörülen 15 inci madde, 1402 sayılı Yasanın en önemli maddelerinden biridir ve başlangıçta da açıklandığı gibi sıkıyönetim mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenlemektedir.

Anayasa'nın

değişik 138 inci maddesine göre sıkıyönetim halinde askerî mahkemelerin hangi

suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu ancak kanunla gösterilebilir.

15 inci madde, Anayasaya aykırı da olsa, yine bir ölçüde bu konuyu düzenlemekte

idi. Madde iptal edilince ancak yasama voliyle doldurulabilecek bir boşluk

oluşacaktır. İptal hükmü, 15 inci madde yönünden de Resmî Gazete'de yayınlanır

yayınlanmaz yürürlüğe girerse, madde o günde yürürlükten kalkacak ve yeni kanun

çıkıncaya dek sıkıyönetim halinde askerî mahkemelerin hangi suçlar ve hangi

kişiler bakımından yetkili olduğu sorunu ortada ve açıkta kalacaktır. Bu, hele

ülkenin bir çok ilkelerinde sıkıyönetimin sürüp gitmekte olduğu şu sıralarda,

kamu düzenini sıkı sıkıya ilgilendiren bir boşluktur. Onun için Anayasa'nın

değişik 152 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 44 sayılı Yasanın 50 nci maddesi

hükümlerinden yararlanılarak iptal hükümlerinden yalnız 15 inci maddeye ilişkin

olanının yürürlüğe gireceği tarih ayrıca kararlaştırılmalıdır. İptal hükmünün,

kararın Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihten başlayarak altı ay sonra

yürürlüğe girmesi uygun olacaktır."

Olayda sanığın eylemi, iddianameye göre, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar hakkındaki Kanıma aykırı olarak bıçak bulundurmaktır. 6136 sayılı Kanunda yazılı suçlar 1402 sayılı Kanunun 15 inci madesinin f bendi içinde yer almış ve eylem sıkıyönetim altına alınan bir yerde işlenmiştir. 15 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, sıkıyönetim komutanı dilerse, 6136 sayılı Kanunda yazılı suçları işleyenler de sıkıyönetim komutanı nezdindeki askeri mahkemelerde yargılanacaklardır.

Anayasa

Mahkemesi olayla sınırlı olarak 15 inci maddeye ilişkin iptal hükmünün Resmî

Gazete'de yayımı gününde yürürlüğe girmesine karar verdiği takdirde 15 inci

madde Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin elindeki dâva yönünden o gün

yürürlükten kalkmış olacaktır. Böylece Anayasa Mahkemesi olayla sınırlı olmakla

birlikte gene de bu sınırlama içinde 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

hakkındaki Kanunda yazılı suçlara askerî mahkemelerce bakılamayacağı, bu suçlan

işleyenlerin ve onların suçlarına iştirak edenlerin askerî mahkemelerde

yargılanmayacakları yolunda bir kural koymuş sıkıyönetim askerî mahkemelerinin

görev ve yetkileri alanında bir çeşit düzenleme yapmış olmaktadır. Oysa

yukarıda değinilen gerekçede de belirtildiği üzere Anayasa'nın değişik 138 inci

maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca askerî mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim

hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu ancak

kanunla gösterilebilir. Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün doğal ve zorunlu

sonucu dışında, bu yolda bir karar vermekle kendini Yasa Koyucu durumuna

getirmiş olur ki böyle bir tutuma hukukça olanak bulunmadığı ve bundan

olabildiğince kaçınmak gerektiği ortadadır.

Şu duruma göre Anayasa'nın değişik 152 nci maddesinin dördüncü fıkrasında vazıh yetkinin olayda uygulanmasının gerekmediği yolunda karar verilmelidir.

Bu görüşe Muhittin Tavlan, Avni Givda. Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç ve Ahmet Akar katılmışlardır.

C-

İhsan Ecemiş, sonuçta birleşmekle birlikte, yukarıda (A) ve (B) bentlerinde açıklanan gerekçelerden hiç birine katılmamıştır.

Ç-

Kani Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu Anayasa'nın değişik 152 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yazılı yetkinin olayda uygulanmasının gerektiği görüşünü savunmuşlardır.

V-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- Anayasa'nın değişik 151 inci maddesi uyarınca mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunduğuna Avnî Givda, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş'ın ortada 151 inci madde yönünden geçerli bir dâva bulunmadığı ve mahkemenin bu işte itiraz yetkisini kullanamıyacağı yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;

2- Aşağıda açıklanacak durum dolayısiyle dosyanın eksiği üzerinde durulmasına yer olmadığına ve esasın incelenmesine; işin niteliğine göre başka güne bırakılmıyarak incelemenin sürdürülmesine oybirliğiyle;

3- 13/5/1971 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesi Anayasa Mahkemesinin 15, 16/2/1972 günlü, 1971/31 - 1972/5 sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan itiraz konusu hükmün bu yönden incelenmesine ve karara bağlanmasına yer olmadığına oybirliğiyle;

4- Anayasa'nın değişik 152 nci maddesinin dördüncü fıkrasında vazıh yetkinin olayda uygulanmasının gerekmediğine Kani Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

16/5/1972 gününde karar verildi.

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

Üye

Mustafa Karaoğlu

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

13/5/1971 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesi kurallarına göre Cumhuriyet Savcısının bu maddenin birinci fıkrasına bağlı (a) dan (1) ye kadar olan bentlerde yazılı suçları sıkıyönetim altına alınmış yerlerde işleyenler hakkında doğrudan doğruya kamu davası açmaya yetkisi yoktur. Böyle bir suça el koyan Cumhuriyet Savcısı hazırlık soruşturması evrakını vakit geçirmeden Sıkıyönetim Komutanına göndermekle yükümlüdür. Sıkıyönetim komutanı kendisine yollanan evrakı Sıkıyönetim Komutanlığı nezdindeki askerî mahkemenin askerî savcılığına vermez de geri gönderirse ancak o zaman Cumhuriyet Savaşı genel hükümler gereğince işlem yapılmak yetkisini kazanmış olur.

İncelenen

işle ilgili olayın geçtiği yer Nallıhan'dır. Nallıhan sıkıyönetim altına alınmış

bir bölge içindedir. Sanığın eylemi Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar hakkındaki 6136

sayılı Kanuna aykırı olarak bıçak bulundurmaktır ve suç 1402 sayılı Kanunun 15

inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamına girmektedir. Şu duruma

göre Cumhuriyet Savcısının 15 inci madde gerek ve yükümlerini göz önünde

bulundurmadan açtığı kamu dâvası yetki dışı açılmış bir dâvadır ve Anayasa'nın

değişik 151 inci maddesinin uygulanması yönünden geçerli bir dâva olarak kabul

edilmesine olanak yoktur. Elinde usulünce açılmış bir dâva bulunmayan Nallıhan

Asliye Ceza Muhakemesinin ise Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine dayanarak

1402 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi düşünülemez. Çünkü bu yol için Anayasa'ca öngörülmüş olan iki

koşuldan birincisi, yani elde bakılmakta olan bir dâvanın bulunması koşulu

gerçekleşmiş değildir. Anayasa'nın değişik 151 inci ve 44 sayılı Kanunun 27 nci

maddelerine uymayan başvurmanın, itirazda bulunan mahkemenin yetkisizliği

yönünden reddi gerekir.

1972/18 - 24 sayılı. 16/5/1972 günlü Anayasa Mahkemesi kararının "Anayasa'nın değişik 151 inci maddesi uyarınca mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunduğu"na ilişkin bölümüne yukarıda yazılı gerekçe ile karşıyız.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Sayın Avni Givda'nın karşı oy gerekçesine katılıyorum.

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Ahmet Akar

Sayın Avni Givda'nın karşıoy yazısındaki görüşe katılıyorum.

Üye

Sait Koçak

Sayın Avni Givda'nın karşıoy yazısındaki görüşe katılıyorum.

Üye

Şahap Arıç

KARŞIOY

YAZISI

Kararın

sonuç bölümünün 3 sayılı fıkrasında (13/5/1972 günlü, 1402 sayılı Sıkıyönetim

Kanununun 15 inci maddesi Anayasa Mahkemesinin 15, 16/2/1972 günlü, 1971/31 -

1972/5 sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan itiraz konusu hükmün bu

yönden incelenmesine ve karara bağlanmasına yer olmadığına) karar verilmiş

bulunduğuna göre, gerekçenin olayla sınırlı karar verilmesi sorununa ilişkin 4

üncü bölümünün B bendinin a fıkrasında da açıklandığı üzere, ortada Anayasanın

152 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma yeri ve dayanağı bulunmadığı,

bu sebeple de artık sözü geçen fıkradaki yetkinin kullanılması gerekip

gerekmediğinin ayrıca tartışılmasına ve bu yönde gerekçe gösterilmesine yer

olmadığı düşüncesindeyim.

Üye

Nuri Ülgenalp

KARŞIOY

YAZISI

l- 9/3/1972 gününde, bıçak bulundurmaktan sanık bir kimse hakkında 6136 sayılı Yasa'nın 15 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle ve 11/3/1972 günlü iddianame ile açılan ve Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin 1972/11 esas sayısını alan kamu dâvasının 19/4/1972 günlü duruşmasında, hazırlık soruşturması evrakının 1402 sayılı sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesine göre kamu dâvası açılmazdan önce Sıkıyönetim Komutanlığına gönderilmesi gerekirken bu gereğin yerine getirilmediğinin görüldüğü ve Cumhuriyet Savcısının söz konusu

15 inci maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki itirazın mahkemece ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Oysa

Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesince karar verildiği 19/4/1972 gününde ve Anayasa

Mahkemesince bu konuda ilk incelemenin yapıldığı ve esasın incelenmesine ve

işin başka güne bırakılmayarak incelemenin sürdürülmesine dair karar verildiği

16/5/1972 gününde, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesi, bu

maddenin tamamının Anayasa'ya aykırı bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin

15 ve 16 Şubat 1972 gününde 1971/31 esas 1972/5 karar sayısı ile verdiği iptal

kararına rağmen, Anayasa'nın değişik 152 nci maddesinin 1. ve 2 nci

fıkralarında buyrulan işlemler yerine getirilmediği için, yani karar

gerekçesinin yazılmamış olması ve bunun sonucu olarak da Resmî Gazete'de

yayınlanamamış bulunması yüzünden yürürlükte idi ve uygulanma durumunu muhafaza

ediyordu. Başka bir deyimle Anayasa Mahkemesinin 1402 sayılı Sıkıyönetim

Kanununun 15 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunduğuna ve iptaline dair 15

ve 16 Şubat 1972 gününde verdiği karar yalnız kendisini bağlamakta idi ve bu

bağlantı dışında hiç bir etkisi yoktur.

Çoğunluk, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesinin Anayasa Mahkemesinin 15, 16/2/1972 günlü, 1971/31 - 1972/5 sayılı karariyle Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olmasına rağmen Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesince itiraz yolu ile gelen işde, Anayasanın değişik 152 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında yanlı olan yetkinin bu olayda uygulanmasının gerekmediğine karar verilmiştir.

Çoğunluk bu karara varırken ayrı ayrı iki gerekçe ortaya koymaktadır.

1- Bu olayda Anayasa'nın değişik 152 nci maddesinin 4 üncü bendindeki yetki kullanıldığı takdirde, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 15 inci maddesi Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin elindeki - dâva yönünden yürürlükten kalkmış olacak ve Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermekle Yasa Koyucu durumuna gelmiş olacaktır.

2- Olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikteki karar verme yetkisi kullanıldığı takdirde :

a) Anayasa'nın 12 nci maddesine aykırı olarak eşitliği bozucu bir sonuç meydana gelecek,

b) Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş bulunan bir hükmün Anayasa Mahkemesi karariyle bir süre daha yürürlükte kalmasını zorunlu kılan kamu yararı düşüncesi, bu kişi söz konusu oldukta değerden düşmüş olacak ve mahkemenin önceki kararının yürürlük tarihinin altı ay sonraya bırakılmasına ilişkin gerekçesi de anlamsız kalacaktır.

II-

Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi kurmakla güttüğü ereğin sıhhatli ve isabetli olarak belirlenmesi ve "gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırılabilir. Bu tarih kararın Resmî Gazete'de yayınlandığı günden başlanarak bir yılı geçemez", ayrıca "Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız taraftan bağlıyıcı olacağına da karar verebilir" yolunda öngörülen kurallarla ne demek istediğinin yüzeyde kalmayan bir biçimde araştırılarak amacın saptanması, doğru ve yerinde bir sonuca varmanın ilk ve tek koşuludur.

1- Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun, Anayasa tasarısının genel gerekçesinin "yargı" bölümünde, "Hukuk Devletinin temel unsuru Devlet faaliyetinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu uygunluğu sağlayacak makamlar yargı organlarıdır. Tasarı bütün Devlet faaliyetini kaideler hiyerarşisi içinde kazaî murakabeye tabi tutmuş bulunmaktadır. Yasama organının faaliyetleri yeni kurulan Anayasa Mahkemesinin kazaî denetimi altındadır. Bu denetimin müessiriyetini sağlamak için ilgililere tanınan iptal dâvası yanında, defi yoluyla murakabe imkânı da açık bırakılmıştır" satırları yer almıştır.

Gerçekten Devlet çalışmasının hukuk kurallarına uygun olarak yapılması, hukuk Devletinin temel ve mümeyyiz öğesidir. İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır (değişik madde 114) kuralını koyan Anayasa, yasama organı faaliyetlerini de Anayasa Mahkemesinin yargı denetimine (değişik madde 147 fi) bağlı tutarak iptal dâvası yanında itiraz yoluna da yer vermek suretiyle bu denetimin etken olmaz ereğini gütmüştür.

2-

Anayasa'nın Temsilciler Meclisindeki görüşülmesi sırasında Temsilciler Meclisi

Anayasa Komisyonuna "Muhterem arkadaşlar sayın komisyon sözcüsüne teşekkür

ederim, fakat bendeniz diyorum ki; Anayasa Mahkemesi, bir kanunu, Anayasa'ya

aykırı görerek iptal etmiştir. Ancak, bu Kanunun ilgili hükmü daha altı ay

yürürlükte bırakılacaksa, bu takdirde, hüküm vatandaş hakkında uygulanacak mı,

uygulanmayacak mı' Bu Kanun, artık yürürlükte olmadığına göre, acaba vatandaş,

mahkemede, bu kanun, Anayasa'ya aykırıdır bana tatbik edilemez diye, defi

yoluyla itiraz edebilecek mi, edemeyecek mi'" (T. C. Anayasası, cilt 3,

sahife 3799 - 3800 Kâzım Öztürk) sorduğu soru komisyon sözcüsü tarafından

"Bu altı aylık müddetin konulmasının sebebi, iptal istemiyle bir kanun

boşluğuna mani olmak içindir. Yoksa Anayasa'ya aykırı olan kanunu vatandaşlara

tatbik etmek için değil, binaenaleyh bu devre içinde dahi defidâvası açmak

gayet tabiî caizdir" şeklinde cevaplandırılmıştır.

Gerçekten bu açıklamanın Anayasa Mahkemesini bağlayıcı yönü olduğunu ileri sürmeye imkân yoksa da, Anayasa'yı hazırlayanların, bu konuda neyi düşündüklerini, getirilen sistemin ereğinin ne olduğunu açıklayıcı belgeler olması bakımından bunların hiç bir değer taşımadığı da söz konusu edilemez. Kaldı ki bu belgelerdeki açıklamaların, Anayasa'nın ereği, sözü ve özü doğrultusunda olması da bunların açık bir önem ve değer taşıdığını göstermektedir.

3-

Anayasa'nın değişik 149 uncu maddesi doğrudan doğruya açılacak iptal

dâvalarına, değişik 151 inci maddesi de itiraz yolu ile mahkemelerden gelecek

dâvalara ait düzenlemeler getirmiş, değişik 152 inci maddesinde her iki dâva

türüne ait kararların ortak yön ve koşullarla ayrıntılı hususlardaki buyruklar

yer almıştır. Daha açık bir deyimle, Anayasa'nın 152 nci maddesi, Anayasa'ya

uygunluk denetimine ait "bütün kararların niteliğini ve bu mahkemenin

iptal kararlarını alırken taşıdığı yetkilerin çerçevesini çizmektedir. Anayasa

Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı olması sebebiyle iptaline karar verdiği kanun,

dâva ister doğrudan doğruya açılsın ister itiraz yoliyle gelsin, ilke olarak

gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanması tarihinde yürürlükten herkes

için kalkacaktır; Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe girileceği tarihi

ayrıca kararlaştırılabilecek ve iptal kararı geriye etki yapmayacaktır. Bunun

dışında Anayasa Mahkemesi yalnız mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık

iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları

bağlayıcı olacağına da karar verebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

"..........mahkemelerden gelen aykırılık iddiaları üzerine verdiği

hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar

verebilir" biçiminde açıklanan yetkisini kullandığı takdirde, aynı dâvada

ayrıca aynı maddenin 2. fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan ve

"gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürüdüğe gereceği

tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih kararın Resmî Gazete'de yayınlandığı

günden başlıyarak bir yılı geçemez" biçiminde açıklanan yetkiyi kullanma

olanağına sahip olmadığında işin bünyesi bakımından kuşku edilemez. Buna karsı,

Anayasa'da itiraz yolu ile gelen bir işde, 152 nci maddenin 2 nci fıkrasının

ikinci ve üçünün, cümlelerinde öngörülen yetkilerin Anayasa Mahkemesince

kullanılmış olması, o dâvada uygulanacak olan ve Anayasa'ya aykırı olduğu

saptanan kanun hükmü ile tarafların başbaşa kalacaklarını öngören yani iptal

hükmünden bunların yararlanmasını engelleyen; böyle bir halde aynı maddenin 4

üncü fıkrasında yer alan ve aynı maddenin son fıkrasında herkesi bağlayıcı olma

ilkesinin aksine yalnız tarafları bağlayıcı olduğu açıklanan bu yetkinin

uygulanmayacağını belirten bir delâlet bile yoktur. Bunun gibi bir iptal dâvası

sonucunda Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilen ve iptal hükmünün

yürürlüğe gireceği tarih ayrıca kararlaştırılmakla beraber henüz Anayasa

Mahkemesinin çalışmaları dışında etkisi başlamayan bir karara konu olan kanun

hükmünün, ayrıca itiraz yolu ile gelen bir dâvada yukarıda açıklanan yetkinin

Anayasa Mahkemesince kullanılamayacağını Anayasa düşünmemiş, aksine bu konudaki

takdir yetkisini Anayasa Mahkemesine taramakla Anayasa'ya aykırılığına karar

verildiği hallerde, Anayasa'ya aykırı kanunların taraflara uygulanmamasını

buyurmuştur. Anayasa'nın buyruğunun bu yolda kullanılması ise Anayasa'nın 12

nci maddesinde belli edilen eşitlik ilkesini sağlar. Çünkü iptal hükmünün

yürürlüğe gireceği yani Anayasa'ya aykırı kanun hükmünün yürürlükten kalkacağı

tarihe kadar itiraz yolunun işletilmesi eşitliği ortadan kaldıracak ve

uygulamaya maruz kalan herkesi iptal hükmünden aynı surette yararlandıracak

önemli bir Anayasa tedbiridir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 15, 16/2/1972 günlü,

1971/31 - 1972/5 sayılı kararında "1402 sayılı Yasa'nın 17 nci maddesi

Sıkıyönetim mahkemelerince verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların para cezasına

çevrilemiyeceği kuralını koymuştur. Sıkıyönetim bölgesinde aynı nitelikte

suçlar işleyen, başka deyimle giyecekleri hürriyeti bağlayıcı cezalar 13/7/1965

günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca para

cezasına çevrilebilecek olan iki kimseden, Sıkıyönetim Komutanının isteğine ve

değerlendirmesine göre, biri askerî mahkemede yargılanacak ötekisi hakkında

genel hükümler uyarınca işlem yapılabilecektir. Hukukça aynı durumda bulunan

iki kişiden birisi, cezasını askerî mahkeme kestiği için hürriyeti bağlayıcı

cezanın para cezasına çevrilmesi olanağından yoksun kalacak, ötekisi genel mahkemeye

gönderilmesi dolayısiyle bu olanaktan yararlanabilecektir. Görülüyorki

yukarıdan beri tartışılan hüküm böylece kanun önünde eşitlik ilkesi ile

çelişkiye düşülmesine yol açmaktadır." gerekçesi yer almaktadır. İtiraz

yolu ile Anayasa Mahkemesine açılan iptal dâvasında olayla sınırlı ve yalnız

tarafları bağlayıcı olarak karar verme yetkisinin kullanılması kanun önünde

eşitliği temin ettiği, bu yetkinin kullanılmasının ise iptal kararının

yürürlüğe gireceği tarihe kadar hukukça aynı durumda olan kişiler arasındaki

eşitsizliği devam ettireceği, iptal edilen hüküm yürürlükten kalktıktan sonra

da bu eşitsizliğin başka bir biçimde oluşacağı ortada iken, bu yetkinin

kullanılması ile Anayasa'nın 12 nci maddesindeki eşitliğin bozulacağı yolundaki

görüş tutarsız ve anayasal dayanaktan da yoksundur.

Diğer

taraftan Anayasanın 4 ncü maddesinde, hiç bir kimse veya organ, kaynağım

Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz ilkesi yanında Anayasa

Mahkemesine 152 nci madde ile yukarıda belirtilen karar verme yetkisi

duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde açıklanmıştır. Bu bakımdan Anayasa'nın

öngördüğü bir yetkinin kullanılması, hiç bir zaman Anayasa Mahkemesini yasa

koyan bir organ durumuna getirmez. Kaldı ki Anayasanın Anayasa Mahkemesine

yetki olarak verdiği bu hükmün gereksizliği de ortaya konulamayacağına göne,

Anayasa'da öngörülen bu yetkinin kullanılmaması, iptaline karar verilen kanun

hükmünün yürürlükte kaldığı süre içinde bir takım vatandaştan cezalandırmak

gibi bazı sonuçlar ortaya koyar. Oysa Anayasa kişi haklarının bu kabil

Anayasa'ya aykırı kanun hükümlerinden korunmak için bu kuruluşları öngörmüş ve

bunlara baş vurma yollarını düzenlemiştir.

4- Nihayet Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinden gelen dosyanın incelenmesi ve olayın cereyan tarzı ve eylemin mahiyeti de bu yetkinin kullanılması gerektiği yolundaki kanıyı kuvvetlendirmiştir.

Özetlemek

gerekirse, Anayasa, kişilerin Anayasa'ya aykırı kanunların uygulanmasından

korunmalarını sağlamak için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine dava açılmasını

öngörmüş ve Anayasa Mahkemesini olayda sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı

nitelikte karar verebilme yetkisi ile de donatmıştır. Bu yetkinin kullanılması

eşitsizlik yaratmaz; Aksine Anayasa'ya aykırı kanunun uygulanmasına maruz

kalanların bundan kurtulmalarının sağlanmasında olumlu biçimde etki yaparak

kanun önünde eşitliği sağlar. Bu yetkinin kullanılması Anayasa Mahkemesini yasa

koyan bir organ durumuna da getiremez. Ayrıca bu yetkinin kullanılmasında

hukuki neden de vardır. Bu sebeple itiraz konusu edilen hükmün Anayasa'nın 152

nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca olayla sınırlı ve yalnız tarafları

bağlayıcı nitelikte iptali gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıyız.

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine göre, bir mahkemenin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle bir kanun hükmü hakkında Anayasa Mahkemesine itirazda bulunabilmesi için, bakmakta olduğu bir dâvanın mevcut olması ve itiraz edilen hükmün de o dâvada uygulanacak nitelikte bulunması gerekmektedir.

Anayasa'da ve kanunda sözü edilen bakılmakta olan (dâva) deyimi ile, kanunlara uygun biçimde ve mahkemenin yetkisi içinde açılmış bir (dâva) nın öngörülmüş olduğundan kuşku yoktur. Zira kanunlara uygun olmayarak bir mahkemenin önüne getirilmiş bir istemin, Anayasa denetiminin sağlanması için başvurulabilecek yolların birisinde, (itiraz yolunda), geçerli (dâva) sayarak Anayasa denetimine temel yapılması iki bakımdan mümkün değirdir :

1- Kanunsuz ve hukuk açısından geçersiz işlemlere, ortada geçerli bir neden bulunmadıkça, hukukî sonuç ve etki kazandırmaya hukukun genel kuralları izin vermez.

2- Kişileri, Anayasa'ya aykırı kanunların uygulanmasından koruyarak Anayasa güvencesi altına almak ve Anayasa'nın üstünlüğünü sağlamak amacıyle kurulmuş bulunan ve Hukuk Devletî kavramı ile kişi yaşantısında pek ciddî ve önemli yeri olan Anayasa denetimi müessesesinin, danışıklı ve yapma olarak oluşturulması hiçte güç olmayan dâva biçimindeki istemlerle gayri ciddî bir yola ve niteliğe dönüştürülmesi olanağına yer verilmiş olur.

Bu nedenlerle söz konusu maddelerde yer alan (dâva) deyiminin, açıklanan nitelikte sonuçları olan işlem ve istemleri de kapsadığını kabul etmenin, Anayasa denetiminin amaçlariyle bağdaştırılmasına imkân olmadığı ortadadır.

Şu halde, bir mahkemenin, Anayasa Mahkemesine Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunabilmesi için, ilk önce kanunlara uygun biçimde ve görevi içinde olarak açılmış bir dâvanın mevcut bulunması şart olduğu sonucuna varılması zorunludur.

Bu dosyanın konusu olan itirazı Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi yapmaktadır. (6136 sayılı Kanuna aykırı olarak bıçak taşımak) tan ibaret olan suçun işlendiği yerin de (Nallıhan), Sıkıyönetim altındaki bölgede olduğu anlaşılmaktadır.

Yürürlükteki 1402 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine ve ikinci fıkrasına göre söz konusu suçtan dolayı Cumhuriyet Savcılarınca doğrudan doğruya o mahaldeki genel mahkemeye dâva açılması mümkün değildir. Sıkıyönetim bölgelerinde bu çeşit suçlara el koyan Cumhuriyet Savcılarının görevi, (hazırlık soruşturması evrakım vakit geçmeden Sıkıyönetim Komutanına göndermekten) ibarettir. Sıkıyönetim Komutanınca genel hükümlere göre işlem yapılmak üzere dosyanın geri gönderilmesi halinde Cumhuriyet Savcısı, genel mahkemede dâva açabilir.

Şu duruma göre bu dosyaya, konu olan suçtan dolayı Nallıhan C. Savcısı, işin bu evresinde Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde dâva açmağa yetkili olmadığı gibi, mahkemenin de yetkisiz bir görevli tarafından yapılan bu kanunsuz işlemi Anayasa'nın 151 inci maddesinde öngörülen nitelikte olanak veren bir (dâva) sayarak itiraz yoluna başvurmaya yetkisi yoktur.

Yetkisiz mahkemece yapılmış bir itirazın Anayasa Mahkemesince incelenerek karara bağlanmasına, Anayasa'nın açıklanan 151 inci ve Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun 27 nci maddeleri karşısında imkân olmadığından söz konusu itirazın bu gerekçe ile red olunması gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın konuya ilişkin bölümüne karşıyız.

Üye

Kani Vrana

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye Muhittin · Gürün Üye Lûtfi · Ömerbaş

Anayasa Mahkemesi, E. 1972/18, K. 1972/24, 16 Mayıs 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-
  4. Olay
  5. Iıı-
  6. Yasa Metinleri
  7. Iv-
  8. A-
  9. B-
  10. C-
  11. Ç-
  12. V-
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. H. Boyacıoğlu
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Iı-
  21. Karşıoy
  22. Yazısı
  23. H. Boyacıoğlu
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1972/18
Karar No
1972/24
Tarih
16 Mayıs 1972

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1972/23 K.1972/26
  • AYM Norm Denetimi E.1972/22 K.1972/25
  • AYM Norm Denetimi E.1972/2 K.1972/28
  • AYM Norm Denetimi E.1972/21 K.1972/27
  • AYM Norm Denetimi E.1971/44 K.1972/29
  • AYM Norm Denetimi E.1971/57 K.1972/32

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.