İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1972/4 K.1972/11

Karar günü:24/2/1972

Esas1972/4Karar1972/11Tarih24 Şubat 1972Okuma24 dk · 4.760 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
24 Şubat 1972
Esas Sayısı
1972/4
Karar Sayısı
1972/11
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.760 kelime·24 dk okuma·11 bölüm

Karar günü:24/2/1972

Resmi Gazete tarih/sayı:13.5.1972/14186

İstemde bulunan : Danıştay 10. Dairesi.

İstemin konusu : 8/6/1949 günlü, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa 8/7/1971 günlü, 1425 sayılı Kanunla konulan ek 1. maddenin son fıkrasının Anayasa'nın 12. maddesindeki yasa karşısında eşitlik ilkesine aykırılığı nedeni ile iptali istenilmiştir.

A)

OLAY

Emekliye

ayrılmış bir Danıştay üyesince Danıştan Başkanlığına karşı açılan davada;

kendisinin 31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Yasa ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa

konulan ek geçici 8. maddenin ikinci fıkrası uyarınca 1000 + 200 gösterge

üzerinden kazanılmış hak olarak aylık almakta iken 13/7/1971 de yaş nedeni ile

emekliye ayrıldığı, görev sırasında aldığı aylık için 1000 + 200 göstergesinin

esas tutulmuş bulunması dolayısıyle 8/7/1971 günlü, 1425 sayılı Yasanın 1.

maddesinin c bendi gereğince emekli aylığı bağlanamasına da 1000 + 200 için bu

yasaya ekli tabloda gösterilen 795 göstergesinin esas alınması gerektiği, bu

durum gözönünde tutularak kendisinden 1000 + 200 üzerinden kesenek alınarak T.

C. Emekli Sandığına ödenmesi zorunlu iken bu işlemin eksik yapılmış bulunması

sonucunda emekli aylığının eksik bağlanmış olduğunun Emekli Sandığının ödendan

öğrenildiği, 7/8/1971 günlü 1425 sayılı Yasa ile 5434 sayılı Yasaya konulan ek

l. maddenin son fıkrasında 1000 + 200.üzerinden emekli ay lığı bağlanmasının

engelleyici bir kural bulunmakta ise de anılan metinde 1323 sayı Yasa bağlı

olanlar yararına 1000 + 200 gösterge üzerinden emekli aylığı bağlanması kabul

edilmiş bulunması karşısında bu kuralın Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik

ilkesine açıkça aykırı olduğu ileri sürülerek 1000 + 200 göstergenin katsayı

ile çarpımı esası üzerinden alınan aylığa göre Emekli Sandığına kesenek ve

karşılık ödenmesi için karar verilmesi istenilmiştir.

Danıştay Başkanlığının dava dilekçesine verdiği karşılıkta Anayasa'ya aykırılık savına karşı herhangi bir düşünce ileri sürülmeyip bu yönün dairenin takdirine bağlı olduğu bildirilmekte yetinilmiştir.

Danıştay 10. Dairesi Anayasa'ya aykırılık savını yerinde görerek kendisi de bu sava katıldığından istem konusu kuralın Anayasa'ya aykırılığı nedeni ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

C)

METİNLER

l- Bir hükmünün iptali istenilen Yasa maddesi :

(5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa ek ve geçici maddeler eklenmesine ve bu Kanun ile diğer kanunların bazı hükümlerinin değiştirilmesine ve kaldırılmasına dair 8/7/1971 günlü, 1475 sayılı kanun) un 2. maddesi ile 5434 sayılı yasaya eklenen Ek 1. madde (11/7/1971 günlü, 13892 sayılı Resmî Gazete'deki metne göre) :

Ek madde l- Aylıklarını personel kanunları hükümlerine göre alan iştirakçilerin, emeklilik keseneklerine, personel kanunları gereğince kazanılmış hak olarak aldıkları rütbe, kıdem, derece ve kademelerin gösterge rakamlarının katsayı ile çarpımı sonunda bulunacak aylık miktarı esas alınır.

İki yılda bir derece yükselmesine tabi bulunan İştirakçilerden, emeklilik keseneklerine esas aylıkları birinci dereceye yükselenlerin emeklilik kesenekleri, ilk yıl bu derecenin ilk kademesi, ikinci yıl ikinci kademesi ve üçüncü yıl son kademesi aylığı üzerinden kesilir.

Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlardan emeklilik keseneğine esas aylıkları birinci dereceye yükselenlerin emeklilik kesenekleri, bu derecenin dördüncü kademesi aylığı üzerinden kesilir. Emeklilik keseneğine esas aylıkları diğer derecelerde bulunanların emeklilik kesenekleri ise, bu derecelerin beşinci kademesi aylıkları başlangıç alınarak kesilir ve yürütülür.

Derece ve kademe göstergelerine eklenen rakamlar, emeklilik keseneğine esas aylığın tesbitinde nazara alınmaz. Ancak, 14/8/1970 tarihli ve 1323 sayılı Kanunun ek göstergeler ile ilgili hükümleri saklıdır,

(Son cümledeki 14/8/1970, günü, 1323 sayılı Kanunun kabul tarihi olmayıp Resmî Gazete'de yayımlanma günüdür.)

2- Konu ile ilgili öteki yasa metinleri :

a)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 31 Temmuz 1970 günlü, 1327 sayılı Yasa ile

konulan ek geçici madde 7 (Düstur 5. Tertip, Cilt 9/2. Sayfa 2787) -Anayasa

Mahkemesi asıl ve yedek üyeleri ve raportörleri, hâkimlik ve savcılık

mesleklerinde bulunanlarla bu meslekte sayılan görevlerde olanlar, Danıştay ve.

Sayıştay meslek grupları ve Sayıştay savcı ve savcı yardımcıları hakkında,

kendi özel kanunları yürürlüğe girinceye kadar 788. sayılı Memurin, 1108 sayılı

Maaş, 2556 sayılı Hâkimler, 44 sayılı Anayasa Mahkemesi, 521 sayılı Danıştay,

832 sayılı Sayıştay Kanunları ile 3656 sayılı Kanuna ek ve tadillerinin aylık

ve ödeneklerle ilgili hükümleri hariç, diğer hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur ve bu kanunla Devlet memurlarına sağlanan diğer haklardan faydalanırlar.

b) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa 31 Temmuz 1970 günlü, 1327 Sayılı Yasa ile konulan Ek geçici madde 8 (Yukarıdaki - a - bendinde yazılı Düstur cilt ve sayfa) :

Fıkra 3 ve 4 - Anayasa Mahkemesi asıl ve yedek üyeleri, birinci sınıf hakim ve savcılarla, Danıştay ve Sayıştay kanunlarına göre l inci derece kadroda bulunanlar, gösterge tablosunun l nci derecesinin son kademesi olan 1000 göstergesine intibak ederler ve aylık ödemeleri bu gösterge rakamına ilave edilecek 200 rakamından sonra bulunacak sayının belli kat sayı ile çarpılması sonunda elde edilecek miktar esas alınarak yapılır.

Hakimlik ve savcılık meslekinde ve bu meslekten sayılan görevlerde bulunanların Anayasa Mahkemesi raportörlerinin, Danıştay ve Sayıştay meslek mensupları ile sayıştay savcı yardımcılarının aylık ödemeleri: 10. 9, 8 ve 7 nci derecelerin kademelerinde bulunanlara o kademenin gösterge rakamına ilave edilecek 100; 6.5 ve 4 ncü derecelerin kademelerinde bulunanlara o kademenin gösterge rakamına ilave edilecek 150: 3.2 ve l nci derecelerin kademelerinde bulunanlara o kademenin gösterge rakamına ilâve edilecek 200 rakamından sonra bulunacak sayının belli katsayı ile çarpılması sonunda elde edilecek miktar esas tutularak yapılır.

c) 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 31 Temmuz 1^70 günlü 1323 savı h kanunun 4. maddesi ile değişik 137. maddesi (Düstur 5 Tertip, Cilt 9/2, sayfa 2866) :

Birinci, İkinci, üçüncü fıkralar - Silahlı kuvvetlerdeki subay astsubay, uzman, çavuş ve uzman Jandarma çavuşlarının aylıkları, rütbe rütbedeki kıdem ve kademe esasına göre tesbit edilir.

En düşük gösterge rakamı 100 ve en yükseği 1000 dir.

Üç yılını bitirmiş albaya ve general - amirallere 1000 gösterge rakamı uygulanır. Ancak tuğgeneral - tuğamirallere 1000 + 50, tümgeneral - tümamirallere 1000 + 100, korgeneral - koramirallere 1000 -f 150 orgeneral - oramirallere 1000 + 200 lük göstergeler tahsis olunur.

3- Dayanılan Anayasa kuralı :

Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

C)

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 10/2/1972 gününde, Muhittin Taylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş ve Şevket Müftügil'in katılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının 5434 sayılı T. C. Emekli sandığı Kanununa 1425 sayılı Yasa ile konulan Ek 1. maddenin son fıkrasının mahkemenin uygulama durumunda bulunduğu birinci cümlesi kuralı ile sınırlı olarak incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay'da

açılan davanın davacısı bulunan emekli Danıştay Üyesinin keseneklerinin 1000 +

200 gösterge üzerinden hesaplanmayıp yalnızca 100 gösterge üzerinden

hesaplanmasını sağlayan kural, Danıştay Başkanlığının vermiş bulunduğu karşılık

yazısında dayanılan ve 5434 sayılı Yasa'ya 8/7/1971 günlü, 1425 sayılı Yasa ile

konulan Ek 1. maddenin son fıkrasının tümü olmayıp yalnızca bu fıkranın (Derece

ve kademe göstergelerine eklenen rakamlar, emeklilik keseneğine esas aylığın

tesbitinde nazara alınmaz.) kuralı olup bu fıkranın ikinci cümlesindeki (Ancak,

14/8/1970 tarihli ve 1323 sayılı Kanunun ek göstergelerle ilgili hükümleri

saklıdır.) kuralının Danıştaydaki davada uygulanma olanağı yoktur. Nitekim

davalı olan Danıştay Başkanlığı yalnızca birinci cümle kuralına dayandığı gibi

Danıştay 10. Dairesi yalnızca bu kurala dayanarak ek gösterge üzerinden kesenek

saptanması istemini reddedebilir. Anayasa'nın değişik 151. maddesi uyarınca bir

davaya bakmakta olan mahkeme; o davada uygulanacak bir yasa kuralını Anayasa'ya

aykırı görürse veya dâva ilgililerinden birinin ileri sürdüğü aykırılık savının

ciddî olduğu kanısına varırsa ancak o kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurabileceğinden incelemenin yalnızca birinci cümle kuralı ile sınırlı

olarak yapılması gerekli görülmüştür.

D)

ESASIN İNCELENMESİ

Esasa ilişkin raporla dayanılan Anayasa ve Yasa kuralları ve bunlara ilişkin yasama belgeleri ile konuyu ilgilendiren öteki metinler incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü :

l-

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 31 Temmuz 1970 günlü, 1327 sayılı Yasa ile

konulan Ek Geçici 8. maddenin Üçüncü fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi

üyelerinin aylıkları 1000 gösterge sayasına 200 sayısının eklenmesinden sonra

bulunacak sayının belli katsayı ile çarpılması sonunda elde edilecek tutardır.

Eğer bu dâva sonunda iptal kararı çıkacak olursa Anayasa Mahkemesi üyelerinin

emekli kesenekleri dahi 1000 + 200 göstergesinin katsayı ile çarpımından elde

edilecek aylık üzerinden hesaplanacaktır; oysa bugün bu kesenekler 1000

göstergesinin katsayı ile çarpımından elde edilen tutar üzerinden hesaplanmakta

ve ödenmektedir. Demek ki verilecek kararın sonucu Anayasa Mahkemesinin asıl ve

yedek bütün üyelerini ilgilendirmektedir ve üyelerden birkaçının bu yüzden

kurula katılmaktan çekinmesi sonucu mahkeme kurulunun toplanması ve davaya

bakması olanağı kalmayacaktır. Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu ve yargılama

usulleri düzenleyen 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin l sayılı

bendi gereğince Anayasa Mahkemesi başkan ve üyeleri kendilerini ilgilendiren

dava ve işlere bakamazlar ve anılan yasanın 46. maddesi uyarınca 43. maddede

yazılı nedenlere dayanarak bir üyenin davaya veya işe bakmaktan çekinmesi

durumunda Mahkemenin konu hakkında kesin karar vermesi gerekir. Ancak, bu

maddenin ikinci fıkrasındaki (Kurulun toplanmasına mani olacak sayıda üyelerin

çekinme istekleri dinlenmez.) kuralına göre incelenen davada Mahkeme üyelerinin

çekinme yetkisi bulunmadığından bu zorunluk gözönünde tutularak işin esasının

incelenmesine geçilmiştir.

2-

5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununa 8/7/1971 günlü, 1425 sayılı Yasa ile

konulan Ek 1. maddenin son fıkrasının inceleme konusu birinci cümlesinin

koyduğu kural, başka deyimle derece ve kademe göstergelerine eklenen sayıların

emeklilik keseneğine esas aylığın saptanmasında gözönünde tutulamayacağı

kuralı, ilk önce bu maddenin birinci fıkrası ile konulan ilkeye göre bir ayırım

yaratmaktadır; çünkü bu ek maddenin birinci fıkrasında çaylıklarını personel

yasalarına göre alan iştirakçilerin emeklilik keseneklerine, bu yasalar

uyarınca kazanılmış hak olarak aldıkları, rütbe, kıdem, derece ve kademelerin

gösterge sayılarının katsayı ile çarpımı sonunda bulunacak aylık tutarının esas

alınması ilkesi benimsenmiştir.

Buna karşılık aynı maddenin son fıkrasının söz konusu birinci cümlesinde bu esastan ayrılmayarak kimi görevliler için kazanılmış hak aylıklarının bir bölümü emekli keseneğinin saptanmasında hesap dışı tutulmakta, böylece kanunun 4. maddesine bağlı çizelgede emekli aylığına esas olacak aylık saptanırken kendi göstergelerinin tümü değil ancak bir bölümü gözönünde bulundurulmuş olmaktadır.

İncelemede önce, "kazanılmış hak olan aylık" kavramı üzerinde durulmak gerekir.

Kazanılmış hak olan aylık deyiminin neyi anlattığının belirlenmesi için de aylığa ilişkin kuralların gözden geçirilmesi zorunludur :

657

sayılı Devlet Memurları Kanununun 31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Yasa ile değişik

147. maddesinin A bendinde, aylık sözcüğünün (Bu Kanuna tabi kurumlarda

görevlendirilen Devlet memurlarına, hizmetlerinin karşılığında kadroya

dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı) anlattığı kurala bağlanmış, ayın

yasanın değişik 149. maddesinde (Kademe aylığı, 36. maddede gösterilen

sınıflara ait genel gösterge tablosundaki derecelere dahil kademelerden herbiri

için tespit edilen gösterge rakamına tekabül eden aylıktır.), değişik 155.

maddesinde ise (Bu Kanunun 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge

tablosundaki rakamların Genel Bütçe Kanununda o yıl için tespit edilen katsayı

ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki

memurların aylık tutarlarını gösterir.) kuralları yer almıştır. Görülüyor ki,

657 Yasanın kurduğu düzene aylıklar, birisi 657 sayılı Yasada belirlenmiş

bulunan, öbürü de her yılın bütçe yasaları ile saptanacak olan iki sayının

çarpımından elde edilecek bir tutardır ve anılan Yasa kurallarınca bu

sayılardan ilkine gösterge, sonrakine katsayı denilmektedir; memurun hakkı olan

aylık da, memurun işinde bulunduğu sınıfta kişisel durumu açısından yer aldığı

derece ve kademenin göstergesinin katsayı ile çarpımı sonunda bulunacak

aylıktır ki buna kazanılmış hak olan aylık dahî denilmektedir. Demek ki 1425

sayılı Yasanın tartışma konusu kuralında emekli keseneğine temel olarak

gösterilen kazanılmış hak niteliğindeki aylıklar, memurların kişisel durumları

ve çalıştıkları sınıf, derece ve kademeye göre saptanan göstergenin Genel Bütçe

Kanunu ile belli yıl için kabul edilmiş katsayı ile çarpımından elde edilecek

tutarlardır.

657

sayılı Devlet Memurları Kanununa 1327 sayılı Yasa ile konulan ek geçici 7.

maddede Anayasa Mahkemesi üyeleri ve raportörleri ile hükimlik ve savcılık

mesleklerinde, Danıştay ve Sayıştay meslek gruplarında bulunanlar için kendi

özel yasaları yürürlüğe girinceye değin eski kuralların uygulanacağı, ancak bu

eski kuralların aylık ve ödeneklerle ilgili olanlarının uygulanmayacağı ve 657

sayılı Yasa ile .Devlet Memurlarına sağlanan öbür haklardan dahi bu

görevlilerin yararlanacakları kurala bağlandıktan sonra yukarıda metni yazılı

ek geçici 8. madde ile de bu kimselere ödenecek aylıkların, kanundaki genel

gösterge sayılarından, kendi derecelerinin karşılığı olanlarına maddede belli

edilen bir takım sayıların eklenmesinden sonra bulunacak sayının belli katsayı île

çarpılması sonucunda elde edilen tutar olacağı ilkesi benimsenmiştir. Devlet

Memurları Kanununun az önce anılan, aylık tanımına ilişkin kuralları ile

buradaki kuralın karşılaştırılması sonucunda genel gösterge sayılarına eklenen

sayıların (Örneğin 1000 genel göstergesine eklenen 200 sayısının) söz konusu

maddede belirlenenlerin aylık göstergelerinin ayrılmaz bir parçası olduğu,

bunların göstergelerinin şu iki sayının toplamından oluştuğu yoksa aylıktan

ayrı nitelikte bir ödeme için öngörülmüş ek bir sayı durumunda bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Başka deyinle bu maddede geçen + 100, + 150, + 200 gibi

sayılar hakimlere ve Yasa'ca onlara eşit tutulan öbür görevlilere ödenek

niteliğinde ya da fazla çalışma karşılığında bir ödeme yapılmasını sağlamak

için kabul edilmiş değillerdir. Unutulmamalıdır ki, göstergenin tek sayı

olmasını zorunlu kılan bir yasa kuralı yoktur ve göstergenin 1000 + 200

biçiminde veya 1200 biçiminde yazılmasının onun gösterge niteliği üzerinde

etkili olacağı düşünülemez

657

Sayılı Devlet Memurları kanununun (ödenek) adı altında öngördüğü bir takım ek

ödemeler vardır ki bunlar çalışmanın olağan karşılığı bulunmadıkları için

aylıktan ayrı birer nitelik taşımaktadırlar. Örneğin bu Yasanın 195. ve sonraki

maddelerinde sözü edilen mahrumiyet ödeneği, 202. ve sonraki maddelerinde

düzenlenen aile yardımı ödeneği, 208. maddesinde düzenlenen ölüm yardımı

Ödeneği, aylıktan ayrı birer ödenek niteliğindedir. Yine Devlet Memurları

kanununun 1327 sayılı Yasa ile değişik 43. maddesinin dördüncü fıkrasının a

bendinde genel idare sınıfının 1., 2., 3., ve 4. derecelerine giren birtakım

görevlerle ilgili memurlukların yönetim sorumu ve Devlet için taşıdıkları önem

gözönünde bulundurulmak yolu ile derecelerdeki kademelerin gösterge sayılarına,

50, 100, 150 veya 200 sayılarının eklenmesi ile bulunacak göstergeler üzerinden

ödeme yapılabileceği, hangi görevlerde çalışanların bu göstergelerden aylık

alacağının bakanlar Kurulunca saptanarak her yıl bütçe kanunlarında

gösterileceği ve böylece saptanan göstergeler üzerinden aylık alanların asıl

kadro ve derecelerini koruyacakları ve gösterge sayılarına 50, 100, 200

sayıları eklenerek yapılacak ödemelerin memurlar için yükselme bakımından

kazanılmış hak sayılmayacakları bildirilerek göstergelere yapılan eklerin ilke

olarak kazanılmış hakka temel tutulacağı ve ancak yasanın bunun tersine açıkça

kural koyduğu durumlarda ek göstergelerin kazanılmış hakka temel sayılmayacağı

anlatılmıştır.

Yukarıda değinilen ek geçici 8. maddede belirtilmiş ek gösterge sayılarının bu nitelikte olmadığı maddenin açık anlatımından da belli olmaktadır. Çünkü madde içinde, hâkimlerle onlar gibi sayılanların aylık ödemeleri konusunda (...gösterge rakamına ilave edilecek... rakamından sonra bulunacak sayının belli kat sayı ile çarpılması sonunda elde edilecek miktar esas alınarak yapılır), denilerek söz konusu görevlilere ilişkin göstergenin, bu iki sayı toplanarak saptanacağı ve aylık tutarının da böylece bulunacak göstergeye, katsayının çarpılması yoluyla belli edileceği kuşkuya yer verilmeyecek bir açıklıkta belirtilmiştir.

1425

Sayılı Kanunun 2. maddesi ile T. C. Emekli Sandığı Kanununa konulan ek 1.

maddenin birinci fıkrasında, emeklilik keseneklerine Personel Kanunları

gereğince kazanılmış hak olarak alınan rütbe, kıdem, derece ve kademelerin gösterge

sayılarının kat sayı ile çarpımı sonunda bulunacak aylık tutarlarının esas

alınacağı gösterilmiş iken, sözü edilen maddenin dördüncü fıkrasının iptali

istenen ilk cümlesindeki yasa koyucunun bu genel ilkeden ayrılarak

göstergelerin bir bölümünün emeklilik keseneğinin ve dolayısıyle de emekliliğe

esas aylığın saptanmasında göz önünde tutulamayacağını kabul ettiği görülmekte

böylece hâkimler ve onlara benzer durumda olanlar genel kuralın dışında

bırakılarak onlara karşı ayırım gözetici bir işlem yapılmış olmaktadır. Öteki

Devlet görevlileri yönünden kabul edilmiş bulunan genel kuralın bunlardan

esirgenmesi ve bu konuda bu tür bir eşitsizlik yaratılması için haklı bir neden

de ortaya konulabilmiş değildir.

Sonuç olarak denebilecek şudur : Söz konusu cümle kuralı Anayasanın 12. maddesine aykırı bir durum yaratmış bulunmaktadır.

3-

Anayasa'nın mahkemelere ve hâkimlere ilişkin kuralları gözönünde tutulunca

hâkimlerin devlet görevlileri içinde özel önemde bir görev yaptıkları ve özel

bir hukuki durumda bulunmaları gerektiği ilkesinin Anayasa koyucu tarafından

benimsendiği kolaylıkla anlaşılır. Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca yargı

yetkisi Türk Ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Hâkim demek

mahkemede yargı yetkisini Türk Ulusu adına kullanan kimse demektir. Anayasa'nın

132. maddesinin ilk fıkrasına göre hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar

Anayasa'nın değişik 134. maddesinin ilk fıkrası gereğince hâkimlerin aylık ve

ödenekleri mahkemelerin bağımsızlığı kuralına göre kanunla düzenlenir.

Anayasanın bütün hâkimler ve mahkemeler için uygulanacak nitelikte bulunan bu

genel kurallarla yetinmeyip bir takım özel kurallara dahi yer vermiş ve o

kurallarda bu ilkeleri pekiştirmiş olması Anayasa koyucunun hâkimlik görevine

ve hâkimlere ne denli önem verdiğini ve bu konulardaki düzenlemelerde ne ölçüde

bir titizlik gösterdiğini belirtmeye yetmektedir. Gerçekten askerî yargıya

ilişkin değişik 138. maddenin son fıkrasında askeri hâkimlerin özlük işlerinin

mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik güvencesi ve askerlik hizmetlerinin

gereklerine göre özel yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür. Özlük işlerinin en

önemlilerinden birisinin aylık ve ödenek işleri olduğunda kuşku yoktur. Yine

yüksek idare mahkemesi olan Danıştaya ilişkin değişik 140. maddesin beşinci

fıkrasında Danıştay mensupların in aylık ve ödeneklerinin mahkemelerin

bağımsızlığı ve hakimlik güvencesi esaslarına göre yasa ile düzenlenmesi

öngörülmüştür. Anayasa' nın düzenlediği hiç bir kuruluş için bağımsızlıktan söz

edilmemiş ve herhangi bir devlet görevlisinin görevinde bağımsız bulunduğu

bildirilmemiş iken mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlığından açıkça söz

edilmiş olması ve bu kavram üzerinde genel kurallarla yetinilmeyip askeri yargı

ile idari yargı konusunda bu kavrama ayrıca yer verilmesi hâkimlerin hiç bir

Devlet görevlisinin görevi ile Ölçülemeyecek önemde bir görev yaptıklarının

Anayasa'ca kabul edildiğini belirtmektedir. Anayasa'nın başlangıç kurallarında

Devletin demokratik hukuk devleti olduğu ve bu Anayasa'nın demokrasiye bağlı

hukuk devletini bütün hukuksal ve toplumsal temelleriyle kurmak ereğini güttüğü

açıklandıktan sonra 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin başlangıçta

belirtilen temel ilkelere dayanan sosyal bir hukuk devleti olduğu kuralına yer

verilmiştir. Demek ki Anayasa'nın ereklerinden birisi Türkiye Cumhuriyetini

bütün hukuksal ve toplumsal temelleri ile hukuk devleti olarak kurmaktır ve

Devletin bütün iş ve işlemlerinin hukuk devleti ilkelerine uygun olmak

zorunluğu kesinlikle öngörülmüştür. Çağdaş hukuk anlayışına göre hukuk devleti,

bütün iş ve işlemleri hukuk kurallarına bağlı olan bir devlet demektir. Bütün

iş ve işlemlerin hukuk kurallarına bağlı olmasını gerçekten sağlayacak tek ilke

ise, bu iş ve işlemlerin yargı yolu ile denetlenmesi, başka deyimle Devletin

bütün iş ve işlemlerinden ötürü bağımsız mahkemelerde dava açılabilmesinin

kabulü ve bütün bu iş ve işlemlerin bağımsız hâkimlerce hukuka uygun olup

olmadığının karara bağlanabilmesidir.

Az Önce de belirtildiği gibi Anayasa'nın 7. ve 132. maddelerine göre hâkimler, görevlerinde bağımsız olarak Türk Ulusu adına yargı yetkisini kullanırlar.

Buna karşı öteki devlet görevlileri, yürütme organı içinde ve belli bir astlık-üstlük ilişkisinin kurallarına uyarak görev yapmaktadırlar.

Bu durum,, hâkimlerle öteki kamu görevlilerinin gördükleri işin öneminin anayasal açıdan eşit sayılamıyacağının açık bir kanıtıdır. Şu açıklamalara göre sonuç olarak denilebilir ki; hâkimlerin aylık ve ödeneklerinin özel yasalarla düzenleneceğine ilişkin Anayasa kuralları dahi bu biçimde bir ayrım haklı gösteremez; tam tersine hâkimlerin en azından öteki kamu görevlileriyle eşit tutulmalarını gerektirir.

4- Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa 1425 sayılı Yasa ile konulan ek 1. maddenin son fıkrasının ikinci cümlesinde (Ancak 14/8/1970 tarihli ve 1323 sayılı Kanunun ek göstergelerle ilgili hükümleri saklıdır.) kuralı ile de ikinci bir eşitsizlik yaratılmaktadır. Saklı tutulan kural, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununu değiştiren bir yasada yer almıştır. 926 sayılı Yasa'nın 1323 sayılı Yasa ile değişik 137. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tuğgeneral-tuğamirallere 1000 + 50, tümgeneral-tümamirallere 1000+100, korgeneral-koramirallere 1000+150, orgeneral-oramirallere 1000+200 lük göstergeler verilecektir.

Burada +50, +100, +150 ve +200 sayılan da genel göstergelere eklenen sayılardır. Ek 1. maddenin itiraz konusu son fıkrasının birinci cümlesinde benimsenen ilkeye göre generallere ve amirallere ilişkin bu ek sayıların dahi emekli keseneğinde gözönünde tutulmaması gerekli iken az önce değinilen saklı tutma kuralı ile bu ek göstergelerin emekli keseneğine temel alınması kabul edilmiş bulunmakta ve böylece burada da ikinci bir ayrım yaratılmış olmaktadır.

Aslında bu düzenlemenin, söz konusu ek 1. maddenin esasına ve genel kuralına uygun olduğunda kuşku yoktur. Çünkü maddenin birinci fıkrasında yer alan bu konudaki genel kural, kazanılmış Hak olarak alınan aylığın, emeklilik keseneğine ve bu yoldan da emekliliğe esas olan. aylığın saptanmasına temel olmasıdır. Maddenin son fıkrasının son cümlesindeki (saklı tutma) hükmü ile yapılmış olan da bundan ibarettir.

Ancak açıklanan şu niteliği ile hukuka ve bütün Devlet görevlileri için kabul edilmiş bulunan genel kurala uygun bulunan bu düzenleme, itiraz konusu fıkranın birinci cümlesi hükmü karşısında yeni bir eşitsizliğe yol açmaktadır. Şöyle ki :

Fıkranın son cümlesi ile general ve amirallerin emeklilik keseneklerine ve emekli aylıklarının bağlanmasına esas olan aylıkların tesbitinde, iki bölümden oluşan aylık göstergelerinin tümü hesaba katılırken, aynı fıkranın ilk cümlesi ile, aylık göstergeleri bunlar gibi iki bölümden oluşan ve her iki bölümün toplamını da onlar gibi kazanılmış hak olarak alan hâkimlerin aylık göstergelerinden yalnız bir bölümü emeklilik keseneğinin hesabında ve dolayısiyle emekli aylığı bağlanmasına esas aylığın saptanmasında gözönünde tutularak öteki bölümü hesap dışı bırakılmaktadır. Aradaki eşitsizliğin elle tutulur derecede açık bulunduğu ortadadır.

Özetlemek gerekirse; herhangi bir Devlet görevlisi kümesine, artılı gösterge üzerinden emekli aylığı ödenmesini sağlayacak bir kuraldan, gördükleri işin ve yüklendikleri sorumun Anayasa açısından özel önemi az önce (Yukarıda 3. bentte) belirtilen hâkimlerin yararlandırılmamış olması, herhangi bir haklı nedenle açıklanamaz bir ayrım ortaya çıkarır ve Anayasa'nın 12. maddesine aykırı düşer.

5-

Tartışma konusu ek maddenin son fıkrasının ilk cümlesi, 1425 sayılı Yasa

tasarısının Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında konulan ve ek göstergelerin

emekli keseneğine temel tutulmasını öngören kuralın değiştirilmesi amacı ile

Cumhuriyet Senatosunda konulmuş ve sonradan Millet Meclisince de benimsenerek

yasalaşmıştır. Cumhuriyet Senatosunda tasarıyı inceleyen geçici komisyon

raporunda "1327 sayılı Kanunla bazı görevler için ilgili memuriyetlerin

yönetim sorumluluğu ve Devlet için taşıdıkları önem gözönünde bulundurularak

uygulanması öngörülen ve müktesep hak teşkil etmeyeceği açıkça belirtilen ek

gösterge sisteminin yönetim sorumluluğu bulunmayan emeklilerin bazılarının

aylıklarında dikkate alınmasının sakıncaları üzerinde durulmuş; müzakereler

sonucunda, 657 sayılı Kanunun espirisine, eşitlik ve genellik prensiplerine

aykırı görülen ve tasarıya Millet Meclisinde eklenen ek göstergelerle ilgili

hükümlerin metinden çıkarılması ve sadece müktesep hakların mahfuz tutulması

kararlaştırılmıştır." (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, cilt 65, S.

Sayısı 1605, sayfa 2 ve sonrası) denilmektedir. Tartışma konusu kuralın 1327

sayılı Yasa'nın yukarıda anılan 43. maddesinin dördüncü fıkrasının a bendinde

düzenlenen geçici nitelikteki ek göstergelerle bir ilgisi bulunmadığı için

gerekçede neden dolayı bundan söz edildiği anlaşılamadıktan başka yönetim

sorumu bulunmayan emekli general ve amiraller için kabul edilmiş bir kuralın

neden ötürü emekli hâkimler için kabul edilmediğini açıklamaya dahi raporda

yazılı olanlar hiçbir zaman yeterli görülemez. Hâkimler ve onlar gibi aylık

alanlar için ek göstergeler yukarıdaki bentlerde açıklandığı üzere kazanılmış

bir hakkı oluşturmaktadır; öteki Devlet memurlarında emekli keseneğinin

kazanılmış hak üzerinden kesilmesi kabul edilmiş iken hâkimler için bu kuraldan

ayrılmanın eşitliği sağlama düşüncesi ile bağdaştırılması mantık ve hukuk

açısından olanak dışıdır; çünkü yukarıda 2. bentte de belirtildiği üzere ortaya

tam bir eşitsizlik çıkmaktadır ve bu eşitsizliğe eşitlik adı verilmektedir.

6- Yukarıdan beri açıklananlarla varılan sonuç şudur : Sınırlama kararı uyarınca incelenen itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 12. maddesine aykırılığı dolayısiyle iptali gerekir.

7- 1425 sayılı Yasa ile T. C. Emekli Sandığı Kanununa konulan ek 1. maddenin son fıkrasının ilk cümlesinin iptali öngörüldüğüne göre bu fıkranın ikinci cümlesinin uygulama yeri kalmamaktadır; anılan ikinci cümlenin dahi Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu ve yargılama usullerini düzenleyen 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasa'nın 28. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptali gerekmektedir.

Gerçekten

926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununu değiştiren 1323 sayılı

Yasa'nın göstergelerle ilgili kurallarına göre orada anılan görevlilere ayrılan

artı sayılı göstergeler kazanılmış hak niteliğinde bulunduğundan, o kimseler

için dahi ek birinci maddenin ilk fıkrası uyarınca aylıklarının tümü üzerinden

kesenek alınması zorunludur. Ancak iptali öngörülen kural ile göstergelere

eklenen sayıların emeklilik keseneğine temel aylığın saptanmasında gözönünde

tutulmayacağı ilkesi konulmuş olduğu için emeklilik kesenekleri ve dolayısiyle

emeklilik aylıkları bakımından durumlarında duraksama beliren general ve

amirallerin keseneklerinin aylıklarının tümü üzerinden hesaplanacağını

bildirmek üzere söz konusu ikinci cümlenin son fıkraya eklenmesi zorunlu

görülmüştür. İptal ile ortaya çıkacak hukukî durum karşısında böyle bir kurala

artık yer kalmıyacağından ikinci cümle kuralı yasal düzende boş yere duran ve

uygulama olanağı kalmayan bir kural niteliğine bürünmektedir.

E)

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- 8/7/1971 günlü, 1425 sayılı (5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa ek ve geçici maddeler eklenmesine ve bu kanun ile diğer kanunların bazı hükümlerinin değiştirilmesine ve kaldırılmasına dair Kanun) un ikinci maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa konulan ek 1. maddenin son fıkrasındaki (Derece ve kademe göstergelerine eklenen rakamlar, emeklilik keseneğine esas aylığın tesbitinde nazara alınmaz) kuralının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline esasta oybirliği ve gerekçenin bir bölümünde Muhittin Gürün'ün karşı oyu ile ve oyçokluğiyle;

2- Aynı fıkradaki (Ancak 14/8/1970 tarihli ve 1323 sayılı Kanunun ek göstergelerle ilgili hükümleri saklıdır.) kuralının 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin son fıkrası uyarınca iptaline oybirliğiyle 24/2/1972 gününde karar verildi.

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap Arıç

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

Üye

Mustafa Karaoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Yukarıdaki kararın "d - esasın incelenmesi)" bölümünün 2 No. lu bendinin sonlarında ve 5 işaretli bendinde; 1327 sayılı Kanunun ek geçici 8. maddesindeki (artılı gösterge) niteliğini taşımıyan hükümlerden sözedilirken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1327 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle değiştirilen 43 üncü maddesindeki artılı gösgelerin de kazanılmış hak olmadıkları öne sürülerek emeklilik keseneğinin hesabında bunların nazara alınmayacakları belirtilmektedir.

Bu görüş, aşağıdaki nedenlerle doğru değildir :

l-

657 sayılı Kanunun değişik 43 üncü maddesi ile, genel idare sınıfının l - 4

üncü derecelerine dahil bazı görevler için ilgili memuriyetlerin yönetim

sorumluluğu ve Devlet için taşıdıkları önem gözönünde bulundurulmak suretiyle

işgal edilen kademelerin gösterge rakamlarına 50, 100, 150, 200 rakamlarının

eklenmesi suretiyle bulunacak (Gösterge rakamları) üzerinden ödeme yapılacağı

kabul edilmiştir. Hangi memuriyetlerin bu artılı göstergelerden ayrık

olacağının tayini yetkisi Bakanlar kuruluna verilmiştir. Artılı gösterge

üzerinden aylık alanların kendi kadro ve derecelerini muhafaza edecekleri ve bu

miktarlar üzerinden aylık alanları için bu ödemelerin terfi bakımından müktesap

hak sayılmayacağı, maddede ayrıca belirtilmiştir.

Maddenin hükümlerinin, söz konusu ek geçici 8 inci madde ile karşılaştırılmak suretiyle, incelenmesinden çıkan sonuç şudur :

a - Bakanlar Kurulunca bu gibi memuriyetlerden birisine artılı gösterge uygulanması kabul edilmesiyle birlikte kadrodaki memurun aylık göstergesi, genel göstergenin eklenen rakam ile birlikte toplamından ibarettir. Madde metninde bu toplamın, memurun aylık göstergesini teşkil ettiği, ek geçici 8 inci maddeye nazaran daha açık bir şekilde ifade edilmiştir. Zira ek geçici 8. maddede bu toplam : (... ilâve edilecek ... rakamından sonra bulunacak sayı...) deyimiyle ifade edildiği halde, sözü geçen 43. maddede (... rakamlarının eklenmesi suretiyle bulunacak gösterge rakamları...) denilmek suretiyle bu toplamın bu memurların aylıklarının göstergesini teşkil ettiği açıkça ortaya konulmuştur.

b - Söz konusu 43. maddeye göre artılı göstergeden aylık alanlar kendi derece ve kadrolarını muhafaza ettikleri gibi ek geçici 8. maddeye göre artılı gösterge üzerinden aylık alanlar da kendi kadro ve derecelerini muhafaza ederler. Yani artılı gösterge, her iki gruptaki görevlilere de kadro ve derece bakımından bir hak vermemektedir.

c - Haklarında 43. madde uygulananlara, söz konusu artılı göstergelerin terfi bakımından müktesep hak sayılması mümkün olmadığı gibi ek geçici 8. maddeye göre artılı gösterge alanlar için de bu miktarlar terfi bakımından kazanılmış hak doğurmazlar.

Yani

ek geçici 8. maddede sayıların terfilerine de, artılı gösterge rakamlarının

toplamının karşıtı olan derece ve kademeler esas tutulamaz. Esasen bu toplam

göstergeler, tesadüfi olarak uygun düşen bir ikisi hariç., kanundaki derece ve

kademe genel göstergelerinin tam karşılığı da değillerdir. Buna göre bunların

terfileri söz konusu oldukta artışız gösterse rakamlarına göre işlem yapılır.

İlâve gösterge rakamı, bunların aylıklarının ödenmesinde hesaba katılacak bir

unsurdur. Bir başka deyimle bunlar bakımından da kazanılmış hakkın esas konusu,

görevlerinin derece ve kademeleridir bu derece ve kademeler karşılığı olarak

kabul edilmiş bulunan artılı göstergelerin uygulanması suretiyle ödenecek aylık

miktarları da dolayısiyle kazanılmış hak teşkil ederler.

43. maddede söz konusu olanlar için de bu konular aynı niteliktedir. Aradaki tek fark, artı göstergenin, evvelkiler için kanunla uygulanmış olmasına karşı bunlara, kanundaki yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu karariyle verilmiş bulunmasından ibarettir.

1425 sayılı Kanunun ek I. maddesinin birinci fıkrasiyle kabul edilen genel kural, emeklilik keseneklerine, personel kanunları gereğince görevlilerin kazanılmış hak olarak aldıkları rütbe, kıdem, derece ve kademelerin gösterge rakamlarının kat sayı ile çarpımı sonunda bulunacak aylık miktarlarının esas alınmasıdır.

Gerek 1327 sayılı Kanunun ek geçici 8. maddesine göre, gerekse 657 sayılı Kanunun 43. maddesine göre aylık alanların, personel kanunları gereğince kazanılmış hak teşkil eden birer derece ve kademeleri vardır. Bunlardan birincilerin kanuna göre, ikincilerin de Bakanlar Kurulu kararı ile saptanmış artılı göstergeleri bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu Kararı devam ettiği sürece bu artılı göstergelerin, ödenen aylık miktarları bakımından kazanılmış bir hak doğurdukları kuşkusuzdur.

Ek geçici 8. madde ile kabul edilmiş bulunan artılı gösterge sistemi de sadece o görevlere münhasır olup bu maddede yazılı olanların öteki kamu görevlerine, artılı göstergeleriyle değil, genel gösterge rakamları ile geçmeleri mümkün olduğundan buradaki kazanılmış hak durumunun da yalnız ek geçici 8. madde de, yazılı görevlerde kalındığı müddetçe geçerli bulunduğu meydandadır. Sadece bu nitelik bile aradaki benzerliği açık olarak göstermeğe yeterlidir.

Bu nedenlerle 1425 sayılı Kanunun ek I. maddesindeki emekliliğe esas tutulacak aylık bakımından, 657 sayılı Kanunun 43. maddesinde yer alan artılı göstergeler ile 1327 sayılı Kanunun ek geçici 8. maddesinde sözü edilen artılı göstergeler arasında bir nitelik farkı bulunduğunu öne sürmek mümkün değildir.

2- Yukarıki kararda, artılı göstergesi olan general ve amirallerle aynı suretle artılı göstergeleri bulunan hâkimler arasında emekliliğe esas tutulan aylık bakımından yapılmış olan farklı düzenlemenin Anayasa'nın eşitlik ilkesini zedelediği öne sürülürken, öte yandan bunlar gibi artılı gösterge üzerinden aylık alan 43. madde konusuna giren görevliler hakkında tamamen tersi bir görüşün savunulduğu görülmektedir. Bu durumun, ortaya koyduğu çelişki bir yana, kararda dayanılan Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesiyle bağdaştırılması da mümkün değildir. Zira ortada bu biçimdeki farklı düzenlemeyi gerekli kılan haklı bir neden yoktur.

3-

Nihayet konu, Anayasa'nın 48. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkı ve bu

hakkın uygulamasını sağlayan sosyal sigorta esaslariyle ilişkilidir. Kamu

görevlilerinin emeklilik haklan, T. C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleriyle

düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemenin sosyal güvenlik ve sosyal sigorta

esas ve prensiplerine uygun biçimde yapılması zorunluğu ortadadır. Anayasal bir

hakkın sigorta esaslarına uygun olarak düzenlenmesi söz konusu olunca da

kişinin kazancının tümü üzerindeki, saptanacak belli nisbetlere göre işlem

yapılmasından daha tabiî bir şey olamaz. Kaldıki bu düzenlemede de kişiler

arasında Anayasa'nın 12. maddesinde öngörülen eşitliğin saklı tutulması

gerekir. Yani aynı kazanç sahibi kişiler arasında, sağlanacak haklar bakımından

farklılık yaratılması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1327 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilen 43. maddesi gereğince artılı gösterge üzerinden aylık alan kamu görevlileriyle ilgili olarak yukarıki kararda öne sürülen görüşlere karşıyım.

Üye Muhittin · Gürün Üye Lütfi · Ömerbaş Üye Şevket · Müftügil Üye Muhittin Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1972/4, K. 1972/11, 24 Şubat 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. A)
  4. Olay
  5. C)
  6. Metinler
  7. C)
  8. İlk İnceleme
  9. D)
  10. Esasın İncelenmesi
  11. E)
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1972/4
Karar No
1972/11
Tarih
24 Şubat 1972

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1971/48 K.1972/12
  • AYM Norm Denetimi E.1972/9 K.1972/13
  • AYM Norm Denetimi E.1972/12 K.1972/16
  • AYM Norm Denetimi E.1971/56 K.1972/17
  • AYM Norm Denetimi E.1972/10 K.1972/14
  • AYM Norm Denetimi E.1972/11 K.1972/15

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.